EKONOMİ
26 Nisan 2026 Pazar - 14:06 Demirci 2. El Oto Pazarı kapılarını açtı Manisa’nın Demirci ilçesinde belediye tarafından hayata geçirilen 2. El Oto Pazarı, ilk gününde yoğun katılımla kapılarını açtı. Çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşlar ve galerici esnafının akın ettiği pazar, bölgenin yeni ticaret merkezi olma yolunda önemli bir adım attı. Demirci Belediyesi’nin ilçeye ekonomik hareketlilik kazandırmak amacıyla hayata geçirdiği proje kapsamında, açık pazaryeri alanı 2. El Oto Pazarı olarak hizmete sunuldu. Vatandaşların araç alım-satım işlemlerini daha düzenli ve profesyonel bir ortamda gerçekleştirmesini amaçlayan pazarda, ilk gün adeta izdiham yaşandı. Komşu il ve ilçeler Demirci’de buluştu İlçede bir ilk olma özelliği taşıyan pazara yalnızca Demirci’den değil; Selendi, Gördes, Köprübaşı gibi Manisa ilçelerinin yanı sıra Balıkesir’in Sındırgı ve Kütahya’nın Simav ilçelerinden de çok sayıda vatandaş katıldı. Geniş bir coğrafyaya hitap eden pazar, bölgedeki ikinci el araç ticaretinin yeni merkezi olarak öne çıktı. Demirci Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, pazarda standardizasyonu sağlamak amacıyla araç sahiplerine üzerinde marka, model, kilometre, takas ve vade seçeneklerinin yer aldığı bilgi kartları dağıttı. Araçların camlarına asılan bu kartlar sayesinde alıcılar için daha şeffaf bir alışveriş ortamı oluşturuldu. Demirci İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri de pazar alanında devriye gezerek güvenliği sağladı. Vatandaşlara dolandırıcılık olaylarına karşı uyarılarda bulunan ekipler, bilgilendirici broşürler dağıttı. "İlçemize ekonomik dinamizm kazandıracağız" Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, AK Parti İlçe Başkanı Nurullah Akgün ve MHP İlçe Başkanı Ümit Kanyılmaz ile birlikte pazar alanını ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Vatandaşlarla sohbet eden Başkan Kara, satıcı ve alıcıların taleplerini dinledi. Başkan Kara yaptığı açıklamada, "İlçemizde önemli bir eksikliği daha gidererek 2. El Oto Pazarı’nı hizmete açtık. Amacımız vatandaşlarımızın güvenli ve düzenli bir ortamda ticaret yapmasını sağlamak. Katılımın bu denli yoğun olması bizleri memnun etti. Tüm esnafımıza hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum" dedi. Demirci Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı İrfan Aksu ise pazarın ilçe ekonomisine katkı sağlayacağını belirterek, "Bu organizasyon ilçemizde ticari hareketliliği artıracak önemli bir adım oldu" diye konuştu. Gördes’ten gelen vatandaşlardan Cengiz Çakmak da pazarın konum avantajına dikkat çekerek, "Birçok ilçenin ortasında yer alıyor. Her hafta kurulması bölge ekonomisine ciddi katkı sağlar" ifadelerini kullandı. İlk gününde çok sayıda araç satışının ve takas işleminin gerçekleştirildiği Demirci 2. El Oto Pazarı’nın, önümüzdeki süreçte her hafta pazar günleri düzenli olarak kurulması ve bölgedeki ticari sirkülasyonu artırılmasının hedeflendiği öğrenildi.
Patronlardan ortak mesaj: Güçlü lobi, sürdürülebilir büyüme, doğru planlama
09 Aralık 2025 Salı - 11:38 Patronlardan ortak mesaj: Güçlü lobi, sürdürülebilir büyüme, doğru planlama Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır Antalya’nın sahip olduğu ekonomik büyüklüğün ötesinde kurumsal bir lobi gücüne sahip olduğunu vurgulayarak, "Özellikle oda ve borsalarımız gerek yerel ve ulusal gerek uluslararası düzeyde ciddi itibara ve referanslara sahip bulunmaktadır. Bu bireysel güçlerimizi birleştirip kentimiz ve sektörlerimiz için ortak hedeflere odaklarsak eminim kalıcı faydalar oluşturacağız. Bunu başarabilmemizin ilk adımı etkin, sık ve yaygın bir iletişim kurmamızdır" dedi. Antalya Oda ve Borsa Müşterek Toplantısı, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıya Antalya TSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Manavgat TSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, Alanya TSO Başkanı Eray Erdem, Kumluca TSO Başkanı Fahri Özen, Kumluca Ticaret Borsası Başkanı Fatih Durdaş, Deniz Ticaret Odası Antalya Şube Başkanı Ahmet Çetin, oda ve borsa Meclis Başkanları ve Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın ekonomik hayatına yön veren, kendi alanlarında deneyimli ve güçlü bir temsil yapısına sahip TOBB çatısı altındaki oda borsa başkanları ve yöneticileriyle bir araya geldiklerini belirterek, "Camiamızda görev yapan herkes, enerjisini, emeğini ve zamanını, kentine ve sektörüne gönüllü olarak vakfediyor. Bu gönüllü çaba, bizleri yormaktan çok gururlandırıyor. Çünkü kentimize ve vatanımıza olan aidiyet duygumuzu besliyor" dedi. "Üyelerimizin sesi ve sözcüsüyüz" Oda borsa başkanlarıyla TOBB’un kurul ve komisyonlarında birlikte çalıştıklarını kaydeden Çandır, "Sizleri ve üyelerimizi en iyi şekilde temsil ediyorlar. Antalya’mızın sorunlarını Ankara’ya taşıyarak çözüm arıyorlar. Bizler, oda ve borsalar olarak üyelerimizin sesi, sözcüsüyüz. Kanunlarla tanımlanmış görevimiz budur. İcra yetkisi hükümete aittir. Biz sahadan topladığımız sorunları ve çözüm önerilerini TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu üzerinden hükümetimize iletiyoruz. Pek çok alanda önemli destekler ve düzenlemeler hayata geçirildi, elbette hala çözülmesi gereken başlıklar var. Onlar için de çalışmaya devam ediyoruz" dedi. Müşterek toplantıları yalnızca bilgi paylaşmak için değil ortak dil, ortak hedefler ve ortak bir yön tayin etmek için düzenlediklerini belirten Çandır, "Müşterek toplantılar, yalnızca bir araya gelmeyi değil, birlikte hareket etme kültürümüzü güçlendirerek kentimizin ihtiyaçlarını ve ufkunu sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendirmemizi amaçlıyor. Çünkü Antalya’mız; hayatın doğal akışı içinde kendiliğinden büyümeye bırakılamayacak kadar potansiyeli yüksek bir kenttir. Ülkemizin dünyaya en açık ve vitrin kentleri arasında başı çekmektedir. Dolayısıyla ülkemizin aydınlık ve güçlü geleceğine ciddi katkı sağlayacak stratejik bir şehirdir. Bu değerlendirmeyle bakarsak kentimizin kaynaklarını, üretimini ve büyümesini ortak akılla, kapsayıcı bir anlayışla hep birlikte yönetmeliyiz" diye konuştu. Antalya’nın sahip olduğu ekonomik büyüklüğün ötesinde kurumsal bir lobi gücüne sahip olduğunu vurgulayan Başkan Ali Çandır, "Özellikle oda ve borsalarımız gerek yerel ve ulusal gerek uluslararası düzeyde ciddi itibara ve referanslara sahip bulunmaktadır. Bu bireysel güçlerimizi birleştirip kentimiz ve sektörlerimiz için ortak hedeflere odaklarsak eminim kalıcı faydalar oluşturacağız. Bunu başarabilmemizin ilk adımı etkin, sık ve yaygın bir iletişim kurmamızdır. Müşterek toplantılarımız, diğer faydalarının yanı sıra bu ilk adıma da ciddi katkı sağlıyor diye düşünmekteyim" dedi. "Ekonomide rekabet sertleşiyor" Ekonomiyle ilgili değerlendirmede bulunan Başkan Ali Çandır, 2003-2017 döneminde gittikçe yükselen bir küreselleşme ve serbest ticaret iklimi yaşandığını, sonraki dönemde ise gümrük tarifeleri savaşı, içe kapanma ve nispi olarak yurtiçi ekonomik faaliyetlerle büyümeye doğru bir eğilim gösterdiğini, yakın gelecekte de bu eğilimin devam etmesinin beklendiğini ifade etti. Dünya ticaretinin dünya GSYH’na oranının son iki yılda yüzde 63’ten yüzde 57’ye gerilediğini, bu rakamın artık küresel ticaretin eskisi kadar açık ve serbest olmadığını gösterdiğini belirten Çandır, "Korumacı politikalar yükseliyor, rekabet sertleşiyor ve her ülke kendi üretimini koruma eğilimini artırıyor. Korumacı tedbirlerin en büyük sonucu da doğrudan dış ticaret dengesinde görülüyor. Dünyada en büyük dış ticaret açığını veren ABD, 2024 yılında, 600 milyar dolar açıktan 200 milyar dolar açığa düşmüş yani açığını yüzde 70 azaltmıştır. Aynı dönemde ülkemizde ise 106 milyar dolar açık 82 milyar dolar açığa düşmüş. Yani yüzde 23 azalmıştır. Bu halimizle açık azaltma eğilimine üçte bir kadar uyumlu olabilmişiz. Mutlak surette açık azaltma eğilimine uyum katsayımızı artırmalıyız. Bunu sürdürülebilir hale getirmenin temel yolu, ihracat artışını ithalatın çok üzerine çıkarmaktan geçiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Çin’e karşı kapsamlı ve güçlü bir politika oluşturmamız gerekiyor" Dünya ekonomisinde Hindistan’ın parlayan yıldız olduğunu belirten ATB başkanı Ali Çandır, "Çin tehlikesine" dikkat çekti. Türkiye’nin Çin ile ticaretiyle ilgili bilgi veren Çandır, Türkiye’nin 1 dolarlık ihracatına karşılık Çin’den 13,2 dolarlık alışveriş yapıldığını belirtti. Türkiye’nin toplam cari açığının yüzde 59’unun Çin’den kaynaklandığını vurgulayan Çandır, "Avrupa ve Ortadoğu’ya yaptığımız ihracata baktığımızda Çin’in maliyet avantajı ile bizim ihraç ettiğimiz yüzde 21’lik mallar risk altında. Yani onların buraya girmesi durumunda yaklaşık 42 milyar doları kaybetme riskiyle karşı karşıyayız" dedi. Devletin politikası olarak Çin’de şirketlerin kar etme gibi bir derdinin olmadığını söyleyen Çandır, "Git, yayıl, kapsa, yok et politikasıyla çalışıyorlar. Çin’deki firmaların yüzde 23’ü 2024 yılında zarar beyan etmiş. Bizde yılardır ilk 500’deki firmamızın zararda olan payı yüzde 10’u geçmemiştir. Çin’de bankaların yüzde 80’i uzun vadeli ucuz kredi veriyor, bizde bu oran yüzde 45" diye konuştu. Çin’e karşı bir strateji geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Çandır, "Bizde birazcık Çin kolaycılığı var. Bu konuda ülkemizin acilen bir strateji geliştirmesi lazım. Ülke olarak Çin’e karşı kapsamlı ve güçlü bir politika oluşturmamız gerekiyor" dedi. "İthalatın büyümeyi artırdığı bir yapı sürdürülebilir değildir" 2024’te en yüksek büyümenin yüzde 5,3 ile ilk çeyrekte görüldüğünü, yılın geri kalanında büyümenin yüzde 3’ün altına gerilediği, son çeyrekte ise 3,7’lik bir büyüme yaşandığını belirten Çandır, "Ancak ithalatın büyümeyi artırdığı bir yapı sürdürülebilir değildir. Üretim gücü artmadan, ihracat gücünün kalıcı olarak yükselmesi de mümkün görünmüyor. Bu noktada Antalya yalnızca bölgesel değil, ulusal bir role sahiptir. Çünkü Antalya, tarımı, turizmi, ticareti ve ihracatı birlikte taşıyan ender kentlerden biridir" diye konuştu. Antalya’nın, tarımda güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu, 1995–2023 döneminde tarım alanları yüzde 22 daralmış olsa da örtüaltı üretimin yüzde 479 arttığını kaydeden Çandır, "Türkiye’nin örtüaltı sebzesinin yarısı, Antalya’da üretiliyor. Tarım sektörümüzdeki çeşitlilik, yoğunluk ve üretim gücü yalnızca Antalya için değil, Türkiye’nin gıda güvenliği ve dış ticareti için de stratejik bir değer taşımaktadır. Ancak bu gücü taşıyan alanlar kontrolsüz ve plansız büyümenin baskısı altındadır" dedi. "Doğamız, suyumuz ortak sermayemiz" Antalya’nın suyu bol sanılan ancak kuraklık baskısı Türkiye ortalamasının üzerinde olan bir kent olduğunu belirten Çandır, "Tarım, turizm ve kentleşme aynı su kaynağını paylaşıyor. Nüfus artışı ve göç ile birlikte su kaynakları üzerindeki baskı giderek büyüyor. Bu nedenle su yönetimi artık sadece teknik bir altyapı meselesi olmaktan çıkmıştır. Antalyalı üreticinin, turizmcinin, yatırımcının ve bu şehirde yaşayan her vatandaşın geleceğini belirleyen bir ekonomik mesele haline gelmiştir. Biz ekmeğimizi bu topraklardan kazanıyoruz; başka Antalya yok. Bu kentin toprağı, suyu ve doğası hepimizin ortak sermayesidir. Bu sermaye korunmadığında üretim zayıflar; üretim zayıfladığında ihracat, turizm ve ticaret de güç kaybeder" dedi. "Lobi gücümüzü ortaklaştırmalıyız" Antalya’nın yıllardır kendi akışına bırakıldığı ölçüde büyüdüğünü, ancak artık akışına bırakarak büyüme döneminin bittiğini söyleyen Başkan Çandır, şunları kaydetti: "Antalya’yı korumak aynı zamanda Antalya’nın ekonomik geleceğini korumaktır. Bu nedenle, suyumuzu ve topraklarımızı korumak için bir politikaya ihtiyacımız var. Dış ticarette avantajlı olduğumuz alanlara odaklanmalıyız. Lobi gücümüzü ortaklaştırmalıyız. Antalya’mız yıllardır kendi akışına bırakıldığı ölçüde büyüdü. Ancak artık akışına bırakarak büyüme dönemi bitti. Tarımda ve turizmde birer başarı hikayesi yazdık. Şimdi bir taraftan bu iki sektörümüzü geliştirmeye diğer taraftan da kentimizin karakterine uygun yeni bir de başarı hikayesi oluşturmaya odaklanmalıyız. Antalya’yı korumak, yönetmek ve geleceğine yön vermek için ortak akla dayalı güçlü bir yönetişimi hep birlikte hayata geçirmeliyiz." "Antalya’nın kaybedecek zamanı yok" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, dünyadaki her gelişmenin turizm ve tarım üzerinde belirleyici olduğunu ve Antalya’yı doğrudan etkilediğini ifade etti. Küresel ekonominin içe kapanmaya yöneldiğini ve korumacı politikaların arttığını kaydeden Hacısüleyman, "Dünyada korumacı politikalar artıyor, gümrük vergileri yükseliyor. Malların ve hizmetlerin serbest dolaşımının kısıtlanması bizlere şu soruyu daha fazla sorduruyor: Antalya olarak ne üretmeli ve ürettiğimizi nereye satmalıyız? Bu kapsamda sizleri 2050 Antalya Vizyonu üzerine birlikte düşünmeye davet etmek istiyorum. Hafta sonunda düzenleyeceğimiz beyin fırtınası ve arama konferansında ‘2050’de Antalya’yı nerede görmek istiyoruz?’ sorusunun yanıtını birlikte oluşturmayı hedefliyoruz. Sonuçları tekrar değerlendirmek üzere aynı şekilde ortak bir zeminde buluşabiliriz" dedi. Manavgat TSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, dünya, ülke ve bölge ekonomisine değinerek Antalya olarak ülke ekonomisine çok büyük katkılar sağladıklarını bununla birlikte "ortak akıl" ve "birlikte hareket" duygusu ile Antalya lobisinin daha güçlü inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Alanya TSO Başkanı Eray Erdem, Antalya’nın turizmde büyük bir katma değer oluşturmasına rağmen bunun karşılığını alamadığını belirterek, "Lobi gücümüz zayıf. Hak ettiğimizi almak için daha güçlü bir duruş sergilemeliyiz" dedi. Kumluca TSO Başkanı Fahri Özen, plansız tarım üretiminin büyük kayıplara neden olduğunu belirterek, "Yayla seracılığı kontrolsüz büyüyor. Üretimde devlet destekli bir model oluşturulmalı" ifadelerini kullandı. Kumluca TB Başkanı Fatih Durdaş, Antalya’nın 1 milyar doları aşan tarımsal ihracata rağmen küresel ısınma ve su krizinin üretimi tehdit ettiğini söyledi. Durdaş, tarımın sorunlarının çözülmesi halinde ihracatta ciddi artış kaydedileceğini kaydetti. DTO Antalya Şube Başkanı Ahmet Çetin, deniz turizminin Antalya’ya büyük katkı sağladığını, ancak sektörün yeterli destek alamadığını, kredilerden yeterince faydalanamadıklarını ifade etti. Toplantıda söz alan oda borsa meclis başkanları ile yönetim kurulu üyeleri, sektörlerindeki gelişmeleri anlatarak Antalya’nın lobi gücünü artırması gerektiğini dile getirdi. Katılımcılar, Antalya’nın büyüme potansiyelinin korunması, su ve toprak yönetiminin güçlendirilmesi, doğru planlama yapılması yönünde görüş bildirdi. Tarımdan turizme, sanayiden denizciliğe bir çok sektörü kapsayan Antalya ekonomisinin konuşulduğu toplantıda, birlikte hareket etme kültürünün önemi vurgulandı. Antalya’nın ihtiyaçları ve gelecek beklentilerinin sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendirildiği toplantıda, Antalya’nın ülkenin güçlü geleceğine ciddi katkı sağlayacak stratejik bir şehir olduğu vurgulandı.
Ana arı üretiminde büyük başarı: Bir arı kovanıyla hobi olarak başladı, şimdi Türkiye’nin her yerine koloni gönderiyor
09 Aralık 2025 Salı - 11:36 Ana arı üretiminde büyük başarı: Bir arı kovanıyla hobi olarak başladı, şimdi Türkiye’nin her yerine koloni gönderiyor Bilecik’te 15 yıl önce, bir arı kovanıyla hobi olarak ana arı üretimine başlayan arıcı, şimdi 200 kolonisiyle Türkiye’nin her yerine gönderim yapıyor. Bilecik’in Osmaneli ilçesi Kızılöz köyünde yaşayan Bayram Özçanak, 15 yıl önce hobi olarak bir kendine bir de arkadaşı adına birer kovan alarak arıcılığa başladı. Özçanak, aradan geçen sürede kolonisini 200’e kadar çıkarıp, Türkiye’nin dört bir yanına kendi ürettiği yaklaşık bin ana arı sattı. Bayram Özçanak, arıcılığa okul yıllarından merakı olduğunu anlatarak, "2010 yılında bir öğretmen arkadaşımla birer kovan aldık. İlk etapta birer arı ile başladık. İlk sene o arıları 10’a çıkardım, ardından böldüm ve biraz da bal da aldık. Sonra o 10 arıyı bir dahaki yıl 17’ye çıkardım. Bu şekilde arı sayımı arttırarak devam ettirdim ve şu an 200 kovanım var. Her arıcının kendi ana arısını üretmesi gerekiyor. Dışarıdan almak maliyetli oluyor sürekli. Ben de kendi ana arılarımı üretmeye başladım. Sürdürülebilir arıcılıkta sakin ve oğul eğilimi düşük arılarla çalışmak çok önemli. Kendime bu alanda çalışabileceğim bir ırk belirledim, bu ırk üzerine üretmeye başladım" dedi. "Biz bu yıl yaklaşık olarak bine yakın ana arı sattık" Bayram Özçanak, ürettiği ana arılara yakın çevresinden talepler olduğunu anlatarak, "Bizden bu ürettiğimiz arılardan, sakin arılardan istemeye başladılar. Sonra yakın çevremize satmaya başladık. Daha sonra sosyal medya kanalıyla Türkiye’nin birçok yerine ana arı satar konumuna geldik. Şu anda yaklaşık 100 ile 200 koloni arasında değişen bir arı popülasyonuna sahibim. Biz bu yıl yaklaşık olarak bin ana arı sattık, tüm Türkiye’ye ihtiyaca göre gönderdik. Diğer kafeste sadece ana arı isteyenlere Osmaneli’nden kargo yoluyla gönderdik. Bu şekilde müşterilerimize ulaştık. Tabii ki bu süreçte havanın çok sıcak olduğu dönemlerde ana arılarda zayiatlar oldu. Belli bir sıcaklığın üstüne çıktığında, sonuçta bu da bir canlı, sıcaktan dayanamayıp ölebiliyor. Kolonili gönderimlerde ise otobüs firmalarındaki muavinlerin yaptığı sert uygulamalardan dolayı yere atma sonucu arı peteklerinin kırılması ve o şekilde koloninin zarar görmesi, koloniden ziyade ana arının zarar görmesi gibi durumlar yaşadık. Bunlar işin üzücü tarafları, tabi bu da mali kayıp anlamına geliyor. Bunları da yaşadık" dedi. "Körük arıcının can yoldaşıdır" Bayram Özçanak son olarak, "Arıcının can yoldaşıdır körüğü. Körük arıların üzerine sıktığımızda, giriş ağzına sıktığımızda, koloni bir yangın olma ihtimaline karşı kovandan bal tüketiyor. Yol gideceğini hesap ederek, uçmak zorunda kalacağını hesap ederek bal dolduruyor kursağını. Kursağı bal dolu olan arı da kitinini kıvırıp da karşıdaki canlıyı sokamıyor. Bunu tedbir amaçlı sıkıyoruz. Ancak hırçın bir arıyla çalışıyorsan ne kadar körük sıkarsan sık, iğneyi yersin" ifadelerine yer verdi.
McDonald’s Türkiye, Friends dizisinin figürlerini menülere taşıdı
09 Aralık 2025 Salı - 11:33 McDonald’s Türkiye, Friends dizisinin figürlerini menülere taşıdı McDonald’s Türkiye, Friends dizisinin efsane karakterlerini menüsüne taşıyor. ‘Friends Menüleri’, sürpriz koleksiyon figürleri ve seçili restoranlardaki ‘Friends Coffee Corner’ alanlarıyla tüketicilere sunuldu. McDonald’s Türkiye, sevilen lezzetlerini bu kez dünyanın en çok izlenen dizilerinden Friends ile yan yana getiriyor. Yapılan açıklamaya göre, Warner Bros. iş birliğiyle hazırlanan ‘Friends Menüleri’, Big Mac ve 6’lı Chicken McNuggets seçeneklerinin yanında özel Monica’s Marinara Sos ve koleksiyon figürlerini içeriyor. Lansman kapsamında ilk 10 gün boyunca McDonald’s uygulaması üzerinden verilen siparişlere 2 kat puan kazanma şansı sunan restoran zinciri, ‘Friends Coffee Corner’ konseptiyle de kült dizinin atmosferini restoranlara taşıyor. "İki kültürel ikonu bir araya getiriyoruz" McDonald’s Türkiye CMO’su Özdeş Dönen Artak, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Marka olarak odağımızda her zaman insanların bir araya geldiği mutlu anları çoğaltmak var. Friends dizisi de bu duyguyu yıllarca ekranlara yansıtan, nesillerin ortak referansı haline gelen klasik bir yapım. Bu iş birliğiyle, McDonald’s lezzetlerini Friends’in samimi dünyasıyla buluşturuyor, iki kültürel ikonu bir araya getiriyoruz." Açıklamaya göre, Friends atmosferini restoranlarına da taşıyan McDonald’s Türkiye, 5 seçili restoranda kurulan ‘Friends Coffee Corner’ alanlarıyla, misafirlere fotoğraf çekilebilecekleri ve sosyalleşebilecekleri bir deneyim sunuyor. Bu restoranlar arasında İstanbul - Levent, Watergarden ve Ümraniye DT’nin yanı sıra İzmir - Buca ve Ankara - Çakırlar yer alıyor. İstanbul Beşiktaş’ta devreye alınan Friends temalı duvar uygulaması da renkli görüntüsüyle dikkat çekti.
Kadının Güçlenmesi Bursa Platformu üyeleri, Oyak Renault’da buluştu
09 Aralık 2025 Salı - 11:31 Kadının Güçlenmesi Bursa Platformu üyeleri, Oyak Renault’da buluştu Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlenmesine yönelik çalışmaları Bursa’ya taşımak ve iş dünyasında Bursa’yı bu alanda örnek bir il olarak konumlandırmak amacıyla UN Global Compact Türkiye’ye bağlı olarak BUSİAD, BUİKAD ve Yeşim Grup koordinatörlüğünde ve KalDer’in desteğiyle faaliyetlerini sürdüren Kadının Güçlenmesi Bursa Platformu, üye ziyaretleri kapsamında bu ay Oyak Renault’da bir araya geldi. Fabrika turuyla başlayan ziyarette, iş dünyasında kadın temsiliyetini güçlendirmeye yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği girişimleri ve iyi uygulamalar üzerine değerlendirmeler yapıldı. Üretim hattı ziyaretiyle başlayan etkinlik, endüstriyel hayatta kadın temsiliyetini artırmaya yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği uygulamaları ve iyi örneklerin paylaşımlarıyla devam etti. Programın açılışında konuşan Oyak Renault Tedarik Zinciri Direktörü ve Women Renault Group Türkiye Başkanı Sibel Bayat, şirketin çeşitlilik ve kapsayıcılık odaklı politikalarının, kadınların iş hayatında güçlendirilmesine yönelik yürüttükleri çalışmaların kurumsal kültürlerinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Bayat, "Bu konuda sadece şirketimizde değil, ekosistemimizde de etkin rol alıyoruz" dedi. Ardından söz alan İnsan Kaynakları Direktörü Tolga Görgülü, etkinlik kapsamında şirketin çeşitlilik, kapsayıcılık ve sıfır ayrımcılık ilkelerini temel alan politikaları ile cinsiyet, yaş, kültürel farklılıklar ve engellilik alanındaki uygulamaları paylaşmaktan duydukları memnuniyeti ifade etti. Kadının Güçlenmesi Bursa Platformu, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlenmesi konusunda Bursa’yı öncü bir şehir haline getirmek amacıyla 2016 yılında BUSİAD, BUİKAD ve Yeşim Grup koordinatörlüğünde, KalDer’in desteğiyle kuruldu. UN Global Compact Türkiye’ye bağlı olarak faaliyet gösteren platform, farklı sektörlerden 45 WEPs (Kadının Güçlenmesi İlkeleri) imzacısı firma ile iş birlikleri geliştiriyor. Platform, firmalar arası öğrenme süreçlerini desteklemek, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık oluşturmak ve ev içi şiddete karşı ortak politikalar geliştirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor.
BTSO’da eğitim sektörünün geleceği konuşuldu
09 Aralık 2025 Salı - 11:13 BTSO’da eğitim sektörünün geleceği konuşuldu Eğitim sektörü istişare toplantısına katılan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, eğitim sektöründe geleceği şekillendirecek yeni iş modellerine ihtiyaç olduğunu söyledi. Başkan Burkay, "Bilgi aktarmak kadar bilgiyi üretebilmek de çok kıymetli. Eğitimde yeni iş modelleri oluşturmak, özellikle gelecek 50 yılda bizim rekabetçiliğimizi güçlendirecek alanlarda yetkinliklerimizi geliştirecek yollar açmamız gerekiyor." dedi. Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) 59. Meslek Komitesi Genişletilmiş Sektörel Analiz Toplantısı BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Eğitim Konseyi Başkanı Gıyasettin Bingöl, Meclis Üyesi Orhan Adanur, Komite Başkanı Hasan Temelli, Komite Üyesi İsmail Güler ile özel okullar, kurslar ve anaokulları sektörü temsilcileri katıldı. Sektörel talepler ve beklentilerin değerlendirildiği toplantıda ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bursa Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanı Gökhan Kuzu ve Bakanlık Baş İş Müfettişi Volkan Avcı eğitim sektöründe teftiş süreçlerine ilişkin sektör temsilcilerinin sorularını yanıtladı. Kalkınmayı gelişmişliğe taşıyacak olan unsur eğitimdir BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, eğitimin toplumların gelişmesinde en önemli başlıklardan biri olduğunu belirtti. Burkay, "Bir toplumun kültür-sanattan sanayiye kadar her alanda gelişebilmesi için dünya ile rekabet edebilecek bir eğitim sistemine ihtiyaç var." dedi. Toplumların en önemli dönüştürücü gücünün eğitim olduğunu ifade eden İbrahim Burkay, 59. Meslek Komitesi’nin bu alanda değerli çalışmalar yaptığını söyledi. Eğitim sektöründe geleceği şekillendirmek için yeni iş modellerine ihtiyaç olduğunu ifade eden Burkay, "Mevcut durumda eğitim sektöründe bina, servis, yeme-içme gibi eğitim dışı gider kalemleri yüzde 50’ye yaklaştı. Yapay zekâ ile öğretmen kavramı da değişiyor. Burada eğitime farklı bir perspektiften yaklaşmak gerekiyor. Nüfus olarak yaşlanıyoruz ancak eğitim süreçlerinde dünyayı iyi okumamız gerekiyor." dedi. Bilgiyi aktarmak kadar üretmek de çok kıymetli Doğal kaynakları ve insan kaynağı zengin ülkelerin gelecek 50 yılda önemli bir konumda olacağını ifade eden İbrahim Burkay, "Fütüristlerin tamamı G-7 ülkelerinin değişeceğini öngörüyor. Şu anda Çin 1,5 milyar nüfusa sahip. Bundan 10 yıl önce tek çocuk kısıtlaması kaldırılan ülke dünya ticaretini manipüle ediyor. Çin üretimle dünyayı ele geçiriyor. Burada en büyük dayanağı nüfusu. Çin’in geçen yıl dış ticaret fazlası 1 trilyon dolara ulaştı. Bu dünya ticaretinin yüzde 5’ine tekabül ediyor. Yani nüfus bu işin olmazsa olmazı. Sizler toplumu dönüştüren insanlarsınız. Gelecekle ilgili hayalleri besleyen sizlersiniz. Bu anlamda eğitimde atılması gereken çok adım var. Bilgi aktarmak kadar bilgiyi üretebilmek de çok kıymetli. Yeni iş modelleri oluşturmak, özellikle gelecek 50 yılda bizim rekabetçiliğimizi güçlendirecek alanlarda yetkinliklerimizi geliştirecek yollar açmamız gerekiyor." diye konuştu. "2026 güven tazeleme yılı olacak" BTSO Eğitim Konseyi Başkanı Gıyasettin Bingöl ise Bursa’nın sanayi, kültür, ticaret ve turizmin yanında önemli bir eğitim şehri olduğunu söyledi. Kentteki özel öğretim kurumlarında 75 bin öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Bingöl, Bursa’nın bu alanda lider konumda bulunduğunu ifade etti. Gelecek yıl özel eğitimde "güven tazeleme yılı" olarak hedeflediklerini kaydeden Bingöl, 2026 Nisan ayında Uludağ’da kapsamlı bir eğitim zirvesi düzenlemeyi planladıklarını ve bu etkinliği geleneksel hale getirmek istediklerini açıkladı. Bingöl, BTSO’da 8 yıldır İbrahim Burkay ile çalıştıklarını, Başkan Burkay’ın eğitim sektörüne her zaman büyük önem verdiğini belirterek, "Uludağ’daki Bursa Business School projesi başlı başına sektörümüz için çok büyük bir hizmet. Sayın Başkan her zaman eğitim sektörünü destekledi ve ön plana koydu. Hiçbir talebimizi geri çevirmedi. Özellikle pandemi dönemi ve devamında özel öğretimle ilgili meselelerin yüzde 90’ını BTSO’da çözdük. Servis meselesini burada görüştük, fiyatlar burada belirlendi. Sayın Başkan da tüm bu süreçlere destek verdi. TOBB’da devamlı olarak taleplerimizi gündeme getirdi. Kısa çalışma ödeneği başta olmak üzere birçok konuyu bu çatı altında çözdük. Komitemiz de çok seçkin insanlardan oluşuyor. Güzel bir çalışma ortamımız var. BTSO’da, Uludağ’da, Kent Ormanı’nda çok toplantılar yaptık ama gerçekten bu işin lideri Sayın Başkandır. Kendisinin çok emeği var. Sektörümüze destekleri için teşekkür ediyoruz." dedi. Özel öğretimde talep azaldı arz çoğaldı Toplantıda konuşan Komite Üyesi İsmail Güler, Bursa’daki özel öğretim kurumları ve öğrenci sayılarına ilişkin istatistikleri paylaştı. 2022-2023 döneminde 373 bin olan anaokulu öğrenci sayısının 2025-2026 yılında 218 bine gerilediğini paylaşan Güler, buna rağmen okul sayısının 4253’ten 4282’ye yükseldiğini belirtti. 2022-2023 döneminde 102 bin olan ilkokul birinci sınıf öğrenci sayısının bu yıl 75 bine gerilediğini söyleyen Güler, "Okul sayısı artıyor ancak kaydedilen öğrenci sayısı azalıyor. Son yıllara kadar talep fazla arz azdı. Ancak şimdi talep azaldı arz çoğaldı. Bu yüzden kurumların ayakta kalabilmesi için daha katma değerli bir eğitim vizyonuna ihtiyaç var." dedi.
‘Türk Sanayisinin Enerji Verimliliği Raporu’ yayımlandı
09 Aralık 2025 Salı - 11:11 ‘Türk Sanayisinin Enerji Verimliliği Raporu’ yayımlandı Enerji hizmet şirketi ESCON Enerji, ‘Türk Sanayisinin Enerji Verimliliği Raporu’nun üçüncüsünü yayımladı. Küresel çapta hızla yükselen enerji talebi, iklim değişikliğiyle mücadele ve uluslararası rekabet, enerji verimliliğini bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp, günümüzün en stratejik alanlarından birine dönüştürdü. Bu kritik süreçte Türkiye de kapsamlı ve iddialı bir yol haritası çizdi. Buna göre 2024-2030 Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı (UEVEP) kapsamında sadece enerji verimliliği ile birincil enerji arzının yüzde 15 düşürülmesi, bunun neticesinde de 100 milyon ton emisyon azaltımı hedefleniyor. Bu hedefler doğrultusunda Türkiye’de tüketilen toplam enerjinin üçte birini kullanan sanayide enerji verimliliğinin artırılması büyük önem taşıyor. Enerji hizmet şirketi ESCON Enerji, bu alandaki potansiyeli ortaya koymak ve enerji verimliliğinin benimsenmesine katkı sağlamak amacıyla ilkini 2021, ikincisini ise 2023’te çıkardığı ‘Türk Sanayisinin Enerji Verimliliği Raporu’nun üçüncüsünü yayımladı. Rapor kapsamında 54 şehirde faaliyet gösteren 469 fabrika ile 31 ticari bina olmak üzere toplam 500 tesiste enerji etütleri gerçekleştirildi. Bu tesislerin 203’ü İSO 500, 83’ü ise İSO İkinci 500’ün 2024 listesinde yer aldı. Analiz edilen tesislerin faaliyet gösterdikleri 11 sektör ise ‘Ambalaj-Plastik’, ‘Beyaz Eşya’, ‘Gıda’, ‘İlaç’ ‘Kağıt’, ‘Kimya-Petrokimya’, ‘Metal’, ‘Metal Dışı Mineraller (Çimento Cam ve Seramik)’, ‘Otomotiv’, ‘Tekstil’ ve ‘Ticari Bina’ olarak sıralandı. Rapora göre 469 fabrika ve 31 ticari binanın toplam enerji tüketimleri yıllık 7,47 milyon TEP. Bu miktarda enerji tüketimi yapan bu fabrika ve ticari binaların enerji tasarruf potansiyeli ortalaması ise yüzde 27,8. Sanayi tesislerinde enerji verimliliği sağlamak için yapılan yatırımlar, her bir birim enerji (TEP) tasarrufu için ortalama 1.943 dolar gerektiriyor. Emisyon azaltımı için ortalama yatırım maliyeti ton başına 569 dolar, projelerin geri ödeme süresi ise 3,11 yıl olarak hesaplandı. Bu tesislerde enerji verimliliği projelerinin hayata geçirilmesiyle sağlanabilecek emisyon azaltım miktarı da 1,32 milyon ton karbondioksit olarak belirlendi. "Ekonomik durum yatırımların hızını kesti" 2023 yılında yayımladıkları ikinci ‘Türk Sanayisinin Enerji Verimliliği Raporu’nda enerji verimliliği potansiyelini yüzde 29 olarak ölçtüklerini hatırlatan ESCON Enerji CEO’su Onur Ünlü, "Aradan geçen iki yılda yüzde 1,2’lik bir iyileşmeyle bu oranın yüzde 27,8 seviyesine ulaştığını tespit ettik. Her ne kadar bir iyileşme söz konusu olsa da bu oranın yeterli olmadığı aşikar. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamındaki hedefe ulaşmak için de enerji verimliliği alanındaki yatırımların daha da hız kazanması gerekiyor. Açıkçası Türk sanayisi bu konuda oldukça istekli. Enerji verimliliği yatırımlarıyla hem çevresel etkilerini azaltmayı hem de küresel ticaretteki konumlarını güçlendirmeyi hedefliyorlar. Ancak ne var ki son iki yılda finansmana erişimde yaşanan güçlükler, yüksek faizler ve kapasite kullanım oranlarındaki düşüş her alanda olduğu gibi enerji verimliliği yatırımlarının da hızını kesti. Dolayısıyla bu tablo, sanayinin enerjiyi verimli kullanma iradesi zayıfladığı için değil, büyük ölçüde içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar nedeniyle ortaya çıktı" dedi. "Tabloyu tersine çevirebiliriz" Enerji verimliliği yatırımlarındaki bu yavaşlamanın 2026 yılı itibarıyla değişmeye başlayacağını öngördüklerini ifade eden Ünlü şöyle devam etti: "Devletin verimlilik artırıcı projeler için sağladığı hibe ve desteklerin artması, finans kuruluşlarının bu alana yönelik ilgisi ve yeni teknolojilerin sanayiye daha hızlı adapte edilmesi sayesinde yatırımlar yeniden ivme kazanacak. Bu da 2030 hedefi için büyük önem taşıyor. Kaldı ki, sanayimizdeki yüzde 27,8’lik verimlilik potansiyeli, hedeflenen yüzde 15’in oldukça üzerinde. Dolayısıyla bu tabloyu tersine çevirme, hedeflenenin de üzerinde bir iyileşme ile sanayimizin rekabet gücünü artırma, ithal enerji oranımızı düşürerek dış ticaret açığının azaltılmasına katkı sağlama ve karbon ayak izimizi düşürme fırsatımız var."
Muğla’da 2025’te 13 Bin 698 kadın işe yerleştirildi
09 Aralık 2025 Salı - 10:49 Muğla’da 2025’te 13 Bin 698 kadın işe yerleştirildi Muğla’da kadın istihdamı son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. İŞKUR Muğla İl Müdürlüğü, 2025 yılının ilk 11 ayında yürüttüğü çalışmalarla 13 bin 698 kadını iş hayatına kazandırarak büyük bir başarıya imza attı. Ocak-Kasım döneminde toplam 38 bin 718 kişi İŞKUR aracılığıyla işe yerleşti. Kadın istihdamındaki güçlü yükseliş dikkat çekiyor. İŞKUR verilerine göre, Muğla’da kadınların işe yerleştirilme oranı son beş yılda yüzde 78 artış gösterdi. 2021 Kasım ayında 7 bin 708 olan sayı, 2025 yılında 13 bin 698’e yükselerek neredeyse iki katına çıktı. İŞKUR Muğla İl Müdürü Zahide Altınok, kadınların işgücüne katılımını artırmak için yürütülen çalışmaların sonuç verdiğini belirterek şunları söyledi: "2021 sonunda 7 bin 708 olan kadın istihdamı, bu yıl yüzde 78’lik bir artışla 13 bin 698’e ulaştı. Kadınların mesleki beceri kazanması ve iş süreçlerine uyum sağlaması için tüm programlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" Altınok, kadınların istihdama katılımını destekleyen programların detaylarını da paylaştı. Buna göre: 415 kadın İşbaşı Eğitim Programları (İEP) ile, 39 kadın Kadın İstihdamı İçin Pozitif Ayrımcılık Projesi ile işe yerleştirildi. 2025 yılı boyunca 1841 kadın Toplum Yararına Program (TYP), 1094 kadın ise İşgücü Uyum Programı (İUP) kapsamında iş hayatına dahil edildi. İŞKUR, Muğla’da kadınların işgücüne erişimini güçlendirmek için yıl boyunca destek programlarını ve saha çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Niğde Belediyesi kendi betonunu ve taşını üretecek
09 Aralık 2025 Salı - 10:31 Niğde Belediyesi kendi betonunu ve taşını üretecek Niğde Belediyesi’nce 120 milyon liranın üzerindeki yatırımla hayata geçirilen beton, parke ve kaldırım taşı üretim tesisi hizmete girdi. Niğde Belediyesi; tesis sayesinde sadece parke ve kaldırım taşı değil, şehir inşasında kullanılan hazır betonu da kendi bünyesinde üreterek dışa bağımlılığı tamamen bitirmeyi hedefliyor. Yatırımla birlikte Niğde Belediyesi, çalışmalarında dış tedarik süreçlerine olan bağımlılığını sonlandırarak üretimde tam kontrole sahip olacak. Satın alma süreçlerinden kaynaklanan zaman kayıplarını ortadan kaldıracak olan tesis, Niğde Belediyesi’nin piyasa şartlarından etkilenmeden, düşük maliyetle ve kendi belirlediği kalite standartlarında üretim yapmasını sağlayacak. Tesisle ilgili açıklama yapan Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, "Niğde’ye büyük bir yatırımı daha kazandırdık. Niğde Belediyemiz adına bundan sonra hazır betonumuzu, kilitli parkemizi, bordürlerimizi ve kaldırım taşlarımızı artık kendimiz üreteceğiz. Bugünkü bedelle yaklaşık 120 milyon liranın üzerinde bir yatırımı şehrimize kazandırmış olduk. Her zaman dediğimiz gibi Niğde Belediyesi bütün ihtiyaçlarını karşılayacak konuma doğru geliyor. Bu tesisten sonra neredeyse bütün ihtiyaçlarımızın tamamını karşılamış olacağız. Tesis 24 saat çalıştığı zaman günde 4000 metrekarelik taş üretebilecek. Bunlar tabii ki yüzlerce çeşit taş olacak. Kaldırımlarda, yollarda kullandığımız betonumuzu da kendimiz üreteceğiz. Hedefimiz bölgeye de hizmet etmek" diye konuştu.
Niğde Belediyesi kendi betonunu ve taşını üretecek
09 Aralık 2025 Salı - 10:29 Niğde Belediyesi kendi betonunu ve taşını üretecek Niğde Belediyesi; 120 milyon liranın üzerindeki yatırımla hayata geçirdiği beton, parke ve kaldırım taşı üretim tesisi hizmete girdi. Niğde Belediyesi; tesis sayesinde sadece parke ve kaldırım taşı değil, şehir inşasında kullanılan hazır betonu da kendi bünyesinde üreterek dışa bağımlılığı tamamen bitirmeyi hedefliyor. Yatırımla birlikte Niğde Belediyesi, çalışmalarında dış tedarik süreçlerine olan bağımlılığını sonlandırarak üretimde tam kontrole sahip olacak. Satın alma süreçlerinden kaynaklanan zaman kayıplarını ortadan kaldıracak olan tesis, Niğde Belediyesi’nin piyasa şartlarından etkilenmeden, düşük maliyetle ve kendi belirlediği kalite standartlarında üretim yapmasını sağlayacak. Tesisle ilgili açıklama yapan Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir; "Niğde’ye büyük bir yatırımı daha kazandırdık. Niğde Belediyemiz adına bundan sonra hazır betonumuzu, kilitli parkemizi, bordürlerimizi ve kaldırım taşlarımızı artık kendimiz üreteceğiz. Bugünkü bedelle yaklaşık 120 milyon liranın üzerinde bir yatırımı şehrimize kazandırmış olduk. Her zaman dediğimiz gibi Niğde Belediyesi bütün ihtiyaçlarını karşılayacak konuma doğru geliyor. Bu tesisten sonra neredeyse bütün ihtiyaçlarımızın tamamını karşılamış olacağız. Tesis 24 saat çalıştığı zaman günde 4000 metrekarelik taş üretebilecek. Bunlar tabii ki yüzlerce çeşit taş olacak. Kaldırımlarda, yollarda kullandığımız betonumuzu da kendimiz üreteceğiz. Hedefimiz bölgeye de hizzmet etmek" diye konuştu. (ST-TB-
Türkiye’de 2024 yılında toplam taşıt-kilometre 382 milyar 870 milyon olarak hesaplandı
09 Aralık 2025 Salı - 10:18 Türkiye’de 2024 yılında toplam taşıt-kilometre 382 milyar 870 milyon olarak hesaplandı Türkiye’de 2024 yılında trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtları tarafından 382 milyar 870 milyon kilometre yol katedildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Taşıt-kilometre İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, Türkiye’de 2024 yılında trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtları tarafından 382 milyar 870 milyon kilometre yol katedildi. Toplam taşıt-kilometrenin yüzde 57,0’ı otomobiller, yüzde 19,2’si kamyonetler, yüzde 8,7’si motosikletler, yüzde 5,7’si çekiciler, yüzde 3,8’i kamyonlar, yüzde 3,3’ü minibüsler, yüzde 1,9’u otobüsler ve yüzde 0,5’i özel amaçlı taşıtlar tarafından yapıldı. Toplam taşıt sayısı bir önceki yıla göre yüzde 9,3 artarken toplam taşıt-kilometre yüzde 10,0 arttı Türkiye’de 2024 yılında trafiğe kayıtlı toplam motorlu kara taşıtları sayısı bir önceki yıla göre yüzde 9,3 artarken toplam taşıt-kilometre yüzde 10,0 artış gösterdi. Taşıt sayısı; motosikletlerde yüzde 23,3, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 9,3, otomobillerde yüzde 6,6, çekicilerde yüzde 6,3, kamyonetlerde yüzde 4,8, minibüslerde yüzde 4,0, kamyonlarda yüzde 3,2, otobüslerde yüzde 1,3 artış gösterirken, taşıt-kilometre motosikletlerde yüzde 59,9, otomobillerde yüzde 9,1, kamyonetlerde yüzde 5,2, çekicilerde yüzde 4,4, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 2,7, minibüslerde yüzde 1,8 artıp kamyonlarda yüzde 5,1, otobüslerde ise yüzde 0,6 azaldı. Otomobiller yılda ortalama 13 bin 859 kilometre yaptı Taşıtların bir yılda yaptıkları ortalama kilometreler incelendiğinde; 2024 yılında sırasıyla çekicilerin 66 bin 893, otobüslerin 35 bin 150, minibüslerin 24 bin 917, kamyonların 21 bin 887, özel amaçlı taşıtların 18 bin, kamyonetlerin 15 bin 965, otomobillerin 13 bin 859 ve motosikletlerin 5 bin 896 kilometre yaptığı hesaplandı. Otomobiller tarafından katedilen mesafenin yüzde 39,4’ünü dizel yakıtlılar yaptı Otomobiller tarafından 2024 yılında katedilen mesafe taşıtların yakıt türlerine göre incelendiğinde; toplam taşıt-kilometrenin yüzde 39,4’ü dizel, yüzde 28,5’i LPG’li, yüzde 27,9’u benzinli, yüzde 3,1’i hibrit ve yüzde 1,0’ı elektrikli otomobiller tarafından yapıldı. En fazla mesafe 5-9 yaş grubu taşıtlar tarafından katedildi Türkiye’de 2024 yılında katedilen toplam mesafe taşıtların yaş gruplarına göre incelendiğinde; en fazla yol yüzde 20,5’lik oranla taşıt filosunun yüzde 16,8’ini oluşturan 5-9 yaş grubu taşıtlar tarafından yapılırken, bunu sırasıyla yüzde 19,2 ile 10-14 yaş, yüzde 15,6 ile 2-4 yaş, yüzde 15,0 ile 0-1 yaş, yüzde 11,9 ile 15-19 yaş, yüzde 11,7 ile 25 yaş ve üzeri ve yüzde 6,3 ile 20-24 yaş grubu taşıtlar takip etti. Bu oran otomobillerde 5-9 yaş otomobiller için yüzde 22,5, 10-14 yaş için yüzde 18,8, 2-4 yaş için yüzde 15,5, 25 yaş ve üzeri için yüzde 14,2, 0-1 yaş için yüzde 12,4, 15-19 yaş için yüzde 9,8 ve 20-24 yaş için ise yüzde 6,8 oldu.