EĞİTİM
MCBÜ’de geleneksel bayramlaşma töreni gerçekleştirildi 17 Mart 2026 Salı - 16:46:49 Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Bayramlaşma Töreni, bu yıl da Ramazan Bayramı vesilesiyle farklı yerleşkelerde gerçekleştirildi. Törenler; Şehzadeler Yerleşkesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi fuaye alanı, Uncubozköy Sağlık Yerleşkesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimlik katı ile Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesi Dumanlıdağ Restoran’da yapıldı. Törenlere Rektör Prof. Dr. Rana Kibar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Çetin, Prof. Dr. Kadir Ay ve Prof. Dr. Oktay Üçer, dekanlar, enstitü, yüksekokul ve meslek yüksekokulu müdürleri ile çok sayıda akademik ve idari personel katıldı. Rektör Prof. Dr. Rana Kibar, her bir yerleşkede gerçekleştirdiği konuşmasında Ramazan-ı Şerif ayına ulaşmanın huzur ve mutluluğunu dile getirerek, "Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise azaptan kurtuluş olan bu mübarek ayın; kalplerimize huzur, gönüllerimize sükûnet, hayatımıza bereket ve selamet getirmesini temenni ediyorum. Aynı zamanda, başta mazlum coğrafyalar olmak üzere tüm İslam âleminde yaşanan sıkıntıların sona ermesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı. Rektör Kibar, Ramazan ayının yardımlaşma, dayanışma ve manevi duyguların en yoğun şekilde yaşandığı, kültürümüzde ve inancımızda müstesna bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, bu kıymetli günlerin birlik ve beraberliği daha da güçlendirmesini temenni etti. Konuşmasının sonunda ise, "Rabbim bizleri sevdiklerimizle birlikte sağlık, huzur ve afiyet içinde Ramazan Bayramı’na da eriştirsin. Bu vesileyle Ramazan Bayramı’nın sizlere, kıymetli ailelerinize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini temenni ediyor, bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Katılımınız için her birinize teşekkür ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum" dedi. Programlar, bayramlaşmanın ardından çekilen toplu hatıra fotoğrafları ile sona erdi.
17 Mart 2026 Salı - 15:09 Kütahya’da "Geleceğin İş İnsanları" programı ikinci kez başladı Kütahya, genç girişimcilerin yenilikçi ve teknolojik fikirlerini hayata geçirmelerine imkan sağlayacak önemli bir programa yeniden ev sahipliği yapıyor. Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) ile Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) arasında imzalanan "İleri Girişimcilik Ekosisteminin Güçlendirilmesi" protokolü kapsamında hayata geçirilen "Geleceğin İş İnsanları" KUTSO Girişim Hızlandırma Programı, bu yıl ikinci kez start aldı. Geçtiğimiz yıl ilk start-up yarışmasıyla başlayan program, bu yıl daha kapsamlı bir içerikle genç girişimcilere sunuluyor. Program, Kütahya’da yaşayan ve yenilikçi iş fikirlerine sahip gençlerin projelerini sürdürülebilir ve yatırımcıya hazır girişimlere dönüştürmesini amaçlıyor. Katılımcılara iş modeli geliştirmeden ticarileşmeye, finansal planlamadan yatırımcı sunumlarına kadar girişimciliğin tüm aşamalarında kapsamlı destek sağlanacak. Program kapsamında sağlık teknolojilerinden yapay zekâya, Endüstri 4.0’tan sürdürülebilirlik çözümlerine kadar birçok alanda proje başvuruları kabul edilecek. Eğitim teknolojileri, finans teknolojileri, tarım ve gıda teknolojileri ile oluşturucu endüstriler de başvuru yapılabilecek alanlar arasında yer alıyor. Çok aşamalı süreçle girişimciler desteklenecek Program; başvuru, ön değerlendirme, eğitim ve final aşamalarından oluşan çok aşamalı bir süreçle yürütülecek. Katılımcılar Open House Meeting, BootCamp eğitimleri ve yatırımcı sunum hazırlıkları gibi aşamalardan geçerek projelerini geliştirme fırsatı bulacak. Sürecin sonunda düzenlenecek Demo Day etkinliğinde ise girişimler, yatırımcılar ve jüri karşısında projelerini sunacak. Programa başvurular 16 Mart - 5 Nisan 2026 tarihleri arasında alınacak. Ön değerlendirme sonuçları 17 Nisan’da açıklanacak. Final etkinliği olan Demo Day ise 21 Mayıs 2026 tarihinde KUTSO Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek. Programa, Kütahya’da ikamet eden üniversite öğrencileri, lise son sınıf öğrencileri ve 35 yaşını doldurmamış genç girişimciler başvurabilecek. Adayların yenilikçi, uygulanabilir ve ölçeklenebilir iş fikirlerine sahip olmaları bekleniyor. Başvurular bireysel ya da ekip halinde yapılabilecek. Program sonunda başarılı bulunan girişimler ödüllendirilecek. Birinciye 75 bin TL, ikinciye 50 bin TL, üçüncüye 35 bin TL, dördüncü ve beşinci girişimlere ise 20’şer bin TL ödül verilecek.
17 Mart 2026 Salı - 14:01 İzmirli öğrencilerin el emeği Gazze’de iftar sofrasına dönüştü İzmir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, ’Okullarımız İyilikte Yarışıyor’ projesi çerçevesinde hazırladıkları el emeği ürünlerin satışından elde edilen geliri Gazze’deki iftar sofralarına bağışladı. Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışma ile öğrenciler yardımlaşma bilincini sahada uygulama fırsatı buldu. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde yer alan saygı, sorumluluk ve adalet değerleri temel alınarak hazırlanan projede çeşitli sosyal sorumluluk çalışmaları yürütüldü. Okul imkanları dahilinde kurulan takı ve örgü atölyelerinde öğrenciler tarafından üretilen ürünler, düzenlenen yardım kampanyasında satışa sunuldu. Ayrıca proje sürecinde dağıtılan kumbaralar aracılığıyla da bağış toplandı. Kantin borçları kapatıldı Elde edilen gelirlerin bir kısmı ile okul kantininde bazı öğrencilerin biriken borçları kapatılarak okul içi dayanışma sağlandı. Gelirin önemli bir bölümü ise Gazze’de düzenlenen 500 kişilik iftar organizasyonu için bağışlandı. Velilerin de desteklediği süreçte öğrenciler merhamet ve yardımlaşma duygularını somut bir faaliyete dönüştürdü. Öğrenciler değerleri yaşayarak öğrendi Proje yürütücüleri, amacın öğrencilerin değerleri sadece öğrenmesi değil, yaşayarak kavramaları olduğunu, öğrencilerin emek verip üreterek paylaşmayı öğrendiğini ve iyiliğin hayatın içinde nasıl karşılık bulduğunu deneyimlediğini kaydetti. Benzer projelere ilham olması hedefleniyor Okul yönetimi ve proje ekibi, öğrencilerin büyük emek verdiği bu iyilik kampanyasının görünür olmasının hem değerler eğitimi çalışmalarına hem de benzer projelere ilham olmasını temenni ettiklerini ifade etti.
17 Mart 2026 Salı - 13:48 KBÜ mesleki eğitimde iş birliği çalışmalarını sürdürüyor Karabük Üniversitesi (KBÜ) ile Karabük İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Karabük Ticaret ve Sanayi Odası arasında mesleki eğitime yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Protokolle mesleki ve teknik eğitimin niteliğinin artırılması ve eğitim-sanayi entegrasyonunun güçlendirilmesi hedefleniyor. Karabük İl Millî Eğitim Müdürlüğünde gerçekleştirilen törende protokol; İl Millî Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş, KBÜ TOBB Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Hasan Gökkaya ve Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Fatih Çapraz tarafından imzalandı. İş birliği kapsamında mesleki ve teknik eğitimin geliştirilmesi, ortaöğretim ile yükseköğretim arasındaki geçiş süreçlerinin güçlendirilmesi ve öğrencilerin uygulamalı eğitim imkânlarının artırılması amaçlanıyor. Protokol doğrultusunda Karabük Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencilerine yönelik ortak eğitim faaliyetleri yürütülecek. Atölye ve laboratuvar imkânlarının kullanımı sağlanarak uygulamalı dersler desteklenecek. Ayrıca öğrenci, öğretmen ve akademisyenler arasında etkileşimin artırılması, eğitim modellerine yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılması ve sürecin izleme-değerlendirme aşamalarının birlikte yürütülmesi planlanıyor. İl Millî Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş, mesleki eğitimin üretim ve istihdam açısından büyük önem taşıdığını belirterek üniversite-sanayi iş birliğinin öğrencilerin meslek hayatına daha güçlü hazırlanmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Kötü arkadaş ve yanlış rol modeller çocuk suçluluğu arttırıyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 09:55 Kötü arkadaş ve yanlış rol modeller çocuk suçluluğu arttırıyor Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, kötü arkadaş ve yanlış rol modellerin çocuk suçluluğunu arttırdığını belirerek, çocuklara rol model olarak sosyal medya fenomenleri yerine Selçuk Bayraktar gibi milli ve başarılı uygun rol modelleri örnek gösterdi. Çocuk suçluluğu, çocuk istismarı, kriminoloji ve adli sosyal hizmet alanında önemli çalışmalara imza atan Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, geçtiğimiz günlerde TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda görüşleri alınmıştı. Nedenleri 7 yaşına kadar inebiliyor Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı özel açıklamada, çocuk suçluluğu, sebepleri ve önlenmesine yönelik bilgiler verdi. Gönültaş, sebeplerin 7 yaşına kadar indiğini belirterek, " Çocuk suçluluğu son dönemlerde oldukça dikkat çeken bir konu halinde geldi. Sadece bizim için değil, küresel olarak da diğer toplumlarda, diğer devletlerde de önemli konular içerisinde. Tabi ki çocukların suça karışması, suçla karşı karşıya kalması hem bir başkasını mağdur etmeleri açısından problemli bir durum hem de bu çocukların mağdur olma ihtimallerini de artabiliyor. Çünkü diğer suçlularla karşılaşma ihtimalleri artıyor. Bu etkileşim onları maalesef başka suçluların mağduru olma ihtimallerini artırıyor. Yani hem suçluluk anlamında hem mağdur olma anlamında çocuklar için ciddi bir problem" dedi. Kaynağı sosyalizasyon problemleri Gönültaş, Çocuk suçluluğunun başlıca nedeninin çocuktaki sosyalizasyon problemleri olduğunu ifade ederek, "Çocuk suçluluğu nedir? Çocuk suçluluğu bir çocuktaki sosyalizasyon problemleri sonucu bir takım anti sosyal eğilimler ortaya çıkıyor, işte bu sosyal eğilimler daha da ciddileşerek yıkıcı bozucu davranışlar haline gelmeye başlıyor ve o anda artık buna bir polisiye müdahale gerekli oluyor. Yani ceza adalet sisteminin müdahalesi gerekli oluyor. Biz genel olarak böyle baktığımızda hem biyolojik, hem psikolojik hem sosyal hem de hukuki boyutunu içine alacak şekilde tanımlamamızı yapıyoruz. Çocuk suçluluğu dediğim gibi sosyalizasyon problemleriyle iç içe olan bir konu, ta küçük yaşlara kadar gidiyor. Belki de 7 yaşına kadar gidiyor. 7-12 yaş arası bu anlamda çok önemli bizim için. Özellikle anti sosyal davranışları daha ciddi noktalara dönmeden fark edilip müdahale edilebilirse çocuk suçluluğunda tesirli önleme belki de burası olabilir. Tabii anti sosyal davranışlardan kastımız, her insan bir şekilde anti sosyal davranışlarda bulunabilir ama bazı çocuklar maalesef gerekli önleyici müdahaleler olmadığında ya da özellikle sosyalizasyonda aile, okul, arkadaş grupları, toplum, akrabalar, medya bunlar çok önemli unsurlar yetersiz kaldığında ya da ters etki ettiğinde çok daha ciddi anti sosyal davranışlar işleyebiliyorlar. Bu anti sosyal davranışlara ‘yıkıcı bozucu davranışlar’ diyoruz. Bunların özelliği de şu; Türk Ceza Kanunu’nda bir suç olarak değerlendirilmiyorlar. Suç değiller ancak çocukların suç işlemesini kolaylaştıran, suça staj yapmak gibi, hazırlanmak gibi davranışlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Müdahale edilmediğinde artık birine zarar verecek, Türk Ceza Kanunu’na göre suç oluşturacak bir noktaya gelebiliyorlar. Bundan sonra da çocuk için adalet sistemi süreci başlıyor" dedi. "Uluslararası standartların üzerindeyiz" Gönültaş, Türkiye’nin çocuk suçlulara müdahalede uluslararası standartların üzerinde şartlarda olmasına rağmen bunun yeterli olmadığının altını çizerek, "Ülke olarak biz çocuk suçlarına müdahale konusunda uluslararası standartların üstünde şartlarda müdahaleler, yaklaşımlar yapıyoruz. Ama problem nerede? Tabii ki problem önleme noktasında. Tabii ki daha etkili çalışmalar yapmak gerekiyor. 2010 yılında, Adana’da ‘Yaşam Koçlarıyla Umut Yıldızı Projesi’ adını verdiğimiz projeyi çalıştık. Bu projede özellikle bir ya da 2 defa suça karışmış çocuklarımızı gönüllü olmak şartıyla tabi ki aileleriyle görüşerek sosyal inceleme raporları hazırlayarak gönüllü olanları projeye dahil ettik. Sivil toplum örgütlerimizden destek aldık. Çocuklarımıza meslekler öğrettiler, mobilyacılık gibi demir kaynakçılığı gibi meslekler öğrettiler. Diğer yandan da çocukların kalan boş vakitlerinde de kültürel faaliyetler, tarihi milli değerlerin öğrenilmesiyle ilgili çalışmalar yaptık. O zaman Çocuk Şube’sinde ve Toplu Destekli Polis Şubesi’nde çalışan gönüllü arkadaşlarımızı her bir çocuğa yaşam koçu olarak eşleştirdik. Proje iki noktada katkı sağladı: Bir yandan çocuklarımız faydalı bir uğraşı ve meslek öğrenirken, yaşam koçlarımız da çocukların sosyalleşmesine katkı sağladı. Şu anki en çok üzüldüğümüz nokta şu ki çocuklar maalesef çok ağır şiddet olaylarına karışabiliyorlar. Bunlarda fail oluyorlar. Neticesinde birini öldürmekle, birini katletmekle sonuçlanabiliyor. Maalesef en kötü olanı ise aileler suç işleyen çocuklarını kahramanlaştıran ‘benim oğlumdur, benim çocuğumdur, yapar eder, benim çocuğum yanlış yapmamıştır, yaptığı her türlü yanlışta arkasında dururum’ tarzdaki yaklaşımları. Bu, çocukların daha ciddi suçlara karışmasını kolaylaştırıyor" dedi. "Kötü arkadaş suçun öğrenilmesini kolaylaştırıyor" Kötü arkadaşın suçun öğrenilmesini kolaylaştırdığına dikkat çeken Gönültaş, "Akran zorbalıklarıyla birlikte başlayan olumsuz akran ilişkileri ve kötü arkadaşlıklar da çocukların suçu öğrenmesini kolaylaştırıyor. Bazen öyle oluyor ki arkadaş grupları suçluluğun öğrenildiği, sonra suç işlemi metotlarının geliştirildiği ortamlar haline gelebiliyor. Özellikle bizim hem akademik olarak hem de daha öncesinde bu alanda çalışmış biri soruşturmacı her zaman tavsiye ettiğimiz şey şudur; ‘ iyi arkadaş, iyi arkadaş, iyi arkadaş’ Bizim hocalarımız derslerde şunu söylerlerdi. Bir cüzzamlıyla aynı ortamda olsanız aynı kaptan yeseniz içseniz yine bulaşmama ihtimali var. Bu tıbbi olarak da ispatlanmış ama bir kötü biriyle, olumsuz biriyle bırakın aynı odayı olmayı yan odada olsa bile onun olumsuzluğunun, kötülüğünün size bulaşmama ihtimali yok. Onun için çok dikkat etmek gerekiyor." Dedi. Sosyal medya kötü örnek oluyor Gönültaş, sosyal medya fenomenlerinin çocuklara kötü örnek olduğunu ve suça teşvik ettiğini ileri sürüp, "Günümüzde artık gençlerin arkadaşlık ortamları, sosyal medyaya doğru kaymaya başladı. Sosyal medyada takip ettikleri kişiler var. Fenomen adı altındaki bu kişilerin çok fazla takipçileri olmaları, bir başarı unsuru gibi görülüyor. Bu mecrada mafyatik tipler lüks yaşamlarını gösteriyorlar, lüks arabalar bindiklerini, iyi giyindiklerini, iyi yaşadıklarını gösteriyorlar. Bunları gören çocuklar bu yaşantılara özeniyorlar. Suç örgütlerinin en çok ihtiyaç duyduğu şey, kullanabilecekleri elemanlardır. Eylemlerini yaptırabilecekleri, suçları üstlerine yıkabilecekleri gençleri bulmaktır. Bu örgütler ve kişiler sosyal medya paylaşımları ile lüks yaşantıya özenti duyan gençlere bu hayatları yaşayabilecekleri mesajını verip onları tuzaklarına çekmek istiyorlar" şeklinde konuştu. Çeteler suç işlemeyi ve vicdani rahatsızlığı yenmeyi öğretiyor Gönültaş, çeteler tarafından suç işlemeyi ve vicdanı rahatsızlığı yenmesini öğrenen çocukların ilerleyen yaşlarda çok daha büyük ve tehlikeli suçlar işleyebileceklerini altını çizerek, "Çeteler çocuklara suç işlettiklerinde onlara suçu öğrettikleri gibi, suçu işlediklerinde meydana gelen vicdani rahatsızlığın üstesinden gelmeyi de öğretiyorlar. Çocuklar vicdani bir rahatsızlık duymadıklarında çok daha tehlikeli olabiliyorlar. Bu, ileriki yaşlarda işlenebilecek çok ciddi suçlar için de bir zemin sağlamış oluyor. Küçük yaşlarda suç işlemeye başlamış, vicdanı rahatsızlığın üstesinden gelmeyi öğrenmiş, ileriki yaşlarında daha ciddi suçları işlediğinde, ‘Ben haklıydım işte. Karşı taraf haksızdı, ben aslında ona zarar vermedim, ben ne yaptıysam daha iyi şeyler için yaptım’ gibi bir takım çarpıtmalar geliştiriyorlar ve suç işlemeleri kolaylaşıyor" ifadelerine yer verdi. Umut Yıldızı Projesi ile yüzde 85’lik başarı sağlandı Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, 2010 yılında Adana’da suça karışan çocuklar üzerinde uyguladıkları ‘Yaşam Koçlarıyla Umut Yıldızı Projesi’ ile yüzde 85 oranında başarı sağladıklarını hatırlatarak, "işte biz bu ‘Umut yıldızı projesi’ ile çocukların boş zamanların değerlendiremediklerini fark ettik. Özellikle suç işleyen çocuklardaki en büyük problem şu, boş vakitleri nasıl değerlendireceklerini bilemiyorlar. İkinci olarak uygun kişileri kendilerini rol model olarak almıyorlar. Biz projemiz ile yaşam koçlarını kendilerine rol model almalarını istedik. Meslekler öğreterek faydalı uğraşı edilmelerini istedik. Proje bittikten sonraki 6 aylık döneminde baktığımızda çocukların yaklaşık yüzde 85’inin herhangi bir suça karışmadığını gördük. Tabii bu bizi çok sevindirdi. Çocuklarımızın yüzde 60’ı ise bir işte çalışmaya devam etti. Kendi işini kuran, kendi işini yapanlar oldu. Büyüyüp yetişkin hale gelmelerine rağmen eğitim aldıkları kurumlarla bağını kopartmayanlar oldu." Şeklinde konuştu. Selçuk Bayraktar’ı örnek rol model olarak gösterdi Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, çocuk suçluluğun önlenmesi için çocukların önüne uygun rol modellerin konulması gerektiğine dikkat çekip şunları söyledi. "Eğer biz çocuk suçluluğunu önlemek istiyorsak çocuklarımıza uygun rol modeller bulmamız lazım. Sosyal medyadaki bu tarz tipleri mi, yoksa bizim tarihimizdeki milli modelleri mi? Bu anlamda ben şu anda çok önemli bir değerimiz olan Selçuk Bayraktar olduğunu görüyorum. Hem milli bir yönü var hem de çağın teknolojik gereksinimleri noktasında kendini yetiştirmiş, ülkesine katkı sağlayan bir mühendislik yönü var. Özellikle erkek çocuklar için önemli bir rol model olacağına inanıyorum. İkinci olarak ise çocuklarımıza gelecekte kendilerine faydalı olacak beceriler öğretebilirsek doğal olarak başka olumsuzlukların içerisine girme ihtimalleri de azalmış olacaktır" (GF-
Gençlerin meslek lisesi tercihi artıyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 09:50 Gençlerin meslek lisesi tercihi artıyor Kütahya Valisi Musa Işın, meslek liselerine kayıt yaptıran öğrenci sayısının 4 bine ulaştığını açıkladı. Mesleki Eğitimde Stratejik İşbirliği, Dijital Dönüşüm ve Hamilik Protokolü, düzenlenen törenle imzalandı. Programda konuşan Kütahya Valisi Musa Işın, nitelikli iş gücünün kalkınmanın anahtarı olduğunu vurguladı. Sanayi sektörünün en önemli sorunlarından birinin nitelikli eleman ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Vali Musa Işın, mesleki eğitimin bu sorunun çözümünde kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Meslek liselerinin ülkenin beceri sermayesinin temelini oluşturduğunu ifade eden Işın, bu okulların güçlenmesinin ekonomik kalkınmaya doğrudan katkı sunduğunu söyledi. Son yıllarda uygulanan politikalarla mesleki eğitimin yeniden ivme kazandığını dile getiren Vali Musa Işın, sanayi ile okul entegrasyonunun yeniden sağlandığını kaydetti. Bu entegrasyonun hem öğrenciler hem de sanayi kuruluşları açısından önemli kazanımlar sağladığını belirtti. Kütahya’daki öğrenci sayılarıyla ilgili de bilgi veren Vali Musa Işın, 2024-2025 eğitim öğretim yılında meslek liselerine kayıt yaptıran öğrenci sayısının 2 bin 500 olduğunu, 2025-2026 eğitim öğretim yılında ise bu sayının 4 bine ulaştığını açıkladı. Bu artışın, mesleki eğitime olan ilginin her geçen yıl arttığını gösterdiğini ifade etti. Gençlere istihdam güvencesi sunulmasının mesleki eğitimin tercih edilirliğini artırdığını belirten Vali Musa Işın, "Gençlerimiz sonuç gördüğünde bu alanlardan uzaklaşmıyor" dedi.
Yaşar Üniversitesi’nden uluslararası başarı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 09:41 Yaşar Üniversitesi’nden uluslararası başarı Yaşar Üniversitesi yürüttüğü akademik ve araştırma faaliyetleriyle, Avrupa Birliği Mükemmelliyet Merkezi aracılığıyla AB Bilim Diplomasisi Birliği’ne kabul edilerek Türkiye’den bu alanda üyelik kazanan ilk ve tek üniversite oldu. Avrupa’nın saygın üniversiteleri ve araştırma merkezlerinin yer aldığı AB Bilim Diplomasisi Birliği’ne üyelik, Yaşar Üniversitesi’nin akademik ve araştırma alanındaki uluslararası yetkinliğini bir kez daha ortaya koydu. Üniversite, Türkiye’den Birliğe kabul edilen ilk kurum olma özelliğini taşıyor. Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, üniversitenin uluslararasılaşmayı temel hedeflerinden biri olarak benimsediğini belirterek, "Eğitimden araştırmaya kadar tüm alanlarda küresel ölçekte rekabet edebilen bir üniversite olmayı amaçlıyoruz" dedi. Uluslararası akreditasyonlar, artan yabancı öğrenci sayısı ve dünya üniversiteleriyle geliştirilen iş birliklerinin bu vizyonun önemli çıktıları olduğunu vurgulayan Yiğitbaşı, "Mezunlarımızın uluslararası arenada fark yaratan bireyler olarak yetişmesi bizim için büyük önem taşıyor" diye konuştu. Yiğitbaşı, güçlü akademik kadro ve yenilikçi eğitim anlayışıyla Yaşar Üniversitesi’nin uluslararası başarılarını sürdürülebilir hale getirmeyi hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Bilim diplomasisi Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller AB Bilim Diplomasisi Birliği’ne üyeliğin üniversiteye prestij ve önemli katkılar sağlayacağı belirterek, "Üniversitemiz göç, güvenlik, çeşitlilik, gençlik ve uluslararası ilişkiler alanlarındaki uzman akademik kadrosu, Avrupa Birliği destekli projelerdeki güçlü deneyimi, çok disiplinli araştırma merkezleri ve uluslararası ağlardaki aktif çalışmalarıyla bilim diplomasisi alanında dikkat çeken bir birikime sahip bulunuyor. AB Bilim Diplomasisi Birliği üyeliğiyle birlikte üniversitemizin uluslararası akademik iş birliklerini daha da derinleştirmesi, küresel etki alanını genişletmesi ve bilim temelli diplomatik girişimlerde etkin rol üstlenmesi hedefleniyor" dedi. Bilim diplomasisinin günümüz dünyasında artan önemine dikkat çeken Yaşar Üniversitesi AB Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gökay Özerim, bilimsel iş birliklerinin ülkeler arasında güven inşasında kilit rol oynadığını belirtti. Prof. Dr. Özerim sözlerini şöyle sürdürdü: "Bilim diplomasisi, günümüzde uluslararası çatışmaların, bölgesel krizlerin ve küresel anlaşmazlıkların arttığı bir dönemde, ülkeler arasında güven inşa edilmesi, diyalog kanallarının açık tutulması ve ortak sorunlara bilim temelli çözümler üretilmesi açısından kritik bir rol oynuyor. Akademik bilgi, bilimsel iş birliği ve uzmanlık paylaşımı, siyasal gerilimlerin ötesinde kalıcı ve yapıcı ilişkilerin kurulmasına katkı sunması açısından bilim diplomasisi temelli girişimler bu nedenle çok önem taşıyor."
YÖK Başkanı Özvar: "Nijerya ile üniversitelerimiz arasında lisans ve lisansüstü düzeyde ortak diploma programları geliştireceğiz"
27 Ocak 2026 Salı - 21:34 YÖK Başkanı Özvar: "Nijerya ile üniversitelerimiz arasında lisans ve lisansüstü düzeyde ortak diploma programları geliştireceğiz" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Nijerya ile üniversitelerimiz arasında lisans ve lisansüstü düzeyde ortak diploma programları geliştirmeyi öngörmekteyiz" dedi. YÖK Başkanı Özvar, sosyal medya hesabından, Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu’nun himayelerinde, Nijerya Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Bianca Odumegwu-Ojukwu ile Yükseköğretim Alanında İş Birliğine Yönelik Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasına dair paylaşım yaptı. Özvar, "Bu iş birliği; Türkiye ve Nijerya yükseköğretim sistemleri arasında kurumsal ortaklığı güçlendirmeyi, Üniversitelerimiz arasında lisans ve lisansüstü düzeyde ortak diploma programları geliştirmeyi, öğrenci ve öğretim elemanı değişimini teşvik etmeyi, eğitim ve staj hareketliliğini artırmayı, ortak çalıştay, konferans ve akademik toplantılar düzenlemeyi, Eğitim materyali ve teknik uzmanlık paylaşımını ilerletmeyi, derece ve diplomaların tanınmasına yönelik süreçlerde karşılıklı bilgi paylaşımını sağlamayı, akademik iş birliklerini sürdürülebilir ve kurumsal bir zemine oturtmayı öngörmektedir. Türk yükseköğretimi olarak, akademik iş birliklerimizi derinleştirmeye ve üniversitelerimizi küresel ölçekte daha güçlü bağlarla buluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
TOGÜ kendi ekmeğini üreterek 2 milyon TL tasarruf sağlandı
27 Ocak 2026 Salı - 17:36 TOGÜ kendi ekmeğini üreterek 2 milyon TL tasarruf sağlandı Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi bünyesinde kurduğu mutfakta yemekhane, sosyal tesis ve hastane için roll ekmeğini kendi bünyesinde üreterek hem 2 milyon TL’yi aşan tasarruf sağlanarak hemde öğrencilere uygulamalı eğitim imkânı sundu. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) 2025 yılında yemekhanelerinde, sosyal tesislerinde ve hastanesinde kullanılan paketli roll ekmeğini kendi bünyesinde üretmeye başlayarak önemli bir üretim hamlesini hayata geçirdi. Bu uygulama hem üniversite bütçesine sağladığı katkı hem de öğrencilere sunduğu uygulamalı eğitim imkânları açısından dikkat çekiyor. 10 ayda 1 milyon 250 bin adet roll ekmek üretildi Mart 2025’te başlayan üretim sürecinin 10 aylık döneminde TOGÜ tarafından toplam 1 milyon 250 bin adet roll ekmek üretildi. Bu üretimin 390 bin adedi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığına bağlı yemekhanelerde ve sosyal tesislerde kullanılırken, 860 bin adedi üniversite hastanesinin ihtiyacını karşılamak üzere üretildi. Söz konusu rakamlar, üniversitemizin temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde kendi imkânlarıyla karşılayabildiğini ortaya koydu. Üniversite bütçesine 2 milyon tl’yi aşan katkı Üretilen bu miktardaki roll ekmeğin üniversite dışından temin edilmesi durumunda, 10 aylık süreçte üniversite bütçesinden yaklaşık 2 milyon 62 bin TL harcama yapılması bekleniyordu. Kendi üretimini gerçekleştiren TOGÜ, bu sayede önemli bir mali tasarruf sağlayarak kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasına katkıda bulundu. Öğrencilere uygulamalı eğitim imkânı Öte yandan üretim süreci, üniversite bünyesinde eğitim öğrenim gören öğrenciler için de önemli bir uygulama fırsatı sunuyor. Öğrenciler, TOGÜ Mutfakta yürütülen çalışmalar sayesinde teorik bilgilerini uygulamalı eğitimle pekiştirme imkânı bulurken, mesleki deneyim kazanarak iş hayatına daha donanımlı şekilde hazırlanıyor.
Haliliye’de gençlere destek
27 Ocak 2026 Salı - 17:29 Haliliye’de gençlere destek Haliliye Belediyesi, sınavlara hazırlanan gençlere yönelik eğitim desteklerini sürdürüyor. Gençlere ve eğitime büyük önem veren Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’ın talimatlarıyla eğitim ve hobi çalışmaları ilçe genelinde devam ediyor. Bu doğrultuda, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü ile Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle gençler geleceğe hazırlanıyor. Bahçelievler Gençlik ve Eğitim Merkezi’nde dershaneler düzeyinde konu anlatımları, soru çözümleri ve etüt çalışmaları gerçekleştiriliyor. Söz konusu merkezde yürütülen ücretsiz kurs hizmeti kapsamında, öğrenciler ÖSYM formatına uygun şekilde hazırlanan deneme sınavlarına katılarak bilgi ve becerilerini ölçme fırsatı buluyor. Bahçelievler Gençlik ve Eğitim Merkezi’nde düzenlenen deneme sınavları, öğrencilere hem gerçek sınav atmosferini yaşattı hem de eksiklerini tespit etme imkanı sundu. Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’ın eğitime verdiği önemle hayata geçirilen bu çalışmalar, gençlerin sınavlara en iyi şekilde hazırlanmasını hedefliyor. Kursa katılan öğrenciler, sunulan imkanlardan duydukları memnuniyeti dile getirerek Başkan Canpolat’a ve emeği geçen eğitim kadrosuna teşekkür etti. Haliliye Belediyesi, eğitim alanındaki yatırımları ve gençlere sunduğu kapsamlı desteklerle onların yanında olmaya devam ediyor. Sınavlara hazırlık sürecinde verilen bu imkanlar, hem öğrenciler hem de aileleri tarafından büyük takdir topluyor.
Türkiye’de bir ilk: Öğrenci başarısı artık yapay zeka takibinde
27 Ocak 2026 Salı - 17:10 Türkiye’de bir ilk: Öğrenci başarısı artık yapay zeka takibinde Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Türkiye’nin ilk "Yapay Zeka Destekli Öğrenci Başarı Analizi Sistemi"ni geliştirdi. Sistemle birlikte eğitim programları güncel tutularak; öğrencinin bilgi, beceri ile yetkinlik gelişimi mezuniyete kadar izlenebilecek. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) "2030’a Doğru Türk Yükseköğretiminin Yol Haritası" vizyonu doğrultusunda üniversitenin tarafından geliştirilen sistem, eğitim süreçlerinin dünyadaki hızlı değişim ve dönüşüme uyum sağlamasını hedefliyor. Geliştirilen modelle, eğitim programlarının güncelliği korunurken, öğrencilerin bilgi, beceri ve yetkinlik gelişimleri mezuniyete kadar veri tabanlı olarak izlenebilecek. Program tasarımından, derslerin verilme ve değerlendirmeye kadar tüm süreçleri kapsayan sistemde yapay zeka, akademisyenlere her adımda karar destek mekanizması olarak hizmet verecek. Kişiselleştirilmiş öğrenmeye geçiliyor Sistemde öğrencilerin kazanımları kişiselleştirilebiliyor. Kazanımlar önceki haftalarda yapılan ve kaydedilen aktivitelere ve sınav sonuçlarına göre yapay zeka ile analiz ediliyor. Bu analiz sonucunda her öğrencinin ders kazanımlarını hangi düzeyde başardığı belirleniyor ve sonraki haftalar için öğrenciye özel; ödev, telafi çalışmaları ve destekleyici öğrenme önerileri sunuluyor. "Teknolojiyi gelişmeleri desteklemeye devam edeceğiz" Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Talip Emiroğlu, üniversite tarafından geliştirilen bu sistemin, dünyadaki değişime ve yeniliklere uyum sağlaması açısından son derece önemli olduğunu vurguladı. Dr. Talip Emiroğlu, bu tür inovatif gelişmeleri desteklemeye devam edeceklerini söyledi. "Dünya sürekli değişiyor, eğitimi güncel tutmalıyız" Projeye ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ise sistemin temel amacının değişen dünyaya ayak uydurabilen dinamik bir yükseköğretim modeli oluşturmak olduğunu belirterek, "Bu proje aslında yükseköğretimin ve üniversitelerin, teknoloji ve yapay zeka destekli hızlı değişime uyum sağlaması için geliştirilmiş bir eğitim-öğretim yönetim sistemidir. Artık dünya 3-5-10 yılda bir değişmiyor, sürekli değişiyor. Bu nedenle eğitim-öğretimi de sürekli güncel tutmamız gerekiyor. Sistemin en önemli faydası tam olarak budur" dedi. Sistem böyle işleyecek Sistemin işleyişi hakkında bilgi veren Elmas, her dersin kazandıracağı yetkinliklerin net olarak tanımlandığını belirterek, şunları kaydetti: "Bu modelde her dersin öğrenciye hangi bilgi, beceri ve yetkinliği kazandıracağı net olarak tanımlanıyor. Bu kazanımların hangi derslerle, üniversite içi ya da dışı hangi faaliyetlerle, hangi yöntemlerle elde edileceği sistem içinde yer alıyor ve sürekli güncelleniyor. Mezuniyet aşamasında ise öğrencinin üniversitenin garanti ettiği bilgi, beceri ve yetkinliklere ne ölçüde ulaştığını açık şekilde görebileceğiz." "Yapay zeka ölçme, değerlendirme ve gelişimi izleyecek" Yapay zekanın öğrenciyi pasifleştiren değil, aktif öğrenmeyi destekleyen bir araç olarak kullanıldığını vurgulayan Prof. Dr. Muzaffer Elmas, "Öğrencinin sınıf içinde dersin 3’te 2’sini aktif geçirmesini hedefliyoruz. İnceleme, araştırma, sunum, rapor hazırlama gibi faaliyetlerle dersler interaktif yürütülecek. Yapay zeka burada ölçme, değerlendirme ve gelişim takibini yapacak. Öğrencinin gelişimi sürekli izlenecek ve desteklenecek" diye konuştu. Mezuniyet öncesinde eksiklikler tamamlanacak Elmas, mezuniyet öncesinde öğrencinin eksiklerinin tespit edilerek tamamlanmasının da sistemin önemli bir ayağı olduğunu dikkati çekerek, "Öğrenci mezun olmadan önce, dünyaca kabul edilen bilgi, beceri ve yetkinliklere hangi oranda sahip olduğunu göreceğiz. Eksik kalan yönlerini yine yapay zeka desteğiyle ve akademik geri bildirimlerle tamamlamayı hedefliyoruz. Ayrıca sistemimiz bireysel ve kişiselleştirilmiş öğrenmeye de son derece uygun" şeklinde konuştu. "Nihai karar akademisyene aittir" Yapay zekanın bir araç olduğunu, asıl rolün akademisyende bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Elmas, "Bu bir karar destek sistemidir. Nihai karar her zaman akademisyene aittir. Sistem öğretim üyelerinin işini kolaylaştırırken, aynı zamanda daha fazla akademik hakimiyet gerektiriyor. Akademisyen artık öğrencinin hangi konuda eksiği olduğunu çok net görebilecek ve buna göre süreci yönetecek" dedi. Türkiye’de bir ilk Üniversitenin vizyonuna da değinen Prof. Dr. Muzaffer Elmas, "Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi olarak ismimizin de taşıdığı teknoloji vurgusuna uygun bir adım attık. Bu yönüyle özgün ve yerli bir üründür. Türkiye’de bu sistemi sistematik olarak uygulayan ilk üniversite olma özelliğini taşıdığımızı düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
KTO Karatay Üniversitesi ile TÜGVA arasında İhtisas Akademisi İş Birliği Protokolü imzalandı
27 Ocak 2026 Salı - 16:57 KTO Karatay Üniversitesi ile TÜGVA arasında İhtisas Akademisi İş Birliği Protokolü imzalandı Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi ile Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) arasında üniversite çağındaki öğrencilerin ulusal ve uluslararası sorunlara yönelik farkındalık kazanmalarını desteklemek amacıyla "İhtisas Akademisi İş Birliği Protokolü" imzalandı. KTO Karatay Üniversitesi ile TÜGVA arasında İhtisas Akademisi İş Birliği Protokolü imzalandı. Öğrencilere akademik eğitimler sunulması, sosyal bilinçlerinin geliştirilmesi, disiplinler arası etkileşimin artırılması ve nitelikli akademik çalışmalarla literatüre katkı sağlanması hedefiyle imzalanan protokol törenine, KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç ve TÜGVA Üniversiteler Koordinatörü İsmail Hakkı Karagüzel katıldı. "İş birliğimiz ile üniversite çağındaki öğrencilerin akademik birikimlerinin güçleneceğine inanıyoruz" Törenin açılış konuşmasını yapan KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, "TÜGVA ile olan iş birliğimizden dolayı çok memnunuz. Hayata geçirilen protokol sayesinde üniversite çağındaki öğrencilerin akademik birikimlerinin güçleneceğine, ulusal ve uluslararası gelişmelere karşı daha donanımlı ve bilinçli bir bakış açısı kazanacaklarına inanıyorum. Bu noktada hedefimiz ortak. Bütün derdimiz ve gayretimiz gençleri iyi yetiştirmek. Böyle bir imkanı üniversitemize tanıdığınız için teşekkür ediyor, iş birliğimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi. "Gençlerimizin akademik ve sosyal yönden gelişimlerini destekliyoruz" TÜGVA Üniversiteler Koordinatörü İsmail Hakkı Karagüzel, "Üniversite çağındaki gençlerimizin akademik ve sosyal yönden gelişimlerini desteklemek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında KTO Karatay Üniversitesi ile bu protokolü imzalamak bizim için çok kıymetli ve değerli. İhtisas Akademisi çerçevesinde gerçekleştirilecek eğitim, seminer ve akademik faaliyetlerin gençlerimizin vizyonuna önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Üniversite öğrencilerine bu fırsatları tanıdığınız ve imkanı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Tören, protokolün imzalanması, hediye takdimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.