EKONOMİ
Ayçiçeği ve kuru fasulye tohumları çiftçilere teslim edildi 29 Nisan 2026 Çarşamba - 14:02:43 Samsun’da Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında üreticilere ayçiçeği ve kuru fasulye tohumu desteği verilirken, 4 ilçedeki kanola bahçeleri de incelendi. TAKE Projesi kapsamında Ladik’te üreticilere ayçiçeği ve kuru fasulye tohumu teslim edildi. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde, TAKE Projesi kapsamında ayçiçeği ve kuru fasulye tohum teslimi gerçekleştirilirken, il genelinde üretimi yaygınlaşan kanola ekili alanlarda da tarla ziyaretleri yapıldı. Desteklerle binlerce dekarlık alanda ekim hedeflenirken, kanola üretimindeki artış dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteklediği proje kapsamında Bafra, Havza, Kavak, Ladik ve Vezirköprü ilçelerinde toplam 7 bin 700 dekarlık alanda ekim yapılmak üzere 385 paket ayçiçeği tohumu üreticilere teslim edildi. Öte yandan yine bakanlığın destekleriyle Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nce 2026 yılı TAKE Projesi kapsamında yürütülen Kuru Fasulye Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesi ile Vezirköprü, Ladik, Asarcık, Kavak, Atakum, İlkadım ve Canik ilçelerinde toplam 810 dekarlık alanda ekilmek üzere 8 bin 100 kilo kuru fasulye tohumu da üreticilere teslim edildi. İl genelinde kanola üretiminde de önemli gelişmeler yaşanırken 2025 yılı sonbaharında üreticilere dağıtımı yapılan "Baharın İlk Bal Çiçeği Kanola Projesi" kapsamında Bafra, Havza, Ladik ve Vezirköprü ilçelerinde kullanılmak üzere 320 paket kanola tohumu dağıtımı yapılarak 6 bin 400 dekarlık alanda üretime katkı sağlandı. Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, kanola tohumlarının ilkbaharda çiçeklenmesiyle oluşan görsel şölen eşliğinde kanola tarlalarını yerinde inceledi. Zorlu iklim şartlarına rağmen dayanıklılığı ile kanola, Samsun’da önemli bir kışlık yağ bitkisi olarak yerini aldı. "Stratejik ürünlerde üretim alanlarımızı her geçen yıl genişletiyoruz" Tarrımsal üretimin artırılması ve atıl arazilerin ekonomiye kazandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Kemal Yılmaz, "Bakanlığımızın destekleriyle yürüttüğümüz TAKE projesi sayesinde hem ekilmeyen arazileri üretime kazandırıyor hem de çiftçilerimize kaliteli tohum desteği sağlıyoruz. Ayçiçeği, kuru fasulye ve kanola gibi stratejik ürünlerde üretim alanlarımızı her geçen yıl genişletiyoruz. Özellikle yağlık ayçiçeği ve kanola üretimi, ülkemizin bitkisel yağ ihtiyacının karşılanması açısından büyük önem taşıyor. Çiftçimizi desteklemek, gelirini artırmak ve sürdürülebilir tarımı güçlendirmek amacıyla çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz. Samsun tarımı, üreticimizin gayreti ve devletimizin desteğiyle daha da güçlenecektir" dedi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:42 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kurumlar Vergisi’ni imalatçılar, ihracatçılar için yüzde 9’a düşürüyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kurumlar Vergisi’ni imalatçılar, ihracatçılar için yüzde 9’a düşürüyoruz. Çok önemli adım. Hem sanayicimizi, ihracatçımızı destekleyecek, hem de ülkeyi yatırımlar açısından özellikle imalat sanayi için çok cazip hale getirecek bir program" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Mecliste AK Parti Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını cevapladı. Yılmaz, "Küresel düzeyde belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde istikrarını koruyan güvenli bir ülke olarak Türkiye, tüm dünyada yatırımları ve nitelikli insan gücünü, karar alma merkezlerini cezbetmeye dönük inisiyatif aldı. Yeni bir paket açıkladık. Bu paketle ilgili çalışmaları hızla hayata geçireceğiz. Türkiye’ye küresel finanstan daha fazla pay almak, İstanbul Finans Merkezi’ni daha etkili hale getirmek, bir taraftan hem içerideki yatırımcılar hem tüm dünyadan yatırımcılar için doğrudan yatırımı (FDI) yükseltmek. Bu anlamda radikal bir tedbirimiz var. Kurumlar Vergisi’ni imalatçılar, ihracatçılar için yüzde 9’a düşürüyoruz. Çok önemli adım. Hem sanayicimizi, ihracatçımızı destekleyecek hem de ülkeyi yatırımlar açısından özellikle imalat sanayi için çok cazip hale getirecek bir program. Türkiye’ye çok şey kazandıracağına inanıyorum" dedi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:41 Muş’ta boykot ürünlerini raflarına almayan yeni market hizmete açıldı Muş’ta İsrail menşeli boykot ürünlerini raflarında bulundurmayan, yerli üretim ve alternatif ürünlere öncelik veren yeni bir market açıldı. Muş’ta yerli üretim ve alternatif ürünleri ön plana çıkaran, İsrail menşeli boykot ürünlerine raflarında yer vermeyen yeni bir market hizmete girdi. Açılışı yapılan market, kentte farklı bir ticari anlayışla hizmet vermeye başladı. Açılışın ardından vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği markette, özellikle yerli üretim ürünlerin tercih edilmesi dikkat çekti. Market işletmecisi Abdulkadir Geylani, yaklaşık 4-5 yıldır bu yönde bir hazırlık yaptıklarını, gerekli imkânların oluşmasıyla birlikte projeyi hayata geçirdiklerini belirtti. İşletmede tamamen yerli ve alternatif ürünlere yer verildiğini söyleyen Geylani, boykot kapsamındaki ürünlerin raflarda bulunmadığı ifade ederek, "Çok şükür birkaç gün önce buna hazır hale geldik ve marketimizi açtık. Tabii bu süreç bizi biraz zorladı. Açılışa kadar birçok zorluk çektik. Ancak sonrasında halkın ilgisi, hocalarımızın desteği bizi oldukça mutlu etti. Karınca misali en azından tarafımızı belli ettik. Halk olarak elimizden gelen budur. Çünkü İsrail, bütün dünyanın gözü önünde çocukları katlediyor. Çocuk katili, bebek katili İsrail’e veya onunla bağlantılı şirketlere az da olsa katkımız bulunmasın diye böyle bir adım attık. Dediğim gibi biz karınca misali tarafımızı belli ettik. Çocuk katillerine ‘meyletmeyin’ diyoruz. Zira ayette de olduğu gibi ‘Zulmedenlere meyletmeyiniz, yoksa siz de onlardan olursunuz.’ Bu ayeti şiar edinerek İsrail’e ve İsrail gibi terör uygulayan, çocuk katili yapılara elimizden geldiğince cevap vermeyi düşünüyoruz" dedi. Markette alışveriş yapan müşterilerden Murat Özün, Muş’ta açılan marketin, yerli üretim odaklı ticaret anlayışıyla hem tüketicilere hem de esnafa örnek olması gerektiğini söyleyerek, "Böyle bir dönemde, böyle bir ortamda Müslümanların yapması gereken en önemli şeylerden biri budur. Hem sermayemiz içeride kalıyor hem dış güçlere gitmiyor hem kendi esnafımız kazanıyor hem de içimiz rahat oluyor. Yani bugün burada ‘Türk malı’ yazıyorsa, ben bunu gönül rahatlığıyla evime götürebiliyorum. İçim rahat; en azından çocuk katillerinin kanına ortak olmamış oluyorum. Ondan sonra birçok insanın yapamadığı, hatta karşı bile çıkamadığı bu dönemde, böyle büyük bir cesaretle ve güçlü bir boykot anlayışıyla sadece kendi ürünlerini bulundurarak, İsrail’in hiçbir ürününü raflarında bulundurmadan bu işi yapmak hem tebriği hak ediyor hem duayı hak ediyor hem de insanlık adına büyük bir takdiri gerektiriyor. Tamamen helal ürünler, tamamen gönül rahatlığıyla çoluk çocuğumuza yedirebileceğimiz, içimizin rahat olduğu ürünler sunuluyor. Bize bunu sunan, bu fırsatı gösteren ve bütün esnaflarımıza örnek olması dileğiyle; İsrail’in bütün ürünlerini, bütün mallarını boykot edecek şekilde tüm insanları ve esnafları davet ediyoruz. Herkesi Müslümanlık için, Allah için, İslam için ve düşmana karşı, bizi bitirmek isteyen İsrail’e karşı birleşmeye, kenetlenmeye, maddi ve manevi olarak bir araya gelmeye davet ediyoruz. Esnafımızdan rica ediyoruz; İsrail ürünlerini satmayın, sattırmayın. Çocuk katillerinin kanına ortak olmayın, atılan her kurşuna ortak olmayın" ifadelerini kullandı.
Yozgat’ta 927 bin onsluk altın tespit edildi
03 Aralık 2025 Çarşamba - 20:52 Yozgat’ta 927 bin onsluk altın tespit edildi Yozgat’ta tespit edilen 927 bin onsluk altın hakkında Ahlatcı Holding yetkilileri açıklamalarda bulundu. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ahlatcı ve beraberindeki heyet, Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan’ı ziyaret etmesinin ardından düzenlenen basın açıklamasında altın rezervi hakkında bilgiler verdi. Ahmet Ahlatcı, Kanada merkezli Eldorado Gold Corporation’ın Türkiye’deki şirketi Tüprag Madencilik’ten Sarıkaya’daki yedi sahayı aldıklarını ifade ederek, "Şirketimizi kurduk. Ekiplerimizi oluşturduk. Burada ne kadar ne var, diye araştırmaya başladık. Bize devrederken burada 250-300 bin ons gibi bir miktar var denildi. İki şirket arasında pazarlık yaparak aldık. 7 sahanın yalnızca bir tanesinde, bir tanesinin de bir kısmında 927 bin ons altın tespit ettik. Sondaj yapmadığımız bir bölüm var, yapınca artacağını düşünüyoruz. İnşallah 1 buçuk milyon onsa gider" dedi. "İlk altını 2027’nin başında alırız diye düşünüyoruz" Altını çıkartma çalışmalarında bin kişinin çalışacağını söyleyen Ahlatcı, "Altın bu halde ise 4 milyar dolar civarında. Ekonomimize büyük bir destektir. Her çıkarılan altının yüzde 71’i devletimize dönüyor. Çalışmalarımız başladı. Şu anda 50 kişiyle sahadayız. Sondajlar yapılıyor. İlk altını 2027’nin başında alırız, diye düşünüyorum. 3 buçuk milyon ons altın çıksın istiyoruz. Müspet tespit 927 bin onstur. Bu 4 milyar dolar, Türk Lirası olarak da 170 milyar Türk Lirası yapar" dedi.
SSB Başkanı Görgün: "Savunma sanayiinde ürettiğimiz her teknoloji günlük hayatta karşılık bulacak bir dönüşümün parçası haline gelmiştir"
03 Aralık 2025 Çarşamba - 18:26 SSB Başkanı Görgün: "Savunma sanayiinde ürettiğimiz her teknoloji günlük hayatta karşılık bulacak bir dönüşümün parçası haline gelmiştir" Savunma Sanayii Başkanı (SSB) Haluk Görgün, "Savunma sanayiinin kalbinde ürettiğimiz her teknoloji, sadece cephede değil; hastanede, fabrikada, metro hattında, enerji tesisinde, afet alanında, hatta günlük hayatın içinde karşılık bulacak bir dönüşümün parçası haline gelmiştir" dedi. ASELSAN tarafından Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğüne bağlı hastanelerde kullanılması amacıyla ve tamamen milli imkanlarla ‘HealthView ADR-M100 Mobil Dijital Röntgen Cihazları geliştirildi. Medikal görüntüleme alanında ilk ürün olma özelliği taşıyan ASELSAN Mobil Dijital Röntgen Cihazları, ASELSAN ile Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ) arasında imzalanan sözleşmeyle hastanelere teslim edildi. Programda açılış konuşması gerçekleştiren Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, savunma sanayinin, yalnızca güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir alan olmaktan çıktığını ve insan kaynağı, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınmanın ana itici güçlerinden biri haline geldiğini dile getirdi. "Savunma alanında geliştirdiğimiz mühendislik birikimini optimize ederek toplumsal faydaya dönüştürmek zorundayız" Bugün teslim edilen mobil röntgen cihazlarının savunma sektörünün teknik birikimini sivil üretimle buluşturan somut bir örnek olduğunu dile getiren Görgün, "Savunma projelerinde elde ettiğimiz modüler tasarım yetkinliği, elektronik ve yazılım ekosistemimiz, yüksek hassasiyet isteyen üretim kabiliyetlerimiz ve milli test-sertifikasyon altyapımız, sivil ihtiyaçlara yönelik ürünlerin hem çok daha hızlı geliştirilmesine hem de küresel pazarlarda rekabet edebilecek düzeyde maliyet avantajı kazanmasına imkan vermektedir. Bu noktadan hareketle, savunma alanında geliştirdiğimiz karmaşık platform ve alt sistemlerin ardındaki mühendislik birikimini; tıbbi cihazlardan endüstriyel sensörlere, akıllı enerji altyapılarından ulaşım sistemlerine uzanan geniş bir yelpazede yeniden optimize ederek toplumsal faydaya dönüştürmek zorundayız" açıklamasında bulundu. "Savunma sanayiinde ürettiğimiz her teknoloji günlük hayatta karşılık bulacak bir dönüşümün parçası haline gelmiştir" Görgün, maliyetleri düşüren ölçek ekonomisini, ortak tedarik modellerini, çok daha kolay erişilebilen yerli alt bileşenleri ve hızlı saha kurulumuna imkan veren modüler üretim stratejilerini sivil alanlara taşımanın hem kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltacağını hem de Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracağını belirtti. Görgün, "Hiç şüphesiz yüksek hacimli sivil kullanım, savunma odaklı sistemlerde de birim maliyetleri aşağı çekecek; böylece daha sürdürülebilir bir üretim modeli oluşacak, tedarik zinciri yönetimi çok daha dayanıklı bir yapıya kavuşacaktır. Bugün savunma sanayiinin kalbinde ürettiğimiz her teknoloji, sadece cephede değil; hastanede, fabrikada, metro hattında, enerji tesisinde, afet alanında, hatta günlük hayatın içinde karşılık bulacak bir dönüşümün parçası hâline gelmiştir" ifadelerine yer verdi. "Ortaya koyduğumuz yaklaşım, Türkiye’nin bir teknoloji sağlayıcısına dönüşmesine zemin hazırlıyor" Savunma sanayi sektörü olarak, ‘kolay temin edilen, gecikme ve tedarik problemi yaşatmayan, doğrudan sahaya indirilebilen hızlı üretim stratejileri’ geliştirme konusunda kararlı olduklarının altını çizen Görgün, "Türkiye’nin yerli mühendislik gücünü yalnızca güvenlik alanında değil, toplumun tüm ihtiyaçlarında seferber edecek bu vizyon; bizi savunma ağırlıklı bir ekosistemden, yüksek teknoloji ihracatını çeşitlendiren, sivil-sanayi dengesini güçlendiren, küresel ölçekte rekabet eden bir teknoloji devletine taşıyacaktır. Bugün ortaya koyduğumuz bu yaklaşım, Türkiye’nin yalnızca ürün ihraç eden bir ülke olmasının ötesine geçerek, küresel değer zincirlerini şekillendiren bir teknoloji sağlayıcısına dönüşmesine de zemin hazırlıyor" dedi. Görgün, ASELSAN’ın sahip olduğu vizyon bilinci ile sadece savunma sanayii alanında teknolojiler geliştirilmediğini, kent güvenliği, yapay zeka destekli video analiz, raylı sistem sinyalizasyonu, elektrikli tren çekiş sistemleri, afet ve acil durum uyarı sistemleri, enerji altyapısı yazılımları gibi çeşitli alanlarda da önemli teknolojik çalışmalar yaptığını ifade etti. ASELSAN’ın sivil alanda gerçekleştirdiği teknolojilere de değinen Görgün, "Şehir güvenliği projeleriyle 25 ilde 38 bin kamerayı yöneten sistem altyapısı kuran ASELSAN, raylı sistemlerde bin kilometrelik sinyalizasyon tecrübesi ve elektrikli tren çekiş sistemleriyle 4 farklı hattın modernizasyonunu üstlenmiştir. Ayrıca 20 bin kilometre boru hattı boyunca kurulan akıllı ikaz ve alarm sistemleri ile afet risklerine karşı erken uyarı kapasitesi oluşturulmuştur. Bu alanlarda geliştirilen çözümler, sadece yurt içinde değil, yurt dışında da etkin olarak kullanılmaktadır" şeklinde konuştu. "26 farklı ülkeye sağlık sistemleri ihraç eder duruma geldik" Görgün, ASELSAN’ın sağlık teknolojileri alanında geliştirdiği özgün ve yenilikçi çözümlerle, Türkiye’nin medikal cihazlarda dışa bağımlılığını azalttığının altını çizerek, "Firmamız, mobil dijital röntgen cihazından kalp-akciğer makinesine, ventilatörden Heartline OED cihazına kadar pek çok sağlık sistemini yerli imkanlarla geliştirmiş ve bugün 26 farklı ülkeye sağlık sistemleri ihraç eder duruma gelmiştir. EC sertifikası sayesinde Avrupa Birliği içerisinde serbest dolaşıma sahip olan ASELSAN sağlık sistemleri, bugüne kadar yaklaşık 70 milyon dolarlık teslimat başarısına ulaşmıştır. Firmamız sağlık teknolojileri alanında sahip olduğu 20 patent, 5 uluslararası tasarım ödülü ve 8 faydalı model ile bu alandaki öncü kimliğini pekiştirmektedir" ifadelerine yer verdi. "Geliştirilen röntgen cihazı, ASELSAN’ın patentli ürünleri arasına katılan altıncı özgün teknolojidir" Teslimatı gerçekleştirilen röntgen cihazlarına ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Görgün, şunları kaydetti: "Bugün teslimatı yapılacak 30 adetlik, HealthView ADR-100M Mobil Dijital Röntgen Cihazı, ASELSAN tarafından geliştirilen, kompakt yapısı, yüksek çözünürlüklü dijital dedektörü, 16-bit görüntü işleme kapasitesi, yapay zekâ destekli görüntü analizi ve düşük radyasyon dozuna sahip yapısıyla öne çıkan bir sistemdir. Radyoloji hekimleri ve teknikerleriyle yakın iş birliği içinde geliştirilen bu cihaz, ASELSAN’ın patentli ürünleri arasına katılan altıncı özgün teknolojidir. EC sertifikası ve taşınabilirliği sayesinde afet alanları, sahra hastaneleri ve kırsal bölgelerde kullanım imkanı sunan bu cihaz, yüksek yerlilik oranı ve modüler yapısı ile teknolojik bağımsızlığımızı da güvence altına almaktadır." Görgün, Sağlık Bakanlığına teslim edilen röntgen cihazlarının, kamu sağlık altyapısının yerli ve milli sistemlerle güçlendirilmesi adına atılmış önemli bir adım olduğuna dikkati çekerek, "Ülkemiz genelindeki hastane, seyyar klinik ve acil müdahale birimlerinde yaygın biçimde kullanılacak olması, hem teşhis süreçlerini hızlandıracak hem de ülkemizin sağlık teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltarak stratejik bir kazanım sağlayacaktır" dedi. Program, SSB Başkanı Haluk Görgün’ün konuşmasını ardından, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun konuşmasıyla devam etti.
Uluslararası sivil toplum kuruluşları GTO’da buluştu
03 Aralık 2025 Çarşamba - 17:00 Uluslararası sivil toplum kuruluşları GTO’da buluştu Gaziantep Ticaret Odası (GTO), her yıl gerçekleştirerek geleneksel hale getirdiği ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarıyla bölge önceliklerini masaya yatırdığı donör toplantısını "Uluslararası Kaynakların Bölgesel Kalkınmaya Katkısı ve İş Birliği imkanları" konu başlığıyla gerçekleştirdi. 2025 yılında bölgede yapılan projeler ve çalışmaların değerlendirilerek 2026 yılı planlamalarının yapıldığı toplantıda Alman Uluslararası İşbirliği Kuruluşu (GIZ), Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Sparkassenstiftung, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Birleşmiş Milletler Çocuklar İçin Uluslararası Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP), Birleşmiş Milletler Nüfüs Fonu (UNFPA), Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), World Vision, Gaziantep Kızılay Toplum Merkezi ve HABİTAT Derneği’nin temsilcileri yer aldı. "Her zorlukta yan yana durduk" GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, toplantının açılışında yaptığı konuşmada iş birliği kültürünün önemine vurgu yaparak, "Bu buluşmalar bizlere her yıl ‘Neredeyiz, ne yapıyoruz, neyi birlikte başarabiliriz?’ sorularını yeniden sorma fırsatı veriyor. Her kurumun farklı öncelikleri olsa da ortak hedef, bölgede daha güvenli, güçlü ve dayanıklı bir gelecek inşa etmek" dedi. Yıldırım, Gaziantep’in geçmişte olduğu gibi bugün de güçlü bir dayanışma kültürüyle hareket ettiğini hatırlatarak, "Suriye göçünden pandemiye, depremden ekonomik krizlere kadar her zorlukta yan yana durduk. Her zaman da birlikte ürettik. Sizlerle olan iş birliklerimiz bizim için kıymetli bir yol arkadaşlığına dönüştü" ifadelerini kullandı. Yerelde kurulan güçlü diyalog ve samimi iş birliğinin, ulusal ve uluslararası ölçekte ödüllere varan başarılara kapı araladığını söyleyen Yıldırım, uluslararası kaynakların bölgesel kalkınmaya katkısının her zamankinden daha önemli olduğunu vurguladı. "Yeni iş birliklerine her zamanki gibi hazırız" 2026 yılı için GTO’nun önceliklerini kısaca paylaşan Yıldırım, "İstihdamın artırılması ve iş gücünün güçlendirilmesi, firmaların yeşil dönüşüm ve dijitalleşme süreçlerinde daha çok desteklenmesi, girişimcilik ve dışa açılmanın geliştirilmesi, gastronomi, tarım ve fark oluşturan endüstrilerde yeni projelerin teşvik edilmesi, tasarım, markalaşma ve yenilik kültürünün yaygınlaştırılması hayata geçirilecek projelerde ve yürütülecek çalışmalarda önemli başlıklar. Dünya genelinde yaşanan savaşlar, krizler ve ekonomik dalgalanmalar bölge ekonomisini doğrudan etkiliyor. Planlarımızı yaparken ayaklarımızı yere sağlam basmak zorundayız. Kolay değil ama biz bu şehirde zoru her zaman birlikte aştık, GTO olarak biz çözüm üretmeye ve iş birliğine her zamanki gibi hazırız" diye konuştu. Toplantının devamında GTO İş Geliştirme Danışmanı Figen Çeliktürk’ün moderasyonunda gerçekleştirilen oturumda Gaziantep Ticaret Odasının çalışmaları ve gelecek planları hakkında GTO Genel Sekreter Yardımcısı Gülbin Çalışkantürk bilgi verirken uluslararası sivil toplum kuruluşu temsilcileri de değerlendirmelerde bulunarak kurumlarının faaliyetleri ve 2026 planları hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
Samsun, Karadeniz’in lojistik üssü oldu
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:28 Samsun, Karadeniz’in lojistik üssü oldu Türkiye Yüzyılı’nın üretim üssü Samsun, artık yalnızca fabrika bacalarıyla değil, Karadeniz’in en büyük lojistik gücüyle de Türkiye’nin ticaret rotasını yeniden şekillendiriyor. Samsun Valiliği, Türkiye’nin ilk intermodal lojistik yapısı olan Samsun Lojistik Merkezi’nin (SLC) bölge ekonomisine sağladığı katkıları paylaştı. Toplam 680 bin metrekarelik alana kurulu olan merkezde 225 bin metrekarelik bölüm kapalı depolama alanlarına ayrılıyor. İnşası tamamlanan farklı ölçeklerdeki depoların toplam büyüklüğü 93 bin 750 metrekareye ulaşıyor. Paletli yüke uygun 15 depo 80 bin metrekare, kuru dökme ürünlere uygun 11 depo ise 13 bin 750 metrekare alanı kapsıyor. 2026’nın ikinci yarısında tren vagonlarına entegre konveyör bant sistemli yeni kuru yük depolarının tamamlanması hedefleniyor. Depo kiralamanın yanı sıra elleçleme, mobil gümrük, konteyner depolama, açık saha kiralama, proje kargo, tır parkı ve ofis kiralama hizmetleri sunulan merkez; Yeni OSB’ye 2 km, Toros ve Yeşilyurt Limanlarına 2,5 km, Samsun Limanı’na 18 km, havalimanına ise 8 km uzaklıkta bulunuyor. Merkezde 26 ile 350 metrekare arasında değişen ofis alanlarının yanı sıra 15 depo, 12 firma ve kuruma kiralanmış durumda. Stratejik konumu ile Karadeniz çanağının dağıtım, toplama ve konsolidasyon merkezi haline gelen SLC; hava, kara, deniz ve demiryolunun kesişim noktasında yer almasıyla uluslararası ticarette dikkat çekiyor. Yeni İpek Yolu üzerinde, "Çin-Merkez ve Batı Asya" koridorunda bulunması ve Viking Demiryolu Hattı’na entegre yapısı merkeze küresel rekabette önemli bir avantaj sağlıyor. Bu kapsamda hem ulusal hem uluslararası işletmelerin pazarlara erişimini kolaylaştırmak, bölgede lojistik maliyetleri artıran engelleri azaltmak ve kamu-özel sektör koordinasyonunu geliştirmek merkezin öncelikli stratejileri arasında yer alıyor. Mobil gümrük hizmetiyle ihracata hız kazandıran merkezde, Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle 18 Ocak 2021’den bu yana ihracat işlemleri gerçekleştiriliyor. Açılıştan Aralık 2025’e kadar 5 bin 312’nin üzerinde ihracat gümrüklemesi yapıldığı bildirildi. SLC, faaliyetlerini lojistik pazarının iki ana segmenti olan şirketler ve endüstri alanlarında yoğunlaştırıyor. Sanayiciler, imalatçılar, dağıtımcılar, ihracatçılar, lojistik hizmet sağlayıcıları ve nakliyeciler merkezin başlıca paydaşlarını oluşturuyor. Tarım, gıda, ahşap ve mobilya, hızlı tüketim malları, otomotiv, inşaat, sağlık, kimya, askeri malzemeler, elektronik, enerji ve perakende sektörleri ise merkezin hizmet verdiği ana endüstriler arasında yer alıyor. Kamu mülkiyetinde olması nedeniyle bürokratik süreçlerin hızlanması, geniş depolama alanları, proje lojistiğine uygun esnek hizmetler, intermodal taşımacılık imkânı ve Samsun Gümrük Müdürlüğü’nün merkez içindeki özel ofisi, firmalara önemli avantajlar sağlıyor. Ayrıca kamyon park alanlarından sosyal tesislere, bakım ünitelerinden bankacılık ve posta hizmetlerine kadar geniş bir destek altyapısı sunuluyor. Merkezin envanterinde 45 ton konteyner istifleyici, portal vinçler, loderler, forkliftler, yol süpürme araçları, çöp kamyonu, itfaiye aracı, ambulans ve binek araçların yer aldığı güçlü bir destek filosu bulunuyor.
Halk Ekmek 31 noktada verdiği hizmeti arttırıyor
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:17 Halk Ekmek 31 noktada verdiği hizmeti arttırıyor Merkezefendi Belediyesi, vatandaşların hem uygun hem de kaliteli sıcak ekmek tüketimine destek olmak amacıyla Merkezefendi Halk Ekmek’in 31. Büfesi Hallaçlar Mahallesi’nde hizmete başladı. Merkezefendi Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı ile çalışmalarını sürdürüyor. İlçe genelinde vatandaşların ekonomik şartlarda ekmek temin edebilmesini amaçlayan "Merkezefendi Halk Ekmek" uygulaması, yeni büfelerin hizmete alınmasıyla büyümeye devam ediyor. Hallaçlar Mahallesi’ne kurulan yeni büfenin hizmete başlamasıyla birlikte halk ekmek noktalarının sayısı 31’e ulaştı. Yeni büfe Hallaçlar Mahalle Muhtarlığı’nın yanında hizmet verecek. Merkezefendi Halk Ekmek büfeleri, artan yaşam maliyetleri karşısında hane bütçelerine önemli bir destek sunuyor. Büfeler taze, kaliteli ve uygun fiyatlı ekmeğe erişimin kolaylaştırılmasıyla vatandaşlar tarafından yoğun ilgi görüyor. "Halkımızın yanında oluyoruz" Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "İlçe halkımızın günlük ekmek ihtiyacını daha ekonomik ve daha kaliteli şekilde karşılayabilmesi için halk ekmek büfelerimizin sayısını artırmaya devam ediyoruz. Hallaçlar Mahallemizde faaliyete geçen yeni büfemizle birlikte hizmet veren büfe sayımız 31 oldu. İhtiyaç gördüğümüz noktalara yeni hizmet alanları kazandırarak halkımızın yanında olmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
GTB’ye coğrafi işaret başarıları için teşekkür plaketi
03 Aralık 2025 Çarşamba - 15:54 GTB’ye coğrafi işaret başarıları için teşekkür plaketi Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), Gaziantep adına yürüttüğü coğrafi işaret tescil çalışmalarıyla kentin kültürel ve gastronomik mirasına sunduğu katkılar nedeniyle teşekkür plaketiyle ödüllendirildi. Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Türk Patent ve Marka Kurumu iş birliğiyle düzenlenen "Sınai Mülkiyet Hakları ve Coğrafi İşaretler Farkındalığı Programı"nda, coğrafi işaret çalışmalarına katkı sunan kurum ve STK’lara teşekkür plaketleri takdim edildi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonunda gerçekleştirilen programa; Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. M. Zeki Durak, ilçe belediye başkanları, oda başkanları ve coğrafi işaret sahibi kurum temsilcileri katıldı. "24 ürünü tescilleyerek Gaziantep’in değerlerine sahip çıktık" Programda konuşan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, borsanın bugüne kadar Gaziantep adına 24 ürüne coğrafi işaret tescili kazandırdığını vurgulayarak, "Bu toprakların bereketi, kültürü ve üretim geleneği hepimize emanet. Biz de bu emaneti en doğru şekilde geleceğe taşımak için çalışıyoruz" dedi. Akıncı, şehrin Avrupa Birliği nezdinde tescil edilen beş ürününden Antep Lahmacunu ve Antep Fıstık Ezmesi’nin GTB tarafından tescillendiğini hatırlattı. "Coğrafi işaret, ürünün kimliği ve geleceğe bırakılan mirastır" Coğrafi işaretin sadece bir işaret değil, ürünün karakterinin ve bölgeyle bağının korunmasını sağlayan bir miras sistemi olduğunu belirten Akıncı, "Coğrafi işaret; üreticiyi koruyan, tüketiciye güven veren, kentin kimliğini yaşatan güçlü bir unsurdur. Biz bu çalışmayı bir görev olarak değil, geçmişten kalan değerlerimizi geleceğe taşıma sorumluluğu olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. Coğrafi işaretli ürünler için kitap hazırlığı GTB Başkanı Akıncı, coğrafi işaretli ürünlerin üretim süreçlerini, geleneksel tekniklerini ve özgün niteliklerini anlatan kapsamlı bir kitap hazırlamayı planladıklarını da belirterek, "Bu eser, Gaziantep’in kültürel zenginliğini gelecek nesillere aktaracak kalıcı bir rehber olacak" diye konuştu. Konuşmaların ardından, teşekkür plaketi GTB adına Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ve Genel Sekreter Özgür Bayram tarafından, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. M. Zeki Durakın’ın elinden alındı.
Kâmil Koç, Dünya Şoförler Günü’nü Ankara’da kaptanlarıyla kutladı
03 Aralık 2025 Çarşamba - 15:10 Kâmil Koç, Dünya Şoförler Günü’nü Ankara’da kaptanlarıyla kutladı Kâmil Koç, 30 Kasım Dünya Şoförler Günü’nü kaptanlarıyla birlikte Ankara’da özel bir etkinlikle kutladı. Otobüs şoförlerinin emek ve özverilerini onurlandırmak amacıyla gerçekleştirilen buluşmada, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen yaklaşık 50 kaptana, güne özel hediyeler ve teşekkür sertifikaları verildi. Türkiye’nin önde gelen seyahat firmalarından Kâmil Koç, 30 Kasım Dünya Şoförler Günü’nde emektar kaptanlarını unutmadı. Firma, bu özel günü Ankara’da düzenlediği özel etkinlikle kutladı. ‘Dünya Şoförler Günü’nde emektar kaptanlarını unutmadı Kâmil Koç çatısı altında görev yapan kaptanlar arasından Türkiye’nin farklı bölgelerinden temsili olarak seçilen yaklaşık 50 otobüs şoförünün katıldığı buluşmada, firma üst yönetimi de hazır bulundu. Etkinliğe aralarında Kâmil Koç Genel Müdürü Çağatay Kepek, Kâmil Koç Otobüsleri İcra Kurulu Üyesi ve Operasyon Direktörü Mehmet Türkyılmaz, İnsan Kaynakları & İdari İşler Grup Müdürü Canalp Büyükuysal, Filo Yönetimi ve Raporlama Grup Müdürü Tayfun Akgün başta olmak üzere yönetim kadrosundan birçok isim katıldı. Yönetim ekibi, kaptanlarla sohbet ederek onların sahadaki tecrübelerini ve görüşlerini dinledi. Buluşmada, ayrıca otobüs şoförlerine günün anlamına özel hediyeler ve teşekkür sertifikaları verildi. "Kaptanlarımız, saha operasyonlarımızın bel kemiğidir" Kâmil Koç Filo Yönetimi ve Raporlama Grup Müdürü Tayfun Akgün, Dünya Şoförler Günü vesilesiyle tüm kaptanlara teşekkür ederek, şunları söyledi: "Şirket olarak, yönetimden sahaya, kaptanlarımızdan host ve hosteslerimize kadar çok büyük bir aileyiz. Bugün de bu ailenin en önemli üyelerinden biri olan kaptanlarımızla Dünya Şoförler Günü vesilesiyle bir araya gelmekten mutluluk duyuyoruz. Şirketimizin saha operasyonlarının bel kemiğini oluşturan kaptanlarımız, sunduğumuz yüksek hizmet kalitesinin ardındaki en önemli kahramanlardır. Onların gayreti ve özverisi sayesinde bugün ülkemizin dört bir yanında ve sınırlarımızın ötesinde binlerce yol arkadaşımıza güvenli ve konforlu seyahat imkanı sunuyoruz. 100’üncü yılımız için geri sayıma başladığımız bu önemli süreçte, tüm çalışanlarımızın desteğiyle hem Türkiye’de hem yurt dışında büyümeye devam edeceğiz. Global iş ortağımız Flix’ten aldığımız vizyon ile yeni yılda da hedeflerimize daha güçlü adımlarla ilerleyeceğiz. Uygun otobüs bilet fiyatlarıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya başta olmak üzere ülkemizin dört bir yanında yolcularımıza en iyi hizmeti sunmak için çalışmaya devam edeceğiz. Bu özel gün vesilesiyle başta yolu şirketimiz ile kesişmiş tüm kaptanlarımız olmak üzere sektöre katkı sunan tüm şoförlerin 30 Kasım Dünya Şoförler Günü’nü kutluyor, iyi yolculuklar diliyorum."