EKONOMİ
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:30 Doğu Anadolu’da ihracat tabana yayılacak Doğu Anadolu’da ihracatın tabana yayılması için yeni bir dönemin kapısı açılıyor. Doğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Üyesi ve başkan adayı Ömer Madırlı, "Doğu Anadolu’nun güçlü ihracat potansiyelini daha etkin kullanarak ihracatı tabana yaymayı ve ihracatçı firma sayısını yüzde 50 artırmayı hedefliyoruz" dedi. Doğu Anadolu’nun üretim gücüne dikkat çeken Madırlı, Erzurum’dan Iğdır’a, Van’dan Elazığ’a kadar geniş bir coğrafyada önemli bir potansiyel bulunduğunu belirterek, bu potansiyelin henüz tam anlamıyla değerlendirilemediğini ifade etti. Madırlı, ihracat kültürünün geliştirilmesini öncelikli hedefleri arasında konumlandırdıklarını söyledi. Bölgede yıllık ihracatın 3 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade eden Madırlı, yeni dönemde hem ihracat hacmini hem de ihracatçı sayısını artırmaya odaklanacaklarını söyledi. Bu yıl için ihracat hedefini 3 milyar 250 milyon dolar olarak belirlediklerini aktaran Madırlı, "Biz düzenleyeceğimiz eğitimlerle ve uygulamalı çalışmalarla firmalarımıza bu süreci anlatacağız. Firmalarımızın bunu gözünde büyütmemesi gerekiyor" dedi. Yeni dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeler arasında KOBİ’lerin ihracata yönlendirilmesine yönelik eğitim ve danışmanlık programları, ihracata yeni başlayacak firmalar için rehberlik mekanizmaları ve çevrim içi eğitim platformu öne çıkıyor. Bölgenin turizm potansiyelini ticari faaliyetlerle birleştirmeyi planladıklarını belirten Madırlı, özellikle kış turizmi merkezlerinin bu noktada önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti. Yabancı alıcıların ticaret heyetleri kapsamında bölgeye davet edilmesiyle hem turizm hem de ticaretin birlikte geliştirilmesini amaçladıklarını vurgulayan Madırlı, bu modelin Doğu Anadolu’nun ekonomik dinamizmini artıracağını belirtti.
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:19 Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Özman: "Bu savaş ekonomik bir savaş" Altın fiyatlarında son dönemde yaşanan düşüşü değerlendiren Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, sürecin arkasında küresel ölçekte bir ekonomik mücadele olduğunu söyleyerek, "Bu savaş ekonomik bir savaş" dedi. Altın piyasasında son günlerde yaşanan dalgalanmalar yatırımcıların dikkatini çekerken, Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, konuya ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Altın fiyatlarındaki düşüşün nedenlerine değinen Özman, geçtiğimiz hafta piyasaların ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımı ihtimalini fiyatladığını belirtti. Küresel ölçekte yaşanan savaş ve enerji krizinin de piyasalarda etkili olduğunu ifade eden Özman, "Geçen hafta altın fiyatlarındaki düşüşün temel nedeni FED’in faiz artırımı beklentisiydi. Savaş ortamı ve enerji krizi de bu süreci etkiledi" diye konuştu. "Bu savaş ekonomik bir savaş" Savaş ve kriz dönemlerinde altının genellikle yükseldiğini hatırlatan Özman, mevcut durumun farklı olduğunu vurguladı. Özman, "Bu süreç yalnızca İran ile ilgili bir askeri gerilim değil. ABD’nin de içinde bulunduğu, doların gücünü korumaya yönelik bir finansal mücadele söz konusu. Yani bu savaş ekonomik bir savaştır" ifadelerini kullandı. "Savaş devam ederse altın düşebilir" Altın fiyatlarının seyrine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özman, "Altın 5 bin 500 dolar seviyelerine kadar yükseldi, ardından 4 bin 100 dolara kadar geriledi. Şu anda 4 bin 200 dolar seviyelerinde hareket ediyor. 4 bin 500 dolar güçlü bir direnç noktası. Eğer savaş devam ederse altın bir miktar daha düşebilir" dedi. Savaşın sona ermesi ve petrol fiyatlarının normale dönmesi halinde altının yeniden yükseliş trendine girebileceğini ifade eden Özman, yatırımcılara uzun vadeli düşünmeleri çağrısında bulundu. "Altın uzun vadeli bir yatırım aracıdır" Altının kısa vadeli al-sat aracı olmadığını vurgulayan Özman, "Süreç normale döndüğünde bugünkü seviyelerin üzerine çıkılması muhtemel. Vatandaşlarımızın altını uzun vadeli bir yatırım aracı olarak değerlendirmesi gerekir" şeklinde konuştu.
Davos’tan dünyaya mesaj: Küresel ekonominin merkezinde Avrasya olacak
21 Ocak 2026 Çarşamba - 10:46 Davos’tan dünyaya mesaj: Küresel ekonominin merkezinde Avrasya olacak Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) yıllık toplantısında devlet başkanı seviyesinde gerçekleşen Avrasya’nın Ekonomik Kimliğini Tanımlamak (Defining Eurasia’s Economic Identity) paneli, bölgenin güçlü liderlerini ve iş dünyasını bir araya getirdi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in konuşmacı olarak yer aldığı panelde iş dünyasını Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir temsil etti. İsviçre’nin Davos kasabasında 19-23 Ocak tarihleri arasında ‘Diyalog Ruhu’ temasıyla 56’ncısı düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamındaki ‘Avrasya’nın Ekonomik Kimliğini Tanımlamak’ başlıklı panelde, Türkiye’yi de kapsayan coğrafyanın gelecek vizyonu tartışıldı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in katıldığı panelde iş dünyasını Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir temsil etti. Panelde, Avrasya’nın küresel sanayi ve enerji ekosistemi açısından stratejik bir üretim ve hammadde merkezi olacağı öngörüleri öne çıktı. ’’Yatırımlar barış ikliminde hayat bulur’’ İş dünyasının Avrasya coğrafyasıyla ilgili değerlendirmelerini aktaran Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, Doğu-Batı hattındaki stratejik konumu ve Orta Asya ülkeleri ile ekonomik-siyasal ilişkileri dolayısıyla Türkiye’nin bölgede önemli bir oyuncu olduğunu söyledi. Özdemir, şöyle devam etti: "Yatırımlar ancak barış ve uzun vadeli istikrarın tesis edildiği bir güven ikliminde hayat bulabilir. Bugün Davos’ta bölge liderlerinin kalıcı huzur ve refah yolunda sergilediği kararlılık, biz yatırımcılar için en somut davettir. Altyapıyı sadece yollardan veya demiryollarından ibaret görmemeliyiz; Orta Koridor gibi projeler dijital ağları, enerji hatlarını, lojistik merkezleri ve yeni yaşam alanlarını kapsayan devasa bir ekosistemi temsil ediyor. Eğer her ülkenin paydaş olduğu, çıkarların ortak bir zeminde buluştuğu güçlü bir ekonomik yapı inşa edebilirsek, bu barışı sarsılmaz ve kalıcı hale getiririz. İş dünyasının temsilcileri olarak bizler, barışı sadece yatırımlarımız için bir zemin olarak görmüyoruz. Ayrıca, hayata geçirdiğimiz her projeyle bu barış iklimini kalıcı kılacak ekonomik bağları ve ortak refahı inşa etmeyi bir sorumluluk kabul ediyoruz." Türkiye’nin Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinde üstlendiği garantör ve kolaylaştırıcı rolün Orta Koridor’un gerçek potansiyeline ulaşması için hayati bir önem taşıdığını da sözlerine ekleyen Özdemir, "Bölge ülkeleri olarak artık daha entegre bir vizyonla hareket etmeli ve yerel potansiyeli küresel ölçekte bir iş birliğine dönüştürmeliyiz. Sınırların açıldığı, ticaretin dijitalleştiği ve verinin maldan daha hızlı hareket ettiği bir sistem kurduğumuzda, Avrasya küresel ekonominin merkezine oturacaktır. İş dünyasının liderleri olarak geleceğe iyimserlikle bakmak zorundayız; çünkü bölgemizde yükselen bu yeni barış ve istikrar zeminini kalıcı eserlerle yükseltecek olan bizleriz. Türkiye’nin birleştirici gücüyle yeni köprüler kurmaktan ve bu stratejik resmin bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz" dedi. Liderlerden barış vurgusu Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev panelde yaptığı konuşmada, Azerbaycan ile Ermenistan arasında barışa yönelik atılan adımların artık somut sonuçlar üretmeye başladığını söyledi. Geçen yıl Washington’da varılan mutabakatın tarihi bir eşik olduğunu belirten Aliyev, barışın yalnızca iki ülke için değil, tüm Güney Kafkasya’nın istikrarı ve ekonomik entegrasyonu açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Ulaşım ve bağlantı hatlarının açılmasının bölgesel iş birliğini güçlendireceğini ifade eden Aliyev, barış ortamının günlük hayata ve ekonomiye olumlu yansımalarının giderek daha görünür hale geleceğini dile getirdi. Ermenistan Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan ise kısa süre önce savaşın gölgesinde olan iki ülkenin bugün barış ve iş birliğine odaklandığı bir sürece girmiş olmasını olağanüstü bir sonuç olarak değerlendirdi. Geçmişe takılmak yerine ileriye bakmanın önemine vurgu yapan Haçaturyan, Ermenistan ve Azerbaycan vatandaşlarının ticaret ve karşılıklı etkileşimle günlük yaşamlarında normalleşmeyi hissedecekleri bir dönemin yakın olduğuna dikkat çekti. Haçaturyan paneldeki konuşmasında ayrıca, Türkiye ile sınırların yeniden açılmasının her iki ülke için de yararlı olacağını sözlerine ekledi. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic de Avrasya’nın ekonomik kimliğinin ancak kalıcı bir siyasi istikrarla anlam kazanabileceğine dikkat çekti. Bölgedeki ulaşım ve enerji koridorlarının başarısının, ülkeler arasındaki ‘barış iklimine’ bağlı olduğunu belirten Vucic, barışın sadece diplomatik bir söylem değil, yabancı yatırımları bölgeye çekmek ve Orta Koridor’u işler kılmak için en temel ‘altyapı taşı’ olduğunu söyledi.
TKDK’dan 2025’te 61 projeye 123 milyon TL hibe
21 Ocak 2026 Çarşamba - 10:44 TKDK’dan 2025’te 61 projeye 123 milyon TL hibe Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Samsun-Sinop Koordinatörlüğü, 2025 yılında 61 projeye toplam 123 milyon TL hibe desteği sağladı. Desteklenen projelerle bölgede 245 milyon TL’lik yatırım gerçekleştirildi. TKDK Samsun-Sinop Koordinatörlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye-Avrupa Birliği eş finansmanıyla yürütülen IPARD Programı kapsamında 2011 yılından bu yana rekabet gücü yüksek ve modern teknolojilerle donatılmış işletmelerin artırılmasına yönelik önemli destekler sağlandı. 2023 yılı sonuna kadar Türkiye genelinde 42 ilde hizmet veren TKDK, 2024 yılı itibarıyla 39 ilde kurduğu il irtibat ofisleriyle IPARD Programı’nı ülke geneline yaydı. Bu kapsamda Sinop ili, Samsun İl Koordinatörlüğünün sorumluluk sahasına dâhil edildi. 2025 yılında Samsun ilinde yatırım tutarı 245 milyon TL olan 61 projeye 123 milyon TL hibe ödemesi yapıldı. Bu desteklerle Samsun’da çoğunluğu yeni olmak üzere; Tekkeköy Gıda İhtisas OSB’de günlük 40 ton çiğ süt işleme kapasitesine sahip 1 süt işleme tesisi, Ladik ilçesinde 1 büyükbaş besi çiftliği, Bafra Sera İhtisas OSB’de 19 dekar kapalı alana sahip 1 gül serası, Bafra ilçesinde 1 çeltik kurutma sistemi, Çarşamba ilçesinde 1 fındık işleme tesisi modernizasyonu hayata geçirildi. Ayrıca Atakum, Terme ve Çarşamba ilçelerinde 3 arıcılık projesi ile Asarcık, Havza, Kavak ve Ladik ilçelerinde toplam 41 yem bitkisi üretimine yönelik tarımsal makine ve ekipman projesi desteklendi. Sinop ilinde ise tamamı Merkez OSB’de bulunan 2 su ürünleri işleme tesisi modernizasyonu ve 1 güneş enerji santrali olmak üzere 3 proje için 2025 yılında hibe ödemesi yapıldı. Yerel Kalkınma Stratejilerinin Uygulanması (LEADER Yaklaşımı) kapsamında 2025 yılında Samsun’da başvuru yapan 8 Yerel Eylem Grubu ile Sinop’ta yeni kurulan 1 Yerel Eylem Grubu desteklendi. 2026-2030 yılları için toplam 128 milyon TL bütçe tahsis edildi. Paydaş katkılarıyla birlikte yerelde en az 150 milyon TL’lik bir kaynağın oluşması öngörüldü. TKDK Samsun Sinop Koordinatörlüğü tarafından bugüne kadar bölgede desteklenen proje sayısı bin 568’e ulaştı. Bu projelerle bölgede yapılan yatırım miktarı deflatörlü olarak 4 milyar TL’yi aştı. TKDK desteklerinin 2026 yılında da devam etmesi planlanırken, IPARD-III Programı çağrı takviminin Şubat ayı içerisinde açıklanması hedeflendi.
Eksim Holding’in ‘Genç Enerji İşe Alım Programı’ yeni dönem başvuruları başladı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 10:09 Eksim Holding’in ‘Genç Enerji İşe Alım Programı’ yeni dönem başvuruları başladı Eksim Holding, genç yeteneklere yönelik Genç Enerji Yeni Mezun İşe Alım Programı için 2026 dönemi başvuruları başladı. Program, üniversite son sınıf öğrencileri ile yeni mezunlara mezuniyet öncesinde tam zamanlı işe alım imkanı sunuyor. Bugüne kadar 265 genç profesyonelin hayata adım attığı program kapsamında başvurular Şubat ayı sonuna kadar sürecek. Eksim Holding’in, genç yetenekleri iş hayatına kazandırmak amacıyla yürüttüğü Genç Enerji Yeni Mezun İşe Alım Programı için yeni dönem başvuruları başladı. Üniversite son sınıf öğrencileri ile yeni mezunlara yönelik olarak hazırlanan özel program, adaylara tam zamanlı işe alım imkanı sunuyor. Bugüne kadar 265 genç profesyoneli Eksim Holding bünyesinde iş hayatına kazandıran programın başvuruları Şubat ayının sonuna kadar sürecek. "Staj değil, tam zamanlı işe alım süreci" Genç yeteneklerin kuruma kazandırılmasını yalnızca bir işe alım süreci değil, uzun soluklu bir gelişim ve liderlik yolculuğu olarak ele aldıklarını belirten Eksim Holding İnsan Kaynakları Direktörü M. Fatih Korkut şunları söyledi: "Genç Enerji Programı’yla, genç profesyonelleri iş hayatına hazırlamaya yönelik bütüncül bir model sunuyoruz. Programla, gençlerin potansiyellerini ortaya koyabilecekleri, sorumluluk üstlenebilecekleri ve değer üretebilecekleri bir çalışma ortamı sunmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda adayları, geleneksel staj süreçlerinden farklı olarak doğrudan işe alım sürecine dahil ediyoruz. Böylece gençlerimiz, eğitimlerini tamamlamalarının ardından profesyonel kariyerlerine hızlı bir başlangıç yapma şansına sahip oluyor. Önceki yıllarda yoğun ilgi gören Genç Enerji Programımızın bu yıl da çok sayıda başvuru almasını bekliyoruz. Şimdiden programımıza başvuracak adaylarımıza başarılar diliyoruz." 2025’te 8 bin kişi başvurdu Genç Enerji Programı için adaylar, 28 Şubat 2026 tarihine kadar başvuruda bulunabilecek. Programa olan ilgi yıllar içinde istikrarlı biçimde artarken sadece 2025 yılında 8 bin genç programa başvurdu. Program kapsamında geçen yıl işe alınanların şirkette kalma oranı ise yüzde 100’e yakın oldu. Program kapsamında adaylar, genel yetenek ve İngilizce testleri, video mülakatlar, kişilik envanteri uygulamaları ile İK ve iş birimi görüşmelerini içeren çok aşamalı bir değerlendirme sürecinden geçiyor. Bu süreçleri başarıyla tamamlayan adaylar, yaklaşık 5 aylık bir eğitim sürecinin ardından tam zamanlı olarak Eksim Holding bünyesinde görev almaya başlıyor. Programa başvuru ve detaylı bilgiye eksimgencenerji.com adresinden ulaşılabiliyor.
Maddi mallara ilişkin gayri safi yatırım harcamaları 5 trilyon 645 milyar TL olarak gerçekleşti
21 Ocak 2026 Çarşamba - 10:07 Maddi mallara ilişkin gayri safi yatırım harcamaları 5 trilyon 645 milyar TL olarak gerçekleşti Maddi mallara ilişkin gayri safi yatırım harcamaları 2024 yılında 5 trilyon 645 milyar TL olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılına ilişkin Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri Yatırım Harcamaları verisini açıkladı. Buna göre, maddi mallara ilişkin gayri safi yatırım harcamaları 2024 yılında 5 trilyon 645 milyar TL olarak gerçekleşti. Maddi mallara ilişkin gayri safi yatırım harcamalarının 1 trilyon 737 milyar TL’si imalat sektöründe, 885 milyar TL’si toptan ve perakende ticaret sektöründe, 617 milyar TL’si ulaştırma ve depolama sektöründe faaliyet gösteren girişimler tarafından yapıldı. Makine ve teçhizata yapılan gayri safi yatırım harcamaları 2024 yılında 2 trilyon 822 milyar TL olarak gerçekleşti 2024 yılında maddi mallara ilişkin gayri safi yatırım harcamalarının 2 trilyon 822 milyar TL’si makine ve teçhizata, 1 trilyon 620 milyar TL’ si mevcut bina ve yapılara, 721 milyar TL’si inşaatların ve binaların büyük tadilatlarına, 443 milyar TL’si araziye ve 39 milyar TL’si diğer maddi mallara yatırım harcamaları olarak gerçekleşti. Maddi mallara ilişkin gayri safi yatırım harcamalarının yüzde 50,0’ı 2024 yılı içinde makine ve teçhizata yapılmıştır Maddi mallara ilişkin gayri safi yatırım harcamaları içerisinde en yüksek pay, makine ve teçhizata yapılan yatırımlar oldu. 2023 yılında makine ve teçhizat yatırımlarının maddi mallara ilişkin gayrisafi yatırım harcaması içindeki payı yüzde 52,3 iken 2024 yılında yüzde 50,0 olarak gerçekleşti. 2024 yılında Maddi mallara ilişkin gayrisafi yatırım harcaması içindeki payının en yüksek olduğu ikinci alan ise yüzde 28,7 ile mevcut bina ve yapılardaki yatırımlar oldu.
SOCAR Türkiye ve TAV Havalimanları’ndan entegre enerji yönetimi alanında iş birliği
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:43 SOCAR Türkiye ve TAV Havalimanları’ndan entegre enerji yönetimi alanında iş birliği SOCAR Türkiye, TAV Havalimanları ile yürüttüğü iş birliğini uzun süredir devam eden elektrik tedarikine ek olarak doğal gaz tedarikiyle de güçlendirerek, Gas-to-Power vizyonu doğrultusunda entegre enerji yönetiminde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. SOCAR Türkiye, doğal gaz ve elektriği tek bir entegre değer zinciri içinde yöneten enerji stratejisiyle, Türkiye enerji piyasasında öne çıkıyor. Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları ile yürütülen iş birliğinin elektrik, doğal gaz ve toplayıcılık faaliyetleriyle entegre enerji yönetimine taşınması, SOCAR Türkiye’nin ‘Gas-to-Power’ vizyonunun sahadaki en güncel ve somut yansımalarından biri olarak öne çıkıyor. Yapılan açıklamaya göre, 2020 yılında Milas-Bodrum Havalimanı, Gazipaşa-Alanya Havalimanı ve TAV Havalimanları merkez ofisi lokasyonlarında elektrik tedariğiyle başlayan iş birliği, 2025 yılı itibarıyla Ankara Esenboğa Havalimanı ve İzmir Adnan Menderes Havalimanı tesislerinin de dahil edilmesiyle genişletildi. Bu kapsamda TAV Havalimanları’nın yıllık 75 bin MWh seviyesindeki elektrik ihtiyacı SOCAR Türkiye tarafından karşılanmaya başlandı. İş birliğinde yeni dönem: Doğal gaz ve entegre portföy yönetimi Açıklamaya göre, 2026 yılı itibarıyla her iki şirket arasındaki stratejik iş birliği yeni bir aşamaya taşındı. Bu doğrultuda Ankara Esenboğa Havalimanı’ndaki tesisinin doğal gaz tedariği SOCAR Türkiye tarafından karşılanmaya başlandı. Sabit fiyatlı kontrat yapısıyla desteklenen bu yeni dönem, arz güvenliğini güçlendirirken TAV Havalimanları’nın operasyonel sürekliliğine ve maliyet öngörülebilirliğine de önemli katkı sağlıyor. Söz konusu tesislerin şirketin toplayıcılık portföyüne dâhil edilmesiyle yalnızca elektrik ve doğal gaz tedariği sağlanmakla sınırlı kalınmıyor; aynı zamanda kojenerasyon tesisinin de entegre, etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesi mümkün hâle geliyor. Gaz ve elektriğin birlikte optimize edildiği bu yapı, sistem dengesinin güçlendirilmesine katkı sunarken, çok katmanlı portföy yönetimi yaklaşımıyla operasyonel verimliliği artıran bütüncül bir enerji çözümü sunuyor. SOCAR Türkiye Doğal Gaz İş Birimi Başkanı Fuad Ibrahimov, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Enerji piyasaları artık gaz ve elektriğin birbirinden bağımsız yönetildiği yapılardan uzaklaşıyor. Günümüzde rekabet avantajı, bu iki kaynağı birlikte ve etkin biçimde optimize edebilen entegre yapılardan geçiyor. TAV Havalimanları ile geliştirdiğimiz bu iş birliği, şirketimizin entegre enerji ve Gas-to-Power vizyonunun sahadaki güçlü bir yansımasıdır. Güçlü tedarik altyapımız, sabit fiyatlı kontrat yapımız ve toplayıcılık portföyümüz sayesinde yalnızca enerji arzı sağlamakla kalmıyor; sistem dengesini ve operasyonel sürekliliği destekleyen katma değerli çözümler sunuyoruz." TAV Havalimanları Havalimanlarından Sorumlu Grup Başkanı Mete Erna yaptığı değerlendirmede, "Havalimanları sürekli hizmet sunan kritik ulaşım altyapıları arasında. Operasyonlarımızın sürekliliği için enerji güvenliği büyük önem arz ediyor. Şirketle gerçekleştirdiğimiz anlaşmayla iş birliğimizi daha ileri bir seviyeye taşımaktan mutluluk duyuyoruz. Önceliğimiz her zaman yolcularımız ve iş ortaklarımız için en iyi seyahat deneyimini sunmak. Şirketin enerji alanındaki uzmanlığı ve sunduğu entegre yapı operasyonel sürekliliğimiz açısından önem taşıyor’’ dedi.
Altın ve gümüşte sert yükseliş
20 Ocak 2026 Salı - 23:19 Altın ve gümüşte sert yükseliş Altın ons fiyatının 4 bin 700 doların üzerine, gümüş ons fiyatının ise 94,40 dolar seviyelerine yükselmesi, küresel piyasalarda alışılmışın dışında bir sürece girildiğini ortaya koydu. Uzmanlara göre bu yükseliş, sadece fiyat artışı değil, küresel ekonomik ve finansal sisteme duyulan güven kaybının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, değerli metallerde yaşanan yükselişin klasik piyasa dinamikleriyle açıklanamayacağını belirterek, altın ve gümüşteki değişimin geçici bir dalgalanma olmadığını küresel sistemin kendi kırılganlığının fiyatlandırmasının neticesi olduğunu vurguladı. Son dönemde altın ve gümüşte yaşanan sert yükselişlerin arkasında birçok güçlü faktörün bulunduğunu ifade eden Kitiş, jeopolitik risklerin artması, merkez bankalarının rezerv politikalarındaki değişim, doların geleceğine dair belirsizlikler ve enflasyonun kalıcı hale gelmesinin yatırımcıyı güvenli limanlara yönlendirdiğini söyledi. Bu süreçte değerli metallerin sadece bir yatırım aracı değil, sistemsel risklere karşı bir koruma unsuru haline geldiğine dikkat çekti. "Piyasalar artık bugünü değil, yaklaşan riskleri satın alıyor" Mevcut fiyat seviyelerinin geçmiş dönemlerdeki kısa vadeli yükselişlerden ayrıştığını vurgulayan Kitiş, "Bugün altın ve gümüşte ulaşılan seviyeler, geçmişteki kısa vadeli ralli dönemlerinden net biçimde ayrışıyor. Önceki yükselişler genellikle faiz kararları ya da sınırlı krizlerle tetiklenirken, mevcut fiyatlama küresel finansal sisteme duyulan güvenin zayıflamasına dayanıyor. Piyasalar artık bugünü değil, yaklaşan riskleri satın alıyor. Son dönemde dikkat çeken bir diğer unsur ise fiziki altın ve gümüş talebindeki belirgin artış" dedi. Gümüş cephesinde de dikkat çekici bir yükseliş potansiyeli bulunduğunu ancak bu hareketin altına kıyasla daha spekülatif bir zeminde ilerlediğini belirten Kitiş, "Altın ve gümüş, spekülatif kazançtan çok, satın alma gücünü koruma aracı olarak değerlendirilmelidir. Bugün konuştuğumuz rakamlar bir zirve değil, yeni bir dönemin eşiğidir. Değerli metaller, sabırlı ve bilinçli yatırımcı için önümüzdeki süreçte de güvenli bir liman olmayı sürdürecektir" ifadelerini kullandı.