EKONOMİ
Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı 21 Mart 2026 Cumartesi - 12:26:22 Vestel, Dünya Su Günü vesilesiyle akıllı beyaz eşya ürünlerinden elde ettiği su tasarrufu verilerini kamuoyuyla paylaştı. Şirket, kullanıcılarının tercih ettiği su tasarruflu programlar ve akıllı sistemler sayesinde son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağladı. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz. Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz. Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki oluşturabileceğini ortaya koyuyor" dedi. 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu Şirketin paylaştığı verilere göre, akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor. Şirket, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor. Yeni nesil dönüşüm sürüyor Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine markanın son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor. ‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde markanın akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre, kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor. Markanın çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor. Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:25 Marble İzmir’de mermer sanata dönüşüyor Marble İzmir-31. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı için geri sayım sürerken, fuarın önemli etkinliklerinden biri olan Heykel Çalıştayı’nda üretim süreci başladı. Çalıştay kapsamında altı heykeltıraşın, 8 Nisan 2026’ya kadar Fuar İzmir’de üretecekleri heykeller, Marble İzmir süresince D Holü’nde ziyaretçilerle buluşturulacak. Eserler fuarın ardından İzmir’in farklı noktalarına taşınarak kamusal alanlarda kalıcı olarak sergilenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Heykel Çalıştayı ile mermerin fuar alanının dışına taşarak kentle buluşması hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın önerisiyle hayata geçirilen çalıştayda heykeltıraşlar, canlı üretim modeliyle mermer blokları işlemeye başladı. Üretim süreçleri ziyaretçilere açık olacak; sanatseverler doğal taşın sanat eserine dönüşümünü yerinde izleyebilecek. Küratörlüğünü heykeltıraş Ekin Erman’ın yürüttüğü Heykel Çalıştayı’nda, Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen değerli sanatçılar Bahadır Hızol, Çağdaş Erçelik, Dilşad Akçayöz, Orhan Gazi Keskin, Özkan Arslan ve Tonguç Sercan mermer bloklar üzerinde üretimlerini sürdürüyor. Küratör Ekin Erman, organizasyonun çıkış noktasına değinerek, "Cemil Başkanımızın fikriyle böyle bir çalışma tasarlandı. Bu çalıştay ile Marble İzmir’in etkisi fuar alanının dışına taşacak. Üretilen heykellerin kentle buluşması çok önemli" dedi. Mermerin doğadaki uzun oluşum sürecine dikkat çeken Erman, bu malzemenin sanatla buluştuğunda kalıcılığının daha da arttığını belirterek, "Milyonlarca yılda oluşmuş bir malzemeden söz ediyoruz. Günümüzde pek çok şey hızla tüketilip atılıyor. Oysa mermer heykel bir meydana konduğunda yüzyıllarca yaşayabiliyor. Binlerce yıldır ayakta duran mermer heykeller var ve biz hâlâ onlara hayranlıkla bakıyoruz. Biz de bu zincirin bir parçası olacağız. Bu nedenle süreç bizim için çok keyifli" diye konuştu. Heykeller kentin belleğine taşınacak Yaklaşık 25 gün boyunca devam edecek üretim sürecinin, yoğun bir tempoda ilerlediğini ifade eden Erman, mermeri iyi tanıyan deneyimli sanatçıların kısa sürede eskizlerini tamamlayarak çalışmalara başladığını söyledi. Heykel sanatının izleyiciyle kurduğu doğrudan ilişkiye de değinen Erman, "Heykel diğer sanatlardan biraz daha farklı. Dokunabiliyorsunuz, yanında oturabiliyorsunuz, onunla birebir bağ kurabiliyorsunuz. Bu nedenle kent yaşamında yer almasını çok önemli ve değerli buluyorum" ifadelerini kullandı. Çalıştay’da ortaya çıkan eserler, 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında Marble İzmir Fuarı süresince Fuar İzmir D Hol’de sergilenecek. Heykeller, fuarın ardından ise İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kalıcı olarak yerlerini alacak.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:14 Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:04 Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı Son yıllarda artan inşaat, işçilik ve arsa maliyetlerinin konut fiyatlarını ciddi şekilde yükselttiğini belirten sektör temsilcileri, vatandaşların değer artış vergisi nedeniyle gayrimenkul satışında tereddüt yaşadığını ifade ederek hükümete ’tek seferlik değer barışı’ çağrısında bulundu. Türkiye’de son üç dört yıldır yaşanan yüksek enflasyon ve artan maliyetler, gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiledi. İnşaat, işçilik ve arsa maliyetlerindeki hızlı yükseliş, konut fiyatlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artışlara neden oldu. Sektör temsilcileri, özellikle büyük şehirlerde konut fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirterek, bazı bölgelerde 1+1 daire fiyatlarının 4 milyon liranın üzerine çıktığını, kira bedellerinin ise yaklaşık 25 bin liraya kadar yükseldiğini ifade etti. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Son yıllarda konut satın alan vatandaşlar artan fiyatlar nedeniyle değer artış vergisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durumun gayrimenkul satışlarında tedirginliğe yol açtı. 2, 3 ya da 4 yıl önce 300 bin ile 400 bin lira arasında alınan konutların bugün enflasyon etkisiyle çok daha yüksek değerlere ulaştı. Bu artışın vatandaşların satış sırasında vergi yüküyle karşılaşmasına sebep oluyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan durgunluğun temel sebeplerinden birinin de bu durum olduğunu bütün sektör temsilcileri biliyor. Hükümetten tek seferlik ’değer barışı’ düzenlemesi talep ediyoruz. Böyle bir düzenleme hem vatandaşların güven duygusunu artırmanın yanı sıra, hem de piyasada hareketlilik sağlayacaktır. Tabi k, b aynı zamanda fiyat artışlarını da bir nebze frenlenmesine katkı sağlayacaktır" dedi. Bunun tek seferlik yapılması ve tapu masraflarında da bir miktar düşüş sağlanması halinde önümüzdeki iki yıllık süreçte gayrimenkul fiyatlarının daha stabil bir seviyeye gelmesi mümkün olabileceğini ifade eden Aydemir, "Çünkü son 1,5 yıldır ülkemizde yeni inşaat üretimi oldukça azalmış durumda. İnşaat firmaları; arsa, işçilik ve diğer maliyetlerdeki hızlı artışlar nedeniyle yeni projelere başlamaktan kaçınıyor. Süreçlerin uzaması da yeni üretimin önüne geçiyor. Yeni konut üretimi olmadığı için fiyatlar yukarı yönlü hareket etmeye devam ediyor. Sektör açısından ve vatandaşlar açısından devletimizden beklentimiz, değer barışının tek seferlik olarak hayata geçirilmesidir. Çünkü şu anda vatandaşlarımızın büyük bir kısmını "Gayrimenkulümü satarsam zorluk yaşarım" düşüncesi sarmış durumda. Örneğin, bir vatandaş ikinci el bir gayrimenkulünü sattığında, hemen yanında yeni başlayan sıfır bir konutu almak istediğinde en az yüzde 40 ya da yüzde 50 daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Aslında burada gerçek anlamda bir değer artışı yok. Sattığı gayrimenkulün yerine aynı değerde bir gayrimenkul koymak mevcut piyasa şartlarında oldukça zor. Bu nedenle sektör ve vatandaşlar adına devletimizden beklentimiz, değer barışının hayata geçirilmesidir" dedi.
ATP ve Menulux’ten iş birliği
26 Ocak 2026 Pazartesi - 09:31 ATP ve Menulux’ten iş birliği ATP Yazılım ve Teknoloji A.Ş. (ATP) ile bağlı ortaklığı ATP Capital’in portföyünde yer alan Menulux Yazılım A.Ş. (Menulux), teknoloji yetkinliklerini küresel pazarlara taşımak ve ürün setlerini yeni müşteri segmentlerine ulaştırmak amacıyla karşılıklı lisans iş birliğine imza attı. ATP, Menulux ile iş birliği yaptı. İş birliği, ATP’nin küresel ölçekteki kurumsal çözüm deneyimi ile Menulux’ün orta ölçekli işletmelere yönelik bulut tabanlı (SaaS) uzmanlığını bir araya getiriyor. Anlaşma kapsamında taraflar, yazılım çözümlerini karşılıklı olarak birbirlerinin kullanımına ve yeniden satışına açarak dijital dönüşüm pazarında yeni bir ticari sinerji oluşturmayı hedefliyor. Açıklamaya göre anlaşma; şirketin, kendisine ait ürünlerin Menulux aracılığıyla küçük ve orta ölçekli işletmelere sunulmasına imkân tanırken; Menulux’ün ise bulut tabanlı çözümlerini şirketin dünya genelindeki kurumsal müşteri ağına ulaştırmak üzere ATP’ye yeniden satış hakkı sunuyor. Anlaşmayla birlikte; ATP, bugüne kadar ağırlıklı olarak hızlı servis (QSR) segmentinde sunduğu çözümlerini genişleterek Menulux’ün masaya servis odaklı dijital çözümlerini de ürün portföyüne entegre etmiş oldu. Ayrıca ATP’nin konuk ağırlama sektöründe, ATP Zenia markası altında büyük ölçekli zincir işletmelere sunduğu kurumsal yazılım çözümlerinin şirket tarafından kullanımına ve satışına da imkân tanındı. "Küresel büyümeyi sinerjiyle hızlandırıyoruz" ATP CEO’su Ümit Cinali, iş birliğinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Şirket ile hayata geçirdiğimiz iş modeli, şirketimizin teknoloji ekosistemini daha kapsayıcı, ölçeklenebilir ve küresel bir yapıya taşıma vizyonunun önemli bir parçası. Büyük ölçekli kurumsal yapılardaki deneyimimizi, Menulux’ün KOBİ segmentindeki çevik ve SaaS odaklı çözümleriyle birleştiriyoruz. Gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde her iki şirketin yenilikçi ürünleri dünya çapında çok daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşacak. İşletmelerin farklı ölçek ve ihtiyaçlarına yanıt veren, ileri seviye dijital çözümleri tek bir ekosistem altında sunmayı hedefliyoruz." İş birliğinin her iki şirket için oluşturduğu sinerjik etkiye vurgu yapan Menulux CEO’su Özgür Uluçay, "Her iki şirket olarak, konuk ağırlama ve perakende sektörlerinde küresel düzeyde artan SaaS tabanlı çözüm talebini karşılamak için stratejik bir iş birliği başlattık. Bu ortaklıkla, iki şirketin teknolojik birikimlerini birleştirerek ürün portföylerimizi genişletmeyi ve küresel POS pazarında daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyoruz" dedi. Konuk ağırlama ve perakende sektörlerinde SaaS tabanlı çözümlere yönelik artan küresel talep doğrultusunda hayata geçirilen iş birliği; her iki şirketin teknolojik birikimlerini bir araya getirerek ürün portföylerini ölçeklendirerek küresel POS pazarında daha güçlü bir konum elde etmelerini amaçlıyor.
ETSO heyeti, Güney Kore’de düzenlenen medikal ve kozmetik sektörel fuarına katılacaklar
26 Ocak 2026 Pazartesi - 09:09 ETSO heyeti, Güney Kore’de düzenlenen medikal ve kozmetik sektörel fuarına katılacaklar Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası 4. Meslek Grubu Medikal, Kimya ve Tıbbi Malzemeler sektörlerinde faaliyet gösteren üyelerden oluşan sektörel ticaret heyeti Güney Kore’de temaslarda bulunacak. Heyet, TOBB Üst Kurul Delegesi, Kobi Politikaları Kurulu Üyesi ve ETSO Meclis Üyesi Haktan Ömeroğlu’nun başkanlığını yürüttüğü program kapsamında; 26-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenecek Medikal ve Kozmetik Sektörel Fuarı’na katılım sağlayacak, Güney Koreli sektör temsilcileriyle ikili iş görüşmeleri (B2B) gerçekleştirecek ve firmaların ürün ve hizmetlerini uluslararası pazarlarda tanıtma imkânı elde edecek. Ömeroğlu, medikal, kozmetik ve tıbbi malzemeler alanında faaliyet gösteren 19 firmanın bu süreçte yeni iş bağlantıları kurmayı, karşılıklı ticaret imkânlarını değerlendirmeyi ve ihracat potansiyellerini artırmaya yönelik somut adımlar atmayı hedeflediğini belirterek, ‘’Ticaret Bakanlığımızın Sektörel Ticaret Heyeti Programı kapsamında ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odamızın koordinasyonunda gerçekleştirilen bu organizasyon; Erzurum iş dünyasının küresel pazarlarda daha etkin yer almasına ve dış ticaret kapasitesinin güçlendirilmesine önemli katkı sağlayacaktır. Bu noktada özellikle ifade etmek isterim ki; Erzurum iş dünyasının her zaman önünü açan, üreticimizin, ihracatçımızın ve müteşebbisimizi her koşulda destekleyen Saim Ozakalın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı olarak ortaya koyduğu güçlü liderlik, bu tür uluslararası açılımların hayata geçirilmesinde büyük önem taşımaktadır. Yine iş dünyamızın çatı kuruluşu olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Başkanı Rıfat Hisarcıklıoglu’nun; firmalarımızın küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artırmaya yönelik vizyoner yaklaşımı ve kararlı duruşu, sahadaki her bir girişimci için son derece kıymetlidir. Firmalarımızın uluslararası pazarlara açılmasına imkân tanıyan destek mekanizmaları ve stratejik yönlendirmeleri dolayısıyla Ticaret Bakanlığı’na da ayrıca teşekkür ediyorum. En önemlisi; Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat odaklı büyüme hedeflerini ve iş dünyasının önünü açan reformları güçlü bir iradeyle destekleyen, ülkemizi küresel rekabette daha iddialı bir konuma taşıyan liderliği için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdogan’a şükranlarımı sunuyorum. İnanıyorum ki bu program; Erzurum’dan çıkan firmalarımızın dünya pazarlarında daha görünür, daha güçlü ve daha rekabetçi hale gelmesine katkı sağlayacak; şehrimizin ve ülkemizin ekonomik geleceğine somut değer katacaktır’ diye konuştu.
Salihli’de 30 yıllık başkan güven tazeledi
25 Ocak 2026 Pazar - 18:29 Salihli’de 30 yıllık başkan güven tazeledi Manisa’nın Salihli ilçesindeki Berberler Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nın seçimli olağan genel kurulunda mevcut Başkan Kadir Dilşeker, üyelerin tam desteğini alarak yeniden başkan seçildi. 413 üyesi bulunan Salihli Berberler Esnaf ve Sanatkarlar Odasının, genel kurulunu Beyaz Düğün Salonu’nda gerçekleştirdi. Divan Başkanlığını Manisa Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği (MESOB) Başkanı Hasan Geriter üstlendi. Seçimlere tek liste ile katılan ve yaklaşık 30 yıldır başkanlık görevini sürdüren Kadir Dilşeker, kullanılan oyların tamamını alarak güven tazeledi. Genel kurulda renkli anlar da yaşandı. Divan Başkanı Hasan Geriter, kendisine yeşil ve kırmızı olmak üzere iki listenin ulaştığını söyleyerek salonda kısa süreli şaşkınlık oluşturdu. Ancak daha sonra kırmızı listenin, Başkan Dilşeker’e şaka amaçlı hazırlandığı ortaya çıktı. Toplantıda ayrıca, oda denetim kurulu başkanlığı görevini yürüten Melek Kelebek’e, hizmetlerinden dolayı teşekkür plaketi takdim edildi. Genel kurul sonrası konuşan Başkan Kadir Dilşeker, kendisine destek veren tüm üyelere teşekkür ederek, "Hizmete kaldığımız yerden devam edeceğiz" dedi. Kadir Dilşeker başkanlığındaki yeni yönetim kurulu; Kemal Yumrukaya, Salim Yıldız, Murat Şahin, Zafer Kara, Mesut Deler ve Fazlı Gülseren’den oluştu. Denetim kurulunda ise Latife Akkoyun, Birgül Güler ve Asiye Elmacı yer aldı.
Kahramanmaraş’ta yorgancılık mesleği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
25 Ocak 2026 Pazar - 12:14 Kahramanmaraş’ta yorgancılık mesleği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya Kahramanmaraş’ta 40 yıldır yorgancılık yapan esnaf, yakın gelecekte yorgancılık yapan esnafın kalmayacağını ifade ederek, insanların artık hazır ve makinada yıkanabilir ürünleri tercih ettiğini söyledi. Kahramanmaraş’ta el emeğine dayalı yorgancılık mesleği, değişen tüketim alışkanlıkları ve çırak yetişmemesi nedeniyle yok olma noktasına geldi. Dulkadiroğlu ilçesi Kanlıdere Caddesi’nde yaklaşık yarım asırdır esnaflık yapan 62 yaşındaki Ali Kösesakal, mesleğin yok olmaya tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Çocuk yaşlarda mesleğe başladığını belirten Kösesakal, 40 yıldır aynı iş yerinde hizmet verdiğini söyledi. Kanlıdere Caddesi’nin zamanla Kahramanmaraş’ın "Yorgancılar Çarşısı" haline geldiğini anlatan Kösesakal, "Biz buraya dükkan açtıktan sonra diğer yorgancı arkadaşlar da geldi. Burası el emeği göz nurunun merkeziydi" dedi. "El emeği bittiği için artık çıkarta gelmiyor" Kösesakal, "Eskiden çok kalfamız vardı, çok insan yetiştirdik. Maraş’ta ve Türkiye genelinde el emeği bittiği için artık çırak bile gelmiyor, eleman yetişmiyor. Bizim burada yorgancılığı en fazla 3 yıl daha yapabiliriz. Ondan sonra bu insanlara hizmet edecek kimse kalmayacak. Ben burada en az 3 tane kalfa yetiştirdim. Bu insanlar evliydi ve evlerini geçindirebilecek durumdaydı. Eskiden kalfa, evini geçindirirdi. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz" dedi. "Herşey naylonlaştı" Kösesakal, şöyle devam etti: "Atalarımız bu yünlerle nasıl yaşamışsa, ben de öyle yaşamayı tavsiye ederim. Yün ve pamuk sağlık açısından çok önemlidir. Naylon çıktı, sentetik ürünler çıktı. Ama o naylonların içindeki hücre yapısı yıllar geçse de bozulmuyor. Yün ise yıkandıkça canlılığını korur, insanın rahat uyumasını, dinç kalkmasını sağlar. Sağlık açısından yün ve pamuk her zaman tercihimdir. Tercih edilmemesinin sebebi ise şimdiki neslin makineye atalım, yıkayalım düşüncesi. Değer veren yok, önemseyen yok. Oysa ben döşeğin de, yorganın da, yastığın da yün olmasını tavsiye ederim. Beş kiloluk bir yün döşekle, yün yorganla yatan insan sabah yaylada kalkmış gibi dinç uyanır. Ama bunları anlatamıyoruz. Her şey naylonlaştı. Hazır al, makineye at, yıka. Üç sene sonra yenisini al." Maraş’ta sadece 5 usta kaldığını dile getiren Kösesakal, "Hepsinin yaşı 60’ın üzerinde. Diğer ilçelerde usta neredeyse yok. İç Anadolu’da yün yorgan hala revaçta ama Kahramanmaraş’ta en çok tutulan şey çeyiz yorganı. Bizde ’sarıklı yorgan’ derler. Kadife çeyiz yorganları çok işliyoruz. Kadife yorganlarda yaklaşık yüze yakın modelimiz var. Müşterilerimiz geliyor, rengine ve modeline karar veriyor. Maraş’ın genç kızları gelir, seçimini yapar. Biz de bir hafta, on gün içinde teslim ederiz. Bir yorganın yapımı yaklaşık bir buçuk gün sürer. Altı ilikli, düğmeli melefesiyle birlikte hazırlanır. Bir yorganın fiyatı 4 bin ile 4 bin 500 lira arasında. Bize kalan ise yaklaşık 2 bin 500 lira. Akşama kadar emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz" diye konuştu.
ASO Başkanı Ardıç: "Ankara’nın yüksek teknoloji odaklı ihracatını kalıcı biçimde güçlendirmeyi hedefliyoruz"
25 Ocak 2026 Pazar - 11:48 ASO Başkanı Ardıç: "Ankara’nın yüksek teknoloji odaklı ihracatını kalıcı biçimde güçlendirmeyi hedefliyoruz" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "ASO Teknoloji Üssü ile teknoloji tabanlı girişimciliği ve üretimi aynı ekosistemde buluşturarak, Ankara’nın yüksek teknoloji odaklı ihracatını kalıcı biçimde güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO), 2025 Yılı İhracat Değerlendirme Raporu’nu yayımladı. Türkiye’nin 2025 yılı ihracat performansını bir önceki yılla karşılaştırmalı olarak ele alan raporda, sanayi odaklı büyüme modeli ile Ankara’nın yüksek teknolojili üretim kapasitesi öne çıktı. Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan ASO Başkanı Ardıç, ihracatın artık yalnızca rakamlarla değil; üretim gücü, teknoloji seviyesi ve katma değer kapasitesiyle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Başkan Ardıç, "İhracattaki her artış, arkasındaki sanayi yapısı ve üretimin niteliğiyle birlikte ele alındığında gerçek anlamını bulur" ifadelerini kullandı. 2025 yılı ihracat verilerinin, küresel belirsizliklere rağmen Türkiye’nin ve Ankara’nın ihracat performansını koruduğunu ve sanayi temelli büyüme modelini güçlendirdiğini belirten Ardıç, "Önümüzdeki dönemde teknoloji, verimlilik ve ölçek ekonomileri yoluyla yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünler ihracatının artması, hedef politika önceliği olarak değerlendirilmektedir" diye konuştu. "Ankara, ihracatta yüksek katma değer üreten şehirler arasında güçlü biçimde ayrışıyor" 2025 yılında Ankara’nın ihracatının bir önceki yıla kıyasla yüzde 24,3 artarak 17,5 milyar dolara ulaştığına ve Ankara’nın en çok ihracat yapan ilk 10 il arasında en yüksek artışı gerçekleştiren şehir olduğuna dikkat çeken Ardıç, bu güçlü artışın tesadüf olmadığını belirterek, şunları söyledi: "Bu tablo, Ankara sanayisinin dönüşüm kapasitesinin ve teknoloji yoğun üretim yapısının ihracatta belirleyici hale geldiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Ankara bugün; savunma, havacılık, makine, elektrik-elektronik ve ileri teknoloji odaklı sanayi altyapısıyla, ihracatta yüksek katma değer üreten şehirler arasında güçlü biçimde ayrışıyor. Özellikle ülkemizde lider olduğumuz savunma sanayii ile geliştirilen ileri mühendislik, yazılım ve üretim kabiliyetlerinin diğer sektörlere de yayılması; yalnızca Ankara’nın değil, ülkemizin yüksek teknolojili ihracat kapasitesini büyütecek stratejik bir çarpan etkisi oluşturacaktır." "Ankara’nın yüksek teknoloji odaklı ihracatını kalıcı biçimde güçlendirmeyi hedefliyoruz" Ankara Sanayi Odası’nın vizyonunun, Başkent’in yüksek teknolojili, katma değerli üretimin ve ihracatın merkezi konumunu güçlendirmek olduğunu ifade eden Ardıç, "Bu doğrultuda; kurulum çalışmalarını hızla sürdürdüğümüz ASO Teknoloji Üssü ile teknoloji tabanlı girişimciliği ve üretimi aynı ekosistemde buluşturarak, Ankara’nın yüksek teknoloji odaklı ihracatını kalıcı biçimde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, İhracat Destek Ofisimiz aracılığıyla sanayicilerimize devlet destekleri, pazar bilgisi ve yol haritası desteği sunuyor; Dış Ticaret İstihbarat Merkezimiz ile de uluslararası pazarlara ilişkin güncel ve güvenilir bilgiye erişimlerini sağlıyoruz" şeklinde konuştu. Ardıç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Zorlu küresel şartlara rağmen üretimden, yatırımdan ve ihracattan vazgeçmeyen Ankaralı sanayicilerimizi yürekten kutluyorum. Ankara Sanayi Odası olarak bu yolculukta sanayicilerimizin yanında olmaya ve Ankara’yı sanayi ve teknolojinin başkenti olarak daha ileriye taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz." Sanayi ve teknolojiyle güçlenen ihracat ASO’nun raporunda, Türkiye’nin 2025 yılı ihracat performansının; küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve yüksek maliyet ortamına rağmen sanayi odaklı büyüme modelinin dayanıklılığını ortaya koydu. Türkiye’nin mal ihracatı 2025 yılında 273,4 milyar dolara ulaşırken, sanayi sektörünün ihracat içindeki payı belirleyici olmaya devam etti. Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracat payındaki artış, Türkiye’nin ihracatta nicelikten niteliğe geçiş sürecini sürdürdüğünü gösterdi. Raporda yer alan değerlendirmelerde, ihracatta sürdürülebilir büyümenin önümüzdeki dönemde miktar artışından ziyade birim fiyat, ürün niteliği ve pazar derinliği üzerinden sağlanabileceği vurgulandı. Avrupa Birliği başta olmak üzere ana pazarlarda Türkiye’nin yakın coğrafyadan tedarik avantajı, güçlü sanayi altyapısı ve lojistik kabiliyetleri öne çıkarken; ihracata yönelik finansman mekanizmalarının etkinliği, pazar çeşitlendirme stratejileri ve yüksek teknolojili üretimi destekleyen politikaların, ihracatın kalıcı biçimde güçlenmesinde kritik rol oynayacağı ifade edildi.