Son Dakika
|
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Otomobilin çarptığı motosikletli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti
Erzurum’da şüpheli ölüm!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Kayseri’de ev yangını: Engelli kadın hayatını kaybetti!
Arda Güler: "Böyle vuruş kalitem var"
İsrail ordusu: "İran'da savaş uçağımıza füze ateşlendi, hasar yok"
Bayramın ikinci gününde İstanbul’da trafik yoğunluğu
Çekya'da İsrailli silah şirketiyle bağlantılı fabrika ateşe verildi
Putin: "Moskova, Tahran'ın sadık bir dostu ve güvenilir ortağı olmaya devam ediyor"
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
EKONOMİ
Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı
21 Mart 2026 Cumartesi - 12:26:22
Vestel, Dünya Su Günü vesilesiyle akıllı beyaz eşya ürünlerinden elde ettiği su tasarrufu verilerini kamuoyuyla paylaştı. Şirket, kullanıcılarının tercih ettiği su tasarruflu programlar ve akıllı sistemler sayesinde son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağladı. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz. Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz. Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki oluşturabileceğini ortaya koyuyor" dedi. 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu Şirketin paylaştığı verilere göre, akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor. Şirket, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor. Yeni nesil dönüşüm sürüyor Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine markanın son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor. ‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde markanın akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre, kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor. Markanın çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor. Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:25
Marble İzmir’de mermer sanata dönüşüyor
Marble İzmir-31. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı için geri sayım sürerken, fuarın önemli etkinliklerinden biri olan Heykel Çalıştayı’nda üretim süreci başladı. Çalıştay kapsamında altı heykeltıraşın, 8 Nisan 2026’ya kadar Fuar İzmir’de üretecekleri heykeller, Marble İzmir süresince D Holü’nde ziyaretçilerle buluşturulacak. Eserler fuarın ardından İzmir’in farklı noktalarına taşınarak kamusal alanlarda kalıcı olarak sergilenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Heykel Çalıştayı ile mermerin fuar alanının dışına taşarak kentle buluşması hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın önerisiyle hayata geçirilen çalıştayda heykeltıraşlar, canlı üretim modeliyle mermer blokları işlemeye başladı. Üretim süreçleri ziyaretçilere açık olacak; sanatseverler doğal taşın sanat eserine dönüşümünü yerinde izleyebilecek. Küratörlüğünü heykeltıraş Ekin Erman’ın yürüttüğü Heykel Çalıştayı’nda, Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen değerli sanatçılar Bahadır Hızol, Çağdaş Erçelik, Dilşad Akçayöz, Orhan Gazi Keskin, Özkan Arslan ve Tonguç Sercan mermer bloklar üzerinde üretimlerini sürdürüyor. Küratör Ekin Erman, organizasyonun çıkış noktasına değinerek, "Cemil Başkanımızın fikriyle böyle bir çalışma tasarlandı. Bu çalıştay ile Marble İzmir’in etkisi fuar alanının dışına taşacak. Üretilen heykellerin kentle buluşması çok önemli" dedi. Mermerin doğadaki uzun oluşum sürecine dikkat çeken Erman, bu malzemenin sanatla buluştuğunda kalıcılığının daha da arttığını belirterek, "Milyonlarca yılda oluşmuş bir malzemeden söz ediyoruz. Günümüzde pek çok şey hızla tüketilip atılıyor. Oysa mermer heykel bir meydana konduğunda yüzyıllarca yaşayabiliyor. Binlerce yıldır ayakta duran mermer heykeller var ve biz hâlâ onlara hayranlıkla bakıyoruz. Biz de bu zincirin bir parçası olacağız. Bu nedenle süreç bizim için çok keyifli" diye konuştu. Heykeller kentin belleğine taşınacak Yaklaşık 25 gün boyunca devam edecek üretim sürecinin, yoğun bir tempoda ilerlediğini ifade eden Erman, mermeri iyi tanıyan deneyimli sanatçıların kısa sürede eskizlerini tamamlayarak çalışmalara başladığını söyledi. Heykel sanatının izleyiciyle kurduğu doğrudan ilişkiye de değinen Erman, "Heykel diğer sanatlardan biraz daha farklı. Dokunabiliyorsunuz, yanında oturabiliyorsunuz, onunla birebir bağ kurabiliyorsunuz. Bu nedenle kent yaşamında yer almasını çok önemli ve değerli buluyorum" ifadelerini kullandı. Çalıştay’da ortaya çıkan eserler, 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında Marble İzmir Fuarı süresince Fuar İzmir D Hol’de sergilenecek. Heykeller, fuarın ardından ise İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kalıcı olarak yerlerini alacak.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:14
Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı
Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:04
Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı
Son yıllarda artan inşaat, işçilik ve arsa maliyetlerinin konut fiyatlarını ciddi şekilde yükselttiğini belirten sektör temsilcileri, vatandaşların değer artış vergisi nedeniyle gayrimenkul satışında tereddüt yaşadığını ifade ederek hükümete ’tek seferlik değer barışı’ çağrısında bulundu. Türkiye’de son üç dört yıldır yaşanan yüksek enflasyon ve artan maliyetler, gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiledi. İnşaat, işçilik ve arsa maliyetlerindeki hızlı yükseliş, konut fiyatlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artışlara neden oldu. Sektör temsilcileri, özellikle büyük şehirlerde konut fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirterek, bazı bölgelerde 1+1 daire fiyatlarının 4 milyon liranın üzerine çıktığını, kira bedellerinin ise yaklaşık 25 bin liraya kadar yükseldiğini ifade etti. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Son yıllarda konut satın alan vatandaşlar artan fiyatlar nedeniyle değer artış vergisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durumun gayrimenkul satışlarında tedirginliğe yol açtı. 2, 3 ya da 4 yıl önce 300 bin ile 400 bin lira arasında alınan konutların bugün enflasyon etkisiyle çok daha yüksek değerlere ulaştı. Bu artışın vatandaşların satış sırasında vergi yüküyle karşılaşmasına sebep oluyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan durgunluğun temel sebeplerinden birinin de bu durum olduğunu bütün sektör temsilcileri biliyor. Hükümetten tek seferlik ’değer barışı’ düzenlemesi talep ediyoruz. Böyle bir düzenleme hem vatandaşların güven duygusunu artırmanın yanı sıra, hem de piyasada hareketlilik sağlayacaktır. Tabi k, b aynı zamanda fiyat artışlarını da bir nebze frenlenmesine katkı sağlayacaktır" dedi. Bunun tek seferlik yapılması ve tapu masraflarında da bir miktar düşüş sağlanması halinde önümüzdeki iki yıllık süreçte gayrimenkul fiyatlarının daha stabil bir seviyeye gelmesi mümkün olabileceğini ifade eden Aydemir, "Çünkü son 1,5 yıldır ülkemizde yeni inşaat üretimi oldukça azalmış durumda. İnşaat firmaları; arsa, işçilik ve diğer maliyetlerdeki hızlı artışlar nedeniyle yeni projelere başlamaktan kaçınıyor. Süreçlerin uzaması da yeni üretimin önüne geçiyor. Yeni konut üretimi olmadığı için fiyatlar yukarı yönlü hareket etmeye devam ediyor. Sektör açısından ve vatandaşlar açısından devletimizden beklentimiz, değer barışının tek seferlik olarak hayata geçirilmesidir. Çünkü şu anda vatandaşlarımızın büyük bir kısmını "Gayrimenkulümü satarsam zorluk yaşarım" düşüncesi sarmış durumda. Örneğin, bir vatandaş ikinci el bir gayrimenkulünü sattığında, hemen yanında yeni başlayan sıfır bir konutu almak istediğinde en az yüzde 40 ya da yüzde 50 daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Aslında burada gerçek anlamda bir değer artışı yok. Sattığı gayrimenkulün yerine aynı değerde bir gayrimenkul koymak mevcut piyasa şartlarında oldukça zor. Bu nedenle sektör ve vatandaşlar adına devletimizden beklentimiz, değer barışının hayata geçirilmesidir" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mart 2026 Cuma- 03:23
Denizli Defterdarı Özdemirci’nin resmi ataması 19 ay sonra yapıldı
2
19 Mart 2026 Perşembe- 10:41
Mersin’de dar gelirli ailelerin çocuklarına bayramlık desteği
3
20 Mart 2026 Cuma- 15:58
Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanında bayramlaşma töreni
4
20 Mart 2026 Cuma- 09:44
Limon ve turunç kabukları kadınların elinde değerleniyor
5
18 Mart 2026 Çarşamba- 15:44
GMO Başkan Adayı Kahraman: "Bir gemi mühendisi bir sanayi ordusunu harekete geçirir"
27 Ocak 2026 Salı - 13:42
Milletvekili Işıkver: "Elazığ TSO’da bir başarı hikayesi var"
Birçok konuda ortaya koydukları mücadeleyi 6. bölge teşviklerinin devamı içinde verdiklerini vurgulayan MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, "Bu yasanın devam etmesi lazım. Yoksa buradaki yatırımcı pılını pırtını toplayıp gidecek. Birçoğu da yabancı yatırımcılar. Bu şehirde İdris Başkanımızın gayretleri ile teşvik sayesinde büyük bir başarı hikayesi var. Ancak bunu sürdürülebilir hale getirmenin yollarını aramak zorundayız" dedi. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Ocak ayı meclis toplantısına katılarak şehrin ekonomik durumunu ve problemlerini değerlendiren MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, 2017 yılında Elazığ TSO Başkanı İdirs Alan’ın ilk görev döneminde şehre kazandırılan teşvik yasasının avantajlarıyla yatırım, üretin ve istihdamda önemli bir başarı hikayesi yazıldığını ifade etti. "Bu şehirde İdris Başkanımızın gayretleri ile teşvik sayesinde büyük bir başarı hikayesi var" Bir şehrin teşvik kapsamına alınmasının oldukça uzun ve zorlu süreç gerektirdiğini, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığındaki işleyişin zor olduğunu ifade eden Milletvekili Işıkver, "Çünkü bir ile teşvik vermenin de devlete maliyetleri var, külfetleri var. Dolayısıyla bakanımız da bu konuya çok vakıf, konuyu da çok iyi bilen birisi, çok da yetenekli bir bakan. Ben buradaki taleplerimizin hepsini bizzat kendisine arz edeceğim. İnşallah da bu 2026 yılının sonuna kadar biz bu mücadeleyi verip tek kararla şehrimizin 2030 yılına kadar teşvik kapsamında kalmasını sağlarız. Elazığ’da çimento fabrikasının şehir dışına çıkartılması, Pertek köprüsünün yapımını, sulama projelerinin hayata geçirilmesi, lojistik üst merkezinin kurulması, termal su kaynaklarının daha etkin değerlendirilmesini konusunda ortaya koyduğumu mücadeleyi 6. bölge teşviklerinin devamı içinde veriyoruz. Bu yasanın devam etmesi lazım. Yoksa buradaki yatırımcı pılını pırtını toplayıp gidecek. Birçoğu da yabancı yatırımcılar. Bu şehirde İdris Başkanımızın gayretleri ile teşvik sayesinde büyük bir başarı hikayesi var. Ancak bunu sürdürülebilir hale getirmenin yollarını aramak zorundayız" diye konuştu. "İnşallah teşvik yasasının devamını sağlayacağız" Elazığ TSO Yönetim Kurulu Başkanı İdris Alan ve meclis üyelerine bu konuda üzerine düşen görevi yapacağını ve siyaset kurumu olarak sorumluluklarının farkında olduklarını dile getiren Milletvekili Işıkver, "Ben kendim buradaki sorunların ve bana yüklediğiniz sorumluluğun farkındayım. Allah’ın izniyle de bu konuda sonuç almak için elimizden gelen ne varsa, gerekirse bütün hayatımı masaya koyarak bu işin mücadelesini vereceğimden hiçbirinizin şüphesi olmasın. İnşallah teşvik yasasının devamını sağlayacağız. Çünkü bunun devamını sağlayamazsak bizim burada oturmamızın da bir anlamı yok. Çünkü Şehir ölür ve biter. Bizim bu şehirde öncelikle bir şehri ayağa kaldırmamız lazım. Dolayısıyla ben kıymetli İdris Başkanıma da değerli meclis başkanıma da siz değerli abilerime de ifade etmek istiyorum ki hiçbir şekilde yalnız değilsiniz. Bu mücadeleyi ben sonuna kadar veririm. Allah’ın izniyle de sonuç da alırız. Ben buna inanıyorum" şeklinde konuştu. "Birçok başarı hikayesi de var ve bunların yüzde 90’ını da Elazığ TSO ve başkanı olarak sizler başardınız" Elazığ Ticaret Odası ve iş dünyasından gelen talepleri kendi işine göstermediği ihtimamı gösterdiğini ifade eden Işıkver; "Çünkü göstermem gerektiğini biliyorum. Birçok yerde bugün yatırımlar var ancak engelleniyor. Elazığ’da bazı şeyleri kendi ellerimizle engelliyoruz. Bazen bürokratik oligarşiye takılıyoruz. Bazen sistemin hantallığı yatırımlarımızı engelliyor. Ama birçok başarı hikayesi de var ve bunların yüzde 90’ını da Siz Elazığ Ticaret Odası ve Başkanı olarak sizler başardınız" ifadelerini kullandı.
27 Ocak 2026 Salı - 13:37
Kapıdağ turizm planı değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi
Kapıdağ Yarımadası’nın dört mevsim boyunca yaşayan, özgün ve sürdürülebilir bir turizm destinasyonu haline getirilmesi amacıyla yürütülen "Kapıdağ Turizm Planı" çalışmasının değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Erdek Kaymakamlığı öncülüğünde, Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) koordinasyonunda yürütülen ve iki aşamadan oluşan çalışmada sona gelinmesi dolayısıyla düzenlenen toplantıda; değerlendirme raporu sunumu ve genel değerlendirmeler yer aldı. Toplantının açılışında konuşan GMKA Genel Sekreteri Onur Adıyaman, Kapıdağ Yarımadası’nın sahip olduğu turizm potansiyeline dikkat çekerek, yürütülen planlama sürecinin bölgenin geleceği açısından önemine vurgu yaptı. -Göç "Kapıdağ’ın potansiyelini doğru okumamız gerekiyor" Ardından kürsüye çıkan Hasan Göç, Kapıdağ Yarımadası’nın sürdürülebilir turizm vizyonu ile ele alınmasının bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sunacağını belirtti. Kaymakam Göç konuşmasında, "GMKA iş birliğiyle başlatılan bu çalışma önemli bir aşamaya ulaşmış durumda. Kapıdağ Yarımadası’nın mevcut durumunu, potansiyelini ve neler yapılabileceğini ortaya koymak adına bir vizyon belirlenmesi gerekiyordu. Yaklaşık bir yıl süren bu süreçte kapsamlı ve titiz bir çalışma yürütüldü. Bugün hazırlanan konsept planları birlikte değerlendiriyoruz. Tüm paydaşların sürece katkı sunması bu çalışmayı daha da değerli kılıyor. Bu toplantının Kapıdağ için hayırlı sonuçlar doğuracağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. Toplantı, katkı sunan paydaşlara plaket takdimi ile sona erdi. Kapıdağ Turizm Planı’nın, bölgenin turizm potansiyelinin doğal yapıyı koruyan, yerel değerleri öne çıkaran ve yılın tamamına yayılan bir anlayışla değerlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.
27 Ocak 2026 Salı - 13:37
Alfemo, Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’nda yenilenen koleksiyonlarını tanıttı
Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’nda (IIFF 2026) yenilenen koleksiyonlarıyla yer alan Alfemo, Zeren Group çatısı altında şekillenen yeni dönem büyüme stratejisini kamuoyuyla paylaştı. Alfemo Genel Müdürü Tolga Kaya, 2026 yılında yurt içinde 35 yeni mağaza açmayı planladıklarını söyledi.
27 Ocak 2026 Salı - 12:45
Bakan Bolat: ’’Mobilya ihracatı geçen yıl yüzde 1,8 artış göstererek 4,6 milyar dolara ulaştı’’
Mobilya ihracatının 2002 yılında 250 milyon dolar olduğunu hatırlatan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ‘‘Şu anda 20 kat artışla, geçen yıl da (2024’e göre) yüzde 1,8 artış göstererek 4,6 milyar dolar ihracata ulaştı’’ dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) tarafından düzenlenen Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’nın açılış programına katıldı. Bakan Bolat, yaptığı konuşmada mobilya sektörüne ilişkin verileri paylaştı. Bolat, enflasyon verileri ve hedefleri hakkında da bilgi paylaştı. Mobilya ihracatının 2002 yılında 250 milyon dolar olduğunu hatırlatan Bolat, ’’Şu anda 20 kat artışla, geçen yıl da (2024’e göre) yüzde 1,8 artış göstererek 4,6 milyar dolar ihracata ulaştı. Bunun içinde çelik, plastik ve cam gibi diğer yapı ürünlerini de koyduğumuzda bu rakam çok daha yukarılarda. Almanya, İtalya ve Polonya gibi önde giden ülkelerin rakamı olan 10 milyar dolara da ahşap mobilyada dahi ulaşacağız’’ diye konuştu. Mobilyanın inşaattan plastiğe, çelikten ev tekstiline kadar onlarca sektörle iç içe olduğunu dile getiren Bolat, ‘‘Bu sektörümüz için umutlu olmamızı gerektiren çok önemli iki gelişme var. Bir tanesi, Türkiye’de inşaat sektörü her daim ekonomide lokomotif sektör olmuştur. Şu anda gerek deprem konutları gerekse kentsel dönüşümdeki büyük ivmeyle iç ticarette de mobilya sektörünü parlak günler bekliyor. Aynı şekilde ihracatta da artık Türk mobilya sektörü dünyada bir marka, beğenilen, trend olan ve istenilen bir sektör haline gelmiştir’’ ifadelerini kullandı. Bakan Bolat, Türk mobilyasının sektörün dünya ticaretinden yaklaşık yüzde 2’lik pay aldığını belirtti. Bolat, en önemli pazarlar arasında Irak, ABD, Avrupa ülkeleri, Rusya, Afrika ve Orta Doğu ülkelerinin sayılabileceğini söyledi. ‘‘Mobilya ihracatında kilogram değerindeki artış sevindirici’’ Mobilya ihracatında kilogram değerindeki artışın sevindirici olduğunu söyleyen Bolat, bu alandaki rakamın 2,43 dolardan 4,2 dolara yükseldiğini belirtti. Bakan Bolat, devlet ve Ticaret Bakanlığı olarak bütün sektörlerde olduğu gibi mobilya sektörüne de destekler sağladıklarını ifade ederek, bu alanda ihracatçılara sundukları destek programlarından da bahsetti. Turquality ve marka desteklerinin yüzde 5,5’inin mobilya sektörüne ayrıldığını vurgulayan Bolat, sektöre yönelik sunulan desteklere ilişkin detaylar paylaştı. IIFF’nin bakanlık tarafından ‘prestijli fuar’ ilan edildiğini hatırlatan Bolat, ‘‘Bu noktada geçen yıl 502 katılımcıya 102 milyon destek sağlanmıştır. Bu yıl da desteğimiz tamdır. Bu anlamda 2026’da 54 yurt dışı fuar bireysel katılım desteği alacaktır. 5 adet yurt dışı fuar organizasyon desteği alacaktır. 7 yurt içi fuar organizasyon desteği alacaktır. Ayrıca alım heyetlerine ve sektörel heyetlere de destek veriyoruz. Bu fuara da iki adet alım heyeti programı düzenlenmiştir. 72 kişilik yurt dışı alıcılar heyeti Türkiye’ye davet edilmiştir. Bunu da bakanlık olarak desteklemekteyiz’’ şeklinde konuştu. Bakan Bolat, geçen yıl mal ve hizmet ihracatında 396 milyar dolara ulaştıklarını anımsatarak, 2026’da 410 milyar dolarlık hedef için birlikte çalışacaklarını, bu kapsamda ihracatçılara desteklerini 33 milyar liradan 45 milyar liraya yükselttiklerini söyledi. Yurt içi ve yurt dışı fuarlar için ayrılan desteklere ilişkin bilgi paylaşan Bolat, ‘‘Yeter ki ihracatçılarımız ülkemize döviz kazandırsın, dış ticaret dengemiz iyi gelişsin’’ dedi. ‘‘Enflasyonu yüzde 20’lerin altına çekeceğiz’’ Enflasyonla mücadelede gelinen noktadan ve hedeflerden de bahseden Bolat, ‘‘Enflasyonla mücadelede çok büyük mesafe kaydettik. 45 puandan fazla azalış sağlandı. Artık yüzde 30’ların altı ufukta göründü. Yüzde 20’lere ve onun altına bunu çekeceğiz. Türkiye’yi istikrar ve huzur içinde geliştirmenin, büyütmenin, ekonomimizi geliştirmenin kavgasını veriyoruz’’ Konuşmalarının ardından Bakan Bolat ve beraberindeki heyet fuarın açılış kurdelesini kesti. Fuar alanında stantları ziyaret eden Bolat, katılımcılarla sohbet ederek fotoğraf çektirdi.
27 Ocak 2026 Salı - 12:43
Migros, tüm dağıtım merkezlerindeki 7 bini aşkın çalışanı kadrosuna aldı
Migros, son yıllarda yapılan depo yatırımları ile büyüyen dağıtım merkezleri operasyonlarını ana faaliyetleriyle uçtan uca entegre edebilmek için Türkiye genelinde taşeron firmalarca yönetilen 43 dağıtım merkezinin çalışanlarını kendi bünyesine kattı. Böylece, Migros’un doğrudan çalışan sayısı 63 bine ulaştı. Migros, son yıllarda yaptığı depo yatırımları ile büyüyen dağıtım merkezleri operasyonlarını ana faaliyetleriyle uçtan uca entegre edebilmek amacıyla Türkiye genelinde taşeron firmalarca yönetilen 43 dağıtım merkezinin çalışanlarını bünyesine kattı. Kurulduğu günden beri çalışanlarının refahını önceliği kabul eden Migros, perakende sektöründe çalışan haklarının gözetilmesi konusunda da öne çıkıyor. Migros mağazalarında 54 yıldan beri sendikalı çalışma sistemi yürütülüyor. Dağıtım merkezlerinde görev alan 7 bin 875 çalışanın Migros kadrosuna dahil olmasıyla, firmanın doğrudan çalışan sayısı 63 bine ulaştı. Dağıtım merkezlerinde görev yapan çalışanlar, kadroya geçerek kazanılmış haklarının yanı sıra, Migros Grubu’ndaki yaklaşık 45 bin çalışanın faydalandığı toplu iş sözleşmesi kapsamındaki sendikal haklardan da faydalanabilecekler. Migros’tan yapılan açıklamada, "Gıda perakendecisi olarak en önemli önceliğimiz, halkımıza kesintisiz olarak sağlıklı gıdayı ulaştırmak. Dağıtım merkezlerindeki çalışanlarımızın Migros kadrosuna katılmasıyla gücümüze güç kattık" denildi.
27 Ocak 2026 Salı - 12:05
OEDAŞ iklim değişikliğiyle mücadelesini küresel standartlarda sürdürüyor
Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, CDP’nin (Karbon Saydamlık Projesi) 2025 yılı İklim Değişikliği Programı değerlendirmesinde ‘B’ derecelendirme notu aldı. ‘Yönetim’ seviyesinde bulunduklarının göstergesi olan bu notu son beş yıldır istikrarlı bir şekilde koruduklarını söyleyen OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Şebeke altyapısı, dijitalleşme ve yenilikçi teknolojilere yaptığımız yatırımlarla enerji altyapımızın dayanıklılığını ve iklim değişikliğiyle mücadele kapasitemizi artırıyoruz" dedi Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), şirketler ve şehirler için dünyanın tek küresel çevre ve doğa raporlama sistemi olan CDP’nin (Carbon Disclosure Project-Karbon Saydamlık Projesi) İklim Değişikliği Programı’nın 2025 yılı değerlendirmesinde ‘B’ derecelendirme notu aldı. 2020 yılında gönüllü olarak katıldığı programda yalnızca bir yıl sonra notunu B’ye yükselten OEDAŞ, 2021’den bu yana programın ‘Yönetim’ seviyesinde yer almasını sağlayan bu notu aralıksız olarak koruyor. Muzaffer Yalçın: "Yatırımlarımızla iklim değişikliğine uyum kapasitemizi artırıyoruz" İklim değişikliğine bağlı riskleri hem bugünün operasyonel süreçlerinde hem de geleceğin stratejik planlamalarında ‘en kritik’ kategoride ele aldıklarını söyleyen OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Şebeke altyapısı, dijitalleşme ve yenilikçi teknolojilere yaptığımız yatırımlarla enerji altyapımızın dayanıklılığını ve iklim değişikliğiyle mücadele kapasitemizi artırıyor; tedarik zincirini sürece dahil ettiğimiz kapsamlı bir yaklaşım benimsiyoruz. CDP B skoru da şirketimizin iklim değişikliği ve çevresel etkiler konusunda farkındalık aşamasını geride bırakarak bu alanları aktif ve sistematik biçimde yönettiğini gösteriyor. Çevresel risk ve fırsatları analiz ediyor, bu konuları stratejik karar alma süreçlerimize entegre ediyor ve somut iyileştirme aksiyonları hayata geçiriyoruz. Bundan sonra da iklim değişikliğiyle mücadelede üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye ve düşük karbon ekonomisine geçişi desteklemeye devam edeceğiz" dedi. CDP nedir? 2000 yılında Londra’da kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş olarak kurulan CDP, şirketlerin, şehirlerin ve kurumlarının iklim değişikliği, sera gazı emisyonları, su güvenliği ve ormansızlaşma gibi çevresel etkilerini ölçmesini, raporlamasını ve şeffaf biçimde açıklamasını sağlayan küresel bir raporlama sistemi. CDP, topladığı verilerle dünyanın en kapsamlı kurumsal iklim, su ve orman risk veri setlerinden birini oluşturarak yatırımcılar ve paydaşlar için karşılaştırılabilir, güvenilir çevresel bilgi sunuyor.
27 Ocak 2026 Salı - 12:02
Sunar Yatırım’dan GEKAP’a düzenleme çağrısı: "AB biyoplastikleri yasal zemine taşıdı, Türkiye’de de mevzuat değişmeli"
Plastik ürünlerde uygulanan Geri Kazanım Katkı Payı (GEKAP) tutarlarının artırılması, ambalaj maliyetleri ve fiyat baskısını yeniden gündeme taşıdı. Resmi Gazete’de açıklanan Geri Kazanım Katkı Payı (GEKAP) artışıyla birlikte plastik ambalaj ve taşıma ürünlerinde birim maliyetleri yükseldi. Avrupa Birliği biyoplastikleri ayrı bir yasal çerçevede konumlandırıp desteklerken Türkiye’de biyobozunur ve kompostlanabilir biyoplastikler, halen geleneksel plastiklerle aynı yükümlülüklere tabi tutuluyor. Mısır nişastasından biyobozunur plastik ham madde üreten Sunar NP’yi çatısı altında barındıran Sunar Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, son gelişmeleri yorumladı. Çomu, "Çevreye zarar vermeyen biyoplastiklerin GEKAP kapsamına alınması hem sürdürülebilirlik hedefleriyle hem de maliyetleri düşürme ihtiyacıyla çelişiyor" dedi. COP31’in bu yıl Türkiye’de düzenleneceğini hatırlatan Çomu, "Küresel ölçekte bir iklim zirvesine ev sahipliği yaparken çevreyle uyumlu üretim modellerini destekleyen somut uygulamaları artırmamız gerekiyor" açıklamasını yaptı. GEKAP’ın çevreyi koruma amacıyla hayata geçirildiğini ancak mevcut uygulamanın biyoplastikler açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çomu, "GEKAP artışı, çevreye zarar veren plastikler için caydırıcı bir araç olabilir. Ancak biyobozunur ve kompostlanabilir biyoplastikleri de petrol bazlı plastiklerle aynı kapsamda değerlendirmek ve GEKAP’ı biyoplastiklere yüklemek, çevreci ürün kullanmanın maliyetlerini artırırken çevresel faydayı gölgeleyen bir sonuç doğuruyor" diye konuştu. AB biyoplastikleri yasal zemine taşıdı Bununla beraber Avrupa Birliği, Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü ile biyoplastikleri ilk kez bağlayıcı ve net bir mevzuat çerçevesine aldı. Yeni düzenleme, biyobazlı ve biyobozunur ambalajların hangi şartlarda kullanılabileceğini tanımlarken geri dönüştürülmüş içerik kullanımının teknik olarak mümkün olmadığı alanlarda biyoplastikleri alternatif olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşımın yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir rasyonalite içerdiğine dikkat çeken Mustafa Nuri Çomu, "AB, biyoplastikleri doğru yerde kullanan bir sistem kuruyor. Bu sayede hem geri dönüşümün işlerliği korunuyor hem de sanayi için öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturuluyor" ifadelerini kullandı. "Biyoplastikler GEKAP’tan ayrıştırılmalı" Sunar Yatırım, biyoplastiklerin petrol bazlı plastiklerle aynı mevzuata tabi tutulmasının, yerli biyoplastik yatırımlarını yavaşlattığını ve ithal ham maddelere bağımlılığı artırdığını savunduğu belirtildi. Bu durumun cari açık üzerinde de dolaylı bir baskı oluşturduğunu vurgulayan Çomu, "Biyoplastiklerin GEKAP’tan muaf tutulması, çevreyi korurken maliyetleri dengeleyen bir adım olur. Aynı zamanda yerli üretimi teşvik eder, ithal petrokimyasallara olan bağımlılığı azaltır ve cari açığın kontrolüne katkı sağlar" bilgisini verdi. COP31, çevreyle uyumlu üretimde önemli bir eşik Bu yıl Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapmasının, çevre ve iklim politikaları açısından önemli sorumlulukları da beraberinde getirdiğini vurgulayan Mustafa Nuri Çomu, biyoplastiklere yönelik mevzuat düzenlemesinin bu süreçte kritik bir gösterge olacağını ifade etti. Çomu, "COP31 gibi küresel ölçekte bir iklim zirvesine ev sahipliği yaparken çevreyle uyumlu üretim modellerini destekleyen somut uygulamaları artırmamız gerekiyor. Biyoplastiklerin doğru bir mevzuat çerçevesiyle ayrıştırılması, Türkiye’nin bu platformda örnek gösterebileceği uygulamalar geliştirmesi açısından da önemli bir adım olacaktır" şeklinde konuştu. Ekonomi ve çevre birlikte kazanabilir Sunar Yatırım’a göre doğru mevzuatla biyoplastikler hem çevresel hedeflere ulaşmada hem de sanayide katma değer inşa etmede önemli bir araç olabileceğine de dikkat çekildi. GEKAP artışının konuşulduğu bu dönemde, biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması gerektiğinin altını çizen Çomu, "Bugün tartışmamız gereken konu, poşetin fiyatı değil doğru malzemeyi doğru düzenlemeyle buluşturup buluşturamadığımızdır. AB bu dengeyi kurdu. Türkiye’nin de çevreyle uyumlu ama ekonomik olarak rasyonel bir yol çizmesi gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.
27 Ocak 2026 Salı - 11:51
Hamaratlı eller pazarda
Burhaniye ilçesinde, yaklaşık 15 yıl önce kurulan Kadın Platformu Hamarat Eller Pazarı kadınları iş sahibi yaptı. 8 Eylül Stadı yanında pazartesi günleri kurulan Hamarat Eller Pazarında gözleme, ev ekmeği ve tarhanadan, takı ve örgü işlerine kadar yüzlerce ürün satışa sunulurken, stant açan yaklaşık 30 kadın evlerine ekmek götürmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Kadınlar her hafta hazırladıkları ürünleri satışa sunarken, kimisi askerdeki oğluna harçlık gönderdiğini kimisi de emekli olan kocasına destek olduğunu anlattı. Pazarda, kadınların hazırladığı rengarenk örgüler, oyalar ile gözleme, ev ekmeği ve tarhanalar ilgi gördü. Kadınlar kendilerine bu imkanı sağlayan yetkililere teşekkür etti. 10 yıldır pazara geldiğini kaydeden Hanife Eralp, " Yaklaşık 10 seneden fazladır burada çalışıyorum. Emekliyim İstanbul’dan geldim. Evimiz kira. Kiraya katkı olsun diye çalışıyorum. Kendi emeklerimizi satıyoruz. Örme yapıyoruz. Patikler yapıyoruz. Büyük Yörük oyaları yapıyorum " diye konuştu. Ayşen Ay da, " Biz burada Hamarat Eller Kadın Platformu Pazarında 15-16 yıldır ürünlerimizi satıyoruz. İnsanlar buradan para kazanıyor. Evlerine ekmek götürüyorlar. Yaz kış demeyip geliyorlar. Havanın soğuk ya da sıcak olması onlar için fark etmiyor. Geliyorlar, burada emeklerinin karşılığını almak için 3-5 kuruş para kazanmak için uğraşıyorlar. Sizlerde lütfen pazarımızı ziyaret edin. Arkadaşlarımızın emeğini saygıyla minnetle burada 3-5 kuruş para kazanmalarını sağlayın. Hepinizi Hamarat Eller Kadın Platformu Pazarına bekliyoruz" dedi. Selma Hanım Terzi ise, " Kadın Platformundayız. El emeği ile 3-5 kuruş para kazanmak, ekonomik olarak yardım olsun diye yapıyoruz. Hem halka hizmet olsun, hem de biz faydalanalım diye elişleri yapıyoruz. Herkesi bekliyoruz. İhtiyacı olan kadınları, evde oturan kadınları her zaman bekleriz" dedi.
27 Ocak 2026 Salı - 11:38
Yeni yılın ilk istihdam kurulu toplantısı yapıldı
Ülke genelindeki önemli tarım ve sanayi kentlerinden olan Aydın’da, yeni yılın ilk İstihdam Kurulu Toplantısı yapılırken, il genelinde kayıtlı işgücü sayısı 100 bin 93 oldu. Aydın İl İstihdam Kurulu Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı, Aydın Valisi Yakup Canbolat başkanlığında gerçekleştirildi. Aydın’ın, işgücü istihdam ve mesleki eğitim ihtiyacını tespit etmek, mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumları ile işletmelerde yapılacak mesleki eğitim ve istihdam konularında etkinlik ve verimliliği artırmak amacıyla düzenlenen Aydın İl İstihdam Kurulu Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı’nda Aydın genelindeki işgücü sayısı açıklandı. Ekim 2025 verilerine göre Aydın genelinde toplam 33 bin 236 işyerinin 193 bin 669 çalışanı bulunuyor. 0-9 arası çalışanı bulunan işyeri sayısı 29 bin 994 olurken, 10-49 arası çalışanı olan işyeri sayısı 2 bin 807, 50 ve üzeri çalışanı bulunan işyeri sayısı ise 435 oldu. Aydın, Denizli, Muğla illerini kapsayan TR32 bölgesindeki verilerine göre 2024 yılında işgücüne katılma oranı yüzde 55,6, istihdam oranı yüzde 51,1 olarak gerçekleşirken, işsizlik oranı ise yüzde 8,2 oldu. Aydın’da ise bu oran yüzde 10,1 oldu. 2025 yılı Aralık ayı itibariyle 48 bin 290’ı erkek, 51 bin 803’ü kadın olmak üzere toplam 100 bin 93 kayıtlı işgücü bulunurken, 2025 Ocak-Aralık döneminde iş bulma kurumuna kayıtlı özel sektör işyerlerinden toplam 38 bin 160 açık iş ilanı alınırken, 2025 Ocak-Aralık döneminde 771’i engelli, 4’ü eski hükümlü olmak üzere toplam 26 bin 140 iş arayanın işverenlerle eşleşmesi sağlandı. 2025 yılı Ocak-Aralık döneminde danışmanlık kapsamında yapılan görüşme sayısı 35 bin 439, özel sektör işyeri ziyareti sayısı 11 bin 784, grup görüşmesi öğrenci sayısı ise 9 bin 940, İş Kulübü katılımcı sayısı bin 500 olarak gerçekleşti. Aydın’da 2025 Ocak - Aralık döneminde düzenlenen Aktif İşgücü Programı çerçevesinde 334 adet İşbaşı Eğitim programından toplam bin 170 kişi faydalanırken, 36 adet Toplum Yararına Program’dan (TYP) toplam bin 887 kişi faydalandı. Ayrıca Eylül 2024 itibariyle hayata geçen İşgücü Uyum Programları kapsamında 39 ayrı programdan bin 992 kişi faydalandı. 2025 yılı kurs ve işbaşı eğitim programları 697, toplum yararına programlar ve işgücü uyum programları ise 688 defa denetim kurulu tarafından denetlendi. 772 milyon işsizlik ödeneği yapıldı Aydın’da 2025 yılı Ocak-Aralık ayları arasında İşbaşı Eğitim, NİYEP, KİPAP Programları için 79 milyon 432 bin 161 TL, Toplum Yararına Programlar için 162 milyon 528 bin 60 TL, İşgücü Uyum Programları ve Gençlik Programları için 357 milyon 950 bin 984 TL olmak üzere kurs ve programlar için toplamda 599 milyon 910 bin 206 TL ödeme yapıldı. İşsizlik Sigortası Fonu çerçevesinde ise Aydın’da 2025 Ocak - Aralık ayları içerisinde 16 bin 981 kişi işsizlik ödeneğinden faydalanırken, bu kişilere toplamda 772 milyon 728 bin 125 TL ödeme yapıldı. 2026’da 12 proje başvurusu yapıldı Engelli ve eski hükümlü hibe projeleri çerçevesinde ise 2025 yılında toplam 45 projenin başvurusu yapıldı. İstihdam kuruluna sunulan başvurular, oy birliği ile kabul edilirken, 38 proje kabul edildi. Kabul edilen projelerden 9’u işyerini açtı, 5 projenin ise işyeri açma süreci devam ediyor. 2026 yılının birinci döneminde ise 8’i engelli 4’ü eski hükümlü olmak üzere 12 proje başvurusu yapıldı.
27 Ocak 2026 Salı - 11:17
Sağlık turizminde komplikasyon sigortası zorunlu oldu
Türkiye, sağlık turizminde elde ettiği rekor rakamların ardından sektörü daha kurumsal bir yapıya taşıyacak yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdi. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yasal düzenleme kapsamında, sağlık turizmi çerçevesinde ameliyathane ortamında gerçekleştirilen tüm cerrahi ve girişimsel işlemler için ’komplikasyon sigortası’ yaptırılması zorunlu hale getirildi. Yeni uygulama ile hasta güvenliğinin uluslararası standartlara yükseltilmesi ve sektörün finansal şeffaflığının artırılması hedefleniyor. Türkiye’nin 2024 yılında 1,5 milyonu aşkın yabancı hastayı ağırlayarak sağlık turizminde rekor kırdığını hatırlatan Özhedef Sigorta Kurucu Ortağı Abdulcelil Alkış, sektörün aynı yıl yaklaşık 3 milyar dolar gelir elde ettiğini, 2025’in ilk çeyreğinde ise sağlık turizminin toplam turizm gelirleri içindeki payının yüzde 6,9’a ulaştığını söyledi. Alkış, "Yeni yasal düzenleme sadece bir mevzuat uyumu değil, sağlık kuruluşlarının operasyon sonrası oluşabilecek finansal yükümlülüklerini sistemli şekilde yönetmesini sağlayan kritik bir yapı taşıdır" dedi. "30’a yakın sigorta şirketiyle karşılaştırmalı analiz sunuyoruz" Piyasada çok sayıda poliçe seçeneği bulunmasının sağlık kuruluşları açısından riskli tercihlere yol açabildiğine dikkat çeken Alkış, "Sağlık kuruluşları için en büyük zorluk, doğru teminatı rasyonel maliyetlerle bulmaktır. Özhedef Sigorta olarak 30’a yakın sigorta şirketinin tekliflerini ve teminat yapılarını detaylı şekilde analiz ediyor, her kliniğin kendi risk profiline uygun karşılaştırmalı çözümler sunuyoruz" ifadelerini kullandı. Revizyon cerrahisinden uçak biletine kadar geniş teminat Sahadan gelen talepler ve mevzuat gereklilikleri doğrultusunda özel bir ürün geliştirdiklerini belirten Alkış, "Standart poliçelerin bazı alanlarda ihtiyacı tam karşılamadığını tespit ettik. Bu doğrultuda partnerliğini yürüttüğümüz sigorta şirketiyle, revizyon cerrahisinden uçak biletine, konaklamadan refakatçi giderlerine kadar süreci uçtan uca kapsayan, geniş teminatlı ve ekonomik bir ürün oluşturduk. Şeffaf fiyat politikasıyla sağlık kuruluşlarının bütçesini zorlamayan bir yapı sunduk" diye konuştu. Komplikasyon ve malpraktis ayrımı vurgusu Sigortanın kapsamının doğru anlaşılmasının büyük önem taşıdığını belirten Alkış, komplikasyon ile malpraktis arasındaki farkı şu sözlerle açıkladı: "Malpraktis, hekim hatası veya ihmali sonucu ortaya çıkan durumlardır. Komplikasyon ise tüm tıbbi standartlara uyulmasına rağmen tıbbın doğası gereği gelişebilen enfeksiyon, kanama veya implant reddi gibi öngörülemeyen durumlardır. Zorunlu komplikasyon sigortası, bu beklenmedik durumların yol açtığı maddi yükleri karşılamaktadır." Sigortasız işlem ağır yaptırımlar doğuracak Yeni yönetmelikle birlikte sigorta yaptırmayan sağlık tesislerini idari para cezaları ve faaliyet izinlerinin iptaline kadar uzanan yaptırımların beklediğini belirten Alkış, "Sigortasız işlem yapılması sadece hukuki bir risk değil, aynı zamanda uluslararası hasta güveni ve ülke prestiji açısından da ciddi sonuçlar doğurur. 2026 itibarıyla bu sigorta bir maliyet değil, bir itibar yatırımıdır" dedi. Özhedef Sigorta’nın sağlık turizmi sigortacılığı ve kurumsal risk yönetimi alanlarında uzmanlaşmış bir yapı olduğunu ifade eden Alkış, sektör paydaşlarının yeni döneme uyum sürecinde profesyonel destek vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
27 Ocak 2026 Salı - 10:51
BTSO Akademi’de gündem ihracat
Bursa iş dünyasının eğitim ve gelişim platformu BTSO Akademi ile Güvenilir Ürün Platformu iş birliğinde hayata geçirilen ‘İhracat’ın Kahramanları’ projesinin Bursa buluşması, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Yoğun katılımla düzenlenen etkinlikte, Bursa’nın ihracattaki güçlü potansiyeli değerlendirilirken, özellikle e-ihracat alanında KOBİ’lere yol gösteren önemli bilgiler paylaşıldı. Türkiye’nin ihracat odaklı kalkınma hedefleri doğrultusunda geliştirilen İhracat’ın Kahramanları projesi ile ihracata yeni başlamış ya da başlamak isteyen KOBİ ölçeğindeki işletmelerin e-ihracat başlığında yönlendirilmesi amaçlanıyor. Güvenilir Ürün Platformu tarafından hayata geçirilen ve Anadolu’nun farklı illerinde düzenlenen etkinliklerden oluşan projenin yeni buluşması ise Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde yapıldı. "En değerli vitrinler cep telefonları" Toplantının açılış konuşmasını yapan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz "Günümüzde dünyanın en değerli vitrinleri, akıllı telefon ekranlarında yer alıyor. Ürünlerin küresel pazarlara açıldığı bu yeni düzende dijital varlık, fiziksel mekânlardan çok daha stratejik bir anlam kazanıyor. Bizler de firmalarımızın yeni nesil üretim modellerine ve dijital uygulamalara hızlı ve etkin biçimde adapte olabilmeleri amacıyla seminerler, paneller ve konferanslar düzenliyoruz. Özellikle e-ticaret, e-ihracat ve dijital pazarlama başlıklarında Alibaba gibi önde dünyanın gelen kuruluşlarıyla iş birliğinde tüm sektörleri kapsayan nitelikli organizasyonlarla iş dünyamızı geleceğe hazırlıyoruz." dedi. "Girişimcilerimiz sınır ötesi ihracatta yer almalı" Bursa’yı e-ticaret, e-ihracat ve dijital ticaret alanında bölgesel değil küresel ölçekte söz sahibi merkezlerden biri haline getirmeyi hedeflediklerini söyleyen Hakan Batmaz, "Bu kapsamda Bursa merkezli bir pazaryeri oluşturma hedefiyle yürüttüğümüz konsorsiyum çalışmaları da kararlılıkla sürüyor. E-ticaret ve e-ihracatı, dış ticaretimizi büyütecek en stratejik araçlardan biri olarak görüyor; girişimcilerimizin özellikle sınır ötesi e-ticarette aktif rol almasını hedefliyoruz. Bugün burada BTSO Akademi, Güvenilir Ürün Platformu ve Alibaba.com iş birliğinde e-ihracatı konuşurken, bu başlığın firmalarımız için bir alternatifinin olmadığını net bir şekilde ifade etmemiz gerekiyor.’’ ifadelerini kullandı. "İhracat sadece ürün satmak değildir" Alibaba.com Kuzey APAC Genel Müdürü ve Türkiye Ülke Müdürü Michael Yu ise "Güçlü bir sanayi mirasına ve küresel ticaret için daha da güçlü bir vizyona sahip olan Bursa’da bugün sizlerle birlikte olmak benim için büyük bir mutluluk. Alibaba.com olarak, ihracatın sadece ürünleri yurt dışına satmaktan ibaret olmadığına inanıyoruz. İhracat; dayanıklılık inşa etmek, sürdürülebilir büyüme oluşturmak ve işletmeler için yeni kapılar açmak demektir. Her başarılı ihracat hikâyesinin arkasında bir kahraman vardır. O da sınırların ötesini düşünmeye cesaret eden girişimcilerdir." dedi. "Küresel başarı hikâyelerini birlikte yazalım" İhracatın Kahramanları projesini Türkiye’nin üretim gücünü ön plana çıkarmak ve firmaları dijital ihracatta desteklemek amacıyla Güvenilir Ürün Platformu ile birlikte hayata geçirdikleri özel bir inisiyatif olduğunu belirten Michael Yu, "Bugün burada, uluslararası pazarlara açılmak, pazarlarını çeşitlendirmek ve küresel ölçekte rekabet etmek için cesur adımlar atan Bursa’nın İhracat Kahramanlarını kutlamak için bulunuyoruz. Sizlerin başarı hikâyeleri yalnızca bu bölgeye değil, Türkiye genelinde ve ötesinde binlerce işletmeye ilham veriyor." diye konuştu. Bursa’nın her zaman güçlü bir üretim merkezi olduğunu, kentin küresel bir ihracat üssüne dönüştüğüne işaret eden Yu, şöyle devam etti: "Bugünkü etkinliğin ilham verici, pratik bilgiler sunan ve güçlü bağlantılar kurulmasına vesile olan bir buluşma olmasını diliyorum. Gelin, birbirimizden öğrenelim, deneyimlerimizi paylaşalım ve birlikte daha güçlü küresel başarı hikâyeleri inşa etmeye devam edelim.’’ "Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayacak" Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak da, Bursa’nın ihracatta Türkiye’de ilk dört il arasında bulunduğuna işaret etti. Toprak, "Bursa’nın e-ihracatta da ilk sıralarda yer alması için düğmeye basıldı. Bu kapsamda düzenlenen etkinlikte e-ihracatın püf noktaları anlatıldı. Bursa’da e-ihracatın istenen noktaya gelmesi Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayacak.’’ diye konuştu. E-ihracatta pazarlama tüyoları Açılış konuşmalarının ardından Bursa’daki KOBİ’lerin e-ihracata yönelik sorularının cevaplandığı interaktif söyleşi gerçekleştirildi. Alibaba.com Türkiye İş Geliştirme ve Kanal Yöneticisi Jacob Shi, DHL Express Türkiye Perakende Kanal Geliştirme Müdürü Göksun Bayrak, BTSO E-Ticaret Komitesi Başkanı Barış Sülün, E-şeker kurucusu Fırat Parto, Ticaret Bakanlğı E-İhracat Uzmanı Medya Bayrak Sevinç ve Uludağ İhracatçı Birlikleri Devlet Yardımları Şube Şefi İsmail Samet Eser, e-ihracat, teşvikler, pazarlama tüyoları ve ihracatı hızlandıracak başlıkları katılımcılarla paylaştı. Etkinliğe katılan KOBİ’lere ayrıca e-ihracat pazaryerleri için çeşitli fırsatlar ve indirimlerden yararlanma imkânı sunuldu.
27 Ocak 2026 Salı - 10:50
Taşköprü sarımsağı için yevmiye ücreti bin 350 lira olarak belirlendi
Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde, Taşköprü sarımsağının 2026 yılı dikim sezonu öncesi, yevmiye ücreti bin 350 lira olarak belirlendi. Avrupa Birliği ve Türkiye’den coğrafi işaret tescili alan Taşköprü sarımsağında 2026 yılı dikim sezonu öncesi günlükçü yevmiyeleri belirlendi. Taşköprü Belediye Başkanlığı binasında gerçekleştirilen toplantıda Taşköprü sarımsağı dikim sezonunun yaklaşmasıyla sarımsak günlükçülerin ücretleri, gerçekleştirilen istişare ile karara bağlandı. 2026 yılı Taşköprü sarımsağı günlükçü yevmiyesi sarımsak dikim ve çapa ücreti bin 350 lira, sarımsak çıkarma ücreti bin 500 lira, sarımsak sıva ücreti ise bin 200 lira ve saatlik mesai ücreti de 200 TL olarak belirlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "2026 yılı sarımsak yevmiyelerimiz ilçemize hayırlı olsun. Taşköprü Kaymakamımız Abdullah Demirdağ, Tarım ve Orman İlçe Müdürümüz Mehmet İpek, sarımsak günlükçü başkanlarımız ve kıymetli üreticilerimizle bir araya gelerek, dünya markası Taşköprü Sarımsağımızın 2026 yılı dikim sezonu öncesi günlükçü yevmiyelerini ortak akılla belirledik. Üreticimizin emeğini, günlükçülerimizin alın terini gözeten istişareler sonucunda 2026 yılında geçerli olacak yevmiye tarifemizi de belirledik. Buna göre, sarımsak dikim ücreti 1350 TL, çapa ücreti 1350 TL, sarımsak çıkarma ücreti 1500 TL, sarımsak sıvama ücreti 1200 TL ve saat başı mesai ücreti de 200 TL olarak belirlenen fiyatların ilçemize, üreticilerimize ve emektar günlükçülerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Taşköprü sarımsağı için hep birlikte, el birliğiyle çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Toplantıya Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mehmet İpek ile günlükçü başkanları ile üreticiler katıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder