EKONOMİ
Antalya’da 192 milyar TL’lik 458 proje yürütülüyor 21 Nisan 2026 Salı - 17:10:58 Antalya’da yılın 2. İl Koordinasyon Kurulu toplantısı, Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında gerçekleştirildi. Antalya’da İl Koordinasyon Kurulu’nun 2026 yılı 2. toplantısı İl Milli Eğitim Müdürlüğü salonunda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin, il genelinde 2026 yılı mart ayı sonu itibariyler 458 projenin sürdüğünü, projelerin 338’inin genel ve özel bütçeli kuruluşlar, 120’sinin ise belediyeler tarafından yürütüldüğünü söyledi. Toplam yatırım bedeli 192 milyar 62 milyon TL, 2026 yılı ödeneğinin ise 29 milyar 427 milyon TL olduğunu aktardı. Mart ayı sonu itibarıyla 4 milyar 628 milyon TL harcama yapıldığını belirten Vali Hulusi Şahin nakdi gerçekleşme oranının ise yüzde 16 seviyesinde olduğunu açıkladı. "Genel ve özel bütçeli kuruluşlar 338 adet proje üzerinde çalıştı" Genel ve özel bütçeli kuruluşların yürüttüğü 338 projenin toplam bedelinin 170 milyar 257 milyon TL olduğunu aktaran Vali Şahin, bu projeler için 2026 yılında 19 milyar 272 milyon TL ödenek ayrıldığını söyledi. Mart ayı sonuna kadar yapılan harcamaların 1 milyar 925 milyon TL olduğunu, bu alandaki nakdi gerçekleşmenin ise yüzde 10 olduğunu dile getirdi. "Belediye projelerinde yüzde 27 gerçekleşme" Belediyeler tarafından yürütülen 120 projenin toplam bedelinin 21 milyar 804 milyon TL olduğunu, bu projelere 2026 yılı için 10 milyar 155 milyon TL ödenek ayrıldığını aktardı. Mart ayı sonu itibarıyla 2 milyar 702 milyon TL harcama yapıldığını belirten Vali Şahin, nakdi gerçekleşme oranının yüzde 27 olduğunu söyledi. "En fazla harcama kamu hizmetlerinde" Yatırımcı kuruluşlar ve belediyelerce yapılan harcamanın 2 milyar 540 milyon TL ile Diğer Kamu Hizmetleri sektöründe yapıldığını ifade eden Vali Şahin, bunu 932 milyon TL ile ulaştırma-haberleşme ve 664 milyon TL ile eğitim sektörlerinin takip ettiğini açıkladı. "18 proje tamamlandı" Toplam 458 projeden 18’inin tamamlanarak hizmete alındığını belirten Vali, 291 projenin devam ettiğini, 65 projenin ihale aşamasında bulunduğunu, 83 projeye henüz başlanmadığını ve 1 projenin ise tasfiye edildiğini söyledi.
21 Nisan 2026 Salı - 16:41 Bursa Vali Yardımcısı Doğan: "30-40 yıl içinde artan dünya nüfusuna ne toprak ne de üretim yetecek" Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan "Bursa’da Tarımın Dünü Bugünü ve Geleceği" konulu kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, dünya nüfusundaki artışa dikkati çekerek, şu anda 8 milyarı geçen nüfusun 30-40 yıl içinde daha fazla olacağını ve bu kadar insana ne toprak ne de üretimin yeteceğini kaydetti. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ziraat Fakültesi ve Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliği ile düzenlenen "Bursa Tarım Kongresi" başladı. BUÜ Prof. Dr. Mete Cengiz Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Bursa’da Tarımın Dünü Bugünü ve Geleceği" konulu kongrenin açılış konuşmalarını, Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Ak, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUÜ Zirat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Turgut, Tarım ve Orman Bakanlığı BÜGEM İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım Daire Başkanı Başak Egesel ile Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan yaptı. Vali Yardımcısı Doğan, tarımda uluslararası rekabet olduğunu vurgulayarak, artık diğer ülkelerle hem ekonomik hem de gıda güvenliği olarak mücadele edildiğini anlattı. Dünya nüfusundaki artışa dikkati çeken Doğan, şu anda 8 milyarı geçen nüfusun 30-40 yıl içinde daha fazla olacağını ve bu kadar insana ne toprak ne de üretimin yeteceğini kaydetti. Bu yüzden babadan kalma yöntemler yerine daha bilimsel yüksek verim hedefli üretim yapılmasına gerektiğini belirten Doğan, "Gençlerin üretimde olması önemli. Kongreye katılıma baktığımızda orta yaş ve üzeri kişiler var genellikle. Gençlerin daha çok katılımının sağlanması gerekir. Salonda gençlerin olması gerekir" ifadesini kullandı. Hatunoğlu ise pandemi, küresel krizler ve savaşların tarımsal üretimi ekonomik değil stratejik bir zorunluluk olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Gıda güvenliğinin bağımsızlık kadar önemli hale geldiğine dikkati çeken Hatunoğlu, "Tarımın geleceği gençlerdedir. Tarıma olan ilgilerinin azaldığını görüyoruz. Gençler tarımda kazanabildiklerini görmeli. Sektöre adım atabilmeli, bilgi ve eğitimlerini katma değerli üretime dönüştürebilmelidirler. Bu yüzden gençlerin teşvik edilmesi çok önemli. Özel finans modelleri ve uygulamalı eğitimler gibi somut adımların hayata geçirilmesini önemsiyoruz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından "Tarımsal Üretim" başlıklı panele geçildi. Oturum başkanlığını Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Başkanı Prof. Dr. Uygun Aksoy’un yaptığı panelde; Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ali Cihan "Bursa Tarım Eğitiminde 135. Yıl", Ziraat Fakülteleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (ZİDEK) Başkan Yardımcısı Prof .Dr. Ayzin Küden "Tarım Eğitiminde Akreditasyon", Tarım ve Gıda Etiği Derneği Başkanı Prof. Dr. Cemal Taluğ "Tarımsal Üretim ve Etik", BUÜ Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu "Tarımsal Kuraklık ve Sulama Yönetimi", BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüsamettin Çoban ise "AB Yeşil Anlaşması ve Tarım Sektörü" konulu konuşma yaptı. Kongrenin öğleden sonraki programı "Tarımda Sürdürülebilirlik" başlıklı panel ve kongre çalıştay raporlarının sunumuyla devam etti. Yarınki oturumlarda ise, güncel üretim yapısı ve sektörel sorunlar, küresel iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkileri, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği, tarım–sanayi entegrasyonu, AB Mevzuatı ve regülasyonlar, ihracat ve markalaşma, dijitalleşme, akıllı tarım uygulamaları ve gelecek vizyonu gibi konular, akademisyenler, kamu temsilcileri, sanayiciler, üreticiler ve sektör paydaşlarının katılımıyla çok yönlü ele alınacak.
21 Nisan 2026 Salı - 16:31 Diyarbakır’da "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı" açıldı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı", yaklaşık 125 firmanın katılımıyla başladı. Fuar ve Kongre Merkezindeki açılışa, Diyarbakır Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, belediye başkanları, borsa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, firma temsilcileri ve çiftçiler katıldı. Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı burada yaptığı konuşmada, fuarın, potansiyelin ortaya konulduğu, bölge üreticisinin dünyaya açılan penceresi olduğunu söyledi. Valilik olarak, kalkınma önce toprakla başladığını bildiklerini belirten Gölbaşı, "Tarımı güçlü olan bir bölgenin ekonomisi de sosyal hayatı, geleceğe güvenle bakışı da güçlü olur. Bu anlayışla kamu kuruluşlarımız, üniversitemiz, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz bir araya gelerek bu fuarı bir gelenek haline getirmiştir. Bu fuarın en kıymetli yanı sadece makine ve ekipman sergilenmesi değil, çiftçimizde üreticinin, alıcıyla satıcının bilgi ile tecrübenin buluştuğu eko sistemdir. Bu yıl ki fuarda yurt dışından özelikle komşularımızdan gelen yoğun ilgi bizi ayrıca memnun etmiştir" dedi. "Dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor" İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, kentin yaklaşık 6,5 milyon tarım arazisine sahip olup bunun 4 milyon 220 bin dekarı ekonomik olarak sulanabilir durumda olduğunu ifade etti. Bugün itibariyle 1 milyon 587 bin dekarı sulanıyor olup bunun da 1 milyon 23 bin dekarı DSİ tarafından, geriye kalan 564 bin dekarı da çiftçiler tarafından sulanmakta olduğunu aktaran Alan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yapımı devam eden Silvan Barajıyla birlikte 2 milyon 350 bin dekarlık alınımız daha sulanmaya açılmış olacak ve bu da Türkiye’de ikinci bir Çukurova olacak. Bundan sonraki süreçte dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor. Biz, tarımsal üretimde çok ciddi bir üretim potansiyeline sahibiz. Ancak katma değeri düşük ürünlerimiz var. Bu fuarında ürünlerimizin katma değerini artıracağına, ona vesile olacağına canı gönülden inanıyorum." Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise başta valilik, büyükşehir belediyesi olmak üzere bize destek veren, bu fuara güç veren tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ettiğini söyledi. Fuarın 5 gün süreceğini belirten Kaya, "Diğer fuara göre daha katılımcının arttığı bir fuar düzenliyoruz. Geçen yıl yaklaşık 126 bin kişinin ziyaret ettiği fuarımıza bu yıl 300 marka burada sergilenecek. Yaklaşık 125 firmamızın çatısı altında 300 marka fuarda çiftçilerimizle buluşacak. Tarım, bu bölgenin vazgeçilmezi" diye konuştu. Silvan Barajının yapılmasıyla birlikte sulanabilir alan 4 milyon dönüm olacağını kaydeden Kaya, "Nerdeyse Hollanda’nın yarısı kadar sulanabilir bir alanımız var. Hollanda’nın ihracatına baktığımız zaman tarım ihracatı 120 milyar avro civarında. Bizde güneş, toprak, beşeri kaynağımız, suyumuz da var. Burada bir yanlış yapıyoruz. Aslında tarımın temel unsurları olan suyu, toprağı, güneşi ve insan kaynağını doğru değerlendirdiğimiz takdirde Türkiye’nin değil ithal etmek, tek başına Diyarbakır bile Türkiye’nin tarım ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu görebiliyoruz. Bu fuarlar tam da bunlar için önemli. Çiftçimizi sıradan üretimlerden çıkarıp modern, ekonomik katma değeri fazla nasıl ürünlere yönlendirebiliriz, bunu yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 16:29 Diyarbakır’da "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı" açıldı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı", yaklaşık 125 firmanın katılımıyla başladı. Fuar ve Kongre Merkezindeki açılışa, Diyarbakır Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, belediye başkanları, borsa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, firma temsilcileri ve çiftçiler katıldı. Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı burada yaptığı konuşmada, fuarın, potansiyelin ortaya konulduğu, bölge üreticisinin dünyaya açılan penceresi olduğunu söyledi. Valilik olarak, kalkınma önce toprakla başladığını bildiklerini belirten Gölbaşı, "Tarımı güçlü olan bir bölgenin ekonomisi de sosyal hayatı, geleceğe güvenle bakışı da güçlü olur. Bu anlayışla kamu kuruluşlarımız, üniversitemiz, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz bir araya gelerek bu fuarı bir gelenek haline getirmiştir. Bu fuarın en kıymetli yanı sadece makine ve ekipman sergilenmesi değil, çiftçimizde üreticinin, alıcıyla satıcının bilgi ile tecrübenin buluştuğu eko sistemdir. Bu yıl ki fuarda yurt dışından özelikle komşularımızdan gelen yoğun ilgi bizi ayrıca memnun etmiştir" dedi. "Dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor" İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, kentin yaklaşık 6,5 milyon tarım arazisine sahip olup bunun 4 milyon 220 bin dekarı ekonomik olarak sulanabilir durumda olduğunu ifade etti. Bugün itibariyle 1 milyon 587 bin dekarı sulanıyor olup bunun da 1 milyon 23 bin dekarı DSİ tarafından, geriye kalan 564 bin dekarı da çiftçiler tarafından sulanmakta olduğunu aktaran Alan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yapımı devam eden Silvan Barajıyla birlikte 2 milyon 350 bin dekarlık alınımız daha sulanmaya açılmış olacak ve bu da Türkiye’de ikinci bir Çukurova olacak. Bundan sonraki süreçte dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor. Biz, tarımsal üretimde çok ciddi bir üretim potansiyeline sahibiz. Ancak katma değeri düşük ürünlerimiz var. Bu fuarında ürünlerimizin katma değerini artıracağına, ona vesile olacağına canı gönülden inanıyorum." Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise başta valilik, büyükşehir belediyesi olmak üzere bize destek veren, bu fuara güç veren tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ettiğini söyledi. Fuarın 5 gün süreceğini belirten Kaya, "Diğer fuara göre daha katılımcının arttığı bir fuar düzenliyoruz. Geçen yıl yaklaşık 126 bin kişinin ziyaret ettiği fuarımıza bu yıl 300 marka burada sergilenecek. Yaklaşık 125 firmamızın çatısı altında 300 marka fuarda çiftçilerimizle buluşacak. Tarım, bu bölgenin vazgeçilmezi" diye konuştu. Silvan Barajının yapılmasıyla birlikte sulanabilir alan 4 milyon dönüm olacağını kaydeden Kaya, "Nerdeyse Hollanda’nın yarısı kadar sulanabilir bir alanımız var. Hollanda’nın ihracatına baktığımız zaman tarım ihracatı 120 milyar avro civarında. Bizde güneş, toprak, beşeri kaynağımız, suyumuz da var. Burada bir yanlış yapıyoruz. Aslında tarımın temel unsurları olan suyu, toprağı, güneşi ve insan kaynağını doğru değerlendirdiğimiz takdirde Türkiye’nin değil ithal etmek, tek başına Diyarbakır bile Türkiye’nin tarım ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu görebiliyoruz. Bu fuarlar tam da bunlar için önemli. Çiftçimizi sıradan üretimlerden çıkarıp modern, ekonomik katma değeri fazla nasıl ürünlere yönlendirebiliriz, bunu yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
BioScience Managers ve Maxis’ten sağlık teknolojileri fonu
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:58 BioScience Managers ve Maxis’ten sağlık teknolojileri fonu Uluslararası sağlık yatırımları şirketi BioScience Managers (BSM) tarafından Türkiye İş Bankası iştiraki Maxis’in yöneticiliğinde kurulan BioScience Managers Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, yurtdışı yatırımcılar tarafından Türkiye’deki sağlık odağında kurulan ilk GSYF’lerden (Girişim Sermayesi Yatırım Fonu) biri oldu. BioScience Managers Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun tanıtımı, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, BioScience Managers Yönetici Ortağı Jeremy Curnock Cook ve BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney ile girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinin katıldığı etkinlikle gerçekleştirildi. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, programın açılışında yaptığı konuşmada, yeni kurulan fonun Türkiye’nin inovasyon yetkinliğine duyulan küresel güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu belirterek, "Bu fon girişimcilik ekosistemi için olduğu kadar sağlık teknolojilerinde dönüştürücü çözümlerin geleceği için de önemli bir adım. Geleceğe yapılan bir yatırım olarak gördüğümüz fon ile ülkemizin teknolojide tüketici bir konumdan küresel alanda teknoloji üreten bir konuma ulaşması yolculuğuna katkıda bulunmayı hedefliyoruz" dedi. Biyobilim, genetik ve dijital sağlık alanlarını kapsayan tıp alanındaki derin teknolojinin küresel ölçekte en kritik ve yüksek etkili sektörlerden biri olduğuna işaret eden Lüle, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz BioScience Managers GSYF halihazırda güçlü bir sağlık altyapısına ve bu alanda önemli yeteneklere sahip olan ülkemizin tıptaki potansiyelini ortaya çıkarmak için tasarlandı. Aynı zamanda ülkemizin bilimsel bilgi birikimini küresel ölçekte rekabetçi, yüksek değerli varlıklara dönüştürerek ihracat profilimizin yeniden tanımlanmasına katkı sunacak. Yeni fonun en önemli kazanımlarından birinin de bilimsel mükemmellik için yeni bir çekim merkezi inşa etmesiyle Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesi için önde gelen bir merkez haline getirmesi ve dünya standartlarında bir inovasyon kültürünü teşvik etmesi olacağına inanıyoruz." BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney de sağlık ve biyobilim alanında köklü geçmişe sahip olan BioScience Managers’ın bugüne kadar 200’den fazla sağlık yatırımı gerçekleştirdiğini; 40’ı aşkın halka arz ve birleşme sürecine liderlik ettiğini belirtti. Kurdukları fonlarla yüzde 20’nin üzerinde yıllık net getiri başarısı yakaladıklarını kaydeden Güney, "Türkiye’nin sağlık alanındaki yüksek potansiyeline yatırım yapmak; inovasyon odaklı şirketleri ticari olarak sürdürülebilir küresel işletmelere dönüştürme vizyonuyla hareket ederek sağlık teknolojilerinin geleceğine yön vermek ve değer oluşturmak için çalışacağız. Bu fonu Maxis ile hayata geçirerek Türkiye’de önemli bir kurumla iş birliği kurmanın mutluluğunu ve bu potansiyelle yola başlamanın heyecanını yaşıyoruz" diye konuştu. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel ise "Bugün ülkemiz girişimcilik ekosistemi için önemli bir kilometre taşına şahitlik ediyoruz. Global olarak sağlık ve yaşam bilimleri teknolojileri alanında büyük başarılara imza atmış bir grupla, Türk kuruculara sahip startup’lara finansman sağlamanın yanı sıra büyük bir know how transfer imkânı oluşturacağımız için heyecanlıyız. İş Bankası Grubu’nun bu alana ihtisaslaşan iştiraki olarak bu yıl hem yatırımlarımız hem de hayata geçirdiğimiz fonlarla ekosisteme önemli bir katma değer oluşturduğumuzu düşünüyoruz" dedi. Türk girişimcilere ve ekosisteme katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF sağlık teknolojileri başta olmak üzere, biyoteknoloji, genetik ve dijital sağlık gibi alanlara odaklanıyor. Türkiye’nin sağlık altyapısı ve nitelikli araştırma havuzu ile bu alanda global tecrübe ve yönetim uzmanlığı arasında köprü oluşturacağı belirtilen fon ile Türkiye’nin küresel ölçekte rekabetçi sağlık çözümleri geliştirmesi hedefleniyor. Yapılan açıklamaya göre; Türkiye’nin girişimcilerine, yurt dışındaki Türk girişimcilere veya Türkiye ekosistemine katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF için belirlenen hedef fon büyüklüğü 100 milyon dolar oldu. İlk yatırımlarda 5 ila 10 milyon dolar arasında yatırımlar hedefleyen fonun toplam 10-12 şirkete yatırım yapması öngörülüyor. Fonun yönetiminden de Maxis sorumlu olacak. Kuruluşundan bu yana yönettiği 17 fon ve yaptığı 100’ün üzerinde yatırımla 500 milyon dolara yaklaşan yönetilen varlık büyüklüğü ile girişimcilik ekosistemine önemli destek sunan Maxis, bu alanın önde gelen yatırım şirketlerinden biri olma konumunu sürdürüyor. Uluslararası alanda 20 yılı aşkın fon yönetim tecrübesine sahip BioScience Managers ise deneyimi ile stratejik yönlendirme desteği sağlayacak. BSM sağlık teknolojileri alanında yaptığı küresel yatırımları son 20 yılda yıllık yüzde 20’nin üzerinde iç verim oranı ile getiri elde etti.
TFI TAB Gıda Yatırımları, Türkiye’nin öncelikli sürdürülebilirlik başlıklarını masaya yatırdı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:56 TFI TAB Gıda Yatırımları, Türkiye’nin öncelikli sürdürülebilirlik başlıklarını masaya yatırdı TFI TAB Gıda Yatırımları ve grup şirketleri, sürdürülebilirlik odağını güçlendirmek ve Türkiye’nin bu alandaki öncelikli konularını ortak akılla belirlemek amacıyla Arbor Impact iş birliğiyle "Masada Bugün ve Gelecek Var" Paydaş Etkileşimli Sürdürülebilirlik Çalıştayını gerçekleştirdi. TFI TAB Gıda Yatırımları, Türkiye’nin sürdürülebilirlik gündemine yön vermek ve sektörler arası iş birliklerini güçlendirmek amacıyla "Masada Bugün ve Gelecek Var" Paydaş Etkileşimli Sürdürülebilirlik Çalıştayını gerçekleştirdi. Akademi, özel sektör ve sivil toplumdan geniş bir katılımla düzenlenen çalıştay, sürdürülebilirlik alanında ortak akıl üretmeyi, geleceğin önceliklerini netleştirmeyi ve gıda ekosisteminde dönüşümü hızlandırmayı hedefledi. Etkinlik, TFI TAB Gıda Yatırımları Sürdürülebilirlik Direktörü Tülay Özel’in, TFI TAB Gıda Yatırımları ve Grup Şirketleri’nin sürdürülebilirlik vizyonunu ortaya koyan ve geleceğe yönelik taahhüdünü vurgulayan açılış konuşmasıyla başladı. Çalıştayın "Gıda Perakendesinde Bugün ve Gelecek" oturumunda TAB Gıda Co-CEO’su Özgür Çetinkaya ve Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı (GPD) Alp Önder Özpamukçu sektörün dönüşüm dinamiklerini, bugününü ve yarınını değerlendirdi. Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı (GPD) Alp Önder Özpamukçu, Türkiye’nin sürdürülebilir bir gıda sistemine duyduğu ihtiyaca dikkat çekerek şunları söyledi: "Tarım ve hayvancılık güçlenmeden gıda arz güvenliğini sağlayamayız; gıda arz güvenliği sağlanmadan fiyat istikrarından söz edemeyiz; fiyat istikrarı olmadan da tüketici refahını koruyamayız. Bu noktada, tarım ve hayvancılık alanında kanunumuzda yeri olan desteklerin tam olarak uygulanması son derece önemli. Diğer yandan, tarladan başlayıp sofraya kadar uzanan; şeffaf, denetlenebilir ve izlenebilir bir yapının, günümüzün teknolojik altyapısı kullanılarak tesis edilmesi mümkün. Bu sayede verimlilik alanlarını iyileştirerek, gıdada yıllık 43 milyar doları bulan israfın yalnızca 20 milyar dolarını dahi geri kazanabilirsek; uygun fiyatlı ve yüksek kaliteli gıdaya erişim konusunda hem ülkemiz, hem tüketicimiz hem de sektörümüz için çok önemli bir sürdürülebilirlik adımı atmış oluruz." "Gıda sektörünün geleceği; sürdürülebilir üretim, yenilikçi iş modelleri ve tüm paydaşlarla kurulan güçlü iş birlikleriyle şekillenecek" TAB Gıda Co-CEO’su Özgür Çetinkaya, gıda perakendesinin değişen beklentilere hızla uyum sağladığını belirterek şunları söyledi: "Şirket olarak, sürdürülebilirliği stratejik önceliklerimizin tam merkezine alıyoruz. Bu anlayışla hareket ederek, yalnızca müşterilerimize lezzetli ve güvenilir ürünler sunmakla kalmıyor; aynı zamanda çevresel ayak izimizi azaltmak, gıda güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak, çalışanlarımızın gelişimini desteklemek ve topluma değer katmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Sürdürülebilirlik stratejilerimizi, SKA odaklı küresel iyi uygulamalardan ilham alarak şekillendiriyor; ‘Gıda’, ‘Gezegen’ ve ‘İnsan’ alanlarında yürüttüğümüz çalışmalarla çevresel, sosyal ve yönetişim bazlı önceliklerimizi sistematik bir yaklaşımla belirliyoruz. Bu yolculukta paydaşlarımızı aktif şekilde sürece dahil ederek etki alanımızı her geçen gün daha da büyütüyoruz" dedi. Çetinkaya, "Kaynak verimliliğinden tedarik zinciri dönüşümüne, sürdürülebilir tarım uygulamalarından atık yönetimine kadar uzanan kapsamlı bir dönüşüm yürütüyoruz. Gıda sektörünün geleceği; sürdürülebilir üretim, yenilikçi iş modelleri ve tüm paydaşlarla kurulacak güçlü iş birlikleriyle şekillenecek. Gıda perakendesinde sürdürülebilirlik artık bir tercih değil hem gezegenimiz hem toplumumuz hem de sektörümüz için bir zorunluluk. Üreticiden perakendeciye, tüketiciden politika yapıcılara kadar tüm tarafların aynı masada buluştuğu bu çalıştay, ortak geleceğimizi sorumlulukla şekillendirmek adına son derece değerli bir adım oldu. Sürdürülebilir bir gıda tedarik zincirinin ancak kolektif sorumluluk, veri odaklı yaklaşım ve uzun vadeli iş birlikleriyle mümkün olduğuna inanıyoruz" dedi. Türkiye’nin sürdürülebilirlik öncelikleri Ortak Akıl Diyaloğu’nda ele alındı Çalıştayın "Ortak Akıl Diyaloğu" bölümünde katılımcılar; sürdürülebilir tarım ve üretim, gıda güvenliği ve gıda trendleri, sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme, döngüsel ekonomi ve atık yönetimi, iklim ve kaynak yönetimi, gıda tedarik zincirinde dönüşüm gibi Türkiye için kritik önem taşıyan başlıkları masaya yatırdı. Bu bölümde üretilen içgörüler, sürdürülebilirlik alanında güçlü bir vizyonun ortak akılla şekillenmesine olanak sağladı. Değer odaklı iş modelleri ilham veren bir oturumla tartışıldı Çalıştayın bir diğer oturumu ise şirketlerin sürdürülebilir dönüşümü iş modellerine nasıl entegre edebileceğine odaklandı. Değer oluşturma kültürü, yenilikçi yaklaşımlar ve ekonomik dönüşümün gereklilikleri üzerine yürütülen tartışmalar; katılımcılara sürdürülebilirliğin iş dünyası için nasıl bir kaldıraç görevi gördüğüne ilişkin kapsamlı bir perspektif sundu. Bu bölüm, şirketlerin geleceğe yönelik stratejilerini oluştururken dikkate almaları gereken dönüşüm alanlarını öne çıkardı. Çalıştay, "Sosyokratik Diyalog ve Stratejik Değerlendirme" bölümüyle derinleştirildi ve gün boyunca ortaya çıkan ortak öğrenimlerin değerlendirildiği kapsamlı bir kapanışla sona erdi.
İade etmek üretmekten daha pahalı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:37 İade etmek üretmekten daha pahalı E-ticaretin getirdiği "tek tıkla iade" konforunun ardında hem şirketleri hem de çevreyi zorlayan devasa bir lojistik operasyon bulunuyor. Yaşar Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Melisa Özbiltekin Pala, hızla büyüyen "İade Ekonomisi"nin mali ve çevresel yükünü değerlendirdi. Pala, "Birçok durumda bir kazağın iade süreci, tek birim üretim maliyetinden daha yüksek bir operasyonel yük meydana getiriyor. Bunun sonucunda bazı işletmeler, iade edilmiş ürünleri yeniden satışa hazırlamak yerine imha etmeyi tercih edebiliyor" dedi. Çevrim içi alışverişin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte, tüketiciler için büyük bir kolaylık olan iade süreçleri, lojistik sektörü için karmaşık bir sınav haline geldi. Özellikle giyim ürünlerinde artan iade oranları, "Tersine Lojistik" kavramını gündeme getirdi. Yaşar Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Melisa Özbiltekin Pala, masum görünen bir iade işleminin, ürünün üretim maliyetini bile aşan bir operasyonel yük ve oluşan karbon ayak izi nedeniyle çevresel sorun oluşturabildiği ve bu süreçlerin en doğru şekilde yönetilmesi gerekliliği konusunda uyardı. Tek bir iadenin yolculuğu Bir ürünün müşteriden depoya geri dönüşünün; toplama, taşıma, kalite kontrol, yeniden paketleme ve stoklama gibi çok katmanlı bir süreci tetiklediğine dikkat çeken Dr. Pala, bu sürecin mali boyutunu özetleyerek şunları söyledi: "Örneğin bir kazağın üretim aşaması genellikle ölçek ekonomileri sayesinde daha düşük maliyetliyken; iade edilen bir ürün için yürütülen adımlar tekil bazda çok daha maliyetli. Bunun sonucunda bazı işletmeler, iade edilmiş ürünleri yeniden satışa hazırlamak yerine imha etmeyi tercih edebiliyor." Görünmeyen karbon yükü Tüketicilerin en sık başvurduğu iade nedeni olan "beden uyuşmazlığı", kontrolsüz yönetildiği takdirde arka planda ciddi bir çevre kirliliğine yol açıyor. Dr. Pala, tüketicinin "uymazsa geri gönderirim" rahatlığının meydana getirdiği görünmeyen karbon ayak izini anlatarak, "Bir ürün, kargo aracılığıyla toplama merkezlerine, ayrıştırma ve kalite kontrol birimlerine taşınıp yeniden paketlendikten sonra stoklanıyor ve başka bir sevkiyata hazırlanıyor. Özellikle moda perakendesinde, ürün başına düşen karbon salınımı, ilk sevkiyat sürecindeki emisyonu aşabilir ve sektörde ciddi bir ekolojik yük oluşturur. Tüketicinin sıradan gördüğü "uymazsa geri gönder" kararı, arka planda ciddi bir çevresel maliyet oluşturur ve iade süreçlerinin sürdürülebilirlik açısından yeniden değerlendirilmesini gerekli kılar" diye uyardı. Dr. Pala, çözümün stratejik iyileştirmede olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Tersine lojistik süreçleri dikkatli ve düzenli bir şekilde uygulandığında; taşıma planlaması, enerji verimliliği ve geri dönüşüm altyapısının iyileştirilmesiyle riskler minimize edilebilmektedir. Doğru yönetilen tersine lojistik hem operasyonel verimliliği artırmakta hem de sürdürülebilirlik hedefleriyle uyum sağlamaktadır."
Dicle Elektrik’ten Artuklu’ya 12,4 milyon liralık altyapı yatırımı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:37 Dicle Elektrik’ten Artuklu’ya 12,4 milyon liralık altyapı yatırımı Dicle Elektrik, Mardin’in Artuklu ilçesinde hızla gelişen yerleşim bölgelerinden biri olan 13 Mart Mahallesi’nde 12 milyon 447 bin lira tutarında yeni bir elektrik altyapı yatırımı başlattı. Proje kapsamında tüm havai hatlar yer altına alınırken, 1600 kVA gücünde trafo merkezi kurulacak. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle yatırımlarını sürdüren Dicle Elektrik, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan illerde enerji altyapısını güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda şirket, Mardin’in merkez Artuklu ilçesine bağlı 13 Mart Mahallesi 46. Cadde ve çevresini kapsayan bölgede 12 milyon 447 bin liralık yeni bir altyapı projesi başlattı. Artan nüfus ve yoğun konutlaşmanın getirdiği enerji talebini karşılamak üzere planlanan bu proje ile bölgede hem enerji kapasitesi artırılacak hem de daha modern ve güvenli bir şebeke oluşturulacak. Yeni bir trafo merkezi kurulacak Dicle Elektrik tarafından yürütülen proje kapsamında mevcut havai hatların tamamı yer altına alınacak. Ayrıca, bölgenin artan enerji ihtiyacını karşılamak üzere 1600 kVA gücünde yeni bir trafo merkezi kurulacak. Altyapı güçlendirme çalışmaları dahilinde cadde ve sokaklara 56 adet yeni aydınlatma direği ve armatür yerleştirilecek. Bu yatırım ile birlikte 4,5 kilometre orta gerilim ve 6,5 kilometre alçak gerilim kablosu döşenerek daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir dağıtım hattı inşa edilecek. Enerji kalitesi artacak, arıza oranı düşecek Dicle Elektrik yetkilileri, yatırımın yalnızca bugünkü ihtiyaçlara değil, bölgenin gelecekteki büyüme potansiyeline de cevap verecek şekilde planlandığını belirtti. Yetkililer, "Bu proje, Artuklu’nun hızla gelişen bölgelerinde enerji kalitesini yükseltmenin yanı sıra uzun vadede muhtemel arıza oranlarını da ciddi şekilde azaltacaktır. Mardin’in büyüyen şehir dokusuna uygun şekilde kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir enerji yatırımlarımız sürecek" açıklamasında bulundu.
OKA’dan Samsun’da kalkınma odaklı toplantı: 2026 destek programları görüşüldü
16 Aralık 2025 Salı - 19:59 OKA’dan Samsun’da kalkınma odaklı toplantı: 2026 destek programları görüşüldü Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (OKA) Samsun’daki toplantısında teknopark projesinden yeşil dönüşüme, kadın girişimciliğinden 2026 destek programlarına kadar bölgenin kalkınma gündemindeki başlıklar ele alındı. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (OKA) 2025 yılının son Yönetim Kurulu Toplantısı, Samsun’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın başkanlığında yapılan toplantıda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Sanayi Master Planı’nın ilk fazında yer alan Samsun-Mersin Sanayi Koridoru hedefleriyle uyumlu şekilde yürütülen "Samsun Merkezli Bölgesel Teknopark Projesi" ele alındı. Proje kapsamında mevzuat, yönetim yapısı, ortak kurumlar ve finansal kaynaklara yönelik araştırmaların yapılması, ön fizibilite çalışmalarına başlanması ve sürecin OKA Genel Sekreterliği tarafından koordine edilmesi kararlaştırıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü ile Dünya Bankası desteğiyle uygulama süreci başlayan Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi ve Orta Karadeniz’de Yeşil Dönüşüm Hızlandırıcı Hibe Desteği Programı’nda başarılı olan projeler değerlendirildi. Ayrıca, 2026 yılında uygulanması planlanan Geri Ödemeli Finansman Desteği Programı’nın öncelikleri, bütçesi ve başvuru koşulları görüşüldü. Toplantıda, Yerel Kalkınma Hamlesi Programı 2025 Yılı Çağrısı kapsamında bölgede ilan edilen 16 yatırım başlığına yönelik başvuru yapan 35 işletmenin durumu ele alınırken, 2026 yılı çağrısı için Yatırım Destek Ofisleri tarafından önerilen yeni yatırım başlıkları değerlendirildi. Ajansın mali ve teknik destek programları kapsamında devam eden projeler gözden geçirilerek, 2025 yılı Fizibilite Programı çerçevesinde katma değerli üretim ve turizm temalarında yapılan başvurular karara bağlandı. Bunun yanı sıra, 2025 yılı İllerin ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (SEGE) sonuçları hakkında istişarelerde bulunuldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından yürütülen Türkiye Siber Vatan Programı’nın 2026 dönemi kapsamında planlanan eğitim faaliyetlerinin genel çerçevesi hakkında da kurul üyelerine bilgi verildi. Toplantıda ayrıca, 2024 ve 2025 yıllarında kadın istihdamı ve kadın girişimciliği alanında yürüttüğü çalışmalarla en başarılı kalkınma ajansları arasında yer alan OKA’nın faaliyetleri ele alındı. 2026 yılında Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Anadoludakiler Projesi kapsamında belirlenen "Yöresel Ürünlerin Ticarileştirilmesi" teması doğrultusunda, bölgenin yöresel ürünlerinin ulusal ve uluslararası pazarlarda ticarileştirilmesine yönelik yapılacak çalışmalar da istişare edildi. Tolantıya ayrıca Amasya Valisi Önder Bakan, Çorum Valisi Ali Çalgan, Tokat Valisi Abdullah Köklü, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Amasya Belediye Başkanı Av. Turgay Sevindi, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, Amasya İl Genel Meclisi Başkanı Zeki Eraslan, Tokat İl Genel Meclisi Başkanı Ali İhsan Gürel, Amasya TSO Başkanı Murat Kırlangıç, Tokat TSO Başkanı Fatih Gökdere ve OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle katıldı.