POLİTİKA - 26 Aralık 2025 Cuma 10:24

Tavas Belediyesi dayanışma aracı hizmete başladı

A
A
A
Tavas Belediyesi dayanışma aracı hizmete başladı

Tavas Belediyesi, ihtiyaç sahibi vatandaşlara erzak ve giyim yardımlarını daha düzenli ve erişilebilir kılmak amacıyla Dayanışma midibüsünü hizmete soktu.



Tavas’ta yaşayan tüm ihtiyaç sahibi aileleri ulaşarak erzak ve giyim yardımını daha kapsamlı yapmayı planlayan Tavas Belediyesi Dayanışma Aracı hizmete başladı. Hayırsever vatandaşların ve Tavas Belediyesinin destekleriyle hizmet verecek olan araç Tavas’ın tüm mahallerini dolaşarak tüm ihtiyaç sahibi aileleri ulaşım sağlayacak.



Kimsenin kendini yalnız hissetmedi bir Tavas inşa etmek için çalıştıklarını vurgulayan Tavas belediye Başkanı Kadir Tatık, yaptığı açıklamada, "Tavas Belediyesi Dayanışma Aracı, ilçemizin tüm mahallelerindeki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza erzak ve giyim desteğini daha düzenli, erişilebilir ve gizlilik esasına uygun şekilde ulaştırmak amacıyla hizmet vermeye başlıyor. Sosyal belediyecilik anlayışımız doğrultusunda; yalnızca altyapı ve üstyapı hizmetleriyle değil, insanı merkeze alan uygulamalarla da vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdürüyoruz. Hiç kimsenin kendini yalnız hissetmediği, paylaşmanın ve dayanışmanın güçlendiği bir Tavas için çalışıyoruz. Bu dayanışma ağı, hayırsever vatandaşlarımızın destekleriyle her geçen gün daha da büyüyecek. Yapılan her bağış; bir evde sofraya, bir ailede umuda, bir çocukta gülümsemeye dönüşecek. Küçük bir destek, büyük bir iyiliğin parçası olacaktır. Bu projeye destek olmak isteyen hayırsever vatandaşlarımız, detaylı bilgi almak ve katkıda bulunmak için belediyemizle iletişime geçebilirler" ifadelerine yer verdi.



Tavas Belediyesi dayanışma aracı hizmete başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bozulmuş etleri piyasaya süren 30 şüpheli gözaltına alındı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine hastalıklı hayvanların kesilmesi ve bozulmuş etlerin piyasaya sürüldüğü yönünde yapılan tespitler neticesinde, 30 şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cimer başvuruları, sosyal medya paylaşımları ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine yapılan tespitlerde, karkas et fiyatlarında bazı besici gruplar tarafından et ve et ürünlerinin fiyatlarının manipüle edilmek suretiyle olağanüstü bir şekilde yükseltildiğini, karkas et tedarikçisi firmalar tarafından arz kısıtlamasına gidilerek elde mal olmadığı ya da kesime hayvan gelmediği gibi gerekçelerle karkas et arzını fiilen durdurduklarını, hastalıklı hayvanların kesilmesi ve bozulmuş etlerin piyasaya sürüldüğü yönünde bulgulara varıldığını belirtti. Savcılık, Ankara merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonlarda toplam 33 şüpheli hakkında işlem yapıldığını, bu kişilerden 30’unun gözaltına alındığını ifade etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, ’nitelikli dolandırıcılık, fiyatları etkileme, mal ve hizmet satımından kaçınma, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti’ suçlarını yapılan operasyonlara ilişkin şu ifadelere yer verildi: "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız Genel Soruşturma Bürosunca, Cimer başvuruları ve sosyal medya paylaşımları doğrultusunda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine, ülke genelinde 2025 yılı Ekim ayı sonuna kadar istikrarlı bir şekilde devam eden karkas et fiyatlarında bazı besici gruplar tarafından et ve et ürünlerinin fiyatlarının manipüle edilmek suretiyle olağanüstü bir şekilde yükseltildiği, karkas et tedarikçisi firmalar tarafından arz kısıtlamasına gidilerek elde mal olmadığı ya da kesime hayvan gelmediği gibi gerekçelerle karkas et arzını fiilen durdurdukları, hastalıklı hayvanların kesilmesi ile bozulmuş etlerin piyasaya sürüldüğü yönünde yapılan tespitler neticesinde, değişik illerde faaliyette bulunan büyük ölçekli besici ve karkas et tedarikçilerinin örgütsel faaliyet kapsamında ’nitelikli dolandırıcılık, fiyatları etkileme, mal ve hizmet satımından kaçınma, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti’ suçlarını işlediklerine dair iletişimin dinlenmesi, beyanlar vb şekilde somut delillerin tespit edilmesi üzerine, Ankara merkezli Kırşehir, Kayseri, Konya, Bursa, Balıkesir, İstanbul ve Sakarya olmak üzere 8 ilde bulunan 28 şüpheli ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılacak denetimleri önceden haber veren 5 kamu görevlisi de dahil olmak üzere toplamda 33 şüpheli hakkında 31 Mart tarihinde eş zamanlı gözaltı ile suç delilerine yönelik arama/el koyma talimatı verilmiş olup, bu işlemler Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yerine getirilmekle, 30 şüpheli gözaltına alınmış, diğer şüphelilerin yakalama işlemleri devam etmektedir. Soruşturma tüm şüpheliler ve yine halkımızın sağlığıyla oynadığı tespit edilen/edilecek tüm kişiler yönüyle titizlikle devam etmektedir."
İzmir Kilo kaybetmenizin nedeni diyet olmayabilir Medicana Sağlık Grubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılan tiroit belirtilerinin vücudun dengesini sessizce bozabildiğini belirterek, "Uzun süren halsizlik, ani kilo değişimleri ve çarpıntı gibi şikayetler basit görülmemeli" dedi. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, erken tanı ve düzenli kontrollerle ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebileceğini vurguladı. Tiroit hastalıklarının çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini belirten Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysel Mammadyarzada, uzun süren halsizlik, ani kilo değişimleri ve çarpıntı gibi belirtilerin basit semptomlar olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Tiroit bezinin vücudun enerji üretimi, ısı dengesi ve organların çalışma hızını yönettiğini ifade eden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu küçük bez, aslında metabolizmanın ritmini belirler. Bu ritimdeki en küçük sapma bile tüm sistemi etkileyebilir" dedi. Belirtiler çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılıyor Tiroit hormonlarının fazla ya da yetersiz salgılanmasının vücutta farklı etkiler oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Tiroit hormonlarının fazla salgılandığı durumlarda vücut adeta hızlanır; çarpıntı, kilo kaybı, aşırı terleme ve sinirlilik gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu tablo ilerlediğinde nefes darlığı, kalp sorunları ve kemik erimesi gibi ciddi komplikasyonlara zemin hazırlayabilir. Buna karşılık hormonların yetersiz olduğu durumlarda vücut yavaşlar; yorgunluk, üşüme, cilt kuruluğu ve kabızlık gibi şikâyetler görülür. Bu belirtiler çoğu zaman farklı hastalıklarla karıştırıldığı için tanı gecikebilir" ifadelerini kullandı. Halsizlik ve kilo değişimine dikkat Halsizlik ve kilo değişiminin tek başına birçok farklı nedene bağlı olabileceğini ancak tiroit hastalıklarında da sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu tür şikâyetler uzun sürüyorsa mutlaka değerlendirilmelidir. Özellikle açıklanamayan kilo kaybı ya da artışı, altta yatan hormonal bir sorunun işareti olabilir" diye konuştu. Tiroit hastalıklarının kadınlarda erkeklere oranla 5 ila 8 kat daha fazla görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, bu nedenle kadınların belirtiler konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Basit bir kan testi hayat kurtarabilir Tiroit hastalıklarının tanısında doğru testlerin önemine dikkat çeken Endokrinoloji Uzmanı Dr. Aysel Mammadyarzada, "Herhangi bir şikâyeti olmayan bireylerde tarama amacıyla TSH testi genellikle yeterlidir. TSH normal ise ek incelemeye gerek olmayabilir. Ancak hipotiroidi veya hipertiroidi belirtileri varsa TSH ile birlikte serbest T4, gerekli durumlarda T3 düzeylerinin de değerlendirilmesi gerekir" dedi. Tiroit bezinin kalp ve metabolizma üzerindeki etkilerine değinen Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, sözlerine şöyle devam etti: "Tiroit bezinin az çalıştığı durumlarda metabolizma yavaşlar, kalp atım hızı düşer ve ileri vakalarda vücutta sıvı birikimi görülebilir. Fazla çalıştığında ise kalp hızlanır, kilo kaybı ve sinirlilik hali ortaya çıkar. Bu nedenle tiroit hastalıkları sadece hormonlarla sınırlı değil, tüm vücudu etkileyen sistemik bir sorundur. Hipotiroidi tedavi edilmezse yorgunluk, kilo artışı ve depresyon gibi şikâyetler artar; kalp ritim bozuklukları ve vücutta sıvı birikimi gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Hipertiroidi ise kontrol altına alınmadığında çarpıntı, kas zayıflığı ve kemik erimesi riskini artırır, uzun vadede kalp yetmezliğine kadar ilerleyebilir. Kısacası tedavi edilmeyen tiroit hastalıkları, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Belirti olmadığı durumlarda 3-5 yılda bir TSH testi yapılabilir. Risk grubundaki kişilerde bu süre kısalmalıdır. Tiroit hastalığı tanısı alan bireylerde ise tedavi sürecine göre daha sık takip gerekebilir." Tiroit sağlığı için 7 hayati öneri Tiroit sağlığını korumak için yaşam tarzının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, sözlerini şöyle tamamladı: "İyot açısından yeterli beslenmek, dengeli ve çeşitli gıdalar tüketmek, aşırı işlenmiş gıdalardan kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak ve sağlıklı kiloyu korumak tiroit fonksiyonlarını destekler. Ayrıca stresin kontrol altına alınması, sigara ve alkol tüketiminin sınırlandırılması da büyük önem taşır." Anti-TPO ve Anti-Tg nedir? Anti-TPO adlı enzime karşı gelişen antikorlar kronik otoimmün tiroidli hastaların birçoğunda görülmektedir. Aşikar primer hipotiroidisi olan hastaların büyük kısmında OİTH bulunduğu bilinse de tanı için anti-TPO ölçümünün katkısı yine de önemli olabilir. Subklinik hipotiroidisi tespit edilen hastalarda kalıcı hipotiroidiye ilerlemeyi öngördürmesi açısından anti-TPO ölçümü önem kazanır. AntiTPO, Hashimoto tiroiditi tanısının konulmasında değerli olmakla beraber, postpartum tiroitit ve Graves hastalığında da belirlenmektedir, fakat nadiren bu hastalıklarda tanıya katkıda bulunur. OİTH açısından riskli gruplarda (Tip1 diyabet, ailevi otoimmün hastalıklar vb) gebelik öncesi ve/veya gebelikte anti-TPO varlığının tespit edilmesi, gebelikte tiroidi hedeflerinin belirlenmesi açısından önemlidir ve gerekli hallerde tedavinin önünü açacaktır. OİTH olan ve anti-TPO pozitifliği bulunan çoğu hastada anti-Tg de yüksek bulunacağından bu antikor tanıya fazla bir katkı sağlamamaktadır. Ancak anti-Tg ölçüm yöntemleri ne yazık ki çok güvenilir değildir ve bazen var olan anti-Tg’yi gösterememektedirler. Düşük derecede anti-Tg titrelerine yaşlılarda ve başka otoimmün hastalıkları olanlarda da rastlanabilir. Bu nedenle OİTH’de rutin anti-Tg bakılması önerilmez.