EKONOMİ
KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:07:36 Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır" dedi. Ankara’da EkoAvrasya Vakfı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği paydaşlığında, "Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkilerin Güçlendirilmesi" başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, özellikle ifade etmek isterim ki ekonomisinden önce konumuyla alakalı; Akdeniz’in ortasında 3355 kilometrekarelik bir Türk toprağında, 1974’ten sonra, Türkiye Cumhuriyeti kurduktan sonra verilen savaş sonrasında, ilk kez ve son kez verilen savaş. Şehit kanlarıyla, mücahit kanlarıyla kazanılan 74 savaşından sonra büyük bir zaferin sonucunda kurulan 17. Türk devletidir. Türklük devletine devam edilen, işte biraz önce de ifade edildiği gibi bütün izolasyonlara ve ambargolara rağmen ayakta duran, 195 ülkenin tanımadığı, 155 ülkenin tanımadığı, dünyanın tanımadığı ama Türkiye’nin tanımasıyla hayatta var olan, var olmaya devam edecek olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Özellikle ifade etmek isterim, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ’Bir Türk dünyaya bedeldir, bir Türkiye dünyaya bedeldir" ifadelerini kullandı. Bölgedeki savaşın Kıbrıs adasının önemini gösterdiğini ifade eden Amcaoğlu, "Yaklaşık 2 buçuk aydır süren savaşın ortaya çıkardığı acı gerçekler var ki, işte Kıbrıs adasının ne denli önemli olduğu. 1937’de Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk idaresinde bir sıkıntı yaşamaması konusunda Millet Meclisinde kendi milletvekillerini uyarırken; ’Oradaki Kıbrıs Türkünün bir sıkıntı yaşamaması, aksi takdirde İskenderun Körfezinden dışarı çıkamazsınız, bütün ikmal yollarınız tıkanır’ dediği noktada olduğu gibi gerçekleri yaşıyoruz. Buradaki nöbet sadece o 3355 kilometrekarelik topraklarda yaşayan Kıbrıs Türkünün, 455 yıl önce 1571’de oraya varan Osmanlı’nın torunlarının, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı bir sorumluluk değildir. Oradaki nöbet ve sorumluluk, 300 milyonluk Türk nüfusunun ve başta Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle sorumluluk alanı içerisinde var olma mücadelesinden başka bir şey değildir" şeklinde konuştu. Kıbrıs’ın ekonomik hedeflerinden bahseden Amcaoğlu, "Ölçeğine baktığınızda, hedefleri olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden bahsederken; şu an 30.000 yatak kapasitesiyle 50.000 yatak kapasitesine ulaşmayı 2030’a kadar hedefleyen, yıllık 2 milyon turisti ile yaklaşık 4 milyonluk turisti hedefleyen, şu anki 88.000 yükseköğrenim öğrencisiyle birlikte 150.000 yüksek eğitim öğrencisi bilişim ve inovasyonla buluşturmayı hedefleyen ve bunun yanında da şu an 160 milyon dolarlar civarında olan ihracatını önümüzdeki 2030 yılına kadar 1 milyar dolara çekme hedefiyle Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte omuz omuza mücadele veren bir Kıbrıs Türk halkından rahatlıkla bahsedebiliriz" diye konuştu. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" Ticaret Bakanlığının KKTC’ye katkılarından bahseden Amcaoğlu, şunları kaydetti: "Burada bulunmuşken özellikle ifade etmek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının yıllardır vermiş olduğu katkılar ortada. Ama özellikle Profesör Doktor Ömer Bolat’ın da yönetimindeki Türkiye Ticaret Bakanlığının son 2022 yılından ötürü ve beridir vermiş olduğu destek çok açık ve bariz bir şekilde ortada. Ve ülkemizin sadece turizmle değil, yaklaşık 4 milyar dolarlık ithalatın karşılığında dış ticaret açığını sağlayan turizmle değil, yüksek eğitimle değil; kendi kendine yetebilen bir sanayi ile, kendi alanlarındaki ihtiyacını üretebilen bir üreticisiyle, sanayicisi ve ticaret adamıyla birlikte var olma savaşı başarıyla devam etmektedir. Birkaç rakam vermek istiyorum. 2021’de yaklaşık 128 milyon dolar olan ihracatının 38 milyon dolarını Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamıyla yapabilen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin şu anki geldiği nokta; 157 milyon dolarlık ihracatının 68 milyon dolarlık kısmını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamında Türkiye’ye yapabiliyor. Ve özellikle son birkaç yıldır pozitif anlamdaki gayretleriyle sayın Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın sadece Ocak-Mart ayındaki rakam 41 milyon dolara tekabül edebiliyor 3 aylık sürede. Neden? Uzun gayretler ve görünebilir olması konusunda Kıbrıs Türkünün izolasyon ve ambargolarla yaşarken oradaki hayatını devam ettirebilmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik çarkı hazırlayabilmesi için, bu desteklerin daha da aşağılara ulaşabilmesi için hedefler bu doğrultudaydı. Özellikle şunu ifade etmek isterim ki; oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır." Konuşmanın ardından Bakan Amcaoğlu’na plaket takdim edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:49 Başkan Dutlulu Saruhanlı’da toplu ulaşım esnafıyla buluştu Saruhanlı ilçesinde toplu ulaşım esnafıyla bir araya gelen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından toplu ulaşım esnafına sağlanan yıllık 1,2 milyar liralık desteğin Türkiye’ye örnek olduğunu vurguladı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, toplu ulaşım esnafıyla bir araya gelerek sektörün taleplerini dinledi. Büyükşehir Belediyesi’nin toplu ulaşım esnafına sağladığı yıllık 1,2 milyar liralık desteğin Türkiye’ye örnek olduğu vurgulandı. Saruhanlı Belediyesi Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen programda, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste ve Tüm Özel Halk Otobüsleri Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı Kurtuluş Kara ile şehir içi taşıma yapan kooperatiflerin temsilcileri yer aldı. "İlk düzeltmeye çalıştığı işlerden bir tanesi oldu" Ulaşım kooperatif başkanıyla sorunları konuştuklarını belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Onlar dertlerini anlatıyordu. Biz de bize gelen sıkıntıları anlatıyorduk. Ferdi Başkan daha aday olmadan önce, biz Ferdi Başkan ile de bu konuları konuştuk. O zamanlardan çalışmaya başlandı. Güzel de bir ekip kurarak belediye başkanı seçilir seçilmez ilk düzeltmeye çalıştığı işlerden bir tanesi oldu" diye konuştu. "Yıllık 1,2 milyar liralık destek" Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesini halkın ve esnafın refahı için kullandığını belirten Başkan Besim Dutlulu, şu detayları paylaştı: "Ulaşım esnafına aktardığımız tutar aylık 100 milyon, yıllık ise 1,2 milyar liraya ulaştı. 24 milyarlık belediye bütçemizin yüzde 5’ini sadece sizlere ayırdık. Bu desteği verirken tek gayemiz vatandaşımızın mutluluğu. Halkımızın modern araçlarda, güler yüzlü şoförlerden hizmet almasını istiyoruz. Maddi imkanlar iyileşti; artık şoför eğitimlerine, araç bakımlarına ve klima kullanımına daha çok özen göstermenizi rica ediyorum." "Biz sizin yanınızdayız siz de Manisa halkının yanında olun" Ekonomik şartlar ve yüksek faiz oranları nedeniyle araç yenileme takvimini revize ettiklerini belirten Başkan Dutlulu, "Normalde araçları hemen değiştirmek istiyorduk ancak yüksek faizler buna engel oldu. Biz de bu bütçeyi yeni hatlar açmaya ve kendi otobüs filomuzu çoğaltmaya ayırdık. Önümüzdeki yıl faizlerin düşmesiyle birlikte özel kredi anlaşmaları ve belediye finansman desteğiyle araçları peyderpey yenileyeceğiz. Biz sizin yanınızdayız, sizden de tek ricamız Manisa halkına hak ettiği kaliteli hizmeti sunmanızdır" dedi. Programa katılan CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, özel halk otobüslerinin kamuya hizmet ettiğini ve belediyelerin direktifleri doğrultusunda çalıştığını söyledi. Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, göreve geldiklerinde ilk olarak şoför esnafına kulak verdiklerini belirtti. Cıllı, "Ana arterlerin asfaltlanması noktasında Besim Başkanımıza gittik, bizi geri çevirmedi. Kendi sorumluluk sahamızdaki yerleri biz, Büyükşehir sorumluluğundaki yerleri de Başkanımız asfaltlıyor. Sonuçta Saruhanlı ve şoför esnafımız kazanıyor. Kendisine destekleri için teşekkür ediyorum" diye konuştu. CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, toplu ulaşım esnafı ile bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in selamlarını ileten Özalper, esnafın sorunlarını dinlemek için her zaman hazır olduklarını vurguladı. Toplantıda söz alan Tüm Özel Halk Otobüsleri Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı Kurtuluş Kara, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı desteklerden övgüyle bahsetti. Sistemin temellerinin merhum Ferdi Zeyrek döneminde atıldığını ve Başkan Besim Dutlulu ile kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade eden Kara, "Bugün Manisa’daki bu hizmet ve destek seviyesi Türkiye’nin hiçbir yerinde yok" dedi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:39 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" dedi. Vizyon 100 Platformu’nun düzenlediği Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye’deki şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, "Küresel Liderler Oturumu"na da ev sahipliği yaptı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği tarihsel bir eşikten geçildiğini gördüklerini belirterek, "Jeopolitik gerilimler derinleşirken ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, yapay zekânın üretim ve emek piyasalarını dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin ekonomik maliyetlerinin giderek somutlaştığı, demografik dönüşümün eş zamanlı baskı oluşturduğu bir eşikte bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık göstermiş olsa da son üç yıldır yüzde 3’ler seviyesinde seyrederek 2000-2019 ortalaması olan yüzde 3,7’nin altında gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı 2000-2019 döneminde yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3 seviyesine gerilemiş; ticaretin yapısı giderek daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale gelmiştir" açıklamalarında bulundu. "Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya yeni riskler eklemektedir" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Orta Doğu’da yaşanan savaş; enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmektedir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş; artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmeler küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirmiştir. Jeopolitik risk algısındaki artış, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükseltmiş; finansal koşullar sıkılaşmıştır." "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" IMF’nin güncel tahminlerinde 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1’e gerilediğini ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4’e yükseldiğini kaydeden Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda" Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye’nin adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda olduğunu hatırlatan Yılmaz, "2025 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 13,1 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 475 yatırım projesi için duyuru yapılmıştır. Bu projeler kapsamında yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam öngörülmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye çekmeye yönelik teşviklerin, Türkiye’yi yatırımcılar açısından üretim ve değer oluşturma bakımından çok daha güçlü bir merkez konumuna taşıdığımı vurguladı. Geçtiğimiz günlerde ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nı açıkladıklarını aktaran Yılmaz, "Bu program, Türkiye’nin yeni dönemdeki ekonomik konumlanmasını net biçimde ortaya koyan kapsamlı bir stratejidir. Meclisimizde yasal çerçevesi için çalışmaların başladığı program kapsamında üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturuyoruz. İhracat yapan firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını, uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği böyle bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin önümüzdeki yılların kazananları olacağı açıktır. Türkiye, güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu, nitelikli insan kaynağı ve kararlılıkla uyguladığı politikalarla bu yeni dönemin merkezinde yer almaya devam edecektir."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:01 Denizli OSB ve KalDer sosyal sorumluluk ile kalite dönüşümünde buluştu Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Denizli Şubesi Yönetim Kurulu Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu ve Yönetim Kurulu’na tebrik ziyaretinde bulundu. Denizli OSB Yönetim Kurulu Üyeleri İbrahim Onur Yıldırım, Sevde Şensöz Çelik, Orhan Tahtalı ve Bölge Müdürü Ahmet Taş’ın da yer aldığı ziyarette, kurumlar arası iş birliği ve kalite odaklı çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaret kapsamında KalDer Denizli Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Ateş tarafından, LÖSEV Anne Üretim Atölyeleri’nde lösemili çocukların anneleri tarafından hazırlanan "Umut Bebeği", Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu’na takdim edildi. "Kalite odaklı dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam edeceğiz" Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "KalDer’in ülkemizde kalite kültürünün yaygınlaşmasına yönelik yürüttüğü çalışmalar, sanayi ekosistemimizin sürdürülebilir gelişimi açısından önem taşımaktadır. Kurumlar arası güçlü iş birliklerinin, Bölgemizin rekabet gücünü artırmada belirleyici olduğuna inanıyoruz. Öte yandan, LÖSEV Anne Üretim Atölyeleri’nde büyük emek ve duyarlılıkla hazırlanan bu anlamlı hediyenin bizlere takdim edilmesi, sosyal sorumluluğun üretim ve dayanışma ile nasıl bütünleştiğinin somut bir göstergesidir. Denizli OSB olarak hem kalite odaklı dönüşüm süreçlerini hem de toplumsal fayda sağlayan projeleri desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Ziyaret günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
GTB Ekim Ayı olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi
14 Kasım 2025 Cuma - 15:32 GTB Ekim Ayı olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, AB tescilli Antep Lahmacunu, tarımda su verimliliği, kuraklık riskleri, 2026 yılı tarım bütçesi ve ekim sezonunda üreticilerin karşılaştığı sorunlar üzerine istişarelerde bulunuldu. Toplantının açılışında konuşan GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, geçtiğimiz günlerde Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen askeri kargo uçağında şehit olan Mehmetçiklere Allah’tan rahmet dileyen Tiryakioğlu, "Askerî kargo uçağımızın düşmesi sonucu şehit olan kahraman askerlerimize yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Bu acı kayıp hepimizin yüreğini derinden yaraladı" dedi. Konuşmasında geçtiğimiz hafta içerisinde Gaziantep Lahmacunu’nun Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret (PGI) tescili aldığını hatırlatan Tiryakioğlu, "Tiryakioğlu, "Gaziantep Lahmacunu’nun AB tescili, bundan tam 10 yıl önce coğrafi işaret çalışmalarında attığımız tohumların bugün somut bir karşılığa dönüşmesidir. Daha önce Antep Fıstık Ezmesi için aldığımız AB tescilinin ardından bu başarıyı Lahmacunumuzla taçlandırmış olmak hem şehrimiz hem de ülkemiz için son derece gurur verici bir durum" ifadelerini kullandı. Coğrafi işaretlerin ekonomik etkisine de vurgu yapan Tiryakioğlu, "Bu tesciller, ürünlerimizin uluslararası pazarda görünürlüğünü artırıyor, marka değerini güçlendiriyor ve üreticilerimize ek gelir fırsatları oluşturuyor" dedi. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda yer alan 2026 tarım bütçesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tiryakioğlu, "2026 yılı bütçesinde tarıma 167 milyar 634 milyon TL destek ayrılması öngörülüyor. Bu bütçenin yüzde 54,2’si bitkisel üretim, yüzde 21,8’i ise hayvancılık desteklerinden oluşuyor. Bu destek yapısının sahaya yansımasıyla, çiftçilerimizin üretim planlaması daha öngörülebilir hâle gelecek ve tarım sektöründe sürdürülebilirlik güçlenecektir" ifadelerine yer verdi. Kuraklık riskinin büyüdüğünü ve tarımda suyun doğru kullanılmasının artık stratejik bir mesele olduğuna da işaret eden Tiryakioğlu, "Tarımda su verimliliği sağlanamazsa, kuraklığın etkileri üretimi ciddi şekilde tehdit eder. Modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması, suyun tarlada daha akılcı kullanılması ve etkin su yönetimi uygulamaları hem maliyetleri düşürür hem de çiftçimizin kuraklığa karşı dayanıklılığını artırır. Ekim zamanındayız, yağış yokluğu toprağın nem dengesini bozuyor, iklim değişikliği, kuraklık, maliyet artışları ve piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalar üreticinin bu zaman diliminde karar alma süreçlerini zorluyor. Çiftçilerimiz bugün hem verimliliği hem de gelir güvenliğini aynı anda korumak zorunda. Bu nedenle; doğru destek mekanizmaları, modern sulama teknikleri ve bilimsel planlamaya dayalı üretim modelleri, tarımın geleceği açısından hayati önem taşıyor" dedi. GTB Olağan Meclis Toplantısı’nda konuşan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı da, borsanın Ekim ayı faaliyetleri, devam eden projeleri ve sürdürdüğü çalışmalar hakkında meclis üyelerine bilgiler verdi. Akıncı, konuşmasının başında düşen askeri kargo uçağında şehit olan askerleri rahmetle anarak başsağlığı dileklerini ileterek, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi sonucu şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Aziz şehitlerimizin hatırası daima gönlümüzde yaşayacaktır" dedi. Akıncı, açıklamalarının devamında ise Antep Lahmacunu’nun Avrupa Birliği’nden aldığı coğrafi işaret (PGI) tesciline değinerek, "Antep Lahmacunu’nun AB tescili, Gaziantep’in üretimdeki ustalığının ve kültürel mirasının uluslararası arenada bir kez daha teyit edilmesidir. Bu tescil hem şehrimizin gastronomideki liderliğini güçlendirmiş hem de borsamızın yıllardır emek verdiği coğrafi işaret çalışmalarının karşılığını somut şekilde ortaya koymuştur" dedi. Gaziantep’in Türkiye’de coğrafi işaret alanında lider konumunu vurgulayan Akıncı, "Gaziantep bugün coğrafi işaretli ürün sayısında Türkiye’nin lideridir. Şehrimizin toplam 107 tescilli ürünü bulunuyor. Bu tablo, Gaziantep’in üretim kültürüne, emeğine ve geleneksel değerlerine sahip çıkmasının güçlü bir göstergesidir. Gaziantep Ticaret Borsası olarak bugüne kadar bizde şehrimizin 24 ürünümüzü coğrafi işaretle tescilledik. Bunlardan ikisi Avrupa Birliği tesciline sahiptir: Antep Fıstık Ezmesi ve Antep Lahmacunu. Her iki ürünümüz de 2025 yılında AB tescili alarak uluslararası düzeyde korunmaya başlamıştır. Ayrıca, AB nezdinde ise Antep Muskası ve Antep Bulguru için yaptığımız başvuruların süreci devam etmektedir" diye konuştu.
Ticaret Bakanlığı: "Tüketici Hakem Heyetleri kapatılmıyor; aksine, yeniden yapılandırılarak güçlendiriliyor"
14 Kasım 2025 Cuma - 14:09 Ticaret Bakanlığı: "Tüketici Hakem Heyetleri kapatılmıyor; aksine, yeniden yapılandırılarak güçlendiriliyor" Ticaret Bakanlığı, Tüketici Hakem Heyetlerinin kapatılmayacağını, aksine yeni bir düzenlemeyle beraber daha etkin, hızlı ve ihtisaslaşmış bir yapıda güçlendirileceğini açıkladı. Ticaret Bakanlığı tarafından, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında faaliyet gösteren Tüketici Hakem Heyetlerinin kapatılmasına yönelik söylemlere ilişkin açıklamada yayımladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Tüketici Hakem Heyetlerinin kapatılmasına yönelik herhangi bir çalışmanın bulunmadığını, aksine tüketicilere sunulan hizmetin daha etkin, hızlı ve ihtisaslaşmış bir yapıda yürütülmesi amacıyla yeniden yapılandırılarak güçlendirildiği dile getirildi. Açıklamada, Tüketici Hakem Heyetlerinin kuruluşu, yetki alanı ve iş bölümü, mevzuat çerçevesinde Ticaret Bakanlığı tarafından belirlendiğini ve ihtiyaçlara göre Ticaret Bakanlığı’nın onayıyla kurulabildiği veya yeniden düzenlenebildiği bilgisi paylaşıldı. "Hakem heyetlerinin ticaret il müdürlükleri bünyesinde hizmet verecek şekilde yeniden yapılandırılması kararlaştırılmıştır" Tüketici Hakem Heyetlerinin hizmet kalitesini artırılması ve karar sürelerini kısaltılması hedefinin vurgulandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Ticaret Bakanlığımız tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda; tüketiciye sunulan hizmet kalitesinin artırılması, karar alma sürelerinin daha da kısaltılması, uygulamalarda yeknesaklığın sağlanması, ihtisaslaşmanın güçlendirilmesi gibi gerekçelerle hakem heyetlerinin il merkezlerinde, Ticaret Bakanlığımızın taşra teşkilatı olan ticaret il müdürlükleri bünyesinde hizmet verecek şekilde yeniden yapılandırılması kararlaştırılmıştır. Bu çerçevede, büyükşehir statüsündeki 19 ilde, Tüketici Hakem Heyetlerinin, il merkezlerinde birleştirilmesi amacıyla 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde, yetki alanları yeniden düzenlenmiş, toplam 170 Tüketici Hakem Heyeti karar mercii olarak yetkilendirilmiştir." Açıklamada, Tüketici Hakem Heyetlerinin kapatılmadığına dikkati çekilerek, il merkezlerinde karar mercii olarak yeniden yapılandırıldığı kaydedildi. Ayrıca ilçe kaymakamlıklarında başvuru ve irtibat noktaları hizmet vermeye devam ettiği de aktarılarak, tüketicilerin tüm il ve ilçelerde, başvurularını yapmaya devam edebileceği ve tüm bu başvuruların il merkezlerindeki heyetler tarafından karara bağlanacağı ifade edildi. "Yapılan yeni düzenleme ile tüketicilerimizin hak arama yollarında herhangi bir hak kaybı söz konusu değildir" Bakanlıktan yapılan açıklamada, yapılan düzenlemenin, hakem heyetlerinin kapatılmasına ilişkin bir uygulama olmadığı, karar süreçlerinin tek merkezden daha hızlı, etkili ve uzmanlaşmış bir yapı ile yürütülmesine yönelik bir dönüşüm olduğunun altı çizildi. Yeni düzenlemeyle beraber tüketici lehine olumlu sonuçların doğacağı da belirtilen açıklama, şu şekilde devam etti: "Yapılan yeni düzenleme ile tüketicilerimizin hak arama yollarında herhangi bir hak kaybı söz konusu değildir. Aksine, karar alma sürelerinin daha da kısalması ve uygulama birliğinin artması beklenmektedir. Sistem esnek bir yapıya sahiptir. İş yükü artması halinde, Tüketici Hakem Heyeti sayısı Ticaret Bakanlığımızın onayıyla her zaman artırılabilecektir. Ticaret Bakanlığı olarak, tüketici Hakem Heyetlerinin yeniden yapılandırılması sürecinde tüketicilerimizin hak arama yollarında herhangi bir kayba uğramaması için tüm tedbirler alınmıştır. Uygulamada yeni ihtiyaçların doğması halinde gerekli ilave adımlar da derhal hayata geçirilecektir."
Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması başvuruları devam ediyor
14 Kasım 2025 Cuma - 13:22 Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması başvuruları devam ediyor Garanti BBVA’nın, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Ekonomist Dergisi ile yürüttüğü ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’ başvuruları 30 Kasım’a kadar uzatıldı. Kadın girişimcileri cesaretlendirmeyi odağına alan yarışma, ilham veren hikâyelerin geniş kitlelere ulaşmasını ve rol modellerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Garanti BBVA’nın KAGİDER ve Ekonomist iş birliğiyle düzenlediği yarışmanın yeni dönem başvuruları devam ediyor. ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’, kadınların ekonomik hayattaki varlığını güçlendirme, başarı hikâyelerini görünür kılma ve kadınlara ilham olma hedefiyle 19 yıldır düzenleniyor. Yapılan açıklamaya göre, bu sene kadın girişimcilere 5 ayrı kategoride toplam 3 milyon TL ödül sunulacağı duyuruldu. Ulusal çapta görünürlük kazanma fırsatı sağlayan yarışmanın başvuru süresi 30 Kasım 2025 tarihine kadar uzatılırken, başvurular garantibbvakadingirisimci.com üzerinden yapılabiliyor. Binlerce kadının girişimcilik serüvenine yön veren güç birliği Açıklamaya göre banka, KAGİDER ve Ekonomist iş birliğinde yürütülen yarışma; başarı hikâyelerinin görünürlüğünün artması ve böylece diğer kadınların ilham alması için bir destek ekosistemi sunuyor. Garanti BBVA’nın kadın girişimciliği konusundaki finansmandan eğitime, cesaretlendirmeden yeni pazarlara açılmalarına uzanan vizyonu, KAGİDER’in kadın girişimciliğini yaygınlaştırma konusundaki güçlü savunuculuğu ve Ekonomist dergisinin iş dünyasında kadının görünürlüğünü artırmaya yönelik yayıncılık anlayışı bir potada birleşerek, yarışmanın Türkiye’de kadın girişimciliğinin gelişimine uzun yıllardır katkı sunması sağlanıyor.
Yemeksepeti, ‘Türkiye’nin En Sevdiği Marka’ seçildi
14 Kasım 2025 Cuma - 13:05 Yemeksepeti, ‘Türkiye’nin En Sevdiği Marka’ seçildi MediaCat ve Ipsos işbirliğiyle hazırlanan Türkiye’nin Lovemark’ları 2025 araştırmasına göre Yemeksepeti, ‘Online Yemek Sipariş Markası’ kategorisinde Lovemark seçildi. Platform, bu yıl üçüncü kez Türkiye’nin en sevilen markalarından biri olurken, geçen yıla kıyasla Lovemark endeksindeki puanını 4 puan yükseltti. MediaCat önderliğinde Ipsos tarafından yürütülen ve Türkiye’yi temsil eden 2 bin kişilik bir örneklemle yapılan ‘Türkiye’nin Lovemark’ları 2025’ araştırmasının sonuçları açıklandı. Yemeksepeti, "Online Yemek Sipariş Markası" kategorisinde yine ilk sırada yer alarak "Lovemark" unvanını korudu. Markaların tüketicilerin zihnindeki ve kalbindeki yerini ölçen araştırmaya göre platform, Lovemark endeksindeki puanını geçen seneye göre 4 puan yükseltti. Yapılan açıklamaya göre, Yemeksepeti’nin bu ödüle layık görülmesi, markanın tüketicilerle kurduğu bağın gücünü bir kez daha ortaya koydu. Araştırma, markanın zihin payı (akla ilk gelen marka olma), duygusal yakınlık derecesi, beklenti ve ihtiyaçları karşılama düzeyi ve tüketiciler için ne kadar vazgeçilmez olduğu gibi dört temel kritere dayanıyor. Bu kriterlerin belirli ağırlıklarla Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) kullanılarak analiz edilmesiyle markaların Lovemark skoru hesaplanıyor. Platform, elde ettiği bu güçlü performansla hem sektöründeki konumunu pekiştirdi hem de kullanıcılarının nezdinde bir kez daha ‘Türkiye’nin En Sevdiği Marka’ olduğunu kanıtladı. Markanın son dönemde "Keyfin Yerine Gelsin" iletişim yaklaşımıyla birlikte kullanıcılarıyla kurduğu samimi bağ daha da güçlendi. Bu yaklaşım, Yemeksepeti’nin hem markaya duyulan sevgi hem de akla ilk gelen marka olma skorlarında istikrarlı yükselişine katkı sağladı.
Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: ’’İhracatta yeni rota Afrika’’
14 Kasım 2025 Cuma - 13:00 Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: ’’İhracatta yeni rota Afrika’’ Ali Başyazıcıoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, Türk ihracatının sürdürülebilir büyümesi için Afrika’nın stratejik önemine dikkat çekerek, "Türkiye bugün üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve girişimci iş dünyasıyla yatırımcılar için güvenli bir liman konumunda. Ancak ihracatta kalıcı başarı için yeni pazarlara açılmak zorundayız. Afrika kıtası bu anlamda sadece ticaret değil, aynı zamanda uzun vadeli ortaklıklar için de büyük fırsatlar barındırıyor" dedi. Pandemi sonrası dönemde dünya ekonomisi çok sayıda zorlukla karşılaştı. Tedarik zincirlerinde meydana gelen kopmalar, gümrük işlemlerindeki sıkıntılar, politika yapıcıların uyguladığı kısıtlamalar ve son tüketicide yaşanan hızlı değişim, üretim ve ihracat süreçlerini doğrudan etkiledi. Süreci aktif bir şekilde yöneten Türk iş insanları, üretim ve ihracatta sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla yeni müşteriler ve yeni pazar arayışlarını sürdürdü. Bu kapsamda öne çıkan bölgelerden biri de Afrika kıtası oldu. Türk ihracatının sürdürülebilir büyümesi için Afrika’nın stratejik önemine dikkat çeken Ali Başyazıcıoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı, iş insanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, "Türkiye bugün üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve girişimci iş dünyasıyla yatırımcılar için güvenli bir liman konumunda. Ancak ihracatta kalıcı başarı için yeni pazarlara açılmak zorundayız. Afrika kıtası bu anlamda sadece ticaret değil, aynı zamanda uzun vadeli ortaklıklar için de büyük fırsatlar barındırıyor" ifadelerini kullandı. "Afrika, Türkiye için yükselen pazar konumunda" 2000’li yılların başından itibaren Türkiye ile Afrika arasındaki ticari ilişkiler istikrarlı bir şekilde artış gösteriyor. Başyazıcıoğlu, yatırım için güvenli liman olan Türkiye’nin ihracat potansiyelini artırmak için Afrika kıtasındaki fırsatlara daha fazla odaklanılması gerektiğini vurguladı. "Afrika ile her gün daha da ileriye giden bir ilişkimiz var. Ortak tarihimizden beslenen ilişkilerimiz, açılan elçilikler, Türk Hava Yolları’nın artan sefer sayısı ve yapılan ikili anlaşmalar sayesinde diplomatik iş birliğimiz en üst seviyeye taşındı. Şimdi bu süreci ekonomik açıdan daha ileriye götürüp, iki tarafın da kazançlı çıkabileceği alanları ön plana çıkarmak gerekiyor" ifadelerini kullandı. Afrika’da 200 milyar dolarlık altyapı ihtiyacı Türkiye Müteahhitler Birliği’nin verilerine göre Afrika’da her yıl yaklaşık 200 milyar dolar değerinde altyapı yatırımı ihtiyacı bulunuyor. Enerji, gıda, otelcilik ve inşaat sektöründe faaliyet gösterdiklerini ifade eden Başyazıcıoğlu, kıtada farklı projeler için fırsatları araştırdıklarını belirtti. Başyazıcıoğlu, Türk müteahhitlerin Afrika’da aldığı iş hacminin önümüzdeki dönemde hızla yükseleceğini öngörerek şunları söyledi: "Ekonomi yönetimimizin aldığı kararların etkisini yavaş yavaş görmeye başlayacağımızı düşünüyoruz. Bu kararların bir kısmı Eximbank ile ilgili. Hem sermayesinin artırılması hem de farklı ülkelerin Eximbank’larıyla yapılan anlaşmalar sayesinde yüklenici firmalarımızın finansmana erişimi geçmiş yıllara göre daha kolay hale geldi. Teminat mektubu konusunda da farklı çalışmalar yürütülüyor. Türk iş insanları olarak devletimizin de çok desteklediği bu süreçten çok umutluyuz." Türk şirketleri kıtada üretim yatırımlarını artırıyor İnşaatın yanı sıra Afrika kıtasında üretim alanında da Türk şirketleri önemli yatırımlara imza attı. Ağır sanayiden tekstile, hızlı tüketim mallarından perakendeye kadar farklı sektörlerde milyarlarca dolarlık yatırımlar gerçekleştirildi. Başyazıcıoğlu, bu sürecin ivme kazanarak devam edeceğini belirterek, "Afrika ülkeleri hammadde açısından zengin bölgeler. Bunun yanında sömürgeci şirketlerden kurtulup sahip oldukları madenleri millileştirme yolunda attıkları adımlar artıyor. Emtia fiyatlarının geldiği seviye ortada. Afrika’da çok sayıda ülke Türkiye ile savunma sanayi iş birliği anlaşması imzalıyor. Güvenlik anlamında daha net bir tablo çizen kıtada, hızla artan genç nüfus ile Türkiye gibi sanayileşmede tecrübeli bir ülkenin iş birliği sağlanabilirse, 2030’lu yıllarda Türkiye - Afrika ortaklığı büyüme ve değer oluşturma açısından dönüm noktası olabilir" şeklinde konuştu. "Türk finans kurumlarının Afrika’da daha cesur adımlar atması gerekir" Başyazıcıoğlu, Türk finans kurumlarının Afrika’da daha cesur adımlar atması gerektiğine dikkat çekti. Başyazıcıoğlu sözlerini şöyle sonlandırdı: "Afrika kıtasında tam ölçekli faaliyet gösteren bir Türk bankası bulunmuyor. İşler çoğunlukla temsilcilik düzeyinde yürütülüyor. Oysa Fransız bankaları 25 ülkede, İngiliz bankaları ise 12 ülkede aktif olarak faaliyet gösteriyor. Türk bankalarının da Afrika’da daha etkin olması, hem ikili ekonomik ilişkilere hem de ülkemizin dış ticaretine önemli katkı sağlayacaktır."
GTB’den gıda ihracatçılarına "İhracatta Teknik Engeller" eğitimi
14 Kasım 2025 Cuma - 12:49 GTB’den gıda ihracatçılarına "İhracatta Teknik Engeller" eğitimi Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından finanse edilen ‘Üreten Şehirler Programı’ kapsamında, İpekyolu Kalkınma Ajansı aracılığıyla yürütülen Gıda Analiz Laboratuvarının Modernizasyonu Projesi çerçevesinde gıda ihracatçılarına yönelik "İhracatta Teknik Engeller Eğitimi" düzenledi. GTB üye işletmelerinin dış pazarlara erişimini güçlendirmeyi amaçlayan eğitimde, gıda ihracatında firmaların sıklıkla karşılaştığı tarife ve tarife dışı engeller, sağlık sertifikaları, gümrük süreçleri, SPS-TBT uygulamaları ve lojistik kısıtlamalar kapsamlı biçimde ele alındı. Eğitim öncesi açıklamalarda bulunan Eğitmen ve Dış Ticaret Uzmanı Emre Aydoğdu, gıda sektöründe pazara giriş engellerinin diğer sektörlere kıyasla çok daha kritik olduğuna dikkat çekti. Aydoğdu konuşmasında, "Pazara giriş engelleri sadece teknik birer prosedür değildir; gıda sektöründe tüketici sağlığı ve güvenliği nedeniyle çok daha sıkı uygulanır. İhracatta başarı, ürün üretmek kadar, bu engelleri doğru analiz etmek ve mevzuatı eksiksiz yönetmekle mümkündür" ifadelerini kullandı. Aydoğdu, özellikle SPS (Sıhhi ve Fitosaniter Önlemler) ve TBT (Teknik Ticaret Engelleri) kurallarına uyumun hayati önem taşıdığına işaret ederek, sağlık sertifikaları, kalıntı limitleri, mikrobiyolojik kriterler, etiketleme zorunlulukları ve menşe kurallarının gıda ihracatının en kırılgan noktalarını oluşturduğunu söyledi. Aydoğdu, bu alanlarda yapılacak küçük bir hatanın, ürünün gümrükte reddedilmesine ve firmalar açısından ciddi mali kayıplara yol açabileceğini söyledi. Sağlık sertifikası denetimlerinde yaşanan gecikmelerin özellikle taze gıda ihracatında önemli sorunlar oluşturduğuna vurgu yapan Aydoğdu, sürecin hızlandırılması için güvenilir firmalara yönelik sistemsel kontrole geçilmesinin gerekliliğine değindi. Yetkilendirilmiş Yükümlü (YYS) ve benzeri statülere sahip işletmelerin denetimlerinin dijital risk analizine göre hızlandırılması gerektiğini aktaran Aydoğdu, bürokrasinin azaltılmasının hem ihracatçıya kolaylık sağlayacağını hem de güvenli gıdanın pazara daha hızlı ulaşmasına katkı sunacağını dile getirdi. Eğitimde ayrıca pazara giriş engellerinin tanımı, gıda sektöründe önem taşıyan TBT-SPS uygulamaları, sağlık ve fitosaniter sertifikalarının alınma süreçleri, analiz zorunlulukları, gümrük kontrolleri, tarife ve tarife dışı engellerin rekabet gücüne etkileri, gıda güvenliği ve sertifikasyon gereklilikleri gibi çok sayıda teknik konu detaylı şekilde işlendi. Helal, Koşer, Vegan gibi etik ve dini sertifikaların yanı sıra Fair Trade ve RSPO gibi sürdürülebilirlik sertifikaları, bürokratik izin süreçleri, menşe kuralları, serbest ticaret anlaşmaları, EUR.1 ve ATR uygulamaları, soğuk zincir gereklilikleri, depolama kısıtlamaları, kalıntı limitleri, mikrobiyolojik kriterler ve etiketleme zorunlulukları da eğitim kapsamında değerlendirilen başlıklar arasında yer aldı. Ayrıca sertifika denetimlerinin dijitalleşmesi, analiz bekleme sürelerinin azaltılması ve risk analizine dayalı kontrol modelleri hakkında da çözüm önerileri sunuldu. İnteraktif formatta gerçekleşen programda katılımcılar karşılaştıkları sorunları dile getirme fırsatı buldu; gümrük işlemleri, sertifika hataları, MRL uyumsuzlukları ve etiketleme problemleri üzerine gerçek vakalar konuşuldu. Eğitim, firmaların ihracat süreçlerini daha etkin, doğru ve hızlı yönetmesini destekleyecek uygulama örneklerinin incelenmesiyle sona erdi.
Denizli 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarında yerini aldı
14 Kasım 2025 Cuma - 12:41 Denizli 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarında yerini aldı Venezuela’nın başkenti Karakas’ta düzenlenen 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarı başladı. 13-15 Kasım tarihleri arasında düzenlenen fuara ilişkin DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, "Türk firmalarının bu tür organizasyonlara aktif katılımı, ülkemizin ihracat vizyonuna önemli bir ivme kazandırıyor" dedi. 13-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Venezuela’nın başkenti Karakas’ta düzenlenen 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nda, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB), Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB), Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) ortak stant alanı ile yer alarak Türk ihracatının gücünü birlikte sergiliyor. Fuar kapsamında değerlendirmelerde bulunan Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Latin Amerika’nın ihracatçılar açısından önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Latin Amerika bölgesi, ihracatçılarımız için büyük potansiyele sahip, dinamik ve gelişmekte olan pazarlardan biri konumunda. Türkiye’nin bu bölgedeki ticari görünürlüğünün artması, yalnızca yeni ticaret köprülerinin kurulmasına değil, aynı zamanda mevcut ekonomik ilişkilerin daha da güçlenmesine katkı sağlıyor. Türk firmalarının bu tür organizasyonlara aktif katılımı, ülkemizin ihracat vizyonuna önemli bir ivme kazandırıyor." "2024 yılında Venezuela’ya yıllık 1 milyon dolar bandında ihracat gerçekleştirdik" Venezuela’ya yönelik ihracat rakamlarına da değinen DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, "Denizli olarak 2024 yılında Venezuela’ya yıllık 1 milyon dolar bandında ihracat gerçekleştirdik. İhraç ettiğimiz ürünlerde çelik, seramik mamulleri, su ürünleri ve doğal taş öne çıkıyor ve toplam ihracatımızın büyük bir kısmını bu ürün grubu oluşturuyor. Bu durum, bölgede ürün çeşitliliğimizi artırdığımızın ve sektörlerimizin potansiyelini daha etkin kullandığımızın bir göstergesi" dedi. DENİB’in hedefi Venezuela ve bölge ülkelerde ihracatı çok daha yüksek seviyelere taşımak Denizli’nin Latin Amerika pazarında daha etkin bir şekilde yer almayı hedeflediğini belirten Hüseyin Memişoğlu, "Denizli olarak hedefimiz, Latin Amerika pazarlarında daha güçlü bir şekilde yer almak ve Venezuela başta olmak üzere bölge ülkelerine olan ihracatımızı çok daha yüksek seviyelere taşımak. Türk üreticilerinin kaliteli, yenilikçi ve rekabetçi ürünleriyle bu pazarlarda kalıcı bir yer edinmesi en büyük temennimiz. 3. Venezuela Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın ülkemiz ihracatına, firmalarımıza ve katılımcı tüm paydaşlara yeni iş birlikleri ve ticari fırsatlar getirmesini diliyor, fuarın başarılı ve verimli geçmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz: "ICC Tahkim Sistemi, yatırım ortamı için önemli bir güvencedir"
14 Kasım 2025 Cuma - 12:33 TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz: "ICC Tahkim Sistemi, yatırım ortamı için önemli bir güvencedir" TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz, "Yatırım ortamının en önemli unsurlarından biri, sözleşmelerden kaynaklı yükümlülüklerin garanti altına alınmasıdır. ICC’nin Milletlerarası Tahkim Sistemi bu açıdan önemli bir güvencedir" dedi. 19’uncu ICC Türkiye Tahkim Günü Konferansı İstanbul’da gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Ali Kopuz, Türkiye’nin ICC tahkimindeki yükselişine dikkat çekerek, "ICC’nin hakem atamalarında Türk hukukçulara daha fazla yer vermesini bekliyoruz" dedi. Kopuz, ICC Tahkim Sisteminin yatırım ortamı için önemli bir güvence olduğunu da vurguladı. Kopuz konuşmasında, ICC’nin dünya ticaretinin gelişmesi için çalışan en büyük iş dünyası kuruluşu olduğunu belirterek, "170’den fazla ülkede, 45 milyondan fazla şirketi ve 1 milyardan fazla çalışanı temsil etmektedir. Birleşmiş Milletlerde Gözlemci Statüsünü kazanmış tek iş dünyası organizasyonudur" ifadelerini kullandı. ICC’nin küresel ölçekte kabul gören iş kuralları oluşturduğunu vurgulayan Kopuz, "ICC, anlaşmazlıkların çözümüyle, küresel ticaret ve yatırımların desteklenmesinde de önemli bir rol oynamıştır" dedi. ICC Milletlerarası Tahkim Divanı’nın uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde dünyanın önde gelen merkezlerinden biri olduğunu da belirten Kopuz, Divan’ın her kıtadan ve 100’den fazla ülkeden üyeyle en yaygın temsil edilen tahkim kuruluşu olduğunu hatırlattı. ‘‘ICC Tahkim Sistemi, yatırım ortamı için önemli bir güvencedir’’ Tahkimin yatırım ortamının temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Kopuz, "Yatırım ortamının en önemli unsurlarından biri, sözleşmelerden kaynaklı yükümlülüklerin garanti altına alınmasıdır. ICC Tahkim Sistemi, yatırım ortamı için önemli bir güvencedir. ICC’nin Milletlerarası Tahkim Sistemi bu açıdan önemli bir güvencedir" dedi. ICC’nin iş dünyasının ihtiyaçlarına göre daha hızlı ve ekonomik mekanizmalar geliştirdiğini belirten Kopuz, özellikle ICC Seri Tahkim Mekanizması’nın (EPP) KOBİ’ler ve start-up’lar için uygun bir çözüm sunduğunu söyledi. Kopuz, ICC’nin 2024 istatistiklerine göre, ICC Tahkim Kuralları kapsamında 831 yeni dava açıldığını, Türkiye’nin ise 2023’te 56 olan dava sayısını 2024’te 80’e yükselterek ICC tahkimine taraf katılımında ilk 10 ülke arasına girdiğini aktardı. Kopuz, konuşmasının sonunda ICC’ye yönelik bir çağrıda bulunarak, "ICC tahkiminin iyi bir müşterisi olarak, ICC’nin hakem atamalarında ülkemiz hukukçularına daha fazla yer vermesini bekliyoruz, istiyoruz" dedi. TOBB ve ICC Türkiye olarak tahkimin bilinmesi ve yaygınlaşması için çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Türk Telekom’dan 1 ayda 1,8 milyar dolarlık uluslararası finansman
14 Kasım 2025 Cuma - 12:09 Türk Telekom’dan 1 ayda 1,8 milyar dolarlık uluslararası finansman Türk Telekom, bir aylık kısa bir süre içinde sağladığı 1,8 milyar dolarlık kaynak ile uzun vadeli finansman programını tamamladı. Şirket, 7 yıl vadeli 600 milyon dolarlık yeşil eurobond ihracı ile yeşil finansman hacmini 1,1 milyar dolara çıkardı ve sektördeki en büyük yeşil finansman hacimlerinden birine ulaştı. Dijitalleşme vizyonunu çevresel sorumlulukla birleştiren Türk Telekom, yeşil dönüşüm, 5G teknolojisi ve altyapı yatırımlarını uzun vadeli ve maliyet etkin kaynaklarla destekleyerek yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de gözeten finansal stratejilerini sürdürüyor. Yapılan açıklamaya göre şirket, bir aylık kısa bir süre içinde toplam 1,8 milyar dolar tutarında uzun vadeli finansman programını tamamladı. Bu kapsamda 600 milyon dolarlık yeşil eurobond ihracı, 612 milyon dolar eşdeğerinde uzun vadeli kredi anlaşmaları ve 600 milyon dolarlık sukuk ihracı gerçekleştiren şirket, küresel yatırımcıların Türk Telekom’a duyduğu güveni bir kez daha ortaya koydu. Türk Telekom Finans Genel Müdür Yardımcısı Ömer Karademir, yapılan finansman adımlarına ilişkin şunları söyledi: "Şirket olarak dijitalleşme vizyonumuz doğrultusunda; yeşil dönüşümü, sabit hat imtiyaz sözleşmesinin yenilenmesi ve 5G frekans alımları gibi stratejik yatırımları destekleyecek bir finansman dönemini başarılı bir şekilde sonuçlandırdık. Eylül-Ekim 2025 döneminde, bir aylık bir sürede toplam 1,8 milyar dolar büyüklüğünde bir finansmanı temin ettik. Küresel ölçekte farklı piyasalardan uzun vadeli ve maliyet etkin kaynaklar oluşturarak hem yatırımlarımızı hızlandırıyor hem de sürdürülebilir büyüme vizyonumuzu güçlendiriyoruz. Bu süreçte gerçekleştirdiğimiz 600 milyon dolarlık 7 yıl vadeli yeşil eurobond ihracı, yalnızca finansal değil, çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli bir eşik oldu. 3 kattan fazla talep gören bu ihraçla birlikte yeşil finansman portföyümüz 1,1 milyar dolara çıkardık ve telekom sektöründeki en büyük yeşil finansman hacmine ulaştık. Finansman kaynağı çeşitliliğimizi artırmak için, finans dışı sektörde uluslararası sermaye piyasalarında yapılan ilk sukuk (kira sertifikası) ihracını 5 yıl vadeli, 600 milyon dolar tutarındaki işlem ile gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra toplamda 612 milyon dolar tutarındaki uzun vadeli kredi anlaşmalarımızla finansman paketimizi tamamlayarak dijitalleşme ve altyapı odaklı yatırımlarımızın sürdürülebilir şekilde finanse edilmesini güvence altına aldık. 1 ay gibi kısa bir zaman diliminde gerçekleştirdiğimiz bu işlemler, uluslararası finans kuruluşlarının Türk Telekom’un sağlam bilançosuna, disiplinli mali yönetimine ve uzun vadeli stratejisine duyduğu yüksek güvenin somut bir göstergesi niteliğinde. Dijital geleceğin inşasına yönelik yatırımlarımıza ara vermeden devam ederken, çevresel ve finansal sürdürülebilirliği bir arada yürütmeye kararlıyız." Yeşil tahvil ve sukuk ihracına 3 kattan fazla talep Açıklamaya göre, Türk Telekom’un 600’er milyon dolarlık yeşil eurobond ve sukuk ihracı, 3 katın üzerinde talep alarak büyük ilgi gördü. 109 yatırımcıya tahsis edilen yeşil eurobond ihracının, yüzde 75’ini sürdürülebilir odaklı yatırımcılar karşıladı. Bu işlemle birlikte yeşil finansman portföyü 1,1 milyar doları bulan şirket, sektöründeki en büyük yeşil finansman hacmine ulaştı. Finansman çeşitliliğini artırmak amacıyla, finans dışı sektörün uluslararası sermaye piyasalarında yapılan ilk sukuk ihracını gerçekleştiren şirket, 5 yıl vade ile 600 milyon dolarlık ilave bir kaynak oluşturdu. Ayrıca, biri Finlandiya ECA (Export Credit Agency - İhracat Kredi Ajansı) kuruluşu Finnvera destekli, biri Çin ECA kuruluşu Sinosure destekli, diğeri ise Industrial and Commercial Bank of China’dan temin edilen krediler olmak üzere toplam 612 milyon dolar eşdeğerinde üç uzun vadeli kredi anlaşması imzalandı. Dijital geleceğin inşasına öncülük eden şirket, bu kaynaklarla 5G altyapısının geliştirilmesi, sabit şebeke imtiyazının uzatılmasına yönelik finansal planlamalar ve sürdürülebilirlik odaklı projelerin finansmanını hedefliyor.