Son Dakika
|
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trendyol Süper Lig’de 33. hafta heyecanı
Kağıthane’de metrobüs yangını!
Çöp evde bitkin halde bulunan adamın yeni hali şaşırttı
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
7 Haziran'da 6 sandık: AK Parti'nin adayları belli oldu
Vatikan: "Papa ile Rubio arasındaki görüşme samimi geçti"
Niklas Süle, 30 yaşında futbolu bıraktı
EĞİTİM
BUÜ’de "Ortak Dış Politika Vizyonu" konuşuldu
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:26:38
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Türk dünyasının geleceğine ışık tutan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Uluslararası İlişkiler Topluluğu tarafından düzenlenen "Türk Devletleri Teşkilatı: Yeni Yüzyılda Ortak Dış Politika Vizyonu" başlıklı konferans, üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde gerçekleştirildi. Programın açılışında söz alan BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, küresel dengelerin hızla değiştiği bir çağda ortak tarih ve kültür etrafında şekillenen birlikteliklerin önemine dikkat çekti. Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) üye ülkeler arasında siyasi, ekonomik ve kültürel bağları güçlendiren hayati bir platform olduğunu belirten Prof. Dr. Çiftçi, ortak dış politika vizyonunun uluslararası alanda güçlü bir duruş sergilemek adına stratejik bir gereklilik haline geldiğini ifade etti. Bu tür etkinliklerin yarının karar vericileri olacak gençler için büyük bir fırsat olduğunu vurgulayan Çiftçi, organizasyonda emeği geçenlere teşekkürlerini sundu. Uluslararası İlişkiler Topluluğu Başkanı Yağız Mert Uğurlu, topluluğun 30 yıllık birikimiyle Türk dünyasının jeopolitik geleceğini analiz etmeyi öncelediklerini belirtti. TDT’nin bölgesel bir iş birliğinden küresel bir faktöre dönüştüğünü vurgulayan Uğurlu, İsmail Gaspıralı’nın "dilde, fikirde, işte birlik" ülküsünün bugün stratejik bir iradeyle somutlaştığını ifade etti. Konferansın ana konuşmacısı olan ve TDT nezdinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Daimi Temsilcisi olarak atanan Büyükelçi Ufuk Ekici, mezun olduğu okulun kürsüsünde bulunmaktan duyduğu gururu dile getirerek sözlerine başladı. Diplomatik kariyerinde Bursa Uludağ Üniversitesi’nde aldığı eğitimin kilit rol oynadığını belirten Ekici, yeni hayata geçirilen "Daimi Temsilcilik" mekanizmasının teşkilatın kurumsallaşmasında tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Büyükelçi; bir asır önce filizlenen Türk birliği idealinin, bugün "2040 Vizyon Belgesi" ile ayakları yere basan somut bir jeopolitik gerçeğe dönüştüğünü ifade etti. Konuşmasının devamında TDT’nin sadece kültürel bir bağ değil, aynı zamanda enerji koridorlarından savunma sanayi iş birliklerine kadar genişleyen çok boyutlu bir güvenlik ve ekonomi havzası oluşturduğunu belirten Ekici, Türkiye’nin bu süreçteki öncü rolüne ve İstanbul’da yerleşik Daimi Temsilciliğin üye devletlerarasındaki koordinasyonu ne denli hızlandıracağına dikkat çekti. Türk dünyasının yeni yüzyılda küresel siyasette pasif bir gözlemci değil, oyun kurucu bir aktör olarak konumlandığını hatırlatan Büyükelçi, özellikle Orta Koridor gibi stratejik projelerin Türk devletlerini küresel ticaretin merkezine yerleştirdiğini söyleyerek genç mülkiyelilere bu vizyonu geleceğe taşımaları noktasında ilham verici tavsiyelerde bulundu. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından çekilen fotoğraflar ile sona erdi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:19
DPÜ Kurumsal İletişim Koordinatörü Mustafa Çağrı Demir: "İletişim artık stratejik bir güç"
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Kurumsal İletişim Koordinatörü ve iletişim bilimci Öğretim Görevlisi Mustafa Çağrı Demir, iletişimin stratejik bir güç olduğunu ifade etti. Belediye personellerinden emniyet teşkilatı çalışanlarına kadar birçok farklı kurumsal yapıya eğitim veren Mustafa Çağrı Demir, günümüzde kurumların başarısında iletişimin belirleyici rol oynadığını söyledi. Gerçekleştirdiği eğitimlerde etkili iletişim tekniklerinden kriz yönetimine, algı yönetiminden halkla ilişkilere kadar pek çok başlığı ele alan Mustafa Çağrı Demir, dijital çağda kurumların yalnızca hizmet üretmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda bu hizmeti topluma doğru anlatabilmesinin de büyük önem taşıdığını ifade etti. Eğitim programlarında; etkili iletişim teknikleri, ikna yöntemleri, manipülasyon ve propaganda süreçleri, siyasal iletişim, halkla ilişkiler yönetimi, kriz iletişimi, stresle başa çıkma, öfke kontrolü, kurumsal temsil becerileri ve insan yönetme stratejileri gibi konulara yer verildiği belirtildi. "Dijital çağda bilgi çok hızlı yayılıyor" Dijital iletişimin dönüştürücü gücüne dikkat çeken Mustafa Çağrı Demir, "İletişim artık sadece konuşmak değildir; algıyı yönetebilmek, krizleri doğru okuyabilmek, toplumu anlayabilmek ve doğru mesajı doğru zamanda verebilmektir. Dijital çağda bilgi çok hızlı yayılıyor. Bu nedenle kurumların güçlü halkla ilişkiler stratejilerine, etkili temsil kabiliyetine ve iletişim farkındalığı yüksek insan kaynağına her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır" dedi. Özellikle kamu kurumlarında vatandaşla kurulan iletişimin kurumun itibarı açısından belirleyici olduğuna vurgu yapan Mustafa Çağrı Demir, belediyeler ve emniyet teşkilatı gibi toplumla doğrudan temas halinde olan kurumların iletişim becerilerinin güçlendirilmesinin kamu hizmet kalitesine de katkı sunduğunu kaydetti. İletişim yönetiminin artık yalnızca kurumlar için değil bireyler, markalar ve yöneticiler açısından da stratejik bir önem taşıdığını ifade eden Demir, dijitalleşmeyle birlikte iletişim hızının büyük ölçüde arttığını belirtti. Doğru iletişim kurabilen kişi ve kurumların rekabette öne çıktığını söyleyen Mustafa Çağrı Demir, "Artık insanlar yalnızca ne yaptığınıza değil, kendinizi nasıl ifade ettiğinize de bakıyor" ifadelerini kullandı. "Bireyler de kurumlar da iletişimleri kadar varlık gösterebiliyor" Etkili iletişimin sadece konuşmaktan ibaret olmadığını belirten Mustafa Çağrı Demir, "İletişim; insanı anlayabilme, empati kurabilme, algıyı doğru yönetebilme, kriz anlarında doğru refleksi gösterebilme ve güven oluşturabilme sanatıdır. Günümüzde bireyler de kurumlar da iletişimleri kadar varlık gösterebiliyor. Çünkü dijital çağda görünür olmak kadar doğru temsil edilmek de büyük önem taşıyor" diye konuştu. Katılımcılar tarafından yoğun ilgi gören eğitimlerde uygulamalı örnekler, gerçek kriz senaryoları, dijital medya analizleri ve sahadan deneyimler üzerinden interaktif anlatımlar gerçekleştirildi. Eğitimlerle kurum personellerinin hem bireysel hem de kurumsal iletişim becerilerinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Öğretim Görevlisi Mustafa Çağrı Demir, iletişimin artık yalnızca bir destek unsuru değil, kurumların geleceğini şekillendiren stratejik bir güç olduğunu vurgulayarak, özellikle dijital çağda algı yönetimi, kurumsal itibar ve etkili halkla ilişkiler süreçlerinin doğru yönetilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:18
Bayburt Lisesi ekibi İtalya’da Bayburt’u temsil edecek
Bayburt Lisesinden 4 öğretmen ve 3 öğrenci, Erasmus+ Konsorsiyum Projesi kapsamında İtalya’nın Rimini kentinde Bayburt’u temsil edecek. İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından açılan ilan doğrultusunda hazırlanan Erasmus+ Konsorsiyum başvurusu olumlu sonuçlandı. Başvurunun kabul edilmesiyle Bayburt Lisesi, uluslararası eğitim hareketliliğine katılma hakkı kazandı. Proje kapsamında okuldan 4 öğretmen ile 3 öğrenci, farklı kültürleri tanımak, yeni deneyimler kazanmak ve eğitim alanında uluslararası tecrübe edinmek üzere İtalya’nın sahil kenti Rimini’deki programa katılacak. Program kapsamında edinilecek deneyimlerin, öğrenciler ve öğretmenler aracılığıyla okulun eğitim çalışmalarına katkı sunması bekleniyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:08
Halk Eğitim Merkezi kursiyerlerine sağlık eğitimi düzenlendi
DÜZCE(İHA) – Düzce’nin Çilimli ilçesinde Devlet Hastanesi ve İlçe Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, Halk Eğitim Merkezi’nde eğitim gören kursiyerlere yönelik bilgilendirme eğitimi düzenledi. Eğitim kapsamında bebek ve çocuk sağlığı, çocuk güvenliği, üreme sağlığı, kanser taramaları, sıtma ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) konularında kursiyerlere detaylı bilgiler aktarıldı. Ayrıca bağımlılıkla mücadele çalışmaları çerçevesinde Yeşilay YEDAM’ın tanıtımı yapıldı ve ilimizde hizmet veren sigara bırakma poliklinikleri hakkında bilgilendirme gerçekleştirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mayıs 2026 Perşembe- 09:52
Osmaniye’de öğrencilerden üretim başarısı: Hem öğreniyor hem kazanıyor
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 12:03
Tavşanlı’da geleceğin meslekleri görücüye çıktı
3
07 Mayıs 2026 Perşembe- 13:06
Edremit’te eğitime hayırsever desteği
4
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:12
Erzincan’da hadis yarışmasında dereceye girenler ödüllendirildi
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 15:45
Kurtalan’da Trafik Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi
08 Ekim 2025 Çarşamba - 15:03
Şanlıurfa’da ’Sporun Geliştirilmesi Projesi’ hayata geçirildi
Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, tarafından hayata geçirilen Sporun Geliştirilmesi Projesi ile gençlerin spor alanındaki yeteneklerinin keşfedilip, sporcu genç sayısının arttırılması hedefleniyor. Şanlıurfa’da 2 yıldan uzun bir süredir görev yapan Vali Hasan Şıldak, hayata geçirdiği projelerle Şanlıurfalıların beklentilerine cevap veriyor. Şehrin genel asayiş ve huzurundan sorumlu olmasının yanı sıra 2 buçuk milyonu aşkın bir nüfusa sahip olan kentte genç nüfusa ayrı bir yer veren Vali Şıldak, Başarıyı İzleme ve Geliştirme Projesi ile kendi deyimiyle "Eğitimi birinci öncelik" yaparak Şanlıurfa’da eğitimin kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor. Genç nüfusun eğitim sayesinde Şanlıurfa’yı daha ilerilere taşıyacağını her defasında sosyal medya paylaşımlarında da ifade eden Vali Şıldak, gençlerin bedensel olarak gelişimi için de Sporun Geliştirilmesi Projesini hayata geçirdi. Proje ile il merkezi, ilçeler ve bütün kırsal bölgelerde gençlere ulaşılarak spor alanındaki yetenekler keşfedilecek ve sporcu genç sayısı arttırılarak şehrin sportif başarılarla da ülke gündeminde yer alması sağlanacak. Katıldığı proje tanıtım programlarında konuşan Vali Şıldak, "Şanlıurfa’nın sahip olduğu genç nüfusa yönelik uygulamaya koyduğumuz projelerle asıl amacımız vatanına ve milletine bağlı, özgüvenini kazanmış ve kendini ifade edebilen bireyler yetiştirerek onları topluma kazandırmaktır. Bunu da devlet ve millet el ele vererek yapacak" ifadelerini kullandı.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 14:56
BARÜ’de Filistin meselesinin tarihî ve güncel boyutları ele alındı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) düzenlenen panelde Filistin’de yaşanan insan hakları ihlalleri tarihi ve güncel boyutlarıyla anlatıldı. Bartın Üniversitesi (BARÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından "Tarihî ve Güncel Boyutlarıyla Filistin Soykırımı" başlıklı panel gerçekleştirildi. Rektörlük Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlik, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. İlahiyat Fakültesinden Öğr. Gör. İsmail Kaya’nın Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Doç. Dr. Mehmet Ergün’ün Gazze’de sivil halkı hedef alarak sürdürülen saldırıların bitmesi için yaptığı duanın ardından açılış konuşmasına geçildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yafes Yıldız, "Filistin topraklarında yaşananlar sadece bir çatışmanın değil sistematik bir yok edilişin, bir halkın topyekûn yok edilmeye çalışılmasının dramatik bir örneğidir. Bu yaşananlar artık soykırım olarak nitelendirilmekte dünya kamuoyunun vicdanını gün geçtikçe daha fazla yaralamaktadır. Filistin halkı yıllardır süren işgal, ambargo, ayrımcılık ve yerinden edilme politikalarının ağır sonuçlarıyla yaşam mücadelesi vermektedir. Bugün düzenlediğimiz bu panelle Filistin halkının sesi olmayı görev biliyor, yaşanılan bu insanlık dramının bir an önce son bulmasını temenni ediyorum." dedi. Ardından geçilen panelin moderatörlüğünü İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Başkan yaparken Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden Doç. Dr. Hasan Hüseyin Güneş ile İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümünden Doç. Dr. Muhammed Yamaç konuşmacı olarak yer aldı. Prof. Dr. Başkan, "7 Ekim 2023 aslında 150 yıldır devam eden bir sürecin Gazze’de bir vahşete dönüştüğü, insanlık ufkuna kara bir leke olarak geçen bir tarihtir. Oradaki kardeşlerimize destek vermek için meselenin tarihî ve güncel boyutlarını konuşmak üzere bugün bir aradayız. Bu zulmün tarihi süreçlerini ve sosyolojik bir analizle güncel boyutlarını konuşarak cevaplar arayacağız." diye konuştu. Doç. Dr. Güneş, Filistin’de yaşananları akademik veriler üzerinden görsellerle anlattı. Filistin meselesinin dününe, bugününe ve yarınına mercek tutularak bakılması gereken bir mesele olduğunu belirten Doç. Dr. Güneş, doğru fikir edinilmesi için tarihi boyutunun takip edilmesi gerektiğini söyledi. Filistin meselesinin güncel boyutlarını sosyolojik bir analizle anlatan Doç. Dr. Yamaç ise küresel hegemonya, evanjelizm ve siyonizm kavramlarına değinerek değerlendirmelerde bulundu. Transhümanizmin Müslümanlar üzerindeki iz düşümünü Filistin’de yaşananlar üzerinden kapsamlı bir şekilde anlattı. Müslümanların yeni bir paradigma geliştirerek ümmet şuuru içinde güçlü bir birlik sağlayabileceğini vurguladı. Etkinlik, devam eden ağır saldırılara sessiz kalınmaması ve bölgede kalıcı barışın sağlanması temennisi ile son buldu.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 14:27
BARÜ ile YOBÜ iş birliğinde anlamlı panel: "Direnişin Kadın Yüzü: Gazze"
Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Yozgat Bozok Üniversitesi (YOBÜ) iş birliğinde düzenlenen panelde, Gazze’de yaşanan insanlık dramının kadınlar ve aileler üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Yozgat Bozok Üniversitesi (YOBÜ) tarafından anlamlı bir organizasyona imza atılarak "Direnişin Kadın Yüzü: Gazze" başlıklı bir panel düzenlendi. YOBÜ ev sahipliğindeki panelde BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya programın açılış konuşmasını yaptı. Açılış konuşmalarında Filistin ve Gazze’nin unutturulmaması gerektiği vurgulandı Rektör Prof. Dr. Ahmet Akkaya konuşmasında "Bugün Gazze’de yaşanan insanlık dramını, kadınların onurlu direnişini ve hakikatin sesini hep birlikte hatırlayacağız. Bu imtihan yalnızca Gazze’de ya da Filistin’de yaşayanların değil, Müslümanların ve insanlığın ortak imtihanıdır. Binlerce insanın yurdundan edilmesi ve farklı coğrafyalara göç ettirilmesi, 7 Ekim 2023 itibarıyla çok daha derin bir trajediye dönüşmüştür. Bugün o acı günün üzerinden iki yıl geçti. Kadın, çocuk, yaşlı demeden insanlar hâlâ orada direnişini sürdürüyor, açlık ve yoklukla mücadele ediyor. Bizler ise burada seyirci kalmıyoruz; derslerle, yürüyüşlerle ve boykotlarla Gazze halkının yanında olduğumuzu gösteriyoruz." dedi. YOBÜ Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar ise "Üniversite olarak akademik faaliyetlerin yanında insanlık onurunun savunucusu olmakla da yükümlüyüz. Çünkü bilim ancak vicdanla birleştiğinde anlam taşır. Sessiz kalmak bu zulme ortak olmak demektir. Gazze’de her gün yeniden yazılan bir insanlık dramı yaşanıyor. Yozgat Bozok Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi olarak bilimin, insanlığın ve vicdanın sesi olarak mazlumun yanında olmayı sürdüreceğiz." diye konuştu. Panelde, Gazze’de kadın ve ailenin önemine değinildi Konuşmaların ardından geçilen panelin moderatörlüğünü YOBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesinden Doç. Dr. Özlem Doğan Yüksekol yaparken konuşmacı olarak Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saadet Oruç ve BARÜ Eğitim Fakültesinden Doç. Dr. Sunay Akkaya yer aldı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oruç "Kadın ve Gazze" başlığında, Filistin halkının zor şartlar altında yaşadığını anlatırken "Gazze hepimizin yürek teline dokunan bir konu oldu. İçinden geçtiğimiz bu çağda biz buradayken orada bir toprak parçasının üzerine bombalar yağmaya devam ediyor. Açlıkla onlara yeni bir soykırım uygulanıyor. Yaşatılanlar Türkiye’yi de hedef alan bir yayılmacılık anlayışıdır. Bugün Gazze’ye sahip çıkmak aslında aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmaktır." ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Akkaya ise "Gazze ve Aile" konu başlığında bir sunum gerçekleştirerek Gazze’deki kadınların üstlendiği rolleri farklı boyutlarıyla ele aldı. Sunumunda örnekler üzerinden bilgilendirmelerde bulunan Doç. Dr. Akkaya, "Gazze’de aile, hayatta kalmanın en önemli simgesidir. Kadınlar ise aileyi sadece doyuran değil ayakta tutan ve yaşatan kişidir. Gazzeli kadınların direnişi insanlığın umudu, sessiz ama köklü bir direniştir. İşgalin gölgesinde kendi hikâyelerini yazan ve dünyaya seslerini duyurmak için çalışan kadınlar, yaşatılan zorluklara rağmen mücadele etmeye devam ediyor." diye konuştu. Rektör Akkaya’dan Rektör Yaşar’a ziyaret Panelin ardından Rektör Akkaya, Rektör Yaşar’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette, yükseköğretim alanındaki güncel gelişmeler ele alınırken iki üniversite arasında ortak yapılabilecek çalışmalar hakkında istişarelerde bulunuldu. Ziyaret, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından son buldu.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 14:04
RTÜK Başkanı Şahin: "Yüzde 95’in üzerinde bir denetimimiz var"
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, "Hızlı dijitalleşen iletişim çağında kendi alanımızla ilgili editöryel sorumluluğunun yerine getirilmesi ve içerik yönetimi yapılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Rahatlıkla şunu söyleyebilirim; yüzde 95’in üzerinde bir denetimimiz var" dedi. Ankara Bilim Üniversitesi’nde 2025-2026 akademik yılı, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in katıldığı ‘Dijital İletişim Dünyası’ başlıklı açılış dersi ile başladı. Programa öğretim üyeleri, öğrenciler ve davetliler katılım sağladı. Açılış konuşmalarının ardından mini bir konser sunularak, gün özelinde hazırlanan video seyredildi. "Dijitalleşme iletişim alanında çok hızlı bir şekilde varlığını göstermekte" Son zamanlarda her şeyin dijitalleştiğine değinen Şahin, "Elimizdeki telefonlarımızdan, bindiğimiz araçlardan, evdeki elektronik eşyalarımızdan, düşünce biçimimizden ve hayat tarzımızın her tarafında dijital iletişim var. Bu dijitalleşme iletişim alanında da çok hızlı bir şekilde varlığını göstermekte ve iletişim alanındaki dijitalleşme ise tüm bahsetmiş olduğum hayatımızın her alanındaki dijitalleşmeden çok daha hızlı gelişim göstermekte. Bunun tabii ki faydalarını insanlığa karşı, toplumlara karşı ve bizlere karşı faydalarını göreceğiz ve görüyoruz. Bir taraftan da her güzel şeyin fazlası nasıl zararsa zararını da görmekteyiz ve görmeye devam edeceğiz. Bizler 1990’larda iletişim araçlarını kullanırken bir daktilo, bir radyo, bir imkan varsa bir televizyon, matbaamız varsa bir okulda muazzam bir üniversiteydiniz. Biz de bu dönemden geçtik. Fakat sonrasında burada öğrendiklerimizin ve burada gördüklerimizin adaptasyonun ne kadar hızlı olduğunu da gördük" ifadelerini kullandı. "Yüzde 95’in üzerinde bir denetimimiz var" Geçmişte görüntülerin yayına verilmeden önce önemli bir süzgeçten, editörlerden geçtiğini belirten Şahin, "Günümüzde oturduğu yerden çektiği videoları, ses kayıtlarını veyahut da yazdıklarını çok hızlı bir şekilde paylaşarak platformlar üzerinden dünyanın her tarafına ulaşılabilen gazeteciler var. Kişisel gazeteciler. Burada eksik ne? Editöryel sorumluluk ve tabii ki bunun yanında da içerik denetimi. İşte biz de Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak hızla dijitalleşen bu iletişim çağında kendi alanımızla ilgili editöryel sorumluluğun yerine getirilmesi ve içerik yönetimi yapılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bunu yapmak kolay değil. Radyolarda, televizyonlarda, geleneksel yayın yapan mecralarda bunu yapabilirsiniz. Rahatlıkla şunu söyleyebilirim; yüzde 95’in üzerinde bir denetimimiz var. Sizin karşınıza gelen denetimsiz alandan çıkmış olan birtakım içerikler belki çok fazla gündeme getirilmekte ama bunlar sadece denetim alanından kaçan çok ufak, birtakım sizin karşınıza gelebilecek kadar cüretkar görüntüler. Bunlarla ilgili çalışmalarımız sorunsuzca devam etmektedir" diye konuştu. Tören sonunda RTÜK Başkanı Şahin, öğretim üyeleri ve öğrencilerle hatıra fotoğrafı çekildi.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 14:01
Hükümlülere "Sosyal Uyum Süreci Danışmanlığı" hakkında bilgilendirme yapıldı
Muş Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Muş Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden hizmet alan hükümlülere yönelik bakanlığın hizmet modeli olan "Sosyal Uyum Süreci Danışmanlığı" hakkında bilgilendirme yaptı. Muş Denetimli Serbestlik Müdürlüğü binasında gerçekleştirilen programda, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü uzmanları tarafından hükümlülere sosyal uyum süreci, topluma yeniden kazandırılma ve sosyal destek mekanizmaları hakkında bilgi verildi. Etkinlikte, hükümlü bireylerin yeniden topluma entegrasyonunun önemine vurgu yapılarak, sosyal uyum süreci kapsamında sunulan psikososyal destek, mesleki yönlendirme ve aile danışmanlığı hizmetlerine ilişkin bilgilendirmeler yapıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ahmet Kırtay, programın amacının bireylerin sosyal hayata katılımını artırmak, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmek ve yeniden suç işleme riskini azaltmak olduğunu belirtti.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:58
İnfaz Koruma memurları boş vakitlerinde okulların bakım ve onarımlarını gerçekleştiriyor
Akdağmadeni Açık Ceza İnfaz Kurumu personeli, ilçede bulunan ana okulunun tadilatını yaparak eğitim-öğretime hazır hale getirdi. Akdağmadeni Seyrantepe Mahallesinde ana okulu olarak faaliyet gösteren okulun boyasını, temizliğini, çevre düzenlemesini yapan Akdağmadeni Açık Ceza İnfaz Kurumu gönüllü personeli, mesai saatleri dışında kalan zamanlarda okulun iç ve dış boya ve temizliğini, çevre düzenlemesini de yaparak okulu kısa sürede eğitim-öğretime hazır hale getirdi. Akdağmadeni Açık Ceza İnfaz Kurumu personeli, sosyal sorumluluk projesi kapsamında belirledikleri ana okulunun tadilat tamirat çalışmasını kendi imkânlarıyla temin ettikleri ekipmanla yapıp, okulu yeni bir çehreye kavuşturdu. Açık Ceza İnfaz Kurumu personelinin, sosyal sorumluluk projesi kapsamında geçtiğimiz yıllarda da Akdağmadeni ilçesine bağlı Yukarı Çulhalı Köyü’ndeki okula da bakım onarım çalışması yaptıkları öğrenildi. İnfaz koruma memurları, bu tür çalışmaların artarak devam etmesiyle aile içi ve toplum içindeki dayanışmayı artırmayı temenni edip özveri ile çalışmaya devam edeceklerini bildirdiler.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:47
ESOGÜ yönetimi uluslararası öğrencilerle öğle yemeğinde bir araya geldi
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Yönetimi, ESOGÜ’deki çeşitli bölüm ve programlarda okuyan uluslararası öğrenciler ile öğle yemeğinde bir araya geldi. ESOGÜ Merkezi Yemekhanesi’nde düzenlenen yemeğe Rektör Prof. Dr. Kamil Çolak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, Genel Sekreter Yardımcısı Nurullah Karakaş ile Yunusemre Uluslararası Öğrenci Derneği (YUDER) Başkanı Sadık Çetinkaya katıldı. Yemek sonrasında öğrencilerin sorunları dinlenerek, gerekli çözüm yolları ve öneriler görüşüldü.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:43
Prof. Dr. Ömer Özkan:" SMA tedavisi patentini bir kişi aldığı için başkası üretemiyor, 2 milyon dolar verilmek zorunda kalınıyor"
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Aksu Fen Lisesi’ni ziyaret ederek öğrencilerle söyleşi gerçekleştirdi. Bilimsel üretimin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Özkan, "Biliyorsunuz SMA ile doğan çocuklar var. Bu SMA ile doğan çocukların tedavisi 2 milyon dolar civarında. Aslında çok basit bir tedavi, bunu bulan kişi patentini aldığı için siz onu üretemiyorsunuz. Ve ona 2 milyon dolar verip bu tedaviyi almak zorundasın. Halbuki onun gelişiminin toplam maliyetinin ben 10 milyon dolardan fazla olduğunu düşünmüyorum. İnsanlar para toplayıp yurt dışına gitmek için uğraşıyor" şeklinde konuştu. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Aksu Fen Lisesi’ni ziyaret ederek öğrencilerle ilham verici bir söyleşi gerçekleştirdi. Öğrencilerle bir araya geldiğinden dolayı mutlu olduğunu ve kendisinin de Antalya Fen Lisesi mezunu olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Herkesin gözlerinden ışık saçıyor. Gençlerimize çok önem veriyoruz çünkü hepiniz bizim ülkemizi inşa edecek en önemli mimarlarsınız aslında. Bu açıdan ne kadar destek verirsek az olur. Fen liselerinden öğrencilerimiz üniversitemizi kazanıyor. Hakikaten çok farklısınız ama bu farkınızı hep devam ettirmeniz gerekiyor. Üniversitede de o merakınızı devam ettirmeniz gerekiyor. Zor bir dönemdesiniz biliyorum, 11. ve 12. sınıf öğrencilerisiniz. Ancak ne kadar emek sarf ederseniz daha sonraki yıllarda daha az yorulacaksınız onu ifade edeyim." dedi. Rektör Özkan, öğrencilerin üniversite tercihleriyle ilgili bilgi paylaşımında bulunarak, tıp fakültesi tercih etmeyi düşünenlerin nasıl bir eğitim hayatı göreceği ile ilgili bilgiler verdi. "Ne yapacaksanız işi iyi yapmak önemlidir" Bütün herkesin görev ve sorumlulukları olduğunu ifade eden Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise "Ne yapacaksanız işi iyi yapmak önemlidir. Bir şeyi yaparken iyi yapın. Orta çağdan önceki yıllarda temel amaç ölümsüzlüğü bulabilir miyiz diye düşünülüyordu. Yüzyıllardır çalışıyorlar ama ölümsüzlüğü bulamıyoruz, hâlâ da bulamadık. Peki bu çalışmalar bir hedefe ulaşmış mı? Orta çağdaki insan ömrü ortalaması 40. Günümüzde bu ortalama 80’in üzerine çıktı. Böyle bir faydası oluyor. Sonuçta hedefe giderken yan yollar vardır. 80 yaşına kadar yaşadın ama iki gözün görmüyor. Doğuştan kör olan birini düşünün. 80 yaşına kadar yaşamak nasıl bir eziyet diye düşündünüz mü? İşte buradaki hedef, körlüğü nasıl tedavi edebileceğimizdir. Ana hedefe giderken yan hedeflerde farklı sonuçlara ulaşabiliyoruz" dedi. SMA tedavisi patentini bir kişi aldığı için başkası üretemiyor Bilimsel üretimin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Özkan, "Biliyorsunuz SMA ile doğan çocuklar var. Bu SMA ile doğan çocukların tedavisi 2 milyon dolar civarında. Aslında çok basit bir tedavi, bunu bulan kişi patentini aldığı için siz onu üretemiyorsunuz. Ve ona 2 milyon dolar verip bu tedaviyi almak zorundasın. Halbuki onun gelişiminin toplam maliyetinin ben 10 milyon dolardan fazla olduğunu düşünmüyorum. İnsanlar para toplayıp yurt dışına gitmek için uğraşıyor" şeklinde konuştu. "Ana hedefiniz olsun" Öğrencilerin bir ana hedefi olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ömer Özkan, "Birçoğunuzun hedefi nedir, ben bir yere gireyim, kendime yetecek bir para kazanayım, iyi bir ailem olsun ve sonuçta bir prestijim olsun. Alnımız açık bir şekilde toplumda bir yerimiz olsun isteriz. Tüm ailenizin sizlerden istediği bu. Bunları yaparken de hedeflerinizi hep belirlemeniz lazım. Bir amacımız bir hedefimiz olması gerekir. Bu hedefler içerisinde topluma mutlaka bir katkımız olması gerekir. Ülkemizde dışarıdan BioNTech’i buldu hocalarımız ne güzel buldu, mutlu oluyoruz. Ama maalesef keşke Türkiye’de bulmuş olsalardı. Bir hocamız dışarıdan ne güzel Nobel aldı o hepimiz için örnek ama o çalışmaların adresi keşke Türkiye olsaydı. Bunlar prestij, bu kadar önemli. Toplumlar içerisinde gittiğiniz her yerde prestijiniz orada karşılar sizi. 2004 yılında Japonya’ya gittiğimizde o kadar iyi karşılandık ki Türkiye’de tıp çok iyi, plastik cerrahi çok iyi diye. Kabul edilebilirlik çok önemli ona göre size güveniyorlar ona göre size destek oluyorlar. Oradan aldığınız bilgileri ülkenize getirip aktarabiliyorsunuz" ifadelerini kullandı. Öğrenciler merak ettikleri soruları sordu Hastaların ameliyat öncesinde psikolojisinin nasıl olduğu ile ilgili öğrencilerden gelen soruya Prof. Dr. Ömer Özkan, "Teknik kısmını da hiç basite almayalım ama psikolojik kısmı zor derler, teknik kısmı da zordur. Ama bundan çok daha önemlisi, karşında bir tane insan var. Makine değil, otomobil değil bir insan. Psikolojisi var. Daha önce bir hastamız psikolojik değerlendirmelerden geçtikten sonra uygun denildi. Ben hastaya sorduğumda ben hazırım, siz hazır mısınız demişti. Zor, kolay değil. Bunların çoğu ya trafik kazası geçirmiş ya kendilerini vurmuş ya yanık hastaları. Toplumdan bir şekilde uzak kalmış, uzun zaman kendisini toparlayamamış. Psikolojik boyutu her zaman var. Sürekli felsefe de var, psikolojide var, insan var oldukça hep var olacak bunlar" dedi. Her canlının ortak bir DNA dizilimi var Genetik biliminin gelecekte nasıl şekilleneceği ile ilgili sorulan soruya cevap veren Prof. Dr. Ömer Özkan "Genetik mühendisi diye bir kavram var. Domuzdan kalp yapıldı. Domuzdan alıp kalbi nakletmiyorsunuz, edemezseniz. Domuzun genetiğini değiştirip biz size yaklaştırırsak ancak nakledilebilir. Her canlının bir genetiği var, bitki dahil her canlının ortak bir DNA dizilimi var. Biz DNA’mızın yüzde 10’undan daha azını kullanıyoruz. Ortak bir yapımız var canlılarla. Saç renginiz, göz renginiz DNA içinde temsil ediliyor. O kadar oynayabileceğiniz şeyler var ki bunların biz inşallah iyice içine girip, iyi bir şekilde kullanırız. Domuzun DNA’sını değiştirip insana yaklaştırıp değiştirebiliyorsunuz, tam değiştiremediğiniz için orada hata çıkıyor tabi. Siz reddedilmesini engelleyebiliyorsunuz ama büyümesini engelleyemiyorsunuz. Ama birçok hastalığı da böyle tedavi edeceksiniz" ifadelerini kullandı. Bütün soruları tek tek cevapladılar Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan öğrencilerden gelen tıp fakülteleri, organ nakillerinde yaşanılan süreçler, mesleklerinde başarılı olmalarını sağlayan süreçler, başarının tanımının nasıl olduğu, ileride teknoloji doktorların yerini alacak mı, kariyer basamaklarını çıktıkça hayatlarında neler değiştiği konularında öğrencilerden gelen soruları cevapladılar. Aksu Fen Lisesi Müdürü Dr. Mustafa Köseoğlu, Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan’a Aksu Fen Lisesine gelerek öğrencilerle buluşmalarından dolayı teşekkür etti. Söyleşi sonrasında Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan, Aksu Fen Lisesi’nin laboratuvarlarını ve sınıflarını gezerek öğretmenlerle sohbet etti. Aksu Fen Lisesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşiye, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ın yanı sıra Aksu Fen Lisesi Müdürü Dr. Mustafa Köseoğlu, Müdür Yardımcıları Bayram Aydemir, Banu İşler, İbrahim Ateş, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:43
ESOGÜ Gündem, İsrail’in Sumud Filosu’na müdahalesini ele aldı
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Gündem’de konuşan Dr. Öğr. Üyesi Figen Tabanlı, "Uluslararası toplum için uygulaması zor ancak etkili bir yöntem söz konusu. BM Güvenlik Konseyi aracılığıyla kolektif bir kuvvet kullanma hareketi kararı alınması önemli bir adım olabilir" dedi. ESOGÜ Kurumsal İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi Medya Birimi tarafından hazırlanan ’ESOGÜ Gündem’ isimli video içeriğinde bu hafta Sumud Filosu ele alındı. ESOGÜ Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Figen Tabanlı, İsrail’in Sumud Filosu’na müdahalesini uluslararası hukuk bakımından değerlendirdi. Filonun amacının İsrail’in yıllardır Gazze’ye uyguladığı ablukanın kırılması ve insani yardımın buraya ulaştırılması olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Tabanlı, bu müdahalenin hem Uluslararası Deniz Hukuku’na hem de Uluslararası İnsan Hakları’na aykırı olduğunu anlattı. "İsrail’in açık sularda yaptığı bu müdahale uluslararası hukuka aykırıdır" 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre uluslararası sularda her devletin seyir hakkı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tabanlı, bayrak devleti dışında hiçbir devletin başka bir devletin gemisine el koyma gibi bir hakkının bulunmadığının altını çizdi. Dr. Öğr. Üyesi Tabanlı, "Askeri bir teçhizat taşımayan sivil bir hareket olan Sumud Filosu’na İsrail’in açık sularda yaptığı bu müdahale uluslararası hukuka aykırıdır. Kaldı ki, kara sularında dahi diğer devletlerin zararsız geçiş hakkı bulunmaktadır. Kıyı devletlerinin barış ve güvenliğine aykırı bir durum söz konusu değilse geçiş zararsız sayılacaktır. Nitekim İsrail’in burada Kıyı Devleti gibi bir yetkisinin de olmadığını açıkça söyleyebiliriz. İsrail’in Sumud Filosu’ndaki gemilere ağır teçhizatlı silahlarla çıktığını, kimyasal sular sıktığını görüyoruz" dedi. "Güvenlik Konseyi’nin birçok kararı, insani yardımların engellenmemesini talep eder" Bunun uluslararası insancıl hukukta temel nitelikli bir prensip olan orantılılık ilkesiyle de bağdaşmadığına dikkat çeken Tabanlı, sözlerine şöyle devam etti: "İsrail’in sivil, asker gözetmeksizin yaptığı saldırılar, sivillerin zorla yerlerinden edilmesi, insani yardıma ulaşma hakkının elinden alınması yalnızca Deniz Hukuku açısından değil, Uluslararası İnsan Hakları Hukuku ve temelde 1949 Cenevre Sözleşmeleriyle düzenlenen Uluslararası İnsancıl Hukuku ile de örtüşmemektedir. İsrail’in pek çok evrensel nitelikteki uluslararası sözleşmenin maddelerinin işgal altındaki topraklara uygulanamayacağını belirtmesi bu tür evrensel nitelikli normları işlevsiz hale getirmektedir. Birleşmiş Milletler de İsrail’in yaptığı müdahaleleri sürekli olarak takip etmiştir. Güvenlik Konseyi’nin birçok kararı insani yardımların engellenmemesi, ablukanın kaldırılması ve sınır kapılarının açılmasını talep eder." Bu tür hareketlerin başarıya ulaşmasını temenni etti Uluslararası toplum için uygulaması zor ancak etkili bir yöntemin söz konusu olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tabanlı, İsrail’in eylemlerinin meşru müdafaa kapsamına sokulamayacak eylemler olduğunu, Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın 7’nci bölümü çerçevesinde Güvenlik Konseyi aracılığıyla kolektif bir kuvvet kullanma hareketi kararının alınmasının önemli bir adım olabileceğini kaydetti. Ayrıca, Sumud Filosu’nun insani yardım amacının da ötesine geçerek uyuyan uluslararası toplumun uyanmasına vesile olduğunu ifade etti. Bu filonun ardından Özgürlük Filosu, Vicdan Gemisi gibi hareketlerin gelmeye devam ettiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Figen Tabanlı, insanlığın bu utançtan kurtulana kadar benzer hareketlerin devam etmesi ve başarıya ulaşması temennisi ile konuşmasını sonlandırdı.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:24
Nilüfer’de sosyal bilimci ustalar inceleniyor
Nilüfer Belediyesi, her ay farklı bir sosyoloğun ele alınacağı seminer serisini başlattı. Programın ilkinde Doç. Dr. Levent Ünsaldı eşliğinde sosyolojik düşünme ve araştırma pratiğini kökten dönüştüren Pierre Bourdieu’nin çalışma tarzı konuşuldu. Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği ve "Sosyal bilimler öğrenmeye nereden başlamalı" seminerler dizisi, Nilüfer Pancar Deposu’nda başladı. Doç. Dr. Levent Ünsaldı, programın amacının sosyal bilimlerde çokça konuşulan ancak az okunan klasikleri ve çağdaş ustaları ele almak olduğunu söyledi. Seminerin temel tezinin sadece bitmiş bir ürün olmadığını söyleyen Ünsaldı, o ürünü ortaya çıkaran çalışma tarzının anlaşılması gerektiğini vurguladı. Ünsaldı, "Nasıl yapmışlar?" sorusunun, bir metni yorumlamaktan veya özetlemekten çok daha kıymetli olduğunun altını çizdi. Bourdieu’nun "Ayrım" kitabının hem nicel, hem de etnografik çalışmaları içerdiğini belirten Ünsaldı, bu da nesnenin inşa edilme biçiminin kullanılan teknikleri belirlediğini aktardı. Bourdieu’nün usulünü aktarırken "Sosyoloji Zanaatı" kitabında belirtilen üçlü epistemolojik hiyerarşiye dikkat çeken Ünsaldı, "Kopuş", "İnşa" ve "Sınama" kavramlarından bahsetti. "Kopuş"un toplumsal kanaat, inanç ve temsillerden tamamen uzaklaşma, kuşku duyma gerekliliği olduğunu anlatan Ünsaldı, bu, sosyolojik bilginin önündeki engellerden arınmayı amaçlayan pozitivist bir tarafı temsil ettiğini söyledi. "İnşa"yı nesnenin teorik bir dairede yeniden inşa edilmesi olarak aktaran Ünsaldı, araştırmanın ön cevaplar ve sorular üzerinden tümdengelimci bir tavırla yürütülmesi şeklinde değerlendirdi. Ünsaldı, "Sınama"yı öne sürülen hipotezlerin ve teorinin sahada test edilmesi olarak belirterek, yanlışlamanın olumlu bir şey olduğunu, teorinin yeniden gözden geçirilmesine ve inşa edilmesine imkan tanıdığını ifade etti. Bilimsel araştırmanın amacının yalnızca veri veya bulgu üretmek olmadığının altını çizen Doç. Dr. Levent Ünsaldı, teorik sorgulama ve geliştirilen kavramların kıymetli olduğunu vurguladı. İlgiyle takip edilen programın sonunda katılımcıların sorularının ardından seminerin ilki tamamlandı.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:16
Mezun şefler, sektör tecrübelerini öğrencilerle paylaştı
Alanya Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nün düzenlediği "Mezunlar Buluşması" öğrencilerle sektörde yol almış mezunları bir araya getirdi. Alanya Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, "2025-2026 Güz Dönemi Oryantasyon Haftası" kapsamında dikkat çekici bir buluşmaya imza attı. Şebnem Köseoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte; bölüm mezunları Yaşar İmer, Yusuf Fırtına ve Emine Sude Uslu, gastronomi sektörüne dair deneyimlerini öğrencilere aktardı. Mezunlar deneyimlerini anlattı Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri, mezunların sektöre dair anlattıklarını büyük bir ilgiyle dinledi. Yaşar İmer, Yusuf Fırtına ve Emine Sude Uslu; üniversite yıllarında edinilen staj deneyimlerinden sektöre ilk adımda karşılaşılan zorluklara, yabancı dilin öneminden iş bulmada sektörel bağlantıların rolüne kadar birçok konuda öğrencilerle samimi bilgiler paylaştı. Mezunların aktardığı kariyer fırsatları ve kişisel deneyimler, salondaki genç aşçı adaylarına hem yol gösterdi hem de motive etti. Bölüm mezunlarından Yaşar İmer, gastronomi ve mutfak sanatları yolculuğunun sabır gerektirdiğini vurguladı. Mezuniyet sonrası iş hayatına atılmanın püf noktalarını öğrencilerle paylaşan İmer, "Gastronomi sadece yemek yapmak değil, aynı zamanda sabır, araştırma ve sürekli öğrenme gerektiriyor. Bazen en çok şey öğrendiğiniz, en zorlandığınız yer mutfak olabiliyor. Eğitimde edindiğiniz bilgilerle sektörde karşılaştığınız sorunların üstesinden gelebilirsiniz. Bu yüzden üniversite eğitiminizi mümkün olabildiğince iyi değerlendirin. Üniversite yıllarında yapılan stajlar, deneyimler, disiplinli ve öğrenmeye açık bir duruş sizi mutlaka sektörde bir yere taşıyacaktır" sözleriyle genç aşçı adaylarına tavsiyelerde bulundu. "Gastronomide yabancı dil çok önemli" Etkinliğin bir diğer konuşmacısı Emine Sude Uslu ise gastronominin evrensel bir meslek olduğuna dikkat çekerek dil öğrenmenin önemini vurguladı. Uslu, "Ne olursa olsun bu meslekte ilk öğrenmeniz gerekenlerden biri de dil eğitimidir. İngilizce ya da başka dilleri bilmek, turizm sektörünün kapılarını sizlere açar. Bu sayede gerek yurt içinde gerekse yurt dışında iş bulmanız kolaylaşır. Bu sektörde hiç kimse işe doğrudan şef olarak başlamaz; uzun saatler, yoğun tempo ve düşük maaş ilk yıllarda sizi zorlayabilir. Ama unutmayın, bu dönem sizi şekillendiren, mutfak reflekslerinizi güçlendiren en değerli zamandır. Sabırlı olun, burada aldığınız teknik bilgileri pratikle birleştirin" ifadelerini kullandı. Gastronomi mezunu şef Yusuf Fırtına ise öğrencilere kendilerini yalnızca Türkiye ile sınırlamamalarını tavsiye etti. Farklı ülkelerin mutfak kültürlerine hâkim olmanın önemine değinen Fırtına, "Bu eğitim Alanya Üniversitesi’nde çok iyi veriliyor, bu fırsatı mutlaka değerlendirin. Farklı ülkelerin mutfaklarını öğrenen bir şef, bu kültürleri harmanlayarak benzersiz tatlar ortaya koyabilir. Her şef bir gün kendi mutfağının patronu olmak ister; menüyü belirleyen, ekibini yöneten, kararları veren bir şef olmak istiyorsanız, yemek yemeyi yalnızca bir doygunluk değil, bir sanat dalı olarak görmelisiniz" diye konuştu. Fırtına, iletişim ve referansların sektörde belirleyici rolüne de dikkat çekti. Etkinlik sonrası Alanya Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Mezun İzleme Komisyonu üyeleri Doç. Dr. Esra Mankan, Dr. Öğr. Üyesi Türkan Uzlaşır, Dr. Öğr. Üyesi Zehra Kaya, Arş. Gör. Ayşe Muslu Aykoç, Arş. Gör. Cansu İşeri, Arş. Gör. Mustafa Kemal Kök, Arş. Gör. Gülçin Aydın mezun ve öğrenciler ile birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 12:56
Vali Doğan, üniversite öğrencileri ile kariyer tecrübelerini paylaştı
Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünün açılış dersinde öğrencilerle kariyer tecrübelerini paylaştı. Sakarya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünün açılış dersi, Sakarya Valisi Rahmi Doğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. ‘Kariyer ve Tecrübe Paylaşımı’ temasıyla düzenlenen program, Hukuk Fakültesi Sabahattin Zaim Konferans Salonunda yapıldı. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Köksal Şahin açılış konuşmasında Sakarya Valisi Rahmi Doğan’ı üniversitede ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirtti. Öğrenciler için mesleki deneyimlerin paylaşıldığı etkinliklerin önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şahin, programa katkı sunanlara teşekkür etti. Vali Doğan açılış dersinde öğrencilik yıllarından itibaren kamu yönetimi alanında edindiği tecrübeleri paylaştı. Salonun yoğun ilgiyle dolduğunu belirten Doğan, Rektör Prof. Dr. Hamza Al ile üniversite yıllarından arkadaş olduklarını ifade etti. 1980 sonrası Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal dönüşüm sürecine değinen Vali Doğan, Turgut Özal döneminin Türkiye’yi üretim ve ihracatla tanıştıran bir kırılma noktası olduğunu söyledi. Üniversiteye 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde başlayan Doğan, o dönemdeki eğitim imkanlarının kısıtlı olmasına rağmen kamu hizmeti idealini sürdürdüğünü dile getirdi. Kaymakamlık hayalini gerçekleştirme sürecini anlatan Doğan, 1994 yılında kaymakamlık sınavını kazanarak mesleğe adım attığını belirtti. Kaymakamlık mesleğinin kamu görevi açısından özel bir sorumluluk taşıdığını vurgulayan Doğan, eğitim süreçlerinden yurtdışı deneyimlerine kadar birçok aşamadan geçtiklerini ifade etti. İngiltere’de aldığı dil eğitiminin ve Avrupa deneyiminin vizyonunu genişlettiğini söyleyen Doğan, kaymakamlık refikinin çok önemli olduğunu, o süreçte hem idareyi hem insanı tanıma fırsatı bulduğunu aktardı. Kaymakamlığa 1997 yılında Tokat’ın Başçiftlik ilçesinde başladığını belirten Doğan, 28 Şubat sürecinin kamu yönetiminde önemli bir dönüm noktası olduğunu da söyledi. Valilik dönemine ilişkin de bilgiler veren Rahmi Doğan, görev süresinin önemli bir kısmını sınır bölgelerinde geçirdiğini, İdlib ve Afrin gibi güvenli bölgelerde de Bakanlar Kurulu kararıyla görev yaptığını belirtti. Türkiye’nin bugün savunma sanayii ve uluslararası konumuyla güçlü bir ülke haline geldiğini söyleyen Vali Rahmi Doğan, bu noktaya kolay gelinmediğini vurguladı. Bakanlık ve valilik tecrübeleri hakkında öğrencilere deneyimlerini aktaran Vali Doğan, 17-25 Aralık süreci ve 15 Temmuz darbe girişiminde devlet kurumlarında yaşanan yapılanmalara değinerek Fetullahçı Terör Örgütünün kamu içinde oluşturduğu tehditleri anlattı. Kars Valiliğini ‘ilk göz ağrısı’ olarak nitelendiren Doğan, kamu görevinde en büyük mutluluğun insanlara hizmet etmek olduğunu ifade etti. Vali Doğan konuşmasının sonunda öğrencilere başarının sağladığı hazzı hiçbir şeyde bulamayacaklarını ve emek vermenin çok kıymetli olduğunu hatırlattı. Program, soru-cevap bölümünün ardından plaket takdimiyle sona erdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder