EKONOMİ
Bakan Bayraktar: "Enerji, kalkınmanın ve milli güvenliğin temel unsurudur" 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:06:30 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji geleceğinde nükleer projelerin kritik rol üstlendiğini belirterek, "Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde ENKA Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin açılışında yaptığı konuşmada enerjinin kalkınma, milli güvenlik ve bağımsızlığın en temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin enerji alanında güçlü adımlarla ilerlediğini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamak ve uzun vadeli enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla nükleer enerji yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek, Türkiye’nin yeni enerji vizyonunda nükleer projelerin stratejik bir yere sahip olduğunu vurguladı. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmek adına doğal gaz, yenilenebilir enerji ve nükleer yatırımları birlikte hayata geçirerek daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha bağımsız bir enerji sistemi inşa ettiklerini ifade etti. "Türkiye’nin bu yeni enerji mimarisinde" Bakan Bayraktar, "Türkiye olarak sanayisi büyüyen, nüfusu artan ve kentleşmesi süren bir ülkeyiz. Kalkınıyoruz, refah seviyemiz yükseliyor. Bununla bağlantılı olarak da enerji talebimiz her geçen yıl artıyor. Geçtiğimiz 23 yılda 3 kat artan elektrik talebimizin önümüzdeki 30 yılda da en az 3 kat büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Zira, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir elektrikleşme trendi ile karşı karşıyayız. Yapay zekâ, veri merkezleri, elektrikli otomobiller Hepsi daha fazla, kaliteli ve kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyuyor. Sürekli artacak olan bu elektrik talebini yönetmek için mevcut durumla yetinemeyiz. Bugünden planlı, akılcı ve uzun vadeli adımlar atmak zorundayız. Bu yıl, Milli Enerji ve Maden Politikamızın 10. yılında, ülkemizin uzun dönemli enerji planlamasını güncelliyoruz. Daha dirençli, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir enerji sistemi inşa etmek için kapsamlı bir dönüşüm sürecindeyiz. Türkiye’nin bu Yeni enerji mimarisinde Yenilenebilir enerji yatırımlarını daha da arttıracağız, Doğal gaz ve elektrik altyapımızı güçlendireceğiz, Nükleer enerji projelerimizi hayata geçireceğiz, Enerjimizi verimli kullanacak enerji yoğunluğumuzu her yıl iyileştireceğiz, Dijitalleşme ile enerji sistemimizi daha akıllı hale getireceğiz. Aynı zamanda uluslararası iş birliklerimizi geliştirerek Türkiye’yi enerjide bir merkez ülke yapma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Doğal gaz santralleri arz güvenliğimizin adeta güvencesi" Bakan Bayraktar, "Enerji politikalarımızı şekillendiren üç temel önceliğimiz var: Arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve 2053 net sıfır hedefi. Bu doğrultuda son 20 yılda çok büyük bir dönüşümü hayata geçirdik. Bugün geldiğimiz noktada kurulu gücümüz 125 bin megavatı aşmış durumda. Bunun yüzde 63’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde tarihi bir hamle gerçekleştirdik. Sadece 13 yılda bu alanlarda kurulu gücümüzü neredeyse sıfırdan 41 bin megavatın üzerine taşıdık. Biraz önce ifade ettiğim gibi önümüzdeki dönemde de bu yatırımlarımız hız kesmeden devam edecek. Ancak burada altını çizmemiz gereken çok önemli bir şey var. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğası gereği kesintili kaynaklardır. Geçtiğimiz yıl Avrupa’da yaşanan ve 60 milyon insanı etkileyen kesintiler, sadece yenilenebilir enerjiye bağlı risklerini göstermiş oldu. Dolayısıyla enerji sisteminin sağlıklı, dengeli ve kesintisiz çalışabilmesi için bu kaynakları destekleyecek güçlü bir altyapıya ihtiyaç var. İşte bu noktada doğal gaz çevrim santralleri devreye giriyor. Doğal gaz santralleri, 7 gün 24 saat, hava şartlarında bağımsız, kesintisiz üretim yapabilen, yenilenebilir enerjinin esnekliğini dengeleyen, arz güvenliğimizin adeta güvencesi olan santralleridir. Esnek üretim kabiliyetleri sayesinde sistemin sigortası konumundadır" şeklinde konuştu. "Türkiye enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor" Bakan Bayraktar, "Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir kararlılıkla, inançla enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor. Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyor, bir yandan da bugün burada olduğu gibi modern doğal gaz çevrim santrallerimizi devreye alıyoruz. Bu önemli yatırımın ülkemizin enerji piyasalarına olan güvenin önemli bir göstergesi olduğunun altını tekrar çizmek istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralimizin ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 20:42 Besler, yılın ilk çeyreğindeki konsolide cirosunu KAP’a bildirdi Türkiye’de, gıda sektörünün öncü şirketlerinden Besler, 2025 yılındaki başarılı performansını 2026’ya taşıyarak, yılın ilk çeyrekteki konsolide cirosunu 9,4 milyar TL’ye yükseltti. Brüt kârı 2,5 milyar TL’ye ulaşan Besler, dondurulmuş gıdada ve margarin pazarlarındaki güçlü sektör liderliğini korudu. Dondurulmuş gıda ve konserve kategorisinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah ve Halk, sürülebilir peynir kategorisinde Ülker Sürmix markalarını bünyesinde barındıran Besler, 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Şirket, geçen yılın aynı dönemine kıyasla konsolide ciro ve kârlılığını artırarak istikrarlı büyümesini sürdürdü. Güçlü operasyonel yapısı ve verimlilik odaklı yaklaşımıyla Besler’in yılın ilk çeyreğindeki konsolide cirosu, 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 3,7 artarak 9,4 milyar TL oldu. Brüt kârı yüzde 2,9 artışla 2,5 milyar TL’ye ulaşan Besler’in, Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kârı (FAVÖK), ise yüzde 5,1 artışla 1,3 milyar TL oldu. FAVÖK marjı da yüzde 13,5’e yükseldi. Besler, 2026’nın ilk üç ayında 708 milyon TL ihracat geliri elde etti. Besler, bu yıla ilişkin finansal öngörülerini kamuoyuyla paylaşarak sürdürülebilir büyüme hedeflerine olan güvenini ortaya koydu. Şirket, sene sonu hasılat büyüme beklentisini 1 puan sapma payıyla yüzde 3, FAVÖK marjı beklentisini ise 1 puan sapma payıyla yüzde 13,5 olarak açıkladı. Yıldız Holding bünyesinde oluşturulan Gıda Grubu yapılanmasıyla organizasyonunu daha da güçlendiren Besler; zengin marka portföyü, üretim gücü ve sektör deneyimiyle sektördeki öncü konumunu daha da ileri taşımayı hedefliyor. Yaklaşık 63 milyon tabakta 20 milyon haneye ulaşan Besler, dondurulmuş gıdada SuperFresh yüzde 34, margarinde ise Bizim Yağ ve Terem markalarıyla toplam yüzde 68,6’luk pazar payı ve üretim gücüyle sektör liderliğini korudu. Tüketici ihtiyaçlarına hızlı yanıt satış performansına olumlu yansıdı 2026’nın ilk üç aylık döneminde, şirketin tüketici ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren ürün stratejisi ve kategori odaklı yaklaşımı, satış performansına da olumlu yansıdı. Besler’in lider markaları ile Ramazan dönemini de kapsayan ilk çeyrekte hayata geçirdiği iletişim faaliyetleri ve inovatif ürünleri tüketiciyle kurulan güçlü bağı destekledi. Yağ kategorisinden elde edilen hasılat 6,1 milyar TL olurken, dondurulmuş gıda ve konserve kategorilerinden elde edilen hasılat ise 3,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Yeni kategorilerin ve inovatif ürünlerin ciroya katkısı büyüyor Besler’in Türkiye’yi dondurulmuş gıda ile tanıştıran ve kategorinin liderlerinden olan markası SuperFresh, 2025’in son çeyreğinde giriş yaptığı hazır yemek kategorisinde inovatif ürünleriyle kısa sürede önemli bir ivme yakaladı. Tüketicilere evde restoran deneyimi sunan yeni Pizza Artizan, Gurme Mantı ve Lazanya ürünleriyle, YouGov Yılın İnovatif Ürünleri araştırmasında hazır yemek kategorisinde aldığı ödüller, SuperFresh’in inovasyondaki öncü konumunu tescilledi. Sürülebilir peynir kategorisinde ise Ülker Sürmix, 2026 yılının ilk çeyreğinde 400 bin haneye ulaşırken, geçen yılın aynı dönemine kıyasla pazarın en hızlı büyüyen alt segmenti olan çeşnili sürülebilir peynir kategorisinde tonaj bazında yüzde 31 pazar payı elde etti. Besler, ticari performansını güçlendirmenin yanı sıra, sürdürülebilirlik alanındaki bütüncül yaklaşımını da geliştirmeyi sürdürdü. Bu kapsamda SuperFresh’in tarladan sofraya uzanan, toprağı korurken üretimde verimliliği ve israfı azaltmayı merkeze alan bütüncül "Döngüsel Bereket" modeli, şirketin tarımsal değer zincirinde uzun vadeli değer üretme vizyonunun önemli örneklerinden biri oldu. "İnovasyon ve sürdürülebilirlik odağında gıda sektörünün geleceğine öncülük ediyoruz" 2026 yılına güçlü bir finansal performans ve stratejik hedeflerimizle uyumlu bir büyümeyle başlangıç yaptıklarını vurgulayan Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, "Besler olarak öncü markalarımız, verimli üretim anlayışımız ve inovatif ürün portföyümüzle istikrarlı büyüme hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. Hem ülkemizde hem de global pazarlarda varlığımızı güçlendirirken, geleceğin gıda ekosistemini şekillendirmek için çalışıyoruz. 2026 yılına Yıldız Holding Gıda Grubu çatısı altında organizasyonumuzu yeniden yapılandırarak güçlü bir başlangıç yaptık. Grup bünyesinde lider şirketlerimiz ve markalarımız ile gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümü için üretimden tedarik zincirine, inovasyondan ürün geliştirmeye uzanan bütüncül bir yaklaşımla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de inovasyonu işimizin merkezinde tuttuğumuz ürün portföyümüzü sürekli geliştirirken; güçlü finansal yapımız, yüksek üretim kapasitemiz, Ar-Ge yatırımlarımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla gıda ekosisteminin geleceğine yön vermeye kararlıyız" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:43 Muş’ta aromasıyla öne çıkan karpuzun ekimine başlandı Muş’ta gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı sayesinde kendine has tat ve aromaya sahip olan karpuzun ekimine başlanırken, 2026 sezonunda 240 bin tonun üzerinde üretim hedefleniyor. Muş’ta yaz aylarında gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı sayesinde lezzeti ve aromasıyla dikkat çeken karpuzun ekimine başlandı. Merkeze bağlı Arpayazı köyünde bulunan 200 dönümlük arazide yaklaşık 80 bin karpuz fidesi, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kadın işçilerin emeğiyle toprakla buluşturuldu. Türkiye’nin önemli karpuz üretim merkezlerinden biri haline gelen Muş Ovası’nda üreticiler, yeni sezon için yoğun mesaiye başladı. Verimli toprak yapısı ve iklim şartları sayesinde kaliteli ürün elde edilen bölgede, karpuz üretimi her geçen yıl artış gösteriyor. Özellikle yaz döneminde gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı, Muş karpuzuna farklı bir tat ve aroma kazandırıyor. Kadın işçilerin büyük emek verdiği fide dikim çalışmalarında binlerce fide özenle toprakla buluşturulurken, üreticiler de sezonun bereketli geçmesini temenni etti. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü verilerine göre, 2025 yılında kent genelinde 30 bin 710 dekarlık alanda yapılan karpuz ekiminden 224 bin 616 ton ürün elde edilirken, 2026 üretim sezonunda yaklaşık 33 bin dekarlık alanda 240 bin tonun üzerinde karpuz üretimi hedefleniyor. Muş’ta üretimin artmasıyla birlikte karpuzun kent ekonomisine önemli katkı sunması beklenirken, 2026 sezonunda yapılacak üretimden yaklaşık 1,4 milyar TL ekonomik gelir elde edilmesi bekleniyor. Tarla sahibi Onur Çetin, babasıyla birlikte yaklaşık 15 yıldır çiftçilik yaptıklarını belirterek, şu anda 200 dönümlük karpuz tarlasında üretim yaptıklarını söyledi. Çetin, "Gördüğünüz üzere yeni teknolojik aletlerle bu işi sürdürmeye çalışıyoruz. İnşallah daha da büyüteceğiz. Yaklaşık 20 kişilik bir ekibimiz var. Bu ekiple birlikte gece gündüz demeden çalışıyoruz. İnşallah işlerimizi daha da büyüteceğiz" dedi. Çetin, sabah saat 06.00’da başlayan mesainin akşam 18.00’e kadar sürdüğünü belirterek, "Tabii ki yoruluyoruz ama herkes işini aşkla ve zevkle yapıyor. Şu an gördüğünüz 200 dönümlük tarlada yaklaşık 80 bin fideyi ekim aşamasındayız. İnşallah en kısa zamanda bu fidelerin meyvesini almayı umut ediyoruz. Gördüğünüz gibi işimize dört elle sarılıyoruz ve çalışmalarımıza devam ediyoruz. Umut ediyoruz ki çok güzel ürünler elde edeceğiz" ifadelerini kullandı. Muş’ta gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının karpuza doğal bir tat ve aroma kattığını belirten Çetin, "Ayrıca mevsim şartlarından dolayı Türkiye’de en geç hasat edilen karpuzlardan biri oluyor. Bu nedenle de ürünümüze yoğun rağbet var. Bu durum bizim için de oldukça sevindirici oluyor. Mayıs ayının sonunda ekim yapıyoruz. Temmuz sonu ile Ağustos başı gibi de hasat başlıyor. Bu yaklaşık iki buçuk aylık süreç bizim için oldukça zorlu geçiyor. Ancak zorluğunun yanında severek yaptığımız bir iş olduğu için aynı zamanda keyifli de oluyor" şeklinde konuştu.
Bu deniz hattı, Uzak Doğu’yu Doğu Marmara’ya doğrudan bağlıyor
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:31 Bu deniz hattı, Uzak Doğu’yu Doğu Marmara’ya doğrudan bağlıyor DP World Evyap Körfez Limanı, Asya taşımacılığın önde gelen isimlerinden Wan Hai Lines’ın servisi FM1 (Uzak Doğu–Akdeniz Hizmeti 1) hattına ev sahipliği yaptı. Uzak Doğu’yu Doğu Marmara’ya doğrudan bağlayan bu hat, bölgedeki rota sürelerini önemli ölçüde kısaltarak ticaretin daha hızlı ve verimli ilerlemesini hedefliyor. FM1 olarak bilinen bu hizmet, Süveyş Kanalı üzerinden Çin, Güneydoğu Asya ve Doğu Akdeniz ve Marmara’daki limanlar arasında doğrudan nakliye bağlantıları sağlayarak bu rotalarda daha hızlı transit süreleri sunacak. Hat kapsamındaki ilk gemi Wan Hai 513, DP World Evyap Körfez Limanı’na ilk uğrağını gerçekleştirdi. FM1 hattı, Wan Hai Lines’ın Avrupa limanlarına doğrudan bağlantı sağlayan ikinci rotası olma özelliğini taşıyor ve bu yönüyle şirketin küresel ağında stratejik bir konumda yer alıyor. FM1 hattının, 4.300 ile 6.500 konteyner taşıyabilen gemilerle haftalık olarak DP World terminalini ziyaret etmesi bekleniyor. Merkezi Tayvan’da bulunan Wan Hai Lines, Asya ticarette öncü deniz taşımacılığı şirketlerinden biri olarak, bugün dünyanın en büyük 11. konteyner hattı konumunda bulunuyor. DP World ve Wan Hai Lines arasındaki bu yeni iş birliği, Uzak Doğu – Doğu Akdeniz hattında kesintisiz bağlantılar sunarak bölgesel ticaretin sürekliliğine katkı sağlamayı amaçlıyor. Açıklamalarda bulunan DP World Doğu Avrupa İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Kris Adams, "Wan Hai Lines’ı Doğu Avrupa ağımıza dahil etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Körfez terminalimiz, Türkiye’yi küresel ticaret rotalarına bağlamada stratejik bir rol oynuyor. FM1 hizmetinin eklenmesi, bağlantısını daha da güçlendiriyor ve DP World’ün bu bölgedeki konumunu sağlamlaştırıyor" dedi.
Türkiye turizmde zirveye yürüyor: 62 milyon ziyaretçi, 61 milyar dolar gelir
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:22 Türkiye turizmde zirveye yürüyor: 62 milyon ziyaretçi, 61 milyar dolar gelir Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin 2024 yılında 62,3 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve 61,1 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini açıkladı. Bakan Ersoy, İstanbul’da düzenlenen 18. Verona Avrasya Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada 2024 yılında Türkiye’nin 62,3 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve 61,1 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini açıklayarak, bu rakamların her yıl kendi rekorunu kırdığını söyledi. Bu yılın ilk verilerinin de hedeflerin yakalanacağını gösterdiğini ifade eden Ersoy, elde edilen başarının yalnızca Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasıyla açıklanamayacağını belirterek, "Bu başarıda ülkemizin son yıllarda ve özellikle pandeminin ardından tanıtım stratejileri ile güvenli ve sürdürülebilir turizm konularında sarf ettiği yoğun çabanın haklı bir getirisi olmuştur" dedi. TGA stratejik hedeflerde kilit rol üstleniyor Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) Bakanlık tarafından belirlenen turizm strateji ve politikaları doğrultusunda Türkiye’nin turizm hedeflerine ulaşmasına, turizm imkanlarının dünyada tanıtılmasına ve pazarlanmasına ilişkin stratejiler geliştirerek, her mecrada ve tüm dünyada başarılı tanıtım faaliyetleri yürüttüğünü aktaran Ersoy, Güvenli Turizm Sertifikası ile Sürdürülebilir Turizm Belgesi’ne sahip konaklama tesisleri ve turizm işletmelerinin, gece müzeciliği ve ‘Geleceğe Miras’ projesi kapsamında tüm yıla yayılan kazı ve restorasyon çalışmaları gibi uygulamaların sektöre büyük katkı sunduğunu ifade etti. Stratejik bir yaklaşım ve kurumsal sahiplenme ihtiyacına dikkati çeken Ersoy, bu noktada ‘sürdürülebilir turizm’ anlayışının önem kazandığını vurguladı. Sürdürülebilir turizmin doğal kaynakların korunmasından atıkların azaltılmasına, kültürel ve sosyal çeşitliliğin muhafazasından yerel toplumun sürece dahil edilmesine kadar geniş bir hedef yelpazesi sunduğunu belirten Ersoy, turizm faaliyetlerinin yalnızca ekonomik kazanç değil, çevreye, doğaya ve insana saygılı bir kalite anlayışıyla yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye yabancı ziyaretçi ağırlayan 5 ülke arasında 2024 yılı verilerine göre uluslararası turizm hareketliliğinin 1,5 milyar seviyesine ulaştığını ve bu hareketliliğin 747 milyonunun Avrupa’da, 316 milyonunun ise Asya’da gerçekleştiğini ifade eden Bakan Ersoy, Türkiye’nin bu veriler ışığında Fransa, İspanya ve İtalya gibi ülkelerle birlikte dünyada en fazla yabancı ziyaretçi ağırlayan ilk 5 ülke arasında yer aldığını belirtti. Bakan Ersoy, dünya üzerinde hem çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapmış hem de doğal ve beşeri şartları sayesinde mevcut tüm turizm çeşitlerinin rahatlıkla hayata geçirilebildiği ülke sayısının oldukça az olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’nin bu alandaki ayrıcalıklı konumunu vurguladı. Türkiye alternatif turizm türlerinde de güçlü bir aktör Deniz turizminin yanı sıra termal turizm, kış sporları, doğa turizmi, dalış ve eko turizm, kongre, fuar ve düğün turizmi, kruvaziyer ve yat turizmi, golf turizmi ve inanç turizmi gibi birçok alternatif alanda da Türkiye’nin çok geniş ve eşsiz imkanlara sahip olduğunu belirten Ersoy, bu çeşitliliğin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle entegre biçimde geliştirildiğini ifade etti. "Turizm herkes için bir haktır" Turizmin ekonomik katkılarının yanı sıra kültürel ve sosyal yönünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Ersoy, "Turizmin sadece bir kesim ve zümre değil, tüm insanlar için bir hak ve gereklilik olduğu gerçeği önem kazanmaktadır. Çünkü kültürlerarası diyalog, toplumsal ve sosyal yakınlaşma, ancak tüm grup ve sınıfların turizme dahil olmasıyla mümkün olabilmektedir" diye konuştu. "Turizm, doğru yönetildiğinde kalkınmanın itici gücüdür Türkiye’nin turizmde elde ettiği bilgi, birikim ve deneyimi Avrasyalı paydaşlarla her platformda paylaşmaktan memnuniyet duyduklarını kaydeden Ersoy, "Sonuç itibarıyla turizm, bilinçli bir şekilde uygulandığında ne yerel ekonomiye ve çevreye zarar verecek bir etken, ne de sosyal ve kültürel değerleri bozacak bir kirlilik haline gelecek, ekonomik kalkınmanın arkasındaki en önemli itici güçlerden biri olma işlevini artırarak devam ettirecektir" şeklinde konuştu. 18. Verona Avrasya Ekonomi Forumu, bu yıl ‘New Energy for New Economic Realities’ temasıyla Avrasya ülkeleri arasında ekonomi, enerji, ulaşım, dijital teknoloji, tarım, finans ve turizm alanlarında iş birliğini geliştirmek amacıyla düzenleniyor.
ING Mobil’de yatırım fonksiyonları yenilendi
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:15 ING Mobil’de yatırım fonksiyonları yenilendi Yenilenen ING Mobil yatırım fonksiyonlarıyla kullanıcılar, yatırım fonlarını dijitalden kolayca yönetebiliyor, fonları karşılaştırabiliyor ve takip listeleri oluşturarak favori fonlarının performanslarını izleyebiliyor. Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketleri ile iş birliği yapan banka, ayrıca her yatırım tarzına uygun geniş bir fon yelpazesi sunduğunu duyurdu. Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olma hedefiyle ilerleyen ING, yatırım dünyasındaki dijital yeniliklerle müşterilerine daha zahmetsiz ve esnek bir deneyim sunuyor. Yapılan açıklamaya göre, yenilenen ING Mobil yatırım fonksiyonlarıyla kullanıcılar, yatırım fonlarını dijitalden kolayca yönetebiliyor, fonları karşılaştırarak veri odaklı karar verebiliyor ve takip listeleri oluşturarak favori fonlarının kısa ve uzun dönem performanslarını izleyebiliyor. ING Mobil ile yatırım fonları uçtan uca dijital olarak yönetiliyor Açıklamaya göre, yatırımcılar fonların dönemsel performansını, risk seviyelerini ve varlık dağılımlarını tek ekrandan inceleyebiliyor; farklı fonların belirli bir dönemdeki getirilerini USD, EUR ve Altın ile karşılaştırabiliyor. "Fon Getiri Karşılaştır" özelliğiyle yatırımcılar, seçtikleri fonların performansını grafik üzerinden kıyaslayarak kolaylıkla yatırım kararı verebiliyor. "Fon Portföyüm Getiri Detayları" sekmesiyle geçmiş alımların fiyatı, getiri oranı, kar/zarar tutarı ve stopaj bilgilerini takip edebiliyor. Yatırımcılar portföylerindeki fonların performanslarını detaylı bir şekilde izlerken, her bir alım işlemine ait stopaj bilgisi sayesinde vergi planlamalarını da etkin şekilde yönetebiliyor. Aynı zamanda, kendilerine özel "Takip Listeleri" oluşturarak favori fonlarının kısa ve uzun dönem performanslarını izleyebiliyor. Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketleri Ak Portföy, Garanti Portföy, TEB Portföy, Yapı Kredi Portföy ve Türkiye’nin en büyük bağımsız portföy yönetim şirketlerinden Azimut Portföy ile iş birliği yapan ING, her yatırım tarzına uygun geniş bir fon yelpazesi sunuyor. Z kuşağına özel yatırım fonu olan GNZ - Ak Portföy ING Z Kuşağı Fon Sepeti Özel Fonu’nu da hayata geçiren banka, bu yenilikle genç müşterilerinin tasarruf bilincini artırmayı amaçlıyor. 1996-2012 doğumlu genç yatırımcılar için tasarlanan GNZ Fon teknoloji, yapay zekâ, sosyal medya, temiz enerji ve sürdürülebilirlik gibi Z kuşağının değer verdiği alanlara yatırım yapıyor. Ek olarak, ING’ye özel para piyasası fonları, esnek işlem saati avantajıyla kısa vadeli birikimlerin yönetimini kolaylaştırıyor. Mobil uygulama üzerinden TEFAS’ta işlem gören tüm fonlara erişim sağlanıyor ve Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketleriyle yapılan iş birlikleri, farklı yatırım stratejilerine uygun seçenekler sunuyor. Üstelik yatırımcılar TEFAS fonlarında alım-satım emirlerini haftanın her günü ve günün her saati verilebiliyor. ’’ Müşteri odaklı ve yenilikçi yaklaşımımızla yatırım alanında değer üretmeye devam edeceğiz ’’ Üstün müşteri deneyimini önceliklendirdiklerini aktaran ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Tuğçe Bora Kılıç, "Yenilenen ING Mobil yatırım fonksiyonlarımız ile yatırımcıların bilgiye hızlı erişimini, fon karşılaştırmalarını kolayca yapabilmesini ve fonların işlem saatlerini beklemeden diledikleri anda emir iletmelerini sağlayarak yatırım sürecini daha kolay hale getiriyoruz. Aynı zamanda GNZ fonu gibi yenilikçi ürünlerimizle de farklı segmentlere özel çözümler sunuyoruz. Banka olarak güçlü dijital altyapımız ve geniş fon yelpazemiz sayesinde yatırım fonlarımızın büyüklüğünü, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 51 artırdık. Müşteri ihtiyaçlarını doğru anlayan, yenilikleri hızla hayata geçiren ve dijital deneyimi sürekli geliştiren yaklaşımımızla yatırım alanında değer üretmeye devam edeceğiz" dedi.
Bakan Ersoy: "Turizmde başarının sırrı güvenli, sürdürülebilir turizm ve etkili tanıtım"
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:11 Bakan Ersoy: "Turizmde başarının sırrı güvenli, sürdürülebilir turizm ve etkili tanıtım" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Türkiye’nin turizmdeki başarısında son yıllarda tanıtım stratejileri ile güvenli ve sürdürülebilir turizm konularında sarf ettiği yoğun çabanın haklı bir getirisi olmuştur" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul’da düzenlenen 18’inci Verona Avrasya Ekonomi Forumu’na katılarak, Türkiye’nin turizmde elde ettiği başarıları ve geleceğe yönelik politikalarını anlattı. Bakan Ersoy forumda yaptığı konuşmada, 2024 yılında Türkiye’nin 62,3 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve 61,1 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini açıklayarak, bu rakamların her yıl kendi rekorunu kırdığını söyledi. "Turizmde başarının sırrı güvenli, sürdürülebilir turizm ve etkili tanıtım" 2025’in ilk verilerinin de hedeflerin yakalanacağını gösterdiğini ifade eden Ersoy, elde edilen başarının yalnızca Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasıyla açıklanamayacağını belirterek, "Bu başarıda, ülkemizin son yıllarda ve özellikle pandeminin ardından tanıtım stratejileri ile güvenli ve sürdürülebilir turizm konularında sarf ettiği yoğun çabanın haklı bir getirisi olmuştur" dedi. "TGA, stratejik hedeflerde kilit rol üstleniyor" 2019 yılında kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın, (TGA) Bakanlık tarafından belirlenen turizm strateji ve politikaları doğrultusunda; Türkiye’nin turizm hedeflerine ulaşmasına, turizm olanaklarının dünyada tanıtılmasına ve pazarlanmasına ilişkin stratejiler geliştirerek, her mecrada ve tüm dünyada başarılı tanıtım faaliyetleri yürüttüğünü aktaran Ersoy, Güvenli Turizm Sertifikası ile Sürdürülebilir Turizm Belgesi’ne sahip konaklama tesisleri ve turizm işletmelerinin; gece müzeciliği ve "Geleceğe Miras" projesi kapsamında tüm yıla yayılan kazı ve restorasyon çalışmaları gibi uygulamalarla sektöre büyük katkı sunduğunu ifade etti. "Sürdürülebilir turizm artık zorunluluktur" Çok boyutlu yapısı ve geniş etki alanıyla bireysel çabalarla yönetilmesi mümkün olmayan turizm sektöründe, stratejik bir yaklaşım ve kurumsal sahiplenme ihtiyacına dikkat çeken Ersoy, bu noktada "sürdürülebilir turizm" anlayışının önem kazandığını vurguladı. Sürdürülebilir turizmin; doğal kaynakların korunmasından atıkların azaltılmasına, kültürel ve sosyal çeşitliliğin muhafazasından yerel toplumun sürece dahil edilmesine kadar geniş bir hedef yelpazesi sunduğunu belirten Ersoy, turizm faaliyetlerinin yalnızca ekonomik kazanç değil, çevreye, doğaya ve insana saygılı bir kalite anlayışıyla yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Kültürel ve turistik değerlerin gelecek kuşaklara bozulmadan hatta geliştirilerek aktarılmasının temel ilke olması gerektiğini kaydeden Ersoy, sürdürülebilirlik yaklaşımının tüm sektör bileşenleriyle birlikte benimsenmesinin önemine dikkat çekti. 2024 yılı dünya turizm verilerine göre, uluslararası turizm hareketliliği 1,5 milyar seviyesine ulaştı. Bu hareketliliğin 747 milyonu Avrupa’da, 316 milyonu ise Asya’da gerçekleşti. Bakan Ersoy, Türkiye’nin bu veriler ışığında Fransa, İspanya ve İtalya gibi ülkelerle birlikte dünyada en fazla yabancı ziyaretçi ağırlayan ilk 5 ülke arasında yer aldığını belirtti. Bakan Ersoy, dünya üzerinde hem çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapmış hem de doğal ve beşerî koşulları sayesinde mevcut tüm turizm çeşitlerinin rahatlıkla hayata geçirilebildiği ülke sayısının oldukça az olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin bu alandaki ayrıcalıklı konumunu vurguladı. Deniz turizminin yanı sıra termal turizm, kış sporları, doğa turizmi, dalış ve eko turizm, kongre, fuar ve düğün turizmi, kruvaziyer ve yat turizmi, golf turizmi ve inanç turizmi gibi birçok alternatif alanda da Türkiye’nin çok geniş ve eşsiz imkanlara sahip olduğunu belirten Ersoy, bu çeşitliliğin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle entegre biçimde geliştirildiğini ifade etti. Artan gelir düzeyi, ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve insanların yeni yerler görme arzusu doğrultusunda en hızlı büyüyen sektörlerden biri hâline gelen turizmin, sadece konaklama ve ulaşım değil, yaklaşık 38 farklı sektörü doğrudan ve dolaylı olarak etkilediğini kaydeden Ersoy, bu yapının ülkelerin dikkatini daha fazla turizm yatırımlarına yönelttiğini vurguladı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin, ekonomik darboğazların aşılması sürecinde turizmi stratejik bir çıkış alanı olarak değerlendirdiğine işaret eden Ersoy, artan talep doğrultusunda yapılan harcamaların, sadece turizm sektöründe değil, bu sektöre bağlı tüm üretim alanlarında da önemli gelir kapıları oluşturduğunu söyledi. "Turizm herkes için bir haktır" Turizmin ekonomik katkılarının yanı sıra kültürel ve sosyal yönünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Ersoy, "Turizmin sadece bir kesim ve zümre değil, tüm insanlar için bir hak ve gereklilik olduğu gerçeği önem kazanmaktadır. Çünkü kültürlerarası diyalog, toplumsal ve sosyal yakınlaşma, ancak tüm grup ve sınıfların turizme dahil olmasıyla mümkün olabilmektedir" dedi. Kültürel etkileşimi artıran ve halklar arası anlayışı güçlendiren turizmin, toplumlar arası köprü kuran bir araç olduğunu vurgulayan Ersoy, sürdürülebilir ve kapsayıcı turizm anlayışının gelecekte çok daha fazla önem kazanacağını belirtti. Ersoy, turizm stratejisinin en önemli unsurlarından birinin tanıtım politikaları olduğuna dikkat çekerek, ülkelerin eğitim düzeyi, gelir dağılımı ve demografik yapısı gözetilerek, farklı gelir gruplarına hitap edecek şekilde tatil ve seyahat programlarının geliştirilmesinin gerekliliğini vurguladı. Türkiye’nin yalnızca bilinen yönleriyle değil, az tanınan bölgeleri ve potansiyel destinasyonlarıyla da tanıtılması gerektiğini ifade eden Ersoy, alternatif turizm türlerinin geliştirilerek cazip yeni varış noktaları ve güzergâhlar oluşturulmasının önemine işaret etti. Ersoy, turizm hareketliliğinin yılın tamamına yayılmasının da sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu söyledi. Ersoy, ülkelerin turizm tanıtımında imaj yönetimi ve hedef kitle analizinin stratejik bir öncelik haline geldiğini belirterek, ülkenin hangi turist profiline hitap ettiğinin doğru tespit edilmesinin önemine vurgu yaptı. Türkiye’nin turizm alanındaki olumlu gelişmelerinin ve sahip olduğu zenginliklerin her mecrada dünya kamuoyuyla paylaşılmasının da sürdürülebilir başarının bir parçası olduğunu dile getirdi. "Turizm, doğru yönetildiğinde kalkınmanın itici gücüdür" "Sonuç itibarıyla turizm, bilinçli bir şekilde uygulandığında ne yerel ekonomiye ve çevreye zarar verecek bir etken, ne de sosyal ve kültürel değerleri bozacak bir kirlilik haline gelecek, ekonomik kalkınmanın arkasındaki en önemli itici güçlerden biri olma işlevini artırarak devam ettirecektir." diyen Ersoy, Türkiye’nin turizmde elde ettiği bilgi, birikim ve deneyimi Avrasyalı paydaşlarla her platformda paylaşmaktan memnuniyet duyduklarını kaydetti. Turizmin barış, kardeşlik ve hoşgörü temelinde birleştirici bir güç olduğuna işaret eden Ersoy, bu gücün sürdürülebilirlik ilkeleriyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
ANFAŞ’ta iki fuar tek çatı altında aynı anda kapılarını açacak
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:50 ANFAŞ’ta iki fuar tek çatı altında aynı anda kapılarını açacak Konaklama ve ağırlama ekipmanları sektörünün en geniş kapsamlı buluşma noktası 36. Uluslararası Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı (Anfaş Hotel Equipment) ile gıda ve içecek sektörünün turizmle buluşma noktası 32. Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı (Anfaş Food Product), 06-09 Ocak 2026 tarihlerinde Antalya’da Anfaş Fuar ve Kongre Merkezi’nde, sektör profesyonellerine aynı anda kapılarını açacak. Türkiye’nin en köklü iki ihtisas fuarı, konaklama ve ağırlama ekipmanları sektörüyle gıda ve içecek sektörlerinin tüm tedarik zincirini tek bir ortak platformda buluşturuyor. Otel, restoran, kafe, zincir market ve catering profesyonelleri; misafir deneyimini oluşturan tüm unsurları aynı çatı altında keşfedecek. Endüstriyel mutfak ve konaklama ekipmanlarından iç tasarım çözümlerine, gıda ve içecek ürünlerinden soğuk zincir, lojistik ve ambalaj teknolojilerine uzanan 360 kapsamlı bir ürün ve hizmet ekosistemi dört gün boyunca ziyaretçilerle buluşacak. ANFAŞ Fuarcılık’ın ev sahipliğinde, TT Global Fuarcılık iş birliği ile düzenlenecek organizasyon; ulusal ve uluslararası satın almacılar, yatırımcılar, otel ve restoran zincirleriyle tedarikçiler arasında güçlü ticaret köprüleri kurmayı hedefliyor. TT Global Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Arslan, fuarların Türkiye turizmi ve ilgili sektörler için stratejik bir platform oluşturduğunu belirterek, konaklama ve ağırlama ekipmanları sektörüyle gıda ve içecek sektörlerini uluslararası arenada buluşturacak bu organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Konaklama ve ağırlama ekipmanları sektörüyle gıda ve içecek sektörlerinin gelecek vizyonunu belirleyen inovasyonlar, sürdürülebilirlik çözümleri ve teknoloji odaklı yeni iş modelleri ziyaretçilerin odağında olacak. Ocak ayında kapılarını açacak olan bu iki fuar; Türkiye’nin küresel marka değerine katkı sağlayarak yeni yatırımların, ihracat bağlantılarının ve uluslararası iş birliklerinin önünü açmayı amaçlıyor.
Manisa’da 25 bin 500 kişinin ehliyeti geçersiz olacak
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:41 Manisa’da 25 bin 500 kişinin ehliyeti geçersiz olacak Manisa’da 25 bin 500 kişinin eski tip ehliyeti 31 Ekim’de geçersiz olacak. 15 liraya yapılan yenileme işlemi 1 Kasım’dan sonra 7 bin 438 liraya yükselecek. Eski tip sürücü belgesi kullanan Manisa’daki 25 bin 500 kişinin ehliyeti 31 Ekim 2025 tarihinden itibaren geçersiz hale gelecek. Yenileme işlemini bu tarihe kadar yapmayan sürücüler, 1 Kasım’dan itibaren 7 bin 438 lira ücret ödemek zorunda kalacak. Manisa genelinde 25 bin 500 kişinin halen eski tip ehliyet kullandığı belirtilirken, yurt genelinde ise 1 milyon 886 bin 619 kişinin ehliyetini henüz yenilemediği bildirildi. Bu kişilerden bazılarının yaş veya sağlık nedenleriyle yenileme işlemi yaptırmadığı ifade edildi. Manisa’da nüfusun yüzde 38,8’i ehliyet sahibi 2024 verilerine göre 1 milyon 475 bin 353 nüfusa sahip Manisa’da, 572 bin 426 kişi sürücü belgesi sahibi. Bu rakam, nüfusun yüzde 38,8’ine denk geliyor. Yenileme ücreti Kasım’da 7 bin 438 liraya çıkacak Eski tip sürücü belgelerini yenilemek isteyen vatandaşlar 31 Ekim’e kadar yalnızca 15 lira ödeyerek yeni tip ehliyet alabilecek. Ancak 1 Kasım itibarıyla bu ücret B sınıfı sürücüler için 7 bin 438 lira 60 kuruşa çıkacak. A, A1, A2 ve F sınıfı eski tip ehliyet sahipleri 3 bin 643 lira 10 kuruş, B1, BE, C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D, DE, G ve M sınıfı ehliyet sahipleri ise 11 bin 235 lira 60 kuruş ödemek zorunda kalacak. Daha önce ek süre tanınmıştı Eski tip ehliyetlerin yeni tip sürücü belgeleriyle değiştirilmesi için tanınan süre daha önce 31 Temmuz 2025’te sona erecekti. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemeyle bu süre 31 Ekim 2025 tarihine kadar uzatılmıştı. Nüfus müdürlüklerine yapılacak başvurularda yenileme bedeli sadece 15 lira. Ancak bu süreyi kaçıranlar 1 Kasım’dan sonra 7 bin 438 lira ödemek zorunda kalacak. Ehliyetini yenilemeyen sürücülerin ehliyetleri geçersiz sayılacak ve trafiğe ehliyetsiz çıkmaktan haklarında işlem yapılacak. Ehliyet yenileme başvuruları, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün randevu.nvi.gov.tr adresinden veya ALO 199 çağrı merkezi üzerinden alınan randevularla il ve ilçe nüfus müdürlüklerinde yapılıyor.
Garanti BBVA’nın yılın ilk 9 ayında net kârı 84 milyar 473 milyon 850 bin TL oldu
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:37 Garanti BBVA’nın yılın ilk 9 ayında net kârı 84 milyar 473 milyon 850 bin TL oldu Garanti Bankası, 30 Eylül 2025 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 9 ayında net kârı 84 milyar 473 milyon 850 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 207 milyar 80 milyon 704 bin TL seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 30 Eylül 2025 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 9 ayında, net kârı 84 milyar 473 milyon 850 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 207 milyar 80 milyon 704 bin TL seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 3 trilyon 227 milyar 622 milyon 852 bin TL oldu. Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı, yüzde 69,1 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı, yılın ilk 9 ayında yüzde 38,7 büyüme ile 2 trilyon 907 milyar 826 milyon 740 bin TL oldu. Güçlü sermaye odağını koruyan bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,3, özkaynak kârlılığı yüzde 30,9, aktif kârlılığı ise yüzde 3,1 seviyelerinde gerçekleşti. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten şunları söyledi: "Üçüncü çeyrek, para politikasında dezenflasyon hedefiyle uyumlu bir normalleşme sürecinin başladığı bir dönemdi. Politika faizinde toplam 550 baz puanlık indirimin gerçekleştiği bu çeyrekte, Eylül ayı TL mevduat maliyetlerinin, regülasyon kaynaklı uygulamaların da daha sınırlı bir şekilde aşağı geldiğini gözlemledik. Mevcut ekonomik koşullar, fiyatlama ve bilanço yönetiminde yüksek bir disiplin gerektirirken, Garanti BBVA olarak etkin fiyatlama stratejimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla kârlılıkta fark oluşturmayı sürdürdük." Akten, bankanın 3. çeyrek performansını şu sözlerle değerlendirdi: "3.çeyrekte aktif bilanço yönetimimizle marjlarımızı etkin biçimde yönettik; TL kredilerde aldığımız pazar payı ile liderliğimizi pekiştirirdik. Müşterilerin ‘ana bankası’ olduğumuzun bir göstergesi olan mevduat tabanımızı da güçlendirmeye devam ediyoruz. Mevduat kompozisyonunda Türk lirası lehine dönüşüm son yıllarda önemli bir ivme kazandı; bu dönemde sektör, artan fonlama maliyetlerini ve düzenleyici otoritelerin tanımladığı hedefleri birlikte yönetebilmek için yoğun bir çaba gösterdi. Maliyetlerin bu kadar ön planda olduğu bir dönemde, vadesiz mevduatların önemini de bir kez daha görmüş olduk ve toplam içindeki vadesiz mevduat bazımız yüzde 43 seviyesine ulaştı. Bu başarıda Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına kişiselleştirilmiş çözüm önerileri sunmak amacıyla, tüm ürün ve süreçlerimizi müşterilerimizin gözüyle yeniden tasarlamamızın payı büyük. Bu yaklaşım, finansal performansımızın ardındaki asıl itici gücü oluşturuyor. Böylece güçlü bilanço disiplinimizi, müşteri deneyimi, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme ekseninde bütünleştiriyor; uzun vadeli değer oluşturma hedefimizde istikrarlı biçimde ilerliyoruz." Garanti BBVA’nın dijitalleşme vizyonu hakkında bilgi veren Akten, sözlerine şöyle devam etti: "Dijitalleşmeyi yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir değer oluşumunun stratejik bir aracı olarak görüyoruz. KOBİ ve ticari segmentte, uzaktan ilişki yönetimini merkeze alan ‘KOBİ Bankacım Yanımda’ hizmet modelimizle sektörde öncü bir adım attık. Bireysel tarafta ise 3 milyon TL’ye kadar olan kredilerde tamamen dijital başvuru ve kullandırım süreçlerimizle müşterilerimize hız, kolaylık ve erişilebilirlik sağlıyoruz." Dış finansman tarafındaki başarılı işlemlere de değinen Akten sözlerini şöyle sürdürdü: "Ekim ayında 700 milyon dolarlık yeni Basel III uyumlu sermaye benzeri tahvil ihracımızı başarıyla tamamladık. Son iki yılda gerçekleştirdiğimiz dört işlemle toplamda 2,45 milyar dolarlık sermaye benzeri kredi büyüklüğüne ulaşarak sektörde bu alandaki en yüksek tutara sahip banka olduk. Yüksek yatırımcı talebiyle tamamlanan bu işlemler, yalnızca sağlam sermaye yapımızın değil, aynı zamanda uluslararası piyasalarda Türkiye’ye ve bankamıza duyulan güvenin açık bir göstergesi." Akten, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Zorlu piyasa koşullarına rağmen kararlılıkla ilerliyor, dijitalleşmeden sürdürülebilirliğe her alanda değer oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde de TL odaklı dengeli büyümemizi sürdürerek, müşterilerimizle birlikte ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." Hesap dönemine ait faaliyet sonuçlarına ilişkin özet finansal bilgiler şu şekilde: "Ortalama aktif kârlılığı yüzde 3.1 oldu. Ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 30.9 seviyesinde gerçekleşti. Ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 3 trilyon 227 milyar 622 milyon 852 bin TL oldu. Toplam canlı krediler, TL krediler ve YP krediler pazar payları sırasıyla yüzde 11.3, yüzde 12.6 ve yüzde 8.7 seviyesinde gerçekleşti. Yılbaşından bu yana toplam müşteri mevduatları yüzde 38.7 büyüdü ve pazar payı yüzde 10.4 seviyesine geldi. Vadesiz müşteri mevduatların, toplam müşteri mevduatları içindeki payı yüzde 40 olarak gerçekleşti. Sermaye yeterlilik oranı yüzde 12.16 olan yasal limitlerin üzerinde yüzde 16.3 seviyesinde gerçekleşti. Donuk alacak oranı yüzde 2.8 seviyesinde gerçekleşti."
Sanayi sektörü nihai enerji tüketimi toplam 1 milyon 717 bin 368 terajul oldu
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:08 Sanayi sektörü nihai enerji tüketimi toplam 1 milyon 717 bin 368 terajul oldu Sanayi Sektörü Nihai Enerji Tüketim Araştırması sonuçlarına göre; sanayi sektöründe 2024 yılında nihai enerji tüketimi 1 milyon 717 bin 368 terajul oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024 yılı Sanayi Sektörü Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, Sanayi Sektörü Nihai Enerji Tüketim Araştırması sonuçlarına göre; sanayi sektöründe 2024 yılında nihai enerji tüketimi 1 milyon 717 bin 368 terajul oldu. Alt sektörler itibariyle nihai enerji tüketiminde en büyük payı, yüzde 28,8 ile "diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı" sektörü aldı. Bu sektörü sırasıyla, yüzde 22,7 ile "ana metal sanayii"; yüzde 10,9 ile "gıda ürünleri imalatı" ve yüzde 7,4 ile "tekstil ürünlerinin imalatı" sektörleri takip etti. "Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı" sektörünün nihai enerji tüketimindeki payı yüzde 6,2 olurken "inşaat" sektörünün payı yüzde 4,8 olarak gerçekleşti. Elektrik, 485 bin 163 terajul ile en çok tüketilen enerji kaynağı oldu Sanayi sektöründe enerji kaynaklarının paylarına göre; yüzde 28,3 ile elektrik, yüzde 23,6 ile doğal gaz, yüzde 22,6 ile katı fosil yakıtlar ve yüzde 14,0 ile petrol ürünleri nihai enerji tüketiminde en çok tüketilen enerji kaynakları oldu. Alt sektörler itibariyle enerji tüketiminin en yoğun olduğu "diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı" sektöründe ise en çok tüketilen enerji kaynağı yüzde 32,7 ile petrol ürünleri oldu. Bu sektörde, petrol ürünlerini yüzde 27,5 ile katı fosil yakıtlar, yüzde 18,2 ile doğal gaz ve yüzde 12,7 ile elektrik takip etti.
Annesi ve kardeşleri ölen kuzunun yürek burkan hikayesi
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:03 Annesi ve kardeşleri ölen kuzunun yürek burkan hikayesi Bursa’nın Yenişehir ilçesinde şap hastalığı nedeniyle annesi ve kardeşleri ölen kuzunun ayakta kalma mücadelesi yürek burktu. Aylardır süren şap hastalığı ülkenin birçok yerinde büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkla uğraşanlara zor günler yaşatırken besiciler ve hayvanlarının karşılaştığı zorluklar pandeminin ve mücadelenin boyutunu gözler önüne seriyor. Yenişehir’de sığırlar kadar koyunları da ciddi anlamda etkileyen şap hastalığı, kuzu ölümlerine, yavru atmalarına, süt ve et kayıplarına yol açtı. İlçenin kırsal Karacaali Mahallesi’nde bir küçükbaş hayvan çiftliğinde şap hastalığı nedeniyle ayakta durmakta bile güçlük çeken kuzunun hikayesi yürek burkuyor. Henüz birkaç günlük olan ve doğumda bir kardeşini, doğumdan sonra da annesi ve diğer kardeşini kaybeden kuzu, minik bedeniyle şap hastalığına direnmeye çalışıyor. Biberonla beslenen kuzu, hastalığı atlatamazsa birkaç gün içinde belki de saatler içinde mücadeleye yenik düşecek. Besici Mehmet Emin Turgut, yaklaşık 20 gün önce koyunlarının bir bölümünün doğum yaptığını belirterek, "130-140 koyunum doğurdu. Diğer ayırdığımız 12-13 koyun ikiz ve üçüc dogumlar yaptı. Şap nedeniyle kuzularımızdan 18’i öldü" dedi. 4 günde 400 bin liralık zarar Koyunlarının topallamaya başlamasıyla şap hastalığına yakalandıklarını anladığını dile getiren Turgut, şunları söyledi: "Anaç koyunlarımızdan da ikisi öldü. Yavru atmalar da yaşadık. 400 bin liraya yakın zararımız var. Bu hastalık niye halen sürüyor, niçin önleyemedik? 9 aydır sürüyor hastalık ve nasıl önlenemediğini çözemiyorum. Berbat bir hastalık. Doğan kuzu bir süre sonra soluk alamıyor ansızın kalp krizi geçirip ölüyor. 4 günde 400 bin liralık zarar anlık zarar. Kuzuların büyüdüğünü, yavru verdiğini düşünseniz zarar daha da büyüyecek. Zararlarımızın karşılanmasını istiyoruz." Şap nedeniyle bir kuzusunun yalnız kaldığını anlatan Turgut, "Sabah kuzunun ölüsünü görmek dünyanızı yıkıyor. Ailenin bir parçası gibiler. Koyunumun biri üçüz doğum yaptı. Kuzulardan biri doğumda öldü. Diğeri annesiyle şapa yenik düştü. Geriye kalan kuzu da çok zayıf. Mücadele ediyor ama çok umutsuz" diye konuştu.