EKONOMİ
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:05 Aksa Doğalgaz, 7’nci kez ‘Düşük Karbon Kahramanı Ödülü’ne değer görüldü Aksa Doğalgaz, Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği projesiyle iş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren 11’inci İstanbul Karbon Zirvesi’nde gerçekleştirilen SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödül Töreni’nde üst üste yedinci kez ödülün sahibi oldu. Doğal gaz dağıtım şirketi Aksa Doğalgaz, 71 bin kilometreyi aşan şebeke uzunluğuyla 30 il, 375 ilçe ve beldede 8,4 milyon abonesini doğal gazla buluşturuyor. Faaliyetlerini daha temiz bir gelecek anlayışıyla insana, doğaya ve yaşama saygı çerçevesinde hayata geçiren şirket, sürdürülebilir enerji dönüşümüne katkı sağlamak üzere Ar-Ge çalışmalarını yürütüyor. 11’inci İstanbul Karbon Zirvesi, 4-5 Mayıs tarihlerinde Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ana desteğinde İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde ‘Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri’ başlığıyla gerçekleştirildi. Şirket de Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği projesiyle SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödül Töreni’nde 7’nci kez ödülün sahibi oldu. Törende Aksa Doğalgaz’a, sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğine karşı etkin mücadelede örnek oluşturan kuruluşlara değer görülen SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü’nün veriliş teknik gerekçesini İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu açıkladı, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal takdim etti. Doğal gaz ile biyometanın güç birliği Aksa Doğalgaz Başkan Yardımcısı Şinasi Gölbaşı, zirve kapsamındaki "Karbon Yönetimi ve Enerji" oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Gölbaşı sunumunda, şirketin sürdürülebilirlik faaliyetlerini, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik çalışmalarını ve Şirket’in yenilikçi Ar-Ge projesi Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği’ni anlattı. Gölbaşı, "Aldığımız ödülü uzun soluklu çalışmalarımızın anlamlı bir takdiri olarak görüyoruz. Doğal Gazımızda Atığın Yerli ve Yeşil Gücü projemizin devamı niteliğindeki Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği’nde, biyometanın üretimden şebekeye enjeksiyonuna, taşıma seçeneklerinden sertifikasyon ve mevzuat süreçlerine kadar tüm değer zincirini inceliyoruz. Biyometanın doğal gaz altyapısıyla birlikte kullanılabilirliğini teknik, ekonomik, çevresel ve sertifikasyon boyutlarıyla değerlendiriyoruz" diye konuştu. Enerji arzını çeşitlendiriyoruz Küresel iklim krizine karşı kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çevresel yönetim adımlarıyla ilerlediklerini belirten Gölbaşı, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede alternatif yakıtların ve çevreci enerji kaynaklarının önemine inandıklarına dikkat çekti. Gölbaşı, sözlerine şöyle devam etti: "Karbon yönetimi açısından doğal gaz, fosil yakıtlardan çevreci yakıtlara geçiş sürecinde en önemli yakıt olduğundan, Ar-Ge çalışmalarımızla enerji arzını çeşitlendirmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra düşük karbon ekonomisine geçiş, yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı olmayan; enerji arz güvenliğinden atık yönetimine, yerli kaynakların değerlendirilmesinden sanayinin rekabet gücüne kadar çok boyutlu bir dönüşümü ifade ediyor. Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği projemiz de bu yaklaşımın somut bir çıktısı." Sürdürülebilir bir yaşama katkı Yapılan açıklamaya göre şirket, faaliyet gösterdiği bölgelerde hava kalitesinin iyileşmesine önemli bir katkı sağlıyor. Kömür gibi karbon yoğun yakıtların çevresel etki konusunda bilinçlendirme çalışmalarına devam ederek, hava kalitesinin her geçen gün iyileştirilmesine katkıda bulunuyor. Şirket, 2025 yılında abonelerinin kömür yerine doğal gazı tercih etmesiyle 17,64 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçilmesini sağladı. 2025 yılı Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarını ISO 14064 Kurumsal Sera Gazı Emisyonlarının Hesaplanması ve Raporlanması Standardı’na uygun olarak altı farklı kategori üzerinden hesapladı. Ayrıca, 2025 yılı elektrik tüketiminden kaynaklı Kapsam 2 karbon emisyonlarını Yenilenebilir Enerji Kaynak Belgesi ile nötrleyen Aksa Doğalgaz, ecodrone’larla ulaşılması zor alanlarda gerçekleştirilen tohum atışlarıyla bugüne kadar aboneleri adına 201 bin tohumu toprakla buluşturdu, 2026 yılı sonuna kadar da 500 bin tohum topunu daha toprakla buluşturmayı hedefliyor.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:47 Selendi’nin gölet sorunu ekonomiyi zorluyor Salihli Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen istişare toplantısında Selendi’nin yıllardır çözüm bekleyen sulama göleti eksikliği gündeme damga vurdu. Bölge temsilcileri, su yatırımı olmadan tarım ve hayvancılığın gelişemeyeceğine dikkat çekti. Salihli Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) öncülüğünde geleneksel hale getirilen Kula ve Selendi ilçe temsilcilerinin ortak istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda bölge ekonomisinin mevcut durumu, esnafın yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri ele alınırken, Selendi’deki gölet eksikliği en önemli gündem maddesi oldu. Salihli TSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yüksel, 2016 yılından bu yana düzenlenen toplantıların bölgesel dayanışmayı güçlendirdiğini belirterek, "İmkanlar dahilinde birçok soruna çözüm üretmeye çalışıyoruz. Eğitimden sosyal yardımlara kadar pek çok alanda Kula ve Selendi’ye destek verdik. Kula leblebisine coğrafi işaret alınması ve Selendi’ye SGK birimi kazandırılması bu çalışmaların örnekleridir" dedi. Kula Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin bir an önce tamamlanması gerektiğini vurgulayan Yüksel, yatırımcıların bölgeye çekilmesiyle iki ilçenin ekonomisinin canlanacağını ifade etti. Toplantıda söz alan esnaf temsilcileri ise çırak ve kalifiye eleman bulma konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getirdi. Bölgenin tarımsal potansiyeline dikkat çeken katılımcılar, ceviz, badem ve Kula leblebisinin ekonomik değerine vurgu yaptı. Tarım ve hayvancılıkta ortak markalaşma çalışmalarının yapılması gerektiği belirtilirken, turizmin geliştirilmesi için konaklama ve yeme-içme yatırımlarının artırılması gerektiği ifade edildi. Kula Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Aytekin Şadan ile Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Ali Yiğen, finansmana erişimde yaşanan zorluklara dikkat çekerek maliyetlerin yüksekliğinden yakındı. Selendi heyeti adına konuşan Ziraat Odası Başkanı Servet Akyıldız ise ilçede sulama yatırımlarının yetersizliğine dikkat çekti. Akyıldız, "Yıllardır gölet eksikliği nedeniyle tarım ve hayvancılık istediğimiz seviyeye ulaşamıyor. Çevremizdeki Demirci, Köprübaşı ve Kula ilçelerinde çok sayıda gölet bulunurken, Selendi’de bu yatırımların olmaması büyük bir eksiklik. Göletler yapılırsa sulu tarım gelişir, hayvancılık güçlenir ve ekonomi canlanır" diyerek destek çağrısında bulundu. Salihli TSO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Kula ve Selendi’den çok sayıda oda, kooperatif ve birlik başkanının yanı sıra Salihli TSO yönetimi katıldı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:40 Mardin yapılacak yatırımlarla bölgesel çekim merkezi haline gelecek Mardin, film sektöründen tasarıma kadar uzanan geniş bir alanda bölgesel merkez olma yolunda ilerliyor. Film platoları, post-prodüksiyon stüdyoları, tasarım kampüsleri, kongre merkezleri ve gösteri sanatlarına yönelik yatırımlar teşvik kapsamına alınırken, programa başvurular 15 Mayıs’ta sona erecek. Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında sağlanan destekler, Mardin’in turizm ve kültür potansiyelini ekonomik değere dönüştürmeyi hedefliyor. Tarihi dokusu, doğal plato alanları ve zengin kültürel mirasıyla öne çıkan Mardin’de film platoları, post-prodüksiyon stüdyoları, tasarım kampüsleri, kongre merkezleri ve gösteri sanatları alanlarına yönelik yatırımlar teşvik kapsamına alındı. Son yıllarda çok sayıda film ve diziye ev sahipliği yapan kentin planlanan yatırımların hayata geçmesiyle uluslararası yapımlar için kalıcı bir üretim üssü haline gelmesi bekleniyor. Bu gelişmelerin özellikle genç nüfus için yeni istihdam alanları oluşturması öngörülüyor. Moda, tasarım ve dijital içerik üretimi gibi alanlarda yapılacak yatırımlar, gençlere yeni kariyer fırsatları sunacak. Üretici endüstrilere yönelik yatırımların yalnızca kültürel değil, aynı zamanda ekonomiye katkı sağlaması hedefleniyor. Mardin’in bu sayede turizm gelirini çeşitlendiren ve yıl geneline yayan bir ekonomik yapıya kavuşması öngörülüyor. Program kapsamında yatırımcılara KDV istisnası, vergi indirimi, faiz desteği ve makine-teçhizat desteği gibi çeşitli teşvikler sunuluyor. Bu avantajların bölgenin yatırım cazibesini artırarak ekonomik kalkınmaya katkı sağlaması bekleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen program için başvuruların 15 Mayıs’ta sona ereceği bildirildi. Detaylı bilgiye Kalkınma Ajansları aracılığıyla ulaşılabiliyor.
Spilkent projesinde çalışmalar hızlandı
16 Kasım 2025 Pazar - 12:44 Spilkent projesinde çalışmalar hızlandı Manisa’da son yıllarda atılan en önemli şehircilik adımlarından biri olan ve klasik toplu konut mantığının ötesine geçerek mahalle ölçekli bir şehir oluşturulması planlanan Spilkent’te çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Projenin ilk etabında blokların kaba inşaatı tamamlanırken, çalışmaların hedeflenenden önde ilerlediği açıklandı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, kentin konut ihtiyacına çözüm üretmesi hedeflenen Spilkent Toplu Konut, Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi’nin Turgut Özal Mahallesi’ndeki şantiye alanını ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi. Yapımı süren örnek daire ve bloklarda yetkililerden bilgi alan Başkan Dutlulu, Spilkent’in Manisa’da konut sorununa yönelik hayata geçirilen en kapsamlı ve örnek projelerden biri olduğunu vurguladı. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Spilkent Toplu Konut Projesi’nde inşaat faaliyetleri planlanan takvimin önünde ilerliyor. Bölgeye modern, güvenli ve nitelikli yaşam alanları sunmayı amaçlayan proje, uygun fiyatlı konut ihtiyacına da önemli katkı sağlayacak. Şantiyedeki incelemeleri sırasında konuşan Başkan Dutlulu, konut üretiminin Manisa’nın en acil ihtiyaçlarından biri olduğunu belirterek, "Örnek konutu da yerinde gördük. Hem şehir planlamasına uygunluğu hem de yaşam kalitesini artıracak yapısıyla çok nitelikli bir proje ortaya çıkıyor. Hak sahiplerimize konutlarını zamanında teslim etmek için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi. Projede görev alan personele teşekkür eden Başkan Dutlulu, Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak konut sorununa kalıcı çözümler üreten projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini söyledi. Şehzadeler ilçesi Turgut Özal Mahallesi sınırlarında 177 hektarlık geniş bir alanda planlanan Spilkent Projesinin tamamında yaklaşık 15 bin konutluk bir yapılaşma hedefleniyor. Etap etap ilerleyecek olan projenin ilk etabında 832 daire, 2. etabında ise 624 daire inşa edilmesi planlanıyor.
İran’dan gelen kivi fiyatları ucuzlatıyor
16 Kasım 2025 Pazar - 12:04 İran’dan gelen kivi fiyatları ucuzlatıyor Trabzon’da hasada başlayan kivi üreticileri, özellikle İran’dan gelen kivinin fiyatları ucuzlattığını belirttiler. Trabzon’da fındık bahçelerini söküp kivi bahçesine dönüştüren üreticiler, kivi hasadına başladı. Kivinin fındıktan çok daha fazla gelir getirdiğini ifade eden üreticiler, bu yıl kivi üretim rekoltesinin Yalova bölgesine göre biraz düşük olduğunu, ama yine de hasattan memnun olduklarını, özellikle bahçede kokarca zararlısının görülmemesinin memnuniyetlerini artırdığını söylediler. Üreticiler, İran kivisinın daha ucuz olduğu için büyük tüccarlar tarafından tercih edildiğini de belirttiler. Ortahisar ilçesi Yeniköy Mahallesi’nde kivi üreticiliği yapan Mustafa Köroğlu, İran kivisi nedeniyle bu yıl pazar konusunda sıkıntı yaşadıklarını kaydetti. Fındık ağaçlarını sökerek yerine kivi ektiğini belirten Köroğlu, "Kivi bahçemiz 17 yaşında. Yaklaşık 6-7 yıl organik tarım yaptım ancak organik tarımdan yeterli verim alamadığım ve yeterli müşteri bulamadığım için organik üretimi bırakarak normal tarıma geçtim. Bahçemdeki fındık ağaçlarını sökerek kivi dikmiştim ve kivinin getirisi fındığa kıyasla daha yüksek. Bu yıl fındık olmadığı için değeri epeyce arttı. Normal şartlarda fındığa göre geliri en az iki, üç kat daha fazla. Pazar konusunda bu yıl biraz sıkıntı yaşanıyor. Özellikle İran’dan gelen kivi piyasayı olumsuz etkiledi. İran kivisinin raf ömrü uzun olmadığından ve daha ucuz fiyatlarla geldiğinden büyük tüccarlar şu anda İran kivisini tercih ediyor. Ancak İran kivisi en fazla bir ay dayanabiliyor. Bizim ürettiğimiz kivi ise soğuk hava deposunda 3-4 ay rahatlıkla muhafaza edilebildiği için vatandaşların ihtiyacını daha uzun süre karşılayabiliyor" şeklinde konuştu. Kuşlar kivinin hasadında belirleyici oluyor Kuşların kivinin hasat zamanında belirleyici olduğunu anlatan Köroğlu, "Kivi yılda bir kez hasat ediliyor. Genellikle kasım ayının 10-15’i gibi, şeker oranı 7-7,5 seviyelerine geldiğinde hasat başlıyor. Şu anda da şeker oranı bu seviyelerde. Hatta dallardaki kuşların yemesi bizim için bir ölçü oluyor. Kuşların gagalama yaptığı dönem kivinin olgunlaştığını gösteriyor. Ölçüm cihazıyla yaptığımız kontrollerde de şeker oranının yeterli olduğunu görüyoruz. Hasat ettiğimiz kivileri sınıflandırıp pazara indireceğiz. Alıcı tüccarlarla anlaşmalar yapıldı ancak İran kivisi geldiğinden istediğimiz fiyatlara satış yapmak zorlaştı. Kiviyi uzun süre bekletme imkânı olmadığından fındık gibi piyasayı kollayamıyoruz. Daldan en fazla bir ay kadar bekletebiliyoruz; ondan sonra hepsi aynı anda olgunlaşıyor ve elde kalırsa tamamen zarar oluyor. Bu yıl İran’dan gelen ürün bizi oldukça etkiledi ancak yine de genel olarak memnunuz" diye konuştu. Kokarca kiviye bulaşmadı Özellikle fındığı önemli ölçüde zarar veren kokarcanın kiviye zarar vermediğini kaydeden Köroğlu, "Kivinin hasadı çok keyifli. Komşularımız bile sırf zevkine hasada katılmak istiyor. Fındık gibi tozu toprağı yok, zahmeti de az. Ürün verimi iyiyse bazen hiç sınıflandırma yapmadan, tümünü tek sınıf halinde kasalara doldurup pazara götürebiliyoruz. Şu anda dört dönüm arazimiz kivi bahçesi durumunda. Bu, yaklaşık on dönüm fındığa denk geliyor. Fındık ağaçlarını kesip kiviye döndük. Bu yılki beklentimiz 8-9 ton civarında. Yalova taraflarına göre rekoltemiz biraz daha düşük olsa da kokarca zararlısı kiviye hiç bulaşmadı, kivide kayıp yok. Bu açıdan oldukça memnunuz" dedi. Babasına hasatta yardımcı olan 11 yaşındaki Ahmet Erdem Köroğlu, kivinin fındığa göre toplanmasının daha kolay olduğunu belirterek, "Ortaokula gidiyorum. Toplaması zor değil, fındıktan daha kolay. Kivi yetiştirme konusunda ileride kendimi geliştirmeye çalışacağım" diye konuştu. Mehmet Emre Köroğlu da, "Babama her sene yardım ediyorum. Okulumdan geldikten sonra özellikle hafta sonları babama yardım ediyorum. Yaklaşık 5-6 senedir kivi topluyorum. Hasadı fındığa göre pek zor değil. Kivinin toplanması bir iki günde bitiyor, fındık ise bir iki hafta kadar sürüyor. Kivi toplaması daha kolay" ifadelerini kullandı.
Organik tarıma mavi ve sarı yapışkan tuzak desteği
16 Kasım 2025 Pazar - 11:36 Organik tarıma mavi ve sarı yapışkan tuzak desteği Antalya Büyükşehir Belediyesi, örtü altı üretimde bitki zararlılarıyla mücadele ve organik tarımı desteklemek amacıyla 2 bin 400 adet mavi ve sarı yapışkan tuzak desteği sağladı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, yerelden kalkınma hedefleri doğrultusunda örtü altı üretim yapan çiftçilere desteklerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, tripsler ve beyaz sinek gibi bitki zararlılarıyla mücadele amacıyla sera üretimi yapılan bölgelerde üreticilere yapışkan tuzak desteği vermeye devam ediyor. Kaş ilçesinde 80 çiftçiye 2 bin 400 tuzağın dağıtımı yapıldı. Ziraat mühendisleri koordinesinde sürdürülen çalışmalarda çiftçilere tuzakların kullanımı, hastalık ve zararlılarla mücadele eğitimi de verildi. Sera ve bahçelerde incelemelerde bulunan ekipler, tuzakların kullanım şekillerini ve hangi ürünlerde kullanılması gerektiğini anlattı. Organik tarım için de tercih edilen yapışkan tuzak desteklerinden üreticiler memnun olduklarını dile getirdiler. Seralarda kimyasal ürün kullanımı azalıyor Yapışkan tuzak destekleri ile ilgili bilgi veren Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli Ziraat Mühendisi Mehmet Özer "Örtü altı sera üreticiliğinin yoğun olduğu Kaş ilçemizde 80 üreticimize tripsler, beyaz sinek ve zararlılar için tuzak dağıtımı yaptık. Bu desteklemelerimizle örtü altı üreticilerimizin biyoteknik mücadeleye önem vermesini istiyoruz. Seralarda kimyasal kullanımını azaltarak, girdi maliyetlerini azaltmaya, çiftçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.
Adana’da kazan operatörü eğitim ve sınav merkezi kurulacak
16 Kasım 2025 Pazar - 11:30 Adana’da kazan operatörü eğitim ve sınav merkezi kurulacak Adana Sanayi Odası (ADASO) bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Adana Sanayi Kampüsü Mesleki Eğitim Merkezi ile Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Derneği (KBSD) arasında, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) belgeli kazan operatörü eğitim ve sınav merkezinin Adana’da kurulmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ile Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Derneği Başkanı Hamdi Hoplamaz tarafından imzalandı. İş birliği kapsamında, Adana Sanayi Kampüsü’nde sıcak su kazanı operatörü, buhar kazanı operatörü ve kızgın yağ kazanı operatörü alanlarında mesleki yeterlilik sınav alanları oluşturulacak. İmza töreninde konuşan Kıvanç, mesleki eğitimin sanayi için önemine vurgu yaparak, "Sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmek ve sektörlerimizin rekabet gücünü artırmak için mesleki eğitime büyük önem veriyoruz. Bu iş birliği sayesinde bölgemizde önemli bir eksikliği gidermiş olacağız. Adana’yı, kazan operatörlüğü alanında yetkin personelin yetiştirildiği bir merkez haline getirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. . Hoplamaz ise merkezin sektöre sağlayacağı katkılara dikkat çekerek, "Adana’da kurulacak olan bu merkez, hem sektörümüzün standartlarını yükseltecek hem de operatörlerin belgeye erişimini kolaylaştıracak. Türkiye’de üçüncü merkez olması da bölgesel açıdan büyük bir avantaj. ADASO ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin tüm sanayi camiasına fayda sağlayacağına inanıyoruz" diye konuştu. Yeni kurulacak bu merkez; İstanbul ve Konya’dan sonra Türkiye’deki 3. merkez olma niteliğini taşıyor. Bölgesel bir ihtiyacı karşılayacak olan merkez, özellikle Güneydoğu ve Akdeniz Bölgelerindeki operatörlere ulusal düzeyde hizmet sunarak belge alım süreçlerini kolaylaştıracak. Bunun yanı sıra, sektörde nitelikli ve belgeli personel sayısının artırılmasına önemli katkı sağlayacak.
ASO Başkanı Ardıç: "Ankara savunma sanayimizin kalbidir"
16 Kasım 2025 Pazar - 11:29 ASO Başkanı Ardıç: "Ankara savunma sanayimizin kalbidir" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Dünya devi bu firmalarımız ve onların tedarikçisi olan işletmelerimizle Ankara’mız, ülkemiz savunma sanayiinin kalbidir" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, TOBB ETÜ Mezunlar Derneği’nin, ‘İnovasyonun İnsan Yüzü: Savunma Sanayiinde Yeteneğin Rolü’ temasıyla düzenlediği ‘Savunma Sanayiinde İnsan Kaynakları Zirvesi’ne katıldı. TOBB ETÜ’de gerçekleşen etkinliğe Rektör Prof. Dr. Yusuf Sarınay, ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız, TOBB ETÜ Mezunlar Derneği üyeleri ve çok sayıda üniversite öğrencisi katıldı. ASO Başkanı Ardıç, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayiinde bir paradigma değişimi yaşadığını belirterek, "Bugün toplam hacmi 100 milyar doları aşan bin 400’e yakın proje yürüten ve yaklaşık 100 bin kişiye doğrudan istihdam sağlayan büyük bir ekosisteme dönüştük. 2020’de 2,3 milyar dolar olan savunma sanayii ihracatımızı, 2025 itibarıyla 8,5 milyar dolar civarına yükselttik. Kilogram başı fiyatı 50 bin dolar değere ulaşan ürünleri ihraç etmeyi hedef koyduk" ifadelerini kullandı. "Küresel rekabette oyun kuran bir ülkeyiz" Savunma sanayii sektöründe faaliyet gösteren 3 bin 500’ün üzerinde firmanın yaklaşık bin 600’ünün 180’den fazla ülkeye ihracat yaptığına dikkati çeken Ardıç, "Yerlilik oranımız yüzde 80’in üzerine çıktı. Savunma sanayiinde artık tasarlayan, geliştiren, üreten, ihraç eden, küresel rekabette oyun kuran bir ülkeyiz" şeklinde konuştu. "Ankara savunma sanayimizin kalbidir" Ardıç, ASELSAN, TUSAŞ, Roketsan, ASFAT ve MKE’nin dünyanın en büyük 100 savunma sanayii firması arasında yer aldığını ve bu büyük kuruluşların tamamının Ankara’da faaliyet gösterdiğini belirterek, "Dünya devi bu firmalarımız ve onların tedarikçisi olan işletmelerimizle Ankara’mız, ülkemiz savunma sanayiinin kalbidir. Bu etkin ve yenilikçi üretim kapasitesinin bir yansıması olarak 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla yıllık 8,4 milyar dolar olan Savunma sanayi ihracatımızın yaklaşık yüzde 60’ı Ankara’mızdan yapılıyor. Ayrıca, savunma sanayimizin 20 milyar dolar olan cirosunun da tahminimizce 14 milyarı şehrimize ait. Savunma sanayinin temel ürünleri olan silah ve mühimmat ihracatımızın da yüzde 55’ini Başkentimizden yapıyoruz. Bu rakamlar Ankara’mızın savunma sanayii ekosisteminde yakaladığı ivme ve başarıyı açık bir şekilde göstermektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Teknoloji üreten toplumlar tarih yazar" Tüm bu başarıların yanında kat edilmesi gereken uzun bir yol olduğunu da vurgulayan Başkan Ardıç, "Teknoloji üreten toplumlar tarih yazar; teknoloji satın alanlar ise o tarihi okur" ifadelerini kullandı. Başkan Ardıç, Türkiye’nin teknoloji liginde üst sıralara çıkmaya çalıştığını belirterek, "O üst lige çıkmanın anahtarı ise sadece daha çok kaynak ayırmak değil; o kaynağı doğru insanlarla, doğru projelerde buluşturmaktan geçiyor" diye konuştu. Konuşmasında Ar-Ge ve inovasyonun stratejik önemine dikkati çeken Ardıç, Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranının yüzde 1,46’ya yükseldiğini ancak bu seviyenin henüz yeterli olmadığını söyledi. Başkan Ardıç, savunma sanayiinin oluşturmuş olduğu pozitif dışsallıklar sayesinde ikiz dönüşüm sürecinin ve yüksek katma değerli üretim gücünün ivme kazanacağına işaret ederek, "Bugün savunmada kazandığımız kabiliyet, yarın rekabette kazandığımız güçtür" diye konuştu. Stratejik bir teknoloji ve yetkinlik üretim merkezi Ankara Sanayi Odası olarak savunma sanayiini yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda stratejik bir teknoloji ve yetkinlik üretim merkezi olarak gördüklerinin altını çizen Başkan Ardıç, şunları söyledi: "Bu merkezi güçlendirmek için insan kaynağımıza yatırım yapmak zorundayız. Bu noktada, üniversite-sanayi iş birliğini savunma odaklı, derinlemesine ve sonuç odaklı bir modele çevirmemiz gerekiyor. Büyük savunma şirketlerimizin teknoparklarda ve üniversite kampüslerinde Ar-Ge merkezleri açması, ortak projeler yürütmesi çok değerli; ancak bu modeli daha da derinleştirmemiz gerekiyor. Savunma sanayiimizdeki gelişmenin arkasında sadece şirketler değil; savunma sanayiini ulusal prestij ve yüksek teknoloji laboratuvarı olarak gören bir toplumsal algı da var. Gençlerimiz bu sektörü artık ‘ilerlemenin vitrinlerinden biri’ olarak görüyor." Ankara Sanayi Odası olarak savunma sanayiini sadece ürünleriyle değil, yetiştirdiği insanlarla, oluşturduğu kurum kültürüyle, kurduğu tedarik ve değer zinciriyle, ortaya koyduğu değerlerle dünya sahnesine taşıma kararlılığında olduklarını vurgulayan Ardıç, "Türkiye, savunma sanayiinde artık ‘takip eden’ değil, ‘takip edilen’ ülkelerden biridir. Bu çizgiyi sürdürebilmek için de inovasyonun insan yüzünü, yetenekleri, hayalleri merkeze almamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Finike’de portakal sezonu başladı, 250 bin ton rekolte bekleniyor
16 Kasım 2025 Pazar - 11:27 Finike’de portakal sezonu başladı, 250 bin ton rekolte bekleniyor Antalya’nın Finike ilçesinde narenciye hasadı başladı. Bu yıl yaklaşık 250 bin ton rekolte beklenen ve büyüklüğüne göre kilogramı dalında 22 ile 30 lira arasında değişen portakallar hem iç pazara hem de dış pazara gönderilirken İstanbul, Ankara ve Bursa başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilindeki marketlere de ürün sevkiyatı yapılıyor. Portakalın belli bir bölümün ise Rusya ve Balkan ülkelerine ihraç ediliyor. Finikeli üretici Ömer Bilal, 150 dekar alanda narenciye üretimi gerçekleştiriyor. Bilal, Portakal üretiminin yoğun olduğu 60 dekar portakal bahçesinde ilk hasatın başladığını söyledi. Sezona güçlü bir başlangıç yaptıklarını belirten üretici Ömer Bilal, " Bugün sezonun ilk hasat günü. 17 kişilik ekibimizle günlük bir kamyon kesim yapıyoruz. Bu da yaklaşık 20 tona tekabül ediyor. Hasat bir ay boyunca devam edecek" dedi. Ürünler iç pazarda ve Rusya’da Üretilen portakalların hem iç pazara hem de dış pazara gönderildiğini vurgulayan Ömer Bilal, İstanbul, Ankara ve Bursa başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilindeki marketlere ürün gönderdiklerini, belli bir bölümün ise Rusya ve Balkan ülkelerine ihraç edildiğini söyledi. 750 ton rekolte hedefi Bu yıl Finike’de iyi bir sezon beklediklerini kaydeden Bilal, sadece kendi bahçelerinde 750 ton rekolte hedeflediklerini belirtti. Ürünlerin dalında kilogram fiyatlarının büyüklüğe göre değiştiğini hatırlatan Bilal, "2.0’dan 5.0’a kadar ürün büyüklüğü var. Fiyatlarımız şu anda 22 TL ile 30 TL arasında dalında işlem görüyor" şeklinde konuştu. "Bu sene güzel bir sezon geçiriyoruz, fiyatlar tatmin edici" Son yıllarda narenciye fiyatlarının düşük seyretmesi nedeniyle birçok çiftçinin zorlandığını dile getiren Bilal, "Güzel bir sezon geçiriyoruz rakamlar tatmin edici derecede bu seneye kadar rakamlar düşük gidiyordu. Hükümetimizin de desteği ile bu rakamların biraz daha yükselmesi gerekiyor maliyetlerimiz çok yüksek" diye belirtti. - Narenciye bahçeleri imara açılıyor Ömer Bilal, bölgede her yıl 100–150 dekar narenciye alanının imara açıldığını veya farklı bahçe türlerine dönüştürüldüğünü söyleyerek önemli bir uyarıda bulundu: "Portakalın fiyatları düşük, maliyetler yüksek olduğu için insanlar bahçelerini kesiyor. Eğer bu sezon başlayan fiyatlar bu şekilde devam ederse Finike’de narenciye üretimi sürer. Finike dünyanın en güzel portakalını yetiştiriyor. Bu bahçelerin otellere ve villalara dönüşmesi hepimize zarar verir." Bilal, narenciye üretiminin bölge için stratejik önem taşıdığını vurgulayarak, üretimin korunması gerektiğini belirtti.
Dron ve hava saldırılarına karşı yerli ve milli ‘TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’
16 Kasım 2025 Pazar - 11:08 Dron ve hava saldırılarına karşı yerli ve milli ‘TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’ Son dönemlerde artan teknoloji ile beraber tüm dünyada gündem haline gelen dron saldırılarına karşı Makine ve Kimya Endüstrisi’nin (MKE) geliştirdiği ‘TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’nin tanıtımı Konya’da yapıldı. Geliştirilen TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi, komuta kontrol, radar, elektro-optik, elektronik karıştırıcı, silah sistemleri ve özel geliştirilen anti-dron mühimmatı gibi Soft-Kill ve Hard-Kill çözümlerle birlikte çalışıyor. Makine ve Kimya Endüstrisi tarafından, son dönemlerde artan mini, mikro İHA ve taktik dron tehditlerine, seyir füzelerine ve akıllı mühimmatlara karşı, geliştirilen yerli ‘TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’nin atış gösterimi Konya’da bulunan Karapınar Atış, Test ve Değerlendirme Grup Komutanlığında yapıldı. Geliştirilen sistem ile tespit, teşhis ve önleme katmanında radar, elektro-optik ve elektronik karıştırma sistemleriyle 10 km’ye kadar Soft-Kill müdahalesi sağlıyor. Hard-Kill müdahalede ise üretimi gerçekleştirilen 12.7 mm, 20 mm, 35 mm silah sistemleri ve özel olarak geliştirilen mühimmat kullanılıyor. Sistem uzaktan kumanda ile yerine getirebilen komuta kontrol ünitesi manuel, yarı otonom ve tam otonom seçenekleriyle de görev yürütebiliyor. "Çelik kubbenin alt katmanı yani 3 bin metre ve daha altı katmandaki hava savunma dron savunma altyapısı TOLGA sistemiyle kurulmuş oldu" Geliştirilen sistemin amacını anlatan Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Genel Müdürü İlhami Keleş, "Türkiye’nin ilan ettiği çelik kubbenin alt katmanı yani 3 bin metre ve daha altı katmandaki hava savunma dron savunma altyapısı TOLGA sistemiyle kurulmuş oldu. Bunun da burada hep beraber canlı örneklerini görmüş olduk. Aynı zamanda bu sistemler şu anda dünyanın en fazla ihtiyaç duyduğu, çünkü dron tehditleri çok önemli bir tehdit olarak artık bütün ülkelerin üzerine çalıştığı bir konu. Dronsavar sistemleri özellikle ‘hard-kill’ dediğimiz yani vurarak düşürme şu an başarılması çok zor bir iş ama Makine Kimya’nın burada avantajı hem uçtan uca silah yapma imkanına sahip bir firma hem mühimmata çok hakim bir firma, dolayısıyla silah ve mühimmat eşlemesini burada düzgün bir şekilde yaparak hedefe gitme konusunda da en şanslı firmayız. Biz de bütün bu birikimlerimizi kullanarak hem ülkemiz için çok ciddi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkan bu problemi çözmüş olduk hem de uluslararası arenada da ciddi bir pazar payına talip olma fırsatı bulduk" dedi. "Hızlı bir şekilde seri üretime de geçebilecek durumdayız" Sistemin seri üretimi için hazır olduklarını aktaran MKE Genel Müdürü İlhami Keleş, "Bu ay içerisinde pek çok ülkeye gösterileri yapıyor olacağız. Aynı zamanda Türkiye’deki askeri ataşeleri de davet etmek suretiyle bu yeteneklerimizi bütün dünyaya sergilemiş olacağız. Bugün burada öngörülen senaryoların tamamının aksaksız ve başarılı bir şekilde hedeflerin çok az mühimmat sarfıyla, hatta atılan 3-4 mermide hedeflerin bertaraf edilmesi çok ciddi bir başarı oldu. Ve bu da ciddi bir özgüven kazandırdı. İnşallah bu özgüvenle hem bunun seri üretim tarafında da altyapı çalışmalarını tamamladık, hızlı bir şekilde seri üretime de geçebilecek durumdayız. Hem işin mühimmat tarafında hem silah tarafında seri üretime geçebilecek durumdayız" şeklinde konuştu. "Güçlü iş birliğinin somut bir örneğini sizlere sunuyor olacağız" MKE Amerika-Avrupa Bölge Müdürü Ödül Öden, "Bugün burada sadece bir sistem göstermeyeceğiz. Türkiye’nin savunma sanayi alanındaki milli kabiliyetlerinin, mühendislik kapasitesinin ve kurumlarımız arasındaki güçlü iş birliğinin somut bir örneğini sizlere sunuyor olacağız. Yaklaşık 600 yıldır faaliyetlerine devam eden MKE’nin tecrübesinin ve mühendisliğini günümüzün değişen tehditlerine karşı nasıl evrildiğini konuşacağız" ifadelerini kullandı.