ASAYİŞ - 04 Mayıs 2026 Pazartesi 10:40

Köyden çıkmayan traktöre otoyol cezası

A
A
A
Köyden çıkmayan traktöre otoyol cezası

Düzce’de çiftçi Hüseyin Yıldız’ın traktörüne Kuzey Marmara Otoyolu’ndan ihlali geçiş yaptığı gerekçesiyle ceza kesildi. Yıldız, karara itiraz etmesine rağmen banka hesabına bloke konulması nedeniyle tarımsal faaliyetlerini yürütemiyor.


Düzce Merkeze bağlı Düzköy’de çiftçilikle uğraşan Hüseyin Yıldız’a, 81 ABN 726 plakalı traktörünün 2023 yılında Kuzey Marmara Otoyolu’nu kullanarak ihlali geçiş yaptığı gerekçesiyle 4 bin 500 lira ceza tebliğ edildi. Duruma şaşıran Yıldız, aracının en fazla 25 kilometre hız yapabilen bir traktör olduğunu ve köy dışına hiç çıkmadığını belirterek ilgili kurumlara itirazda bulundu.


İddiaya göre, yapılan telefon görüşmelerinde yetkililer aracın traktör olduğunun tespit edildiğini ve sistemdeki hatanın düzeltileceğini iletti. Ancak aradan geçen zamana rağmen ceza iptal edilmediği gibi, Yıldız’ın banka hesaplarına haciz işlemi uygulandı. Tarımsal üretimin başladığı şu günlerde hesaplarındaki bloke nedeniyle işlem yapamayan Yıldız, duruma tepki gösterdi.


"Traktör köyden dışarı çıkmadı"


Yaşadığı süreci anlatan Hüseyin Yıldız, traktörün otoyolda görülmesinin fiziksel olarak mümkün olmadığını belirterek, "Traktör köyden dışarı çıkmadı ki. Otoyolda hızlı gitmek gerekiyor ama bunun hızı 25 kilometre. Ayrıca köyden dışarı çıkmayan bir traktör, bahçede kullanıyorum. Otoyolda görülmüş. Nasıl görüldü ben de bilmiyorum. Zaten geçmesi mümkün değil ki, köyden dışarı çıkamaz" dedi.


"Elimiz kolumuz bağlı"


Cezaya itiraz ettiğini söyleyen Yıldız, "İtirazımdan sonra Kuzey Marmara Otoyolu yetkilileriyle görüştüm. ’Siz herhangi bir ödeme yapmayın, biz düzelteceğiz. Traktör olduğu görüldü’ denildi telefonda bana. Ben de düzelecek diye bekliyordum ama 10 gün önce bankadan aradılar. Kuzey Marmara Otoyolu sebebiyle haciz işlemi yapılmış banka hesaplarıma. Hesaplarımı kullanamıyorum. Gübre desteğini alamıyorum, mazot desteğini de vermiyorlar, orada kaldık. Tarlamı ekemez hale geldim. Yeniden itiraz ettim. ’Düzeltme yapılacak’ dediler. 2025 yılından beri düzeltilmesini bekliyorum, düzelen bir şey yok. Şu anda mağdurum. Tam ekim zamanı geldi. Elimiz kolumuz bağlı. Mağduriyetimi nasıl gideririm bilmiyorum, uğraşacağız" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Her tarlaya 7 yılda bir ekilen tescilli Karacadağ pirincinin ekimine başlandı Diyarbakır’da Karacadağ bölgesindeki bazalt taşlı arazilerde doğal kaynak suyuyla yetiştirilen, rengi, aroması ve lezzetiyle tescilli Karacadağ pirincinin ekimine başlandı. Türk Patent ve Marka Kurumunca tescilli Karacadağ pirincinin ekimi, sulaması ve hasadı, Karacadağ bölgesindeki arazi yapısının taşlı olmasından dolayı genellikle çoğu yerde insan gücüyle yapılıyor. Tohumunun tonu 140 bin lira olan bu pirinç, geçen sene kilosu 120 ila 350 lira arasında satıldı. Verimli olması için 7 yılda bir tercih edilen tarlalar, ekimle birlikte gölette biriktirilen kar suyuyla sulanıyor. Çiftçi Muhittin İzol, İHA muhabirine, bu mevsimde pirinç ektiklerini, şu an bin dönüm araziye ekim yaptıklarını söyledi. Karacadağ pirincinin doğal, şekersizdir ve çok sağlıklı olduğunu belirten İzol, tarlayı traktörle açtıklarını, elle tohumu attıklarını ifade etti. İzol, daha sonra suyu bıraktıklarını aktararak, "Suyumuzda kanalla göletten geliyor. 5,5 ay sulama yapıyoruz. Ondan sonra olgunlaşma zamanı geliyor. Biçtikten sonra kurutup kamyonla fabrikaya götürüyoruz. Bu pirincin özelliği elle atıyoruz, gübresizdir. Bazı yerler gelişmezse hayvan gübresini veriyoruz" dedi. Tohum atma döneminin bir ay sürdüğünü kaydeden İzol, "Bir taraftan tohum atarken bir taraftan su bırakıyoruz. Suyumuz, Karacadağ suyudur. Gölette kar ve yağmur suyu biriktiriyoruz. Bu sene Allah verdi, suyumuz çoktur. Karacadağ lezzetlidir. Yiyenler başka pirinç yemiyor. Bence bizim Karacadağ pirinci gibi dünyada yoktur. Bu sene kilosunu 300 liraya veriyorduk. 1985’ten beri bu işi yapıyoruz. Silvan, Bismil ilçeleri tarafında da yetişiyor ama ovadır. Bizim dağdır, Karacadağ tarafıdır. Her tarla 7 yılda bir ekiliyor. Bunu yapmazsak pirinç güzel çıkmıyor. Toprağı dinlendirmek için 7 yılda bir ekiyoruz" diye konuştu.
Yozgat Annesi tasarımlarına ’zımbırtı’ demişti, şimdi uluslararası sunuma hazırlanıyor Yozgat’ın Yerköy ilçesinde yaşayan Efendi Açıkgöz isimli 11. sınıf öğrencisi geliştirdiği buluşlarıyla evi dağıtıp annesini yormuş olsa da şimdi uluslararası platformda sunum yapmaya hazırlanıyor. Yerköy Rabia Koyunbaşoğlu Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Efendi Açıkgöz, küçük yaşlarında elektrikli cihazlara ilgi duydu. Oyuncaklarını, evdeki küçük ev aletlerini açıp inceleyen Açıkgöz’ün evi dağıtıp annesini yorduğu zamanlar oldu. Yaptığı tasarımlar annesi tarafından ’zımbırtı’ olarak adlandırılsa da Efendi Açıkgöz bununla yetinmeyerek tasarımlar projeler yaparak hayallerini çizime döktü ve cihazlarıyla somutlaştırdı. BM konferansında sunum yapacak Açıkgöz, Danışman Öğretmeni Duygu Çiftçi ile 13-14 Nisan 2026 tarihlerinde, Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK) koordinasyonunda yürütülen ‘GençTek Akran Öğrenme Modeli ve Genç Bilişim Ekosistemi’ çalışmaları kapsamında 2. GençTek Zirvesi’ne katıldı. Yozgat ilini temsilen kurulan stantta ’Derman: İnsansız Afet Kurtarma Aracı’ projesini sundu ve Türkiye genelinden yalnızca 25 öğrencinin sunum yapmaya hak kazandığı ’Sahne Senin’ etkinliğinde yer aldı. Çiftçi ayrıca 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda sunum yapmaya hak kazandı. Bu konferansa 196 ülkeden katılım bekleniyor. "Afetzedelerin derdine ‘Derman’ olmak istedim" Çalışmalarının evrildiği süreçten söz eden Açıkgöz, "Küçüklükten itibaren kendimce projeler geliştirerek, çizimler yaparak teknolojiye ve yazılıma büyük ilgi duydum. Elektronik alanda da kendimi geliştirmeye çalıştım. Kendi hayal dünyamda çizimler oluşturdum. ’Derman’ isimli projemi toplam iki ayda tamamladım. Bu proje afetzedelerin bulunduğu zor durumları gördüm ve bu şekilde proje hazırladım. Depremzedelerin derdine derman olmak istedim. Biliyorsunuz deprem anında şebekeye erişim olmuyor. Depremzedelerle araç, kendi ağını oluşturarak tek tıkla iletişim kurmayı sağlıyor. Aracı kullanan operatör ile depremzede, şebeke erişimi olmadan iletişim sağlayabiliyor. Antalya Konferansı’na davet edildik. Avrupa Birliği’nin bulunduğu etkinlikte projemizi sunacağız ve Yozgat’ı temsil edeceğiz" dedi. "Derman aracı kendi Wi-Fi ağını oluşturuyor" Tasarladığı projesinin detaylarına değinen Açıkgöz, "Derman aracı kendi Wi-Fi ağını oluşturduğu için depremzede ile internet ve şebeke olmadan iletişim sağlayabiliyorum. Şu an oluşturduğumuz senaryoya göre enkaz altında kalmış depremzede arkadaşımız bize mesajını gönderdi. Arkadaşımızın yanına aracımız ulaştı. Genel sağlık durumu bilgilerini, depremzedenin görüntülerini ve yakınlarına ulaşmamızı sağladı. Depremzedenin bulunduğu ortamın nem ve sıcaklık bilgilerini, etraftaki mesafe verilerini, ultrasonik sensörlerimizle ortam gaz seviyesini görebiliyoruz, görüntüsünü izleyebiliyoruz. Sesli ve yazılı olarak iletişim sağlayabiliyoruz" ifadelerini kullandı. Efendi Açıkgöz’ün danışman öğretmeni olan Duygu Çiftçi, "Genç-Tek projelerinin danışmanlığını yürütüyorum. Genç-Tek projeleri kapsamında yetenekli öğrencilere ihtiyacımız vardı. Okulda küçük çaplı bir araştırma yaptım. Yetenekli öğrencilerin araştırmaları sonucunda Efendi Açıkgöz’ün çalışmalarını inceledim. Kayda değer çalışmaları vardı, beni çok etkiledi. İl koordinatörümüze çalışmalarını gönderdim. Genç-Tek projeleri kapsamında çalışmalarının değerlendirilebileceğini söyledi ve süreç böyle başladı diyebilirim" dedi. Okul Müdürü Efendi Durmaz, "Öğrencimizin böyle bir projede başarılı olması okul olarak bizi çok mutlu etti, gururlandırdı. Bu projede desteklerinden dolayı Duygu Hanım’a çok teşekkür ediyoruz. Öğrencilerimiz özellikle bu alanda yeteneklerini gösterebilirse, hayallerini gerçekleştirebilirse ülkemizin geleceği için kalkınması için de çok güzel olacağını düşünüyoruz" diyerek öğrencileriyle gurur duyduğunu söyledi. "Oğluma ’Bu zımbırtıları kaldır’ derdim" Efendi Açıkgöz’ün annesi Sebahat Açıkgöz, "Küçük yaşlardan itibaren ilkokul dönemlerinde dahi oğlum elektronik eşya, küçük ev aletleri, kendi oyuncakları, oyuncaklarının içi hatta kızardım, ‘Oyuncaklarını yine mi söktün? Yine mi dağıttın? Yine mi kırdın?’ diye. Bu tarz hep bir ilgisi vardı. Bu noktalara gelebileceği kendi içindeki hayallerinin bu derece büyük olduğunu ben düşünmemiştim. Hiçbir eğitim almadan kendi adına kendi çalışmasıyla bu noktaya gelmesinden ötürü oğlumu kutluyorum. Biz hiçbir yönlendirme yapmadık, tamamen kendi ilgisi. Döküyorsun, dağıtıyorsun, kırıyorsun, oğlum bu oyuncağını da mı açtın, bunu da mı kırdın, bu zımbırtıları kaldır diye böyle şeylerimiz de oluyordu. Küçüklükten itibaren kendi ilgisi, kendi yeteneği. Hayallerimde çocuklarımın en güzel yerlere gelmesi var. Oğlum, Selçuk Bayraktar’ın hayatını çok merak eder, araştırır. Onun hayatını izleyerek onun geçtiği yollardan geçip ‘Anne ben de bir Selçuk Bayraktar’ın annesini sahneye çıkardığı gibi bir gün ben de seni sahneye çıkaracağım’ diye sık sık söz eder. Efendi’nin kardeşiyle paylaştığı küçük bir çalışma odası var. Çalışma masası küçücük ama hayalleri büyük. Odasında camı dahi yok, dışarıya açılan bir penceresi yok ama onun hayalleri inanıyorum ki dünyaya açılacak" şeklinde konuştu.
Trabzon ‘Havadaki Laz’ üniversite öğrencileri ile bir araya geldi Sosyal medyada "Havadaki Laz" olarak tanınan ve çektiği uçuş ile seyahat videolarıyla geniş bir kitleye ulaşan Pilot Murat Şen, Avrasya Üniversitesi’nde düzenlenen "Havacılık ve Dijital Medya" konulu söyleşiye katıldı. Avrasya Üniversitesi Sivil Havacılık ve Kabin Hizmetleri Programı ile Medya Kulübü tarafından organize edilen etkinlikte Şen, mesleki deneyimlerini öğrencilerle paylaştı. Özellikle kendine has anlatımı ve yöresel üslubuyla dikkat çeken Şen, dijital platformlarda Trabzon kültürünü de tanıtan içerikler üretmesiyle öne çıkıyor. Trabzon’un Çaykara ilçesi Ataköy Mahallesi’nden olan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Şen, kıtalararası uçuşlarla sürdürdüğü pilotluk kariyerinin yanı sıra sosyal sorumluluk projeleri ve eğitim faaliyetlerinde de aktif rol aldığını ifade etti. Söyleşi kapsamında öğrencilerle samimi bir sohbet gerçekleştiren Şen, Sivil Havacılık ve Kabin Hizmetleri Programı bünyesinde bulunan Mock-Up sınıfını da ziyaret etti. Kendi memleketinde bu tür bölümlerin bulunmasının önemine değinen Şen, "Trabzon’da bu imkanların olması çok değerli. Sizler de oldukça iyi uygulama alanlarında eğitim alıyorsunuz, gelecekte çok başarılı olacağınıza inanıyorum" dedi. "Faroz’dan Uzungöl’e havadan yolculuk" Konuşmasında geleceğe yönelik hayallerini de paylaşan Şen, Amerika’da yaygın olan denize iniş yapabilen küçük uçakların Trabzon’da da kullanılabileceğini belirtti. Faroz Limanı’ndan kalkacak bu uçaklarla Uzungöl ve Sera Gölü gibi turistik noktalara ulaşım sağlanabileceğini dile getiren Şen, "Düşünsenize, bir turist Uzungöl’e gitmek istiyor. Faroz’dan alıp kısa sürede ulaştırıyorsunuz. Amerika’da bu sistem oldukça gelişmiş, bazı bölgelerde birçok kişi pilotluk lisansına sahip ve kendi uçağını kullanıyor" ifadelerini kullandı. Etkinliğe Avrasya Üniversitesi Sivil Havacılık ve Kabin Hizmetleri Programı ile İletişim Fakültesi öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Program sonunda Avrasya Üniversitesi Genel Sekreter Gülay Yeniçeri tarafından Pilot Murat Şen’e plaket takdim edildi.