EKONOMİ
Uzmanı değerlendirmelerde bulundu: "Yastık altında bulunan tonlarca altın üretime kazandırılmalı" 30 Mart 2026 Pazartesi - 22:01:31 Türkiye’de yastık altında tutulan altın miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu ifade eden Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, bu büyük birikimin ekonomiye kazandırılamamasının üretim, istihdam ve yatırım açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdiğini ifade etti. Türkiye’de vatandaşların geleneksel tasarruf aracı olarak gördüğü altın, son dönemde artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerle birlikte yeniden gündemin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Ülkede yastık altındaki altının miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu belirtilirken, bu birikimin ekonominin dışında kalması dikkat çekiyor. Küçük miktarlarda dahi kolayca alınabilmesi ve güvenli liman olarak görülmesi nedeniyle vatandaşlar, ellerine geçen birikimleri çoğunlukla altına yönlendiriyor. Finansal okuryazarlığın sınırlı olması ve yüksek enflasyon ortamı da bu eğilimi güçlendiriyor. Son dönemde artan küresel gerilimler ve bölgesel çatışmaların da etkisiyle altına olan talebin daha da yükseldiği gözlenirken, krediye erişimin zorlaşması ve konut fiyatlarının artması da vatandaşların küçük birikimlerini altına yönlendirmesine neden oluyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, söz konusu altın birikiminin ekonomiye kazandırılması halinde büyük ölçekli yatırımların yapılabileceği, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceği ve özellikle enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılabileceğini söyleyerek, "Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli. Bununla ilgili doğru, güvene dayalı ve istikrar sağlayıcı politikalar uygulanmalıdır. Reel sektöre kazandırılan bu kaynaklar doğru yatırımlarda kullanılarak insanların daha da fazla kazanmasına sebep olmalıdır. Yani insanları buna inandırmak gerekir. Bu şekilde bu kaynaklardan faydalanabiliriz" dedi. Yalman, yastık altında tutulan altın miktarının değeri ile alakalı bilgiler de vererek, "Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Bunu örneklendirecek olursak bazı makalelerde, bu konuda çalışmalarda yaklaşık 8 bin 500 fabrika, 4 milyon insanın üzerinde istihdam veya enerji sektörüne bu parayla yatırım yapıldığı zaman Türkiye’nin cari açığının kapanması demek. Yani paranın büyüklüğünü ifade etmek için bu örnekleri veriyorum" diye konuştu. "Reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp" Türkiye’deki yastık altı altın miktarının Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkarabilecek enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam olduğunu söyleyen İlkay Noyan Yalman, "Türkiye’de son dönemlerde özellikle savaşın da çıkmasıyla beraber altın çok konuşulan bir konu oldu ve buna paralel olarak yastık altındaki altınımız çok konuşuluyor. Bu da gayet doğal çünkü gerçekten çok büyük bir hacim, yaklaşık 4 bin ton ya da 5 bin ton altından bahsediliyor. Bunun ekonominin dışında olması, reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp. Çünkü Türk halkı altını seven bir halk. Özellikle düğünlerde, özel günlerde altınla hediyeleşme gelir seviyesi en düşükten en yükseğe kadar altın edinmek de aslında kolaydır. Bölünebilir olduğu için 1 gramdan tutun da külçe altına kadar herkes altın edinebiliyor. Eline birkaç kuruş para geçse onu altına hemen yatırıyor, yöneltiyor. Çünkü enflasyon yüksek, diğer finans araçları konusunda belki tam haberdar değil, finansal okuryazarlık oranı da Türkiye’de çok yüksek değil. Onu da saklaması kolay. Gerçi çok fazla tehdit de var tabii çalınması ile ilgili ama yine de biz buna yastık altı diyoruz. Bazı kaynaklarda bu 8 bin tona kadar çıkıyor. Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Enerji sektörüne yöneltildiği zaman bu altın, Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkaracak enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam. Şimdi böyle ciddi bir rakamın hala yastık altında duruyor olması, tabii ki bunun en önemli sebebi ekonomide güven ve istikrar eksikliği" dedi. "Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke" Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesini çokta kolay olmadığını söyleyen Yalman, "Güven ve istikrar kronik bir hale geldi. Çünkü Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke. Son yıllarda, son 20 yılda tek rakamlı haneye düştüğü dönemler oldu enflasyonun ama o da tekrar yukarı çıktı. Enflasyonun olduğu dönemlerde Türk parasından, daha doğrusu ulusal paradan kaçış olur ve güvenli limanlara yönelim başlar. Burada da en önemli güvenli liman Türkiye için, Türkiye gibi benzer ülkeler için altındır. Mesela bu konuda Hindistan’ı da örnek verebiliriz. Türkiye’de 5 bin ton gibi bir yastık altı altın hacminden bahsederken Hindistan’da bu miktar 25 bin ton civarında olarak ifade ediliyor. Yani orada da ekonomiye duyulan istikrarın ve güvenin eksikliğinden kaynaklı bir durum söz konusu. Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesi de çok kolay değil açıkçası" diye konuştu. "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde" Amerika, İsrail ve İran savaşının Türkiye ekonomisine yansımalarından bahseden Yalman, "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde, bunu hepimiz biliyoruz dünyaca. Yakın zamanda başlayan Amerika, İsrail ve İran savaşı Türkiye için hem güvenlik açısından hem ekonomik açıdan çok ciddi bir tehdit. Bu sadece güvenliği değil, tabii ki ekonomiyi de olumsuz yönde etkiliyor. Biz bunun etkisini hemen altınla ölçüyoruz, yani altının fiyatı ne olacak diye herkes altını takip ediyor. Çünkü herkesin az da olsa çok da olsa altını var. Son dönemlerde yastık altı altının arttığını görüyoruz. Bu aslında konut fiyatlarının da artmasına sebep oldu. Çünkü konut alımında krediye ulaşmak zorlaştığı için insanlar büyük yatırım yapamıyorlar, yani bir ev alamıyorlar. Çünkü evin fiyatları yüksek. Ev alamayınca da insanlar küçük ölçekli tasarruflarını yine altın alarak yastık altına aktarıyorlar. Böylece bir yandan yastık altı altınlar artarken ev fiyatları da yükseliyor. Yani emlak piyasasını da olumsuz etkileyen bir sonuç ortaya çıkıyor. Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli" şeklinde konuştu.
30 Mart 2026 Pazartesi - 19:49 İran’daki savaş Zengezur Koridoru’nun stratejik önemini artırdı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle bölgede yaşanan güvenlik kaygıları, Türkiye ile Türk dünyasını birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nu yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası artan güvenlik riskleri, Güney Kafkasya’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte Azerbaycan ile Nahçıvan arasında doğrudan bağlantı kurmayı hedefleyen Zengezur Koridoru’nun önemi daha da belirgin hale geldi. Türkiye’nin Orta Asya ile kesintisiz ulaşımını sağlayacak proje, sadece ulaşım değil enerji ve ticaret açısından da kritik bir rol üstleniyor. Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle birlikte bölgesel ticaretin canlanması ve ekonomik entegrasyonun hız kazanması bekleniyor. Gelişmelerin yakından takip edildiği bölgede, Zengezur Koridoru’nun geleceği yalnızca iki ülkeyi değil, geniş bir coğrafyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri etkileyecek kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’nun önemli bir parçası olan 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demir yolu hattında da çalışmalar sürüyor. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve başkan adayı iş insanı Abdullah Atalar, bölgedeki ihracatçıların çok cesur olduğunu ve alternatif bölgeler bulabildiğini söyleyerek, "İran’daki gerilim gerçekten ihracatçımızı zor durumda bırakıyor. Buradaki ticaret yapan arkadaşlarımızı, bölgedeki arkadaşlarımızı da zor durumda bırakıyor. Gümrük kapılarımızdan Dilucu Gümrük Kapımız şu anda yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İran’daki gerilimden dolayı burada bir yoğunluk var. Orada bir rahatlatmayla ilgili girişimlerimiz olacak. Gürbulak Kapısı ise bu gerilimden dolayı şu anda sıkıntılı. Iğdır’daki Dilucu’nda da bir yoğunluk söz konusu. Zaman içerisinde belki bu durum, Iğdır esnafımızın ve ihracatçımızın ticaretini artırabilmesi açısından daha iyi sonuçlar doğurabilir. Sınır kapımızda yığılmalar olabilir. Bütün doğuya açılan kapımızın burası olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle Zengezur Koridoru’nun ehemmiyeti de İran’daki bu gerilimden dolayı biraz daha önemli hale geldi. Gerek demir yolu hatlarımızın gerekse kara yolu hattımızın hızlı bir şekilde tamamlanması çok çok önemli hale geldi. Bizim ihracatçımız gerçekten çok cesur ve alternatif bölgeler bulabiliyor. Burada Iğdır’daki sahayı gezdim, baktım. Iğdır’daki arkadaşlarımız ve bölgede Doğubayazıt’taki arkadaşlarımız dünyanın her tarafına ihracat yapıyorlar. Ancak özellikle Dilucu Gümrük Kapısı’ndaki ve sınır ticaretindeki ihracatımızın İran’daki gerilimden sonra çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Ama tüccarımız, esnafımız, ihracatçımız her zaman kendisine bir çıkış yolu buluyor. Çok cesur bir tüccarımız ve ihracatçımız var" dedi. Iğdırlı iş insanı Selahattin Çaylı ise, Zengezur Koridoru’nun Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturduğunu söyleyerek, "Zengezur Koridoru, biliyorsunuz Türkiye ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak ve Ermenistan topraklarından geçen bir koridoru ifade ediyor. Ermenistan’dan geçerken de hiçbir kontrol noktasına takılmadan, Türkiye’den veya dünyanın neresinden olursa olsun geçiş güzergahı olarak kullanılan bir hattır. Bu hatla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Gerekli görüşmeler de iyi ilerlemektedir. Kısa zamanda bu hattın açılması, Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturacak bir hat olarak ülkemiz açısından, şehrimiz açısından son derece önemli bir güzergah olacaktır. Biliyorsunuz Zengezur Koridoru son dönemde gelişen savaş olaylarından sonra son derece önemli hale gelmiştir. Bu tarafta oluşabilecek bir tıkanıklığın açılması, sadece Zengezur üzerinden olacaktır. Bu açıdan da Zengezur, bölge dinamikleri açısından, bölge ticareti açısından, ihracat açısından, tacir, tüccar ve turizmci açısından önemli bir noktadır. Bunun açılması artık elzem olarak karşımızda durmaktadır. İran’daki sınır kapılarımızdan geçişler, ticari faaliyetler açısından neredeyse durma noktasına gelmiştir. İnsanlar güven duymuyor. Güvenin olmadığı yerde ticaret olmaz. Ticaret, tacir ve tüccar esasen güveni tercih eder. Güven olmadığı için ticaret de durma noktasına gelmiştir. Bu sadece buradaki sınır kapımızı değil, dünya ticaretini etkileyen bir noktaya gelmek üzeredir. Kısa sürede inşallah bu savaşın da sulh yoluyla çözüleceğini bekliyoruz" dedi.
30 Mart 2026 Pazartesi - 17:04 Fırat Kalkınma Ajansı’ndan KOBİ’lere 235 Milyon TL’lik yeşil dönüşüm finansmanı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Fırat Kalkınma Ajansı, 2026 Yılı Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Geri Ödemeli Finansman Destek Programı’nı ilan etti. Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli illerini kapsayan TRB1 Bölgesi’nde faaliyet gösteren KOBİ’lere yönelik hazırlanan programla, işletmelerin yeşil dönüşüm odaklı yatırım ve uygulamalarının desteklenmesi hedefleniyor. Program kapsamında, Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Projesi öncelikleri doğrultusunda faizsiz geri ödemeli finansman sağlanacak. Programın, işletmelerin çevresel sürdürülebilirlik kapasitesini güçlendirmesi, rekabetçiliğini artırması ve bölgede kapsayıcı kalkınmaya katkı sunması bekleniyor. Programın temel çerçevesini; çevre dostu üretim süreçlerinin yaygınlaştırılması, kaynak verimliliğinin artırılması, döngüsel ekonomi uygulamalarının desteklenmesi ve çevresel etkilerin azaltılması oluşturuyor. Bu kapsamda özellikle imalat sanayi ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve dönüşüm odaklı yatırımlarının desteklenmesi amaçlanıyor. Bunun yanında kadınlar, gençler ve diğer kırılgan gruplar için istihdam oluşturma potansiyeli taşıyan projeler de programın öncelikleri arasında yer alıyor. Başvurularda, iklim değişikliğinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü ile biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu gibi çevresel hedeflere katkı sunan proje teklifleri öncelikli olarak değerlendirilecek. Kadınlar ve gençler tarafından yönetilen işletmeler, kadınlar ve gençler başta olmak üzere kırılgan gruplar için istihdam oluşturan projeler, sosyo-ekonomik olarak daha az gelişmiş ilçelerde uygulanacak yatırımlar ve sürdürülebilirlik alanında kapasite geliştirmeyi içeren yaklaşımlar değerlendirme sürecinde avantaj sağlayacak. Toplam 235 milyon TL bütçeye sahip program kapsamında, proje başına asgari 2 milyon 600 bin TL, azami 7 milyon 500 bin TL destek sağlanacak. Proje uygulama süresi azami 6 ay olarak belirlenirken, geri ödeme süresi 6 ay geri ödemesiz dönem sonrasında 24 ay eşit taksit olmak üzere toplam 30 ay olacak. Programa başvurular, Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden 25 Mart 2026 tarihinde başladı. Son başvuru tarihi 8 Mayıs 2026 saat 23.59 olarak belirlenirken, taahhütnamelerin Ajansa teslimi için son tarih 15 Mayıs 2026 saat 18.00’dir.Programın tanıtımı ve başvuru sürecine ilişkin bilgilendirme toplantısı 7 Nisan 2026 Salı günü saat 14.00’te çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Ayrıca potansiyel başvuru sahiplerine yönelik proje hazırlama eğitimleri de düzenlenecek. Bu eğitimlerle, başvuru sahiplerinin proje fikirlerini program öncelikleriyle uyumlu hale getirmeleri ve teknik-mali açıdan daha nitelikli proje teklifleri hazırlamaları amaçlanıyor. Programdan yararlanmak isteyen KOBİ’lerin, Ajansın protokol imzaladığı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.’nun TRB1 Bölgesi’ndeki bir şubesinden kredi uygunluk belgesi almaları gerekiyor. Başvuru şartları, uygun maliyetler, değerlendirme ölçütleri ve diğer detaylara Fırat Kalkınma Ajansı’nın web sitesinde (www.fka.gov.tr) yayımlanan başvuru rehberinden ulaşılabiliyor. Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, programa ilişkin değerlendirmesinde yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Budancamanak, "Bu destek programı ile bölgemizde faaliyet gösteren KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmayı ve sürdürülebilir üretim modellerine geçişlerini hızlandırmayı hedefliyoruz. Kadınlar ve gençler için istihdam oluşturan, yenilikçi ve yüksek katma değerli projeleri öncelikli olarak destekleyeceğiz. TRB1 Bölgesi’nin yeşil kalkınma sürecinde öncü ve güçlü bir yapıya kavuşmasını amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:51 Yıldız Holding’de üst düzey atama Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanlığı’na, 2005 yılından bu yana Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında farklı sorumluluklar üstlenen, pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika operasyonlarında görev yaptığı dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına liderlik eden ve 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Mert Altınkılınç atandı. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, yaptığı açıklamada, "Sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, Yıldız Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında uzun yıllardır önemli sorumluluklar üstlenen ve başarılara imza atan Mert Altınkılınç’ın liderlik kadromuzda bu önemli görevi üstlenmesinden memnuniyet duyuyorum. Mert Altınkılınç’ın sahip olduğu deneyim ve birikimle, gıda alanındaki faaliyetlerimizin daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetilmesine ve stratejik hedeflerimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda ve odaklanma stratejisi kapsamında gıda alanındaki faaliyetlerini daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetmek amacıyla Gıda Grubu Başkanlığı’nı oluşturdu. Bu kapsamda, 2005 yılından bu yana Grup bünyesinde farklı görev ve sorumluluklar üstlenen Besler CEO’su Mert Altınkılınç, Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı olarak atandı. Mert Altınkılınç liderliğindeki Gıda Grubu Başkanlığı ile Yıldız Holding’in gıda kategorilerindeki operasyonlarını daha bütüncül bir yapı altında yönetmesi ve stratejik önceliklerini daha etkin şekilde hayata geçirmesi hedefleniyor. Bu yapı ile üretimden tedarik zincirine, inovasyondan ihracata uzanan süreçlerde entegrasyonun artırılması ve küresel pazarlardaki rekabet gücünün daha da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yıldız Holding’deki kariyerine 2005 yılında başlayan Mert Altınkılınç, Holding’in yurt içi ve yurt dışındaki şirketlerinde farklı yöneticilik görevleri üstlendi. Teközel, Eksper Gıda ve İstanbul Gıda’daki görevlerinin ardından pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika Managing Director olarak görev yaptı. Bu dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına önemli katkılar sağladı. 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Altınkılınç, güçlü marka portföyü ve çok kategorili yapısıyla şirketin stratejik dönüşümüne liderlik etti; özellikle dondurulmuş gıda ve yağ kategorilerinde ürün çeşitliliği ile üretim kapasitesinin artmasına ekipleri ile önemli katkı sundu. Aynı zamanda Donuk Fırıncılık Ürünleri operasyonunun Besler bünyesine dahil edilmesi ve Kerevitaş’tan Besler’e dönüşüm sürecinde yürütülen kurumsal çalışmalara öncülük etti. Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu olan Altınkılınç, aynı alanda yüksek lisans yaptıktan sonra ABD’de MBA eğitimini tamamladı.
Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin:  "KKTC’de gerçekleştireceğimiz fiber dönüşüm seferberliği ortak refahı önceleyen bir gelecek vizyonudur"
31 Aralık 2025 Çarşamba - 23:32 Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin: "KKTC’de gerçekleştireceğimiz fiber dönüşüm seferberliği ortak refahı önceleyen bir gelecek vizyonudur" Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında, KKTC’nin fiber optik altyapısının Türk Telekom tarafından kurulması ve hızlı internete kavuşması için imzalanan iş birliği protokolü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanmasının ardından Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Resmi gazetede yayımlanan karara göre Türkiye ile KKTC arasında fiber optik altyapının geliştirilmesi ve fiber optik kablolar üzerinden sunulan hizmetlerin hanelere ve işletmelere ulaştırılmasını amaçlayan iş birliği protokolü onaylandı. Protokolle, KKTC genelinde dijital altyapının güçlendirilmesi ve haberleşme hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Resmi Gazete’de yayımlanan karar sonrası değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla Fiber Dönüşüm Protokolü’nün yürürlüğe girmesiyle birlikte, Türk Telekom olarak dijital çağın altyapısını bölgenin tamamıyla buluşturma hedefimizi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Türkiye’den denizaltı kablolarla güçlü fiber ağımızı ulaştırdığımız KKTC’de şimdi de işletmelere ve hanelere kadar fiber internet götürülmesine yönelik dönüşümü, bölgenin teknoloji taşıyıcısı olarak Türk Telekom’un gerçekleştirecek olması bizler için büyük gurur. Altyapı yatırımlarının yanında KKTC’nin eğitimden ekonomiye, sağlıktan kamu hizmetlerine kadar birçok alanda dijitalleşmesini destekleyecek bir fiberleşme seferberliği ile Ada’nın dijital geleceğini inşa edeceğiz. Kuzey Kıbrıs’ta başlayan bu dönüşüm, yalnızca bir altyapı yatırımı değil; sürdürülebilir kalkınmayı, dijital eşitliği ve ortak refahı önceleyen uzun soluklu bir gelecek vizyonudur" dedi.
Osmangazi’den pazarlarda hizmeti güçlendirecek protokol
31 Aralık 2025 Çarşamba - 16:31 Osmangazi’den pazarlarda hizmeti güçlendirecek protokol Osmangazi Belediyesi, ilçede kurulan pazar yerlerinde vatandaşlara daha kaliteli hizmet sunabilmek amacıyla Bursa Seyyar Pazarcılar Odası ile ortak bir protokole imza attı. Osmangazi’de yaşayan vatandaşlara 7/24 daha nitelikli hizmet sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi, pazar yerlerindeki hizmet kalitesini artırmak amacıyla Bursa Seyyar Pazarcılar Odası ile iş birliği yaptı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile Bursa Seyyar Pazarcılar Odası Başkanı Refik Aksu arasında başkanlık makamında imzalanan protokol kapsamında, ilçede kurulan pazar yerlerinin daha çağdaş, düzenli ve sağlıklı bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. Pazar Yerleri Yönetmeliği’nin 5. maddesinin 8. bendine istinaden, pazar yerlerinin işletilmesine ilişkin bazı hizmetlerin belirli süreli protokollerle meslek kuruluşları eliyle yürütülebilmesine imkan tanınıyor. Bu kapsamda Osmangazi Belediyesi ile Bursa Seyyar Pazarcılar Odası arasında hazırlanan ortak protokol sayesinde, Osmangazi ilçesindeki pazar yerlerinde hizmet kalitesi daha da artırılacak. Ayrıca ilçe genelinde yapılan araştırmalar, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları görüşleri ile vatandaşların talepleri doğrultusunda pazar yerlerinde düzeninin temin edilmesi için meyve ve sebze pazarlarının bazı hizmetlerinin Bursa Seyyar Pazarcılar Odasına yaptırılması sağlanacak. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi İlçesi’nde hizmet kalitesini arttıracak protokolün hayırlı olması temennisinde bulundu.
Demirci Halı Dokuma ve Deneyimleme Atölyesi projesi protokolü
31 Aralık 2025 Çarşamba - 16:30 Demirci Halı Dokuma ve Deneyimleme Atölyesi projesi protokolü Manisa’nın Demirci ilçesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2025 Yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında desteklenmeye hak kazanan "Demirci Halı Dokuma ve Deneyimleme Atölyesi" projesinin protokolü imzalandı. Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser ile Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara arasında imzalanan protokolle, ilçenin kültürel mirası açısından büyük önem taşıyan 120 yıllık tarihi okul binasının halı müzesi ve halı dokuma deneyimleme atölyesine dönüştürülmesi süreci resmen başlatıldı. Demirci Belediyesi tarafından hazırlanan, Demirci Kaymakamlığı ile Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün ortak olduğu proje, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanırken, uygulama süreci Zafer Kalkınma Ajansı koordinasyonunda yürütülecek. Proje kapsamında, Osmanlı Devleti döneminde 1905 yılında okul olarak inşa edilen ve uzun yıllar Abdurrahman Şerefbey İlkokulu olarak hizmet veren tarihi bina, bakım ve onarım çalışmalarının ardından "Demirci Halı Merkezi" olarak ilçeye kazandırılacak. Toplam 4 milyon 607 bin lira bütçeye sahip projede Demirci Belediyesi de eş finansman sağlayacak. Proje doğrultusunda merkez bünyesinde geleneksel el halısı tezgâhları kurulacak. 348 metrekare kapalı alana sahip tarihi binada; karşılama ve el sanatları satış merkezi odası, kültürel sergi odası, showroom odası ve halı dokuma deneyimleme atölyesi yer alacak. Merkez, dokuma, deneyimleme ve sergileme alanlarıyla hem üretim hem de tanıtım işlevi görecek. Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, proje protokolünün imzalanmasının ardından yaptığı açıklamada, Demirci’nin halıcılık geleneğinin yüzyıllardır bu topraklarda yaşatıldığını belirterek, "Bu proje ile hem kültürel mirasımızı koruyacağız hem de tarihi bir yapıyı yeniden işlevlendirerek ilçemize kazandıracağız. Özellikle kadınlarımızın üretime katılacağı, meslek edineceği ve ekonomik gelir elde edeceği bir merkez oluşturuyoruz. Demirci Halısı’nı sadece yaşatmakla kalmayacak, aynı zamanda tanıtımını güçlendirerek marka değerini artıracağız" ifadelerini kullandı. Başkan Kara, projeye destek veren Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, Zafer Kalkınma Ajansına ve paydaş kurumlara teşekkür ederek, Demirci Halı Dokuma ve Deneyimleme Atölyesinin ilçeye hayırlı olmasını diledi. Proje kapsamında ayrıca Demirci halısının tarihçesini ve kültürel değerini anlatan tanıtım filmi hazırlanacak. Merkez bünyesinde kurulacak Yöresel El Sanatları Satış Merkezi ile kadınların el emeği ürünlerini sergileyip satabilecekleri satış alanları oluşturulacak.
Bakan Bolat: Kasımda ihracatımız yıllık bazda yüzde 1,3 artışla 22,5 milyar dolar olarak gerçekleşti
31 Aralık 2025 Çarşamba - 16:09 Bakan Bolat: Kasımda ihracatımız yıllık bazda yüzde 1,3 artışla 22,5 milyar dolar olarak gerçekleşti Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Kasımda ihracatımız olumsuz takvim etkisine rağmen yıllık bazda yüzde 1,3 artışla 22,5 milyar dolar olarak gerçekleşti" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TÜİK’in kasım ayına ilişkin dış ticaret istatistiklerini değerlendirdi. Kasımda ihracatın olumsuz takvim etkisine rağmen yıllık bazda yüzde 1,3 artışla 22,5 milyar dolar, ocak-kasım döneminde de geçen yıla kıyasla yüzde 3,6 yükselişle 247 milyar dolar olduğunu belirten Bolat, yıllıklandırılmış mal ihracatının 270,4 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Bakan Bolat, yılın 11 ayının 9’unda mal ihracatının arttığına, bu dönemin 4’ünde aylık mal ihracatı rekoru kırıldığına dikkati çekerek, "Öncü göstergelerimiz, aralık ayında çok daha güçlü ihracata işaret etmektedir. Mal ihracatında gösterdiğimiz başarıyı hizmetler ihracatında da gösteriyoruz. Bu başarı, küresel ekonomide ağırlaşan rekabet şartları, artan korumacılık, zayıf dış talep ve yakın coğrafyamızda devam eden karışıklıklara rağmen yakalanmıştır" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca son 31 ayın 23’ünde aylık mal ihracatının arttığına, aynı dönemin 17’sinde aylık bazda ihracat rekoru kırıldığına işaret eden Bolat, kasımda ithalatın ise yıllık bazda yüzde 2,6 artışla 30,5 milyar dolar olduğunu belirtti. Ticaret Bakanı Bolat, ithalatın 11 ayda 329,7 milyar dolar, kasımda yıllıklandırılmış ithalatın da 361,9 milyar dolar olduğunu ifade etti. Kasımda dış ticaret açığının 8 milyar dolar, ocak-kasım döneminde de 82,7 milyar dolar olduğunu belirten Bakan Bolat, "AB-27’nin yıllıklandırılmış ithalatının hala yatay seyrini koruması, zayıf dış talep, yakın coğrafyamızda süregelen savaşlar, iç karışıklıklar ve gerilimler, tarife artışlarının getirdiği belirsizliğin devam etmesiyle beraber gelen zorlu rekabet şartlarına rağmen hem mal hem de hizmet ihracatımızda artış devam etmektedir" ifadesini kullandı.
Mersin’de Halk Kart ve öğrenim yardımı ödemeleri yapıldı
31 Aralık 2025 Çarşamba - 15:50 Mersin’de Halk Kart ve öğrenim yardımı ödemeleri yapıldı Mersin Büyükşehir Belediyesi, dar gelirli vatandaşlar ve üniversite öğrencilerine yönelik desteklerini yeni yıl öncesinde sürdürdü. Büyükşehir Belediyesi, ’Halk Kart’ın aralık ayı ödemeleri ile öğrenim yardımının 2. taksitini hak sahiplerinin hesaplarına yatırdı. Temel ihtiyaç ve gıda alışverişlerinde kullanılabilen Halk Kart uygulamasıyla hem dar gelirli vatandaşların aile bütçelerine katkı sağlandı hem de anlaşmalı yerel market ve bakkallar desteklendi. Aralık ayında ’Halk Kart’tan toplam 7 bin 336 kişi yararlandı. Bu kapsamda 3 bin 698 kişinin hesabına 750 lira, 3 bin 638 kişinin hesabına ise 1.250 lira olmak üzere, toplamda 7 milyon 321 bin lira ödeme yapıldı. Büyükşehir Belediyesi, üniversite öğrencilerini de unutmadı. 2025-2026 öğrenim yılı kapsamında, geri ödemesiz öğrenim yardımının 2. taksiti, 8 bin 661 üniversite öğrencisinin hesabına yatırıldı. Toplamda 30 milyon 591 bin 300 lira ödeme gerçekleştirildi. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen öğrenim yardımı kapsamında, 2 yıllık bölümlerde okuyan 3 bin 12, 4 yıllık bölümlerde okuyan 5 bin 31, 5 yıllık bölümlerde okuyan 205 ve 6 yıllık bölümlerde okuyan 413 öğrenci destekten yararlandı. Yeni yıl öncesinde yapılan bu ödemelerle, hem dar gelirli vatandaşların hem de üniversite öğrencilerinin bütçelerine katkı sağlanmış oldu.
112’ye asılsız ihbar idari para cezası 18 bin 823’ TL’ye yükseldi
31 Aralık 2025 Çarşamba - 15:46 112’ye asılsız ihbar idari para cezası 18 bin 823’ TL’ye yükseldi Muğla Valiliği, İçişleri Bakanlığı’nın 112 Tek Numara Projesi kapsamında 112 Acil Çağrı Merkezi’ni gereksiz yere arayanlar hakkında uygulanan idari yaptırımlara ilişkin açıklamada bulundu. Valilik tarafından yapılan paylaşımda, vatandaşların birden fazla acil numarayı aramak yerine yalnızca 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aramalarının, olayın niteliğine göre ilgili ekiplerin hızlı ve etkin şekilde sevk edilmesi açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Asılsız ve danışma amaçlı çağrıların ayıklanarak, gerçekten acil yardıma ihtiyacı olan vatandaşlara öncelik verildiği ifade edildi. Açıklamada, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 42/A maddesi uyarınca;112 Acil Çağrı Merkezi’ni meşgul etmek amacıyla arayan kişilere 1.500 TL, yapılan ihbarın asılsız olduğunun ekiplerce tutanakla tespit edilmesi halinde ise 15.000 TL idari para cezası uygulandığı, bu fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde cezaların iki katına çıktığı hatırlatıldı. Bu kapsamda Muğla’da, 112 hattına asılsız ihbarda bulunduğu tespit edilen 1 kişiye 15 bin TL, hattı gereksiz yere meşgul eden 17 kişiye kişi başı 1.500 TL olmak üzere toplam 40 bin 500 TL idari para cezası uygulandığı bildirildi. Ayrıca 11 kişi hakkında idari para cezası işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Muğla Valiliği, vatandaşların cezai yaptırımlarla karşılaşmamaları adına 112 Acil Çağrı Merkezi’ni gereksiz yere meşgul etmemeleri ve acil yardımın başka bir vatandaş için hayati önem taşıyabileceğini unutmamaları çağrısında bulundu. Ayrıca; 2026 yılında "Yeniden Değerleme Oranı’nın yüzde 25,49 olarak belirlenmesi nedeniyle yapılan hesaplama sonucunda; asılsız çağrı idari para cezasının 1.882 TL, asılsız ihbar idari para cezasının 18.823 TL. olarak uygulanacağı belirlendi.
Elazığ’ın köklü firmasından çeyrek asırlık başarı, yapı kapasitesini üçe katladı
31 Aralık 2025 Çarşamba - 14:00 Elazığ’ın köklü firmasından çeyrek asırlık başarı, yapı kapasitesini üçe katladı Yalıtım, kimyasal ve boya sektörlerinde faaliyet gösteren ED Yapı, 25. kuruluş yılını geride bırakırken, Elazığ’daki üretim kapasitesini 2025 yılı itibarıyla üç katına çıkardı. Şirket yetkilileri, yeni yatırımlarla birlikte ihracatı artırmayı ve küresel pazarda güçlü bir Türk markası olmayı hedeflediklerini belirtti. Yalıtım, kimyasal ve boya sektörlerinde faaliyet gösteren ED Yapı, kuruluşunun 25. yılını çalışanlarıyla birlikte düzenlenen yıl sonu yemeğiyle kutladı. Çeyrek asrı geride bırakan firma, Elazığ başta olmak üzere Türkiye genelinde gerçekleştirdiği yatırımlarla üretim kapasitesini artırırken, yurt dışı pazarlardaki varlığını da güçlendirmeyi hedefliyor. Etkinlikte konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Emre Düşmez, Türkiye’de 25 yıl boyunca ayakta kalıp büyümenin önemli bir başarı olduğunu vurgulayarak, bu sürecin ekip çalışmasıyla mümkün olduğunu ifade etti. 25 yıllık yolculuğu ve yatırımlarına değinen Emre Düşmez, " 25. yılımız. Türkiye’de 25 yılı ayakta kalarak geçirmek ve bunu sürekli büyütmek herkese nasip olmuyor. Çok şükür, takım arkadaşlarımızla birlikte olduğumuz için bu sevincimizi yılın son yemeğinde ekip arkadaşlarımızla bir araya gelerek paylaştık ve kendilerine teşekkür ettik. Çünkü Türkiye şartlarında ve hatta dünya genelinde şirketleri ayakta tutmak, büyütmek, yatırımlar yapmak ve devlete vergisini ödemek önemli bir değer katmak anlamına geliyor, bu nedenle çok mutluyuz. Genellikle yalıtım, kimyasal ve boya alanlarında faaliyet gösteriyoruz. Ciromuzun yaklaşık yüzde 10-15’lik kısmını yurt dışına ihraç ediyoruz. Yurt dışı pazarı, Türkiye pazarına göre daha zor olsa da bir Türk markasını farklı ülkelerde görmek ve satmak bizlere ayrı bir gurur ve haz veriyor. Bu, tek başına yapılacak bir iş değil; ekibimizle ve ortaklarımızla birlikte başardığımız için ayrıca mutluyuz. Şu anda Gebze’de de bir yatırımımız bulunuyor. Elazığ’daki yatırımımızı ise önemli ölçüde büyüttük ve 2025 yılının ocak ayı itibarıyla mevcut kapasitemizin yaklaşık üç katına çıktık. İstanbul’daki yatırımımızla birlikte küresel pazara doğru ilerleyen bir yolda emin adımlarla yürüdüğümüze inanıyoruz" dedi. Hem eğitim alanında hem de sanayi sektöründe aktif rol üstlenen Oya Düşmez ise "İşim gereği hem eğitimciyim hem de sanayiciyim. Elazığ’ın ilk özel okulu olan Bilgem Okullarının ikinci jenerasyon yöneticisiyim, aynı zamanda Redcolour EPS Isı Yalıtım Sistemleri ve boya alanında faaliyet gösteren firmanın da ortaklarındanım. Bu noktada, özel sektörde başarı için eşin ve ailenin desteğinin çok önemli olduğunu özellikle vurgulamak isterim; çünkü özel sektör fedakarlık, yoğun stres ve zaman zaman aile hayatını da etkileyen bir yapı gerektiriyor. Ancak bu işi eşimle birlikte yapıyor olmak, özel sektörde omuz omuza ilerlemek beni son derece mutlu ediyor. Bir yandan üretim yapan bir marka ortaya koymak, diğer yandan özel okulumuzda milli ve manevi değerlere bağlı nesiller yetiştirmek benim için büyük bir gurur kaynağı. Üretim yapmak beni her zaman heyecanlandırdı; bunun yanında ihracatımızı artırmak ve ilerleyen süreçte yurt dışında da fabrikalar kurarak global bir marka haline gelmek beni ayrıca motive ediyor. Özellikle sektörümüzde pazarın büyük ölçüde yabancı markaların elinde olduğunu gördüğümüzde, neden güçlü bir Türk markası çıkarmayalım sorusu beni daha da heyecanlandırıyor. Türk milletinin birçok zorluğun üstesinden geldiğine inanıyorum; markalaşma konusunda geçmişte biraz geride kalmış olsak da bugün pek çok şirket bu alanda önemli adımlar atıyor ve ben de bu sürecin bir parçası olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum" şeklinde konuştu.