Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
EKONOMİ
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:12:49
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Kuzey Ege zeytinyağında ortak akıl Ayvalık’ta buluştu
AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını tartıştı. "Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk" başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi" Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık Zeytinyağı’nın önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, "Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir" dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. "Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli" diye konuştu. "Premium marka oluşturmadan dünya raflarına giremeyiz" Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, "Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor Biz QR kod uygulamamız ile bunu gerçekleştirdik. Tüketicimizin ve markalarımızın hizmetine sunduk " dedi. Ayvalık’ta şu anda 33 markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz" ifadelerini kullandı. "Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu "zeytinyağının bankacılık sistemi" olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak." Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. "Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek" dedi. Körfez’den Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, "Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak" dedi. "Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz" Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, "Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik" diye konuştu. "Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor" Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. "Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız" diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. "Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz" Körfez’de kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun dünyada sayılı örneklerden biri olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, "Dünyada lisanslı zeytinyağı deposu konusunda örnek çok az. Biz ilklerden biri olmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak" dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:48
Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temeli atıldı
Samsun Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel tarımla uğraşan ailelere nefes aldıracak Atakum Belediyesi Tarım Tesisini hayata geçiriyor. Alanlı Mahallesi 3379. Cadde’nin bulunduğu mevkide inşa edilecek tesisin temel atma töreni, CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Hayvancılıkla uğraşan ailelere yem kırma hizmeti sunacak tesiste, tohum eleme makinası ile çiftçinin daha kaliteli tohuma ulaşması ve birim alanda alınan verimin artırılması hedefleniyor. "Üreticiye geniş hizmet" 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü içeren haftada düzenlenen tören yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, "Belediyecilik yalnızca yol, kaldırım, park yapmak değildir. Belediyecilik, bu görevleri yaparken vatandaşın geçimine, üretimine, sofrasına ve emeğine de dokunabilmektir. 2025 yılı verilerine göre Atakum’da 160 bin dekardan fazla tarım arazimiz bulunuyor. Ne yazık ki bu arazilerin önemli bir kısmı bugün kullanılmıyor ya da tarım dışı kalmış durumda. Biz Atakum Belediyesi olarak, girdi maliyetlerinin, tohumun, gübrenin, mazotun üreticiyi zorladığı böyle bir dönemde çiftçimize sadece ’kolay gelsin’ deyip kenara çekilemeyiz. Elimizdeki imkânları üreticimizin hizmetine sunmak zorundayız. Temelini atacağımız Tarım Tesisi de bu anlayışımızın bir ürünüdür. Bu tesisle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız için yem kırma hizmeti vereceğiz. Tohum eleme makinamızla çiftçimizin daha kaliteli tohuma ulaşmasına katkı sağlayacağız. Fındık üreticilerimiz için kurutma makinamızı sezonda hizmete alacağız. Ayrıca fındık kırma, kavurma ve paketleme bölümlerinden oluşacak işleme tesisimizi de hayata geçirmek istiyoruz. Çünkü üreticimizin ürünü yalnızca dalından toplandığı haliyle değil, işlenmiş ve değer kazanmış haliyle de kazanç sağlamalı. Çiftçimizin emeğinden çok daha fazlasını kazanmasını istiyoruz" dedi. "Yeni projeler kapıda" Başkan Türkel daha önce üreticilere fide ve fidan desteği sunduklarını belirterek, " Ata tohumu çalışmalarımızı, kanatlı aşılama hizmetlerimizi ve yem desteklerimizi sürdüreceğiz. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği’nin desteğiyle kuracağımız sebze fidesi serasında üreteceğimiz fideleri vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtacağız. Böylece hem üretimi teşvik edecek hem de aile ekonomilerine katkı sunacağız. Atakum Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğümüz ve Atakum Kent Konseyi proje ekipleri çalışmalarıyla İncesu Mahallesi’nde bulunan hayvan çiftliğimizde Bafra sakızı ırkı damızlık koyun üretimine başlıyoruz. Bu üretim çiftliğimizde çiftçilerimize ekonomik fiyatla damızlık sağlıklı koyunlar vermeyi amaçlıyoruz. Üretirsek başarırız, üretirsek kalkınırız" diye konuştu. "Faiz yükünde kurtuluyoruz" Başkan Türkel kentte en iyi hizmeti sunmak için kesintisiz çalışma sürdürdüklerini vurgulayarak, "Atakum’da çok uzun zamandır var olan yol sorunlarını biliyoruz. Taş parke tesisimiz maksimum kapasitede üretim sağlıyor. Fen işleri müdürlüğümüz ise günde ortalama 700 metrekare taş döşüyor. Ama yol sorunu o kadar büyük ki kendimiz üreterek sorunları bitiremeyeceğimizi biliyoruz. 2024 Ağustos ayında SGK’nın belediyelere iller bankası üzerinden yapmış olduğu kesintiler ve faizler nedeniyle çok zor günlerden geçiyoruz. Bürokratlarımız ile yapmış olduğumuz çalışmalarla eğitim araştırma ek bina ve taşınmazların devri ile ortalama borcumuzun yarısı kapatılıyor, diğer yarısınıda taksitlendirerek faiz yükünden kurtuluyoruz. Bununla birlikte hem personelimizin alacak sorununu çözmüş olacağız, hem de Atakumda yol sorun olmaktan çıkacak. Fen işleri müdürlüğümüz yapmış olduğu İhaleler ile 180 bin metre kare parke, 150 km sathi kaplama, 7500 metre kare asfalt yama için bismillah diyoruz" şeklinde konuştu. Programda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, "Bugün, Atakum Belediyesi Tarım Tesisinin açılışındayız. Bu son derece önemli bir adımdır. Hem belediye başkanımızı, hem belediye çalışanlarını, emekçilerimizi, tüm kardeşlerimizi gönülden kutluyorum. Emeklerinize sağlık. Çiftçi buradan kapasitesi ve sayısı artan makineleri belirli zamanda alarak tarlasını işleyebilmeli. O halde ortak makine parkını burada hayata geçirebilmeliyiz. Kaliteli tohumunu, yemini burada temin edebilmeli ki yükselen fiyatlara karşı çiftçimizi koruyabilmeliyiz. Atakum Belediyemizi bu güzel açılışından dolayı kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
15 Mayıs 2026 Cuma- 12:53
Savunma sanayinde Sivas üs oluyor
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 09:41
Tüccarların depo oyunu: Elmalar depolandı, ucuza satılmak istenmiyor
3
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:11
Aziziye Belediyesi’nden hayvancılık atılımı
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:18
Turgutlu’da 3 bin tonluk asfalt hamlesi
5
14 Mayıs 2026 Perşembe- 16:16
Muğla’nın ihracatı Nisan ayında artış gösterdi
14 Ekim 2025 Salı - 13:14
Altın Emlak Global, Bayim Olur Musun Fuarı’nda yerini aldı
"Bayim Olur Musun-Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı" için geri sayım başladı. Altın Emlak Global de gayrimenkul sektörüne yatırım yapmak ve bu alanda kendi işinin sahibi olmak isteyen girişimcilerle buluşmak üzere fuardaki yerini aldı. Bu yıl 23’üncüsü 16-19 Ekim tarihleri arasında Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan "Bayim Olur Musun - Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı", girişimcilere yeni yatırım ve iş fırsatları sunuyor. Dünyanın en büyük franchise fuarlarından biri olan ve Türkiye franchise sektörünün nabzını attığı bu organizasyon, gıdadan emlak sektörüne, eğlenceden turizme, franchise ve markalı bayilik sisteminin tüm oyuncularını tek bir çatı altında topluyor. Sürdürülebilir ve profesyonel bir iş modeli Gayrimenkul sektöründe yenilikçi franchise fırsatlarının adresi olan Altın Emlak Global de gayrimenkul sektörüne yatırım yapmak ve bu alanda kendi işinin sahibi olmak isteyen girişimcilerle buluşmak üzere fuardaki yerini aldı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, "Şirket olarak, gayrimenkul danışmanlık sektöründe hem güçlü bir marka çatısı altında faaliyet göstermek hem de kendi işinin sahibi olmak isteyen girişimcilere önemli avantajlar sunuyoruz. 27 yılı aşkın sektör tecrübemiz, teknolojik altyapımız ve eğitim desteklerimizle yatırımcılara kârlı, sürdürülebilir ve profesyonel bir iş modeli imkânı sağlıyoruz. Franchising sistemimiz kapsamında girişimcilerimize sadece marka gücü değil, aynı zamanda operasyonel destek, dijital pazarlama altyapısı, eğitim ve danışmanlık hizmetleri de sağlıyoruz. Böylece yatırımcılarımız, rekabetin yoğun ve kazancın sürekli yükselişte olduğu gayrimenkul pazarında fark oluşturma imkânı elde ediyor" diye konuştu. "Yoğun ilgi bekliyoruz" Fuarda ziyaretçilerin yoğun ilgisini beklediklerini belirten Altın Emlak Global Genel Müdürü Olcay Selvi ise franchise modeline ilişkin şunları kaydetti: "Altın Emlak Global ailesine katılan her yatırımcı, sadece bir ofis sahibi olmuyor; aynı zamanda dijital dönüşümün ve yenilikçi iş süreçlerinin merkezinde yer alıyor. Geliştirdiğimiz özel yazılımlar, mobil uygulamalar ve dijital eğitim platformları sayesinde, gayrimenkul danışmanlarımızın her an yanındayız. Amacımız, markamızla birlikte büyüyen ve kazanan bir franchise ağı oluşturmak." Yapılan açıklamaya göre, halihazırda 13’ü yurt dışındaki 9 ayrı ülkede olmak üzere 150’den fazla temsilciliği olan Altın Emlak Global, fuar süresince franchise temsilcilik açmak isteyenlere franchise bedelinde yüzde 25 indirim fırsatının yanında, iş modeli tanıtımları ve birebir görüşme imkânları sunacak. Girişimciler, markanın temsilcileriyle doğrudan iletişim kurarak franchise süreçleri hakkında detaylı bilgi alabilecek. Firma, fuar alanında Salon A G-09 numaralı stantta girişimcileri bekliyor olacak.
14 Ekim 2025 Salı - 13:10
Denizli’nin toprakları organik maddelerle bereketleniyor
Denizli’de Tarım ve Orman Bakanlığının "TKİ-HÜMAS Örnek Uygulamalarıyla Organik Toprak Düzenleyici Kullanımının Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında topraklarda organik madde artışını sağlamak amacıyla teknik personel ve üreticilere yönelik bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, "600 Litre Hümik Asit 15 üreticide uygulandı" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı ve Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) tarafından ortaklaşa "TKİ - HÜMAS Örnek Uygulamalarıyla Organik Toprak Düzenleyici Kullanımının Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında, Türkiye genelinde topraklarda organik madde artışını sağlamak amacıyla teknik personel ve üreticilere yönelik bilgilendirme toplantısı Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirildi. Toplantıya, İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı Proje Yürütücüsü Murat Mengüloğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı Gençlik Konseyi Başkanı Enderay Bozbay, İl Müdür Yardımcıları, Şube ve İlçe Müdürleri, teknik personel ile çok sayıda üretici katıldı. "600 Litre Hümik Asit 15 üreticide uygulandı" Açılış konuşmasını yapan İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, "TKİ - HÜMAS Örnek Uygulamalarıyla Organik Toprak Düzenleyici Kullanımının Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında, üreticiler tarafından uygulanmak üzere 2025 yılında 600 litre hümik asit gönderildiğini belirtti. İl Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, "Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğümüz tarafından demonstrasyon kurmak amacıyla farklı ürün desenine sahip 6 ilçemizde (Acıpayam, Buldan, Çameli, Kale, Sarayköy ve Tavas) toplam 15 üretici seçilmiştir. Demonstrasyonlar kapsamında; kavun, karpuz, biber, üzüm, zeytin, tütün, domates, kestane ve barbunya üretim alanlarında uygulamalar yapılmıştır. Ayrıca, Korucuk Mahallesi’nde hayvancılık ve bitkisel üretim yapan Tarım-Orman Gençlik Konseyi Başkanı Enderay Bozbay’a tahsis edilen hümik asit, silajlık mısır tarlasında uygulanmış ve oldukça olumlu sonuçlar alınmıştır" ifadelerini kullandı. İl Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, demonstrasyon sonuçlarında üreticilerin yüksek oranda memnuniyet bildirdiğini, ürünün bitki gelişiminde gözle görülür olumlu etkiler oluşturduğunu da sözlerine ekledi. "Bir santimetre toprak bin yılda oluşur" Toplantıda sunum yapan Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı Proje Yürütücüsü Murat Mengüloğlu da Hümik Asidin toprakta organik madde oluşumundaki önemine dikkat çekti. Mengüloğlu, "Bir santimetre toprağın oluşması bin yıl sürer. Bu nedenle toprak kaybını önlemek ve çölleşmeye karşı mücadelede yenilikçi tarım uygulamaları büyük önem taşımaktadır" dedi. Organik maddelerin toprağın besleyiciliğini ve su tutma kapasitesini artırdığını vurgulayan Mengüloğlu, projenin sürdürülebilir tarım açısından önemli katkılar sağladığını belirtti. Üreticilerden olumlu geri bildirim Projeye katılan üreticiler ise hümik asidin piyasadaki muadillerine göre daha etkili olduğunu, kalite ve yoğunluk açısından ithal ürünlerle eşdeğer sonuçlar verdiğini dile getirdi. Acıpayam ilçesindeki bir üretici, ürünün yüksek yoğunluktan dolayı dikkatli kullanılmasının gerektiğini ifade etti. Toplantının ardından katılımcılar, Tarım-Orman Gençlik Konseyi Başkanı Enderay Bozbay’ın işletmesine giderek Hümik Asit uygulanan mısır tarlasında incelemelerde bulundu. Gerçekleştirilen saha ziyaretiyle program sona erdi.
14 Ekim 2025 Salı - 12:55
Çekirdeksiz üzümler koruma altında
DENİZLİ (İHA) – Denizli’nin Buldan ilçesinde yetiştirilen meşhur çekirdeksiz Sultaniye üzümler, örtü altına alınarak korunuyor. Buldan ilçesine bağlı Boğazçiftlik Mahallesi’nde geniş bir bölgede yetiştirilen maşhur çekirdeksiz Sultaniye üzümleri, kış aylarının yaklaştığı bu günlerde yağmur, dolu ve soğuktan naylon örtülere sarılıyor. Üzüm bağlarının bu görselliği güzel görüntüler oluştursa da üreticiler örtü fiyatları ve işçilik maliyetlerinin yüksek olduğunu ancak mecburen yaptıklarını aksi halde ürün kaybı yaşadıklarını dile getirdi.
14 Ekim 2025 Salı - 12:49
Trendyol, Türkiye’nin Lovemark’ları araştırmasında en sevilen marka oldu
MediaCat ve Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirilen "Türkiye’nin Lovemark’ları" araştırmasında Trendyol, e-ticaret kategorisinin en sevilen markası oldu. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, MediaCat ve Ipsos Türkiye tarafından bu yıl 16 farklı kategoride gerçekleştirilen "Türkiye’nin Lovemark’ları" araştırmasında, e-ticaret kategorisinde geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’nin en sevilen markası seçildi. Yapılan açıklamaya göre, araştırma kapsamında Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan tüketicilere yöneltilen sorularla markalar "akla gelen ilk marka olma", "duygusal yakınlık", "beklenti ve ihtiyaçları karşılama performansı" ve "vazgeçilmeyecek kadar sevilen marka olma" gibi kriterler üzerinden değerlendirildi. Tüketicilerin markalara karşı duygusal bağlılığını ölçen Türkiye’nin Lovemark’ları araştırması, Trendyol’un sadece alışveriş deneyimiyle değil, aynı zamanda tüketicileriyle kurduğu güçlü bağ ile de öne çıktığını bir kez daha ortaya koydu. 5 yıldır Türkiye’nin en sevilen e-ticaret markası Açıklamaya göre, bu yıl 5’inci kez Türkiye’nin en sevilen e-ticaret markası seçilen Trendyol, müşterilerine güvenli, eksiksiz ve kullanıcı dostu bir alışveriş deneyimi sunma önceliğiyle çalışmalarını sürdürüyor. 250 bini aşkın satıcısını 40 milyondan fazla müşteriyle buluşturan e-ticaret platformu, Türkiye’nin yanı sıra yurt dışı operasyonlarıyla da Türk üreticilerinin iş hacimlerini artırmalarına katkıda bulunuyor. Sosyal fayda alanında da etkisini artıran şirket, dijital dönüşümü desteklemeye yönelik projeleriyle ekosistemine değer katmaya devam ediyor.
14 Ekim 2025 Salı - 12:15
Tavşanlı-Domaniç yolunda çalışmalar sürüyor
AK Parti Kütahya Milletvekili Mehmet Demir, Tavşanlı-Domaniç Devlet Yolu’nda yapımı devam eden çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bölgedeki ulaşım ağını daha modern ve güvenli hale getirmek amacıyla yürütülen projedeki son durumu aktaran Demir, projenin toplamda 28,7 kilometre olduğunu ifade ederek, "İhalede yer alan yolun, önceki yıllarda Domaniç girişindeki 1,2 kilometrelik kesimi tamamlanarak vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştu. Geride bıraktığımız 2024 yılında ise Muhacir varyantındaki 6,2 kilometrelik bölümde üstyapı çalışmalarını tamamlayarak bu bölümü de trafiğe açtık. Ekiplerimiz, 2025 yılı çalışmaları kapsamında Tunçbilek ile Muhacir Köyü arasındaki 3,3 kilometrelik kesimde asfaltlama çalışmalarına devam etmektedir. Hedefimiz, bu kesimi de 2025 yılı sonuna kadar tamamlayarak trafiğe açmaktır. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölge ulaşımı önemli ölçüde rahatlayacak ve sürüş güvenliği artacaktır" diye konuştu.
14 Ekim 2025 Salı - 12:08
Aile şirketlerinde sürdürülebilirlik için güç birliği
Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) ile TAİDER Aile İşletmeleri Derneği, aile işletmelerinin sürdürülebilirliğine ve kuşaklar arası başarı aktarımına katkı sağlamak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. "Aile İşletmelerinde Kurumsallaşma ve Nesiller Arası Devir" başlıklı özel panel, EGİAD Dernek Merkezi’nde, TAİDER ve EGİAD üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinliğin moderatörlüğünü, Güres Grup Yönetim Kurulu Üyesi, EGİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TAİDER Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Güres üstlenirken; Kanat Boya Kurumsal İletişim Yöneticisi, EGİAD Sanayi ve Sürdürülebilirlik Komisyonu Başkan Vekili, TAİDER Üyesi Beril Kanat ve Tellioğlu Yem Gıda Yönetim Kurulu Üyesi, EGİAD Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Komisyonu Üyesi, TAİDER Üyesi Mert Tellioğlu panelist olarak deneyimlerini paylaştı. Aile şirketlerinin küresel ekonomideki ağırlığı Etkinlik, EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı ve TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Aile şirketlerinin dünya ekonomisinin omurgasını oluşturduğuna dikkat çeken EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, "PwC’nin araştırmasına göre, küresel ekonominin yaklaşık yüzde 70’i aile işletmelerinden oluşuyor. Ernst & Young’un verileri ise dünyanın en büyük 500 aile şirketinin yıllık toplam cirosunun 8,8 trilyon dolar seviyesine ulaştığını ve 25 milyon kişiye istihdam sağladığını ortaya koyuyor. Bu ölçek, aile şirketlerini adeta dünyanın üçüncü büyük ekonomisi konumuna taşıyor." dedi. Bu güçlü ekonomik varlığın sürdürülebilirliğinin planlı bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Özhelvacı, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Yapılan araştırmalar, aile şirketlerinin yalnızca yüzde 30’unun ikinci nesle, yüzde 12’sinin üçüncü nesle ulaşabildiğini gösteriyor. Dördüncü nesle geçebilenlerin oranı ise yüzde 3 civarında. Bu tablo, kurumsallaşma ve nesiller arası planlamanın aile işletmeleri için ne kadar kritik olduğunu açıkça ortaya koyuyor." Kurumsallaşma, aile şirketlerinin yaşam sigortasıdır EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, EGİAD’ın genç kuşak iş insanlarını sadece bugünün değil, geleceğin rekabet ortamına hazırlamayı amaçladığını belirterek, kurumsallaşmanın bu süreçte temel bir unsur olduğunu dile getirerek, "EGİAD olarak hedefimiz, üyelerimizi sadece bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren girişimciler değil; aynı zamanda geleceğe yön verecek vizyoner liderler olarak yetiştirmektir. Bu nedenle, aile işletmelerinde kurumsallaşma ve nesil planlaması konularını stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Üyelerimizin şirketlerini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturabilmeleri, kurumsal yönetim ilkelerine hâkim olmalarıyla mümkün. Bu panel, iş dünyasının geleceğini şekillendirecek genç kuşakların bilgi, deneyim ve vizyon kazanması açısından son derece kıymetli." diye konuştu. TAİDER ve EGİAD arasında stratejik iş birliği protokolü Panelin sonunda EGİAD ve TAİDER arasında "Aile İşletmelerinde Sürdürülebilirlik İş Birliği Protokolü" de imzalandı. Protokol kapsamında; iki derneğin üyeleri karşılıklı olarak ortak eğitim, araştırma ve mentorluk programlarından yararlanabilecek. Ayrıca, aile işletmelerinin kurumsallaşması ve melek yatırımcılık alanında ortak projeler geliştirilmesi de hedefleniyor. İş birliğinin, yalnızca iki derneğin üyelerine değil; bölgesel ve ulusal ölçekte ekonomik sürdürülebilirliğe de katkı sağlayacağını belirten Özhelvacı, şu ifadeleri kullandı: "EGİAD ve TAİDER’in bilgi birikimi ve vizyonlarının birleşmesiyle, aile işletmelerine yönelik daha güçlü, sürdürülebilir ve yenilikçi bir ekosistem inşa etmeyi hedefliyoruz." İki kurum, ortak bir geleceğe yürüyor TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin, konuşmasında, aile işletmelerinin sürdürülebilirliğini destekleyen bu iş birliğinin ülke ekonomisi açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. EGİAD ve TAİDER’in birlikte yürüttüğü bu süreç, genç kuşakların aile işletmelerinde aktif roller üstlenmesini, profesyonelleşmeyi ve yenilikçi yönetim anlayışlarının gelişmesini teşvik edecek. Etkinlik, moderatör Mustafa Güres ile panelistler Beril Kanat ve Mert Tellioğlu’nun aile şirketlerinde kurumsallaşma deneyimlerini paylaştıkları interaktif oturumla devam etti. Katılımcılar, nesiller arası devirde yaşanan zorluklar, aile anayasalarının önemi, kurumsal yönetişim modelleri ve sürdürülebilir büyüme stratejileri üzerine fikir alışverişinde bulundu.
14 Ekim 2025 Salı - 11:59
Bakan Işıkhan: "İŞKUR Gençlik Programımıza başvurular başlıyor"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "İŞKUR Gençlik Programımıza başvurular başlıyor. Ay içerisinde 14 günün tamamlanması halinde uygulanacak program ile aylık 15 bin 162 lira gelir desteği elde edebileceksiniz" dedi. Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından üniversite okuyan öğrenciler için İŞKUR Gençlik Programı başvurularının başladığını duyurdu. Öğrencilerin kendi kampüslerinde deneyim elde edebileceklerini belirten Işıkhan, haftada 3 gün, ay içerisinde ise 14 günün tamamlanması halinde program kapsamında öğrencilere aylık 15 bin 162 lira gelir desteği elde edebileceklerini açıkladı. Aynı zamanda Işıkhan, 100 bin olan kontenjanın da 150 bine çıkarıldığını bildirdi. "İŞKUR Gençlik Programımıza başvurular başlıyor" Bakan Işıkhan, yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Üniversite okuyan kıymetli gençlerimiz, sizlere güzel bir haberimiz var. İŞKUR Gençlik Programımıza başvurular başlıyor. Kendi kampüslerinizde hem mesleki deneyim kazanacak hem de derslerinizi aksatmayacak şekilde haftada 3 güne kadar, ay içerisinde 14 günün tamamlanması halinde uygulanacak program ile aylık 15 bin 162 lira gelir desteği elde edebileceksiniz. Tekrar hatırlatalım; taleplerinizi dinledik, kontenjanımızı 100 binden 150 bine çıkardık." Işıkhan ayrıca programın detaylarını üniversitelerden ve ‘genclik.iskur.gov.tr’ internet adresinden öğrenilebileceğini belirtti.
14 Ekim 2025 Salı - 11:41
Ünverdi: "Konkordato konusunda yanlış hesap var"
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep’te son günlerde konkordato başvurusunda bulunan firma sayısı konusunda yanlış bir algının oluştuğunu söyledi. Ünverdi, ekonomik zorluklarla birlikte istenmedik şekilde birçok ilde firmalar tarafından konkordato başvurularının gerçekleştiğini ancak, Gaziantep’te devamlılık arz eden bir bilgi kargaşası sebebiyle konkordato başvurularının mevcudun çok üstünde olduğu gibi bir yanılgıya düşüldüğünün altını çizdi. Olanı söylemekten çekinmediklerini ancak, yanlış verilen bilgilerin kent sanayisine ve ticaretine zarar vermesi sebebiyle açıklama yapmanın bir zorunluluk haline geldiğini dile getiren Ünverdi, "Konkordato konusu belli kaynaklardan herkesin ulaşabileceği ve takip edilebilir bir konudur. Ancak mevcut kaynakları değerlendirirken dikkatli olunmalıdır. Kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması adına, son iki yılda şehrimizden konkordato başvurusunda bulunan firmalara ilişkin sayı ve mevcut durum şöyledir: Gaziantep’te 2024 yılında 31 adet konkordato kararı alınmıştır. 12 firmanın süreci devam etmektedir. 2025 yılında ise şu ana kadar 25 konkordato kararı alınmıştır. 20 firmanın süreci devam etmektedir. Her konkordato başvurusunun da iflas erteleme ile sonuçlanmadığı bilinmelidir. Örneğin son dönemde peşin sıra ‘artış oldu’ şeklinde açıklanan listelerde; Önce konkordato başvurusunda bulunan firmanın adı yazılmakta, daha sonra ortakları yazılmakta ve her biri ayrı firmaymış gibi yüksek sayılara ulaşılmaktadır. Halbuki konkordato başvurusunda bulunan tek firma iken aynı firmanın ortaklarının isimlerinin ayrı ayrı yazılması çok daha fazla firma başvuruda bulunmuş gibi bir sonuç çıkarmaktadır. Bu da sayıyı gerçeğin çok üstünde göstermektedir. Buna benzer hatalar yapılmakta olup, daha hassas olunmasında fayda vardır. Ülkemizin en büyük organize sanayi bölgesine sahip kenti olmasına ve bu büyük işlem hacmine rağmen Gaziantep, sanayi kentleri arasında konkordato başvurularında çok gerilerdedir" dedi. "Şehrimiz, kredi geri ödemelerinde borcuna en sadık iller arasında yer almaktadır" Ünverdi, "Şehrimiz, kredi geri ödemelerinde borcuna en sadık iller arasında yer almaktadır. Ayrıca, firmalar için konkordato ilanı son aşamada gerçekleşebilecek bir durumdur. Konkordato sürecinde firmaların iyi analiz edilmesi ve üçüncü taraflara ilişkin borçların güvence altına alındıktan sonra karara bağlanması mağduriyetlerin önüne geçecektir. Ticari ilişkileri olan tüm firmalar ve ekonomik aktivite gözetilmelidir. Bu konuda kamu tarafında da bir çalışma başlatılmıştır ve en kısa sürede sonuçlarının alınmasını beklemekteyiz. Bu doğrultuda: Küresel piyasalar ve ülke ekonomimizdeki daralan şartlardan sanayimiz uzun süredir olumsuz etkilenmekte olup, sorunların çözümü için 7/24 çaba göstermekteyiz. Sektörlerimizden gelen talepleri ilgili mercilerle gerek raporlar halinde gerekse birebir görüşmeler şeklinde iletiyor, her platformda dile getiriyoruz. Tabii ki zorda olan firmalarımızın bu süreci atlatabilmesi ve konkordato sayısının artmaması en büyük isteğimiz. Bu sebeple öncelikli olarak finansman maliyetlerinin düşürülmesi, en büyük ihtiyaç haline gelen kaynak bulma noktasında kredilere erişimin kolaylaştırılması, kamu tarafından girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve kamu maliyesinde kolaylık sağlayacak yapısal adımların atılması öncelikli beklentilerimiz arasında yer alıyor. Bu konulara ivedi çözümler bulunursa firmalarımız biraz olsun toparlanma imkanı bulacak ve işletmelerin devamlılığı sağlanacaktır. Üretim, ihracat ve istihdamın sürdürülebilirliği atılacak adımlarla birlikte firmalarımızın ayakta kalmasına bağlıdır" diye konuştu.
14 Ekim 2025 Salı - 11:21
Şekerbank’tan çiftçi kadınlara destek
Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nde kadın emeğini desteklemek amacıyla geliştirdiği kampanya ile Şekerbank, çiftçi kadınlara ve kadın kooperatiflerine Ekim ayı sonuna kadar 36 aya varan vade avantajıyla hasat zamanına göre geri ödemeli, masrafsız kredi imkânı sağladığını duyurdu. Anadolu bankacılığı anlayışıyla çiftçi kadınların tarımsal yatırımlarını güçlendirmeye yönelik finansman imkânı sunan Şekerbank, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’ne özel gelenekselleştirdiği kampanyasını başlattı. Bankadan yapılan açıklamaya göre, tarımda kadın emeğini ve üretimi desteklemek amacıyla Ekim ayı sonuna kadar çiftçi kadınlara ve kadın kooperatiflerine, 36 aya varan vade avantajıyla, hasat zamanına göre yılda bir geri ödemeli ve masrafsız kredi imkânı sunuluyor. Kampanya ile hem çiftçi kadınların hem de kadın kooperatiflerinin finansmana erişimini kolaylaştırarak tarımda sürdürülebilir büyümeye katkı sağlanması hedefleniyor. Yerel kalkınmayı ve tarımsal sürdürülebilirliği odağına alan banka, kadınların finansmana erişimini kolaylaştıracak ve tarımsal yatırımlara katkı sağlayacak çözümler geliştirmeye devam ettiğini belirtti.
14 Ekim 2025 Salı - 11:20
Kestane rekoltesi kuraklık sebebiyle düştü
Türkiye genelinde yaşanan kurak havalar nedeniyle kestane rekoltesinde büyük düşüş yaşandı. Türkiye genelinde son yıllarda yaşanan kuraklık, kestaneyi de vurdu. İriliği ve lezzeti nedeniyle tüketicinin en çok tercih ettiği Bartın kuzu kestanesinde rekolte ise kuraklık nedeniyle yüzde 50’yi aşan oranda düşüş yaşarken, toptan kilogram fiyatı 400 TL’ye ulaştı. Bartın ormanlarında topladıkları kestaneleri çuvallarla gece saatlerinde il merkezindeki Kapalı Pazar yerine getiren köylüler, kurulan kestane borsasında satarak, günlerdir harcadıkları emek ve çabanın karşılığını almaya çalışıyor. Geçen yıl parkende olarak irilik ve lezzete göre 150-250 TL arasında satılan kestane için bu yıl toptan satı fiyatı ise 400-450 TL arasına çıktı. Dün gece sabaha karşı yapılan kestane pazarlığında iki kişi tarafından 4-5 günde toplanan 55 kiloluk bir kestane çuvalı, asgari ücretle çalışan bir işçinin 1 ayda kazandığı para olan 22 bin TL’ye satıldı. Ormanda kestane toplayanlar, kuraklık nedeniyle kestane bulmakta zorlandıklarını belirterek, önümüzdeki günlerde kestane fiyatlarının daha da arttığını ifade Kestane alıcıları ise fiyatların yüksek olmasından yakındı. Tezgahta 450-500 TL’ye satmak zorunda kaldıkları belirten esnaf, fiyatlar nedeniyle müşterilerinin de kendilerine tepki gösterdiğini belirtti. Müşterilerini geri çevirmemek adına çok az kar payı ile kestane sattıklarını belirten esnaf, önceki senelerde kilo kilo kestane alan müşterilerinin artık, 50-100 ve 200 TL’lik siparişlerle tadımlık kestane aldıklarını da sözlerine ekledi.
14 Ekim 2025 Salı - 11:12
ING Leasing’den KOBİ’lerin dijital ve çevre dostu yatırımlarına uluslararası kaynak
ING Leasing, KOBİ’lerin dijital dönüşümlerine katkı sağlayan çevre dostu yatırımları desteklemek amacıyla uluslararası kredi fonu Green for Growth Fund S.A. (GGF) ile Finance in Motion danışmanlığında finansman anlaşmasına imza attı. ING Türkiye’nin iştiraki olarak faaliyet gösteren ING Leasing, KOBİ’lerin dijital dönüşümlerine katkı sağlayan çevre dostu yatırımlarını desteklemek amacıyla uluslararası kredi fonu Green for Growth Fund S.A. (GGF) ile Finance in Motion danışmanlığında finansman anlaşmasına imza attı. İki yıl geri ödemesiz, toplam beş yıl vadeli 20 milyon euro tutarındaki bu kaynak ile kuruluş, Türkiye sanayisinin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemeyi hedefliyor. Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme vizyonu doğrultusunda KOBİ’lerin daha verimli, çevreye duyarlı ve rekabetçi olmalarına katkı sağlayacak yatırımları desteklemeyi önceliklendiren kuruluş, bu kaynak ile KOBİ’lerin enerji verimliliğini artıracak yatırımlarına finansman sağlayacak. Kuruluşun uluslararası finans dünyasındaki güvenilir ve stratejik konumunu güçlendirmeyi de amaçlayan anlaşmanın imza törenine, ING Türkiye Genel Müdürü Onur Gül ve GGF’nin fon danışmanı Finance in Motion’un Bölge Direktörü Burcu Karpuz katılım gösterdi. "Bu anlaşma uluslararası finans kuruluşlarının ING Leasing ve ülkemize olan güvenini gösteriyor" İş birliği ile ilgili görüşlerini aktaran ING Leasing Genel Müdürü Onur Gül, "ING Türkiye’nin stratejisiyle uyumlu şekilde müşterilerimizin iş ve özel hayatlarında bir adım önde olmalarına imkân sağlamak için global ağımızdan da aldığımız güç ile onların ihtiyaçlarına özel çözümler sunuyoruz. KOBİ’lerimiz için dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımları artık uzun vadeli rekabetin temel şartı. Bu doğrultuda, GGF ile imzaladığımız bu anlaşma ile hem çevre dostu hem de teknoloji odaklı yatırımlar için kaynak sağlayarak ülkemizin dönüşüm sürecine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Bununla birlikte, uluslararası bir finansal kurumdan fonlama sağlamaktan gurur duyuyoruz. Bu iş birliği, uluslararası finans kuruluşlarının ING Leasing ve ülkemize olan güvenini de ortaya koyuyor. Bu işlemi aynı sektörde güven ve istikrarı güçlendiren, kuruluşumuzun uluslararası finans ekosistemindeki etkinliğini de ortaya koyan bir adım olarak konumluyoruz. Uluslararası kaynaklara erişimi olan, güvenilir ve stratejik bir iş ortağı olarak müşterilerimizi desteklemeyi sürdüreceğiz" dedi. "ING Leasing ile gerçekleştirdiğimiz stratejik ortaklıkla Türkiye’de sürdürülebilir ekonomik dönüşümü destekliyoruz" Alman Kalkınma Bankası ile Avrupa Yatırım Bankası tarafından hayata geçirilen ve Avrupa Birliği, Almanya ve uluslararası finans kuruluşlarının stratejik yatırımlarıyla desteklenen GGF, Türkiye dahil olmak üzere Güneydoğu Avrupa Bölgesi’nde enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına finansman sağlıyor. GGF Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Simon Gupta ise konuyla ilgili şunları söyledi: "ING Leasing ile gerçekleştirmiş olduğumuz stratejik ortaklık aracılığıyla Türkiye’de sürdürülebilir ekonomik dönüşümü desteklemeye devam ediyoruz. Sürdürülebilirlik teması altında GGF kredisi ile yerel işletmelerin rekabet gücünü artırmayı ve ülkenin düşük karbonlu ve dijital olarak etkinleştirilmiş bir ekonomiye geçişini hızlandırmayı hedefliyoruz. Ayrıca, danışmanımız Finance in Motion’a bu etkili ortaklığı yapılandırma ve destekleme konusundaki özverili çabaları için teşekkür etmek istiyorum." İş birliği ile ilgili olarak Finance in Motion GGF Fon Direktörü Borislav Kostadinov ise, "Türkiye’deki KOBİ’ler arasında enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği artıracak yatırımları desteklemek amacıyla ING Leasing ile güçlerimizi birleştirmekten mutluluk duyuyoruz. Bu ortaklık, işletmelerin daha dirençli ve geleceğe hazır hale gelmelerini sağlama konusundaki ortak kararlılığımızın altını çiziyor" açıklamasında bulundu.
14 Ekim 2025 Salı - 10:49
Emlak Konut’tan faizsiz, peşinatsız ve ara ödemesiz ev imkanı
Emlak Konut GYO, vatandaşların ev sahibi olmasını kolaylaştıran yeni bir finansman modelini hayata geçiriyor. Emlak Konut’un hayata geçirdiği ‘Yeni Yuvam Modeli’nde, Emlak Katılım iş birliğiyle ev almak isteyenlere Türkiye’de ilk kez kamu güvencesi altında faizsiz, peşinatsız ve ara ödemesiz bir sistem sunuluyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder