EKONOMİ
Komşu illerde aşırı yağışlar nedeniyle Siirt fıstığında rekolte ve talebin artması bekleniyor 15 Mayıs 2026 Cuma - 15:03:30 Fıstık üretimi olan illerde aşırı yağışların mahsule zarar vermesiyle, Siirt fıstığında rekolte ve talebin artması bekleniyor. Türkiye’nin en önemli fıstık üretim merkezlerinden biri olan Siirt’te, bu yıl fıstıkta ’var yılı’ yaşanıyor. Üreticiler, komşu illerde yaşanan olumsuz hava şartlarının Siirt fıstığına olan talebi artırmasını bekliyor. Son iki yıldır bölge genelinde etkili olan aşırı sıcaklar ve kuraklık nedeniyle zor günler geçiren fıstık üreticileri, bu sezondan umutlu. Geçtiğimiz yıllarda kuraklığa bağlı kuruma ve artan hastalıklarla mücadele eden ağaçlar, bu sene yüksek verim sinyalleri veriyor. Fıstık üreticisi Mehmet Karataş, bu yılın fıstıkta ’var yılı’ olduğunu belirterek, iklim şartlarının üretimde belirleyici rol oynadığını söyledi. Karataş, "Bu sene fıstıklarımız var yılı olarak görünmektedir. Son iki yıldır aşırı sıcaklardan dolayı kuraklıkla ilgili ciddi sıkıntılar yaşadık. Fıstıklarımızın çoğu kurumaya maruz kaldı. Hatta aşırı sıcaklardan dolayı hastalıkların da yaygınlaştığını gözlemledik" dedi. Siirt’te bu yıl verimin artmasını beklediklerini değerlendiren Karataş, "Eğer iklimsel bir sorun olmazsa, bu sene verimin daha da artacağını görebiliyoruz. Şanlıurfa ve Antep’te yaşanan aşırı sel ve yağışlardan dolayı Siirt fıstığına rağbetin artacağına inanıyoruz" diye konuştu Üreticilerin bilinçli hareket etmesi gerektiğini dile getiren Karataş, "Herkesin fıstık konusunda daha iyi bilinçlenip erken müdahale ile haşere ve hastalık kontrolünü yapması halinde, bölgemizde daha kaliteli ürün elde edip daha iyi verim alacağımızı umuyorum. Herkese bol ve bereketli bir sezon diliyorum" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 14:56 AS Global Holding’den yapay zeka, yazılım ve çip teknolojileri için stratejik yatırım hazırlığı AS Global Holding, Tayvan’da teknoloji, yapay zeka ve software alanında stratejik yatırımlar planladığını açıkladı. Son dönemde Dünyada yapay zeka, kuantum çip teknolojileri ve yarı iletken sektöründe yaşanan küresel rekabet hız kesmeden devam ederken, AS Global Holding Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Akkuş, Tayvan’da teknoloji, yapay zeka ve software alanında stratejik yatırım planladıklarını açıkladı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Uğur Akkuş şöyle konuştu: "Son dönemde ABD ile Çin arasında teknoloji merkezli diplomatik ve ekonomik temasların yeniden hız kazanması, küresel ekonomide yeni dönemin artık yapay zeka, kuantum çip üretimi, veri güvenliği ve AI tabanlı Ar-Ge yatırımları üzerinden şekillendiğini ortaya koyuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ile gerçekleştirdiği temasların ardından uluslararası piyasalarda en çok konuşulan başlıkların; yapay zeka teknolojileri, kuantum işlemciler, yarı iletken üretimi ve software altyapıları olduğu belirtiliyor. Yeni dünya düzeninde ülkelerin ve şirketlerin gerçek gücü artık sadece enerji ya da klasik sanayi üretimi olmayacak. Yapay zeka teknolojileri, kuantum çip üretimi, veri yönetimi ve software altyapıları geleceğin en stratejik alanları haline geliyor. ABD ile Çin arasındaki rekabetin merkezinde artık teknoloji üstünlüğü bulunuyor." Ayrıca holdingin özellikle yapay zeka tabanlı yazılım sistemleri, finansal teknolojiler (fintech), veri güvenliği, otomasyon altyapıları ve yeni nesil software geliştirme merkezleri üzerine hem Türkiye’de hem de uluslararası ölçekte yeni bir teknoloji yapılanması üzerinde çalıştığı belirtildi. Akkuş, holding olarak teknoloji sektöründeki dönüşümü yıllar öncesinden öngördüklerini belirterek, "Biz bu alandaki küresel açığı ve gelecekte oluşacak teknoloji dönüşümünü yaklaşık 5 yıl önce öngördük. 2021 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin San Francisco bölgesinde, Silicon Valley piyasasında faaliyet gösteren ve yüzde 100 Amerikan sermayeli software ve teknoloji şirketi olan ECB Technologies Co.’yu satın alarak bu sektöre giriş yaptık. O dönemde hedefimiz yalnızca yatırım yapmak değil; teknolojiyi yerinde öğrenmek, know-how transferini sağlamak ve Amerika’daki teknoloji birikimini geliştirerek Türkiye’ye ve dünyaya taşımaktı" şeklinde konuştu. Akkuş açıklamasında, gelinen noktada artık yalnızca yazılım geliştirme değil; yapay zeka teknolojilerinin üretim, altyapı ve sanayi tarafında da var olmanın zorunlu hale geldiğini belirtti. Akkuş, "Bugün geldiğimiz noktada artık sadece software geliştirmek yeterli değil. Yapay zeka teknolojilerinin üretim, veri merkezi, çip altyapısı ve yüksek teknoloji sanayi ayağında da güçlü şekilde yer almak gerekiyor. Bizim hedefimiz Türkiye’yi MENA bölgesinin software, yazılım ve AI teknolojileri merkezi haline getirmek. Dünyadaki ileri teknoloji bilgisini ve know-how’ı ülkemize taşıyıp burada geliştirerek Türkiye üzerinden bölge ülkelerine ihraç etmeyi amaçlıyoruz" dedi. "Türkiye, bölgesel teknoloji merkezi olabilir" Türkiye’nin sadece üretim değil, aynı zamanda bölgesel bir yazılım ve teknoloji geliştirme merkezi olabileceği vurgulanırken, holdingin üzerinde çalıştığı projeler arasında yapay zeka destekli finansal analiz sistemleri, finansal teknolojiler (fintech), büyük veri ve siber güvenlik altyapıları, yeni nesil mobil uygulama ve software çözümleri, AI destekli yatırım teknolojileri, Yazılım ihracatı ve uluslararası teknoloji ortaklıkları, kuantum çip teknolojileri ve ileri düzey Ar-Ge yatırımları gibi alanların bulunduğu belirtildi. Uğur Akkuş ayrıca Tayvan’ın bugün dünyanın en önemli yarı iletken ve teknoloji üretim merkezlerinden biri olduğunu belirterek, "Önümüzdeki 20 yılın en büyük ekonomik savaşları enerji için değil; yapay zeka, veri ve çip teknolojileri için yaşanacak. Türkiye bu dönüşümü doğru yönetirse Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında çok güçlü bir teknoloji köprüsü haline gelebilir" ifadelerini kullandı. "Türkiye’ye yabancı teknoloji yatırımı artabilir" AS Global Holding’in önümüzdeki süreçte Türkiye’ye özellikle teknoloji, yazılım, fintech ve yapay zeka alanlarında uluslararası yatırımcı ilgisinin artacağını öngördüklerini belirtilirken, şirketin, Tayvanlı teknoloji şirketleri ve Asya merkezli bazı yatırım gruplarıyla olası iş birlikleri üzerine görüşmeler gerçekleştirdiği, holdingin önümüzdeki süreçte Türkiye merkezli teknoloji geliştirme, yazılım ihracatı, yapay zeka Ar-Ge merkezleri ve uluslararası teknoloji ortaklıkları üzerine yeni yatırımlar açıklamaya hazırlandığı aktarıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 14:56 Türk üreticiler küresel rekabet için maliyet yükünü sırtladı Savaş sürecinin başlamasından bu yana petrol fiyatlarında yaklaşık yüzde 62 oranında artış yaşanırken, enerji, lojistik ve ham madde maliyetlerindeki yükselişe rağmen üreticiler ürün fiyatlarına aynı oranda zam yapmayarak küresel rekabette ayakta kalmaya çalışıyor. STK Makina Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Tecelli, savaş sürecinin başlamasından bu yana petrol ve enerji maliyetlerinde yaşanan sert artışa rağmen ürün fiyatlarına aynı oranda zam yapmadıklarını belirterek, Türk sanayicisinin küresel rekabet için büyük fedakarlık gösterdiğini söyledi. Petrol fiyatlarındaki yükselişin üretim ve lojistik maliyetlerini ciddi şekilde artırdığını ifade eden Tecelli, buna rağmen ihracat pazarlarında rekabet gücünü korumak adına maliyet baskısını büyük ölçüde üreticilerin üstlendiğini vurguladı. Süt ve gıda entegre tesis makineleri alanında faaliyet gösteren STK Makina’nın çok sayıda ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini belirten Tecelli, üretim gücünün korunması için enerji ve finansman maliyetlerinin düşürülmesinin kritik önem taşıdığını ifade etti. "Dünya ile rekabet ediyoruz" Enerji, lojistik ve ham madde maliyetleri sürekli yükseldiğine değinen Tecelli, "Petrole savaşın başladığı günden bu yana yaklaşık yüzde 62 oranında zam geldi. Enerji, lojistik ve ham madde maliyetleri sürekli yükseliyor. Ancak biz ürünlerimize aynı oranda zam yapmadık. Çünkü dünya ile rekabet ediyoruz. Sürekli fiyat artırmak, kendi sanayicimizi ve ihracatçımızı baltalamak anlamına gelir" dedi. "Sanayicimiz hem üretimi hem ihracatı ayakta tutmak için ciddi özveri gösteriyor" Türk üreticisinin yüksek maliyetlere rağmen üretimden vazgeçmediğini belirten Tecelli, sanayi sektörünün önemli bir mücadele verdiğini söyledi. Tecelli, "Bugün Türk sanayicisi büyük bir fedakarlık yapıyor. Avrupa’daki, Asya’daki rakiplerimizle aynı pazarda mücadele ediyoruz. Eğer tüm maliyetleri ürün fiyatlarına yansıtsaydık rekabet avantajımızı kaybederdik. Sanayicimiz hem üretimi hem ihracatı ayakta tutmak için ciddi özveri gösteriyor" diye konuştu.
Türkiye Yüzyılı’nda "Samsun Yüzyılı" hedefi
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:09 Türkiye Yüzyılı’nda "Samsun Yüzyılı" hedefi Samsun Valisi Orhan Tavlı, kentin sanayi, ulaşım, sağlık ve tarım alanındaki büyük yatırımlarla Karadeniz’in lokomotifi haline geldiğini belirterek, "Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte ’Samsun Yüzyılı’ yapacağız" dedi. Samsun’un sanayi ve teknoloji yatırımlarında önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Vali Tavlı, 2023 yılında 7 olan organize sanayi bölgesi (OSB) sayısının bugün 11’e ulaştığını söyledi. Samsun-Mersin sanayi ve teknoloji koridoru Vali Orhan Tavlı, kentte yürütülen yatırım ve kalkınma projeleri hakkında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji aksında Samsun’un önemli bir rol üstlendiğini açıkladı. Tavlı, "Samsun-Mersin sanayi ve teknoloji koridoru üzerinde çalışmalar yapılıyor. Bugün Ankara’dan Çorum’a kadar hızlı trenle ilgili müthiş bir çalışma var. Önümüzde Çorum-Samsun güzergahı gözüküyor. Cumhurbaşkanımız, Samsun’dan Doğu Karadeniz’e doğru hızlı tren projesini paylaşmıştı. Biz Samsun’da yapılan bu çalışmayı tüm Karadeniz’e ve Kuzey Anadolu Bölgesi’ne hizmet olarak görüyoruz" diye konuştu. Vali Tavlı, yürütülen projelerin yalnızca Samsun’u değil, çevre illeri de kapsadığını vurgulayarak, "Burada yapılan çalışmalardan Sivas’tan Yozgat’a, Çorum’dan Amasya’ya, Tokat’a, Kastamonu’ya, Çankırı’ya, Ordu’ya, Sinop’a, Trabzon’a, Artvin’e kadar herkes faydalanıyor. Büyük projelere imza atılıyor" ifadelerini kullandı. Kasım ayında Samsun’a 100 yeni ambulans geliyor Sağlık alanındaki yatırımlara da değinen Tavlı, şöyle devam etti: "Kasım ayında 100 tane yeni sağlık ambulansı şehrimize kazandırılacak. Bu, sağlıkta ve güvenlikte yapılan çalışmaların bir parçası. Eğitimde de aynı hızla ilerliyoruz. Dört merkez ilçemizi bir bütün olarak, 17 ilçemizi bir ve beraber görüyoruz. İki yıllık çalışmalarda mesleki eğitime kayıtlar yüzde 50’nin üzerinde arttı." Tavlı, sanayi istihdamında da dikkat çekici bir artış yaşandığını belirterek, "Sadece organize sanayi bölgelerinde son iki yılda çalışan sayısı 5 bin kişi arttı. Şu anda OSB’lerde yaklaşık 17 bin 270 kişi çalışıyor. Bu rakam fabrikalar dışındaki istihdamı kapsamıyor" diye konuştu. Samsun’a 4 bin dönüm yatırım alanı tahsisi yapıldı Vali Tavlı, yatırımcılara sağlanan destekler hakkında da bilgi vererek, "Türkiye Yüzyılı’nda, 2023-2025 döneminde, 10 dönümden bin dönüme kadar değişen alanlarda yatırım yapmak isteyen 168 firmaya toplam 4 bin dönüm yer tahsis ettik. Bu rakamın içinde MKE’nin bin 300 dönümün üzerindeki yatırımı veya BAYKAR’ın Samsun’da 400 dönüm alanda kuracağı endüstri bölgesi bulunmuyor. Aynı şekilde Havza’da 600 dönümlük alanda fabrika kurmak isteyen uluslararası ortaklı firma da bu rakamlara dahil değil" şeklinde konuştu. Tavlı, Samsun’da 5 uluslararası firmanın yatırım hazırlığında olduğunu belirterek, "Bu firmalardan 4’ü Türk ortaklı. Görüşmeler sürüyor. Türkiye Yüzyılı’nı Samsun Yüzyılı yapacağız inşallah. Büyükşehir Belediye Başkanımız, milletvekillerimiz, bakanlarımız ve Sayın Cumhurbaşkanımızın desteğiyle bu vizyonu gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı. Yakakent Su Ürünleri OSB’de son aşamaya gelindi Tarım ve çevre yatırımlarına da değinen Tavlı, "Yakakent’teki Su Ürünleri OSB’de son aşamaya geldik. Planlamalar tamamlanıyor, bütçesi oluşturuldu, yatırımcılar hazır. Biz yatırım yaparken doğayı, suyu, çevreyi koruyarak ilerliyoruz. Tarımsal potansiyelimizi daha da ileri taşımak için çalışıyoruz" açıklamasında bulundu. Tavlı, Bafra Ovası’ndaki yatırımları örnek göstererek, "Bafra Sera OSB’de güçlü bir kurumsal firmaya 160 dönüm yer tahsis edildi. Bu firma, Bafra Ovası’nın tarımsal üretimini hem yurt içine hem yurt dışına pazarlayacak. Havza’daki data merkezi projemizi de Türkiye’nin güçlü markalarıyla hayata geçirmeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Samsun’un su ürünleri ve tarımda da Türkiye’nin öncü illerinden biri olduğunu ifade eden Tavlı, "Vezirköprü, Bafra ve Çarşamba tarım havzalarımızın yanında Karadeniz havzamız da bizim gözbebeğimiz. Yakakent’teki Su Ürünleri OSB’de Türkiye’nin en güçlü markalarıyla birlikte çalışıyoruz. Her alanda birlikte çalışmanın bereketini görüyoruz" dedi. Güvenlik ve altyapıda güçlü iş birliği Emniyet, jandarma ve sahil güvenlik birimleriyle koordineli şekilde çalıştıklarını vurgulayan Tavlı, "Samsun’un huzuru Türkiye’nin huzurudur" anlayışıyla iki yılda 500’e yakın aracın yenilendiğini, şehirde güvenliği artırmak için aydınlatma ve kamera sistemlerinin yaygınlaştırıldığını dile getirdi. Turizm ve çevre projeleriyle geleceğe yatırım Turizm alanında da büyük adımlar atıldığını belirten Vali Tavlı, "Samsun Müzesi’nin açılması, kruvaziyer gemi seferleri, Asarkale, Akalan Kalesi, Ordu Kalesi gibi tarihi alanların restorasyonu şehrimizi kültürel turizmde öne çıkarıyor. Vezirköprü’den Bafra sahiline uzanan doğa turizmi hattı da önümüzdeki günlerde başlıyor" ifadelerini kullandı.
Zorlu Enerji, EPDK’dan 20 yıllık toplayıcı lisansı aldı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:50 Zorlu Enerji, EPDK’dan 20 yıllık toplayıcı lisansı aldı Zorlu Enerji, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) 20 yıl süreli Toplayıcı Lisansı almaya hak kazandı. Bu lisansla birlikte şirket, elektrik piyasasında toplayıcılık faaliyetleri yürüterek hem kendi üretim portföyünü hem de üçüncü taraflara ait kapasiteleri yönetebilecek. Üretimden dağıtıma, şarj istasyonlarından enerji yönetim sistemlerine kadar farklı alanlarda uçtan uca hizmet veren Zorlu Enerji, EPDK’dan aldığı 20 yıllık Toplayıcı Lisansıyla enerji piyasasında yeni bir döneme adım attı. Yenilenebilir enerjinin önde gelen şirketlerinden Zorlu Enerji’nin yüzde 100 iştiraki olarak kurulan Zorlu Dengeleme ve Enerji Yönetimi AŞ, alınan Toplayıcılık Lisansı kapsamında elektrik piyasasında toplayıcılık hizmeti sunacak. Zorlu Enerji’ye stratejik avantaj Elektrik sektöründe giderek önem kazanan bir alan olan toplayıcılık, farklı tüketici ve üreticilerin elektrik tüketim ve üretim kapasitelerini tek çatı altında birleştirerek piyasaya sunmayı ifade ediyor. Bu sayede bireysel üreticilerden sanayi tesislerine kadar geniş bir portföy, tek bir şirket aracılığıyla piyasalara katılabiliyor. Toplayıcılık Lisansıyla birlikte Zorlu Enerji, hem kendi üretim portföyünü hem de üçüncü taraflara ait üretim ve tüketim kapasitelerini yönetme imkanı elde etti. Şirket, bu yapı sayesinde arz-talep dengesinin korunmasına da katkıda bulunurken, enerji yönetiminde daha esnek ve verimli çözümler sunacak. "2026’da büyük bir etki oluşturacağız" Üretimden son tüketiciye kadar geniş bir alanda faaliyet yürüttüklerini hatırlatan Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, konuyla ilgili şunları söyledi: "Yenilenebilir ve verimli projelerle müşterilerimize daha iyi hizmet sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimize büyük katkı sunacak Toplayıcılık Lisansı ile özellikle 2026 yılında yürürlüğe girecek düzenlemelerle toplayıcılık alanında da büyük bir etki oluşturacağımıza inanıyoruz." Yeni fırsatlar Yener, 100 MW altındaki lisanslı santraller ile YEKDEM süresi biten lisanssız santrallerin üretim tarafında, serbest tüketicilerin ise tüketim tarafında müşterileri olacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz hem kendi santrallerimizle hem de dışarıdan katılacak santrallerle bu lisans altında büyümeyi hedefliyoruz."
Çeşme sakız üreticilerinden komşuya iş birliği daveti
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:43 Çeşme sakız üreticilerinden komşuya iş birliği daveti Yunanistan’ın Sakız Adası’ndaki üreticilere ortak araştırma ve bilgi paylaşımı çağrısında bulunan Çeşme Sakız Üreticileri Derneği Başkanı İbrahim Topal, "Sakız sadece Sakız Adası’na veya Çeşme’ye ait bir ürün değil dünya mirası niteliğinde bir değerdir. Biz de bu değeri, ortak akılla ve dayanışmayla yaşatmak istiyoruz" dedi. Çeşme Sakız Üreticileri Derneği, Sakız Adası’ndaki üreticilere ortak araştırma ve bilgi paylaşımı çağrısında bulundu. Dernek Başkanı İbrahim Topal, "Yunanlı dostlarımızla iş birliğine, ortak araştırmalara ve bilgi paylaşımına açığız. Eğer iki taraf arasında bir köprü kurulabilirse bu, geleceğe dönük güçlü bir başlangıç olur" diye konuştu. Otuz yıllık emekle kurulan dernek Derneğin kuruluş sürecinin yaklaşık 30 yıllık bir çalışmanın sonucu olduğunu belirten Topal, "1995 yılında çiftlik çalışmalarına başladık. Şu anda 92 ile 150 ağaç arasında değişen sakız ağaçlarından üretim yapıyoruz. Bu yolculuk oldukça uzun sürdü; 1995’ten bu yana bu işle uğraşıyoruz" dedi. Topal, sakız üretiminin Çeşme’de köklü bir geçmişe sahip olduğunu da hatırlatarak, "1950’li yıllarda bir heyet, sakız ağacının bu bölgede yetiştirilmesi için görevlendiriliyor. O dönemde 15–20 fidanla denemelere başlanıyor. Demek ki o yıllarda da bu topraklarda sakız üretimi konusunda bir bilinç ve çaba varmış. Ancak zamanla ekonomik ve toplumsal değişimler nedeniyle sakız ağacı bir dönem ihmal edilmiş" diye konuştu. "Sakız Anadolu’nun da ürünü" Sakızın tarihsel olarak sadece Sakız Adası’na ait olmadığını vurgulayan Topal, şunları kaydetti: "Oysa sakız, doğası gereği Anadolu topraklarında asırlardır var olan bir üründür. Osmanlı döneminde Sakız Adası’nda üretime büyük önem verilmiş, üreticilere bazı ayrıcalıklar tanınmış. Sakızın tarihsel olarak da bizim coğrafyamızla güçlü bir bağı var." Kadın emeğiyle büyüyen üretim Topal, sakız üretiminin yeniden canlandırılmasında kadın üreticilerin büyük rol oynadığını ifade ederek, "Bu çalışmaları genellikle kadın üreticilerimiz dernek ve kooperatif çatısı altında yürütüyor. Biz hiçbir zaman bu işe ticari dev bir proje olarak başlamadık; aksine dayanışmayı ve ortak üretimi ön planda tuttuk" dedi. Sakızın gıda, boya, ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılan çok değerli bir ürün olduğunu vurgulayan Topal, pandemi döneminde sakızın antimikrobiyal özelliklerinin yeniden önem kazandığını da belirtti. "Önce yerli ihtiyacı karşılayacağız" Türkiye’nin her yıl 10–12 ton sakızı Yunanistan’dan ithal ettiğini belirten Topal, "Öncelikli hedefimiz ülkemizin kendi sakız ihtiyacını karşılamak, ardından üretimi artırarak dış pazarlara yönelmek" dedi. Topal, iki ülke arasındaki kültürel bağlara da dikkat çekerek, "Sakız sadece Sakız Adası’na veya Çeşme’ye ait bir ürün değil; dünya mirası niteliğinde bir değerdir. Biz de bu değeri, ortak akılla ve dayanışmayla yaşatmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Çeşme damla sakızı Malezya yolcusu Dernek üyesi ve üretici Hasan Ege Tütüncüoğlu da, üretimin artmasıyla birlikte dış pazarlardan da ilgi görmeye başladıklarını belirterek, "İki yıl önce eski anaç ağaçlarımızdan yaklaşık 100 kilo üretim gerçekleştirdik. Türkiye’nin yıllık damla sakızı tüketimi yaklaşık 20 ton. Çeşme bölgesinde ise 2,5–3 tonluk bir ihtiyaç var ve şu anda tamamı ithalatla karşılanıyor. Bizim önceliğimiz yerel ihtiyacı karşılamak ve ithalatı azaltmak" dedi. Tütüncüoğlu, 20 bin yeni ağacın 4–5 yıl içinde verime geçmesiyle yıllık üretimin 1,5 tona ulaşacağını belirtti. Tütüncüoğlu, "Üretimimizin bir kısmını Amerika’nın Miami kentine göndererek ilk ihracat denememizi yaptık. Bu hafta da Malezya’dan bir işletme ile aylık 5 kilogramlık düzenli alım içeren 50 kiloluk bir anlaşma yaptık. Bu, tanıtım yapılmadan gelen ilk uluslararası talep olması açısından bizim için çok değerli" diye konuştu. Üniversitelerle yürütülen Ar-Ge çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu ifade eden Tütüncüoğlu, "Çok kısa bir süre içinde Çeşme Damla Sakızı, sadece gastronomide değil, farmakoloji ve kozmetik sektörlerinde de dünya pazarında yerini alacak" diye konuştu. Kooperatiften sakız ağaçlandırma projesi Çeşmeköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Kazım Beyaz da yerel üretimi destekleyen projeler için şunları kaydetti: "Kooperatifimiz, tarım ürünlerinin pazarlanması ve yerel üretimin desteklenmesi amacıyla kuruldu. Çeşme Belediyesi ile yaptığımız protokol kapsamında, kamuya ait alanların sakız ağaçlarıyla donatılması için çalışıyoruz. Üreticilerimizden aldığımız fideleri bu alanlara dikiyor, gelecekte bu ağaçların üreticilerimize ekonomik değer olarak geri dönmesini hedefliyoruz."
Çivril Tarım, Hayvancılık Makineleri Teknolojileri ve Yem Fuarı sona erdi
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:37 Çivril Tarım, Hayvancılık Makineleri Teknolojileri ve Yem Fuarı sona erdi Denizli’de Çivril Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Çivril Tarım Hayvancılık Makineleri Teknolojileri ve Yem Fuarı tamamlandı. Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, fuara katılan üreticileri ziyaret ederek, katılım belgesi takdim etti. Denizli’nin Çivril ilçesinde tarım ve hayvancılığa yönelik faaliyetler tüm hızıyla sürüyor. Bu kapsamda Çivril Belediyesi ev sahipliğinde Başak Fuarcılık ile birlikte tarım ve hayvancılık fuarı düzenlendi. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen fuar, Çivril Kapalı Pazar Yeri’nde gerçekleşti. Fuara ülkenin dört bir yanından üreticiler, kurum temsilcileri ve firmalar katıldı. Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, fuara katılan üreticilere, kurumlara ve firmalara katılım belgesi takdim etti. Fuarda tarım ve hayvancılık alanında en yeni teknolojiler sergilendi. Fuara vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Bu fuarla tarım ve hayvancılık alanında en yeni teknolojiler, modern tarım makineleri ve verimliliği artıracak yenilikler vatandaşlarla buluştu. Fuara vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Fuarı ziyaret eden Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, "İlçemiz verimli topraklara ve büyük üretim gücüne sahip bir yer. Bu potansiyeli en üst seviyeye çıkarmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz Tarım ve Hayvancılık Makineleri Teknolojileri Yem Fuarı da bu çabanın yansımasıdır. Fuarımız dört gün sürdü. Bu fuar ile birlikte üreticilerimiz tarım ve hayvancılık alanında modern teknolojiler ile buluştu. Fuarımızı ziyaret ederek, üreticilerimize fuarımıza vermiş oldukları katkılardan dolayı katılım belgesi verdik. Tarımın her alanında üreticimizin yanında olmaya, onların emeğine ve alın terine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bir kez daha fuarımızın ilçemize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi.
Mersin’de üreticiye güneş paneli, sıvı gübre ve nergis soğanı desteği
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:32 Mersin’de üreticiye güneş paneli, sıvı gübre ve nergis soğanı desteği Mersin Büyükşehir Belediyesi, Toroslar’da düzenlenen törenle üreticilere mobil güneş paneli, sıvı gübre ve nergis soğanı desteği sağlayarak üretim maliyetlerini düşürüyor, kırsal kalkınmayı destekliyor ve sürdürülebilir tarımı güçlendiriyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen 3 önemli proje, kırsal kalkınmayı desteklemek, üretim maliyetlerini azaltmak ve sürdürülebilir tarımsal üretimi yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirildi. Küçükbaş hayvancılık ve arıcılık yapan üreticilerin enerji ihtiyacını karşılamak, kırsalda yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla yürütülen ‘Mobil Güneş Paneli Desteği Projesi’ kapsamında, Toroslar ilçesinden 21 üreticiye mobil güneş enerjisi sistemi desteği sağlandı. Bu yıl Toroslar’da 76 adet, Mersin genelinde ise toplam 1160 adet mobil güneş enerjisi sistemi üreticilere ulaştırılmış olacak. Doğal afetlerden etkilenen küçük ölçekli meyve üreticilerine yönelik proje kapsamında toprak sağlığını iyileştirmek ve ürün kalitesini artırmak hedefiyle yürütülen ‘Sıvı Gübre Desteği Projesi’ kapsamında, her üreticiye 40 litre sıvı azot gübre ve 20 litre organik gübre olmak üzere toplam 60 litre sıvı gübre desteği veriliyor. Gerçekleşen törenle, Toroslar ilçesinden 1300 üreticiye toplam 78 bin litre sıvı gübre dağıtıldı. Mersin genelinde ise 6 bin 500 üreticiye 390 bin litre sıvı gübre desteği sağlanıyor. ‘Nergis Soğanı Desteği Projesi’ kapsamında ise alternatif ürün yetiştiriciliğini teşvik etmek, üretici gelirini artırmak ve biyoçeşitliliği desteklemek amacıyla Toroslar ilçesindeki 27 üreticiye toplam 40 bin 500 adet kokulu katmerli nergis soğanı dağıtıldı. Destekten 12’si kadın, 15’i erkek olmak üzere 27 üretici yararlandı. Dağıtımlar Işıktepe, Yüksekoluk, Resul, Sadiye, Ayvagediği, Yeniköy ve Akbelen mahallelerinde gerçekleştirildi. Bu destek sayesinde, kışın üretimin durduğu araziler boş kalmayacak; üretici alternatif bir gelir kapısı aralamış olacak. Bu yıl Toroslar ilçesinde 266 bin 615 adet, Mersin genelinde ise 626 bin 336 adet nergis soğanı üreticilere ulaştırılmış olacak. "Büyükşehir olarak tarımın her kolunda projeler gerçekleştiriyoruz" Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Selçuk Şahutoğlu, belediye olarak üretimden dağıtıma kadar tarımın her sürecinde üreticinin yanlarında olduklarını ifade ederek, "Bizler Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak tarımın her koluna ve yöreye özgü projeler gerçekleştiriyoruz. Girdi maliyetlerin yüksek olduğu, üretimin zor ama bir o kadar da kıymetli olduğu bu dönemde üreticilere destek olarak bir nebze de olsa dertlerine ortak olmaya çalışıyoruz" dedi. "Daha adil daha güvenilir gıda erişiminin yollarını açıyoruz" Şahutoğlu, sadece fide ve fidan desteği ile yetinmediklerini üreticinin üründen verim alabilmesi adına gerekli tüm destekleri sağladıklarını aktardı. Şahutoğlu, "Bizler fide fidan desteklerinde bulunuyoruz bitkisel üretimi destekliyoruz ama biliyoruz ki sadece fide fidanı vermekle tarım olmuyor. Bu kapsamda üreticilerin bölgelerini suyla buluşturuyoruz, sulama boruları dağıtıyoruz. Birim alandan aldığımız ürünün miktarını arttırabilmek adına üreticiyi sıvı gübre ile destekliyoruz. Yaptığınız hasadı katma değerli ürüne çevirmek adına, makina ekipman destekleriyle destekliyoruz. Unutulmuş atalık tohumları tekrardan gün yüzüne çıkartarak daha sağlıklı daha adil daha güvenilir gıda erişiminin yollarını açıyoruz" sözlerine yer verdi. "Projeleri sürdürülebilir hale getirip daha fazla destek sunmaya devam edeceğiz" Mersin genelinde tarımda ürün çeşitliliğini artırmak ve alternatif ürünler yetiştirmek amacıyla destek sağladıklarını belirten Şahutoğlu, "Bizler tarımsal desteklemelerimizle beraber üreticilerin yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz. Bu anlamda da üretimin ve üreticinin devamlılığını sağlamak amacıyla; tarımın geleceğini konuşlandırmak üzere tarımın geleceğini daha fazla konuşmak üzere de projeleri sürdürülebilir hale getirip daha fazla destek sunmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
"Boğaziçi Lüferi Bayramı" geliyor
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:15 "Boğaziçi Lüferi Bayramı" geliyor İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) coğrafi işaretle tescil ettirdiği Boğaziçi Lüferi’nin markalaşması için 29 Kasım’da Boğaziçi Lüferi Bayramı düzenlenecek. Boğaziçi Lüferi için şeflerle projeler hazırlanacak. İstanbul Ticaret Odası (İTO) öncülüğünde İstanbul’un simge lezzeti Boğaziçi Lüferi’nin İstanbul’un gastronomi markası olması için bir dizi proje başlatıldı. İTO öncülüğünde coğrafi işaretle tescil edilen Boğaziçi Lüferi’nin tanıtımı için "Boğaziçi Lüferi Bayramı" adıyla bir etkinlik organize edileceği açıklandı. İTO, İstanbul Tarım İl Müdürlüğü ve diğer paydaşların iş birliğiyle düzenlenecek etkinlik Samatya’daki Kocamustafapaşa Balıkçı Barınağı’nda gerçekleştirilecek. Boğaziçi Lüferi Bayramı’nın tanıtımı İTO ve Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) iş birliğiyle düzenlenen etkinlikle yapıldı. İTO Başkan Yardımcısı Ahmet Özer, yaptığı konuşmada Boğaziçi Lüferi Bayramı’nın 29 Kasım Cumartesi günü İstanbul Tarım İl Müdürlüğü ve diğer paydaşların iş birliğiyle Samatya semtindeki Kocamustafapaşa Balıkçı Barınağı’nda düzenleneceğini söyledi. Özer, 2018 yılında İstanbul Coğrafi İşaret Konsorsiyumu’nu kurarak Boğaziçi Lüferi’nin yanı sıra potansiyel taşıyan birçok diğer ürün için teknik ve bilimsel araştırma süreçlerini başlattıklarını söyledi. Bu çalışmaların en somut örneğinin geçtiğimiz yıl tescil edilen Boğaziçi Lüferi olduğunu belirten Özer, "Boğaziçi Lüferi, yalnızca bir balık değil, İstanbul kültürünün yaşayan bir simgesi. Osmanlı döneminde saray sofralarının vazgeçilmezi olmuş, halk arasında ‘Boğazın Sultanı’ unvanını almıştır. Evliya Çelebi’den günümüze kadar uzanan bu geleneği, coğrafi işaretle birlikte artık yasal koruma altına almış durumdayız. TÜRKPATENT’e yaptığımız başvuru Ocak 2024’te sonuçlandı. ‘Boğaziçi Lüferi’ adıyla coğrafi işaret tescili gerçekleşti" bilgisini verdi. "Sırada ‘İstanbul Lakerdası’ var" Bir diğer geleneksel ürün olan İstanbul Lakerdası için de patent başvurusu yaptıklarını belirten Ahmet Özer, "Palamut ya da torikten yapılan bu tuzlama yöntemi hem tarihsel hem ekonomik açıdan İstanbul mutfağının ayrılmaz bir parçası. Bu ürün için de coğrafi işaret tescili tamamlandığında, bu ürün de hem gastronomi hem de turizm açısından şehrimize yeni bir değer katacak" dedi. İTO olarak İstanbul’un değeri olan ürünleri yaşatmak ve tanıtmak için de kapsamlı bir gastronomi vizyonu yürüttüklerini kaydeden Özer, "İstanbul balığı" adıyla da bilinen Boğaziçi Lüferi için yaptıkları çalışmaları şöyle anlattı: "Boğaziçi Lüferi Bayramı etkinliklerinin yanı sıra Mutfak Sanatları Akademisi ile birlikte öğrencilere yönelik atölyeler, ‘Boğaziçi Lüferi Tarif Kitabı’ hazırlığı ve podcast projeleri yürütüyoruz. Boğaziçi Lüferi için özel olarak bogaziciluferi.com sitesini ve sosyal medya hesaplarını hayata geçirdik. Diğer yandan Boğaziçi Lüferi’nin doğru şekilde menülere dahil edilmesi için paydaş ve restoranlarla da irtibat halindeyiz." "Boğaziçi Lüferi ayrı bir tat, ayrı bir lezzet" İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar da İstanbul’un halihazırda tarımsal anlamda 5 coğrafi işareti bulunduğunu belirterek, "Bunların her biri birbirinden çok kıymetli. Bu sayıyı artırmak için de yoğun bir çaba içindeyiz" dedi. Parıldar, İstanbul’da turizmin yanında önemli bir tarımsal üretim olduğunu, denizden yapılan avcılık yoluyla elde edilen ürünler bulunduğunu ve bu ürünlerin tüketiciye en doğru zamanda ulaşması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Boğaziçi Lüferi Bayramı için çalışan tüm paydaşları kutlayan Suat Parıldar, "Eylül ayı ortasından yaklaşık Ocak ortasına kadar lüfer en yağlı, en yenilebilir dönemde ama Boğaziçi Lüferi ayrı bir tat, ayrı bir lezzet, ayrı bir zevk" ifadelerini kullandı. "Boğaziçi Lüferi yalnızca bir balık türü değil, kültürel bir miras" Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) Yönetici Direktörü Sitare Baras ise Boğaziçi Lüferi’nin coğrafi işaret alarak tescillenmesini, İstanbul’un deniz ürünleri kültürü ve mutfak mirası adına önemli bir adım olarak değerlendirdi. Baras, şunları söyledi: "Kurulduğumuz günden bu yana tam 21 yıldır MSA çatısı altında yürüttüğümüz çalışmalarla coğrafi işaretli ürünlerin korunması ve tanıtılması için elimizden geleni yapıyoruz. Boğaziçi Lüferi yalnızca bir balık türü değil, kültürel bir miras. Bu nedenle, MSA olarak geleceğin şefleri öğrencilerimize ve 5 yaşından itibaren temel gıda ve mutfak becerileri aktardığımız mutfak severlere bu bilinçle eğitim vermeye ve sürdürülebilir avlanma konusunda farkındalık oluşturmaya devam edeceğiz. Bu sorumluluğumuzun farkında olarak, İstanbul Ticaret Odası ile iş birliği içinde lüferin tanıtımı ve korunması için çalışmayı sürdüreceğiz."
MediaMarkt Startup Challenge Yarışması için başvurular başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:11 MediaMarkt Startup Challenge Yarışması için başvurular başladı MediaMarkt’ın girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla düzenlediği ‘MediaMarkt Startup Challenge’ yarışması için başvurular başladı. Yarışmaya son başvuru tarihi 15 Kasım. MediaMarkt Türkiye’nin girişimcileri ve girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla bu yıl 8’incisini düzenlediği ‘MediaMarkt Startup Challenge’ yarışmasının başvuru süreci başladı. Bugüne kadar Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden başvuru alan yarışmaya girişimciler, 15 Kasım 2025 tarihine kadar başvuru yapabilecek. Yarışmada; "Perakende Satış Teknolojileri", "Satış Sonrası Teknolojiler" "Kurumsal Dijitalleşme ile Çalışan Deneyimini Güçlendirme" ve "Sürdürülebilirlik ve Çevresel Etki Çözümleri" alanlarında, inovatif perspektifiyle fark oluşturan ve perakende dünyasını dönüştüren uygulamalar değerlendirilecek. Uzman isimlerden oluşan jüri değerlendirmesi sonucunda finalde yarışmaya hak kazanan girişimler, 14 Ocak 2026 tarihinde düzenlenecek Startup Challenge yarışmasında projelerini sunacak ve ödüle hak kazanan ilk üç proje belirlenecek. Kazanan girişimler MediaMarkt ile iş birliği olanağı buldu Yarışmaya geçen yıl 21 farklı ülkeden 232 proje başvuru yaptı. Yarışmanın kazananı ise belirli sektörlere ve markalara özel olarak tasarlanmış yapay zekâ modellerini kullanarak saniyeler içinde yüksek etkileşimli e-ticaret/pazarlama görselleri oluşturan bir çözüm geliştiren Crait AI oldu ve MediaMarkt’la iş birliği için ilk adımlar atıldı. İkinciliği epilepsi, disleksi, görme bozuklukları ve bilişsel zorluklar yaşayan bireyler için web sitesi erişilebilirliğini geliştirmek üzere tasarlanmış bir dijital erişilebilirlik widget’ı sunan Corpowid alırken, e-atık sınıflandırmasını otomatikleştirerek, karbon ayak izlerini hesaplayarak ve atık satışları için bir pazar sunarak elektronik atıkları hem çevresel hem de finansal fırsatlara dönüştüren Mol-e üçüncü oldu. Geçmiş dönemin kazananlarından Wastespresso girişimi ile MediaMarkt, uzun vadeli bir iş birliğine imza attı ve kahve posalarıyla ileri dönüşüm projesi başlattı. Kazanan diğer girişimlerden Buybuddy ve Udentify ile mağazalarında iş birliği yapan şirket; ayrıca AssistBox, B2Metric, Optiyol ve Qumpara gibi geleceğin perakende dünyasını şekillendiren girişimlerle de pilot çalışmalara imza attı. Yarışmaya katılmak isteyen girişimciler, başvurularını 15 Kasım 2025 tarihine kadar mmstartupchallenge.com/tr adresinden yapabilecek.
Seyahate çıkanlar, 116 milyar 933 milyon 487 bin TL harcadı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:08 Seyahate çıkanlar, 116 milyar 933 milyon 487 bin TL harcadı Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 13,4 artarak 116 milyar 933 milyon 487 bin TL olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı ikinci çeyrek Hanehalkı Yurt İçi Turizm verilerini paylaştı. Buna göre, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarından oluşan ikinci çeyrekte, yurt içinde ikamet eden 13 milyon 938 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 13,9 azalarak 17 milyon 76 bin seyahat olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 99 milyon 214 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 5,8 gece oldu. Seyahate çıkanlar, 116 milyar 933 milyon 487 bin TL harcadı Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 13,4 artarak 116 milyar 933 milyon 487 bin TL olarak gerçekleşti. Bu harcamaların yüzde 85,2’sini 99 milyar 655 milyon 181 bin TL ile kişisel harcamalar, yüzde 14,8’ini ise 17 milyar 278 milyon 306 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 6 bin 848 TL oldu. Bu çeyrekte harcama türlerinin toplam seyahat harcamaları içinde dağılım oranları incelendiğinde en fazla paya yüzde 30,1 ile yeme ve içme harcamaları, yüzde 25,8 ile ulaştırma harcamaları ve yüzde 15,7 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yılın aynı dönemine göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme ve içme harcamalarında yüzde 3,1, ulaştırma harcamalarında yüzde 7,1 ve konaklama harcamalarında ise yüzde 26,2’lik artış görüldü. Yakınları ziyaret amacı ile yapılan seyahatler yüzde 60,3 ile ilk sırada yer aldı Seyahate çıkış amaçlarında ikinci sırada yüzde 32,2 ile "gezi, eğlence, tatil", üçüncü sırada ise yüzde 3 ile "sağlık" yer aldı. Seyahate çıkanlar en çok arkadaş veya akraba evinde kaldı Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 68 milyon 739 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 13 milyon 886 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 9 milyon 727 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı.
Tami ve Ticimax’tan e-ticarette güvenli ödeme için iş birliği
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:50 Tami ve Ticimax’tan e-ticarette güvenli ödeme için iş birliği Garanti BBVA iştiraki ödeme kuruluşu Tami, e-ticaret altyapı sağlayıcısı Ticimax ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle, e ticaret yapan işletmelere güvenli ve kesintisiz ödeme deneyimi sağladığını duyurdu. İşletmeler, Ticimax e-ticaret altyapısına entegre olan Tami Sanal POS sayesinde tüm kartlardan ödeme alabiliyor, banka kartlarının taksit ve kampanyalarından faydalanabiliyor. Garanti BBVA’nın ödeme altyapısı ve dijital ödeme çözümleri sunan iştiraki Tami, e-ticaret altyapı sağlayıcısı Ticimax ile iş birliği yaptı. Yapılan açıklamaya göre, Ticimax altyapısını kullanan işletmeler artık Tami Sanal POS’u dakikalar içerisinde e-ticaret sitelerine entegre edip güvenli ve kesintisiz ödeme hizmetinden yararlanarak; yerli ve yabancı tüm kartlardan kolayca ödeme alabiliyor, ödemelerini rahatlıkla takip edebiliyor, banka kartlarının taksit imkanlarından ve özel kampanyalardan faydalanabiliyor. Tami Sanal POS ile ödemeler hemen ertesi iş günü hesaba geçiyor, tek komisyon oranıyla finansal yönetimde kolaylık sağlanıyor. İşletmeler, platformun müşteri iletişim merkezinden 7/24 destek alabiliyor. İş birliği kapsamında aynı zamanda, 31 Aralık 2025 tarihine kadar Tami üye işyeri olan e-ticaret firmalarına, Ticimax e-ticaret paketlerinde indirim fırsatı sunuluyor. Kampanyayla, işletmelerin dijitalleşme süreçlerinde uygun maliyetli ve güvenli bir ödeme altyapısına kolayca geçiş yapması amaçlanıyor. Tami Genel Müdürü Melda Çetin, iş birliğini ve Ticimax iş birliğiyle e-ticaret firmalarına sundukları olanakları şöyle değerlendirdi: "İşletmeler için ödeme altyapısı kurmak, karmaşık ve zaman alan bir süreç oluyor. Tek tek bankalara POS başvurusu yapmak, belgeler ve onay süreçleriyle uğraşmak ciddi bir operasyonel yük oluşturuyor. Garanti BBVA çatısı altında benimsediğimiz Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımıyla tüm bunları göz önünde tutarak müşterilerimiz için tüm ödeme altyapısını müşterimizin gözünden tasarlıyoruz. Çoklu banka özelliğine sahip Tami Sanal POS sayesinde e-ticaret yapan işletmeler tek tek bankalara POS başvurusu yapmak zorunda kalmadan, tek bir POS ile birçok bankanın taksit ve kampanyalarına erişebiliyor. Aynı zamanda tüm işlemlerini ve raporlamalarını tek merkezden kolayca yönetebiliyor, tek bir kontak noktasıyla muhatap olabiliyor. Şirket iş birliğimiz sayesinde, Garanti BBVA’nın üstün teknolojik altyapısı ve ödeme sistemleri alanındaki deneyimiyle e-ticaret yapan işletmelere ödeme süreçlerinde hız, güvenlik ve kolaylık sağlayarak işlerini daha sorunsuz yürütmelerine destek oluyoruz. Tami Sanal POS müşterilerine aynı zamanda şirketin e-ticaret paketlerinde yıl sonuna kadar geçerli indirim fırsatı sunuyoruz. E-ticaret ekosisteminin ‘tam istediği gibi’ ödeme çözümleri üretmeye devam edeceğiz." Ticimax CEO’su Cenk Çiğdemli, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Yeni girişimcilerden global firmalara kadar 30 binden fazla markaya hizmet sunan, Türkiye’nin en gelişmiş e-ticaret altyapı sağlayıcısı olarak, işletmelere sadece güçlü bir altyapı sunmakla kalmayıp işlerini güvenle büyütebilecekleri bütünsel çözümler geliştirmeyi önceliğimiz olarak görüyoruz. Platform ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin, işletmelerin dijitalleşme süreçlerine katkı sağlayarak e-ticaret ekosisteminin gelişimine önemli bir ivme kazandıracağına inanıyoruz. Şirket olarak her zaman markaların işlerini kolaylaştıran, büyümelerini hızlandıran teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz."