EKONOMİ
Meydan İstanbul yeni nesil Zara’nın Türkiye’deki ilk tercihi 15 Mayıs 2026 Cuma - 13:31:46 Zara’nın Türkiye’deki ilk yeni nesil flagship (amiral) mağazası, Meydan İstanbul’da açıldı. Meydan İstanbul, Zara’nın Türkiye’deki ilk yeni nesil flagship (amiral) mağazasına ev sahipliği yapıyor. Ümraniye’de konumlanan alışveriş merkezinde 15 Mayıs tarihinde kapılarını açan mağaza, 5 bin metrekare alanıyla Türkiye’deki en büyük Zara mağazaları arasında yer alıyor. Zara’nın yeni mağaza konsepti Zara Woman, Zara Man ve Zara Kids koleksiyonlarını tek çatı altında buluşturan yeni mağaza, markanın dünyadaki en güncel mağaza konseptlerinden biri olarak öne çıkıyor. Yeni nesil mağaza yaklaşımı; daha akıcı dolaşım, deneyim odaklı alan kurgusu ve rafine mimari yapısıyla ziyaretçilere farklı bir alışveriş deneyimi sunuyor. Meydan İstanbul’daki Zara mağazası, markanın Türkiye’de bir alışveriş merkezi içerisinde konumlanan ilk bağımsız amiral binası olma özelliğini de taşıyor. Inditex Grubu’nun İstanbul’daki en güçlü merkezi WAM Asset Management İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet İlhan Gülay, Inditex Grubu markalarının Meydan İstanbul’da oluşturduğu güçlü yapıya dikkat çekerek, "128 dönüm büyüklüğüyle Türkiye’nin en önemli HUB noktalarından olan Meydan İstanbul’u yalnızca alışveriş merkezi olarak değil; yaşam, deneyim ve güçlü markaların buluştuğu uluslararası bir perakende destinasyonu olarak konumlandırıyoruz. Zara’nın dünyadaki en yeni mağaza konseptlerinden birini Türkiye’de ilk kez Meydan İstanbul’da hayata geçirmesi, bu vizyonun çok güçlü bir göstergesi" dedi. Inditex Grubu’nun Bershka, Pull&Bear, Stradivarius ve Oysho markalarının ardından Zara’nın da Meydan İstanbul’a katılmasıyla birlikte proje, uluslararası moda ve yaşam markaları açısından İstanbul’un en güçlü perakende merkezlerinden biri haline geldi. Yılda 32 milyon ziyaretçi Ümraniye’de 128 dönüm alan üzerinde konumlanan Meydan İstanbul, yılda 32 milyon ziyaretçi ağırlıyor ve Avrupa’nın en büyük green-roof/open-air çevreci projeleri arasında yer alıyor. Proje, Zara’nın dünyadaki sayılı mağazalarından birine ev sahipliği yaparak Türkiye perakende sektöründe yeni nesil mağazacılık anlayışının önemli örneklerinden biri oldu.
15 Mayıs 2026 Cuma - 13:17 Sebze üreticilerine yarım milyon fide Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde Sebzeciliği Geliştirme Projesi kapsamında üreticilere yazlık sebze fidesi dağıtımı gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nce kırsal kalkınmanın desteklenmesi, üreticilerin güçlendirilmesi ve sebze üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında Şarköy’de 170 üreticiye 123 bin adet sebze fidesi dağıtıldı. İl genelinde ise toplam 482 bin adet salçalık domates, sofralık domates, kapya biber, kavun ve karpuz fidesinin çiftçilerle buluşturulacağı bildirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Dr. Ulaş Ay, törende yaptığı konuşmada artan üretim maliyetlerine dikkat çekerek, "Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olarak, göreve geldiğimiz ilk günden bu yana çiftçilerimizin yanında olmaya, üreticilerimize destek vermeye devam ediyoruz. Çünkü artan enerji ve işçilik maliyetleriyle birlikte sebze üretiminde kârlılık azalıyor; bu durum da gıda fiyatlarının yükselmesine ve enflasyona doğrudan yansıyor" ifadelerini kullandı. Üretim potansiyelinin artırılması gerektiğini vurgulayan Dr. Ay, "Mevcut üretim potansiyelimizin henüz istediğimiz seviyede olmadığını görüyoruz. Bu nedenle üreticilerimizin desteklenmesi, yenilikçi tarım teknolojilerinin yaygınlaştırılması, kaliteli fide kullanımının artırılması ve pazarlama olanaklarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Biz de Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerimizin yanında olmaya, destek programlarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Sebzeciliği Geliştirme Projesi kapsamında maliyetin yüzde 70’inin Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, yüzde 30’unun ise ziraat odalarına üye çiftçiler tarafından karşılandığı belirtildi. Şarköy ilçesi Yel Değirmeni Mevkii’ndeki fide dağıtım programına kurum ve kuruluş temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 12:53 Savunma sanayinde Sivas üs oluyor Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Zeki Özdemir, Sivas’ın savunma sanayindeki rolüne değinerek Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından günümüz savunma sanayi ihtiyaçlarına uygun teknolojik ürünlerin bakım, onarım ve konuşlandırılmasına yönelik Sivas’ta yeni bir yapılanma üzerinde çalışıldığını söyledi. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Mayıs Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Osman Yıldırım Başkanlığında Meclis Üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, savunma sanayi çalışmaları, yerel kalkınma hamlesi, mesleki eğitim projeleri, turizm hamleleri, genç girişimciler için Erasmus programı ve döküm sektörü yatırımları gibi şehrin ekonomik kalkınmasına yönelik çalışmaları meclis üyeleriyle paylaştı. Sivasspor’un 59. kuruluş yıldönümünü kutlayan Özdemir, kulübün yapılacak olan genel kurulu sonrasında iyi bir yönetimle başarılarla dolu bir sezon geçirmesini diledi. Ayrıca, Sivas’ın önde gelen sanayi kuruluşlarından biri olan ESTAŞ’ın 2025 yılında kendi ürün grubunda en çok ihracat yapan ilk beş firma arasına girmesinden dolayı büyük memnuniyet duyduklarını ifade ederek firmayı kutladı. Savunma sanayinde Sivas üs oluyor Sivas’ın savunma sanayindeki rolüne değinen Özdemir, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından günümüz savunma sanayi ihtiyaçlarına uygun teknolojik ürünlerin bakım, onarım ve konuşlandırılmasına yönelik Sivas’ta yeni bir yapılanma üzerinde çalışıldığını söyledi. Özdemir, önümüzdeki dönemde bu ürünlerin üretiminin de Sivas’ta yapılmasının planlandığını belirterek, bakanlığın bu yönde çalışma yürüttüğüne ilişkin bilgileri siyasilerden edindiklerini ifade etti. Ayrıca, savunma sanayinin dev ismi Baykar ile Sivaslı üreticileri buluşturduklarını belirterek, "Baykar yetkilileri Sivas’taki sanayicilerimizin tedarikçi olma yolundaki heyecanından büyük mutluluk duydular" ifadesini kullandı. Sivas, döküm sanayisinde stratejik merkez olma yolunda Sivas’ın sanayi çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Başkan Özdemir, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında ORAN Kalkınma Ajansı ile İstanbul’da Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği ile bir araya geldiklerini söyledi. Sivas’ta döküm sektörüne yönelik yeni yatırımların hayata geçirilmesi için dernek üyeleriyle görüşmeler yaptıklarını ifade eden Özdemir, "Döküm alanında faaliyet gösteren bir sanayi kuruluşunu Sivas’a kazandırabilir miyiz, bunun için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Demirağ OSB’ye MESEM müjdesi Sanayideki ara eleman ihtiyacını çözmek için Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Bilal Macit ile görüştüklerini belirten Özdemir, "20 bin nüfuslu bir gelecek öngördüğümüz Demirağ Organize Sanayi Bölgemiz için acil olarak bir Mesleki Eğitim Merkezi oluşturulması talebimizi ilettik" dedi Turizmde Weekend Sivas hamlesi Şehrin tanıtımı için valilikle ortak yürütülen projelere vurgu yapan Özdemir, "Cuma-Pazar günlerini kapsayan ’Weekend Sivas’ projesiyle misafirlerimizi hızlı trenle getirip, belirlenen rotalarda ağırlayacağız. Proje kapsamında turları düzenleyecek acentelere kalkınma ajansımız tarafından ekonomik destek verilecek" dedi. Genç girişimcilere Avrupa’da staj imkanı Gençler için hazırlanan projelerden bahseden Özdemir, yeni mezun ve genç girişimciler için Erasmus programını hayata geçirdiklerini belirterek, gençlerin 6 ay ile 1 yıl arasında Avrupa’daki KOBİ’lerde staj yaparak deneyim kazanacaklarını ve bu süreçte ekonomik olarak desteklenecekleri bilgisini paylaştı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 12:49 İhraç edilecek ‘Türk somonları’ için yavru balıklar suya bırakıldı Birçok ülkeye ihraç edilen ‘Türk somonu’nu yetiştirmek için Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinde bulunan Çat Barajı’ndaki kafeslere yavru alabalıkların bırakılmasıyla üretim sezonu başladı. Adıyaman’ın Çelikhan ilçesindeki Çat Barajı’nda üretilen alabalıklar, Karadeniz ve Karakaya barajlarında ‘Türk somonu’ haline getirilerek, Rusya, Japonya ve Amerika başta olmak üzere bir çok ülkeye ihraç ediliyor. Adıyaman’ın iç sularında toplam 25 adet su ürünleri yetiştiricilik tesisinin 23’ü Çat Barajı’nda alabalık üretim faaliyeti gösteriyor. Yıllık 3 bin 500 ton alabalık üretiminin yapıldığı Adıyaman’da kuluçkahane altyapısına sahip işletmelerde ise yılda toplam 4 milyon adet yavru alabalık üretiliyor. 2025 yılının kurak geçmesinden dolayı üretim düştü ancak bu yıl yağışların bol olması nedeniyle üretimin artması bekleniyor. Bu yıl toplam yaklaşık 13 milyon yavru alabalık hazırlanan kafeslere bırakılacak. Fileleri çekilen kafeslere Malatya ve Elazığ’dan getirilen 2-3 gramlık yavru alabalıklar bırakılmaya başlandı. Kasım ayına kadar beslenecek olan bu yavru balıklar 250 gram ağırlığına kavuştuğunda iç piyasada işletmelerde porsiyon olarak satılıyor. Üretilen balıkların bir kısmı ise Karakaya Barajı ve Karadeniz’de ki tesislerde beslenerek 2-3 kilo ağırlığına ulaşınca ‘Türk Somonu’ olarak yurt dışına ihraç ediliyor. Rusya, Japonya ve Amerika başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç edilen Türk somonu ülke ekonomisine girdi sağlıyor.
Rize’de Ticaret ve Ekonomi Kongresi ve Zirvesi başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 14:31 Rize’de Ticaret ve Ekonomi Kongresi ve Zirvesi başladı Rize’de 22 ülkeden araştırmacı ve akademisyenlerin katıldığı Ticaret ve Ekonomi Kongresi ve Zirvesi başladı. Rize’de düzenlenen Uluslararası Rize Ticaret ve Ekonomi Kongresi ve Zirvesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda başladı. 22 ülkeden araştırmacı ve akademisyenin katılımıyla gerçekleşen programın ilk gününde çeşitli konferanslara yer verildi. Düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bir video mesaj gönderdi. Mesajında Uluslararası Rize Ticaret ve Ekonomi Kongresi Zirvesi’nin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Bu önemli programın düzenlenmesinde emeği geçen Valiliğimize, belediyemize, Rize Dernekler ve Vakıflar Birliğimize ve ismimizi taşıyan güzide üniversitemize gönülden teşekkür ediyorum. Karadeniz’in parlayan yıldızı Rize’mizde uluslararası niteliğe sahip böyle bir programın düzenlenmesini son derece anlamlı buluyorum. Zirvemiz de İyidere Lojistik Limanı ve yakın zamanda hayata geçirmeyi öngördüğümüz Organize Sanayi Bölgesi ikinci etabı başta olmak üzere pek çok alanda yeni işbirliklerinin kurulmasına vesile olacaktır. Bu düşüncelerle organizasyona katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Programın ülkelerimiz arasındaki ilişkileri güçlendirmesini diliyorum. Hepinizi bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum" ifadelerini kullandı. Rize Dernekler ve Vakıflar Birliği Vakfı (RİDEVA) Başkanı Recep Albayrak ise yaptığı konuşmada, programın Rize’nin ticareti ve ekonomisine katma değer katmayı amaçladığını ifade ederek, "Rize’ye yapılan devasa yatırımlar var. Lojistik Liman Türkiye’nin en büyük 4. limanı ve 1,5 yıl içerisinde bitirilecek. Havalimanı bitti, şehir hastanemiz önümüzdeki yıl bitiriliyor. Orta koridor demiryolu hattımızın projeleri devam ediyor. Sarp-Samsun demiryolu hattımızla beraber Rize’nin çay ekonomisi ve turizme dayalı ticaretini, ekonomisini ve yatırımlarını arttırmak için Rize Ticaret ve Ekonomi Zirvesi’ni gerçekleştirdik. Bu yılki ana temamız özellikle İyidere Endüstriyel Gelişim Bölgesi kapsamında Organize Sanayi ikinci etap yatırım fırsatlarının tanıtılması ve teşviklerinin anlatılması. Tabii ki bunun yanında oturumlarda dijital ekonomi, ekonominin geliştirilmesi, yerel ticaret ve uluslararası ticaret şeklinde Rize’mizde katma değer üretilecek çok önemli oturumlar da olacak. Hamdolsun biz ilk defa olmasına rağmen bu yıl planladığınız bütün organizasyonların yüzde 95’ini gerçekleştirdik. İnşallah seneye daha büyük bir organizasyonu, daha başka ağırlıklı konularda Rize’mize katma değer katacak, ekonomi ve ticarete yönelik çalışmalar yapacağız" dedi.
OKA, kadın girişimciliğini destekleyen çalışmalarıyla ödül aldı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 14:25 OKA, kadın girişimciliğini destekleyen çalışmalarıyla ödül aldı Kadın istihdamı ve girişimciliğinde örnek çalışmalarıyla fark oluşturan Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA), Türkiye’nin en başarılı ajansları arasında yer alarak ödüllendirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından 2025 yılı teması olarak belirlenen "Kadın Girişimciliği ve Kadın İstihdamı" kapsamında yapılan değerlendirmede, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) örnek çalışmalarıyla öne çıktı. Kadınların iş gücüne katılımını güçlendiren yenilikçi projeleriyle dikkat çeken OKA, en başarılı üç ajans arasında yer alarak teşekkür belgesiyle ödüllendirildi. Teşekkür belgesini, Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek’ten alan OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle, "Çalışmalarımızın takdir görmesi bizim için gurur verici. Bu başarı hikâyesinin yazılmasında emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımı yürekten kutluyorum" dedi. Kadın gücüyle dönüşen kalkınma vizyonu TR83 Bölgesi (Amasya, Çorum, Samsun, Tokat), kadın istihdamında Türkiye ortalamasının üzerinde yer alıyor. Kadınların iş gücüne katılımı son yıllarda istikrarlı biçimde artarken, bu gelişmede OKA’nın kadın emeğini görünür kılan, üretim kültürünü dönüştüren sürdürülebilir proje ve faaliyetlerinin önemli bir rolü bulunuyor. Kuruluşundan bu yana "kadın" temasını hep gündeminde tutan OKA, bugüne kadar 83 proje, 107 teşvik belgesi, 8 milyar TL yatırım ve 7 bin kadın istihdamı ile bölgesel kalkınmaya öncülük etti. Sanayiden tarıma, teknolojiden turizme güçlü adımlar Kadınların sanayiden tarıma, teknolojiden turizme kadar tüm sektörlerde yer aldığı bütüncül bir kalkınma modeli ortaya koyan OKA, 2024–2025 döneminde 6 ana başlıkta projeler, faaliyetler ve ortaklıklar yoluyla 32 milyon TL bütçeyle 2 bin 700 kadına ulaştı. Kamu, özel sektör, sivil toplum ve üniversiteleri bir araya getiren 50’nin üzerinde paydaş ve 16 protokol ile güçlü bir sinerji oluşturuldu. Kadın girişimciliğini teşvik eden söyleşiler, podcast ve videocast serileri, mentörlük programları, evde üretim modeli ve teknik destek projelerine uzanan çalışmalarla binden fazla kadına ulaşıldı. OKA’nın sanayi alanında yürüttüğü çalışmalar bölgenin sanayi gelişim koridoru üzerinde şekilleniyor. Sungurlu’dan Çorum’a, Merzifon’dan Samsun’a uzanan orta–yüksek teknoloji hattında; CNC, Robot, ve Plastik Enjeksiyon Operatörlüğü, kaynakçılık eğitimleri ve Kadın Mühendis Okulu ile kadınlar teknoloji tabanlı üretimde aktif rol aldı. Kadın kaynakçılar, CNC operatörleri ve Mühendis Okulu mezunları, bölgenin üretim kültürüne yeni bir soluk getirdi. Sanayi ekseninde yürütülen bu çalışmalar yalnızca istihdam sağlamakla kalmadı, yeni bir sanayi kültürünün oluşmasına da öncülük etti. Kadınların üretime katılımıyla birlikte fabrikalarda insana yakışır iş ortamı anlayışı güçlendi; iş güvenliği ekipmanlarının kullanımı yaygınlaştı, iletişim dili olumlu yönde değişti ve çalışma alanlarında kadınların ihtiyaçlarına duyarlı düzenlemeler yapıldı. Dijital ve mesleki becerilerin geliştirilmesi amacıyla yürütülen "Kuzeyin Dijital Yıldızları" programıyla veri analitiği, dijital dönüşüm ve yapay zekâ eğitimleri verilerek kadınlar dijital iş gücüne kazandırıldı. Bununla birlikte, oyun geliştirme, siber güvenlik, yapay zekâ, İHA pilotluğu, dijital muhasebe ve e-ticaret alanlarında uygulanan eğitim programlarıyla 250’den fazla kadının girişimcilik ve istihdam yolculuğu hızlandırıldı. Tarım ve turizm sektörlerinde Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) projeleri aracılığıyla kadın eliyle üretim ve tanıtım desteklendi; kenevir ve dive dokuma, mutfak atölyeleri, hediyelik eşya ve çini üretimi gibi alanlarda kadın emeği bölgenin kültürel mirasıyla buluşturuldu. Kadın kooperatiflerinde markalaşma ve yeni pazarlar Ajans, kooperatifçilik alanında yürüttüğü ulusal ve uluslararası iş birlikleriyle kadın kooperatiflerinin altyapı, markalaşma, e-ticaret ve e-ihracat süreçlerine destek oldu, bölgesel markalar oluşturuldu. Kadın üreticiler artık ürünlerini restoran zincirlerinden modacılara, e-ticaret platformlarından kurumsal markalara kadar geniş bir pazara ulaştırabiliyor. OKA, önümüzdeki dönemde de sanayi, tarım, turizm ve dijital dönüşüm alanlarında yeni projelerle kadın emeğini ekonominin merkezine taşımayı sürdürecek.
Garanti BBVA Emeklilik, Meme Kanseri Farkındalık Ayında Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası’nın önemini vurguladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 14:20 Garanti BBVA Emeklilik, Meme Kanseri Farkındalık Ayında Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası’nın önemini vurguladı Garanti BBVA Emeklilik, Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası ile jinekolojik kanser türleri, meme kanseri, tiroit kanseri, kaza ve hastalık sonucu maluliyet ile yaşam kaybına karşı finansal güvence sunuyor. Garanti BBVA Emeklilik, kadınlara yönelik geliştirdiği Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası ile uzun ve masraflı tedavi süreçlerine karşı finansal güvence sağladığını duyurdu. Ürün, jinekolojik kanser türleri, meme kanseri, tiroit kanseri, kaza ve hastalık sonucu oluşabilecek maluliyet ve yaşam kaybı risklerine karşı kadınları ve sevdiklerini teminat altına alıyor. Garanti BBVA Mobil uygulaması üzerinden poliçe başlatılabiliyor. Garanti BBVA Emeklilik Genel Müdürü Gökhan Koca, "Müşterilerimizin hayatlarının her aşamasında yanında olmayı önemsiyoruz. Daha çok kadının, tedavisi uzun ve masraflı hastalıklara karşı finansal güvenceye sahip olması için çözümler geliştiriyoruz. Sigorta ürünlerimizi, Kritik Kadın Hastalıkları Sigortası’nda olduğu gibi, müşterilerimizin özel ihtiyaçlarına göre kişiselleştiriyoruz. Böylelikle sunduğumuz faydalar, ihtiyaçlarla birebir örtüşüyor. Örneğin bu ürünümüzde müşterilerimize yılda bir kez meme ultrasonu veya mamografi ve mamografi sonucu doktor kontrolü hakkı tanıyoruz. Hastalık durumunda ise tüm süreçlerde yanlarında olmaya devam ediyoruz. Meme kanseri konusunda toplumsal farkındalığın artmasını ve erken tanının öneminin vurgulanmasını çok değerli buluyoruz. Bu nedenle meme kanseri gibi hastalıklara dikkat çeken ve erken tanı için düzenli tetkiki teşvik eden uygulamalarımıza devam edeceğiz" dedi. Sigorta, kadınların farkındalık ve erken teşhis için gerekli bazı ihtiyaçlarını destekleyen ek avantajlar da sunuyor. Yılda bir kez olmak üzere ücretsiz meme ultrasonu veya mamografi ile mamografi sonucu doktor değerlendirmesi ve diş bakım paketi sigorta kapsamında yer alıyor. Sigortadan faydalananlar ortalama yüzde 27 oranında vergi avantajından da yararlanabiliyor.
Başiskele’de alışverişin kuralları değişiyor: "Ticaret hayatı canlanacak"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 14:01 Başiskele’de alışverişin kuralları değişiyor: "Ticaret hayatı canlanacak" Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde ilçe sakinlerine çeşitli alanlarda indirim ve fırsatlar sunacak "Başiskele Kart" projesi hayata geçirildi. Kart sahipleri; eğitimden sağlığa, gıdadan giyime birçok sektörde indirim ve fırsatlardan faydalanabilecek. Projenin tanıtım toplantısında konuşan Belediye Başkanı Yasin Özlü, "Halkımız kazanacak, hepimiz kazanacağız. Başiskele Kart ile ticaret hayatını canlandıracağız" dedi. Başiskele Belediyesi, "sosyal belediyecilik" kapsamında hazırladığı Başiskele Kart Projesi’ni vatandaşların kullanımına sunuyor. Tanıtım programında konuşan Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, projenin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Başiskele’nin bir cazibe merkezi olduğunu söyleyen Özlü, "Bunun için sizlere teşekkür ediyorum. Hepimizin bir memleketi olabilir ama biz Başiskele’de yaşıyoruz ve vatandaşların bu ilçede kendini ait hissetmesi için farklı çalışmalar sürdürüyoruz. Başiskele Kart sadece indirim kartı değil, aynı zamanda birlik ve dayanışmayla vatandaşlarımızın hukukunu geliştirecek" dedi. "Öncü belediyelerden biriyiz" Başkan Özlü, Başiskele’de yaşamanın birçok ayrıcalık sunduğuna dikkati çekerek, "Başiskele’de yaşamak bana göre bir ayrıcalık. Bu kente yaşamanın bir ayrıcalığı olsun istedik. Vatandaşlarımızla esnafımızın arasında bir köprü oluşturmak istedik, Başiskele’nin ticaretini ekonomisini ekosistemini oluşturmak istedik. Bu anlamda yerel ekonomimizi daha da güçlendirmek istedik. Dijitalleşen dünyanın farkındayız. Dijital belediyecilikte Kocaeli ve Türkiye’de öncü belediyelerden bir tanesiyiz. Ruhsat süreçlerini belediyeye gelmeden tamamlayabilen çok az belediyeden biriyiz" diye konuştu. "Hizmet etmekten çok büyük keyif alıyoruz" Özlü, sözlerine şöyle devam etti: "Basit bir anlamda bakıldığında çöp, yolu çok iyi yapmalıyız çünkü en önemli işimiz bu. Bir öğrencimize okulda, ’Belediye başkanı ne yapar?’ diye sordum, ’Çöpleri toplar’ yanıtını verdi. Cumhurbaşkanımızın İBB başkanı olmasıyla birlikte belediyecilik farklı bir alana evrildi. İnsana dokunan bir noktaya geldi. Toplumla ilgili ne varsa çok geniş bir yelpazeye eriştik. Onlarca hizmet ediyoruz, hizmet sektöründe önemli bir kurum haline geldik. Hizmet etmekten de çok büyük keyif alıyoruz. Ben ve ekibim birlikte her gün toplantılar yapıyoruz, bir araya geliyoruz. ’Başiskele’yi geleceğe daha iyi nasıl hazırlarız?’ diye hazırlık yapıyoruz. 3-5 yıl önce bu şehirde olmayanlar bugün ekleniyor." "Başiskele Kart ile ticaret hayatını canlandıracağız" Başiskele Kart projesi çerçevesinde ilçedeki 50 esnaf ile sözleşme imzalandığını dile getiren Belediye Başkanı Yasin Özlü, "Uygulamaya üye olduktan sonra karekodlarla alışverişler yapılabilecek, indirimlerden haberdar olunacak, kampanyalara dair bilgiler yer alacak. Esnaf kendi birbiriyle olan rekabetinin takibini kolaylaştıracak. Halkımız kazanacak, hepimiz kazanacağız. Başiskele’de oturanlar olarak alışverişlerimizi İzmit’te yapardık fakat bugün İzmit’e gitmeden de alışveriş yapabiliyoruz. Başiskele Kart ile ticaret hayatını canlandıracağız. Başiskele’de yaşamanın ayrıcalıklarını artırmak için çalışmaya devam edeceğiz. Bu projede emeği olan tüm arkadaşlarımıza ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Başiskele Kart nedir Başiskele Kart, eğitimden sağlığa, gıdadan giyime birçok alanda anlaşmalı kurumlarda avantajlar ve indirimler sağlayacak. Kart sahipleri; giyim, gıda, yeme–içme, sağlık, spor, kozmetik–kişisel bakım, optik, ev–yaşam, mobilya, kırtasiye–ofis, otel–konaklama, eğlence, elektrik–elektronik ve oto–yapı market gibi birçok sektörde indirim ve fırsatlardan faydalanabilecek. Başiskele Kart, fiziki kart olarak kullanımının yanı sıra dijital kart özelliğiyle de mobil uygulaması üzerinden de kullanılabilecek.
Mersin, gıda sanayinde lider kent olma yolunda
22 Ekim 2025 Çarşamba - 13:52 Mersin, gıda sanayinde lider kent olma yolunda Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in gıda sanayinde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Başta bakliyat ve turunçgil olmak üzere birçok alanda öncü konumdayız. Kentimizde agropark ve gıda ihtisas OSB’lerinin bulunması, gıda sanayinde katma değer oluşturma potansiyelimizi gösteriyor" dedi. MTSO, kentin tarım ve gıdadaki potansiyelini teknolojiyle birleştirerek sektörde yeni dünya markaları oluşturma hedefiyle önemli bir adım attı. Bu kapsamda TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi bünyesindeki Türkiye Gıda İnovasyon Platformu (TÜGİP) yetkilileri, Mersinli gıda sanayicileriyle bir araya geldi. MTSO’da Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır moderatörlüğünde düzenlenen ’TÜBİTAK TÜGİP - Mersin Gıda Sektörü İş Birliği Değerlendirme Toplantısı’nda, sektör temsilcileri ile TÜBİTAK uzmanları muhtemel ortak çalışma alanlarını ele aldı. Toplantıda TÜGİP Gıda Teknolojileri Araştırma Grubu Lideri Doç. Dr. İbrahim Sani Özdemir, kurumun altyapısı, sanayiye sunduğu hizmetler ve iş birliği yapılabilecek alanlar hakkında bilgi verdi. Görüşmelerde; besin değeri artırılmış yeni gıda formülasyonlarının geliştirilmesi, tarımsal atıkların değerlendirilmesi, ürün raf ömrünü uzatan teknolojiler ve Mersin’e özgü yerli lezzetlerin markalaştırılması gibi konular öne çıktı. Ayrıca bebek mamalarından bakliyat ve süt ürünlerine kadar geniş bir yelpazede Ar-Ge çalışmaları yürütülmesi planlandı. Toplantının ardından TÜGİP heyeti, Mersin Agropark’ta faaliyet gösteren sanayicilerle buluşarak üretim tesislerinde incelemelerde bulundu. Bakliyat, narenciye, süt ve şalgam üretimi yapan firmalar ziyaret edilerek ortak çalışma fırsatları değerlendirildi. Kısa süre içinde Mersinli sanayicilerden oluşacak bir heyetin Marmara Araştırma Merkezi’ni ziyaret ederek laboratuvar olanaklarını yerinde görmesi kararlaştırıldı. "Gıda sanayinde güçlü bir ekosistem oluşturabiliriz" MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in gıda sanayinde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Başta bakliyat ve turunçgil olmak üzere birçok alanda öncü konumdayız. Kentimizde agropark ve gıda ihtisas OSB’lerinin bulunması, gıda sanayinde katma değer oluşturma potansiyelimizi gösteriyor. Bu gücü TÜBİTAK’ın bilimsel ve teknik kapasitesiyle birleştirerek güçlü bir ekosistem oluşturmak istiyoruz" diye konuştu. Gıda sanayi firmaları arasında köprü olmayı hedeflediklerini vurgulayan Çakır, "TÜBİTAK’ın ileri teknolojik altyapısı özellikle KOBİ’ler için büyük bir fırsat sunuyor. Sağlıklı gıdaya erişim, verimlilik ve sürdürülebilir üretim artık milli bir öncelik. Bu dönüşümü iş birliği yaparak birlikte yöneteceğiz" ifadelerini kullandı.
Yerli ürün yerli ve milli lokomotif Tavşanlı raylarında
22 Ekim 2025 Çarşamba - 13:46 Yerli ürün yerli ve milli lokomotif Tavşanlı raylarında Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. (TÜRASAŞ) Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde üretilen yüzde 100 yerli ve milli elektrikli ana hat lokomotifi, TCDD Taşımacılık A.Ş. bünyesinde Tavşanlı-Eskişehir hattındaki yük taşımacılığında kullanılmak üzere Tavşanlı’ya ulaştı. Yerli üretimin demiryolu taşımacılığındaki gücünü simgeleyen bu gelişme, bölge ve ülke ekonomisi açısından büyük bir kazanım olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin demiryolu sektöründeki bağımsızlığını pekiştiren ve mühendislik yeteneklerini ortaya koyan lokomotif, ileri teknoloji sistemleri ve yüksek performansı ile dikkat çekiyor. Tamamen yerli imkanlarla üretilen bu lokomotifin, Tavşanlı-Eskişehir arasındaki yoğun yük taşımacılığında görev alacak olması, operasyonel verimliliği artırması bekleniyor. Yetkililer, gelişmenin demiryollarında yerli ve milli sistemlere geçiş vizyonunun önemli bir adımı olduğunu belirtti. Bu gelişmenin, Tavşanlı ve Kütahya bölgesinin lojistik kapasitesine katkı sağlaması ve çevre illerle olan ticari bağları güçlendirmesi hedefleniyor. Bölge halkı, yerli üretimin bu önemli eserinin Tavşanlı’da hizmete girmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, bu tür milli projelerin sayısının artması yönündeki temennilerini ifade etti. Yerli ve milli lokomotifinin, Tavşanlı’dan başlayarak Türk demiryolu ağında uzun yıllar boyunca güvenle hizmet vermesi bekleniyor.
Muğla 9 ayda 3 milyon 37 bin yabancı turisti ağırladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 13:05 Muğla 9 ayda 3 milyon 37 bin yabancı turisti ağırladı İstanbul ve Antalya’dan sonra en fazla yabancı turisti ağırlayan Muğla, 9 ayda 3 milyon 37 bin 464 yabancı turisti ağırladı. Uluslararası iki havalimanına sahip Muğla’ya gelen yabancı turistlerin yüzde 42’sini İngiliz turistler oluşturdu. Muğla’ya 2024 yılının Eylül ayı sonunda gelen turist sayısı 3 milyon 239 bin 853 kişi olurken, bu yıl Eylül ayı sonu itibari ile gelen turist sayısında yüzde 6 düşüş yaşanarak 3 milyon 037 bin 464 kişi olarak gerçekleşti. Deniz, kum güneş ve kültür turizmi Bodrum, Marmaris, Fethiye ve Datça gibi ünlü turistik ilçeleri ile deniz, kum ve güneş turizminin yanında zengin tarihi kalıntılara ve arkeolojik buluntulara ev sahipliği yapıyor. 108 adet ören yeri ile de kültür turizminin önemli kentlerinden Muğla, son yıllarda başta Cumhurbaşkanlığı Bisiklet turunun en önemli parkurlarına sahip olması nedeniyle spor turizmi ile de ön plana çıkıyor. 1 milyon 264 bin İngiliz turistler geldi Muğla’yı tercih eden yabancı ülkeler arasında ilk sırayı İngiltere alıyor. İngiltere’den 9 ayda 1 milyon 264 bin 595 yabancı turist girişi oldu. İngiltere’yi sırasıyla 358 bin 430 kişi ile Rusya Federasyonu, 274 bin 709 kişi ile Polonya, 195 bin 400 kişi ile Almanya ve 79 bin 116 kişi ile Hollanda takip ediyor. Gelen turistlerin yüzde 42’si İngiliz, yüzde 12’si Rusya Federasyonu, yüzde 9’u Polonya, yüzde 6’sı Almanya ve yüzde 3’ünü de Hollanda oluşturuyor. İki uluslararası havalimanından 2 milyon 492 bin turist giriş yaptı Türkiye’de İstanbul’dan sonra iki uluslararası havalimanına sahip Muğla’ya gelen yabancı turistlerin 2 milyon 492 bin 039’u uçak ile geldi. Dalaman Havalimanına 9 ayda 1 milyon 638 bin 338 yabancı turist uçak ile iniş yaparken, 853 bin 701 yabancı turist de Milas-Bodrum Havalimanında iniş yaptı. 545 bin 425 yabancı turist ile Marmaris, Fethiye, Bodrum, Datça ve Milas’taki deniz gümrük kapılarından giriş yaptı.
2 bin 154 öğrenci için iş kapısı açıldı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 13:04 2 bin 154 öğrenci için iş kapısı açıldı Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Afyonkarahisar İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada üniversite öğrencilerinin eğitim hayatlarını aksatmadan iş deneyimi kazanmalarını sağlayan İŞKUR Gençlik Programı çerçevesinde kentte 2 bin 154 öğrencinin işe yerleştirileceği belirtildi. Konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada başvuruların bugün itibariyle başladığı kaydedilerek, "İŞKUR aracılığıyla devlet üniversiteleriyle iş birliği içinde yürütülen program; gençlere iş arama becerileri, finansal okuryazarlık, CV hazırlama ve mülakat teknikleri gibi alanlarda eğitim verirken, aynı zamanda gelir elde etme fırsatı da sunuyor. Her üniversitenin kendi öğrencilerine özel olarak haftada en fazla üç gün uygulanacak program sayesinde öğrenciler, derslerinden geri kalmadan hem okuyup hem çalışabilecek. Programa katılan öğrencilere günlük bin 83 TL ödeme yapılacak. Böylece ayda 5 gün katılım sağlayan bir öğrenci yaklaşık 5 bin 415 TL, 14 gün katılan öğrenci ise yaklaşık 15 bin162 TL kazanabilecek. Ayrıca, program süresince öğrencilerin kısa vadeli sigorta primleri de İŞKUR tarafından karşılanacak. Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesiyle iş birliği içinde yürütülecek olan İŞKUR Gençlik Programının 2025-2026 yılı başvuruları başladı. Afyon Kocatepe Üniversitesinde bin 32 kişilik ve Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesinde bin 122 kişilik olmak üzere toplam 2 bin 154 kişilik İŞKUR Gençlik Programı (İGP) uygulanacaktır. Öğrencilerin, 22-26 Ekim 2025 tarihleri arasında https://genclik.iskur.gov.tr/ ile www.iskur.gov.tr internet adreslerimizden ALO-170 Çalışma Hayatı İletişim Merkezimizden veya E-Devlet üzerinden başvuru yapmaları zorunludur. Başvuruda sorun yaşayan öğrenciler Afyonkarahisar Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğümüzden destek alarak başvuruda bulunabilirler" ifadelerine yer verildi.
Balıkesir’de elekler kuruldu yeşil zeytin hasadı başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:59 Balıkesir’de elekler kuruldu yeşil zeytin hasadı başladı Türkiye’nin önemli zeytin üretim merkezlerinden Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, yağmurların ardından yeşil zeytin hasadı başlarken, elekler de kuruldu. Hasat edilen yeşil zeytinler eleklerde sınıflandırılırken, yeşil zeytinin kilosu da 50 ile 80 lira arasında değişiyor. Burhaniye’de kurak geçen yazın ardından geçtiğimiz haftalarda düşen yağmurlar zeytin üreticisini hareketlendirdi. Hasat edilen ürün yeşil çizik zeytin için hazırlanırken, yörede kurulan onlarca elek de çalışmaya başladı. Eleklerde sınıflandırılan yeşil zeytinler boylarına göre 50 ile 80 lira arasında fiyatla alınırken, elek altı olarak adlandırılan yağlık zeytin ise 35 liradan alıcı buluyor. Vatandaşlar yeşil zeytin fiyatlarından memnun olurken, yağ fiyatlarının düşüklüğünden yakındı. Yok yılının yaşandığı yörede, geçtiğimiz haftalarda düşen yağmurlar kaliteyi artırdı. Zeytincilik yaptığını kaydeden Hasan Kızıklı, "Zeytin üreticisi olarak çiftçilik yapıyoruz. Bu sene yağmurlar erken düştü. Hasada biraz erken başladık. Ama yok senesi olduğu için zeytin mahsulümüz az. Fiyatlar pek tatmin edici değil. Yağ fiyatları çok düşük. İşçilikler pahalı. Zeytinlerimizi eleğe veriyoruz. Büyük olanları satıyoruz. Küçük olanları da yağ yapıyoruz" dedi. Fahri Emir, "Bu sene yağmur Allaha şükür erken düştü. Zeytinler kendine geldi. Elemeğe başladık. Alıcılarda peşin para ödüyor. Biz de Ağacık’tan geliyoruz. Şarköy’de zeytinleri eliyoruz. Biraz da yağ fiyatları yardım ederse yüzümüz gülecek" diye konuştu. Ali Sarı ise, "Zeytinler geçen seneye oranla azdır. Genel olarak kalite iyidir. En güzel mahsul Edremit ve Burhaniye mahsulüdür. Başka yerin mahsulü bizimkine benzemez. Bizimki tescillenmiş marka haline gelmiştir. Bütün zeytin üreticilerine bereketli sezon diliyorum" dedi.
ASO Başkanı Ardıç: "TSE sanayimizin gelişiminde son derece stratejik bir role sahiptir"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:33 ASO Başkanı Ardıç: "TSE sanayimizin gelişiminde son derece stratejik bir role sahiptir" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’de sanayinin rekabet gücünün kalite, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve uluslararası uyum düzeyiyle ölçüldüğünün altını çizerek, "Türk Standartları Enstitüsü (TSE) sanayimizin gelişiminde son derece stratejik bir role sahiptir" dedi. ASO’nun ekim ayı Meclis Toplantısı, ASO Zafer Çağlayan Salonu’nda gerçekleştirildi. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin’in de katıldığı toplantıda TSE’nin Türk sanayisinin gelişimindeki önemine vurgu yapıldı. "Hiçbir ülke, tek başına aldığı kararlarla sürdürülebilir bir büyüme patikasında ilerleyemiyor" ASO Başkanı Seyit Ardıç, yaptığı konuşmada küresel ekonominin uzun süredir görülmemiş ölçüde belirsizliklerle karşı karşıya kaldığını hatırlatarak, artan jeopolitik gerilimlerin, ticaret akımlarındaki zayıflamanın ve faiz oranlarının küresel büyümeyi düşük bir patikaya taşıdığını aktardı. Küresel ekonomideki yeni dengenin yalnızca gelişmekte olan ülkeleri değil, gelişmiş ekonomileri de politika uyumuna zorladığını dile getiren Ardıç, "Artık hiçbir ülke, tek başına aldığı kararlarla sürdürülebilir bir büyüme patikasında ilerleyemiyor; finansal istikrar, üretim kapasitesi ve ticaret politikalarında ortak bir uyum arayışı öne çıkıyor. IMF Başkanı, küresel ekonomik büyümenin bu yıl ve gelecek yıl ‘hafif’ bir şekilde yavaşlayacağını öngördüklerini ifade etti. Belirsizliğin küresel olarak yükselmeye devam ettiğine işaret ederek, ‘Hazır olun, belirsizlik yeni normal ve kalıcı olacak’ dedi" değerlendirmesinde bulundu. "İş yapış şeklimizi yeni konjonktüre göre yeniden şekillendirmeliyiz" Uluslararası finans kuruluşlarının son tahminlerinin dünya ekonomisinin 2025 ve 2026 yıllarında yüzde 2,5 oranında büyümesini öngördüğünü aktaran Ardıç, "Bu oran, 2024 yılındaki yüzde 2,8 ve pandemi öncesi dönemdeki ortalama yüzde 3,2 büyümenin altında seyrediyor. Söz konusu veriler, küresel ekonominin potansiyel üretim düzeyinin altında bir performans göstermeye devam edeceğine işaret ediyor. Bu demek oluyor ki artık tüm ülkeleri etkisi altına alacak bir küresel yavaşlama süreci başlamıştır. Hem ülkeler hem bireysel olarak biz üreticiler gelecek planlarımızı ve projeksiyonlarımızı bu yeni ekonomik koşullar altında yeniden tasarlamak zorundayız. Özetle maliyetlerimizi, üretim süreçlerimizi, yatırımlarımızı, ürün çeşitliliğimizi, tedarik zincirimizi, müşteri portföyümüzü, insan kaynaklarımızı, pazarlama ve satış yaklaşımımızı, kısacası iş yapış şeklimizi yeni konjonktüre göre yeniden şekillendirmeliyiz" açıklamasında bulundu. "Yıl sonu enflasyon beklentisi ise hala yüzde 30’un üzerinde seyrediyor" Enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ardıç, "Enflasyon eylül ayında yüzde 3,2 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Böylece 16 aydır düşüş eğiliminde olan yıllık enflasyon, ağustostaki yüzde 32,95 seviyesinden yüzde 33,29’a yükseldi. Yüzde 22’lere kadar gerileyen Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi de yeniden yükselişe geçerek yüzde 26,59 oldu. Bu tablo, önümüzdeki süreçte enflasyonun nerede katılaşabileceğine dair önemli sinyaller veriyor. Yıl sonu enflasyon beklentisi ise maalesef hala yüzde 30’un üzerinde seyrediyor" dedi. "Yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretim modeline geçmemiz gerekiyor" Türkiye ekonomisine dair dikkat çekici gelişmelerden birinin de son iki aydır cari fazla vermesi olduğuna dikkati çeken Ardıç, "Ağustos ayında dış ticaret açığı 2,8 milyar dolar civarında gerçekleşti. Cari açığımız ve dış ticaret açığımız iki aydır geriliyor. Bu tablo, dış denge açısından olumlu bir gelişmedir. Fakat bu gerilemede sanayi üretimindeki daralmanın enerji talebini azaltmış olmasının büyük payı olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Dış açıklarımız üretimimiz arttığında yükseliyor, üretimimiz zayıfladığında ise düşüyor. Aslında bu olgu ülkemizde üretimin ve ihracatın temel sorunudur. Ekonomimiz potansiyelinde büyüdüğünde gerek üretim gerekse yurt içi talep kaynaklı mal ve hizmet ithalatında ihracatımızın çok üstünde artışlar oluyor. Bu döngüden kurtulmak için yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretim modeline geçmemiz gerekiyor. Aksi halde yüksek dış kaynak girişine bağımlı bir ekonomi olarak potansiyelimizi gerçekleştiremeyiz ve sürdürülebilir büyüme patikasında istenildiği gibi yol alamayız" diye konuştu. "Emek yoğun sektörlerde istihdam kayıpları dikkat çekiyor" Ağustos ayında işsizlik oranının aylık bazda 0,4 puan artarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Ardıç, Avrupa Birliği’nin geniş tanımlı işsizlik ortalamasının yüzde 10,9 seviyesinde, Türkiye’de ise Avrupa’nın yaklaşık üç katı olduğunu ifade etti. Sanayi sektöründe ücretli çalışan sayısının geçen yılın ağustos ayına göre yüzde 3,6 azalarak 184 bin 737 kişi gerilediğine dikkati çeken Ardıç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Özellikle emek yoğun sektörlerde istihdam kayıpları dikkat çekiyor. Son üç yılda yalnızca tekstil ve hazır giyim sektörlerinde 343 bin kişi işini kaybetti. Bu tablo, yalnızca bir istatistik değil; ekonomimizin üretim, ihracat ve sosyal dengeleri açısından alarm veren bir gelişmedir. Artan girdi maliyetleri, yüksek faiz oranları, zayıf iç talep ve ihracatta rekabet gücünün kaybı, özellikle KOBİ’lerimizi ciddi biçimde zorluyor. Birçok firma üretim kapasitesini düşürmek ya da tamamen kapatmak zorunda kalıyor." Ardıç, ihracat bedelinin yüzde 35’ini Merkez Bankasına satma zorunluluğunun halen devam ettiğini ve bunun sanayicileri zorladığını söyleyerek, döviz dönüşüm desteği süresinin oranı en az yüzde 5 artırılarak uzatılması gerektiğini söyledi. "TSE’nin farkındalığı artırmasıyla standardizasyon, test ve belgelendirme süreçlerindeki sorunların çözüleceğine inanıyoruz" Türkiye’de sanayinin rekabet gücünün kalite, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve uluslararası uyum düzeyiyle ölçüldüğünün altını çizen Ardıç, bu unsurların tamamının temelinde ise TSE’nin yer aldığını vurguladı. TSE’nin sanayinin gelişiminde son derece stratejik bir role sahip olduğuna dikkati çeken Ardıç, "Standardizasyon, test ve belgelendirme süreçlerinde sanayicilerimizin yaşadığı bazı yapısal ve operasyonel sıkıntılar, üretimden ihracata kadar birçok aşamada ciddi zaman ve maliyet kayıplarına neden olmaktadır. Sanayicilerimiz, özellikle Avrupa Birliği gibi ihracat pazarlarına uyum sağlamakta zorluk yaşamaktadır. Bazı ürünlerde TSE’nin uluslararası standartlara uyumlu olmaması nedeniyle firmalarımız aynı ürün için birden fazla belgelendirme sürecine girmek zorunda kalıyor. Bu durum hem zaman hem maliyet açısından önemli bir yük oluşturuyor. TSE’nin uluslararası kuruluşlarla iş birliğini güçlendirip standartlarda eşgüdümü sağlaması ve sanayicilerimize yönelik periyodik eğitimlerle farkındalığı artırmasıyla bu sorunun çözüleceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Akredite özel laboratuvarlar TSE süreçlerine entegre edilmelidir" Ardıç, test ve belgelendirme süreçlerinde zaman zaman yaşanan gecikmelerin ihracata yönelik üretim yapan firmalar açısından önemli zaman kayıplarına neden olduğunu söyleyerek, "Özellikle medikal alanda, teknik personel ve akreditasyon eksikliği ciddi bir sorun oluşturuyor. Türkiye, MDR belgesini kabul eden ilk ülkelerden biri olmasına rağmen bu alanda akredite kurum eksikliği nedeniyle firmalarımız yabancı kuruluşlara yönelmek zorunda kalıyor. Bu da hem yüksek maliyet hem de teknik bilgilerin yurt dışına çıkması anlamına geliyor. Bu noktada önerimiz açık, akredite özel laboratuvarlar TSE süreçlerine entegre edilmelidir. Başvuru, değerlendirme ve raporlama süreçleri tamamen dijital ortama taşınmalıdır. Sanayiciler, başvurularının hangi aşamada olduğunu şeffaf biçimde görebilmelidir" ifadelerine yer verdi. TSE hizmet bedellerinin yüksek olduğunu sözlerine ekleyen Ardıç, belgelendirme, test ve denetim ücretlerinin KOBİ’ler için ciddi bir mali yük oluşturduğunu ve firmaların ölçeğine göre indirimli tarifeler uygulanmasının firmalar için bir rahatlama sağlayacağını söyledi. "Avrupa standartlarına uyum oranımız yüzde 99’un üzerindedir" TSE Yönetim Kurulu Başkanı Şahin ise, TSE’nin yalnızca bir standardizasyon kuruluşu değil, aynı zamanda Türk sanayisinin küresel pazarlarda güçlü bir oyuncu olmasını sağlayan stratejik bir paydaş olduğuna dikkati çekerek, "Test, belgelendirme ve uygunluk değerlendirme süreçleriyle sanayicilerimizin rekabet gücünü artırıyor, dünya pazarlarında ‘Türk Malı’ ibaresinin güvenle anılmasını hedefliyoruz. Bu doğrultuda önceliğimiz, Türkiye’nin üretim gücünü küresel ticaretin gereklilikleriyle tam uyumlu hale getirmektir. Bu amaçla TSE, hem uluslararası düzeyde ISO ve IEC, hem de Avrupa düzeyinde CEN ve CENELEC kuruluşlarında tam üyelik statüsüne sahiptir. Avrupa Birliği ile yürüttüğümüz uyum süreci kapsamında, Avrupa standartlarını (EN) en geç altı ay içinde Türk Standardı haline getiriyoruz. Bugün Avrupa standartlarına uyum oranımız yüzde 99’un üzerindedir. Bu oran, yalnızca teknik bir uyumu değil, Türk sanayisinin küresel pazarlarda söz sahibi olma iradesini de yansıtmaktadır" ifadelerini kullandı. "Uzman arkadaşlarımızın Ayna Komitelerine katılması kendi standartlarımızı dünya standartı haline getirmemizin bir kapısıdır" Türkiye’de özel sektörün "Ayna Komiteleri" katılımının Avrupa ülkelerine kıyasla daha düşük olduğunu vurgulayan Şahin, Türkiye’de komitelere katılımın ücretsiz olduğunu ve aidat istenmediğini hatırlatarak, "Kendi sekötürünüzle alakalı kalite üretim sistemlerinde çalışan uzman arkadaşlarımızın Ayna Komitelerine katılması kendi standartlarımızı dünya standartı haline getirmemizin bir kapısıdır. Bizim bu yolu çok iyi kullanmamız lazım. Buradaki varlığımızı da uluslararası platformda artırmamız lazım" şeklinde konuştu.