EKONOMİ
Eskişehir sanayisi gücünü üretimden ve teknolojiden almaya devam ediyor 17 Mayıs 2026 Pazar - 15:13:21 Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş açıklanan ihracat rakamları ile ilgili değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaşarak, "Eskişehir’imizin ihracatta ortaya koyduğu güçlü performans bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. İhracatımızın nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,8 artarak 397 milyon dolara, ocak-nisan döneminde ise yüzde 5,9 artışla 1,37 milyar dolara yükselmesi Eskişehir sanayisinin sürdürülebilir büyüme iradesinin somut bir göstergesidir" dedi. Kesikbaş yaptığı açıklamada, "Bugün küresel ekonomide belirsizliklerin, bölgemizde ise jeopolitik risklerin yoğun şekilde hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Böylesine hassas bir süreçte Türk sanayicisi her şartta üretmeye, yatırım yapmaya, ihracat gerçekleştirmeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir. Eskişehir sanayisi de bu direncin ve vizyonun en güçlü temsilcilerinden biridir. Özellikle coğrafyamızda yaşanan gelişmeler, stratejik sektörlerin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu noktada havacılık ve savunma sanayisi, teknolojik bağımsızlık ve milli güvenlik açısından kritik bir konumdadır. Eskişehir’in sahip olduğu bilgi birikimi, mühendislik altyapısı ve üretim kültürüyle bu alanlarda Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz. Bundan sonraki süreçte hedefimiz; yalnızca üretim hacmiyle büyüyen değil, yüksek teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek, nitelikli üretim anlayışıyla gelişen bir Eskişehir sanayisi oluşturmaktır. Geleceğin rekabeti; bilgiyle, inovasyonla, dönüşümle ve insan kaynağıyla şekillenecektir. Bu topraklarda akıl ve alın teriyle çalışan, üreten, emek veren herkesin ortaya koyduğu çaba, Eskişehir’in geleceğine duyulan inancın en güçlü göstergesidir. Şehrimizin sanayisine güç veren tüm çalışanlarımıza, sanayicilerimize ve emekçilerimize gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:56 Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Bayraktar’dan zarar gören çiftçilere ziyaret Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gaziantep’te yaşanan dolu ve fırtınadan etkilenen bölgeleri ziyaret ederek çiftçilere geçmiş olsun temennisinde bulundu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gaziantep’te iki hafta önce meydana gelen sağanak, dolu ve şiddetli rüzgarın aynı anda etkili olduğu "süper hücre" fırtınasının çiftçilere verdiği zararı yerinde incelemek üzere kente geldi. Bayraktar, bölgedeki ziraat odası başkanları ve ilgililerle Çaybeyi Mahallesi’ndeki fıstık bahçelerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar, Gaziantep’te etkili olan olumsuz hava şartları nedeniyle 380 bin dekar alanın zarar gördüğünü, hububat, baklagil, zeytin, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerin etkilendiğini ifade etti. Bayraktar, "Türkiye’de etkili olan yağışlar neticesinde yer altı sularımız beslendi. Bunun sonucunda Türkiye’de kuraklık tehdidi kalkmış durumda. Hububat başta olmak üzere olumlu etkileyecek. Bu sene buğdayda üretimin 22-23 milyon tona çıkmasını bekliyoruz" dedi. Olumsuz hava şartlarının tarımsal alanlara zarar verdiğini ifade eden Bayraktar, "Sadece Gaziantep’te değil, 65 ilimizde don etkili oldu. Bu durum tarımsal üretime büyük zarar verdi. Kuraklık afetiyle karşı karşıya kaldık ve birçok ilimizde üretim olumsuz etkilendi. Sel ve su baskınları sonucu birçok ürünümüz zarar gördü. Binlerce dekar arazi sular altında kaldı. Sadece sel değil, don felaketinden etkilenen illerimizi de gezdim. Son günlerde dolu afeti de üretime zarar vermeye başladı. Dolu dışında hortumla da karşı karşıya kaldık. Gaziantep’te hem dolu hem hortum yaşandı" şeklinde konuştu. "9 ilçesinde yaklaşık 8 bin 310 çiftçi etkilendi" Gaziantep’in 9 ilçesinde yaklaşık 8 bin 310 çiftçinin yaşanan afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, "380 bin dekar alan zarar görmüş durumda. Hububat, baklagil, zeytin, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerimiz etkilendi. Kesin hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor. Gaziantep’te tarım sigortası oranının düşük olduğunu görüyoruz, şu an yaklaşık yüzde 18 seviyesinde. Ürünlerin zarar görmesi nedeniyle önümüzdeki 2-3 yıl verim kaybı yaşanabilir. Bu kayıpların karşılanmasını talep ediyoruz. Üreticimize sahip çıkma ve sahada kalmasını sağlama zamanıdır" ifadelerini kullandı. Araban Ziraat Odası Başkanı Hasan Altun ise, Bayraktar’a teşekkür ederek çiftçilerin zarar gördüğünü ve yetkililerin çiftçilere destek vermesini istedi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:51 Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Genç: "Türkiye’nin Afrika’da tercih edilmesinin nedeni yaklaşımının ortak çıkara dayanması" Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, "Türkiye’nin Afrika’da giderek daha fazla tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri, Türkiye’nin karşılıklı saygıya, ortak çıkara ve uzun vadeli işbirliğine dayanan yaklaşımı" dedi. Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, Türkiye Afrika küresel ekonomik iş birliğini değerlendirdi. Türkiye’nin, Afrika Boynuzu’nda sadece bir yardım koridoru değil, küresel sistemin kurallarını belirleyen bir güç haline geldiğini aktaran Genç, Türkiye’nin, Afrika’ya sadece yatırım yapan bir ülke değil; aynı zamanda üretim tecrübesini paylaşan bir ülke olduğuna dikkati çekti. Afrika ile Türkiye arasındaki ilişkilerin artık klasik ticaret ilişkilerinin çok ötesine geçtiğinin altını çizen Genç, "Bugün Afrika ülkeleri yalnızca ürün satın alan ya da ham madde ihraç eden ekonomiler olmak istemiyor. Sanayileşmek, üretmek, teknoloji geliştirmek ve küresel tedarik zincirlerinde daha güçlü bir yer edinmek istiyorlar. Türkiye’nin yaklaşımı da tam olarak bu noktada Afrika’da karşılık buluyor. Çünkü Türkiye, Afrika’ya sadece yatırım yapan bir ülke değil; aynı zamanda üretim tecrübesini paylaşan, ortak kalkınma vizyonu sunan güvenilir bir ortak olarak görülüyor" diye konuştu. "Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkiler sadece ithalat ve ihracattan ibaret değil" Cezayir ile Türkiye arasında gelişen ilişkilerin bu yeni dönemin en önemli örneklerinden biri olduğunu savunan Genç, "Cezayir sadece enerji kaynakları açısından değil, Avrupa ile Afrika arasında stratejik bir geçiş noktası olması nedeniyle de çok kritik bir ülke. Bugün Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkiler sadece ithalat ve ihracattan ibaret değil. Ortak sanayi bölgeleri, enerji yatırımları, altyapı projeleri ve üretim işbirlikleri üzerinden daha derin ve uzun vadeli bir ortaklık modeli inşa ediliyor" değerlendirmesine bulundu. "Türkiye enerji koridorlarının merkezinde bulunan bir ülke" Genç, enerji alanındaki iş birliğinin gelecek dönemin en stratejik başlıklarından biri olacağını belirterek, "Dünya artık enerji güvenliğini yeniden tanımlıyor. Cezayir doğal gaz ve LNG kapasitesiyle önemli bir enerji üreticisi konumunda. Türkiye ise enerji koridorlarının merkezinde bulunan bir ülke. Bu nedenle iki taraf arasındaki iş birliği sadece enerji ticareti değil; petrokimya, yenilenebilir enerji ve hatta yeşil hidrojen gibi alanlara doğru genişliyor" ifadelerine yer verdi. Afrika ülkelerinin güvenlik alanında da yeni ortaklık modelleri aradığı sözlerine ekleyen Genç, "Türkiye burada sadece savunma ürünü satan bir aktör olarak değil; eğitim veren, teknoloji paylaşan ve kapasite geliştiren bir ortak olarak öne çıkıyor. Özellikle sınır güvenliği, terörle mücadele, deniz güvenliği ve savunma sanayi alanındaki iş birlikleri önümüzdeki dönemde daha da derinleşecektir" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin üretim kapasitesi ile Afrika’nın genç iş gücü birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ekonomik sinerji çıkabilir" Genç, Afrika dünyanın en genç nüfusuna sahip kıtası olduğuna vurgu yaparak, "Bu çok büyük bir potansiyel anlamına geliyor. Türkiye’nin üretim kapasitesi ve sanayi deneyimi ile Afrika’nın genç iş gücü birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ekonomik sinerji çıkabilir. Tekstil, tarım teknolojileri, gıda işleme, sağlık sanayisi ve lojistik gibi alanlarda ortak üretim modellerinin yaygınlaşacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri yalnızca ticaret hacimleriyle konuşulmayacak" Afrika ülkelerinin küresel sistemde tek bir merkeze bağımlı olmak istemediğinin altını çizen Genç, sözlerine şu şekilde devam etti: "Daha dengeli, daha eşitlikçi ve karşılıklı kazanca dayalı ortaklıklar arıyorlar. Türkiye’nin Afrika’da giderek daha fazla tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri de budur. Türkiye’nin yaklaşımı karşılıklı saygıya, ortak çıkara ve uzun vadeli iş birliğine dayanıyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri yalnızca ticaret hacimleriyle konuşulmayacak. Enerji güvenliği, teknoloji transferi, ortak üretim, lojistik koridorları ve bölgesel istikrar gibi çok daha stratejik alanlarda yeni bir döneme giriyoruz. Bu ilişki artık sadece ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir ortaklık niteliği taşımaya başlamıştır."
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:45 İnegöl Belediyesi Modern Hayvan Pazarı, yüzde 100’e ulaştı Kurban Bayramı’na 10 gün kala İnegöl Belediyesi Modern Hayvan Pazarında ülkenin dört bir yanından gelen kurbanlıklarla doluluk oranı yüzde 100’e ulaşırken, hayvanların ise yüzde 65’inin satıldı. Modern pazarda sunulan imkanlarla hem satıcı hem alıcının memnuniyet duyması dikkat çekti. Kurban Bayramı’na sayılı günler kala İnegöl Belediyesi Modern Hayvan Pazarı’nda yoğunluk en üst seviyeye ulaştı. Türkiye’nin farklı illerinden gelen besicilerin buluşma noktası haline gelen modern hayvan pazarı, bu yıl da hem satıcılardan hem vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Muş, Kars, Ardahan, Erzurum, Bayburt, Bilecik, Eskişehir ve çevre ilçelerin yanı sıra İnegöllü esnafların da yer aldığı pazarda tüm alanlar dolarken, satışa sunulan kurbanlıkların yaklaşık yüzde 65’inin şimdiden alıcı bulduğu belirtildi. Vatandaşların güvenli ve sağlıklı şekilde kurbanlık alışverişi yapabilmesi için tüm detayların titizlikle planlandığı İnegöl Belediyesi Hayvan Pazarı; modern yapısı, hijyenik ortamı ve sunduğu imkanlarla hem alıcıları hem satıcıları memnun ediyor. Pazara giriş yapan tüm hayvanların sağlık kontrolleri, küpe ve evrak denetimleri gerçekleştirilirken, veteriner kontrollerinden geçen hayvanlar satış alanına kabul ediliyor. Kurban kesim süreçlerinin de düzenli şekilde yürütülmesi amacıyla büyükbaş hayvanlar için 8 ayrı kesim noktası bulunuyor. Kesilen kurbanlıkların 4 parçaya ayrılarak teslim edildiği sistemde, vatandaşların etlerini özel araçlarına daha rahat taşıyabilmeleri için İnegöl Belediyesi tarafından et taşıma aracı hizmeti de sunuluyor. Kesim sırasını bekleyen vatandaşlar için sosyal alanların da düşünüldüğü pazarda çay ocağı ve dinlenme alanlarının yer aldığı sosyal tesisler hizmet verirken, pazarın hemen yanında bulunan yeşil alanda ise dileyen vatandaşlar kendi kurban kesimlerini gerçekleştirebiliyor. İnegöl Belediyesi’nin modern şehir vizyonunun önemli projelerinden biri olarak hizmet veren hayvan pazarı, Kurban Bayramı öncesinde bölgenin en önemli ticaret merkezlerinden biri haline geldi. Belediye Başkanı Alper Taban da Kurban Bayramı öncesi pazardaki hareketliliğe ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Modern Hayvan Pazarımızda çok güzel bir hareketlilik yaşanıyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen besicilerimizi İnegöl’ümüzde ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Tüm satıcılarımıza hayırlı, bereketli ve bol kazançlı bir sezon diliyorum. Vatandaşlarımızın güvenli, sağlıklı ve düzenli bir ortamda kurbanlık alışverişlerini yapabilmeleri adına tüm çalışmalarımızı tamamladık. Tüm hemşerilerimizi Modern Hayvan Pazarımıza davet ediyorum. Ayrıca vatandaşlarımızın ulaşım konusunda kolaylık yaşamaları adına 612T hattımız da hayvan pazarı seferlerine başladı."
Kilisli genç usta, sabun üretimini 4. kuşak usta olarak sürdürüyor
12 Ekim 2025 Pazar - 15:38 Kilisli genç usta, sabun üretimini 4. kuşak usta olarak sürdürüyor Osmanlı döneminden bu yana sürdürülen sabun üretimini 4. kuşak olarak devam ettiren 26 yaşındaki Abdulmecit Teksabuncu, Kilis’te ürettiği doğal sabunları dünyanın farklı ülkelerine gönderiyor. Kilis’te yaşayan 26 yaşındaki Abdulmecit Teksabuncu, babasının dedesinin başlattığı sabun üretimini 4. kuşak nesil olarak sürdürmeye devam ediyor. Halep’te 1920 yılında babasının dedesinin başlattığı sabun üretimini, dedesi ve babasının ardından 4. kuşak olarak kendisinin sürdürdüğünü söyleyen Teksabuncu, Kilis’te ürettikleri doğal sabunları Türkiye’nin dört bir yanına satarken, Orta Doğu, Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine de ihraç ediliyor. "Sabun üretimi Halep’te başlamış, biz bu işi bugün Kilis’te sürdürüyoruz’’ Doğal sabun üretimini yıllardır aralıksız devam ettirdiklerini belirten Abdulmecit Teksabuncu, "Bu iş bizimle birlikte 4. kuşağa ulaştı. Babamın dedesine ’Halepli Mehmet Efendi’ derlerdi. Sabun üretimi Halep’te başlamış, biz bu işi bugün Kilis’te sürdürüyoruz. Sabun üretimi el emeği isteyen bir iş. Formül oluşturma, üretim aşamaları ve kalite kontrol çok önemli. Bu yüzden sabır, dikkat ve titizlik şart. Ayrıca ekip çalışması da bu işin olmazsa olmazı" dedi. "Zeytinyağından ürettiğimiz doğal sıvı sabun üzerine denemeler yapıyoruz" Sıvı sabun üretimi üzerine Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını da belirten Teksabuncu, "Sabun işi yapan sıvı sabun da yapabilir ama biz doğal olmayan hiçbir sürece sıcak bakmıyoruz. Zeytinyağından ürettiğimiz doğal sıvı sabun üzerine denemeler yapıyoruz. Henüz piyasaya sürmedik ancak çalışmalarımız devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Çin ve Senegal gibi ülkelerde de sabunlarımız tercih ediliyor" Kilis’te üretilen sabunların yurt dışına da gönderildiğini ifade eden Teksabuncu, "Ürünlerimiz Orta Doğu’da özellikle Irak, İran ve Suriye’ye gidiyor. Avrupa’da ise İtalya, Hollanda ve Almanya’ya ihracatımız oldu. Çin ve Senegal gibi ülkelerde de sabunlarımız tercih ediliyor" dedi. "Sabun üretimi bir anlamda sanattır" Sabun üretiminin hem kimyasal hem de sanatsal bir yönü bulunduğunu belirten Teksabuncu, "Bu işi yapmak isteyenlere eğitim almalarını, araştırmaktan ve denemekten korkmamalarını tavsiye ederim. Kendi markasını kurmak isteyenler için pazarlama ve girişimcilik büyük avantaj sağlıyor. En önemlisi, yaptıkları işi severek yapmalarıdır. Çünkü sabun üretimi bir anlamda sanattır" diye konuştu.
Antalya’da yaz sezonu turizmcilerin beklentilerini karşıladı
12 Ekim 2025 Pazar - 15:35 Antalya’da yaz sezonu turizmcilerin beklentilerini karşıladı Manavgat-Side Turistik Otelciler Birliği (MASTOB) Başkanı Zafer Süral, 2025 turizm sezonunun beklentilerin altında başladığını ancak temmuz ayı itibariyle büyük bir ivme kazandığını belirterek, "Sezon genel olarak beklentileri karşıladı" dedi. Turizmin başkenti Antalya’da 2025 yılı sezonunun güçlü geçtiğini belirten MASTOB Başkanı Zafer Süral, eylül ayı itibarıyla kente gelen turist sayısının 14 milyonu aştığını söyledi. Antalya’ya gelen turistlerin üçte birinin Manavgat’ta konakladığını belirten Süral, "Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy 65 milyon turist, 65 milyar dolar hedefini ortaya koymuştu. Antalya ve Manavgat olarak üzerimize düşeni yaptık diyebilirim" dedi. Temmuz ayının 10’una kadar beklenenin altında bir hareketlilik yaşandığını aktaran Süral, "10 Temmuz’dan sonra tam anlamıyla bir patlama oldu. Eylül sonu itibarıyla 14 milyon turiste ulaştık, hedefimiz 17 milyon. Türkiye genelinde 60 milyon turist hedefleniyor, bunun 17 milyonunu Antalya tek başına getiriyor. Manavgat olarak Antalya’ya gelen turistlerin yüzde 30’unu ağırlamamız gurur verici" ifadelerini kullandı. "Bu yıl sezon uzun olacak" Ekim ayı itibarıyla hava şartlarının elverişli olduğunu ve turistlerin tatillerine devam ettiğini belirten Süral, "Rus ve Avrupa acenteleri ekim ayında ek uçaklar koyuyor. Kasım sonuna kadar sezonun rahat bir şekilde süreceğini öngörüyoruz" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür eden Süral, "Bakanımızın Side’de başlattığı gece müzeciliği ve tarihi aydınlatma projeleri turizme büyük katkı sağladı. Bu yatırımlar sezonun uzamasına da etki etti. Artık sadece deniz, kum, güneş değil; tarih de turist çekiyor" diye konuştu. "Personel sorununu çözmenin yolu turizmi 12 aya yaymak" Süral, turizm sektöründe personel sıkıntısının en önemli sorunlardan biri haline geldiğini vurgulayarak, "Sezonun kısa olması temel etken. Ancak turizmi 12 aya yayabilirsek bu sorun kendiliğinden çözülecektir. Şimdilik yapılması gereken personel için konforlu lojmanlar ve sosyal alanlar inşa etmek. Biz otelciler artık sadece tesis değil, personelimiz için otel standartlarında lojmanlar da yapıyoruz" dedi.
Denizli narı İsrail narının önüne geçti
12 Ekim 2025 Pazar - 15:32 Denizli narı İsrail narının önüne geçti 25 dekar alanda yapılan üretim ile Türkiye’nin 5’inci nar deposu olan Denizli’de 2025 yılının ilk ihracatı yapıldı. Dekarda yaklaşık 2 ton verim alınan narda bu yıl 60 bin ton rekolte beklenirken, Denizli narının kalite açısından İsrail narını da geride bıraktığı belirtildi. Denizli’nin Pamukkale ilçesi Irlıganlı Mahallesi’nde başlayan nar hasadıyla birlikte Denizli’den Avrupa’ya 2025 yılının ilk nar ihracatı gerçekleşti. Üretici Mevlüt Erarslan’a ait işletmede gerçekleştirilen etkinliğine Vali Ömer Faruk Coşkun, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut, İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mevlüt Dirim, kurum, kuruluş ve STK temsilcileri ile üreticiler katıldı. Nar üretim alanını yerinde inceleyen Vali Coşkun, üretim süreci hakkında yetkililerden bilgi alarak bugün gerçekleştirilen ihracatın ve nar hasadının bütün çiftçilerimize hayırlı ve bereketli olmasını diledi. Ziyarette üretim yöntemleri, pazarlama stratejileri ve ihracat süreçlerine dair değerlendirmeler yapıldı. 2025 yılında yaklaşık 60 bin ton nar rekoltesi bekleniyor Türkiye, dünya genelinde nar üretiminde önemli bir konumda bulunurken, Denizli ise bu alanda dikkat çeken illerden arasında yer alıyor. Denizli; geniş tarım arazileri, uygun iklim şartları ve artan iç-dış pazar talepleri sayesinde nar üretimini hızla artırıyor. Ege Bölgesi’nde 2’nci, Türkiye genelinde ise 5’inci sırada yer alan Denizli’de toplam 25 bin dekarlık alanda nar yetiştiriliyor. Ortalama bu yıl dekara 1,8-2 ton verimle 2025 yılında yaklaşık 60 bin ton nar rekoltesi bekleniyor. Nar üretimi özellikle başta, Pamukkale, Buldan, Güney ve Sarayköy ilçelerinde ağırlıklı üretilerek, Pamukkale ilçesi ise mikroklima özelliği sayesinde hicaz narında öne çıkıyor. Yüksek kalite, tat, aroma ve uzun raf ömrü gibi avantajlarıyla Pamukkale narı, ihracatçılar tarafından yoğun ilgi görüyor. Ürünlerin büyük kısmı birinci kalite olarak doğrudan ihraç edilirken, kalan kısmı ise meyve suyu sanayisinde değerlendiriliyor. Üretilen narların yüzde 80’i ihracata gidiyor Denizli’de üretilen narlar, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirlediği entegre mücadele, iyi tarım uygulamaları ve sürdürülebilir üretim projeleri kapsamında yetiştiriliyor. İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün sahadaki denetimleri sayesinde üreticiler, insan sağlığına zarar vermeyen, çevreye duyarlı, izlenebilir tarım teknikleriyle üretim yapıyor. Hijyenik şartlarda ambalajlanan narların yaklaşık yüzde 80’i Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere Rusya ve Kanada’ya ihraç ediliyor. "Denizli narı İsrail narının önüne geçti" Pamukkale’nin erkenci nar üretiminde merkez konumunda olduğunu belirten üretici Mevlüt Erarslan, "Nar ve ayva başlıca ürünlerimiz. Soğuk hava depomuzdan ihracat yaparak ülkemize ekonomik katkı sağlıyoruz. Bölgemizde üretilen turfanda nar; aroması, lezzeti ve dayanıklılığı açısından oldukça öne çıkıyor. Bu yıl yapılan analizlerde 18.7 brix değeri ile bölgemiz narı, kalite açısından İsrail narının önüne geçti. Tarım İl Müdürlüğü’nün sağladığı teknik destekle analiz garantili üretim yapabiliyoruz. Başta Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, İsveç ve İsviçre olmak üzere ihracat sevkiyatlarımız başladı. Ülkemiz ve bölgemiz adına hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
Antalya’da yaz sezonu turizmcilerin beklentilerini karşıladı
12 Ekim 2025 Pazar - 14:59 Antalya’da yaz sezonu turizmcilerin beklentilerini karşıladı Manavgat-Side Turistik Otelciler Birliği (MASTOB) Başkanı Zafer Süral, 2025 turizm sezonunun beklentilerin altında başladığını ancak temmuz ayı itibariyle büyük bir ivme kazandığını belirterek, "Sezon genel olarak beklentileri karşıladı" dedi. Turizminin başkenti Antalya’da 2025 yılı sezonunun güçlü geçtiğini belirten MASTOB Başkanı Zafer Süral, eylül ayı itibariyle kente gelen turist sayısının 14 milyonu aştığını söyledi. Antalya’ya gelen turistlerin üçte birinin Manavgat’ta konakladığını belirten Süral, "Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy 65 milyon turist, 65 milyar dolar hedefini ortaya koymuştu. Antalya ve Manavgat olarak üzerimize düşeni yaptık diyebilirim" dedi. Temmuz ayının 10’una kadar beklenenin altında bir hareketlilik yaşandığını aktaran Süral, "10 Temmuz’dan sonra tam anlamıyla bir patlama oldu. Eylül sonu itibariyle 14 milyon turiste ulaştık, hedefimiz 17 milyon. Türkiye genelinde 60 milyon turist hedefleniyor, bunun 17 milyonunu Antalya tek başına getiriyor. Manavgat olarak Antalya’ya gelen turistlerin yüzde 30’unu ağırlamamız gurur verici" ifadelerini kullandı. "Bu yıl sezon uzun olacak" Ekim ayı itibariyle hava şartlarının elverişli olduğunu ve turistlerin tatillerine devam ettiğini belirten Süral, "Rus ve Avrupa acenteleri ekim ayında ek uçaklar koyuyor. Kasım sonuna kadar sezonun rahat bir şekilde süreceğini öngörüyoruz" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür eden Süral, "Bakanımızın Side’de başlattığı gece müzeciliği ve tarihi aydınlatma projeleri turizme büyük katkı sağladı. Bu yatırımlar sezonun uzamasına da etki etti. Artık sadece deniz, kum, güneş değil; tarih de turist çekiyor" diye konuştu. "Personel sorununu çözmenin yolu turizmi 12 aya yaymak" Süral, turizm sektöründe personel sıkıntısının en önemli sorunlardan biri haline geldiğini vurgulayarak, "Sezonun kısa olması temel etken. Ancak turizmi 12 aya yayabilirsek bu sorun kendiliğinden çözülecektir. Şimdilik yapılması gereken personel için konforlu lojmanlar ve sosyal alanlar inşa etmek. Biz otelciler artık sadece tesis değil, personelimiz için otel standartlarında lojmanlar da yapıyoruz" dedi.
Kilisli genç usta, sabun üretimini 4. kuşak usta olarak sürdürüyor
12 Ekim 2025 Pazar - 14:53 Kilisli genç usta, sabun üretimini 4. kuşak usta olarak sürdürüyor Osmanlı döneminden bu yana sürdürülen sabun üretimini 4. kuşak olarak devam ettiren 26 yaşındaki Abdulmecit Teksabuncu, Kilis’te ürettiği doğal sabunları dünyanın farklı ülkelerine gönderiyor. Kilis’te yaşayan 26 yaşındaki Abdulmecit Teksabuncu, babasının dedesinin başlattığı sabun üretimini 4. kuşak nesil olarak sürdürmeye devam ediyor. Halep’te 1920 yılında babasının dedesinin başlattığı sabun üretimini, dedesi ve babasının ardından 4. kuşak olarak kendisinin sürdürdüğünü söyleyen Teksabuncu, Kilis’te ürettikleri doğal sabunları Türkiye’nin dört bir yanına satarken, Ortadoğu, Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine de ihraç ediliyor. "Sabun üretimi Halep’te başlamış, biz bu işi bugün Kilis’te sürdürüyoruz’’ Doğal sabun üretimini yıllardır aralıksız devam ettirdiklerini belirten Abdulmecit Teksabuncu, "Bu iş bizimle birlikte 4. kuşağa ulaştı. Babamın dedesine ‘Halepli Mehmet Efendi’ derlerdi. Sabun üretimi Halep’te başlamış, biz bu işi bugün Kilis’te sürdürüyoruz. Sabun üretimi el emeği isteyen bir iş. Formül oluşturma, üretim aşamaları ve kalite kontrol çok önemli. Bu yüzden sabır, dikkat ve titizlik şart. Ayrıca ekip çalışması da bu işin olmazsa olmazı" dedi. "Zeytinyağından ürettiğimiz doğal sıvı sabun üzerine denemeler yapıyoruz" Sıvı sabun üretimi üzerine Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını da belirten Teksabuncu, "Sabun işi yapan sıvı sabun da yapabilir ama biz doğal olmayan hiçbir sürece sıcak bakmıyoruz. Zeytinyağından ürettiğimiz doğal sıvı sabun üzerine denemeler yapıyoruz. Henüz piyasaya sürmedik ancak çalışmalarımız devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Çin ve Senegal gibi ülkelerde de sabunlarımız tercih ediliyor" Kilis’te üretilen sabunların yurt dışına da gönderildiğini ifade eden Teksabuncu, "Ürünlerimiz Ortadoğu’da özellikle Irak, İran ve Suriye’ye gidiyor. Avrupa’da ise İtalya, Hollanda ve Almanya’ya ihracatımız oldu. Çin ve Senegal gibi ülkelerde de sabunlarımız tercih ediliyor" dedi. "Sabun üretimi bir anlamda sanattır" Sabun üretiminin hem kimyasal hem de sanatsal bir yönü bulunduğunu belirten Teksabuncu, "Bu işi yapmak isteyenlere eğitim almalarını, araştırmaktan ve denemekten korkmamalarını tavsiye ederim. Kendi markasını kurmak isteyenler için pazarlama ve girişimcilik büyük avantaj sağlıyor. En önemlisi, yaptıkları işi severek yapmalarıdır. Çünkü sabun üretimi bir anlamda sanattır" diye konuştu.
Mardin’de 16 kooperatife biçerdöver desteği
12 Ekim 2025 Pazar - 14:20 Mardin’de 16 kooperatife biçerdöver desteği Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından Mardin’deki 16 kooperatife 30 biçerdöver teslim edildi. Mardin’de Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) İl Koordinatörlüğü tarafından, 16 tarım kooperatifindeki üreticilere hibe edilen 30 biçerdöver için teslim töreni düzenlendi. Fuar alanında gerçekleştirilen törende saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Törende konuşan Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, Mardin’in bereketli topraklarının önemine değinerek tarımsal üretimde modernleşmenin gerekliliğini vurguladı. Vali Akkoyun konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Tarım, insanlığın yerleşik hayata geçmesini mümkün kılarak üretimi üretim ise şehirleri, kültürlerin şekillenmesini ve medeniyetlerin doğuşunu sağlamıştır. Mardin’imiz, bereketli hilal olarak adlandırılan toprağın sabırla, gayretle, tevekkülle ve alın teriyle birleştiği, nice uygarlığın tarih boyunca tarımla filizlenip kök salmasını sağlayan Mezopotamya Ovası’nın kalbinde yer almaktadır. Bugün bizler, ecdadımızdan devraldığımız kadim emeğin mirasçıları olarak, toprağı ekip biçmenin yanında tarımın ana kaynağı olan toprağımızı koruyup geliştirmemiz, tarımsal üretimin verimliliğini artırıp çiftçimizin emeğini korumamız gerektiğinin bilincindeyiz. Kadim mirasımızı modern teknolojilerle buluşturma adına üreticilerimize destek olmak amacıyla TKDK Mardin İl Koordinatörlüğü IPARD II ve IPARD III Programları kapsamında çok önemli projeleri hayata geçirdik. Bugün de 16 kooperatifimize 30 biçerdöver teslim ediyoruz. Böylece toplamda 24 tarımsal kalkınma kooperatifimize 44 biçerdöver desteği sağlanmıştır. Bu desteklerin en büyük etkisi, bölgemizde kooperatifleşme kültürünün gelişmesi olmuştur. Mardin’de kooperatiflerimiz sadece kendi üyelerine değil, çevre şehirlerdeki çiftçilere de biçerdöver kiralama hizmeti vererek ek gelir elde etmekte ve üretim sürecine katkı sağlamaktadır. Bu yatırımlar sayesinde yaklaşık 150 vatandaşımıza yeni istihdam kapıları açılmıştır." Vali Akkoyun, projelerin ekonomik olduğu kadar sosyal ve çevresel katkılarına da dikkat çekerek, "Devletimizin destekleriyle Mardinli üreticilerimiz, kırsal kalkınmada mekanizasyonun ve modern tarım yöntemlerinin bir arada geliştiği imkânlar elde ederek daha güçlü, bilinçli ve rekabetçi hale gelmektedir." ifadelerini kullandı. Bugün teslim edilen her biçerdöver, her bir çiftçimizin emeğini koruyacak, her bir kooperatifin gücünü artıracak, zamanı verime dönüştürecek ve üretimi hem artıracak hem hızlandıracaktır. Hasat süresini kısaltıp oluşabilecek riskleri en aza indirecek, çiftçimizin kazanmasını, hasadın erken tamamlanmasını ve ikinci ürün ekimlerinin daha erken yapılabilmesini sağlayacaktır. Böylece doğrudan verim artışına ve gelir yükselişine katkı sunacaktır. Bu desteklerle Mardin’imiz, bölgenin tarımda lider şehirlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir’’ dedi.
Sarıgöl’de üzüm üretici ihracatın hız kazanmasını bekliyor
12 Ekim 2025 Pazar - 12:51 Sarıgöl’de üzüm üretici ihracatın hız kazanmasını bekliyor Manisa’nın Sarıgöl ilçesinden dünya sofralarına Sultani çekirdeksiz üzümü yetiştiren çiftçiler ihracat için tüccarların elini çabuk tutarak üzüm kesimlerine bir an önce başlamasını talep etti. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde yetiştirilen dünyaca ünlü Sultani çekirdeksiz üzümü örtü altında hasat edilmeyi bekliyor. 113 bin dekarlık alanda üretimi yapılan üzümün örtü altında bekletilmemesini isteyen üreticiler, ihracat ürünü üzümlerin bir an önce hasat edilmesini istiyor. İhracatçılara hasat için çağrıda bulunan üreticiler tüccarların ellerini çabuk tutması ve işleri hızlandırmasını istedi. Üzüm bağlarına gözü gibi baktığını ifade eden üzüm üreticisi İlyas Tosun, "Üzüm bağlarımıza gözümüz gibi bakıyoruz. Yıllardır ziraat mühendisleri ile çalışarak son sistem uygulamaları yapıyor kaliteli üzüm alabilmek için adeta bağın içerisinden çıkmıyoruz. Kısaca salkım, salkım mücadele ediyoruz" dedi. İhracatçılardan hasat için işlemleri hızlandırmasını isteyen Sarıgöl Ziraat Odası Başkanı Ali İhsan Ülgen, "Sarıgöl Ovasında 113 bin dekarlık alanda üzüm Ülkü yapılıyor. İlçe genelinde dokuz çeşit üzüm yetiştirilmektedir.kaliteli üzümlerimiz örtü altona alınarak Ocak ayına kadar hasat edilmektedir. Bağlarda binlerce ton üzümümüz bekliyor kesimlerde devam etmektedir. Yaş üzümlerimizin iç ve dış piyasada değerlenirken bir kısmı da kurutuluyor. Ancak üzümde ihracatçım kesimlerin hız kazanmasını istiyoruz" diye konuştu.
MAKTEK Konya, şehrin marka imajını güçlendirdi
12 Ekim 2025 Pazar - 12:38 MAKTEK Konya, şehrin marka imajını güçlendirdi KTO Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen MAKTEK Konya 2025 Fuarı yurt içinden ve yurt dışından 35 bin 813 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak sektöre canlılık kazandırdı. KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, fuarın Konya’nın üretim merkezi kimliğini pekiştirdiğini söyledi. MAKTEK Konya 2025 Fuarı, makine sektöründe Konya’nın marka imajını güçlendirdi. Konya Ticaret Odası (KTO) Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuar, yurt içinden ve yurt dışından 35 bin 813 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak sektöre canlılık kazandırdı. Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, fuarın kapanışı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Bu sene üçüncüsünü düzenlediğimiz MAKTEK Konya Fuarı, 4 holde toplam 45 bin metrekarelik alanda yaklaşık 400 firmanın katılımıyla gerçekleştirildi. Son derece verimli geçen fuarımızla ilgili firma temsilcilerinin olumlu görüşleri memnuniyet vericidir. MAKTEK Konya, makine sektöründe Konya’nın üretim gücünü, sanayi potansiyelini ve yenilikçi vizyonunu bir kez daha ortaya koymuştur." Başkan Öztürk, fuarın Konya’nın üretim merkezi kimliğini pekiştirdiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Konya, Türkiye’nin en önemli makine üretim merkezlerinden biridir. Şehrimiz, takım tezgahları, metal işleme, otomasyon ve üretim teknolojilerinde hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir konuma sahiptir. MAKTEK Konya Fuarı, bu gücü tüm dünyaya tanıtan bir vitrin olmuştur. Fuarda sergilenen yüksek teknoloji ürünleri, Konya’nın yalnızca üretimde değil, inovasyonda da merkez şehir olduğunu göstermiştir." Firmalar ve ziyaretçiler fuarı başarılı buldu Fuar süresince yerli ve yabancı firma temsilcileri, dört gün boyunca yoğun ticari görüşmeler gerçekleştirdi. Katılımcıların büyük bölümü, fuarın sektöre yeni iş bağlantıları ve ihracat fırsatları kazandırdığı yönünde görüş bildirdi. Ziyaretçiler açısından da MAKTEK Konya, yenilikçi ürünlerin ve teknolojik gelişmelerin takip edilebildiği, güçlü iş birliklerinin kurulduğu bir platform olarak değerlendirildi. Başkan Öztürk, fuarın Konya ekonomisine sağladığı katkıya dikkat çekerek şöyle konuştu: "MAKTEK Konya Fuarı, şehrimizin üretim altyapısına, sanayi kültürüne ve küresel tanınırlığına büyük katkı sağlamıştır. Fuarımız sayesinde sadece makine sektörü değil, lojistikten konaklamaya, hizmetten perakendeye kadar birçok sektör de ciddi bir hareketlilik yaşamıştır. Bu yönüyle MAKTEK Konya, Konya’nın ekonomik ekosistemine doğrudan değer katan bir organizasyon haline gelmiştir." Selçuk Öztürk, fuarın gerçekleştirilmesinde emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ederek sözlerini şu şekilde tamamladı: "MAKTEK Konya 2025 Fuarı’nın düzenlenmesinde katkı sağlayan Takım Tezgâhları Sanayici ve İş İnsanları Derneği’ne (TİAD), Makine İmalatçıları Birliği’ne (MİB) ve TÜYAP Fuarcılık Grubu’na teşekkür ediyorum.
ADASO Başkanı Kıvanç: "Kimyasalların kaydı, değerlendirmesi, izni ve kısıtlanması stratejik bir fırsat"
12 Ekim 2025 Pazar - 12:24 ADASO Başkanı Kıvanç: "Kimyasalların kaydı, değerlendirmesi, izni ve kısıtlanması stratejik bir fırsat" Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, çevresel sürdürülebilirlik ve uluslararası rekabet açısından büyük önem taşıyan Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması (KKDİK) Yönetmeliği’nin sanayi sektörü için yalnızca bir yükümlülük değil, aynı zamanda stratejik bir fırsat olduğunu söyledi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü iş birliğinde Adana Sanayi Odası (ADASO) ev sahipliğinde Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması (KKDİK) Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ele alındığı bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Adana Sanayi Odası Sakıp Sabancı Toplantı Salon’unda gerçekleştirilen etkinliğin açılışında konuşan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, çevresel sürdürülebilirlik ve uluslararası rekabet açısından büyük önem taşıyan KKDİK Yönetmeliği’nin sanayi sektörü için yalnızca bir yükümlülük değil, aynı zamanda stratejik bir fırsat olduğunu söyledi. "KKDİK, ihracat için ticaret pasaportu niteliğinde" Avrupa Birliği’nin REACH düzenlemesine uyumlu bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Kıvanç, "KKDİK Yönetmeliği’ne uyum, yalnızca yasal bir zorunluluk değil, uluslararası ticarette güvenilirliğimizin ve rekabet avantajımızın da garantisidir. Avrupa Birliği pazarına açılmak isteyen firmalarımız için bu yönetmeliğe uyum, adeta bir ticaret pasaportu niteliği taşımaktadır. TOBB olarak yönetmeliğin sanayi için en uygulanabilir şekilde hayata geçmesi adına Bakanlık ile yakın iş birliği yürüttük. Sektörümüzün talepleri doğrultusunda çalışmalar yaptık. Tonaj bazlı sisteme geçilmesi ve firmalara ek süre tanınması yönündeki taleplerinin dikkate alınmasının sektöre büyük kolaylık sağladı. Usul ve esasların sahada daha iyi anlaşılabilmesi için düzenlenen bilgilendirme toplantılarına Adana’dan başlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Adana’nın ihracatının yüzde 21’i kimya sektörü" Adana’nın kimya, tekstil, plastik ve metal gibi kimyasal madde kullanımının yoğun olduğu sektörlerde güçlü bir üretim merkezi olduğunu vurgulayan Kıvanç, kentin ihracatında kimya sektörünün öncü konumda bulunduğunu belirterek şöyle devam etti: "Adana ihracatının 2025 yılı Ocak-Eylül döneminde toplam ihracatımız 2 milyar 204 milyon dolara ulaştı. Adana’nın ihracatının zirvesinde 461,4 milyon dolarlık ihracatla Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektörü yer alıyor. Yani Adana’nın toplam ihracatının yaklaşık yüzde 21’i kimya sektöründen geliyor. Yakın gelecekte bu rakamların çok daha üstüne çıkacağımızı öngörüyoruz. Bunu neden söylüyoruz. Adana ve Türkiye’nin sanayi vizyonunda Ceyhan-Yumurtalık hattı çok önemli bir konumda yer alıyor. Bölgede devam eden enerji, petrokimya ve kimya yatırımlarının tamamlanmasıyla Adana’nın Türkiye’nin enerji ve kimya üssü haline geleceğine inanıyoruz. Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi, SASA Özel Endüstri Bölgesi, Ceyhan Organize Sanayi Bölgesi ve Yumurtalık Serbest Bölgesi’nde devam eden yatırımlar tamamlandığında; Kimya İhtisas OSB gibi büyük bir yatırım hayata geçtiğinde bu hat sadece Adana’nın değil, Türkiye’nin enerji ve kimya merkezi olacaktır. Ayrıca planlanan Adana Ana Konteyner Limanı, Türkiye’deki tüm limanların toplam kapasitesine eşdeğer büyüklüğüyle şehrimizin lojistik gücünü katlayacaktır." "Kimyasallar hayatın parçası, tehlike doğru yönetimde" Toplantıda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Kimyasallar Yönetimi Daire Başkanı Nihat Yaman, kimyasalların çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin kontrol altına alınmasının Bakanlığın öncelikli görevlerinden biri olduğunu belirtti. Yaman, kimyasalların yalnızca sanayide değil, yaşamın her alanında bulunduğunu ifade ederek şunları kaydetti: "Kimyasallar doğru ve güvenli kullanıldığında zararlı değil, aksine hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Önemli olan, bu maddelerin etkilerini doğru yönetebilmek ve çevreye zarar vermeyecek şekilde üretim süreçlerine dahil etmektir. Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi ve yeşil dönüşüm vizyonu doğrultusunda kimyasal yönetimi alanında kapsamlı çalışmalar yürütülüyor. Bu süreçte TOBB ile yakın iş birliği içindeyiz. Sektör temsilcilerimizin geri bildirimleriyle süreçleri sadeleştirmek, maliyetleri düşürmek ve kayıt sistemini daha erişilebilir hale getirmek için önemli adımlar atıyoruz. Adana bu bilgilendirme toplantılarının ilki oldu; önümüzdeki dönemde sekiz ilde daha benzer programlar düzenleyeceğiz." Toplantıda açılış konuşmalarının ardından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Öncelikli Kimyasallar Yönetimi Şube Müdürlüğü Çevre ve Şehircilik Uzmanı Ahmet Daşkın, Kimyasalların Kaydı ve Sınıflandırılması Şube Müdürlüğü Kimya Mühendisi Bektaş Kılıç ve Toprak Kirliliği Kontrolü Şube Müdürlüğü Çevre Mühendisi Kenan Kama tarafından, KKDİK Yönetmeliği’nin kayıt süreci ve yeni usul ve esaslara ilişkin sunumlar gerçekleştirildi. Sanayicilerin yoğun ilgi gösterdiği toplantı soru cevap oturumu akabinde son buldu.