EKONOMİ
26 Nisan 2026 Pazar - 14:06 Demirci 2. El Oto Pazarı kapılarını açtı Manisa’nın Demirci ilçesinde belediye tarafından hayata geçirilen 2. El Oto Pazarı, ilk gününde yoğun katılımla kapılarını açtı. Çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşlar ve galerici esnafının akın ettiği pazar, bölgenin yeni ticaret merkezi olma yolunda önemli bir adım attı. Demirci Belediyesi’nin ilçeye ekonomik hareketlilik kazandırmak amacıyla hayata geçirdiği proje kapsamında, açık pazaryeri alanı 2. El Oto Pazarı olarak hizmete sunuldu. Vatandaşların araç alım-satım işlemlerini daha düzenli ve profesyonel bir ortamda gerçekleştirmesini amaçlayan pazarda, ilk gün adeta izdiham yaşandı. Komşu il ve ilçeler Demirci’de buluştu İlçede bir ilk olma özelliği taşıyan pazara yalnızca Demirci’den değil; Selendi, Gördes, Köprübaşı gibi Manisa ilçelerinin yanı sıra Balıkesir’in Sındırgı ve Kütahya’nın Simav ilçelerinden de çok sayıda vatandaş katıldı. Geniş bir coğrafyaya hitap eden pazar, bölgedeki ikinci el araç ticaretinin yeni merkezi olarak öne çıktı. Demirci Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, pazarda standardizasyonu sağlamak amacıyla araç sahiplerine üzerinde marka, model, kilometre, takas ve vade seçeneklerinin yer aldığı bilgi kartları dağıttı. Araçların camlarına asılan bu kartlar sayesinde alıcılar için daha şeffaf bir alışveriş ortamı oluşturuldu. Demirci İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri de pazar alanında devriye gezerek güvenliği sağladı. Vatandaşlara dolandırıcılık olaylarına karşı uyarılarda bulunan ekipler, bilgilendirici broşürler dağıttı. "İlçemize ekonomik dinamizm kazandıracağız" Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, AK Parti İlçe Başkanı Nurullah Akgün ve MHP İlçe Başkanı Ümit Kanyılmaz ile birlikte pazar alanını ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Vatandaşlarla sohbet eden Başkan Kara, satıcı ve alıcıların taleplerini dinledi. Başkan Kara yaptığı açıklamada, "İlçemizde önemli bir eksikliği daha gidererek 2. El Oto Pazarı’nı hizmete açtık. Amacımız vatandaşlarımızın güvenli ve düzenli bir ortamda ticaret yapmasını sağlamak. Katılımın bu denli yoğun olması bizleri memnun etti. Tüm esnafımıza hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum" dedi. Demirci Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı İrfan Aksu ise pazarın ilçe ekonomisine katkı sağlayacağını belirterek, "Bu organizasyon ilçemizde ticari hareketliliği artıracak önemli bir adım oldu" diye konuştu. Gördes’ten gelen vatandaşlardan Cengiz Çakmak da pazarın konum avantajına dikkat çekerek, "Birçok ilçenin ortasında yer alıyor. Her hafta kurulması bölge ekonomisine ciddi katkı sağlar" ifadelerini kullandı. İlk gününde çok sayıda araç satışının ve takas işleminin gerçekleştirildiği Demirci 2. El Oto Pazarı’nın, önümüzdeki süreçte her hafta pazar günleri düzenli olarak kurulması ve bölgedeki ticari sirkülasyonu artırılmasının hedeflendiği öğrenildi.
26 Nisan 2026 Pazar - 13:51 Anzerli Başkan’dan ’sahte Anzer balı’ sitemi Rize’nin dünyaca ünlü Anzer balının, sahte ürünlerin artışı ve üretici kooperatiflerin birlik sağlayamaması nedeniyle hem güven hem de marka değerini hızla kaybettiğine dikkat çekildi. Her yıl bu zamanlarda sezon hazırlıklarına başlanan ve yaz sonunda satışa çıkan dünyaca ünlü Anzer balı sahteleri nedeniyle güven kaybetmeye başladı. Artık ülkenin hemen her bölgesinde ’Anzer balı’ ibaresiyle birçok balın piyasaya sürüldüğünden şikayet eden Anzer balı kooperatifleri, insan sağlığının tehlikeye atıldığını ifade ediyor. Anzer Çiçekli Köy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı İsak Yılmaz, Anzer Balı üreticilerinin kooperatiflerinin bir araya gelemediği için piyasada çok sayıda balın Anzer balı gibi satılmasına neden olduğunu dile getirerek sitem etti. Bu durumun Anzer balı markasına zarar verdiğini öne süren Yılmaz "Dünya markası, çöp markası oldu" dedi. Anzer balı üreticilerini bağlı olduğu 12 kooperatif olduğunu ancak bu kooperatiflerin ballarının marka değerini korumak için bir araya gelemediğini dile getiren Yılmaz "Anzer’de 12 tane kooperatif var, yakında 112 tane olurlar. 12 kooperatif bir araya gelemiyoruz. Neden bir araya gelemiyoruz? Sıkıntı ne? Gelelim bir araya bu işleri hep beraber çözelim. Şu an yanımda iki muhtar da yok. Neredesiniz? Gelin yanımıza, beraber mücadele verelim. Hukuki süreçte bir araya toplanamadık. 12 kooperatif olarak da bir araya gelemedik dedi. "Bir insan biraz düşünecek ya; bu kadar Anzer balı bu Türkiye’de olur mu?" Anzer Yaylası’nda üretilen 18 ton balın analizden geçtiğini ancak piyasada 200 tona yakın Anzer balı diye bal satıldığını sözlerine ekleyen Yılmaz, "Anzer’den 12 kooperatiften 18 tona yakın Anzer balı analizden geçti. Türkiye’de toplam Anzer balı 200 tona yakın vardır. Her mağazada 81 ilde Anzer balı var, her ilçede Anzer balı var; o yetmemiş gibi Kuzey Irak’a sıçradı. Bir insan biraz düşünecek ya; bu kadar Anzer balı bu Türkiye’de olur mu? Bu neyin nesi? Türkiye’de bu kadar reçel yok ya biraz mantıklı olacak, insan hesap kitap yapacak. Kooperatiflerde de bal bitmiyor. Ne yapıyor bunlar? Dünya markası çöp markası oldu işte buyur" ifadelerini kullandı. "Anzer balının marka değerine sahip çıkılsın" Anzer balının marka değerine sahip çıkılması gerektiğini ve Türk Patent Enstitüsü’nün Anzer balını çağrıştıracak hiçbir ibareye izin vermemesi gerektiğini ifade eden Yılmaz sözlerini devamında, "Biz ne yaptık? Güzel bir dilekçe hazırladık. Bu dilekçelerimizde ’Anzer balı’nı çağrıştıracak hiçbir kişi ya da kuruma patent vermemesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.’ Dilekçelerimizi güzel bir şekilde hazırladık. Muhtarlara diyorum ki; ya beraber çıkalım bakanımızın yanına bu Anzer ibaresini bir koruma altına alalım. Bunu da kabul etmediler. Bir araya gelelim yeter! Rize’mizin markası. Sahte coğrafi işaret var, Anzer ibaresi var. 260 tane Anzer ibaresi var; bu 260 tane Anzer ibareli balın içerisindeki 150 tanesi Anzer’in içindeki aracıların, 100 tanesi de dışarıdaki Malatyalının, Urfalının başka bölgelerin" şeklinde konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24 KTO Başkanı Selçuk Öztürk: "Sorunların takipçisiyiz" KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi İstişare Toplantısı’nda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, toplantıda dile getirilen sorunların ve taleplerin ilgili kurum ve kuruluşlara iletilerek, çözüm süreçlerinin takipçisi olacaklarını söyledi. Konya Ticaret Odası (KTO) Meslek Komiteleri ile istişare toplantılarını sürdürüyor. Bu kapsamda son olarak KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi İstişare Toplantısı KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, KTO üyelerinin sorunları ve talepleriyle ilgili istişarelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, üyelerle bir araya gelerek sektörel sorunları masaya yatırdıklarını söyledi. Toplantıların oldukça verimli geçtiğini dile getiren Başkan Öztürk, "Konya Ticaret Odamızın bünyesinde bulunan 70 Meslek Komitesi bu anlamda üyelerimizin ve sektörlerimizin sorunlarına dönük çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar ışığında komitelerimiz tarafından bizlere iletilen sektörel sorunlar konusunda bizler de üzerimize düşeni yapma gayretiyle çalışıyoruz" dedi. "Konya, ülkemizin ekonomisine güçlü bir katkı sunuyor" Başkan Öztürk, güncel ekonomideki gelişmeler üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Dünya ekonomisinin, belirsizliklerin ve risklerin arttığı bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Başkan Öztürk, "Küresel ölçekte yaşanan savaşlar, jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki kırılmalar; enerji maliyetlerinden lojistik süreçlere kadar birçok alanda ciddi etkiler oluşturmaktadır. Tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve maliyet artışları, tüm sektörler gibi hizmet sektörlerini de doğrudan etkilemektedir. Ancak Türkiye ekonomisi, üretim gücü, girişimci yapısı ve dinamik iç pazarı ile bu zorlu süreçte direnç göstermeye devam etmektedir. Ülkemizin ihracat odaklı büyüme stratejisi, yeni pazarlara açılma kabiliyeti ve sanayi altyapısı, küresel dalgalanmalara karşı önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu noktada Konya’mız, sahip olduğu üretim kültürü, sanayi altyapısı ve ticaret tecrübesi ile Türkiye ekonomisine güçlü katkı sunan şehirlerin başında gelmektedir. Sanayiden tarıma, ticaretten hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Konya iş dünyası, her türlü zorluğa rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracatını artırmaya devam etmektedir. İdari destek hizmetleri sektörü de bu yapının önemli bir parçasıdır. İş dünyasının arka plandaki en önemli destek mekanizmalarından biri olan bu sektör; temizlikten güvenliğe, organizasyondan ofis destek hizmetlerine kadar birçok alanda ekonominin sürdürülebilirliğine katkı sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "Dile getirilen sorunların takipçisi olacağız" Toplantıda dile getirilen her görüş ve öneriyi titizlikle takip edeceklerini vurgulayan Başkan Öztürk, "Bugün burada dile getireceğiniz her görüş, her öneri bizim için son derece değerlidir. Bu toplantıdan çıkacak sonuçları ilgili kurum ve kuruluşlara iletecek, çözüm süreçlerinin takipçisi olacağız. Konya Ticaret Odası olarak bizler; sizlerin sesi olmaya, haklı taleplerinizi en güçlü şekilde ifade etmeye ve sektörlerimizin gelişimi için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı İsmail Yıldız ise meslek komitesi olarak sektör temsilcilerinin sorunlarına dönük çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. Yıldız, gerçekleştirilen toplantının sektörün sorunları ve çözüm önerileri adına oldukça kıymetli olduğuna değinerek KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk ve Yönetim Kuruluna teşekkür etti. Konuşmaların ardından KTO üyelerine söz verilerek sektörel sorunlar ve talepler konusunda istişarelerde bulunuldu.
Sağlık hizmetlerinde toplam 110 milyar lira tutarında iyileştirme
10 Aralık 2025 Çarşamba - 00:52 Sağlık hizmetlerinde toplam 110 milyar lira tutarında iyileştirme Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sağlık hizmetlerinde toplam 110 milyar lira tutarında iyileştirme yapıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, genel sağlık sigortalıların aldıkları tedaviler karşılığında hastanelere ödenen bedellerde artışa gidildiği duyuruldu. Paylaşımda şu ifadelere yer verildi; "Tedavilere ilişkin karşılanan bedellerde yüzde 10 ila yüzde 55 oranında artış sağladık. Yatarak tedavilerde kullanılan tıbbi malzemelerin bedellerinde yüzde 10 ila yüzde 85 oranında artış gerçekleştirdik. Bu düzenlemelerle, bedeli karşılanan sağlık hizmetlerinde toplam 110 milyar lira tutarında iyileştirme sağladık. Herkes için daha erişilebilir sağlık hizmeti sunmak için durmaksızın çalışıyoruz. "SUT sayesinde önemli bir iyileştirmeyi tamamlamış olduk" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’e teşekkür ederek şu ifadelere yer verdi: "Vatandaşlarımızı dünya standartlarında daha etkin ve kapsamlı hizmetler ile buluşturmak için yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) sayesinde önemli bir iyileştirmeyi tamamlamış olduk. Hayata geçirdiğimiz bu önemli adım için Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum."
Konya Yeni Motorlu Sanayi Sitesinde kura çekiliş tarihi belli oldu
09 Aralık 2025 Salı - 20:01 Konya Yeni Motorlu Sanayi Sitesinde kura çekiliş tarihi belli oldu Konya’da Yeni Motorlu Sanayi Sitesi projesinde hak sahiplerinin kura çekilişi 2026 yılının mart ayında yapılacak. Konya Tornacılar Kaynakçılar ve Oto Tamirciler Odası Başkanı Emin Baranok, Türkiye’de ilk kez "Sıfır Atık" konseptiyle hayata geçirilecek olan Konya Yeni Motorlu Sanayi Sitesinde hak sahiplerinin iş yerleriyle ilgili kura çekiminin 2026 yılının mart ayında gerçekleştirileceği duyurdu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Karabacak ve Tornacılar Kaynakçılar ve Oto Tamirciler Odası Başkanı Emin Baranok, bir dizi programa katılmak üzere için Konya’ya gelen Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum ve TOKİ Başkanı Mustafa Levent Sungur ile görüştü. Görüşmede hak sahiplerinin iş yerleriyle ilgili kura çekiminin 2026 yılının mart ayında gerçekleştirileceğini duyuran Tornacılar Kaynakçılar ve Oto Tamirciler Odası Başkanı Emin Baranok, "Yeni Motorlu Sanayi Sitesi, Konya esnafı için beklenen en büyük yatırımlardan biridir. Bugün gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, projenin kura çekiliş tarihinin kesinleştiğini memnuniyetle belirtmek isterim. Yeni sanayi sitesi için kura çekilişi 2026 yılının mart ayında yapılacaktır. Bu tarih, hem esnafımız hem de sektörümüz için yeni bir başlangıcın miladı olacaktır. Modern, çevre dostu ve sürdürülebilir bir sanayi sitesine kavuşmak hepimizin ortak hayaliydi. Bugün bu hayal için çok kritik bir adım atılmıştır" dedi Başkan Baranok açıklamasının sonunda, projeye verdikleri destek ve katkılar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a, TOKİ Başkanı Mustafa Levent Sungur’a, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a ve Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Karabacak’a teşekkür etti.
İpsala Sınır Kapısı’nda 7 gün sonra hareketlilik
09 Aralık 2025 Salı - 18:28 İpsala Sınır Kapısı’nda 7 gün sonra hareketlilik Yunanistan’da çiftçilerin 7 gündür sürdürdüğü protestolar nedeniyle uluslararası taşımacılığın olumsuz etkilendiği Edirne İpsala Sınır Kapısı ile karşı taraftaki Kipi Gümrük Kapısı hattında, geçişlerin kademeli olarak yeniden başladığı bildirildi. Bir haftadır traktörlerle otoyolları ve gümrük bağlantı yollarını kapatan çiftçiler, hükümetin tarım politikalarını protesto ederken, eylemler özellikle tır taşımacılığında ciddi bir birikmeye neden oldu. Edirne İpsala Sınır Kapısı ile karşı taraftaki Kipi Gümrük Kapısı hattında, akşam saatleri itibariyle geçişlerin kademeli olarak yeniden başladığı bildirildi. İpsala’daki tır parkında başlayan hareketliliğe rağmen uzun araç kuyruklarının sürdüğü gözlendi. Bekleyişin devam ettiği alanda bazı sürücülerin 5-6 gündür araçlarından ayrılamadıkları, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıkları ifade edildi. Türk tarafındaki gümrük yetkilileri, Yunan makamlarıyla yapılan temasların ardından geçişlerin saat 17.00 itibariyle kontrollü olarak yeniden açıldığını duyurdu. Tırlar tek şeritten kontrollü bir şekilde geçirilirken, yolcu araçlarında ise normal akışın yeniden sağlandığı belirtildi. Eylemler devam ediyor Yunanistan otoyolunda çiftçilerin traktörlerle eylemlerini sürdürdüğü, ancak geçiş koridoruna şu an için müdahalede bulunulmadığı öğrenildi. Yetkililer, sürücülerin güncel duyuruları takip etmeleri gerektiğini ifade etti.
Bursa kestanesinin geleceği konuşuldu
09 Aralık 2025 Salı - 17:56 Bursa kestanesinin geleceği konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesince düzenlenen Bursa Kestanesinin Geleceği Paneli’nde kestane üretimi, sorunları, hastalıkları ve yapılması gerekenler konuşuldu. Bursa Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi Yıldırım Salon’da düzenlenen Bursa Kestanesinin Geleceği Paneli’nde Bursa kestanesinin üretiminden pazarlanmasına tüm yönleri ele alındı, sorunları, fırsatları ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. Sektör temsilcilerinin ve bilim insanlarının katıldığı buluşmada üreticiler ve katılımcılara, dünyada, Türkiye ve Bursa’da kestane üretimi, zararlılar ve hastalıkla mücadele yöntemleri anlatıldı. Bursa Uludağ Ünicersitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevriye Mert, ilk kez ekonomik anlamda kestane yetiştiriicliğinin yapıldığı kentin Bursa olduğunu söyledi. Kestane denilince ilk akla kestane şekerinin geldiğini belirten Mert, bunun yanında börek pilav, çorba ve et yemekleri gibi birçok yemekte kestane kullanıldığını anlattı. Genellikle kestanenin orman alanlarındaki yabani ağaçların aşılanmasıyla bahçeler oluşturulduğunu dile getiren Mert, kapama bahçe sayısı ve aşılı fidan bahçesinin azlığına dikkati çekti. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesinden emekli öğretim üyesi Doç. Dr. Himmet Tezcan ise mürekkep hastalığı, kestane kanseri, gal arısı zararlısı hakkında bilgile r aktardı. Diğer kestane hastalıkları ve zararlıları hakkında da konuşan Tezcan, kanser olan dalların uzaklaştırılması konusunda katılımcılara bazı yöntemlerden bahsetti. Bursa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Bursa Teknik Üniversitesi Orman Fakültesinden de uzmanlar göüşlerini ve yapılması gerekenleri anlattı. Programa Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile üreticiler ve ziraat odalarının temsilcileri katıldı.
Paslanmaz çelik sektöründen "anti-damping" çağrısı
09 Aralık 2025 Salı - 17:03 Paslanmaz çelik sektöründen "anti-damping" çağrısı Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, paslanmaz çelik sektöründe Uzak Doğu kaynaklı düşük fiyatlı ürünlerin haksız rekabete yol açtığını belirterek, yerli üreticinin korunması ve dışa bağımlılığın azaltılması için anti-damping önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Yüzde 70’i Posco, yüzde 30’u Kibar Holding ortaklığıyla yönetilen, Türkiye’nin en büyük paslanmaz çelik üreticilerinden Posco Assan tarafından, İzmit’teki fabrikada basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısında, sektördeki ithalat baskısı ve çözüm önerileri ele alındı. Holding CEO’su Kayabaşı: "Bin 700’ü aşkın yerli tedarikçimiz var" Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, şirketin istihdam verilerine ilişkin, "Posco Assan olarak 500 kişinin üzerinde direkt istihdam yapıyoruz. Bin 700’ü aşkın yerli tedarikçimiz var. Çelik sektöründe bire 9-10 olan istihdam çarpanıyla binlerce kişiye dolaylı iş imkanı sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı, sıfır atık uygulamalarıyla çevreye duyarlı, iş sağlığı ve güvenliği kurallarında oldukça hassas, toplumsal cinsiyet eşitliğine inanan ve fayda sağlayan bir şirket olarak faaliyetlerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz" dedi. "Hedefimiz 1 milyon ton kapasiteye ulaşmak" Fabrikanın 350 milyon doları aşan yatırımla kurulduğunu bildiren Kayabaşı, "Mevcut yıllık üretim kapasitemiz 300 bin ton. Yatırımın ikinci ve üçüncü fazları tamamlandığında bu rakamı 1 milyon tona çıkararak, Türkiye’nin entegre paslanmaz çelik üreticisi olma hedefini koruyoruz" ifadelerini kullandı. "Demir çelik sektörü, uzun süredir haksız bir ithalat baskısıyla mücadele ediyor" Paslanmaz çeliğin savunma sanayisinden enerjiye, otomotivden gıdaya kadar birçok stratejik alanda kullanıldığına dikkati çeken Haluk Kayabaşı, bu ürünün yerli imkanlarla üretilmesinin ekonomik bağımsızlık ve ulusal güvenlik açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Paslanmaz çeliğin kullanılmadığı hiçbir alanın bulunmadığının altını çizen Kayabaşı, şunları kaydetti: "Altını çizerek söylemek isterim ki paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Ancak potansiyelin kullanılması konusunda birtakım teşviklere ve stratejik korumaya ihtiyacı var. Ülkemizin kalkınma hedefleri doğrultusunda bu stratejik üründe yerli üretimi güçlendirmek, ithalata bağımlılığı azaltmak ve katma değerli üretimi artırmanın bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu tartışmak benim açımdan gerçekten lüzumsuzdur. Demir çelik sektörü uzun süredir haksız bir ithalat baskısıyla mücadele ediyor ve ayakta kalmaya çalışıyor. Dünya paslanmaz çelik piyasalarında yaşanan arz fazlası, bazı ülkelerin iç talep yetersizliği nedeniyle ürünlerini dampingli fiyatlarla ihraç etmesine yol açıyor. Dampingli paslanmaz çelik ürünleri, Türkiye pazarını domine etmek için maliyetinin altında ülkemize ithal ediliyor." "Dampingli ithalat tüm değer zinciri için büyük tehdit oluşturuyor" Kayabaşı, yerli üreticinin ayakta kalmakta zorlandığını vurgulayarak, "Çin ve Endonezya olmak üzere bazı ülkelerden gelen dampingli ithalat, bilhassa Türkiye’deki yerli üreticilerin sürdürülebilirliği için oldukça büyük tehlike oluşturuyor. Piyasa fiyatlarının altında yapılan dampingli ithalat, sadece firmalarımızı değil, tüm değer zinciri için büyük tehdit oluşturuyor. Ayakta kalmakta zorlanan yerli üretici ne yazık ki, kuruluşundan bu yana zararına satış yapıyor" diye konuştu. "İç pazar ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayabilecek kapasitedeyiz" Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketiminin 450 bin ton civarında olduğunu aktaran Kayabaşı, "Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Posco Assan olarak, iç pazar ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayabilecek kapasitedeyiz. Diğer yerli üretici ile birlikte yüzde 90’ı rahat karşılayabiliriz tam kapasite çalıştığımızda. Yerli üretimi güçlendirmek hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı açısından oldukça önemlidir" şeklinde konuştu. "Onlar bizim aksimize anti-damping vergileri uyguluyor" Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, damping baskısının yerli üretici için adaletsiz bir rekabet ortamı oluşturduğuna dikkati çekerek, rakip ülkelerin Türkiye’nin aksine korumacı politikaları hayata geçirdiğini vurguladı. Bu konuda Endonezya’nın attığı adımların örnek alınması gerektiğini belirten Kayabaşı, şöyle konuştu: "Dampingli çelik ve paslanmaz çeliğin önemli üreticilerinden Endonezya Anti-Damping Komitesi, bir diğer üretici Çin’den yapılan sıcak haddelenmiş sac ithalatına yönelik 5 yıl süren soruşturmasını 2024 yılında tamamladı. Soruşturma sonucunda, Çin çeliğinin Endonezya’ya, Çin iç pazarına kıyasla yüzde 10 daha düşük fiyatla satıldığı ortaya konuldu. Bu tespit üzerine Komite, Çin menşeili ürünlere karşı anti-damping vergilerinin yüzde 50’ye kadar artırılmasına karar verdi." "Yerli üreticinin devletimizin uygulayacağı bu koruma kalkanına gerçekten çok ihtiyacı var" CEO Kayabaşı, gerekli kurumlara başvurularını yaptıklarını belirterek, "Bu ülkede üretim yapan tüm şirketlerin eşit şartlarda rekabet edebilmesini sağlayacak bir piyasa yapısının oluşturulması için talebimizi sürdüreceğiz, sürdürmeye devam edeceğiz. Yerli üreticinin devletimizin uygulayacağı bu koruma kalkanına gerçekten çok ihtiyacı var" ifadelerini kullandı. "AB’ye giremeyen standart dışı çeliğin adresi Türkiye olacak" Avrupa Birliği’nin 2026’da devreye alacağı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın oluşturacağı riske değinen Kayabaşı, "Standartlara uymayan dampingli ürünlerin çok daha yüksek oranlarda Türkiye pazarına girmesi bekleniyor. Bu demek oluyor ki, AB’ye giremeyen, SİBEM’e uygun olmayan çeliğin adresi Türkiye olacak. Yani baskı çok daha fazla artacak. Türk üreticiler, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin koyduğu standartlara uygun üretim yapıyor. SİBEM’e uymayan dampingli ürünlerin Uzak Doğu’dan Türkiye pazarını domine etmesine de engel olunması gerektiğini savunuyoruz" dedi. "Türkiye’nin bölgesel üretim üssü olmasını hedefliyoruz" Anti-damping uygulamalarının sadece üreticileri değil; hammadde tedarikçilerinden lojistiğe, yan sanayiden istihdama kadar geniş bir ekosistemi güçlendireceğini vurgulayan Kayabaşı, bu düzenlemenin sektör için stratejik bir kalkan oluşturacağını belirtti. Kayabaşı, son 3 yılda yapılan modernizasyon ve otomasyon yatırımlarıyla verimliliği artırdıklarını ifade ederek, şöyle konuştu: "Soğuk hadde hattımız, tavlama teknolojilerimiz ve kalite kontrol sistemlerimizle Avrupa standartlarında üretim yapabilecek konuma ulaştık. Bu vizyonumuz, yalnızca ekonomik büyümeye değil, Türkiye’nin paslanmaz çelikte bölgesel bir üretim üssü olma yolculuğuna da katkı sağlayacaktır." Özdemir: "Türkiye’nin en büyük 68. sanayi kuruluşu oldu" Posco Assan CEO’su Ufuk Özdemir, şirketin yüzde 70 Posco, yüzde 30 Kibar Holding ortaklığıyla yönetildiğini belirtti. Şirketin kuruluş ve üretim sürecine ilişkin bilgi veren Özdemir, "Şirket 2011’de kuruldu, 2013’te üretime başladı, 2014’te de yaklaşık 11 yıl önce tam kapasite üretime başladık. 2018’de 1 milyonuncu ton üretimini, 2023’te de 2 milyonuncu ton üretimini yaptı. Bunu yaparken 2021 rakamlarıyla birlikte, ki o zaman da tam kapasite değildik ama optimum seviyede üretim yapıyorduk, Türkiye’nin en büyük 68. sanayi kuruluşu oldu. İş sağlığı güvenliği de zaten ilk önceliğimiz. Bu kapsamda da sadece Türkiye’de değil sektöründe, dünyadaki en iyi uygulamalar arasına girdi. 2023 yılında da Türkiye’de örneği olmayan yaklaşık bin günlük bir iş kazasız gün sayısına ulaştık" dedi. "Maksimum 1550 milimetre genişliğinde üretim yapıyoruz" Fabrikanın teknik altyapısını detaylandıran Özdemir, 0.3 ila 5 milimetre kalınlığında ve maksimum 1550 milimetre genişliğinde üretim yapabildiklerini söyledi. Özdemir, üretim parkuruna ilişkin şunları aktardı: "Fabrikamızda 3 ana süreç var. Birincisi haddeleme. Yaklaşık 100 bin tonu aşkın haddeleme kapasitesi olan ve bunu besleyen yan ünite ile birlikte 4 temel hattımız bulunuyor. İkinci süreç olan iki tane tavlama hattımız var. Bunlardan BA, kurulduğu zaman Avrupa’nın en büyük parlak tavlama hattıydı. İlk defa gelen kişiler belki de ’Ne kadar büyük bacası var’ demiş olabilir ama aslında o baca değil, bir üretim hattı. Diğer hattımız da APF yani mat tavlama hattımız. Bu da 600 metreyi aşkın uzunlukta, demir çelik sektöründeki tek başına olan en uzun hatlardan biridir. Bunun da kapasitesi yıllık 200 bin tondur." "Üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz" Ürün dağılımı ve pazar payına değinen Özdemir, "Üretimimizin yüzde 60’ını 300 serisi, yüzde 40’ını ise 400 serisi oluşturuyor. Ağırlıklı olarak iç pazara çalışmakla birlikte üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz. Ürünlerimiz yüzde 50 oranında servis merkezlerine, kalanı ise beyaz eşya, mutfak eşyaları ve otomotiv sektörüne gidiyor" ifadelerini kullandı. Choi: "Bizim için hala bu sektörde zor dönemler ve şartlar devam etmektedir" Posco Assan CEO’su Ji Seob Choi ise "Asya’dan Avrupa’ya" vizyonuyla 15 yıl önce Türkiye’ye yatırım yaptıklarını hatırlattı. Sektördeki zorlu şartlara dikkati çeken Choi, şunları kaydetti: "Bizim için hala bu sektörde zor dönemler ve şartlar devam etmektedir fakat elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret gösteriyoruz. Türkiye paslanmaz çelik sektörüne, buradan da Avrupa ve diğer ihracat ülkelerine kadar malımızı ulaştırmak için çalışıyoruz. Her şeyden daha önemli olanın, ülke içinde özellikle imalat sanayinin güçlendirilebilmesi olduğunu düşünüyorum. Bir ülke için en önemlisi, o ülkenin üretiminin devam etmesi ve güçlenmesidir. Bunun mümkün olabilmesi için yerli üretimin ve sanayinin güçlenebilmesi için önlemlerin alınması, sanayinin korunması çok önemlidir."
"Dünya altına, altın da dünyaya yön veriyor"
09 Aralık 2025 Salı - 16:59 "Dünya altına, altın da dünyaya yön veriyor" Geçen yıl 2 bin-2 bin 500 dolar seviyelerinde gezen altın, 2025’in sonuna doğru 4 bin 200 dolara kadar yükseldi. Sektör temsilcilerinden Ahmet Cumhur Kitiş, "Bu yıl altın yalnızca fiyat olarak değil, fonksiyon olarak da yükseldi. Ulus devletler altını yeniden rezerv sisteminin merkezine koydu. 4 bin 200 dolar artık geçici bir zirve değil, yeni bir dönemin başlangıç noktasıdır" ifadelerini kullandı. 2025 yılında altın, 4 bin 200 dolarlık ons fiyatıyla tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Sektör temsilcileri tarafından altının yalnızca bir yatırım aracı değil, küresel güç dengelerinin yeniden kurulduğu yeni bir dönemin sembolü haline geldiği belirtildi. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, altının bu seviyelere ulaşmasını yeni bir dönem olarak yorumladı. "Ulus devletler altını yeniden rezerv sisteminin merkezine koydu" Altının yeniden rezerv sisteminin merkezine geldiğini DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, "Altının ons fiyatı Aralık 2025 itibarıyla 4.200 dolar seviyelerinde dengelenirken, yıl boyunca yaşanan fiyat hareketleri, dünya ekonomisinin geçirdiği dönüşüm ve yatırımcı davranışlarındaki değişim dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. 2024 ABD seçimlerinin ardından yeni yönetimin ekonomi politikalarının şekillenmesi, FED’in faiz kararlarında daha temkinli bir strateji izlemesi ve küresel gerilimlerin tırmanması, 2025 yılı boyunca altını sürekli destekleyen bir zemin oluşturdu. Bu yıl altın yalnızca fiyat olarak değil, fonksiyon olarak da yükseldi. Ulus devletler altını yeniden rezerv sisteminin merkezine koydu. 4 bin 200 dolar artık geçici bir zirve değil, yeni bir dönemin başlangıç noktasıdır. Aynı dönemde gümüş, endüstriyel talep (özellikle güneş enerjisi ve batarya teknolojileri) nedeniyle daha volatil olmakla birlikte güçlü bir yukarı yönlü eğilim gösterdi" dedi. "4 bin 200 dolar bir ‘tavan’ değil, yeni normalin eşiğidir" 2025 yılında altının yükseliş nedenlerini sıralayan Kitiş, "2025’e girerken altın 3 bin 950 ila 4 bin 50 dolar bandında hareket ederken, yılın ikinci çeyreğinde jeopolitik riskler, küresel tedarik kırılmaları ve merkez bankalarının altın rezervlerini hızla artırması fiyatı yukarı taşıdı. Arz artmıyor, ancak talep hiç olmadığı kadar güçlü. Bu nedenle altın, geri çekilmelerde alıcı bulan yapısal bir yükseliş döngüsüne girdi. 4 bin 200 dolar bir ‘tavan’ değil, yeni normalin eşiğidir. FED’in 2024 seçimleri sonrası istikrar amaçlı temkinli duruşu, faizleri uzun süre sabit tutması ve 2026’da planlanan indirim beklentileri de altını güçlü kıldı" dedi. "Geleceğin teknolojik altyapısıyla birlikte okumak gerekiyor" Gümüşün gelecekteki değerine dikkat çeken DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, "Gümüş yıl boyu 30-35 dolar aralığında dalgalı bir seyir izledi. Güneş paneli üretimindeki talep artışı ve batarya teknolojilerinde kullanılan gümüş miktarının yükselmesi fiyatlara doğrudan yansıdı. Gümüş yalnızca güvenli liman değil; artık enerji dönüşümünün omurgasında. Bu metali altınla birlikte değil, geleceğin teknolojik altyapısıyla birlikte okumak gerekiyor" ifadelerine yer verdi. "2026’da altın, merkez bankalarının stratejik güvenlik alanı olmaya devam edecek" Uluslararası finans kuruluşlarının 2025-2026 yılındaki öngörülerini sıralayan Kitiş, "Dünya finans devleri, altının yapısal yükselişini 2026’ya taşıyan analizler yayımlamaya başladı. Goldman Sachs: 2025 kapanışı 4 bin 350-4 bin 500 dolar, JP Morgan: 2026 ilk çeyrekte 4 bin 500 dolar üzerinde kalıcılık bekliyor, UBS: Altında rezerv politikaları nedeniyle ‘uzun vadeli boğa trendi’, Citibank: Jeopolitik şoklarda 4 bin 600-4 bin 700 dolar potansiyeli. Uluslararası kuruluşlar teknik analiz yapıyor, ama asıl belirleyici unsur devletlerin altına yönelimi. 2026’da altın, merkez bankalarının stratejik güvenlik alanı olmaya devam edecek" dedi. "Altın düştüğünde alım yapan kazanıyor" Altına talebin hiç azalmadığını belirten DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Kitiş, "Fiziki altın talebi yıl boyunca hiç zayıflamadı. Altın artık psikolojik değil, stratejik bir yatırım. Türk yatırımcısı da dünyadaki eğilime uydu: Altın düştüğünde alım yapan kazanıyor. Faizleri ani indirmekten çekinen FED, altını doğal bir sigorta aracı hâline getirdi. Piyasa ‘faiz sabit, altın güçlü’ denklemine çok hızlı uyum sağladı. Çok kutuplu yeni düzenin para ayağı altına doğru kayıyor. BRICS’in attığı adım, altını yeniden sistemik güç merkezi hâline getiriyor. Veri merkezi yatırımlarının enerji talebini artırması maliyetleri yükseltti. Bu durum, 2025-2026 için daha yüksek enflasyon beklentilerini tetikledi. Piyasa istikrarlı giderse altın yıl sonunu 4 bin 400 dolar civarında kapatır. Jeopolitik baskı artarsa, fiyatlar sert sıçrayabilir. Gümüşte 38-40 dolar aralığı mümkün. Kalıcı bir düşüş beklemek doğru değil; fiziki talep altına sürekli destek veriyor. 2025 yılı altın ve gümüş açısından yalnızca fiyatların yükseldiği değil, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği bir dönem olarak tarih yazıyor. 2025, altının yeniden parasal güç hâline geldiği bir yıl. 2026’ya girerken altının rolü artık tartışma konusu değil; dünya altına, altın da dünyaya yön veriyor" diye konuştu.
Metal işçisinin toplu sözleşme görüşmelerinde işveren tarafının teklifi reddedildi
09 Aralık 2025 Salı - 16:12 Metal işçisinin toplu sözleşme görüşmelerinde işveren tarafının teklifi reddedildi Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasında ekim ayında başlayan toplu iş sözleşmesi sürecinde işçi tarafı, işveren tarafının teklifini yetersiz bularak reddetti. Türk Metal Sendikası, Türk Metal - MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi süreci ile ilgili gelinen aşamayı değerlendirmek üzere Başkanlar Kurulu Toplantısı gerçekleştirdi. Toplantının ardından işveren tarafının en son verdiği teklif değerlendirilerek, buna ilişkin bir yazılı açıklama yayımlandı. Açıklamada, Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde bugüne kadar yapılan 5 oturumda, 54 madde ve sözleşmenin eki niteliğindeki iki yönetmelikte anlaşma sağlandığı, 38 madde ve sözleşmenin eki niteliğindeki bir yönetmelikte ise anlaşma sağlanamadığı hatırlatıldı. Ayrıca anlaşma sağlanamayan maddelerin başında ücret artışına ilişkin maddeler ve sosyal haklara bağlı olan parasal maddelerin olduğu kaydedildi. "Ücret ve sosyal haklara ilişkin yapılan bu teklifler heyetimizce reddedilmiştir" Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından yapılan son teklifin kabul edilemeyeceği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Sendikamızın birinci altı ay için saatlik ücretlere yüzde 20 artı seyyanen 35 liralık artış teklifine karşılık, yüzde 5 artı 11 lira 50 kuruş oranında bir artış önermiştir. Bu artışın oransal karşılığı yüzde 10’a tekabül etmektedir. Diğer altı aylar içinse herhangi bir teklifte bulunulmamıştır. Sosyal yardımlarda ise ilk yıl için yüzde 25 teklif edilmiş, ikinci yıl için yine herhangi bir teklifte bulunulmamıştır. Ücret ve sosyal haklara ilişkin yapılan bu teklifler heyetimizce reddedilmiştir. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullarda, MESS’in yaşam şartları gün geçtikçe ağırlaşan üyelerimiz için teklif ettiği bu oranları kabul etmeyen Türk Metal Sendikası, sergilenen bu tutum nedeniyle sözleşme masasını terk etmiş, bu yaklaşıma karşı tavrını açıkça ortaya koymuş, uyuşmazlık tutanağını tutarak resmi arabulucu sürecini başlatmıştır."
Viranşehir’e 80 milyon TL tutarında yatırım
09 Aralık 2025 Salı - 16:00 Viranşehir’e 80 milyon TL tutarında yatırım Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde Dicle Elektrik, 2025 yılı yatırım programı kapsamında 80 milyon TL’lik şebeke yenileme, bakım ve onarım çalışmalarını tamamladı. Dicle Elektrik, Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde 2025 yılı yatırım planı kapsamında altyapı yenileme çalışması gerçekleştirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) düzenlemeleri doğrultusunda hayata geçirilen bu yatırımla, ilçeye bağlı Eyyüp Nebi Mahallesi’nin elektrik altyapısı baştan sona yenilendi. Yaklaşık 80 milyon TL’lik yatırım sayesinde enerji arz güvenliği artırılması hedeflendi. 6 yeni trafo kuruldu Yatırım kapsamında Eyyüp Nebi Mahallesi’ne toplamda 6 yeni trafo kazandırıldı. Bu trafo merkezlerine bağlı olarak 10 bin metre alçak ve bin metre orta gerilim kablosu döşendi. Ayrıca 7 bin metre abone kablosu çekilirken, 107 adet direk üstü sayaç otomasyon panosunun da montajı tamamlandı. Yeni yatırımla mahallede yaşanan aşırı yük kaynaklı arıza ve kesintilerde ciddi oranda azalma gözlemlendi. Cadde ve sokak aydınlatmaları yenilendi Yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Şanlıurfa İl Müdürü Naci Obut, "Yatırım çalışmalarımız kapsamında Viranşehir’de cadde ve sokakların aydınlatmasını da yenileyerek ilçenin estetik dokusuna ve gece aydınlatmasına katkı sağladık. Özellikle Eyyüp Nebi Mahallesi’nde toplam 320 yeni aydınlatma direğini devreye alarak mahallemiz daha aydınlık, güvenli ve konforlu bir yaşam alanına dönüştü" dedi. 2 bin 370 kilometrelik hattın bakımı tamamlandı Yatırımların sadece yeni şebeke kurulumu ile sınırlı kalmadığını da vurgulayan Naci Obut, "Viranşehir’de toplam 2 bin 114 kilometre orta gerilim, 256 kilometre alçak gerilim hattının bakımını tamamladık. Ayrıca 285 trafo postası, 97 bina ve dahili trafo, 2 bin 344 saha dağıtım kutusu ve 300 aydınlatma armatürünün bakım ve onarımını gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı.
Bakan Bayraktar’dan YEKA-RES yarışmalarına ilişkin açıklama
09 Aralık 2025 Salı - 15:55 Bakan Bayraktar’dan YEKA-RES yarışmalarına ilişkin açıklama Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Yaklaşık 1,5 milyon hanenin elektrik ihtiyacı bugün kapasite tahsis edilen projelerden karşılanacak. Projelerin toplam büyüklüğü, 1,1 milyar dolar" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İstanbul’da düzenlenen 15. Türkiye Enerji Zirvesi’nde konuştu. Bayraktar, Türkiye’nin sondaj ve sismik araştırma kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye’nin dünya genelinde en büyük dördüncü deniz sondaj ve sismik araştırma filosuna sahip konuma geldiğini bildirdi. Bayraktar, Karadeniz’de yürütülen hidrokarbon arama ve üretim çalışmalarına değinerek, sahada birinci fazın tamamlandığını belirtti. Arama-üretim faaliyetlerinin planlandığı şekilde ilerlediğini ifade eden Bayraktar, Türkiye’nin enerji alanında kendi kaynaklarını devreye alma hedefinde kararlılıkla yol aldığını vurguladı. Bakan Bayraktar, zirve programının ardından Rüzgar Enerji Santrallerine (RES) tahsis edilen 6 Yenilenebilir Kaynak Alanı (YEKA) yarışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bayraktar, bugün düzenlenen YEKA RES-2025 yarışmalarıyla birlikte hayata geçirilecek olan projelerin büyüklüğünün 1,1 milyar dolar olduğunu ifade etti. YEKA RES-2025 yarışmalarından devletin 208 milyon euroluk bir katkı payı alacağını belirten Bakan Bayraktar, "Sadece 2025 yılı içerisinde yaptığımız yarışmalara baktığımızda, devlete yaklaşık 530 milyon euroluk bir katkı payı almış oluyoruz" dedi. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş kurulu gücünü 120 bin megavata çıkarma hedefi bulunduğunu hatırlattı. "Bugüne kadar aldığımız en yüksek fiyat teklifini aldık" İki hafta önce Güneş Enerjisi Santrallerine yönelik 650 megavatlık kapasite tahsis ettiklerini belirten Bayraktar, bugün de rüzgâr enerjisi santrallerine yönelik 6 sahada 1.150 megavatlık yarışmaları tamamladıklarını ifade etti. Yarışmalardaki rekabet düzeyinin yüksek olduğuna dikkat çeken Bayraktar, "Bugüne kadar aldığımız fiyat tekliflerinin en üstüne ulaşmış olduk" dedi. "Devletimize 208 milyon euroluk katkı payı gelecek" YEKA RES-2025’in megavat başına 180 bin euroluk bir ortalama katkı bedeliyle sonuçlandığını ifade eden Bayraktar, "Bugün yaptığımız rüzgâr ihalesinden devletimize 208 milyon euroluk bir katkı payı gelecek" diye konuştu. Bakan Bayraktar, "Sadece 2025 yılı içerisinde yaptığımız yarışmalara baktığımızda, 20 yıl boyunca düşük fiyatlı bir enerji ve aynı zamanda devlete yaklaşık 530 milyon euroluk bir katkı payı almış oluyoruz" dedi. "Yılda 1 milyar metreküp gaz tasarrufu olacak" Yapılacak olan yatırımlarla yılda yaklaşık 1 milyar metreküplük doğal gazdan tasarruf edeceklerini anlatan Bayraktar, "Çünkü bu elektriği, biz ancak 1 milyar metreküp doğal gaz kullanarak elektriğe dönüştürebilirdik. Doğal gaz tasarrufu anlamında 25 yıl boyunca da yaklaşık 8,5 milyar dolarlık bir katkı bize yapmış olacak" ifadelerini kullandı. "1,5 milyon hanenin elektrik ihtiyacı projelerden karşılanacak" Bakan Bayraktar, "Yaklaşık 1,5 milyon hanenin elektrik ihtiyacı bugün kapasite tahsis edilen projelerden karşılanacak. Projelerin toplam büyüklüğü, 1,1 milyar dolar" bilgisini paylaştı. 2026’da yeni kapasite tahsisleri Yapılan yarışmaların hayırlı olmasını dileyen Bayraktar, 2026 ve sonrasında da yeni bir kapasite tahsis sürecine gireceklerini kaydetti. YEKA-RES Yarışmaları Balıkesir, Aydın-Denizli, Kütahya ve Sivas’ta bulunan toplam 1.150 kapasiteli 6 adet bağlantı kapasitesi, yatırımcılara tahsis edildi. Yarışmalar canlı olarak sosyal medya üzerinden de yayınlandı. 20 yılı kapsıyor Yarışmayı kazanan şirketler, sözleşme imza tarihinden itibaren ürettikleri elektriği 72 ay süre ile serbest piyasada satabilecek. Daha sonra 20 yıl süreyle üretilen elektrik, kilovatsaat başına 3,50 euro/cent fiyat ile iletim sistemine verilecek.
Manisa TSO Başkan Dutlulu’yu ağırladı
09 Aralık 2025 Salı - 15:27 Manisa TSO Başkan Dutlulu’yu ağırladı Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nda iş insanları ile bir araya geldi. İmardan, sanayi parsellerine, trafikten şehirleşmeye kadar birçok konunun görüşüldüğü toplantıda kentin geleceğine yönelik başlıklarda fikir alışverişinde bulunuldu. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde düzenlenen istişare toplantısında iş dünyasının temsilcileriyle buluştu. Meclis üyeleri, sanayici ve girişimcilerin katıldığı toplantıda, Manisa’nın gelecek vizyonu ele alındı. "Manisa her yıl büyüyor" Toplantının açılış konuşmasını yapan Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz, Manisa’nın her yıl büyüdüğünü belirterek, büyümenin planlı bir şekilde olması gerektiğini vurguladı. Görüşülen konuların sadece bugünü değil, şehrin geleceğine yönelik vizyonunu da şekillendireceğini söyleyen Mehmet Yılmaz, konut imarının şehirdeki yaşam maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirterek, konut arzındaki yetersizliğin kira fiyatlarını artırdığını ve nitelikli işgücünün şehirde kalmasını zorlaştırdığını savundu. Sanayi parseli ihtiyacına da değinen Başkan Yılmaz, "Yeni yatırımcının karşısına çıkan en büyük engel, uygun sanayi parseli bulamamaktır. Bu durum Manisa açısından istihdam ve ekonomik fırsatların kaçırılması anlamına geliyor" dedi. Trafik ve ulaşım konularına da değinen Başkan Yılmaz, yeni yolların, kavşak düzenlemelerinin ve akıllı ulaşım projelerinin önemine vurgu yaptı. "Manisa’yı tüm paydaşlar ile yönetmek istiyoruz" İş dünyasının görüşlerinin kendileri için önemli olduğunu söyleyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa’nın gelişimi için ortak akıl anlayışı ile hareket edeceklerini söyledi. Konut imarı, yeni sanayi alanları ve trafik düzenlemelerine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Başkan Dutlulu, "Manisa’da iki adet, Akhisar ve Turgutlu’ya birer adet olmak üzere battı çıktı projelerimiz devam ediyor. Bu çalışmalarla trafiğin yoğun olduğu bölgelerde, trafik akışını rahatlatmayı ve trafik yoğunluğunu azaltmayı düşünüyoruz" dedi. "Halkın katılımını önemsiyoruz" Halkın katılımına önem verdiklerini vurgulayan Başkan Dutlulu, "Manisa’yı tüm paydaşlar ile yönetmek istiyoruz. Bu şehirde hep birlikte yaşıyoruz ve geleceğimizi ortak akılla şekillendirmek istiyoruz. Bunu her platformda dile getiriyorum, halka karşı değil halkla birlikte bu şehri yönetmek istiyoruz. Bu nedenle her projede vatandaşlarımızın görüşlerini alıyoruz. Muhtarlardan başlayarak talepleri görüşleri alıyoruz. İstenmeyen projeleri yapmadık, yapmayacağız" diye konuştu. "Şehrin geleceği için imar çalışmasını tamamladık" Konut sorununa da değinen Başkan Dutlulu, yıllardır yapılmayan imar planlarını yaptıklarını hatırlatarak, "Mahkemeden geri dönmemesi için gerekli düzenlemeleri yaptık. Şehrin imar planları, bu şehrin geleceği demektir. Yıllardır yapılmayan imar planları için vatandaşlar bekliyor. Mağduriyetlerin yaşanmaması için elimizden geleni yapıyoruz. İmar planlarını yaparak, şehrin önünü açıyoruz. Bunu da yine halka giderek yaptık. İstenmeyen uygulama yok planlarda. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, Manisa için çalışmaya, Manisa’nın geleceğinin önünü açmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz" diye konuştu. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun, iş insanları ile buluştuğu programın soru cevap kısmında, Başkan Dutlulu kendisine yöneltilen soruları yanıtlayarak, bilgilendirmede bulundu. Hediye takdiminin yapıldığı program sonunda çekilen hatıra fotoğrafı ile program sona erdi.
Başkan Çondur pamuk, incir ve su yönetimi için stratejik destek talep etti
09 Aralık 2025 Salı - 15:06 Başkan Çondur pamuk, incir ve su yönetimi için stratejik destek talep etti TOBB Müşterek Konsey Toplantısı’nda konuşan Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur, pamukta artan maliyetler karşısında üreticinin ciddi gelir kaybı yaşadığını vurgulayarak, Aydın’da derinleşen kuraklık nedeniyle acil ve bütüncül su yönetimi çağrısında bulundu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Müşterek Konsey Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın teşrifleriyle TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun başkanlığında, konsey üyelerinin geniş katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantıya katılan TOBB Ticaret Borsaları Konsey Başkan Yardımcısı ve Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, Aydın’ın ve Türkiye’nin önemli tarımsal ürünleri olan pamuk ve incirde yaşanan sorunlarla birlikte Aydın’ın tarımsal üretimini tehdit eden kuraklık krizi ve buna bağlı su arzı sorunlarını toplantı gündemine taşıdı. TOBB Ticaret Borsaları Konsey Başkan Yardımcısı ve Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, pamukta uygulanan yeni destekleme modelinde fiyatın bin 98 TL seviyesinde sabit tutulmasının üretici açısından sürdürülebilir olmadığını vurguladı. Borsaların ve ziraat odalarının ortak çalışmasıyla gerçekleştirdiği maliyet analizlerine göre pamuğun kilogram maliyetinin 35,63 TL seviyesinde olduğunu, buna karşın üreticinin pamuğu ortalama 26 TL’ye satabildiğini belirten Çondur, bu tablo karşısında üreticinin ayakta kalabilmesi için en az 9,63 TL prim desteğine ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Çondur, destekleme mekanizmasında gerekli iyileştirmeler yapılmadığı takdirde, 2007-2008 döneminde yaşanan üretimden çekilme sürecinin yeniden yaşanabileceğini ve üreticinin pamuk ekiminden vazgeçebileceğini söyledi. Bu durumun yalnızca tarım sektörü açısından değil, tekstil ve yağ sanayi başta olmak üzere pek çok sektörü doğrudan etkileyeceğini belirterek pamuk üretiminin stratejik önemine dikkat çekti. "İncir, ülkemizin tarımsal ihracat kimliğinin en güçlü simgelerinden biri" Konuşmasında kuru incir sektöründe yaşanan sorunlara da değinen Çondur, Aydın’ın yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük kuru incir üreticisi olduğunu dile getirdi. Ancak son yıllarda yaşanan aşırı sıcaklık ve şiddetli kuraklığın, incirde doğal olarak toksin seviyelerinin artmasına yol açtığını ifade etti. Çondur, Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’den gönderilen incirlerde aşırı derecede sıkı analiz uyguladığını; buna karşın kendi iç pazarlarında benzer ürünlerde aynı seviyede inceleme yapılmadığını belirterek ciddi bir çifte standardın var olduğunun altını çizdi. Türkiye’den gönderilen ürünlerde kontrol sıklığının yüzde 80’lere kadar ulaştığını, ancak AB’nin kendi pazarında bu tür kontrollerin yok denilecek kadar az olduğunu ifade etti. Bu nedenle, AB Tarım Bakanlıkları nezdinde diplomatik girişimlerin başlatılması gerektiğini söyleyen Çondur, ihracattan geri dönen kuru incirlerin yeniden işlenmesi ve değerlendirilmesi konusunda ihracatçılara destek verilmesinin önemini vurguladı. Çondur, incirin Türkiye için yalnızca ekonomik bir ürün olmadığını; aynı zamanda ülkemizin tarımsal ihracat kimliğinin en güçlü simgelerinden biri olduğunu ifade etti. "Bölgenin su yönetimi konusu artık ertelenemez" Çondur, Aydın’ın son dört yılın üçünde ağır meteorolojik kuraklık yaşadığını belirterek bölgedeki tarımsal üretimin her geçen gün daha büyük risk altına girdiğini aktardı. Aydın’ın geniş baraj kapasitesine sahip olmasına rağmen, yağışlardaki ciddi azalmanın barajları dolduramadığını ve üreticinin su temininde güçlük yaşadığını vurguladı. Bu nedenle bölgenin su yönetimi konusunun artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Muğla Dalaman Çayı’nın Bozdoğan Kemer Barajı’na bağlanması projesinin, Aydın için son derece anlamlı ve stratejik bir adım olduğunu dile getiren Çondur, projenin hızlandırılarak faaliyete geçirilmesini talep etti. Bu projenin hayata geçmesiyle tarımsal sulama kapasitesinin artacağını, üretimin sürdürülebilirliğinin güçleneceğini ve bölgedeki kuraklık sorununun önemli ölçüde hafifleyeceğini belirtti. Üretim, ihracat ve sürdürülebilirlik için ortak çözüm çağrısı Toplantıda yaptığı konuşma boyunca tarımsal üretimden dış ticarete kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunan Fevzi Çondur, pamuk ve incir sektörlerinde yaşanan sorunların yalnızca üreticiye yüklenemeyecek kadar geniş etkileri olduğunu vurguladı. Artan maliyetler, iklim kaynaklı riskler, uluslararası pazar baskıları ve destekleme mekanizmalarındaki yetersizlikler birlikte ele alınmadığı sürece sektörlerde kalıcı iyileşme sağlanamayacağını ifade etti. Çondur, Türkiye’nin bu alanlarda dünya liderliğini pekiştirebilmesi için hem merkezi yönetimin hem sektör temsilcilerinin hem de ihracatçıların uyumlu bir şekilde hareket etmesi gerektiğini belirterek, üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği adına kapsamlı çözüm paketlerinin hayata geçirilmesinin kritik önemde olduğunu söyledi.