EKONOMİ
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Üreticilerimize muhakkak nakdi yardım yapılması gerekiyor" 26 Mart 2026 Perşembe - 19:18:57 Türkiye Ziraat Odalar Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Adana’da 36 bin 566 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı. Afetten zarar gören çiftçilerimiz için bir destek bekliyoruz" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Adana’da 18-22 Mart tarihleri arasında etkili olan sağanak yağışta sular altında kalan tarım arazilerinde incelemelerde bulundu. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ile birlikte Yüreğir ilçesinde zarar gören arazileri gezen Bayraktar, daha sonra basın mensuplarına açıklama yaptı. Bayraktar, "Birkaç yıldan beri doğal afetler tarım sektörüne önemli ölçüde zarar veriyor. Biliyorsunuz geçen yıl büyük afetler yaşadık, 65 ilimiz don felaketi ile karşı karşıya kaldı. Üreticilerimiz ve ürünlerimiz büyük ölçüde zarar gördü. Onun arkasından gelen kuraklık afeti de yine birçok bölgede, birçok ilimizde üreticimizi olumsuz etkiledi. 2026 yılına afetler açısından daha olumlu başlamak isterdik. Ama 2026 yılı geldi, afetler yine artarak devam ediyor. Belli ki bu yıl da yine afetlerle uğraşacağız. Üreticilerimiz bölgedeki savaşlar nedeniyle artan üretim maliyetleriyle boğuşuyor. Girdi maliyetlerimiz arttı, gübre ve mazot olmak üzere bütün girdilerimizde artış var. Üreticilerimiz her türlü doğal afete maruz kalarak üretim yapmaya çalışıyor. Bu da üreticimize çok ciddi bir maliyet" ifadelerini kullandı. "36 bin 566 dekar ekili ve dikili alan zarar gördü" 36 bin 566 dekar ekili ve dikili alanın zarar gördüğünü vurgulayan Bayraktar, "Adana’da 18-22 Mart tarihlerinde etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış sonucu bazı ilçelerimizde tarım alanlarında su baskınları yaşandı. Yumurtalık ilçesinde 7 mahallede sel felaketi etkili oldu. Yaklaşık 5 bin 900 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı ve zarar gördü. Yüreğir ilçemizde 15 mahallede sel felaketi etkili oldu. Yaklaşık 5 bin 500 dekar mısır alanı, bin 800 dekar buğday alanı, 200 dekar hasat edilmemiş portakal, 300 dekar hasat edilmemiş mandalina olmak üzere 7 bin 800 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı. Karataş ilçemizde 26 mahallede sel etkili oldu. 14 bin 356 dekar mısır alanı, 5 bin dekar buğday alanı, 2 bin 715 karpuz, 300 dekar sebze, 500 dekar hasat edilmemiş narenciye olmak üzere 22 bin 865 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı. Yağışlar üç ilçede 48 mahallede etkili oldu. Mısır, buğday, arpa, narenciye, yem bitkisi, karpuz ve sebze olmak üzere toplam 36 bin 566 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı" diye konuştu. "Çukurova’dan Türkiye’nin bütün vilayetlerine ürünler gidiyor" Çiftçilere nakdi yardım yapılması gerektiğini dile getiren Bayraktar, "Tarsim kapsamında olan üreticilerimiz bir miktar zararlarını tazmin edecekler. Ama Tarsim kapsamında olmayan üreticilerimize muhakkak nakdi yardım yapılması gerekiyor. Burada önemli olan şu; çiftçilerimize sahip çıkmak zorundayız. Doğal afetler sonucunda çiftçilerimizin bazı ihtiyaçlarını karşılayamazsak, bunlara nakit yardımı yapmazsak, bu üreticilerimizin tarlada kalması için gerekli fedakarlığı göstermediğimizde bu bölgeler göç veriyor. İnsanlarımız bu bölgede belki tekrar göç edecekler. Çukurova bölgesi önemli bir bölge. Sadece bu bölgenin ürettikleriyle bu bölgenin gıda güvenliğini sağlamıyor. Türkiye’nin bütün vilayetlerine buradan ürünlerimiz gidiyor. Türkiye’nin gıda güvenliğinin sağlanmasına bu bölge çok büyük katkıda bulunuyor. Bu bölgede üretimin sürdürebilir olması için gayret içinde olmamız önemli. Afetten zarar gören çiftçilerimize bir destek bekliyoruz" diye konuştu.
26 Mart 2026 Perşembe - 17:37 Bafra’da kadınlardan glütensiz üretim atağı Samsun’un Bafra ilçesinde, kaymakamlık desteğiyle kurulan Aile Destek Merkezi (ADEM) bünyesinde glütensiz ürün üretimine başlandı. ADEM binasını ziyaret eden Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ve eşi Şule Altınpınar, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kaymakam Altınpınar, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, glüten hassasiyeti ve çölyak hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, "Bafralı kadınlarımızın kurduğu glütensiz ürünler kooperatifinin tanıtımı amacıyla bir araya geldik. Sahada yaptığımız gözlemler sırasında özellikle çölyak hastalarının ciddi sıkıntılar yaşadığını fark ettik. Bunla ilgili trajik hikayeler dinledik. Çölyak hastası olan bir öğrencimiz, çocuğumuz yanlışlıkla kantinden bir simit alıp ısırdığında , sizin simitler çok güzelmiş diye annesine serzenişte bulunduğunu annesi bize anlatmıştı. Buda bizi çok etkilemişti. Temiz içerikli gıdalara ulaşmakta zorlanıyorlar, ulaştıklarında ise fiyatlar oldukça yüksek oluyor. Bizim amacımız hem sağlıklı hem de ekonomik olarak erişilebilir ürünler üretmekti ve bunu başardık. Ruhsat ve analiz süreçleri tamamlandı, kaliteli ürünler ortaya çıktı" dedi. Projenin sosyal yönüne de vurgu yapan Altınpınar, kadın istihdamına katkı sağlandığını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Projenin fikir öncüsü Şule Altınpınar ise kendi deneyimlerinden yola çıktıklarını ifade ederek, "Bir dönem glütensiz beslendiğimde katkısız ve sağlıklı ürünlere ulaşmakta zorlandım. Bu nedenle bir farkındalık oluşturmak istedik. Çölyak hastaları ve aileleriyle birlikte yola çıktık. Üç aylık deneme sürecinde tariflerimizi, analizlerimizi ve paketlememizi tamamladık. Hijyenik ve güvenilir ürünler ortaya çıkardığımıza inanıyorum" diye konuştu. Bafra Nature Glütensiz Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi ve çölyak hastası bir çocuğun annesi olan Sevinç Fidan Dinç de glütensiz beslenmenin çölyak hastaları için bir zorunluluk olduğunu belirterek, kooperatifin hem kadın üretimini desteklediğini hem de sürdürülebilir gelir sağlamayı hedeflediğini söyledi. ADEM’e gelen kadınlar buranın sadece para kazanabilecek bir yer olmadığı bir umut ışığı ve ve hayata tutunma sebebi olduğunu söylediler.
26 Mart 2026 Perşembe - 17:22 Çocuklar, İşCep’ten hesap açabilecek Türkiye İş Bankası, çocukların ve gençlerin müşteri olma sürecini tamamen dijital ortama taşıdı. Ebeveynler, çocuklarını İşCep’ten İş Bankalı yapabiliyor. İş Bankası, ailelerin ihtiyaçlarına yönelik dijital çözümleri genişletmeye devam ediyor. Ebeveynlerin şubeye gitmelerine gerek kalmadan çocuklarını İşCep’ten İş Bankası müşterisi yapmalarını sağlayan yeni hizmet, çocukları ve gençleri erken yaşta tasarruf kültürüyle tanıştırıyor. Yapılan açıklamaya göre ebeveynler, İşCep’ten görüntülü görüşme ile dakikalar içinde çocuklarının müşteri olma sürecini tamamlıyor. Görüntülü görüşme esnasında sadece çocuğun fotoğraflı kimliğinin bulunması yeterli oluyor. Sözleşme ve form onayı gibi süreçleri ebeveynler dijital ortamda tamamlıyor. Böylece uçtan uca bir deneyimle, çocuklar da İş Bankası ailesine katılıyor. Müşteri olma işlemlerinin tamamlanmasının ardından 0-11 yaş aralığındaki çocuklar adına Kumbara Hesabı, 12-17 yaş aralığındaki çocuklar adına ise İlk İmza hesabı kolayca açılabiliyor. "Çocukların yarınlarına bugünden eşlik ediyoruz" İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, bankanın, kurulduğu günden bu yana toplumda tasarruf bilincinin yerleşmesi yönünde sorumluluk aldığını belirterek, ebeveynler açısından çocuklarına iyi bir gelecek sunmanın ve onlara küçük yaşlardan itibaren doğru birikim alışkanlığı kazandırmanın büyük önem taşıdığını vurguladı. Lüle, "Biz de bu yöndeki sorumluluğumuzu dijitalin hızıyla birleştirdik ve çocuklarımızın Bankamızla tanışma sürecini tamamen dijitale taşıdık. Artık aileler, çocuklarının geleceği için ilk adımı, onları İşCep’ten İş Bankalı yaparak atabiliyor. İşlem kolaylığının ötesinde, çocuk ve aile bankacılığına yönelik ürün ve hizmetlerimizle ailelerin, çocuklarının finansal geleceklerini güvenle şekillendirebilecekleri kapsamlı bir yapı sunuyoruz" dedi. Kumbara Hesabı ile ebeveynlerin çocukları için birikim yaptığını, İlk İmza hesabı ile gençlerin erken yaşta finansal okuryazarlık kazandığını, bütçe yönetimini ve birikim yapmayı öğrendiğini belirten Lüle, "Gençlerin beklentilerini biliyor, onlara sadece bir banka hesabı değil, geleceklerini planlayabilecekleri bir alan da sunuyoruz. Çocukların tamamen dijital süreçle Bankamız müşterisi olabilmesiyle finansal kapsayıcılığı artırıyoruz. Dijitalleşmedeki öncü rolümüzü çocuk ve aile bankacılığı alanında da sürdürüyor, çocuklarımızın yarınlarına bugünden eşlik ediyoruz" diye konuştu. Çocukların ve gençlerin İşCep’ten İş Bankalı olma sürecine ilişkin detaylı bilgiye isbank.com.tr’den ulaşılabiliyor.
Yalova’nın 2025 ihracatı 805 milyon dolar oldu
14 Ocak 2026 Çarşamba - 16:10 Yalova’nın 2025 ihracatı 805 milyon dolar oldu Yalova’nın 2025 ihracatı 805 milyon 45 bin dolar olarak açıklandı. Yalova’da 2025 yılı ihracatı bir önceki seneye göre yüzde 38,7 artarak, 805 milyon 45 bin dolar oldu. Aylara göre ocakta 49 milyon 71 bin, şubatta 71 milyon 997 bin, martta 18 milyon 583 bin, nisanda 50 milyon 694 bin, mayısta 104 milyon 337 bin, haziranda 5 milyon 929 bin, temmuzda 64 milyon 177 bin, ağustosta 7 milyon 774 bin, eylülde 83 milyon 945 bin, ekimde 65 milyon 437 bin dolar, kasım ayında ise 131 milyon 426 bin dolar ihracat yapıldı. Geçtiğimiz aralık ayı ihracatı ise 151 milyon 693 bin dolar oldu. Yalova’da yıllara göre ihracata bakıldığında ise 2020’de 524 milyon 950 bin dolar, 2021’de 855 milyon 675 bin, 2022’de 503 milyon 111 bin, 2023’te 819 milyon 252 bin, 2024 yılında ise ihracat 580 milyon 606 bin dolar yapıldı. 2025 yılı ihracatı ise 805 milyon 45 bin dolar olarak açıklandı. Tersanelerden 707 milyon dolar ihracat 2025 yılında Yalova’da en çok ihracat yapılan sektör gemi, yat ve hizmetleri oldu. Tersaneler geçtiğimiz yılın 12 ayında 707 milyon 234 bin dolar ihracat yaptı. Bu sektörü 27 milyon 30 bin dolarlık ihracat ile kimyevi maddeler ve mamulleri ve 19 milyon 49 bin dolarla çelik sektörü takip etti. Bu sektörlerin hemen ardından ise 15 milyon 391 bin dolar ihracat ile madencilik geldi. Çiçekçilik sektörü ihracatı yüzde 4 arttı Çiçekçilikte önde gelen illerden Yalova’da süs bitkileri sektörünün ihracatı ise 8 milyon 409 bin dolar oldu. Sektör ihracatını bir önceki yıla göre yüzde 4,2 artırdı. Kentten 1 milyonun üzerinde ihracat yapılan sektörler ise şöyle sıralandı: "Mobilya, kağıt ve orman ürünleri 5 milyon 125 bin dolar, demir ve demir dışı metaller 5 milyon 61 bin dolar, makine ve aksamları 4 milyon 954 bin dolar, iklimlendirme 3 milyon 163 dolar, elektrik ve elektronik 3 milyon 117 bin dolar, hazır giyim 2 milyon 633 bin dolar, çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri 1 milyon 716 bin dolar."
Manisa TSO’dan firmalara UR-GE desteği
14 Ocak 2026 Çarşamba - 15:23 Manisa TSO’dan firmalara UR-GE desteği Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ile MAKİM Derneği iş birliğinde hayata geçirilen UR-GE Projesi, yüzde 75 devlet destekli yapısıyla Manisa sanayisinin ihracat gücünü artırmayı hedefliyor. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası (Manisa TSO) ile MAKİM Derneği iş birliğinde, Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE) Programı kapsamında yeni bir proje hayata geçirildi. Proje ile Manisa sanayisinin ihracat odaklı büyümesine katkı sağlanması ve firmaların uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşması amaçlanıyor. Manisa’da kalıpçılık, plastik enjeksiyon, metal işleme, makine aksam ve parçaları imalatı, beyaz eşya yan sanayi ile otomotiv yan sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren 40’tan fazla firmanın yer aldığı UR-GE Projesi kapsamında, firmaların ihracat kapasitelerinin artırılması, rekabetçiliklerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir ihracat yapılarının oluşturulması hedefleniyor. Yüzde 75 bakanlık destekli Üç yıl süreyle yürütülecek UR-GE Projesi çerçevesinde firmalara yönelik sektör bazlı ihtiyaç analizi çalışmaları, eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, hedef pazarlara yönelik yurt dışı pazarlama programları, alım heyeti organizasyonları ve tanıtım faaliyetleri gerçekleştirilecek. Projedeki tüm çalışmalar, Ticaret Bakanlığı UR-GE mevzuatı kapsamında yüzde 75 oranında devlet desteğiyle hayata geçirilecek. Proje kapsamında kullanılacak toplam destek tutarının 55-60 milyon TL seviyesinde olması öngörülürken, katılımcı firmalar için firma başına ortalama 2 milyon TL düzeyinde bir destek etkisi oluşturulması planlanıyor. Ortak hareket ve kümelenme vurgusu Manisa TSO koordinasyonunda yürütülen UR-GE Projesi ile firmalar arasında ortak hareket etme kültürünün geliştirilmesi, kümelenme anlayışının güçlendirilmesi ve uluslararası pazarlarda daha etkin bir rekabet ortamının oluşturulması amaçlanıyor. İhracat Destek Ofisi güçlenecek UR-GE Projesi ile birlikte Manisa Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde faaliyet gösteren İhracat Destek Ofisi’nin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi de hedefleniyor. Proje sürecinde elde edilecek çıktılar ofis süreçlerine entegre edilerek, firmalara sunulan ihracat danışmanlığı hizmetlerinin kapsamı genişletilecek. Başvurular devam ediyor UR-GE Projesi’ne katılım başvurularının ocak ayı sonuna kadar devam edeceği, başvuruların Manisa Ticaret ve Sanayi Odası veya MAKİM Derneği aracılığıyla yapılabileceği bildirildi.
Mersin’de tekstil sektörü Akdeniz Tekstil Fuarı’nda buluştu
14 Ocak 2026 Çarşamba - 14:32 Mersin’de tekstil sektörü Akdeniz Tekstil Fuarı’nda buluştu Mersin’de ilk kez düzenlenen ‘Akdeniz Tekstil Fuarı’, erkek, kadın, spor ve çocuk giyim başta olmak üzere birçok tekstil ürününü sektör temsilcileri ve alıcılarla buluşturdu. Mersin Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası ile Mersin Tekstil Üreticiler Derneği desteğiyle düzenlenen Akdeniz Tekstil Fuarı, 14-17 Ocak tarihleri arasında Mersin Yenişehir Fuar Merkezi’nde ziyarete açıldı. Mersin’in tekstil ve konfeksiyon üretimi ile ihracatındaki güçlü konumunu daha görünür kılmak, sektörün üretim vizyonunu ulusal ve uluslararası paydaşlarla buluşturmak amacıyla bu yıl ilk kez düzenlenen fuar, üreticileri, markaları, satın alma profesyonellerini ve uluslararası alıcıları aynı çatı altında buluşturdu. Fuarda erkek giyim, kadın giyim, spor giyim ve çocuk giyim başta olmak üzere çok sayıda tekstil ürünü sergilenirken, katılımcılar yeni koleksiyonlarını ve üretim kapasitelerini ziyaretçilere tanıtma imkanı buldu. Program kapsamında valilik himayesinde Mersin Olgunlaşma Enstitüsü’nce hazırlanan ve Yörük kültürünün önemli el sanatlarından biri olan ‘Ala Çuval’ temalı özel defile de izleyicilerle buluştu. Ardından protokol üyeleriyle birlikte kurdele keserek fuarın açılışını gerçekleştiren Vali Atilla Toros, stantları gezerek katılımcılardan bilgi aldı. "Mersin’in üretim gücünü, ticaret vizyonunu ve stratejik iddiasını aynı zeminde buluşturuyoruz" Programda konuşan Vali Toros, Akdeniz Tekstil Fuarı’nın yalnızca bir sektör buluşması olmadığını, Mersin’in üretim ve ticaret vizyonunu ortaya koyan güçlü bir adım olduğunu vurguladı. Toros, "Bugün Mersin’imizde sadece yeni bir fuarın kapılarını aralamıyoruz. Bugün Mersin’in üretim gücünü, ticaret vizyonunu ve stratejik iddiasını aynı zeminde buluşturuyoruz. Türkiye’nin üretim kapasitesini Mersin’in lojistik ve ticari imkanlarıyla birleştiren güçlü bir adımı hep birlikte atıyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye, tekstilin tüm üretim aşamalarını aynı anda gerçekleştirebilen ender ülkelerden biridir" Tekstil sektörünün Türkiye ekonomisindeki stratejik önemine dikkat çeken Toros, "Tekstil sektörü emeğin, estetiğin, teknolojinin ve ticaretin aynı potada buluştuğu Türkiye ekonomisinin lokomotif alanlarından biridir. Yüz binlerce vatandaşımıza istihdam alanı sağlayan bu sektör, yüksek katma değer üretme kapasitesiyle ülkemizin kalkınmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Bugün Türkiye, tekstilin tüm üretim aşamalarını aynı anda gerçekleştirebilen ender ülkelerden biridir. Bu gücünü entegre üretim yapısıyla pekiştirmiş, küresel rekabette önemli bir üstünlüğe dönüştürmüştür" ifadelerini kullandı. Tekstil sektörünün uluslararası alandaki başarısına değinen Vali Toros, ürün kalitesi, çevreye duyarlı üretim anlayışı ve özgün tasarımlarla elde edilen bu başarının üreticilerin emeği, tasarımcıların estetik bakışı ve iş dünyasının vizyonuyla mümkün olduğunu ifade ederek, "Böylesine güçlü bir endüstride dünyanın önde gelen üretici ülkeleri arasında yer almaktan haklı bir gurur duyuyoruz. Pamuktan ipliğe, iplikten kumaşa, kumaştan markaya uzanan bu başarının ardında üreticimizin emeği, tasarımcımızın estetiği ve siz değerli iş insanlarımızın vizyonu vardır. Aynı zamanda sektörümüzün yenilikçi yaklaşımı ve değişen tüketici beklentilerine hızlı uyum sağlama kabiliyeti de bu başarının temel dinamiklerinden biridir" dedi. "Mersin tam da bu noktada farkını ortaya koyan stratejik bir merkezdir" Küresel rekabette sürdürülebilir başarının yalnızca üretim gücüyle sınırlı kalamayacağını vurgulayan Toros, "Güçlü lojistikle, hızlı erişimle ve etkin organizasyon kabiliyetiyle mümkündür. İşte Mersin tam da bu noktada farkını ortaya koyan stratejik bir merkezdir. Çünkü Mersin yalnızca önemli bir üretim üssü değil, aynı zamanda Türkiye’nin Akdeniz’e açılan en güçlü ticaret kapısıdır. Uluslararası limanı, serbest bölgesi, güçlü lojistik altyapısı, modern depolama merkezleri ve Çukurova Uluslararası Havalimanı ile Mersin, üretimin dünyayla en hızlı, en güvenli ve en ekonomik şekilde buluştuğu nadir merkezlerden biridir" şeklinde konuştu. "Mersin’in bugün ulaştığı bu seviye tesadüf değildir" Mersin’in bugün ulaştığı ekonomik ve ticari seviyenin tesadüf olmadığını vurgulayan Toros, kente kazandırılan yatırımların ve kalkınma odaklı politikaların tekstil sektörü başta olmak üzere üretim ve ihracata önemli katkılar sağladığını belirterek, "Tekstil sektörü için de bu tablo zaman ve maliyet avantajı, rekabet gücü demektir. Mersin’in sahip olduğu bu eşsiz sosyo-ekonomik zenginlik tedarik zincirlerini beslemekte, üretimi desteklemekte ve yatırımı cesaretlendirmektedir. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki Mersin’in bugün ulaştığı bu seviye tesadüf değildir. Bu tablo kendiliğinden oluşmamıştır. Bu güç, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ilimize kazandırılan yatırımların, altyapı projelerinin ve kalkınma odaklı politikaların bir sonucudur. Her alanda hayata geçirilen stratejik yatırımlar Mersin’i bölgesel bir merkezden küresel bir aktöre dönüştürmüştür. Bu yatırımlar Mersin’i büyütmekle kalmamış, Türkiye’nin üretim ve ihracat gücüne de değer katmıştır" ifadelerine yer verdi. "Mersin, kadim bir ticaret kenti olmasının yanı sıra, Türkiye’nin parlayan yıldızı haline gelmiştir" Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise Mersin’in tarihi ticaret kimliğini sanayi ve lojistik alanındaki gelişmelerle güçlendirdiğini belirterek, tekstil sektörünün kent ekonomisi açısından taşıdığı önemi vurguladı. Seçer, "Mersin, kadim bir ticaret kenti olmasının yanı sıra son yıllarda sanayi ve lojistikteki atılımlarıyla Türkiye’nin parlayan yıldızı haline gelmiştir. Tekstil ise bu yıldızın en parlak noktalarından biridir. Mersin, sadece pamuğun yetiştiği bir toprak değil, o pamuğun işlendiği, ipliğe, kumaşa ve nihayetinde yüksek katma değerli moda ürünlerine dönüştüğü bir merkezdir" dedi. "Mersin’in bu potansiyelini tüm dünyaya haykırmak için bir fırsattır" Başkan Seçer, Akdeniz Tekstil Fuarı’nın Mersin’in üretim ve yatırım potansiyelini ulusal ve uluslararası düzeyde görünür kılma açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Bugün burada açılışını yaptığımız bu fuar, Mersin’in bu potansiyelini tüm dünyaya haykırmak için bir fırsattır. Yerel yönetimler olarak bizlerin görevi, iş insanlarımızın önünü açmak, yatırım ortamını iyileştirmek ve şehrimizin markalaşma sürecine katkı sunmaktır. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizin ekonomisini canlandıracak her türlü girişimin en büyük destekçisi olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim" ifadelerini kullandı. "Tekstil sektörü, tarladaki pamuktan fabrikadaki ipliğe, oradan da dünya vitrinlerine uzanan çok güçlü bir zincirdir" MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır ise tekstil sektörünün tarım ve sanayi arasındaki güçlü bağı temsil ettiğini belirterek, "Mersin Ticaret Odası olarak bizler, tarım ve sanayinin birbirini nasıl beslediğini en yakından gören kurumlardan biriyiz. Tekstil sektörü, tarladaki pamuktan fabrikadaki ipliğe, oradan da dünya vitrinlerine uzanan çok güçlü bir zincirdir. Mersin, bu zincirin hem üretim hem de ticaret halkasında stratejik bir konuma sahiptir. Çukurova’nın bereketli toprakları tekstilin hammaddesini sağlarken, lojistik gücümüz bu emeği dünyaya taşımaktadır" şeklinde konuştu. "Mersin’in tekstil sektöründeki iddiasını güçlendireceğine yürekten inanıyorum" Fuarın sektöre sağlayacağı katkılara değinen Çakır, "Bu fuarın, üreticilerimizle alıcıları buluşturarak yeni ticari köprüler kuracağına ve Mersin’in tekstil sektöründeki iddiasını güçlendireceğine yürekten inanıyorum. Organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyor, fuarımızın şehrimize ve ülkemize hayırlı, bereketli kazançlar getirmesini temenni ediyorum" dedi. Fuarın açılışına Mersin Valisi Atilla Toros, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hakan Sefa Çakır, ilçe belediye başkanları, tekstil sektörü temsilcileri, kent protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Domaniç Cezaevi’ne mandıra projesiyle süt üreticisine ve istihdama destek
14 Ocak 2026 Çarşamba - 14:25 Domaniç Cezaevi’ne mandıra projesiyle süt üreticisine ve istihdama destek AK Parti Kütahya Milletvekili Mehmet Demir, Kütahya’nın Domaniç ilçesinde önümüzdeki günlerde açılması planlanan cezaevi bünyesinde kurulacak mandıra projesiyle hem bölgedeki süt üreticilerinin destekleneceğini hem de hükümlülerin üretime katılarak ekonomiye kazandırılacağını açıkladı. Adalet Bakanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda projeye olumlu cevap alındığını belirten Mehmet Demir, Domaniç ve çevresinden günlük 30 ton süt toplanarak cezaevi içerisinde kurulacak mandırada işleneceğini ifade etti. Mehmet Demir, toplanan sütlerin üreticilerden standart fiyat üzerinden satın alınacağı, bu uygulamanın süt piyasasında fiyat istikrarına katkı sağlayacağını belirtti. Mehmet Demir, proje kapsamında cezaevi mandırasında üretilecek yoğurt, ayran ve peynir gibi süt ürünlerinin Domaniç başta olmak üzere Kütahya, Tavşanlı ve Bozüyük’teki cezaevlerinin ihtiyacını karşılayacağı ifade etti. Milletvekili Mehmet Demir, mandıra projesinin aynı zamanda hükümlülerin meslek edinmesine imkân sağlayacağı, üretim sürecinde görev alan hükümlülerin belirli bir ücret karşılığında çalışarak gelir elde edebileceği anlattı. Demir ayrıca Avrupa Birliği destekleri kapsamında yürütülen IPARD projeleri çerçevesinde, 2026 yılı itibarıyla Kütahya’nın destek kapsamına alındığını açıkladı.
DSO Başkanı Kasapoğlu; "Dünyanın en önemli tekstil üreticilerinden birisiyiz"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 14:08 DSO Başkanı Kasapoğlu; "Dünyanın en önemli tekstil üreticilerinden birisiyiz" Almanya’da düzenlenen Heimtextil Fuarı’nda 57 Denizlili firma Türk ev tekstilini dünyaya tanıtırken, Denizli Sanayi Odası (DSO) Başkanı Selim Kasapoğlu firmalara destek için fuarda yer aldı. Ev tekstili sektöründe dünyanın en prestijli fuarları arasında yer alan Heimtextil Fuarı, Almanya’nın Frankfurt kentinde kapılarını ziyaretçilere açtı. Dünyanın dört bir yanından sektör temsilcilerini bir araya getiren fuarda, Denizli’den 57 firma stant açarak Türk havlusu ve ev tekstili ürünlerini uluslararası vitrine taşıdı. Denizli Sanayi Odası (DSO) Başkanı Selim Kasapoğlu, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Heimtextil Fuarı’nda Denizlili firmaları yalnız bırakmadı. Fuara katılan firmaların stantlarını tek tek ziyaret eden Kasapoğlu, sektör temsilcileriyle görüşerek yapılan ticaretler hakkında bilgi aldı. Fuar hakkında yaptığı açıklamada, Denizli’den 57 firmanın Heimtextil fuarına katıldığını ve geçen seneye göre katılımcı sayının biraz daha azaldığını belirten DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, "Bunda tabi 2025 yılında tekstil sektörünün geçirdiği sıkıntılı durumlar etkili oldu. Zaman zaman dile getirdiğimiz tekstilde yaşanan sıkıntıların, ihracatta yaşanan sıkıntıların etkisiyle sayımız biraz daha azalmış durumda. Ama genel olarak 2026’ya olumlu bir giriş olduğunu görüyoruz. Stantlarımızı dolaşıyoruz, firmalarla görüşüyoruz, yöneticilerle konuşuyoruz, beklentileri değerlendiriyoruz, fuarı değerlendiriyoruz. Genel olarak sıkıntılı bir süreçten geçsek de 2026 için umutların yüksek olduğunu gözlemledik bu fuarda. İnşallah geçmiş günleri unutturan, sıkıntılı günleri unutturan, güzel, hareketli, bereketli dönemin başladığı bir fuar olur" ifadelerini kullandı. Türkiye firmalarının düşük kur, yükselen maliyetler sebebiyle dünya pazarında rekabet güçlerinin azaldığını söyleyen DSO Başkanı Kasapoğlu, "Biliyorsunuz, tekstil ihracatımız da geçen sene düşüşle kapattı. Denizli’deki düşüş Türkiye’ye göre biraz daha az diyebiliriz ama genel olarak dünyada tekstil ithalatının arttığı, alımların arttığı bir dönemde maalesef ihracatımız geriler pozisyonda. Ancak tabi şunu da söylemek lazım, yani bugün stantları gezdiğimizde, dolaştığımızda şunu da gözlemliyorum. Herkes yeni ürün geliştirmek, yeni koleksiyon yapmak konusunda oldukça hevesli. Bunu da ortaya koymuş durumdalar. Gerçekten Türk starları, Avrupa’nın stantlarıyla yarışır bir kaliteye sahip. Dünyanın en önemli üreticilerinden birileri olduklarını gösteriyorlar bunları bu fuarda. Dolayısıyla umutluyuz. Firmalarımızın yanındayız. Ekonomiyi işaret ediyoruz, sektörümüzü işaret ediyoruz. Milletvekillerimiz bizlerle beraber, oda başkanlarımız bizlerle beraber. Denizli için, sanayi için daha iyi neler yapılır bunları konuşuyoruz. Umarım 2026 hepimiz için iyi bir yıl olur" şeklinde konuştu.
Belediyeler susuzluktan kıvranırken Sivas’ta 6 milyon metreküplük tasarruf sağlanacak adımlar atıldı
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:47 Belediyeler susuzluktan kıvranırken Sivas’ta 6 milyon metreküplük tasarruf sağlanacak adımlar atıldı Türkiye’de birçok belediyenin susuzluktan kıvrandığı şu günlerde Sivas Belediyesi bilgi ve teknolojiyi birleştirip, kaynaktan musluğa kadar oluşturduğu su yönetimi ile 6 milyon metre küplük tasarruf sağlanacak adımlar attı. Türkiye son 52 yılın en kurak günlerini yaşarken en büyük zorluğu şehirlerin su ihtiyacını temin etmekle yükümlü belediyeler çekiyor. Su sıkıntısı ülkenin öncelikli gündem maddelerinden birini oluşturduğu günümüzde Sivas Belediyesi bulduğu yöntemlerle dikkatleri üzerine çekti. Suda kayıp kaçağı asgari seviyelere indirmek için seferberlik başlatan Sivas Belediyesi, tespit ve onarım çalışmaları, su basıncının kontrolünün sağlandığı DMA odaları ve uzaktan kumanda sistemleriyle saniyede 77 litrelik tasarruf sağladı. Davam eden projelerin hayata geçirilmesi ile saniyede 200 litrelik tasarrufla yaklaşık 6 milyon metreküp su tasarrufu hedefleniyor. Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na özel açıklamada bulunan Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, son 52 yılın en kurak günlerinin yaşandığını belirtip, "2025 yılına baktığımız zaman son 52 yılın en kurak yılını yaşadık. Sivas’ta 2022 yılı ve 2023 yılının başarı arasında hepimizin bildiği üzere 4 Eylül barajın kurması nedeniyle ilimiz günlerdir su soru yaşadı ve su kesintilerine maruz kaldı. Biz de öncelikli olarak ve şehrin en önemli sorunu olarak tabi ki alternatif su kaynakları ve aynı zamanda kayıp kaçacakta mücadeleyi birinci strateji olarak belirledik. Bununla ilgili de ilk yapmış olduğumuz çalışmaların başında özellikle yıpranmış kayıp kaçak oranının çok yüksek olduğu hatlara girmeye başladık ve bu hatlardan da biz özellikle şehir içerisinde bulunan çelik hatlarla başladık" dedi. Gece dinlemeleri ile 64 noktada kayıp kaçak tespit edildi Uzun, gece dinlemeleri ile 64 farklı noktada kayıp kaçak tespiti yaparak 42 noktanın onarımının gerçekleştirildiğini ifade ederek, "21 aylık süre içerisinde yüzde 50 civarında çelik hattı değiştirdik. Bununla birlikte çok ciddi anlamda kayıp kaçağın düştüğünü gördük. Çünkü çelik hatları açtığımızda şöyle bir manzarayla karşılaştık. Bazı bölgelerde çelik hatların delindiğini, hatta bazı bölgelerde yarıldığını, bazı bölgelerde kaynak yerlerinden patladığını gördük. Sivas’ın da arazi yapısı jipsli olduğu için altının oyduğunu, obruk oluşturduğunu ve çok ciddi anlamda da kayıp kaçağın ortaya çıktığını gördük. Aynı zamanda gece dinlemeleri yaptık. Gece dinlemeleriyle birlikte yer üstüne çıkmayan ama yer altında kalan kayıp, kaçaklarla da mücadeleye başladık. 64 tane bölgede kayıp kaçak tespit ettik. 42 civarında ki yerin onarımını yaptık. Gece dinlemelerinde tespit etmiş olduğumuz hatlardaki bu kayıplardan sadece saniyede 21 litre tasavvuf sağladık. 2025 yılında biz 11 tane DMA odası kurduk. Bu DMA odalarıyla birlikte basıncı yönetmeye başladık. Aşırı basınç yükünden dolayı hatlarda patlamalar çok oluyordu. Bunun önüne geçmiş olduk" dedi. DMA odaları ile su basıncı kontrol edilerek ciddi tasarruf sağlandı Uzun, bu basıncının kontrol edilebildiği 11 DMA odasının hayata geçirildiğini hatırlatarak, "Sivas’ta basınç yönetimi olmadığı için özellikle hatlarda basıncın yüksek olduğunu gördük. Bunun üzerine basıncı dengelediğimiz zaman musluklardaki suyun akış hızını düşürdük. Bununla birlikte el yıkarken, diş fırçalarken ya da duş alırken aşırı derecede akan suları kontrol altına alarak ciddi tasarruf sağladık. Gecenin saat üçü ya da gecenin ikisinde DM odalarını kurmuş olduğumuz bölgelerde mahallelerde ki su yoğunluklarına baktık. Özellikle bazı mahallelerde su tüketimlerinin gece çok yüksek olduğunu gördük. Hatta biz burada gece dinlemelerine yoğunlaştık ve gece dinlemelerinde bu mahallelerde aşırı derecede patlamalar olduğunu tespit ettik ve buraların da tamiratını yaptık. Böylelikle saniyede 77 litre tasarruf sağlayan bir sistemi kurmuş olduk. Bunu 11 DMA ile başardık. 2026 yıl içerisinde 25 tane daha DMA odası kuracağız. Şehirde hem basıncının yöneteceğiz, hem saniyede 200 litre su tasarrufu sağlamış olacağız" şeklinde konuştu. 200 milyonluk yatırımla 2 milyarlık kazanç sağlanacak Uzun 200 milyonluk yatırımla 6 milyon metreküplük tasarruf sağlamayı amaçladıklarını vurgulayarak şunları söyledi. "Geçmiş yıllarda 4 Eylül barajı kurduktan sonra Pusat Özen hattından 52 kilometrelik çelik hatla şehrimize su gelmişti. Bizim buradan aldığımız su 8 milyon metreküp, saniyede 200 litre su tasarrufu sağladığımızda 6 milyon metreküp tasarruf sağlamış olacağız. Bize Pusat’tan geçenlerde 2 Milyar 555 milyonluk borç geldi. Temmuz ayında suya yüzde 25 zam yapmıştık. Bizim bu borcumuz 2026 yılı içinde 3 milyar 150 milyona çıkacak. Dolayısıyla sürekli artan bir borç söz konusu. Biz 11 tane DMA ODASI için 73 milyon para yatırdık. Bizim 25 tane DMA odasını tamamladığımızda harcayacağımız para 200 milyon civarında olacak. Yani 200 milyon harcayarak 6 milyon metreküp tasarruf sağlarken 8 milyon metre küp su alarak 2.5 milyarın üzerinde bir para harcıyoruz" Uzun göreve geldikleri günden bu yana kayıp kaçak oranında yüzde 10’luk bir iyileşme sağladıklarını, hedeflerinin ise yüzde 30 olduğunu sözlerine ekledi.
Kâmil Koç 2025 yılı verilerini açıkladı
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:30 Kâmil Koç 2025 yılı verilerini açıkladı Türkiye karayolu yolcu taşımacılığının önde gelen firmalarından Kâmil Koç, 2025 yılına ilişkin verilerini duyurdu. Türkiye’nin önde gelen seyahat markalarından Kâmil Koç, 2025 yılına ilişkin verileri açıkladı. Yıl boyunca gerçekleştirdiği sefer sayısı, ulaştığı yolcu hacmi ve genişleyen operasyon ağıyla çalışmalarını sürdüren şirket, 10 milyondan fazla yolculuk hikâyesine ortak oldu. Kamil Koç’un yaptığı seferler dünyanın çevresini 100 kere turladı 1 Ocak-31 Aralık 2025 dönemini kapsayan verilere göre şirketin, yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanına sefer yapan otobüslerinin kat ettiği toplam mesafe, Türkiye’deki kara yolu ağını 57 kez kaplayabilecek, dünyanın çevresini neredeyse 100 kez turlayabilecek ve yaklaşık 10 kez Ay’a ulaşabilecek büyüklüğe karşılık geldi. Aynı otobüsler yan yana dizildiğinde ise Türkiye’nin yüz ölçümünü yaklaşık 12 kez, Avrupa kıtasını bir kez ve Marmara Denizi’ni tam 868 kez kaplayacak bir operasyonel gücü temsil etti. Yılın favori rotası bir kez daha Bursa-İstanbul hattı oldu Kâmil Koç bu yıl da milyonlarca farklı yolculuk hikayesinin yazılmasını sağladı. Ancak yılın favori hattı yine değişmedi. İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren Kâmil Koç’un en çok tercih edilen hattı yine Bursa-İstanbul oldu. Bunu Ankara-İstanbul ve Ankara-Kayseri güzergâhları izledi. Bu hatlar, yılın tamamına yayılan düzenli talebin yanı sıra yoğun seyahat dönemlerinde de en yüksek yolcu hareketliliğinin yaşandığı güzergâhlar olarak öne çıktı. Bayram ve sömestr tatillerinde yoğun talep yaşandı Şirket, bayram ve tatil dönemlerinde de yolcuların tercihi oldu. Firmayı kullanan yolcuların bu dönemdeki güzergâh tercihleri bir önceki yılla benzerlik gösterdi. Ramazan Bayramı süresince Ankara-İstanbul, Bursa-İstanbul ve Ankara-Kayseri hatlarında en fazla yoğunluk yaşanırken; Kurban Bayramı’nda da Bursa-İstanbul (Avrupa), Ankara-İstanbul (Avrupa) ve Ankara-Kayseri güzergâhları yolcuların en çok kullandığı hatlar oldu. Öğrenci hareketliliğinin üst seviyeye çıktığı sömestr tatilinde ise Bursa-İstanbul (Avrupa), Ankara-İstanbul (Avrupa) ve İstanbul Avrupa-İzmir en çok yoğun ilgi gören hatlar arasında yer aldı. Seyahat ağı yeni iş birlikleriyle daha da genişledi 2025 yılı, Kâmil Koç için yalnızca yolcu sayılarıyla değil, operasyonel büyüme ve iş birlikleriyle de öne çıkan bir yıl oldu. Şirket, bu dönemde global iş ortağı Flix’in de desteğiyle seyahat ağına yeni duraklar eklemeye devam etti. Kahta Petrol iş birliği ile Adıyaman’da, Can Diyarbakır iş birliği ile Diyarbakır’da ve Mersin Seyahat iş birliği ile Mersin’de operasyonlar güçlendirilirken, Kâmil Koç tarihinde ilk kez Iğdır seferlerini başlatarak hizmet ağını en uç noktalara taşıdı. "Nesilden nesile, ‘100 Yıldır Yol Arkadaşınız’" Kâmil Koç Genel Müdürü Çağatay Kepek, şirketin yıl genelindeki performansına ve gelecek dönem hedeflerine ilişkin şunları söyledi: "Türkiye’nin ilk seyahat firması olarak, tam bir asır önce başladığımız yolculuğun 100. yılına yaklaşmanın gururunu yaşıyoruz Geride bıraktığımız yıllar boyunca milyonlarca anıyı ve insanı birbirine bağladık, sektörümüzde sayısız ilke ve yeniliğe imza attık. Bugün geldiğimiz noktada, bu köklü mirası geleceğe taşımanın sorumluluğu ve heyecanı içindeyiz. 2025 yılı, Kâmil Koç için hem operasyonel hem de marka gücü açısından son derece verimli geçti. Müşteri memnuniyetini daha ileri bir seviyeye taşıdığımız bu dönemde, başarımızı The ONE Awards gibi prestijli bir ödülle taçlandırdık. Karayolu Taşımacılığı kategorisinde halk jürisi tarafından üst üste dördüncü kez ‘Yılın İtibarlısı’ seçilmek, yolcularımızın bize duyduğu güvenin en güçlü göstergesi oldu. Türkiye karayolu yolcu taşımacılığının lider markası olarak seyahat ağımızı ülkemizin dört bir yanında ve Avrupa’da yeni duraklarla genişletmeye devam ettik. Bu kapsamda, serhat şehirleri Kars ve Iğdır’a karşılıklı seferlerimizi başlatırken, yine yıl içinde küresel iş ortağımız Flix’in desteğiyle Bulgaristan’ın önemli turizm ve liman kenti Varna’ya direkt otobüs seferlerimizi hayata geçirdik. Avrupa’ya bağlanan hatlarımızı 2026’da daha da artırarak, Kâmil Koç markasını uluslararası arenada daha güçlü bir konuma taşımayı amaçlıyoruz. Büyüttüğümüz seyahat ağımızda, aynı zamanda yolcularımıza zamandan tasarruf sağlamak adına Lüleburgaz-İstanbul arasında ekspres seferlerimizin startını verdik. Ekspres hatlarımıza yeni dönemde İzmir-İstanbul, Sakarya-Bursa ve Eskişehir-İstanbul hatlarını da eklemeyi planlıyoruz. 2025 yılında, ayrıca filomuzu çevreci, modern ve yeni nesil otobüslerle güçlendirdik. Yolcularımıza daha yüksek konfor sunmak amacıyla filomuza 20 adet Mercedes-Benz Türk Tourismo otobüs kattık. Gerçekleştirdiğimiz tüm bu yatırımlar sayesinde 2025 yılında ‘yol arkadaşlığı’ vizyonumuzu bir adım öteye taşıyarak milyonlarca yolculuk hikayesine ortak olduk. Şimdi ise rotamızı, bu köklü mirası taçlandıracağımız 100. gurur yılımıza çeviriyoruz. 2026’da asırlık tecrübemizi Flix’in uluslararası vizyonu ve geniş ekosistemiyle birleştirerek; sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da sektöre değer katan projeler üretmeyi hedefliyoruz. Modern araç filomuz, liyakat sahibi uzman kadromuz ve kullanıcı dostu dijital altyapımızla her yolcumuzun seyahatini konforlu, kaliteli ve ayrıcalıklı bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Kâmil Koç olarak, 2026 yılında ‘100 Yıldır Yol Arkadaşınız’ mottosuyla; nesilden nesile aktarılan sarsılmaz güven duygusunu Türkiye’nin her yerine ve Avrupa’nın kalbinde yeni yolculuk hikâyeleriyle yaşatmayı sürdüreceğiz."
Büyükşehir’den çocuklara 67 bin Halk Mama desteği
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:03 Büyükşehir’den çocuklara 67 bin Halk Mama desteği Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin gelecek nesillerin sağlıkla yetişmesi için başlattığı Halk Mama Projesi, çocukların yüzünü güldürmeyi sürdürüyor. 6-24 ay aralığındaki bebeklerin sağlıklı beslenmesi amacıyla sürdürülen projede, Aralık ayı itibarıyla yaklaşık 67 bin 578 ücretsiz mama dağıtıldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik kapsamında hayata geçirdiği halk Mama Projesi, gelecek nesiller için besin kaynağı olmayı sürdürüyor. Dar gelirli vatandaşa destek olmak amacıyla projelerini yürüten Antalya Büyükşehir Belediyesi 2025 yılı Aralık ayı itibarıyla, Antalyalı minikler için 67 bin 578 ücretsiz mama desteğinde bulundu. Evlerine teslim ediliyor Bebeklerin doğal ve sağlıklı mamaya kavuşmasını sağlayan projeden, 2025 yılında 1832 çocuk yararlandı. Ekonomik zorluk yaşayan ailelere destek olmak ve bebeklerin sağlıklı gelişimini güvenceye almak amacıyla hayata geçirilen projeden, ihtiyaç sahibi ailelerin 6-24 ay aralığındaki her bir çocuğu için aylık 6 kavanoz mama desteğinden fayda sağlayabiliyor. Hijyenik ve sağlıklı şartlarda hazırlanıp paketlenen Halk Mamalar, ücretsiz şekilde evlere kadar götürülüyor. Halk Mama Projesi’nin hayata geçirilmesinden bu yana, binlerce Antalyalı minik, on binlerce mama desteği aldı. Online başvuru Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Halk Mama Projesi’ne başvurmak isteyen aileler, antalya.bel.tr adresindeki online başvuru formunu doldurarak başvuru gerçekleştirebilir.
DTO Başkanı Erdoğan, 2026 Heimtextil Fuarında Denizlili firmaları yalnız bırakmadı
14 Ocak 2026 Çarşamba - 12:47 DTO Başkanı Erdoğan, 2026 Heimtextil Fuarında Denizlili firmaları yalnız bırakmadı Ev tekstili sektöründe dünyanın en önemli fuarları arasında kabul edilen Heimtextil Fuarına katılan Denizlili firmaları yalnız bırakmayan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, "2026 yılını düşük faiz oranlarıyla ve düşük enflasyonla ilerlese tekstil sektöründeki işlerimizin daha iyi noktaya geleceğine inanıyoruz" dedi. Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen ve ev tekstili sektöründe dünyanın önemli fuarları arasında yer alan Heimtextil Fuarı kapılarını ziyaretçilerine açtı. Dünyanın dört bir yanından sektör temsilcileri ve katılımcıları ağırlayacak olan fuarda stant açan 57 Denizli firması, Türk havlusu ve ev tekstili ürünlerinin tanıtımını yapıyor. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılda Denizlili firmaları dünyanın en önemli fuarlarından birisi olan Heimtextil’de Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan yalnız bırakmayarak firmaların yanında oldu. Fuarda yaptığı açıklamada, Heimtextil Fuarı Denizli ve Türkiye açısından çok önemli bir fuar olduğunu ifade eden Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, "Bu yüzden her yıl düzenli olarak fuarlara katılım sağlıyoruz. Üreticimizin ve ihracatçımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Bu yıl fuara toplamda 57 tane firmamızla katılım sağladık. Fuara katılım amacımız ithalatı arttırmak, üreticimizin satışlarını arttırmak ve vatandaşlarımıza istihdam oluşturmak. Bunun içinde el birliği ile çalışıyoruz. Fuarlar bizler için çok önemli. Denizli Ticaret Odası olarak bizler bir çok farklı sektörde dünyanın dört bir tarafındaki fuarları katılarak ülke ekonomisine ve ihracata destek verme gayreti ve çabası içerisindeyiz. Bugünde burada bunlardan birsini gerçekleştirdik" şeklinde konuştu. Fuara katılan firmaların umutlu olduğunu söyleyen DTO Başkanı Erdoğan, "Heimtextil Fuarına katılan 57 firmamız beklentilerinin karşılandığını ifade ettiler. İnşallah fuar sonrasında bu görüşmelerin siparişe dönüşmesiyle 2026 yılında satışlarımız ve istihdamımız artacak ve 2026 yılında büyümeyle iyi bir şekilde geçireceğiz" ifadelerini kullandı. Dünya pazarında rekabet edebilme güçlerinin artması için firmaların bir takım isteklerinin olduğunu belirten DTO Başkanı Erdoğan, "Girdi maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı rekabet etme güçlerinin düşük olduğunu ifade ediyorlar. Döviz kurları ile ilgili ithalatçı firmalarımızın döviz bozdurma desteğini yüzde 2’den yüzde 3’e çıkartmıştık. Bu rakamların yetmediği ve yüzde 5’lere çıkması gerektiği konusunda talepleri var. Bizlerde Ticaret Odası olarak fuar sonrasında Merkez Bankası Başkanımızla ve ilgili bakanlıklarla görüşerek bu sayıların arttırılmasını konusunda çalışmalara başlayacağız. Bu konulardaki iyileşmenin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Yine bildiğimiz gibi yüksek faiz ve enflasyonda aşağı inişler başladı. 2026 yılını düşük faiz oranlarıyla ve düşük enflasyonla ilerlese tekstil sektöründeki işlerimizin daha iyi noktaya geleceğine öngörmekteyiz" dedi.