EKONOMİ
Tarım işçilerini ve çiftçileri en çok turfanda karpuz dikimi zorluyor 05 Mayıs 2026 Salı - 10:01:21 Bursa’nın Karacabey ilçesinde birçok ürünün dikimi, ekimi, çapalaması ve hasadında çalışan tarım işçilerini en çok turfanda karpuz dikimi zorluyor. Turfanda örtü altı karpuz fidesi dikiminin sonlarına gelindi. Salçalık domates, kapya biber, pirinç, soğan ve mısır gibi pek çok ürünün yetiştirildiği bölgede, örtü altı karpuz dikimi dört aşamalı yapısıyla işçiliği en zor ürünlerin başında geliyor. Balıkesir’den bölgeye gelen tarım işçileri, sabahın erken saatlerinden itibaren tarlalarda ter dökerek fideleri toprakla buluşturuyor. Tarım işçisi çavuşu Akif Yaman, İzmir ve Manisa bölgelerinde de taşımalı olarak bu işi yaptıklarını belirterek, özellikle örtü altı karpuz dikiminin zahmetli aşamalardan oluştuğunu ifade etti. 4 aşamalı dikim işlemi Karacabey Ovası’nda gerçekleştirilen dikim sürecinde işçilerin fidelerin dağıtılması, dikimi, don riskine karşı üzerlerine şapka konulması ve ardından etrafının tamamen kapatılması gibi dört ayrı aşamalı bir işlem yürüttüğünü aktaran Yaman, karpuz üretiminin tüm süreçlerinin zor olduğunu ancak örtü altı dikimin işçiyi en çok yoran işçilik olduğunu vurguladı. Sabah saat 07.30’da işe başladıklarını ve 16.00’ya kadar yaklaşık 9 saat boyunca çalıştıklarını dile getiren Yaman, "Üzerinde bulunduğumuz 25 dönümlük tarlaya 25 kişilik bir ekiple geldik. Önce 25 dönüme fideleri dikeceğimiz yere sıraladık. Ardından başa dönüp fideleri diktik. Sonra tekrar başa dönüp şapkalarını kapatıp kenarlarını toprakla örttük" dedi. Sofraya gelmesi kolay olmuyor Yaman, "Don vurmasın diye yaptığımız bu kapatma işlemi işin en zahmetli kısmı. Biber ve domates gibi ürünlerin de dikimini, çapalamasını ve hasadını yapıp fabrikalara ulaştırıyoruz ama bizi en çok zorlayan ürün örtü altı karpuz oluyor. Domateste, biberde fideyi dikim geçiyoruz ama bunda işçiler zor zorlanıyor" ifadesini kullandı. Çiftçiliğin her aşamasının büyük emek istediğini hatırlatan Yaman, tüketicilerin sofralarına ulaşan her karpuzun arkasında büyük bir işçilik olduğunu ifade etti.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:01 Marmarabirlik’te yeni dönem, yönetim kadrosu netleşti Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen olağan genel kurulun ardından ilk toplantısını gerçekleştiren Marmarabirlik Yönetim Kurulu’nda görev dağılımı tamamlandı. Yeni yönetim, üretici merkezli büyüme, mali disiplin ve ihracat ağırlıklı stratejilerle yeni dönemin yol haritasını belirledi. Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik), olağan genel kurulun ardından gerçekleştirilen ilk Yönetim Kurulu toplantısında yeni dönemin görev dağılımını netleştirdi. Yapılan görev paylaşımına göre, Ali Yıldız Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenirken, Yunus Emre Koyutürk Başkan Vekilliği’ne seçildi. Yönetim Kurulu Üyeliklerine Kemal Dinç, Remzi Bayram, Hüseyin Kızıl ve Erdoğan Erbay getirilirken, Genel Müdür olarak da Mehmet Ertaş yönetim kurulunda yer aldı. Yeni yönetim yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Ali Yıldız, Marmarabirlik’in güçlü mali yapısını koruyarak daha ileriye taşıyacaklarını belirterek, "Üretici ortaklarımızın ekonomik gücünü merkeze alan bir anlayışla hareket ediyoruz. Yeni dönemde mali disiplinimizi kararlılıkla sürdürecek, katma değerli ürünlere yönelerek markamızı küresel ölçekte daha rekabetçi bir konuma taşıyacağız. İhracat pazarlarında büyüme ve iç pazarda etkinliğin artırılması temel önceliklerimiz arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. Yıldız, Yönetim Kurulu’nun tecrübe, saha bilgisi ve kurumsal vizyon doğrultusunda uyum içinde çalışarak Marmarabirlik’i sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda daha güçlü bir yapıya kavuşturacağını vurguladı. Öte yandan, yönetim yapısının güçlendirilmesi kapsamında Gemlik Kooperatifi ortaklarından Ali Kuzu’nun üst yönetimde müşavir olarak görevlendirilmesine karar verildi. Bu adım ile Gemlik Kooperatifi’nin, karar alma süreçlerine dahil olmasının, saha tecrübesinin daha etkin yansıtılması açısından önemli bir katkı sağlaması bekleniyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 09:52 Enerjisa Enerji 2026 yılının ilk çeyreğinde yatırım kararlılığını sürdürdü Halka arzından bu yana her yıl temettü dağıtan Enerjisa Enerji, 2026 yılının ilk çeyrek finansal sonuçlarını paylaştı. Şirket geçen yıllarda da olduğu gibi sürdürülebilir büyümesini yatırım odağında devam ettirdi. CEO Murat Pınar’ın 2026 yatırım hedeflerinin korunduğunu vurguladığı ilk çeyrekte, Düzenlemeye Tabi Varlık Tabanı (RAB) 100 milyar TL’nin üzerine çıkarak güçlü seyrini sürdürdüğü kaydedildi. Türkiye’nin önde gelen enerji şirketlerinden Enerjisa Enerji, geçtiğimiz yıl sürdürülebilir ve dayanıklı bir sistemin inşası için enerji altyapısına 23,5 milyar TL’lik yatırım yapmıştı. Hedeflerine ulaşan şirket, hisse başına brüt 5,08 TL temettü ödemesini ise 15 Nisan’da gerçekleştirdi. Şirket, dünyada hızla değişen jeopolitik gelişmeler ve ekonomik belirsizliklere rağmen, 2026 yılında da yatırım kararlılığını sürdürdü. Türkiye’nin güvenilir enerji arzı için de katkı sunan bu yatırımların, şebeke modernizasyonu ve dijitalleşme odaklı olduğu kaydedildi. Paylaşılan ilk çeyrek sonuçlarında dikkat çeken noktalardan biri ise faaliyet gelirleri oldu. Şirketin faaliyet gelirleri, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla reel olarak yüzde 5 artış göstererek 17,9 milyar TL’ye yükseldi. Bu büyümede en güçlü katkıyı Elektrik Dağıtım iş kolunun sağladığı belirtilirken, Düzenlemeye Tabi Varlık Tabanı’nın (RAB) ise yıllık bazda yüzde 42 artarak yaklaşık 105 milyar TL seviyesine ulaştığı aktarıldı. Tüm iş kollarında denge ve verim ön planda Perakende iş kolunda ise zorlu piyasa koşullarına rağmen müşteri portföyü genişletildi. Serbest piyasa segmentindeki satış hacmi artışı ve portföy marjlarındaki iyileşme ile birlikte, Perakende iş kolu bu çeyrekte dengeli bir performans sergilemiş oldu. Perakende sektöründe öncü olan müşteri deneyimi ve dijital çözümler yaklaşımı ise portföy genişletmede önemli bir rol oynuyor. Yenilenebilir enerji uygulamaları ve enerji verimliliği çözümlerinin kurumsal müşterilere sunulduğu Müşteri Çözümleri iş kolunda ise güneş enerjisinde kurulu güç 146 MWp seviyesine ulaştı. E-mobilite alanında da faaliyet gösteren şirket, Eşarj markası ile operasyonel verimlilik odağı ile şarjlanma hacmini artırdı. Pınar: "30 ila 35 milyar TL aralığındaki yatırım hedefimizi gerçekleştirmek üzere çalışacağız" Türkiye’nin enerji arzını güvenilir ve bağımsız hale getirmenin sektördeki her şirketin sorumluluğu olduğunun altını çizen Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar, "Enerji sektörü bugün yalnızca arz-talep dengesiyle değil; jeopolitik gelişmeler, finansman koşulları ve hızlanan enerji dönüşümüyle birlikte çok boyutlu bir yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. Oldukça rekabetçi ve bir o kadar da belirsiz bir atmosfer var. Buna rağmen finansal dayanıklılığımızı korumak ve bu sırada da yatırımlarla büyümek, uzun vadeli stratejimizin odağı. Güçlü ve disiplinli bir iş modelimiz var. Bu alandaki uzmanlığımızı, sektör lideri olarak öncülük ettiğimiz uygulamaları kamuoyuyla da paylaşıyoruz. Enerjisa Enerji olarak, ‘Herkes için Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonu ile 22 milyonu aşkın kullanıcımıza en kaliteli hizmeti vermeye devam edeceğiz. Yine elimizi taşın altına koyacak, toplumsal yatırımlar yapmayı da altyapı yatırımları ya da finansallar kadar önemseyeceğiz. Dördüncü tarife dönemini başarıyla tamamlayıp beşinci tarife dönemine başlamışken, yine aynı kararlılıkla ilerliyoruz. Altyapı yatırımlarımız 2026’da da devam edecek. Toplamda 30-35 milyar TL yatırım hedefimizi gerçekleştirmek üzere çalışacağız" dedi. Ulbrich: "Yatırım programımızı güçlü bir finansman yapısıyla desteklemeyi ve uzun vadeli büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz" 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel belirsizliklerin ve yüksek faiz ortamının etkisini sürdürdüğü zorlu bir ortamda faaliyet gösterdiklerini belirten Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, "Böylesi bir konjonktürde finansal performansı sağlamak, kısa vadeli etkin yönlendirme ve dayanıklılığa odaklanmayı gerektiriyor. Buna rağmen yıl başında paylaştığımız 2026 hedeflerimizi değiştirmiyor, dört ana performans göstergemiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz. İş modelimizin sağladığı öngörülebilirlik, güçlü bilançomuz ve yüksek finansal disiplinimiz, bu zorlu ortamda güçlü bir performans sergilememizi sağlıyor. İlk çeyrekte dağıtım iş kolu operasyonel performansın ana belirleyicisi olmaya devam etti. Bununla birlikte, mevcut ekonomik ortamda artan operasyonel ve yatırım maliyetlerinin, Nisan ayı başında olduğu gibi, ilgili tarife çerçeveleri kapsamında dengeli ve süreklilik arz edecek şekilde yansıtılmasının sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Finansal disiplin tarafında güçlü duruşumuzu koruyoruz. Net borç / Faaliyet Geliri oranımızı 1,1x seviyesinde tutarken, borç portföyümüzde gerekli çeşitliliği ve rekabetçi fiyatlamayı sağlamaya devam ediyoruz" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 09:41 Mayıs ayı yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya başlandı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, mayıs ayı için yaklaşık 4,7 milyar yaşlı aylığı ve yaklaşık 3,7 milyar lira engelli aylığı olmak üzere toplam 8,4 milyar lira tutarındaki yaşlı aylığı ve engelli aylıklarının hesaplara yatırılmaya başlandığı duyurdu. Yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya devam ediyor. Bu kapsamda mayıs ayı için yaklaşık 4,7 milyar liralık yaşlı aylığı ve yaklaşık 3,7 milyar lira engelli aylığı olmak üzere toplam 8,4 milyar lira tutarındaki yaşlı ve engelli aylıklarının hesaplara yatırılmaya başlandığı duyuruldu. Bakan Göktaş, bu konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, engelli ve yaşlı bireylerin hayatın her alanına tam katılımlarını sağlamak ve aynı zamanda bağımsız yaşam sürmelerine destek olmak amacıyla çalıştıklarını belirtti. Eğitimden sağlığa, ekonomiden sosyal hayata kadar her alanda yaşlı ve engelli vatandaşların yanında olduklarını aktaran Göktaş, hizmetleri insan odaklı ve hak temelli politikalar çerçevesinde yürüttüklerini vurguladı. "Toplam 8,4 milyar lira tutarındaki yaşlı aylığı ve engelli aylıklarını hesaplara yatırmaya başladık" Yapılan ödemelerin tüm vatandaşlara katkı sağlamasını dilediklerini belirten Göktaş, "Bu doğrultuda mayıs ayı için yaklaşık 4,7 milyar yaşlı aylığı ve yaklaşık 3,7 milyar engelli aylığı olmak üzere toplam 8,4 milyar lira tutarındaki yaşlı aylığı ve engelli aylıklarını hesaplara yatırmaya başladık Ödemelerin tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret mevzuatımızı yeniden masada çalışmamız gerekiyor"
18 Kasım 2025 Salı - 18:02 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret mevzuatımızı yeniden masada çalışmamız gerekiyor" HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Başta asgari ücret mevzuatımız olmak üzere sendikal örgütlenmenin önündeki engeller, emeklilik sistemimiz, kayıt dışı istihdam, vergi düzenlemesi gibi bir kısım konularda yeniden masada çalışmamız gerekiyor" dedi. HAK-İŞ tarafından kuruluşunun 50’inci yılı çerçevesinde ‘HAK-İŞ 50’inci Yıl Türkiye Buluşması’ programı düzenledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleşen programda, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından HAK-İŞ kuruluş yıldönümüne ilişkin hazırlanmış video gösterimi yapıldı. Programda Konfederasyonun geçmişten bugüne gerçekleştirdiği faaliyetleri ve çalışma hayatındaki güncel çalışmaları ele alındı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, geçen hafta Gürcistan’da askeri kargo uçağının düşmesiyle şehit olan askerler başta olmak üzere tüm şehitleri rahmetle yad ederek, iş kazalarında hayatını kaybedenlere de Allah’tan rahmet diledi. HAK-İŞ’in kuruluş sürecine ilişkin de konuşan Arslan, HAK-İŞ’i "Bu milletin çocuklarının, sevdalılarının kabul edilmiş duası" olarak gördüklerini ifade etti. "Sosyal diyalog mekanizmalarını kullanarak sorunlarımızı çözeceğimize inanıyorum" Arslan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışma hayatında hayata geçirilen reformları dile getirerek, "Sayın Cumhurbaşkanı’m, bütün bu yapıp ettiklerinizin Türk çalışma hayatında ne anlama geldiğini biliyoruz. Hangi zorluklar aşılarak bu noktaya gelindiğinin farkındayız. Ancak yaşanan dünyadaki gelişmeler, ülkemizin yaşadığı değişim ve dönüşüm, bu yaptığımız reformların yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor. Başta asgari ücret mevzuatımız olmak üzere sendikal örgütlenmenin önündeki engeller, emeklilik sistemimiz, kayıt dışı istihdam, vergi düzenlemesi gibi bir kısım konularda yeniden masada çalışmamız gerekiyor. Sayın Bakanımızla görüşerek, sosyal diyalog mekanizmalarını kullanarak sorunlarımızı çözeceğimize inanıyorum. Umutsuz değiliz. Kaos oluşturmak istemiyoruz. Gerginlik olsun istemiyoruz. Masada müzakereyle sorunları bugüne kadar nasıl çözmüşsek sizin liderliğinizde bu sorunların da üstesinden geleceğimize yürekten inanıyorum" açıklamasında bulundu. Arslan, 8 milyon üyeli bir HAK-İŞ Konfederasyonu oluşturma mücadelelerinin kararlılıkla devam edeceğini söyleyerek, millet iradesinin tescil ettiği, yeni, katılımcı, çoğulcu, demokratik bir anayasa yapılana kadar bu konuda da mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Filistin davasına sahip çıkmanın, HAK-İŞ’in vazgeçilmez görevlerinden biri olduğuna işaret eden Arslan, Filistin’e yaptıkları yardımları hatırlattı, Filistin ile daha fazla ilgileneceklerini kaydetti. Terörsüz Türkiye hedefinin başarıya ulaşması temennisinde bulunan Arslan, bu sürece kayıtsız ve şartsız destek verdiklerini ifade etti.
Kastamonu’daki kadın kooperatiflerine 1 milyon 777 bin TL’lik hibe desteği
18 Kasım 2025 Salı - 17:05 Kastamonu’daki kadın kooperatiflerine 1 milyon 777 bin TL’lik hibe desteği Kastamonu’da, KOOP-DES kapsamında projeleri kabul edilen kadın kooperatiflerine 1 milyon 777 bin 363,64 lira hibe desteği verilecek. Ticaret Bakanlığı tarafından Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı (KOOP-DES) kapsamında, desteklenmeye hak kazanan Kastamonu’daki kadın kooperatiflerinin projeleri için imza töreni düzenlendi. Valilik makamında düzenlenen toplantıya, Vali Meftun Dallı, Ticaret İl Müdürü İbrahim İriş ile kadın kooperatifleri temsilcileri katıldı. Programda, Kastamonu’daki kooperatiflerin genel durumu ile Bakanlık tarafından kadın kooperatiflerine yönelik verilen desteklerle ilgili bilgi veren Vali Dallı, Kastamonu genelinde faaliyet gösteren toplam 94 kooperatiften 17’sinin kadın girişimciler tarafından kurulan kadın kooperatifi olduğunu belirtti. Vali Dallı, 2025 yılı değerlendirme süreci sonucunda, Kastamonu Tıbbi Aromatik Bitki ve Lavanta Üreticileri Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin "lavanta bitkisi ve lavantadan elde edilen yan ürünlerin üretimi, işlenmesi, paketlenmesi ve ekonomik değer kazanacak şekilde satışa sunulması" ile ilgili projesinin 479 bin 488 TL, Girişimci Azdavay Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin "doğal orman ürünleri ile sebze ve meyve çeşitlerinin yetiştirilmesi, işlenmesi, kurutulması, paketlenerek satışa sunulması" ile ilgili projesinin 553 bin 500 TL, Küre Girişimci Kadınlar Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin "kurulduğu bölgede faaliyet gösteren süt ve süt ürünleri üreticilerinin ürünlerinin işlenmesi, markalaştırılması ve pazarlanması" ile ilgili projesinin 744 bin 375 TL destek almaya hak kazandığını açıkladı. Projelerin hem kadın girişimcilere hem de kooperatiflere hayırlı olmasını temenni eden Vali Meftun Dallı, "Kadın hemşerilerimiz gerçekten çok gayretli. Bizler de onların bu çabalarına elimizden gelen her türlü desteği vermeye çalışıyoruz. Hem aile ekonomilerine hem ilimizin ve ilçelerimizin ekonomisine çok daha güzel katkılarda bulunacaklarına inanıyorum" dedi. Toplam 1 milyon 777 bin 363,64 TL hibe desteği verilen projelerin sözleşmeleri, Vali Dallı ve proje taraflarınca imzalandı. Öte yandan, KOOP-DES’ten Kastamonu’daki kadın kooperatiflerine verilen toplam destek miktarı ise son projelerle birlikte 2 milyon 969 bin 832,70 TL’ye ulaştığı belirtildi.
Vodafone’dan yeni alan kodu
18 Kasım 2025 Salı - 17:02 Vodafone’dan yeni alan kodu Vodafone, müşterilerinin kendilerini yansıtan, anlam taşıyan telefon numaralarını seçme özgürlüğünü genişletiyor. Yaklaşık 2 yıl önce başlayan "Özel Numara" yolculuğu, şimdi yeni 547 alan kodu ile daha fazla kişiye ulaşacak. Vodafone, teknolojiyi insanların hayatına değer katacak şekilde sunmaya devam ediyor. Sadece bir hat seçimi değil, müşterilerin kendilerini ifade etme biçimi haline gelen "Özel Numara" hizmetinde, doğum tarihini, tuttuğu takımın yılını ya da memleketinin plaka kodunu numarasına taşımak isteyen kullanıcılar, artık çok daha geniş bir havuzdan seçim yapabiliyor. Yeni eklenen 547 alan kodu sayesinde, daha önce bulunamayan ya da tükenen numaralar yeniden erişilebilir hale geldi. Yeni alan kodu 547 ile her numara bir hikâye anlatıyor ve o hikâyenin baş kahramanı müşterinin kendisi oluyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: "Bugün telekomünikasyon dahil pek çok sektörde kişiselleştirme şirketlerin ana stratejisi haline geldi. Bu durum bizim sektörümüze de bir örnek olarak ‘müşteriye tamamen kendisini yansıtan, kendisine özel bir numara seçme ve rezerve etme özgürlüğü sunmak’ olarak yansıyor. Vodafone olarak, bir yandan limitli numara seçenekleriyle müşterilerimize özel numara temin ederken, bir yandan da bu konuda ihtiyaca yönelik inovatif deneyimler geliştirme hedefiyle çalışıyoruz. ‘Özel Numara’ hizmetimizle, müşterilerine kendilerine özel ve anlamlı telefon numaralarını seçme ve ücretsiz olarak rezerve etme imkânı sunuyoruz. Yeni alan kodumuzun eklenmesiyle de müşterilere sunduğumuz seçenekleri artırıyor ve ‘Hep istediğiniz o numara, şimdi Vodafone’da!’ diyoruz. Yaptığımız her yenilikte müşterilerimize yalnızca bağlantı değil, bağ kurma deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Bizim için her numara, bir iletişim aracından çok daha fazlası; insanların anılarını, tutkularını ve kimliklerini taşıyan bir sembol. Vodafone olarak, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında olmaya, ihtiyaçlarına daha doğru karşılık vermeye devam edeceğiz." Her 10 müşteriden 6’sı özel numara tercih ediyor Vodafone, "Özel Numara" hizmetine eklediği 547 yeni alan kodu ile müşterilerine daha geniş bir numara havuzu sunuyor. Müşteriler, 18 milyon farklı numara seçeneği arasından kendilerine en uygun kombinasyonu bulabiliyor. Seçilen numaralar, 1 ay boyunca ücretsiz olarak rezerve edilebiliyor ve işlem tamamen online ortamda, yalnızca birkaç dakika içinde tamamlanıyor. Platform kurulduğundan bu yana 15 milyonu aşkın ziyaret alan sistem, kullanıcıların yoğun ilgisiyle kısa sürede Vodafone’un en çok tercih edilen dijital hizmetlerinden biri haline geldi. Kullanıcılar, ortalama 2 dakikadan kısa sürede kendi numaralarını seçip rezerve ediyor. Bugün Vodafone’da yeni hat alan her 10 müşteriden 6’sı kendisini en iyi yansıtan özel numarayı tercih ediyor. Seçimler arasında 1907, 1903 ve 1905 gibi rakamlar öne çıkarken, memleket plaka kodlarını numaralarına taşıyan kullanıcılar arasında Trabzon, Diyarbakır ve Ankara ilk sıralarda yer alıyor. En özel numara kombinasyonları ücretli olarak sunuluyor Vodafone’un "Özel Numara" hizmeti, kullanıcıların kendilerini ifade etme biçimine dönüşürken, birçok numara ücretsiz olarak alınabiliyor. Bu sayede herkes, kendi hikâyesini yansıtan bir numaraya kolayca sahip olabiliyor. Kimi müşteriler doğum tarihini, kimileri tuttuğu takımın yılını, kimileri ise memleketinin plaka kodunu numarasına taşımayı tercih ediyor. Bu kişisel anlamı güçlendiren "en özel" kombinasyonlar ise sınırlı sayıda sunuluyor. Kullanıcılar, seçim sürecinde istedikleri numaranın ücret bilgisini kolayca görüntüleyebiliyor; böylece ister ücretsiz ister özel kombinasyonlardan biriyle kendileri için anlam taşıyan bir numaraya sahip olma özgürlüğünü yaşayabiliyor.
TÜRSAB Başkan adayı Hacıalioğlu: "TÜRSAB seçimlerinde oy kullanmak çileye dönüştü"
18 Kasım 2025 Salı - 16:52 TÜRSAB Başkan adayı Hacıalioğlu: "TÜRSAB seçimlerinde oy kullanmak çileye dönüştü" Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan adayı M. Nezih Hacıalioğlu, 26. Genel Kurul öncesi yaptığı açıklamada, seçime sayılı günler kala meslektaşlarından yüzlerce mesaj aldığını dile getirerek, "Mevcut Başkanı geç kalmadan, hatta bugün, Genel Kurul ile ilgili tüm ulaşım ve konaklama organizasyonunu ‘Öncü TÜRSAB Büyük Türkiye’ ekibine devretmeye davet ediyorum" dedi. TÜRSAB Başkan adayı M. Nezih Hacıalioğlu 22-23 Kasım’da gerçekleştirilecek 26. Genel Kurul öncesi ulaşım ve konaklama giderleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kendisine bu konuda yüzlerce mesaj geldiğini söyleyen ve bunların arasında TÜRSAB üyesi Şahin Öztop’un yaşadığı zorlukları anlatan sitem dolu iletisini değerlendiren M. Nezih Hacıalioğlu, "Okuduğum her satırda, Anadolu’nun dört bir yanındaki binlerce üyemizin sesini duydum. Şahin Bey’in yaşadıkları, bu yönetimin üyelere reva gördüğü çilenin somut bir kanıtıdır" diye konuştu. "Yaşananlar, 2019 kararının kasıtlı engellendiğini gösteriyor" Seçime sayılı günler kala meslektaşlarından yüzlerce mesaj aldığını dile getiren M. Nezih Hacıalioğlu, Mersin-Kızkalesi’nde faaliyet gösteren tur şirketi sahibi Şahin Öztop’un mail iletisinin Anadolu’nun dört bir yanındaki TÜRSAB üyelerinin ortak sesi olduğuna işaret etti. Hacıalioğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Şahin Öztop ağabeyimiz ne diyor? ‘Kızkalesi’nden Konya’ya otobüsle geçiyor, oradan YHT ile İstanbul’a devam ediyorum. Ücret bin 140 TL; 65 yaş üstüne yüzde 50 indirim uygulanıyor. İstanbul’a vardığınızda Söğütlüçeşme’den İstanbulkart alıp Marmaray dâhil tüm hatları kullanabiliyorsunuz. 23 Kasım’daki kongreye, kimseye muhtaç olmadan en pratik ulaşım bu.’ Şahin Bey’in Kızkalesi’nden kalkıp, otobüs ve YHT kombinasyonlarıyla kendi imkânlarıyla İstanbul’a gelme çabası, aslında bizim anlattığımız adaletsizliğin ta kendisidir. Mevcut yönetim, 2019’da alınan ’İstanbul dışı delegelerin ulaşım ve konaklamasının sağlanması’ kararını uygulamak bir yana, 2022’de bu kararı kendi çıkarına göre gizli ve adaletsiz bir şekilde uygulayarak seçimi etkilemeye çalışmıştı. Bu yıl da aynı senaryoyu tekrarladılar. Ancak Yüksek Seçim Kurulu ve Bakanlık nezdindeki girişimlerimiz sonucu, ancak 7 Kasım’da ’geç kalmış, eksik ve yetersiz’ bir açıklama yapmak zorunda kaldılar." "Online kayıt çilesi, süreci sabote etmek içindi" Son açıklanan online kayıt sisteminin bir fiyasko olduğunu da vurgulayan Hacıalioğlu, "Süreci kasıtlı olarak zorlaştırdılar. Kısa süre, karmaşık sistem ve en önemlisi kişilerin TC kimlik numaraları ve doğum tarihlerine varıncaya kadar kişisel verilerinin paylaşıyor olması, online sistemin düzgün çalışmaması, güvenlik kaygılarını artırdı. Tüm bunlar, delegeleri süreçten soğutmak ve vazgeçirmek için dizayn edilmişti. Bölge temsil kurullarından talep toplamak yerine online gibi zorlaştırıcı bir yönteme sarılmak, delegeleri sürecin dışına itmenin en kirli yoludur" şeklinde konuştu. "İki gün katılım zorunluluğu, süreci sabote etmek için uydurulmuştur" Hacıalioğlu, sürecin ardından netleşen kuralları bir kez daha hatırlatarak, üyelere şu çağrıyı yaptı: "Değerli meslektaşlarım, lütfen kulaktan dolma bilgilere itibar etmeyin. Şu an netleşen uygulamaya göre; 8 bin lira konaklama bedeli ve otobüs biletinizin faturasını ibraz ederek destekten yararlanacaksınız. ’İki gün katılım zorunluluğu’ diye bir şey kesinlikle yoktur. Bu, süreci sabote etmek için uydurulmuş bir söylemdir. İstediğiniz gün gelir, oyunuzu kullanır ve dönebilirsiniz; hakkınız saklıdır." "Bu feryadı duymazdan gelmeyin" Şahin Öztop’un mesajına atıfta bulunan Hacıalioğlu, "Şahin ağabeyimiz diyor ki, ’Bizim derdimiz çok basit; sorumluluğumuzu yerine getirmek, oyumuzu kullanmak.’ İşte mesele budur. Birliğimiz, bu kadar basit ve meşru bir talebi, üyelerine çileye dönüştüren bir yapı haline getirilmemelidir. Bu feryadı duymazdan gelen, bu çileyi umursamayan bir anlayışın TÜRSAB’ı yönetmeye devam etmesi kabul edilemez. Tüm üyelerimizin yaşadığı mağduriyet, bu değişimin en büyük teminatıdır. Gelin, oyunuzla bu çilenin son bulmasını sağlayın" ifadelerini kullandı.
"Türkiye’nin rekabet gücüne güç katmak yerli üretimde kararlılıkla mümkün"
18 Kasım 2025 Salı - 16:51 "Türkiye’nin rekabet gücüne güç katmak yerli üretimde kararlılıkla mümkün" Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), gıda ekosisteminin tüm paydaşlarını bir araya getirdiği 11’inci Ortak Gelişim Kongresi, bu yıl "Her Ürün Bir Güven Eseri" temasıyla gerçekleştirildi. Gıda ekosisteminin paydaşları 11’inci Ortak Gelişim Kongresi’nde bir araya geldi. Kongrenin "Ortak Akıl, Ortak Gelecek: Liderlerin Yol Haritası" oturumunda konuşan Migros Grubu İcra Başkanı Özgür Tort, gıda arzında sürdürülebilirlik için yerel üretime destek verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Özgür Tort, "Dünyada artan nüfus karşısında gıda arzı yetersiz hale geliyor. Tüm perakendecilerle taze gıda ve temel ihtiyaç ürünlerinde sahada satın almayı ve yerele yönelmeyi geliştirmemiz gerekiyor. Kelebek etkisi ile yerli üretim hamlesi oluşturma gücüne sahibiz. İlk etapta karlı olmayabilir hatta çok daha meşakkatli olacaktır. Ancak bu irade meselesi. Arz güvenliğimiz için yerele yönelip verimliliğe odaklanarak uzun vadede fayda sağlarız. Bizim yerli mercimek projemiz bunun en güzel örneği. Ülkemiz mercimeğin ata toprağı. Yerli mercimek için Kayserili üreticiler, Kamu kurumları ve Kayseri Şeker ile iş birliği yaptık. Şeker pancarından bir yıl boşa düşen tarlaya yerli mercimek ektik. Mercimek araziye faydalı mineraller bıraktı ve tarlanın verimi de arttı. Yerelleşme çalışmalarımıza barbunya, patates ile devam ediyoruz. Bu konuda hedefimizi de koyduk, gelecek yıl tüm Migros markalı ürünler sadece yerli ürün olacak dedik. İnanıyorum ki Türkiye’nin rekabet gücüne güç katmak ancak yerel üretimde kararlılıkla mümkün olur" dedi. "Her üretici ürünü GS1’e tanımlatmalı" Ürünü güvence altına almak için izlenebilirliğin önemine dikkat çeken Tort, "Bugün geldiğimiz teknoloji noktasında her ürünü izlenebilir kılmak mümkün. GS1 ile ürün datasına ulaşabiliyoruz. Her üretici ürünü GS1’e tanımlatmalı. Müşteri bu sisteme tanıtılan ürünleri ilk adımdan itibaren takip edebilir hale geliyor. MİGET’de ürettiğimiz Uzman Kasap et ürünlerimiz de bu teknoloji ile QR kod sayesinde menşei, kesim yeri gibi tüm adımları gösteriyor" şeklinde konuştu. Gıda israfı ile ilgili de konuşan Tort, "Bu konunun tarla, market ve ev olmak üzere üç bacağı söz konusu. Market tarafında bunun önüne geçmek amacıyla biz 2018’de yola çıktık. 2030’a kadar israfı yüzde 50 azaltma hedefi koyduk. Ortaya koyduğumuz kararlılıkla 2024’te yüzde 33 gibi yüksek bir oranda azalttık. Burada makineleşme ve siparişleri doğru yönetmek işin başında geliyor. Sonrasında belli olgunluğa gelen ürünleri indirime almak ve uygun ürünlerin bağışa gitmesi. Peki tarlada kalan ürün ne olacak? Oradaki çözüm de bizim uzun yıllardır yaptığımız gibi alım garantili tarım modeliyle ilerlemek. Son olarak ev tüketimindeki imhayı azaltmak için meyve sebzede porsiyon bazlı değişiklikler yapıyoruz. Gurmepack markamızla tek öğünlük sağlıklı hazır yemekler ile atık gıda oluşumunun önüne geçiyoruz" ifadelerini kullandı.
Denizli OSB’de sanayinin geleceği yapay zekayla şekilleniyor
18 Kasım 2025 Salı - 16:47 Denizli OSB’de sanayinin geleceği yapay zekayla şekilleniyor Denizli OSB Teknopark, Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) ve Pamukkale Üniversitesi iş birliğiyle Denizli Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ev sahipliğinde "Yapay Zeks ile Sanayide Dönüşüm" paneli düzenlendi. Denizli OSB Bölge Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe; Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı, PAÜ Rektör Yardımcısı ve Denizli OSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Ersan Öz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet İnel, GEKA Genel Sekreteri Ümit Gülyağı, Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Yaymanoğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Çalışkan, Bölge Müdürü Ahmet Taş, Pamukkale Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Aksel, dekanlar, MYO müdürleri, öğretim üyeleri ve çok sayıda sanayici katıldı. Denizli OSB yönetime geldikleri günden bu yana Denizli’nin her alanda daha fazla ekonomik, çevre ve sürdürebilirlik anlamında Avrupa standartlarında üretim yapabilmesi için çalıştıklarını belirten OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı, "Eğitimler ve çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Bizde mevcut Organize Sanayi Bölgesi Teknoparkımızın bugünlerde ihalesi yapılacak firmanın verileceği söz konusu. Kısa sürede bu çalışmamızı bitirmek istiyoruz. Teknopark yönetim kurulu ve Organize Sanayi Yönetim kurulumuz Güney Ege Kalkınma Ajansı’yla (GEKA) yapay zeka konusundaki entegrasyonun bizim sektörde neler sağlayacağı ile ilgili düşüncelerimiz oluştu. Yapacağımız toplantılarla beraber entegrasyonumuzu sağlayacağız. Firmalarımızı ziyaret edeceğiz ve rapor edeceğiz. Organize Sanayisi için verimli bir toplantı oldu. Şuanda DOSTEK kolejimizin bin 40 öğrencisi var. Önümüzdeki günlerde okuldan mezun olan arkadaşlarımız üniversite de okurken bizim fabrikalarda her anlamda yukarıya seviyeye çıkaracaklarını inanıyoruz" dedi. Türkiye’nin yapay zeka kullanımında Avrupa ülkelerinin gerisinde olduğunu belirten GEKA Genel Sekreteri Ümit Gülyağı ise "Toplantı oldukça nitelikli geçti. Yoğun bir katılımcı vardı. İçerik olarak yapay zeka konusu sunumlar ile katılımcılara anlatıldı. Uzmanlarımız, yapay zekayı hangi alanlarda nasıl kullanılacağını katılımcılara bilgiler verildi. Program kapsamında 19 başlık altında danışmanlık desteği sağlıyoruz. Türkiye’de ilk defa uygulanacak bir projemiz. Hala yapay zekada Avrupa kullanım oranlarının altındayız. Avrupa’daki büyük işletmeler yüzde 49 oranında kullanım oranına sahip. Türkiye’de ise yüzde 24’deyiz" şeklinde konuştu.
Geleceğin üretim teknolojileri BUTEKOM’da
18 Kasım 2025 Salı - 16:07 Geleceğin üretim teknolojileri BUTEKOM’da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde düzenlenen Sanayi ve Teknoloji İş Birliği Kurulu (SANTEK) Zirvesi BUTEKOM’da gerçekleştirildi. "Geleceğin Üretim Teknolojileri Sürdürülebilirlik ve Dijitalleşme" temasıyla düzenlenen programın açılışına katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez, teknoloji üretmeyen sanayinin sürdürülebilir olmadığını belirterek, "Bugüne kadar yapılanlar sanayi bölgesiydi ancak Bursa, TEKNOSAB ile bunu teknoloji kavramı ile buluşturmaya öncülük etti. Bu anlayışın yaygınlaştırılması gerekiyor" dedi. Bursa sanayisine ilişkin politika ve stratejileri belirlemek, sorunları tartışmak ve çözüm üretmek amacıyla faaliyetlerini sürdüren Sanayi ve Teknoloji İş Birliği Kurulu (SANTEK) tarafından düzenlenen Geleceğin Üretim Teknolojileri Sürdürülebilirlik ve Dijitalleşme programı Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi’nde (BUTEKOM) gerçekleştirildi. Programın açılışına Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu ile kamu, üniversite ve özel sektör temsilcileri katıldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın tarih boyunca ekonominin itici gücü olmuş önemli bir kent olduğunu söyledi. Bursa’nın Türkiye’de sanayinin merkezi olduğunu, 20 milyar dolara yakın ihracatının bulunduğunu ifade eden Başkan Burkay, "Bursa, BM üyesi 116 ülkeden daha iyi bir dış ticaret performansına sahip. Ancak önemli olan bunu sürdürebilmek. Mevcut rekabet ortamında zenginlik sahip olduğunuz kaynakları işleyebilme kabiliyeti ile ölçülüyor. Veriyi ne kadar işleyebildiğiniz ve üretime kazandırabildiğiniz önemli. Bu anlamda BUTEKOM gibi merkezlerin önemli bir itici gücü var" dedi. Programa ev sahipliği yapan BUTEKOM hakkında bilgiler paylaşan Başkan Burkay, "Gelişmiş ekonomilerde üniversiteler tek başına kalkınma odaklı entegrasyonu sağlayamadığında arayüz enstitüleri devreye girer. Akademik bilginin ticarileşmesini hızlandıran en etkili modellerden biri olan Güney Kore’deki KTDI’den ilham alarak 2008 yılında BUTEKOM’u kurduk. Bakanlığımızın destekleriyle BUTEKOM’u mükemmeliyet merkezleriyle büyüterek Türkiye’nin en nitelikli Ar-Ge altyapılarından birine dönüştürdük. Bugün BUTEKOM, binlerce firmamızın, yüzlerce akademisyenimizin, Ar-Ge merkezlerimizin ve doktoralı araştırmacılarımızın aynı ekosistemde birlikte çalıştığı benzersiz bir yapı haline geldi. Bu merkez, temel araştırmadan prototipe uzanan süreçleri bünyesinde barındıran bir tasarımla sektörlerimize çok güçlü bir destek sağlıyor. Bakanlığımızın desteğiyle BUTEKOM bünyesinde bugüne kadar yürüttüğümüz projeler de bu dönüşümün somut göstergeleri. Bugün düzenlediğimiz program kapsamındaki oturumlar, iş görüşmeleri ve diğer etkinliklerle kamu-üniversite-sanayi işbirliğini güçlendirecek bir ortamı sağlamış olacağız" diye konuştu. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez, Türkiye’nin üretim ve teknoloji vizyonuna yön veren şehirlerden biri olan Bursa’da olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Bursa’nın tarih boyunca önemli bir ticaret kenti olduğunu ifade eden Dönmez, "Bursa tarihte Venedikli, Cenevizli, İranlı, Hintli tüccarların buluştuğu, farklı kültürlerin bir araya geldiği, tekstil ticaretinde öne çıkan bir şehirdi. Tarihi geçmişi ilham veren Bursa’nın geleceği, bugünkü iş insanı profiliyle de son derece parlak" dedi. Türkiye’nin büyüme yolculuğunda yeni bir dönüm noktasında olduğunu vurgulayan Dönmez, konuşmasına şöyle devam etti: "Yeni büyüme hikayemizin temelinde teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon olması gerekiyor. Aksi takdirde orta gelir tuzağından çıkamayız. Bundan 20 yıl önce Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı binde 5’ti, bugün yüzde 1,46’ya yükseldi. Neredeyse 3 kat artış sağladık. AB ülkelerinde ise 20 yıl önce bu oran yüzde 1,5 civarındaydı, bugün 2,20’lerde. Çok önemli bir aşama kaydettik. Ancak İsrail’in yüze 6, Güney Kore’nin yüze 5, ABD’nin ise yüze 3,5’un üzerinde olduğunu düşünürsek önümüzde gidilecek hala çok yol var" diye konuştu. Avrupa Birliği ülkelerinde Ar-Ge harcamalarının önemli kısmının özel sektör tarafından yapıldığını hatırlatan Dönmez, "Son dönemde ibre bizde de özel sektöre döndü ama ivmelenmesi lazım. Bursalı iş insanlarının vizyonerliği burada çok kritik." dedi. Son iki yılda döviz kurundaki gelişmelere de değinen Dönmez, "Bu süreçte düşük ve orta-düşük teknolojili ihracatımız yatay seyrederken, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ihracatımız büyümeye devam ediyor. Katma değerli üretimde kâr yüksekse, döviz kuru baskısı sizi o kadar etkilemiyor. Bunun temelinde Ar-Ge ve tasarım var. Teknoloji üretemeyen sanayi, sürdürülebilir değildir. Kendi teknolojimizi geliştirmeli, tedarik zincirinde dışa bağımlılığı azaltmalıyız" değerlendirmesinde bulundu. Bursa’da 165 Ar-Ge ve tasarım merkezi ile 2 teknopark bulunduğunu belirten Dönmez, sözlerini şöyle tamamladı: "ABD’nin başkenti Washington, en büyük şehri New York, en iyi üniversiteleri ise Boston’da. Bursa da bu modelden esinlenmeli. Mevcut konjonktürü kullanarak birkaç kutupta, çekim alanı oluşturacak, bilim ve teknoloji insanını bu şehre kazandıracak bir yol izlenmeli. Kazandığınız parayı önce işletmeyi büyütmek yerine Ar-Ge’yi büyütmeye harcayın. Nitelikli insan çalıştırırsanız kârlılık kendiliğinden artar." diye konuştu. BTSO öncülüğünde hayata geçen TEKNOSAB projesine de değinen Bakan Yardımcısı Dönmez, "Bugüne kadarki OSB’ler sanayi bölgesiydi, Bursa, TEKNOSAB ile işin içine teknoloji koymayı akıl etti. Emeği geçenleri tebrik ediyorum" dedi. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa’nın stratejik konumu, güçlü üretim kabiliyeti ve nitelikli insan kaynağı ile Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olduğunu ifade etti. Kentte tekstil ve dokumacılıkla temelleri atılan sanayi geleneğinin, 1961’de kurulan ilk organize sanayi bölgesi ile güçlendiğini, milli gurur yerli otomobille taçlandığını belirten Vali Ayyıldız, "Kamu-üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla oluşturulan SANTEK tarafından hayata geçirilen Sürdürülebilirlik ve Dijitalleşme Programı, dijitalleşmenin sağladığı veri temelli karar alma süreçleriyle birleştirildiğinde işletmelerimize büyük avantaj sağlayacak, yüksek katma değerli üretim süreçlerine önemli katkı sunacaktır. Programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. Bursa Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu, "Sanayi şehri Bursa’mız; üretim, ihracat ve istihdamın lokomotifi konumundadır. Bursa’da tüm sektör bileşenlerinin çabaları somut başarılara dönüşmektedir. Bu potansiyeli daha yukarı taşımak ve sürdürülebilir kılmak adına bu zirveyi düzenliyoruz. Güçlü bir iş birliğinin eseri olan bu zirveyle Ar-Ge ve iş birliği imkânlarıyla üretimimizin geleceğine kalıcı değer katmayı hedefliyoruz. Destek veren herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından "Sürdürülebilir Ar-Ge ve İnovasyon" paneliyle devam eden program, gün boyu süren oturumlar, b2b ve networking etkinlikleri ile tamamlandı.
Bakan Işıkhan: "Türkiye üretim kapasitesini güçlendiren bir ülke haline geldiyse en büyük katkı emekçi ve işçilerindir"
18 Kasım 2025 Salı - 15:50 Bakan Işıkhan: "Türkiye üretim kapasitesini güçlendiren bir ülke haline geldiyse en büyük katkı emekçi ve işçilerindir" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Türkiye bugün her şeye rağmen, üretim kapasitesini güçlendiren bir ülke haline geldiyse, buna en büyük katkıyı sağlayan, emekçi ve işçi kardeşlerimizdir" dedi. HAK-İŞ tarafından kuruluşunun 50’inci yılı çerçevesinde ‘HAK-İŞ 50’inci Yıl Türkiye Buluşması’ programı düzenledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleşen programda, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından HAK-İŞ kuruluş yıldönümüne ilişkin hazırlanmış video gösterimi yapıldı. Programda Konfederasyonun geçmişten bugüne gerçekleştirdiği faaliyetleri ve çalışma hayatındaki güncel çalışmaları ele alındı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, HAK-İŞ’in her zaman millet iradesinin yanında duran büyük bir emek hareketi olduğunu belirterek, "50 senelik hak, adalet ve emek mücadelesinde; tüm HAK-İŞ’li kardeşlerime; ülkemize, milletimize ve çalışma hayatına vermiş olduğu hizmetlerden ötürü şükranlarımı sunuyorum. Biz biliyoruz ki; Türkiye bugünlere kolay gelmedi. Darbelerin gölgesine, vesayetin baskısına, ekonomik tuzakların üstüne, basa basa geldi. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın iradesiyle; aziz milletimizin basiretiyle, duasıyla ve HAK-İŞ gibi teşkilatlarımızın dimdik duruşuyla bu günlere geldi" diye konuştu. Işıkhan, son 23 yılda, her zaman emeğin ve alın terinin yanında olduklarını belirterek, Cumhuriyet tarihinin emek dostu olan en ileri politikalarını, son 23 yılda hayata geçirdiklerini dile getirdi. Çalışma hayatında istikrarın ve verimliliğin temel şartının güçlü bir örgütlenme olduğuna dikkati çeken Işıkhan, "Örgütlenmenin en iyi yöntemi olan sendikacılık ile sendikalar; hem emekçinin hakkını korur hem de üretim barışını teminat altına alarak üretimi de, üretime katılımı da geliştirir" dedi. "Sendikalaşma oranını yüzde 9,21 seviyelerinden, yüzde 14,02 seviyelerine yükselttik" Işıkhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde sendikal hakların genişlemesi, toplu sözleşme sisteminin ve iş yerlerinde sosyal diyaloğun güçlenmesi için sendikacılığın önündeki engelleri kaldırmak için önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini aktararak, şu ifadelere yer verdi: "İşçilerde sendikalaşma oranını yüzde 9,21 seviyelerinden, 2025 yılı itibarıyla yüzde 14,02 seviyelerine yükselttik. Noter şartı, prosedürel engeller, iş yeri tespiti gibi meseleleri sadeleştirdik. Toplu sözleşme süreçlerini daha öngörülebilir, daha düzenli ve daha kapsayıcı bir yapıya kavuşturduk. Çalışma hayatında karar alma süreçlerinin odağına, paydaşlarımızı da katarak, sosyal diyalog mekanizmalarını güçlendirdik. Son dönemde; Çalışma Meclisi, Üçlü Danışma Kurulu ve Kamu Personeli Danışma Kurulu gibi mekanizmaları yeniden çalışma hayatının merkezine aldık. Biz her zaman şunu söylüyoruz; İşçi olmadan işveren olmaz; işveren olmadan üretim olmaz; üretim olmadan da güçlü Türkiye olmaz. Ve devlet, bu denklemin adaletini sağlayan, ana eksendir." "Türkiye üretim kapasitesini güçlendiren bir ülke haline geldiyse en büyük katkıyı emekçi ve işçilerindir" Çalışma hayatını her alanda güçlendirmeye, emeğin hakkını korumaya, sosyal güvenliği daha adil, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir yapıya kavuşturmaya karar olduklarının altını çizen Işıkhan, "Türkiye Yüzyılı vizyonuyla; emeğin, üretimin ve sosyal adaletin yeni bir seviyeye taşınacağı güçlü bir dönemin başlangıcındayız. Şunu çok iyi biliyoruz: Türkiye, bugün, her şeye rağmen; büyümesini sürdüren, istihdamını artıran, üretim kapasitesini güçlendiren bir ülke haline geldiyse; buna en büyük katkıyı sağlayan, bu salonda bulunan emekçi ve işçi kardeşlerimizdir. Ve yine işçilerimizin kutsal emekleri ve akıttığı alın teriyle; Türkiye Yüzyılı, emeğin, üretimin, hakkın, adaletin, birlik ve beraberliğin yüzyılı olacaktır" açıklamasında bulundu.
DTO, Denizli’nin başarılı sanayici kadınlarının hikayelerini anlatıyor
18 Kasım 2025 Salı - 15:42 DTO, Denizli’nin başarılı sanayici kadınlarının hikayelerini anlatıyor Denizli Ticaret Odası (DTO) ev sahipliği ve koordinatörlüğünde kent sanayisinde kadın istihdamını arttırmak amacıyla düzenlediği Sanayi’de Kadın Eli projesi ile 3 gün boyunca farklı sektörlerde girişimci kadınlar hem başarı hikayelerini anlatacak hem de kadınların ufuklarını açmayı hedefliyor. Türkiye Borsalar ve Odalar Birliği (TOBB), DTO ve Habitat işbirliğinde Sanayi’de Kadın Eli Projesi başladı. DTO’nun ev sahipliğinde ve koordinatörlüğünde 18-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek projenin ilk gününde sanayinin her sektöründe ilham kaynağı olacak olan kadın girişimcilerin başarı hikayelerini ile yeni kadın girişimcilere anlatacak. Daha sonra ise katılımcılara iş modelleri ve finansal okuryazarlık konularında eğitim verilecek. Etkinliğin ikinci gününde ise alanında uzman kadınlar e-ticaret ve dijital pazarlama konusunda eğitim verecek. Ardından sektör temsilcisi kadınlar tarafından Sanayi’de Kadın Olmak anlatılacak. Etkinlik yapay zeka okuryazarlığı eğitiminin ardından Değişim Senin Elinde isimli panel ile son bulacak. "DTO’nun ilk kadın başkanvekili olmak hem gurur veriyor hem de üzüyor" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yarımcısı Melek Karatay, "Kadın kadının yurdudur arkadaşlar, kurdu değil. Gördüğünüz gibi kadının da kadından başka dinleyeni, desteği, çaresi, çözümü yok. Biz hep kendi kendimize konuşuyoruz. Hep dertlerimizi, tasalarımızı, çözümlerimizi kendi kendimize konuşuyoruz. Sanayide kadın elinden bahsediyoruz, bahsetmeye devam edeceğiz. Bizim son zamanlarda hep konuştuğumuz bir konu var. Hep kendi kendimize anlatıyoruz. Hep en yakınımıza anlatıyoruz. Hep konuşuyoruz ama acaba doğru yere mi konuşuyoruz? Doğru insana mı konuşuyoruz? Doğru mecralarda mı anlatıyoruz? Bizim acaba kendi kendimizle konuşmaktan çok biraz da dışarıya mı konuşmaya ihtiyacımız var. Konuşmacı olarak İstanbul’da Çok Konuşan Kadınlar Zirvesi’ne davetiydim. O günden sonra bütün hayat mottomu onun üzerine kurmaya başladım. Evet, çok konuşuyorum. Çok konuşan kadınlardanım. Denizli Ticaret Odası’nın 100 yıllık tarihinde ilk kadın Yönetim Kurulu başkanvekiliyim. Bu bir taraftan bana inanılmaz gurur veriyor. 100 yıllık tarihte ilk kadın başkan olmak, yönetim kurulu katındaki tek kadın olmak ama öteki taraftan da inanılmaz derecede hayıflanıyorum. Hakikaten hem kadınız hem anneyiz. Hem çalışanız hem işvereniz hem dert ortağıyız hem eşiz. Her şeyiz, ne kadar güçlüyüz farkındasınız değil mi? Sanayide kadın elini konuşacağız TOBB’un bünyesindeki bütün kurumlar bu konuda ne kadar büyük kelimeler kullanıyorlar? Hepsinin farkındayız ama lütfen icraata bakalım" dedi. "Kadınlar en zor zamanlarda çözüm bulan, üretmeyi sürdüren, direnciyle umut olan insanlar" Projenin yalnızca bir etkinlik olmadığını, kadın emeği ve aklının kararlığının bir araya geldiği dönüşüm hikayesi olduğunu vurgulayan TOBB Denizli Kadın Girişimciler Kurulu İcra Kurulu Başkanı Ayla Taşçıoğlu, "KADIN-SAN, adı gibi güçlü bir anlam taşıyor. Uzun yıllardır bizlere toplumsal roller biçildi. Kadınsan evinde olmalısın, kadınsan ağır iş yapamazsın, kadınsan teknolojiyle ne işin olur? Ama biz biliyoruz ki kadınsak yaparız, üretiriz, yenilik getiririz, değiştiririz. Sanayinin her kolunda makine başında, tasarım masasında, yönetim katında, laboratuvarda artık kadının eli var. O el yalnızca üretmiyor, aynı zamanda dönüştürüyor, değiştiriyor. Bir makineyi çalıştırırken, bir sistemi kurarken bir markayı büyütürken aslında geleceği yeniden şekillendiriyoruz. Kadınlar en zor zamanlarda çözüm bulan, üretmeyi sürdüren, direnciyle umut olan insanlar. Kadınlar sanayide yalnızca bir istihdam kalemi değil, aynı zamanda bir vizyonun taşıyıcısıdırlar. Bugün burada sanayide kadının gücünü konuşacağız ama daha önemlisi o gücün önündeki görünmez duvarları yıkacağız. Eğitimle, cesaretle ve dayanışmayla" ifadelerini kullandı.
Murzioğlu: "170 ülkeye ihracat yapan, 11 organize sanayi bölgesi bulunan güçlü bir üretim şehriyiz"
18 Kasım 2025 Salı - 15:37 Murzioğlu: "170 ülkeye ihracat yapan, 11 organize sanayi bölgesi bulunan güçlü bir üretim şehriyiz" Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) yönetimi, Polonya ile karşılıklı iş birliği ve ticareti artırmak, yeni iş imkanları sağlamak amacıyla Varşova’da iş forumu düzenledi ve bazı temaslarda bulundu. Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun’un lojistik ve üretim kapasitesine dikkat çekerek, "170 ülkeye ihracat yapan, 11 organize sanayi bölgesi bulunan güçlü bir üretim şehriyiz" dedi. Samsun TSO Avrupa İşletmeler Ağı Projesi kapsamında, proje ortağı KOSGEB iş birliğinde Polonya’nın başkenti Varşova’ya üç gün süren çalışma gezisi düzenledi. Samsun TSO heyeti ilk olarak Samsun-Varşova İş Forumu’nda Polonyalı iş insanlarıyla bir araya geldi. Polonya Ticaret Odası’nda Türkiye Cumhuriyeti Varşova Büyükelçisi Rauf Alp Denktaş, Polonya Türkiye İş Konseyi Başkanı Büyükelçi Jerzy Drod, Polonya-Türkiye Ticaret Odası Başkanı Marek Nowakowski’nin de katıldığı forumda iki ülke arasındaki ticari potansiyelin geleceğine dair önemli mesajlar verildi. "Samsun heyetinin ziyareti yeni bir dönemin başlangıcı" Forumun ev sahibi olan Polonya Ticaret Odası Başkanı Marek Kloczko, Samsun iş dünyasının ilk kez bu ölçekte Polonya’yı ziyaret ettiğini belirterek, memnuniyetini dile getirdi. Kloczko konuşmasında, "Polonya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler son derece dinamik bir gelişim gösteriyor. Ancak iki ülkenin potansiyeli mevcut ticaret hacminin çok daha üzerinde. Bugünkü temasların yeni iş ortaklıklarının başlangıcı olacağına inanıyorum" dedi ve Polonya-Türkiye iş birliğinin gelecek yıllarda daha da güçleneceğine işaret etti. "Samsun, Türkiye’nin kuzeye açılan kapısıdır" Samsun TSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu da yaptığı konuşmada şehrin lojistik ve üretim kapasitesine dikkat çekti. Konuşmasında, Samsun’un kara, hava, deniz ve demiryollarının kesiştiği stratejik bir merkez olduğuna vurgu yapan Başkan Murzioğlu, "170 ülkeye ihracat yapan, 11 organize sanayi bölgesi bulunan güçlü bir üretim şehriyiz. Polonya ile tarım makineleri, enerji sistemleri, savunma, lojistik ve sağlık teknolojilerinde büyük bir sinerji oluşturabiliriz" ifadelerine yer vererek, iki ülke firmaları arasında uzun vadeli ortaklık kurmaya hazır olduklarını ifade etti. "12 milyar avroluk ticaret tesadüf değil" Türkiye Cumhuriyeti Varşova Büyükelçisi Rauf Alp Denktaş ise yaptığı konuşmada hem tarihi bağlara hem de ekonomik verilere vurgu yaparak, "Polonya ile ticaret hacmimiz 2019’da 5 milyar dolar seviyesindeydi, bugün 12 milyar avroyu aştı. Bu artış iki ülkenin birbirini tamamlayan ekonomilerinin doğal sonucudur. Ekonomik ortaklığımız, karşılıklı güven ve birbirini tamamlayan güçlü yanların sağlam zemininde gelişiyor" diye konuştu. Denktaş ayrıca, dijitalleşme, savunma sanayi, enerji dönüşümü ve yenilenebilir enerji gibi yüksek katma değerli alanlarda Türkiye ile Polonya’nın güçlü ortaklıklar geliştirebileceğini de sözlerine ekledi. Açılış konuşmalarının ardından Samsun heyetinde yer alan firmalar kendilerini Polonyalı iş insanlarına tanıttı. İnşaattan tıbbi cihazlara, un sanayinden mobilyaya, soğutma sistemlerinden liman işletmeciliğine kadar farklı sektörlerden temsilciler, Polonyalı firmalarla bire bir 60’a yakın iş görüşmesi gerçekleştirdi. Toplantı sonunda ise, Polonya Ticaret Odası Marek Kloczko, Samsun TSO’ya iki ülke arasındaki 600 yılı aşkın tarihi dostluğun simgesi olan anlamlı bir hediye takdim edildi. Kyoczko, Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in Leh tüccarlarının Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapabilmelerine izin veren fermanının özel bir replikasını Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu’na takdim ederek, Türkiye-Polonya ticari ilişkilerinin tarihi derinliğini ve günümüzdeki stratejik önemini vurguladı. Murzioğlu, Samsun’u anlattı Samsun heyeti ardından ise, TÜRKPOL Derneği Başkanı Mehmet Göktürk İplikçioğlu ve Polonya-Türkiye İşadamları Derneği Başkanı Habeş Fakıbaba’yı ayrı ayrı ziyaret ederek istişarede bulundu. Heyet çalışma gezisinin son gününde ise, Türkiye Cumhuriyeti Varşova Büyükelçisi Rauf Alp Denktaş’ı ziyaret etti. Denktaş, Samsun TSO heyetine Türk firmalar için başta Varşova olmak üzere Polonya pazarındaki fırsatlar hakkında bilgilendirmede bulundu. Murzioğlu ise oldukça yoğun geçen ziyaretlerde, Samsun’un ekonomik gücü, sanayi ve ihracat potansiyelinin yanısıra öne çıkan sektörleri hakkında bilgiler verdi. "Samsun-Polonya ticaret köprüsünü güçlendiriyoruz" Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Varşova’da gerçekleştirilen üç günlük çalışma gezisinin ardından yaptığı değerlendirmede, ziyaretin hem Samsun iş dünyası, hem de Türkiye-Polonya ticari ilişkileri açısından son derece verimli geçtiğini söyledi. Murzioğlu, "Bu çalışma gezisi, Samsun’un üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve yatırım potansiyelini Polonya gibi stratejik bir pazara tanıtmamız açısından önemli bir fırsat sundu. Polonya Ticaret Odası’nda düzenlediğimiz iş forumu, iki ülke firmalarının birbirlerini daha yakından tanımasına, ortak proje ve yatırımların zemininin oluşmasına imkân sağladı. Özellikle tarım makineleri, enerji, savunma, lojistik ve sağlık teknolojileri gibi alanlarda güçlü bir iş birliği potansiyeli olduğunu bir kez daha gördük. Yaptığımız ziyaretlerde de ifade ettiğimiz gibi; Samsun, Türkiye’nin kuzeye açılan kapısı. Samsun olarak 170 ülkeye ihracat yapan, geniş OSB altyapısına sahip, lojistik avantajları yüksek bir şehiriz. Bu avantajlarımızı uluslararası platformlarda daha görünür kılmak için bu tür temasları artıracağız. Amacımız, Samsun firmalarının yurtdışı pazarlarında daha fazla yer edinmesini sağlamak, şehrimizin ticaret hacmini büyütmek ve yeni ortaklıklar oluşturmak" ifadelerine yer verdi. Murzioğlu’nun başkanlığında düzenlenen çalışma gezisine Meclis Başkanı Haluk Akyüz ve çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren yönetim kurulu üyeleri ve meclis üyeleri katıldı.