POLİTİKA - 15 Mart 2026 Pazar 11:02

Başkan Gündüz: ’’Türkiye’nin güçlenmesi bölgemizin barışı, istikrarı ve adaleti için büyük bir umuttur’’

A
A
A
Başkan Gündüz: ’’Türkiye’nin güçlenmesi bölgemizin barışı, istikrarı ve adaleti için büyük bir umuttur’’

Terör gazisi, 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın son dönemde yaptığı değerlendirmelerin, içinde bulundukları coğrafyanın gerçeklerini ve Türkiye’nin tarihi sorumluluğunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi.


Başkan Gündüz, son dönemlerde bölgede yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bugün bölgede özellikle Orta Doğu ve Körfez bölgesi başta olmak üzere ciddi bir askeri hareketlilik ve gerilimin yaşandığını belirten Başkan Gündüz, ’’Yakın tarih incelendiğinde yıllar önce Irak’a yönelik müdahalelerin ‘nükleer silah’ iddialarıyla meşrulaştırılmaya çalışıldığı ancak daha sonra bu iddiaların hiçbir somut karşılığının olmadığı açıkça görülmüştür. Bugün benzer gerekçelerle İran’a yönelik tehdit ve saldırı söylemlerinin gündeme gelmesi, uluslararası sistemdeki çifte standardı ve hukukun nasıl göz ardı edilebildiğini bir kez daha göstermektedir. Bülent Turan’ın konuşmasında vurguladığı gibi ‘Ben kızdım bombalarım’ anlayışı ne uluslararası hukukun ne de insanlık vicdanının kabul edebileceği bir yaklaşımdır. Bu tür müdahaleci ve güç merkezli politikalar yalnızca bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmekte, masum sivillerin hayatını tehdit etmekte ve dünya barışını daha da kırılgan hâle getirmektedir. Ancak Turan’ın konuşmasındaki en önemli ve dikkat çekici nokta, yalnızca dış gelişmelere tepki göstermekle yetinmeyip İslam dünyasının kendi iç muhasebesini yapması gerektiği yönündeki çağrısıdır. Bugün nüfusu, doğal kaynakları, coğrafi büyüklüğü ve ekonomik potansiyeli son derece yüksek olan İslam dünyasının, ortak hareket etme konusunda yeterli birlik ve dayanışmayı sağlayamaması önemli bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Özellikle Filistin ve Gazze’de yaşanan trajediler, sadece son birkaç yılın değil, 1948’den bu yana devam eden ve on yıllardır çözülemeyen büyük bir tarihi sorunun sonucudur. Buna rağmen bu kadar büyük bir coğrafyanın ve güçlü potansiyelin bu sorunu kalıcı şekilde çözememiş olması, Bülent Turan’ın ifade ettiği gibi ciddi bir muhasebe yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu noktada sanayi, teknoloji, ekonomik istikrar ve siyasi dayanışma alanlarında güçlü bir iş birliği kurulması hayati önem taşımaktadır. Çünkü güçlü olmayan toplumlar, kendileri üzerinde söz sahibi olamazlar. Güç, yalnızca askeri kapasiteyle değil, aynı zamanda ekonomik üretim, bilimsel gelişme, teknoloji, eğitim ve kurumsal dayanışmayla ortaya çıkar. Bülent Turan’ın Türkiye’ye dair yaptığı değerlendirme de son derece anlamlıdır. Türkiye sıradan bir ülke değildir. Tarihi, medeniyet birikimi, coğrafi konumu ve insan kaynağıyla son derece özel bir ülkedir. Türkiye ayağa kalktığında yalnızca kendisi değil, aynı zamanda bulunduğu geniş coğrafya da güç kazanacaktır. Bugün Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel, sadece ekonomik büyüme hedefleriyle değil, aynı zamanda tarihi ve medeniyet sorumluluğuyla değerlendirilmelidir. Çünkü bu toprakların taşıdığı tarih ve medeniyet mirası, Türkiye’ye yalnızca bir ülke olmanın ötesinde bölgesel bir sorumluluk da yüklemektedir. Bu nedenle Türkiye’nin sivil toplumuyla, siyasetiyle, akademisiyle, sendikalarıyla ve toplumun tüm kesimleriyle birlikte daha güçlü bir gelecek inşa etmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin güçlenmesi yalnızca bir ekonomik başarı değil, aynı zamanda bölgemizin barışı, istikrarı ve adaleti için de büyük bir umut anlamına gelmektedir. Bu vesileyle İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın ortaya koyduğu bu gerçekçi, samimi ve sorumluluk bilinci taşıyan değerlendirmeleri son derece kıymetli bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye’nin birlik, dayanışma ve ortak hedefler doğrultusunda daha güçlü yarınlara yürüyüşünde bu tür çağrıların büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Türkiye’nin tarihi birikimi, güçlü iradesi ve milletimizin azmiyle daha büyük hedeflere ulaşacağına olan inancımız tamdır’’ dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Kariyer planlama eğitimi gerçekleştirildi Düzce İŞKUR ile Düzce Üniversitesi Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde yürütülen Kariyer Gelişim Eğitim Serisinin üçüncü etkinliği, öğrencilerin kariyer hedeflerini daha bilinçli şekilde belirlemelerine katkı sunmayı amaçlayan "Kariyer Planlama" eğitimi ile gerçekleştirildi. İş hayatına hazırlık sürecinde önemli bir yere sahip olan kariyer planlama konusu, Düzce Üniversitesi’nde düzenlenen eğitim programı kapsamında ele alındı. İŞKUR İş ve Meslek Danışmanı Hayrullah Uzun tarafından verilen eğitimde, kariyer planlamasının önemi ve bireylerin meslek seçim sürecinde dikkat etmeleri gereken temel noktalar hakkında önemli bilgiler paylaşıldı. Programda meslek ve iş kavramları arasındaki fark ele alınırken, kariyer planlama sürecinin aşamaları ve doğru meslek seçiminin bireylerin yaşamları üzerindeki etkileri ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Eğitim kapsamında, meslek seçiminde bireysel yeteneklerin, değerlerin ve beklentilerin dikkate alınmasının önemi üzerinde duruldu. Bunun yanı sıra yanlış meslek seçiminin bireysel ve mesleki yaşam üzerindeki ihtimal sonuçları hakkında katılımcılara bilgi verilerek, öğrencilerin kariyer planlama süreçlerinde bilinçli kararlar almalarının gerekliliği vurgulandı. Programda ayrıca iş gücü piyasasının genel yapısı ve işsizlik nedenleri hakkında bilgilendirme yapılarak, bireylerin kariyer hedeflerini belirlerken bu faktörleri nasıl değerlendirebilecekleri üzerinde duruldu. Eğitimde öğrencilerin kendilerini daha iyi tanımalarına yardımcı olacak yöntemler örnekler üzerinden anlatılarak kariyer planlama sürecinde farkındalık kazanmaları hedeflendi. Programın sonunda gerçekleştirilen soru–cevap bölümünde öğrenciler, kariyer planlama süreçlerine ilişkin merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı da buldu. Katılımcılar, eğitimde paylaşılan bilgiler sayesinde kariyer hedeflerini daha net şekilde değerlendirme imkânı elde etti. Düzce İŞKUR ile Düzce Üniversitesi Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde yürütülen eğitim serisi kapsamında öğrencilerin iş dünyasını daha yakından tanımaları, kariyer planlarını bilinçli şekilde oluşturmaları ve mezuniyet sonrası istihdam süreçlerine daha hazırlıklı olmaları hedefleniyor.
Ordu Başkan Güler: "Ordu’nun her noktasında ekiplerimizin yoğun çalışması devam ediyor" Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, şehrin her noktasında ekiplerin çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Ordu Büyükşehir Belediyesi ekipleri, yüksek rakımlı ilçelerde karla mücadele çalışmalarını sürdürürken sahil kesiminde ise sıcak asfalt çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda altyapı çalışmaları tamamlanan ve Altınordu ilçesinin en büyük mahallelerinden biri olan Şahincili Mahallesi 80. Yıl Caddesi’nde sıcak asfalt çalışması gerçekleştirildi. Başkan Güler, sürdürülen sıcak asfalt çalışmalarını yerinde inceleyerek, hızla büyüyen ve gelişen mahallenin alt ve üstyapı çalışmalarına özel önem verdiklerini belirtti. Başkan Güler, Ordu’nun her noktasında çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Bu noktalardan bir tanesi de Şahincili Mahallesi 80. Yıl Caddesi’ydi. Bugün burada yürütülen çalışmaları yerinde incelemek için geldik. Bu bölgenin altyapısını baştan sona yeniledik. Uzun yıllar ihmal edilmiş olan bu alanda göreve geldiğimiz günden bu yana önemli yenileme ve modernizasyon çalışmaları gerçekleştirdik. Bir yandan park çalışmalarımızı sürdürürken bir yandan da mahallemize yakışır sıcak asfalt uygulamalarıyla vatandaşlarımıza daha konforlu bir ulaşım imkânı sunuyoruz. Yapılan ve yapılacak çalışmaların ilimize ve ilçemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. İncelemelerin ardından mahallede esnaf ziyaretinde bulunarak vatandaşlarla bir araya gelen Güler, mahalle sakinleriyle sohbet etti ve bölgede yapılması planlanan çalışmalar hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Düzce İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yılında Mehmet Akif paneli düzenlendi Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi tarafından İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen "105. Yılında İstiklal Marşımız ve Mehmet Akif’i Anmak" başlıklı panel gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda düzenlenen panele; Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emrah Evren Kara, Düzce Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ali Etem Gürel, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katılım sağladı. Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Genç’in yönetiminde düzenlenen programda; Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yahya Aydın ve Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Emel Aras konuşmacı olarak yer aldı. Program öncesinde, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan "Boşluktaki Ses: İstiklalin Geometrisi" başlıklı sergi, katılımcıların beğenisine sunuldu. "Bir eseri anlamak için yazıldığı dönemin şartlarını bilmek gerekir" Panelin açılışında konuşan Prof. Dr. İlhan Genç, İstiklal Marşı’nı doğru yorumlayabilmek için marşın yazıldığı tarihin iyi anlaşılması gerektiğini vurguladı. Edebiyat biliminde bir metnin anlamlandırılmasında dönemin siyasi, sosyal ve kültürel şartlarının belirleyici olduğunu ifade eden Genç, İstiklal Marşı’nın da Türk milletinin varlık yokluk mücadelesinin en zorlu dönemlerinde kaleme alındığını hatırlattı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurularak milli mücadelenin kurumsal bir zemine taşındığını dönemden Sakarya Savaşı’na kadar uzanan bu zorlu tarihi süreçte milletin moral ve motivasyona ihtiyaç duyduğunu ifade eden İlhan Genç, İstiklal Marşı’nın da tam bu dönemde milletin direncini ve umut duygusunu güçlendiren bir eser olarak ortaya çıktığını belirtti. "Mehmet Akif’in şiiri hayatıyla bütünleşen bir sanat anlayışını yansıtır" Panelin ilk konuşmacısı Doç. Dr. Yahya Aydın, "Mehmet Akif: İstiklal Yolunda Şiirle Mücadele" başlıklı konuşmasında, Mehmet Akif Ersoy’un sanat anlayışını ve edebiyat dünyasındaki yerini değerlendirdi. Akif’in hayatı ile şiiri arasında güçlü bir uyum bulunduğunu belirten Aydın, pek çok düşünürün de Akif’in şiirinin yaşamından ayrı düşünülemeyeceğini dile getirdiğini aktardı. Akif’in eserlerinin özellikle Safahat üzerinden toplumsal hayatın farklı yüzlerini yansıttığını ifade eden Aydın, şairin realist bir sanat anlayışını benimsediğini ve şiirlerinde toplumun sorunlarını doğrudan ele aldığını belirtti. Akif’in şiirini bireysel estetik kaygıların ötesinde topluma fayda sağlama amacıyla kaleme aldığını vurgulayan Doç. Dr. Aydın, şairin millet ve toplum uğruna kişisel beklentilerinden vazgeçebilen güçlü bir karaktere sahip olduğunu dile getirdi. "İstiklal Marşı, retorik gücü yüksek bir ikna metnidir" Panelin ikinci konuşmacısı Dr. Öğr. Üyesi Emel Aras ise "Şair Mehmet Akif Ersoy: İstiklal Marşı’nda Söylem ve Retorik" başlıklı sunumunda İstiklal Marşı’nı retorik açıdan değerlendirdi. İstiklal Marşı’nın yalnızca bir şiir değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin dilsel ve fikirsel bir ifadesi olduğunu belirten Emel Aras, Mehmet Akif’in bu eseri kaleme alırken yalnızca estetik bir metin oluşturmayı değil, aynı zamanda toplumun moral gücünü yükseltmeyi ve ortak bir ideal etrafında birlik duygusunu güçlendirmeyi amaçladığını ifade etti. İstiklal Marşı’nın retorik yapısının Aristoteles’in retorik kuramında yer alan etos, patos ve logos unsurlarıyla ilişkilendirilebileceğini belirterek, şairin özellikle güçlü karakteri ve toplumsal güvenilirliği sayesinde metnin ikna edici gücünü artırdığını dile getiren Aras, marşın ilk mısrasında yer alan "Korkma" hitabının ise işgal altındaki bir millete cesaret ve umut aşılayan güçlü bir retorik başlangıç olduğunu vurguladı. İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümünde Mehmet Akif Ersoy’un fikir dünyasının ve milli mücadele ruhunun bir kez daha hatırlandığı program; Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir tarafından konuşmacılara teşekkür belgesi takdimi ve günün anısına fotoğraf çekimi ile sona erdi.