MAGAZİN - 17 Ağustos 2023 Perşembe 09:40

Burası Serengeti değil Erzurum Ovası

A
A
A

Erzurum’a birkaç kilometre uzaklıktaki Söğütlü köyündeki mandaların doğal ortamında beslenmeleri sonrası dere içinde geçirdikleri keyifli dakikalar, Tanzanya'nın Serengeti Milli Parkı'nı akıllara getiriyor. Sıcaktan bunalan mandalar saatlerce sudan çıkmıyor.

 Erzurum şehir merkezine yaklaşık 18 kilometre uzaklıktaki Söğütlü köyü, efsaneleri ile dilden dile dolaşan balıklı gölü ve başta lahana olmak üzere yetiştirdiği yeşilliklere tanınan bir köy. Söğütlü köyü, bu iki özelliği yanında sahip olduğu mandalarla da ilgi odağı haline geldi. Köyde yetiştirilen yüzlerce mandanın özellikle sütü ve sütünden yapılan yoğurt ile peynir adeta yok satıyor. Havaların çok sıcak olması nedeniyle birkaç saatlik otlamadan sonra dereye akın eden mandaların banyosu saatlerce sürüyor.

Burası Serengeti değil Erzurum Ovası

“Dededen kalan bir meslek”

Manda yetiştiriciliğinin köylerinde çok geçmiş bir tarihe sahip olduğunu anlatan Söğütlü Köyü Muhtarı Seyfettin Küçükler, bölgede kendilerinden başka bu büyüklükte bir sürüye sahip köyün olmadığını belirterek, “Manda yetiştiriciliği zor bir iş. Özellikle son yıllarda artan hava sıcaklıkları nedeniyle güçlükler yaşıyoruz. Mandaların en büyük ihtiyacı otlanma ile birlikte su alanları. Yetkililer bölgede su ile alakalı planlama ve projeler yaparken mutlaka mandaların su ihtiyacını da düşünmek zorunda. Yoksa bu geçim kaynağımız olan iş de kaybolup gider. Dededen, atadan bize kalan manda yetiştiriciliğini devam ettirmeye çalışıyoruz. Uzmanlar manda sütünün büyük yararı olduğunu söylüyorlar. O yüzden sağım zamanı bazen köyde kuyruklar oluyor. Manda sütünü aynı zamanda yoğurt ve peynir olarak değerlendiriliyoruz” dedi.

Burası Serengeti değil Erzurum Ovası

“Su banyosu en büyük keyfi”

Yaklaşık 130 mandaya çobanlık yapan Çoban Ali Güner, işini severek yaptığını anlatarak, “Her sabah köydeki mandaları meydanda topluyorum ve çayırlarda otlatıyorum. Bunlar bütün köyün hayvanları. Elbette mandaların en büyük ihtiyacı su ve su banyosu. Bu olmazsa olmaz. Çok keyif alıyorlar. Su banyosunun zamanını mandalar ayarlıyor. İhtiyaçları olduğunu anlıyorum ve dere kenarına götürüyorum. Sudan ne zaman çıkacaklarına yine onlar karar veriyor. Serinlemek ve su içinde olmak onlara keyif veriyor. Ben de onları izleyerek dinleniyorum. Hayvanların suya girmesi süt verimini artırıyor. Suda temizleniyorlar” diye konuştu. 

Burası Serengeti değil Erzurum Ovası

Nihat Kılıçoğulları - Mehmet Emin Kızılca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Traktörün giremediği zeytinlikte üretim atlarla sürüyor Aydın’ın Efeler ilçesinde engebeli arazide traktörün giremediği zeytinlikte üretici Hidayet Doğan, toprağı atlarla sürerek tarımsal üretimini sürdürüyor. Modern tarım teknolojilerinin yaygınlaşmasına rağmen bazı üreticiler, arazinin şartlarına göre geleneksel yöntemlerle üretim yapmaya devam ediyor. Saha çalışmalarına devam eden Efeler İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de Horozköy Mahallesi’nde yapılan ziyaret sırasında üretici Hidayet Doğan’ın zeytinlikte atlarla çift sürdüğünü gördü. Son yıllarda tarımda dron ile zirai mücadele, otomatik dümene sahip traktörler gibi teknolojilerin kullanımının arttığına dikkat çekilirken, özellikle engebeli ve traktörün çalışmasının zor olduğu arazilerde geleneksel yöntemlerin hala önemini koruduğu belirtildi. Efeler İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan paylaşımda, üreticilerin arazi şartlarına göre farklı yöntemleri değerlendirerek üretimlerini sürdürdükleri ifade edilirken, paylaşımda "Traktörün çalışamayacağı engebeli arazilerde elbette başka bir seçenek yok. Üreticilerimiz bütün seçenekleri değerlendiriyor ve üretimlerine devam etmek için tüm imkanlarını kullanıyor. Üreticilerimizin her durumda yapabilecekleri bir şey var. Bütün seçenekleri değerlendiriyorlar ve üretimlerine devam etmek için bütün imkanlarını kullanıyorlar. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz" ifadeleri yer aldı.
Tunceli Direksiyon başında bir kadın: 15 yıldır servis şoförlüğü yapıyor Tunceli’de yaşayan 54 yaşındaki servis şoförü Hanım Yıldırım, 15 yıldır direksiyon başında verdiği hayat mücadelesiyle çevresine örnek oluyor. Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde yaşayan 54 yaşındaki Hanım Yıldırım, 15 yıldır öğrenci servis şoförlüğü yaparak geçimini sağlıyor. Yıllardır ilçenin dağlık ve engebeli yollarında öğrencileri okula taşıyan Yıldırım, servis şoförlüğünün yanı sıra köyde yaşayan vatandaşların ihtiyaç duyduğu anlarda da aracını seferber ediyor, acil durumlarda hastaları ilçeye ulaştırarak da destek oluyor. Küçük yaşlarda yaşadığı zorluklardan etkilenerek direksiyon başına geçme hayali kurduğunu anlatan, yaşadığı zorluklara rağmen mesleğini sürdürdüğünü ifade eden Yıldırım, kadınların hayatın her alanında var olabileceğini vurguladı. Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Hanım Yıldırım ile yaptığı görüşmede konuya ilişkin "Bir hanımefendinin gerçekten isterse neler yapabilir sorusunun ete kemiğe bürünmüş halisin" diye konuştu. "Kadın isterse her şeyi yapar" Küçükken yaşadığı olayların araç kullanma konusunda kendisini teşvik ettiğini belirten Hanım Yıldırım, kadınların istediklerinde her şeyi yapabileceklerini ifade etti. Yıldırım, "15 yıldır öğrenci servisliği yapıyorum, bir ara yolcu da taşıyordum. Şu an öğrenci servisliği yapıyorum. Geçen sene 2 sefer yapıyordum. Bu sene tek sefer yapıyorum. Bana emanet çocuklar var, onları getirip götürüyorum. Zor da olsa yapmak zorundayım. Hayat mücadelesi. Ekmeğimi kazanıyorum. Çok zor, çok kötü günler geçirdim. Çok zor günler geçirdim ama yapıyorum. Bütün kadınlar hiçbir şeyden korkmasınlar, yapsınlar. Kadın isterse her şeyi yapar. Bu mesleğe başlamamın sebebi çocuklukta, arabanın olmadığı bir zamanda hastalar vardı. Cenaze şeklinde bir şey bağlayıp götürüyorlardı. Onlar beynimde bir iz bıraktı. ‘Büyüyüp araba alacağım, ben de bir hastayı kurtarabilirim’ diyordum. Gördüğüm şeylerden, hayatın bana gösterdiği şeylerden dolayı bu yola girdim" şeklinde konuştu. "Buraya 10 tane erkek, araba koysunlar ben onlardan önce zinciri bağlarım" Yıllar içinde çevresindeki vatandaşların da güvenini kazandığını belirten Hatun Yıldırım, muhtemel bir hastalık durumunda yardım ettiğini, elinden geleni yaptığını söyledi. Yıldırım, "Buraya 10 tane erkek, araba koysunlar ben onlardan önce zinciri bağlarım. Kendimi özgür hissediyorum. İstersem her şeyi yaparım. Yeri geldiğinde traktörümü kullanıyorum, odun götürüyorum. Her şeyi yapıyorum. Direksiyon başına geçtiğim zaman kendimi özgür hissediyorum. Her ihtiyacımı görüyorum. Bir şey olduğunda hemen ilçeye gidiyorum. Bir hasta olsa ilçeye getiriyorum. Köylünün de bana karşı bir durumu var ‘sen bize bir güçsün’ diyorlar, bir şey olduğunda beni çağırıyorlar. Doğum olsa hastaneye götürüyorum, bir kadın olarak yanında oluyorum. Kadınlar korkmasın, kendini ezdirmesinler. Kadınları öldürmesinler. Kadınların yapmayacağı şey yoktur. Kadın, evin hem dışında hem de içinde her şeyi yapandır. Kadının kıymetini bilsinler. Kadınların, istediği her şeyi yapacaklarsa hepsinin yolu açık olsun, korkmasınlar. Ben bir kadınım tek başına ayakta durmayı biliyorsam herkes de bilir" dedi.