SAĞLIK - 05 Ağustos 2025 Salı 13:49

Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı

A
A
A
Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı

Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde ’Dünya Emzirme Haftası’ kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi.


Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Heybet Tüzün’ün öncülüğünde gerçekleşen etkinliğe, sağlık çalışanları ve yeni doğum yapan anneler katıldı. Programda emzirmenin önemi vurgulandı, katılımcılarla birlikte pasta kesilirken, annelere çeşitli hediyeler takdim edildi.


Etkinlikler kapsamında kentin birçok noktasına Dünya Emzirme Haftası’na dair pankartlar asılarak anneler ve anne adaylarının bilinçlendirildi.


Uzm. Dr. Tüzün, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası dolayısıyla, anne sütünün önemini vurgulamak ve anne sütünün sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Tüzün, "Anne sütü, bildiğiniz gibi bebeklerin gelişimi için çok önem arz ediyor. Bu noktada özellikle ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmenin, hem besin değeri açısından hem de bağışıklık sistemi ve diğer bütün enerji kaynakları açısından yeterli olduğunu biliyoruz. Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi, ilk 6 ay sadece anne sütü, 6 aydan sonra ise tamamlayıcı beslenmeye geçilerek, 2 yaş ve ötesine kadar anne sütünün devamıdır.


Bu noktada, biz anne sütünün özellikle erken başlatılmasının bağırsak florasının oturmasında ve mikrobiyotların oluşmasında ciddi önem arz ettiğini biliyoruz. Bu da bebeğin bütün gelecek yaşamında; özellikle obezite, diyabet, astım ve alerjik hastalıkların oluşmaması açısından büyük önem arz ediyor" dedi.


İlk başlarda bebeğin kilosu uygun değilse bile, ten tene temas ve kanguru bakımı eğitimi verdiklerini dile getiren Tüzün, "Bu sayede annelerin bebekle bağı artıyor. Hormon salınımı dengeye girdikten sonra, annelerin kaygıları azalıyor ve böylece süt devamlılığı sağlanıyor.


Bu noktada İl Sağlık Müdürlüğü, ilin belli yerlerine afişler asarak farkındalık için çalışıyor. Bizim hedefimiz; sağlık profesyonelleri olarak, halk da bütün kesimlerini işin içine katarak anne sütünün sürdürülebilirliğini ve önemini artırmak. Tarihsel olarak, milyarlarca insan hatta diğer canlı türleri yavrularını emzirebiliyor. Buradaki en önemli nokta, annenin anne sütüne inanmasıdır. Bu birinci faktör. İkincisi; kaygıları azaltıldıktan sonra uygun teknikle beslemeyi öğretmek, doğru beslenme, hamilelik öncesi planlı gebelikler ve gebelik sonrası uygun ortamın sağlanması gerekiyor. Ailenin buna inanması her şeyden önce önemlidir. Süt artırıcı gıdalar, ağır beslenme ya da ağır diyetler aslında çok gerekli değil. Günlük, normal alması gereken gıdalarla beslenen bir anne; uygun sıvı takviyesi aldığı zaman ve kaygı bozukluğu yaşamadığında yeterince süt üretebiliyor. Anne sütü bu şekilde yeterli hale geliyor" diye konuştu.



Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Opr. Dr. Zaim: "Bahar aylarında göz şikayetleri artabilir" Bahar aylarında göz sağlığının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, "Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla polen miktarında ciddi artış olur. Ağaç, çimen ve çiçek polenleri rüzgârla kolayca yayılır ve gözle temas eder. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerde şikâyetler daha sık görülür" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, bahar aylarında artış gösteren göz alerjileri hakkında detaylı açıklamalarda bulundu. Göz alerjisinin, bağışıklık sistemimizin aslında zararsız olan polen, ev tozu, hayvan tüyü gibi maddeleri tehdit olarak algılaması sonucu gelişen bir reaksiyon olduğunu söyleyen Opr. Dr. Zaim, "Bu maddeler göz yüzeyiyle temas ettiğinde histamin gibi kimyasallar salınır ve gözde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler ortaya çıkar. Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde bu reaksiyon daha hızlı ve şiddetli gelişebilir" ifadelerine yer verdi. "Açık havada uzun süre vakit geçirenler risk altında" Opr. Dr. Zaim, "Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla polen miktarında ciddi artış olur. Ağaç, çimen ve çiçek polenleri rüzgârla kolayca yayılır ve gözle temas eder. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerde şikâyetler daha sık görülür. Bunun yanı sıra, iklim değişiklikleri ve hava kirliliği de alerjik reaksiyonların şiddetini artırabilmektedir" şeklinde konuştu. "Gözlerde kaşıntı olabilir" Hastaların en çok gözlerde yoğun kaşıntı şikâyeti ile başvurduklarının altını çizen Opr. Dr. Zaim, "Bununla birlikte kızarıklık, sulanma, yanma hissi ve batma da sık görülür. Bazı durumlarda ışığa karşı hassasiyet gelişebilir ve göz kapaklarında hafif şişlik oluşabilir. Özellikle sabah saatlerinde belirtiler daha belirgin olabilir ve gün içinde alerjen maruziyetine bağlı olarak artış gösterebilir" diye konuştu. "Alerjik konjonktivit ve enfeksiyon ayrımı" Alerjik konjonktivit ile enfeksiyonların ayrımının oldukça önemli olduğunu kaydeden Opr. Dr. Zaim, "Alerjik durumlarda en belirgin şikâyet kaşıntıdır ve genellikle her iki göz birlikte etkilenir. Akıntı daha çok berrak ve suludur. Enfeksiyon kaynaklı durumlarda ise sarı-yeşil renkli yoğun akıntı, çapaklanma ve bazen göz kapaklarının birbirine yapışması görülür. Ayrıca enfeksiyonlar sıklıkla tek gözde başlayıp diğer göze geçebilir" ifadelerini kullandı. "Klima kullanımı, kuru hava ve uzun süre ekran karşısında kalmak şikayetleri artırır" Tetikleyici unsurlara değinen Opr. Dr. Zaim, "Polen, toz ve hava kirliliği gibi faktörler göz yüzeyinde tahrişe neden olur ve bağışıklık sistemini tetikleyerek inflamasyon oluşturur. Bunun sonucunda gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma ortaya çıkar. Ayrıca klima kullanımı, kuru hava ve uzun süre ekran karşısında kalmak da göz yüzeyini kurutarak alerjik şikâyetleri artırabilir" dedi. "Çocuklar ve genç erişkinlerde yaygın görülür" Opr. Dr. Nükhet Zaim, alerjik bünyeye sahip kişilerde, özellikle astım, saman nezlesi ve egzama gibi hastalıkları olan bireylerde göz alerjisinin daha sık görüldüğünü belirterek, "Bunun yanı sıra, ailede alerji öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Çocuklar ve genç erişkinlerde de alerjik konjonktivit oldukça yaygın karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. Tedavide hangi yöntemler uygulanır? Tedavi seçeneklerinden bahseden Opr. Dr. Zaim, "Tedavi hastanın şikâyetlerine ve alerjinin şiddetine göre planlanır. Antialerjik göz damlaları ve antihistaminik ilaçlar belirtileri kontrol altına almada etkilidir. Suni gözyaşı damlaları ise göz yüzeyini temizleyerek alerjenlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Daha ağır vakalarda kısa süreli ve mutlaka doktor kontrolünde kortizon içeren damlalar kullanılabilir" açıklamasında bulundu. Kontakt lens kullanımına dikkat Kontakt lenslerin alerjenlerin göz yüzeyinde daha uzun süre kalmasına neden olabileceğini anlatan Opr. Dr. Zaim, bu yüzden alerji dönemlerinde lens kullanımına ara verilmesini önerdi. Lens kullanımı devam edecekse hijyene çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Zaim, lenslerin düzenli değiştirilmesi gerektiğini, günlük kullan-at lenslerin bu dönemde daha güvenli bir seçenek olabileceğine dikkat çekti. "Göz alerjisinden korunmak için alınabilecek önlemler" Göz alerjisinden korunmak için alınabilecek önlemlerden bahseden Opr. Dr. Zaim, şu bilgileri paylaştı: "Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamak, dışarıda güneş gözlüğü kullanmak ve eve gelindiğinde yüz ile göz çevresini yıkamak oldukça önemlidir. Ayrıca ellerle gözleri ovuşturmaktan kaçınılmalı ve yaşam alanlarında temizlik ile havalandırmaya dikkat edilmelidir." "Uzman hekime danışılabilir" Opr. Dr. Nükhet Zaim, "Şikâyetlerin uzun sürmesi, görmede azalma olması, şiddetli ağrı veya yoğun kızarıklık gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Ayrıca kullanılan damlalara rağmen şikâyetler gerilemiyorsa mutlaka profesyonel destek alınmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.