EĞİTİM
Geleceğin hekimleri ‘Beyaz önlük’ giydi 13 Mart 2026 Cuma - 18:14:56 Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimlerine başlayan 1. sınıf öğrencileri için ‘Beyaz Önlük Giyme Töreni’ düzenlendi. Törende akademik unvanları yükselen öğretim üyeleri yeni cübbelerini giyerken, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle düzenlenen yarışmalarda dereceye girenlerin ödülleri verildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri salonunda gerçekleştirilen tören, akademisyenler, öğrenciler ve ailelerin yoğun katılımıyla yapıldı. Törenin açılışında Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından verilen mini konserin ardından Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş konuşma yaptı. ‘Beyaz önlük giyme’ töreninde konuşan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, "Tıp, hem teorik donanım, hem de pratik beceri gerektiren bir alan olmanın ötesinde, insana dokunan, insan hayatını merkeze alan sabır, merhamet ve sorumluluk duygusunu birlikte taşıyan çok özel bir meslektir. Bir hekimin attığı her adım, verdiği her karar, bir insanın hayatına doğrudan etkiler. Çünkü hayatımızın her safhasında tıbbın farklı branşlarını temsil eden hekimlerle hepimiz bir şekilde karşılaşıyoruz. Bugün giyeceğiniz beyaz önlük yalnızca bir kıyafet değildir. O önlük bilginin, sorumluluğun, cesaretin, güvenin ve insan hayatına duyulan saygının sembolüdür. Bu önlüğü taşımanın onurunu yaşarken, aynı zamanda onun gerektirdiği sorumluluğun da farkında olacağınıza inanıyorum. Sizlerden beklentimiz bilimin ışığında ilerleyin, mesleki etik değerlerinden taviz vermeyin, insan hayatını her şeyin üzerinde tutan hekimler olmanızdır. Hastalarınızla kuracağınız güçlü iletişim, zarafet ve nezaketiniz, mesleki bilgi ve beceriniz ile bir araya geldiği zaman muhataplarınızın nezdinde nasıl bir kahramana dönüştüğünüzü hayatınız boyunca sıkça göreceksiniz. Bu vesileyle büyük bir özveriyle çalışan tüm hekimlerimizin ve sağlıkçılarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı bir kez daha kutluyorum. Hepinize önünüzdeki yaşamınızda üstün başarılar diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından MSKÜ Tıp Fakültesi 1. Sınıf öğrencilerine beyaz önlükleri Rektör Prof. Dr. Turhan Kaçar ve törene katılan protokol üyeleri tarafından giydirildi.
Atatürk Üniversitesi’nden farkındalık oluşturacak protokol
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:08 Atatürk Üniversitesi’nden farkındalık oluşturacak protokol Atatürk Üniversitesi ile Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği arasında iş birliği protokolü imzalandı. Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği (TDMMB) Genel Başkanı Dr. İlyas Demirci, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyaret kapsamında, Avrasya İpekyolu Üniversiteler Birliği (ESRUC) ile Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği arasında eğitim, bilim, mühendislik, mimarlık ve şehircilik alanlarını kapsayan kapsamlı bir iş birliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol ile; ortak/yerel miras perspektifiyle mühendislik, mimarlık ve şehircilik anlayışını ön plana çıkaracak çalışmaların hayata geçirilmesi, bu alanlarda araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi, taraf parlamenterler, bürokratlar ve akademik çevreler arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi hedefleniyor. Protokol aynı zamanda, düzenlenecek kongre, sempozyum, konferans, çalıştay, eğitim ve teknik geziler aracılığıyla bilgi ve tecrübe paylaşımını artırmayı ve ortaya çıkan akademik ve uygulamalı çıktıların yaygınlaştırılmasını amaçlıyor. Rektör Hacımüftüoğlu: "Üniversiteler, Ülkeler ve Toplumlar Arasında Köprü Vazifesi Gören Yapılardır" Ziyarette konuşan Atatürk Üniversitesi Rektörü ve aynı zamanda Avrasya İpekyolu Üniversiteler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, imzalanan protokolün Türk dünyasında ortak akıl ve ortak vizyon anlayışının güçlenmesine önemli katkılar sunacağını ifade etti. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu: "Üniversiteler sadece bilgi üreten kurumlar değil; aynı zamanda ülkeler ve toplumlar arasında köprü vazifesi gören yapılardır. Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği ile imzaladığımız bu protokol, mühendislik ve mimarlık alanlarında bilgi birikiminin paylaşılmasını, ortak projelerin geliştirilmesini ve Türk dünyasında sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunacak çalışmaların artmasını sağlayacaktır. Atatürk Üniversitesi olarak, bilimsel kapasitemizi ve akademik gücümüzü bu tür iş birlikleriyle daha da ileri taşımayı önemsiyoruz" dedi. Başkan Demirci: "Atatürk Üniversitesinin Bilimsel Altyapısı ve Uluslararası İş Birliği Vizyonu Bizim İçin Son Derece Önemli" Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Genel Başkanı Dr. İlyas Demirci ise Atatürk Üniversitesinin bilimsel altyapısı ve uluslararası iş birliği vizyonunun kendileri için son derece kıymetli olduğunu belirterek: "Bu protokol sayesinde Türk dünyasında mühendislik, mimarlık ve şehircilik alanlarında ortak projeler geliştirmeyi, kültürel bağları güçlendirmeyi ve mesleki dayanışmayı artırmayı hedefliyoruz. Atatürk Üniversitesi ile kurulacak bu güçlü iş birliğinin somut çıktılar üreteceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı. İki yıl süreyle geçerli olacak protokol kapsamında; tarafların mutabakatı ile ortak projeler hayata geçirilecek, bilimsel ve mesleki etkinlikler düzenlenecek ve Türk dünyasında mühendislik ve mimarlık alanlarında kalıcı iş birliklerinin temelleri atılacak.
Modern mimarlık mirasına genç tasarım
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:27 Modern mimarlık mirasına genç tasarım Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık öğrencileri, 1950’lerin modern mirası olan Alsancak Pasaport’taki Türk Ticaret Bankası binasını, tarihi değerini koruyarak otel işleviyle yeniden tasarladı. Yaşar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü 4. sınıf öğrencileri, 2025-2026 Güz Dönemi stüdyo çalışmasında Alsancak Pasaport’ta bulunan Türk Ticaret Bankası binasının yeniden işlevlendirilmesine yönelik tasarımlar geliştirdi. 1951 yılında ulusal bir mimari proje yarışmasında birincilik ödülü alan (mimarları: Enver Tokay, Ali Kızıltan ve Lütfü Zeren) ve 1952’de inşa edilen yapı, İzmir’de Cumhuriyet dönemi modern mimarlık anlayışını yansıtan önemli örneklerden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle kamuoyunda beğeni ile karşılanıyor ve özenle korunuyor. Diğer bir özelliği ise 1922 yangını sonrasında hazırlanan imar planı uyarınca Pasaport bölgesinde inşa edilen modern mimarlık örneklerinin arasında bulunuyor olması. Bu sebeple dönemin kentsel gelişim sürecinin de önemli bir parçası sayılıyor. Tarihi yapı, İzmir’in ‘UNESCO Dünya Mirası Listesi Adaylık Süreci’ kapsamında belirlenen ‘Tarihi Liman Kenti Yönetim Alanı’ içinde yer alıyor. Genç bakış Yaşar Üniversiteli öğrenciler tasarımlarında, sahip olduğu özellikler nedeniyle yapıyı işlevsel dönüşüm ile koruma, çağdaş müdahale ile birliktelik uyum arasında denge kurmaya çalışarak ele aldı. Öğrenciler yeniden işlevlendirme, koruma kuramı, otel tasarımı ve çağdaş müdahale stratejileri üzerine uluslararası ilke, metot ve tasarım yaklaşımları ışığında özgün projeler geliştirdi. Söz konusu yapının tarihi ve kültürel değerleri analiz edilerek otel işleviyle yeniden tasarlanmasına yönelik senaryolar geliştirildi. Bu doğrultuda giriş ve asma kattaki galerili banka mekânı sosyal alanlara, üst katlardaki ofisler ise konaklama birimlerine dönüştürüldü. Projeler, final jürisinde mimar ve akademisyenlerden oluşan konuklara da sunuldu. Bu çalışmada geleceğin mimar ve tasarımcılarına yol gösteren Dr. Öğr. Üyesi N. Ebru Karabağ ve Öğr. Gör. Sergio Taddonio, Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencilerinin kent belleğini anlayarak modern mirasa çağdaş yorum getirdiklerini vurguladı.
TOGÜ Tokat’ın 150 yıllık hafızasını gün yüzüne çıkarıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:14 TOGÜ Tokat’ın 150 yıllık hafızasını gün yüzüne çıkarıyor Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nce (TOGÜ) başlatılan projeyle kentin yaklaşık 150 yıllık tarihi hafızası araştırmacıların erişimine açılacak. Tokat’ta 1772-1923 yıllarını kapsayan Osmanlı dönemine ait kadı sicilleri, günümüz alfabesine aktarılıyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) tarafından yürütülen proje kapsamında Tokat Kadı (Şer’iye) Sicilleri çevrilerek araştırmacıların erişimine sunulacak. Toplam 121 sicil defterinde yer alan yaklaşık 23 bin sayfa belge, titiz bir çalışmayla günümüz Türkçesine kazandırılacak. Rektör Prof. Dr. Yılmaz: "Tokat’ın hafızasını geleceğe taşıyoruz" Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, çalışmanın yalnızca bir transkripsiyon faaliyeti olmadığını belirterek, üniversitelerin bulundukları şehrin tarihine ve kültürel mirasına sahip çıkma sorumluluğu taşıdığını söyledi. Tokat Kadı Sicilleri’nin kentin sosyal, ekonomik ve kültürel geçmişini ayrıntılı şekilde ortaya koyan önemli arşiv belgeleri olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Üniversite olarak bu belgeleri günümüz alfabesine kazandırarak hem bilim dünyasına hem de Tokatlı hemşehrilerimize önemli bir kaynak sunmuş olacağız. Amacımız, Tokat’ın tarihi hafızasını korumak ve gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktarmaktır" dedi. 1772’den 1923’e uzanan dönemi kapsıyor Çalışma, 1772 yılından Cumhuriyet’in ilan edildiği 1923 yılına kadar uzanan yaklaşık 150 yıllık süreci kapsıyor. Böylece Osmanlı Devleti’nin son üç asrında Tokat’ın idari, sosyal ve ekonomik yapısına ilişkin çok yönlü veriler bilim dünyasına kazandırılmış olacak. Proje, yerel tarih araştırmalarının yanı sıra Osmanlı şehir tarihi, hukuk tarihi ve sosyal tarih alanlarında çalışan akademisyenler için de önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Tokat’ın idari ve sosyal yapısı kayıt altına alınıyor Kadı sicilleri; dönemin mahkeme kayıtlarını, hukuki işlemlerini ve toplumsal yaşamın ayrıntılarını içeren birincil kaynaklar arasında yer alıyor. Proje kapsamında Tokat’ın Osmanlı dönemindeki yer adları, idari yapılanması ve vakıf sistemi detaylı şekilde incelenecek. Ayrıca aile yapısına ilişkin kayıtlar ile Müslüman ve gayrimüslim topluluklar arasındaki ilişkiler de belgeler üzerinden analiz edilerek kentin çok katmanlı toplumsal yapısı ortaya konulacak. Gündelik yaşamın izleri gün yüzüne çıkacak Siciller aracılığıyla Tokat’ta faaliyet gösteren esnaf grupları, üretim ve tüketim alışkanlıkları, ticari ilişkiler ve alışveriş kültürü de gün yüzüne çıkarılacak. Üretilen ve satılan ürünlerin envanteri, fiyat kayıtları ve ekonomik sözleşmeler üzerinden değerlendirilerek, kentin ekonomik tarihine ilişkin somut veriler elde edilecek. Araştırmacılara ve vatandaşlara açık olacak Projenin tamamlanmasının ardından transkribe edilen belgeler, farklı disiplinlerden araştırmacıların erişimine açılacak. Tarihçiler, sosyologlar, hukukçular ve şehir tarihi alanında çalışan akademisyenlerin yanı sıra Tokat’ın geçmişine ilgi duyan vatandaşlar da bu arşivden faydalanabilecek.
Çocuklar mimarlığın izini sürdü
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:04 Çocuklar mimarlığın izini sürdü İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) bünyesinde hizmet veren Beyaz Köşk Uygulama Anaokulu’nun öğrencileri, ‘Bir Ev Nasıl Doğar’ temalı etkinlikte mimarlığın izini sürdü. Anaokuluna konuk olan İEÜ Mimarlık Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Batuhan Taneri, her zamankinin aksine bu kez dersi gençlerle değil, 4-6 yaş arasındaki çocuklarla işledi. Örnek ev maketini yakından inceleme fırsatı bulan, merak ettiklerini soran çocuklar, renkli görüntüler oluşturdu. Çocukların zihinsel gelişimlerini, hayal güçlerini ve özgün yönlerini desteklemek amacıyla hayata geçirilen etkinlikte, minik Ekonomililere mekânın yalnızca duvarlardan ibaret olmadığı fikri aşılandı. Çocukların mekâna, yaşadıkları evlere ve çevrelerine başka bir gözle bakmaları hedeflendi. Etkinlik boyunca çocuklar, ev maketleri yapımında kullanılan malzemeleri inceledi. Minikler, bir evin nasıl tasarlandığı ve hangi aşamalardan geçerek ortaya çıktığı konusunda bilgi sahibi oldu. "Keşfe dayalı eğitim ortamı" İEÜ Beyaz Köşk Uygulama Anaokulu Müdürü Onur Kurtuluş Kara, çocukların düşünme ve sorgulama becerilerini güçlendiren çok değerli bir deneyim yaşadıklarını ifade ederek, "Anaokulu eğitimini sadece sınıf içi kazanımlarla sınırlı görmüyoruz. Bizim eğitim anlayışımız; çocukların pasif dinleyici değil, aktif keşfeden olduğu bir öğrenme ortamı kurmak üzerine. Bu nedenle sınıf içi kazanımları; oyun temelli öğrenme, atölye çalışmaları, duyusal deneyimler ve gerçek yaşamla bağlantılı etkinliklerle destekliyoruz. Üniversitemizin farklı bölümleriyle kurduğumuz etkileşim de bu yaklaşımın önemli bir parçası. Gerçek yaşamla ilişki kuran, dokunarak-yaşayarak öğrenmeyi önceleyen, disiplinler arası etkinliklerle çocukların potansiyelini ortaya çıkaran bir yaklaşımı benimsiyoruz" ifadelerini kullandı. "Sağlam temeller atılmalı" İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin akademik birikimini çocuklarla buluşturan bu tarz etkinlikleri, artırarak sürdüreceklerini vurgulayan Kara, "Amacımız; kendini ifade edebilen, merak eden, üreten ve yaşadığı çevreye duyarlılıkla bakan bireylerin temelini erken çocukluk döneminde, sağlam bir şekilde atmak. Mimarlık gibi farklı alanlarla kurduğumuz bu köprü, çocuklarımızın dünyaya daha geniş bir pencereden bakmasına katkı sağlıyor. Batuhan Hocamız, mimarlık bölümünde neler yapıldığını, mimarların nasıl çalıştığını ve tasarımın günlük hayatımızla kurduğu bağı, çocukların dünyasına uygun bir dille aktardı. Kendisine çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Kütahya’da öğretmenlere yönelik TÜBİTAK proje hazırlama eğitimi başladı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:32 Kütahya’da öğretmenlere yönelik TÜBİTAK proje hazırlama eğitimi başladı Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, öğretmenlere yönelik "TÜBİTAK Proje Hazırlama Yöntem ve Uygulamaları Kursu" başladı. Öğretmenlerin bilimsel araştırma ve proje geliştirme yeterliklerini artırmak, TÜBİTAK proje çağrılarına nitelikli başvurular yapılmasını sağlamak amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü Zafer Salonunda başlayan ve toplam 4 hafta sürecek TÜBİTAK Proje Hazırlama Yöntem ve Uygulamaları Kursu", 4 farklı öğretmen grubuna yönelik olarak planlandı. Her grup için 3 gün sürecek yoğunlaştırılmış eğitim modeli uygulanacak. Bu planlama ile farklı branşlardan öğretmenlerin programa aktif katılım sağlaması ve eğitimlerin uygulama odaklı şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Program kapsamında öğretmenlere; bilimsel araştırmanın temel ilkeleri, araştırma problemi belirleme süreçleri, amaç ve yöntem kurgusu, veri toplama ve analiz planlama, etik kurallar ve akademik dürüstlük ile TÜBİTAK proje formatına uygun başvuru dosyası hazırlama aşamaları hakkında kapsamlı eğitim verilecek. Ayrıca sorumlu yapay zekâ kullanımı başlığı altında, yapay zekâ araçlarının proje geliştirme süreçlerinde etik ve bilinçli kullanımına yönelik uygulamalı içerikler sunulacak. Eğitim sürecinde daha önce yürütülmüş başarılı TÜBİTAK projeleri incelenecek, iyi uygulama örnekleri ve yaygın hatalar analiz edilecek, katılımcı öğretmenler tarafından örnek proje taslakları hazırlanarak uygulamalı çalışmalar gerçekleştirilecek. Programda bir konuşma yapan İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Topuz, proje kültürünün sürdürülebilir hale gelmesinin önemine dikkat çekerek öğretmenlerin proje süreçlerine aktif katılımının hem öğrencilerin akademik gelişimi hem de bilimsel vizyon kazanmaları açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Proje süreçlerinde öğrencilerin sunum yapma, fikirlerini savunma ve bilimsel düşünme becerilerini geliştirdiğini ifade eden Topuz, yıllar içinde yürütülen çok sayıda projenin önemli dereceler elde ettiğini ve bu birikimin yeni projeler için güçlü bir zemin oluşturduğunu belirtti. Müdür Yardımcısı Topuz, ayrıca, proje hazırlık süreçlerinin yalnızca başvuru döneminde değil, yıl boyunca planlı şekilde yürütülmesi gerektiğini, kurum içi proje yarışmaları ve üniversite iş birlikleri ile proje kalitesinin artırılabileceğini ifade etti. Kurs sonunda öğretmenlerin; proje fikri geliştirme, bilimsel yöntemi doğru kurgulama, araştırma basamaklarını etkin şekilde uygulama ve proje başvuru süreçlerini profesyonel düzeyde yönetme yetkinliği kazanmaları amaçlanıyor. Bu doğrultuda eğitim, öğretmenlerin bireysel mesleki gelişimlerinin yanı sıra okullarda sürdürülebilir proje kültürünün oluşmasına da katkı sunması öngörülüyor. Yetkililer, TÜBİTAK destekli projelerde Kütahya’nın temsil gücünü artırmayı hedefleyen eğitim programının, öğretmenlerin bilimsel üretim süreçlerine daha aktif katılım sağlamalarına ve öğrencilerine bu alanda rehberlik edebilecek düzeye ulaşmalarına önemli bir zemin hazırladığına vurgu yaptı.
Eskişehir’de mülteci eğitimiyle ilgili önemli adım
11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:28 Eskişehir’de mülteci eğitimiyle ilgili önemli adım Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi’nin yürütücüsü olduğu ’Sosyal Adalet İçin Bir Adım: Mülteci Eğitiminde Öğretmenlerin Güçlendirilmesi Projesi’nin açılış töreni gerçekleştirildi. Proje, Anadolu Üniversitesi yürütücülüğünde Eskişehir Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve İbrahim Karaoğlanoğlu İlkokulu iş birliğiyle hayata geçirildi. Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen Erasmus+ KA220 Okul Eğitimi Alanında İş Birliği Ortaklıkları Programı kapsamındaki ’Step for Social Justice: Strengthening Teacher in Refugee Education Project’ adlı projenin açılış töreninde Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu konuşma yaptı. Toplumsal uyumun insani boyutundan ve kültürel zenginlikten bahseden Kaymakam Ulu, "Bu programın en temel amacı, mültecilerin de bizler gibi duyguları, hayalleri ve idealleri olan birer insan olduğunu kendi insanımıza öğretebilmektir; zira bu bilinci özellikle eğitimin kilit taşı olan öğretmenlerimize aşılayabilirsek toplumsal uyumun önündeki en büyük engeli aşmış oluruz. Sosyal adaletin doğru yönetilmesi ve farklı kültürlerin bir zenginlik olarak görülmesi gerektiğine inanıyorum; nitekim Eskişehir’in Boşnak, Arnavut ve Çerkez gibi farklı gruplarla oluşturduğu hoşgörü ortamı, bu çeşitliliğin medeniyetimizi nasıl güçlendirdiğinin en güzel örneğidir. Farklı ülkelerden insanların bir araya gelmesi aradaki mesafeleri kısaltarak gelecekteki çatışmaları azaltacaktır; bu doğrultuda Eskişehir’i projeler konusunda Türkiye’nin öncü illerinden biri haline getiren tüm çalışma arkadaşlarıma ve destek veren üniversitemize şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Atatürk’ün dediği gibi; eğitimde feda edilecek tek bir fert yoktur" Akademik tanımlardan, dezavantajlı gruplardan ve okulların kritik rolünden bahseden Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Diken, "Sayın Kaymakamım, değerli müdürlerim ve kıymetli misafirler, uzmanlık alanım olan dezavantajlı gruplar ve özellikle mülteci çocukların eğitimi üzerine yürütülen bu anlamlı projede sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum. En temel tanımıyla mülteci; can güvenliği ve zulüm gibi ciddi nedenlerle ülkesinden ayrılmak zorunda kalan, uluslararası koruma arayan kişidir. Bu bireyler; farklı dil, din ve kültürden gelerek yabancı oldukları bir ortama uyum sağlamaya çalışan, eğitim dahil her alanda özel desteğe ihtiyaç duyan bir gruptur. Başöğretmen Atatürk’ün "Eğitimde feda edilecek tek bir fert yoktur" sözünden hareketle, mülteci çocukların topluma entegre olmasında ve iyi birer vatandaş olarak yetişmesinde okullar en kritik noktadır. Bu süreçteki en önemli güç ise öğretmenlerimizdir. Öğretmenler, çocukların hem akademik hem de sosyal becerilerini geliştiren, adeta bir "katalizör" görevi üstlenen, zorlu değişkenlerle baş eden gizli kahramanlardır. Ulusal Ajans’ın desteğiyle hayata geçen bu projenin en değerli yanı, binlerce çalışma arasından sıyrılıp somut çıktılarla insana dokunmasıdır. Mesleki gelişim programları sayesinde öğretmenlerimizi strateji ve bilgiyle donatarak onları daha güçlü kılmayı hedefliyoruz. Emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyor, projenin daha kapsayıcı bir toplumun inşasına vesile olmasını temenni ediyorum" ifadeleri kullandı. "Kanada 30 bin mülteci için hazırlık yaparken, bizim ülkemizde 3 milyon mülteci bulunuyordu" Ülkeler arası hazırlık farkına ve yerel ihtiyaçlara değinen Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Aydın, şunları söyledi: "Dünyadaki 120 milyon mülteci gerçeği karşısında devletlerin alması gereken tedbirlerin önemini vurgulamak istiyorum. 2017 yılında Kanada’da bulunduğum sırada, oradaki kamuoyunun 30 bin mülteci için yaptığı titiz hazırlıkları ve çocuklarda merhamet duygusunu uyandırmak adına yürüttükleri sosyal projeleri bizzat gözlemledim; o dönemde bizim ülkemizde ise halihazırda 3 milyon mülteci bulunuyordu. Coğrafyamızın bir gereği olarak ağırladığımız bu mültecilerin entegrasyonu ve eğitimi konusunda kat edecek çok yolumuz olduğuna inanıyorum. Özellikle Eskişehir ölçeğinde eğitim gören 6 bin 500 mülteci öğrencimizin uyum süreci için öğretmenlerimizin kişisel ve mesleki gelişimine büyük katkı sunacak olan bu projeyi son derece kıymetli buluyorum. Ulusal Ajans’ın attığı bu doğru adıma destek veren üniversitemize, çalışma arkadaşlarıma ve bizleri yalnız bırakmayan Sayın Kaymakamımıza şükranlarımı sunuyorum." "Mülteci sayısının yüzde 80 artması, eğitime adil erişimi hayati bir öncelik haline getirmiştir" Projenin teknik geçmişinden, uluslararası ortaklarından ve somut hedeflerinden bahseden proje koordinatörü Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersoy ise, "Bugün burada mülteci eğitimi konusunu projemiz noktasında ele almak amacıyla toplanmış bulunmaktayız. Bu çalışma, daha önce Eskişehir’de Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İbrahim Karaoğlanoğlu İlkokulu ve Yunanistan, Malta, İtalya’dan ortaklarımızla yürüttüğümüz projenin bir devamı niteliğindedir; önceki çalışmamızda öğretmenlerimizin sosyal adalet konusunda eğitim ihtiyaçları olduğunu belirlememiz bizi bu yeni adıma yöneltmiştir. Avrupa Birliği tarafından desteklenen projemiz; Anadolu Üniversitesi koordinatörlüğünde Macerata, Malta ve Selanik Aristoteles Üniversiteleri ile yerel ve uluslararası okulların yer aldığı oldukça geniş bir ortaklık yapısıyla yürütülmektedir. Proje koordinatörü olarak şahsım ve değerli meslektaşlarım Doç. Dr. Bülent Alan ile Dr. Öğr. Üyesi Mediha Güner Özer’in yer aldığı ekibimizle; mülteci eğitiminde sosyal adalet uygulamalarını analiz etmeyi, öğretmenler için mesleki gelişim programı tasarlamayı, kapsayıcı bir eylem planı oluşturmayı ve yapay zekâ destekli açık erişim bir dijital öğrenme platformu geliştirmeyi hedefliyoruz. Dünyada yerinden edilen insan sayısının son beş yılda 70 milyondan yaklaşık 120 milyona çıkarak %80 oranında artması, mülteci çocukların eğitime adil erişimini hayati bir öncelik haline getirmiştir. Araştırmalar, bu öğrencilerin uyum ve dışlanma gibi sorunlar yaşadığını, öğretmenlerimizin ise bu süreçte daha sistematik bir pedagojik desteğe ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Bizler de bu projeyle, öğretmenlerimizin sosyal adalet yeterliliklerini güçlendirerek bu birikimi sınıf içi uygulamalara dönüştürmeyi amaçlıyoruz" diye belirtti. Tören, Anadolu Üniversitesi Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Halk Dansları Topluluğu’nun zeybek gösterisi ve İbrahim Karaoğlanoğlu ilkokulu öğrencilerinin gösterileriyle sona erdi. Programa; Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Muammer Demirkan, Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürü Murat Sertsöz ve çok sayıda kişi katıldı.