SAĞLIK - 17 Kasım 2025 Pazartesi 10:54

Erken doğum bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreçtir

A
A
A
Erken doğum bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreçtir

Denizli Özel Egekent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yavuz Selim Güler, prematüre bebeklerin doğru bakım ve takiple sağlıklı bir yaşam sürdüklerini belirterek, "Erken doğum bir hastalık olarak değil, yönetilmesi gereken bir süreçtir" dedi.



Denizli Özel Egekent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yavuz Selim Güler, Dünya Sağlık Örgütü’nün 37. gebelik haftasından önce dünyaya gelen bebekleri ’prematüre’ olarak tanımladığını, tüm dünyada her 10 bebekten birinin prematüre doğduğunu söyledi. Türkiye’de bu oranın yüzde 12’ye ulaştığını ve her yıl yaklaşık 150 bin bebeğin erken doğduğunu belirten Uzm. Dr. Yavuz Selim Güler, 17 Kasım Dünya Prematüre Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada; "Prematüre doğum, anne karnında yeteri kadar gelişimini tamamlamadan dünyaya gelen bebekler için ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. Özellikle 25 haftadan önce ve 1 kilogramın altında doğan bebekler için bu riskler daha da artmaktadır. Prematüre bebeklerin hayatta kalma oranını artırmak için erken teşhis ve doğru bakımın kritik önem taşıyor" diye konuştu.



Prematüre bebeklerin özellikle akciğer, kalp, beyin ve böbrek gibi organları henüz tam olarak gelişmemiş olduğundan, solunum yetmezliği, hipotermi, akciğer kanaması veya ağır enfeksiyon gibi komplikasyonlara karşı oldukça hassas olduklarının altını çizen Uzm. Dr. Yavuz Selim Güler, "Bu bebeklerin multidisipliner bir ekip tarafından, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde takip edilmesi gerekiyor. Bebeklerin 2 kilogram ve üstüne çıktıklarında ve annelerinin besleyebileceği düzeye geldiklerinde taburcu edilmesi uygun olur ancak bu süreçte yaklaşık 3,5 aylık takip süresi gereklidir" ifadelerini kullandı.



Türkiye’de her yıl yaklaşık 50 bin prematüre bebeğin 1 kilogramın altında dünyaya geldiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Yavuz Selim Güler, şöyle konuştu:


"Prematüre doğumun önlenmesi için risk faktörlerini bilmek ve düzenli takipleri aksatmamak çok önemli. Yüksek tansiyon, çoğul gebelikler, vajinal kanama veya akıntılar, diyabet ve rahim ağzı sorunları gibi durumlarda özellikle dikkatli olunmalı. Erken doğum bir hastalık olarak değil, yönetilmesi gereken bir durum olarak ele alınmalı. Prematüre bebekler normal bir gelişim süreci geçirebilecek, üretken ve sağlıklı bir yaşam kapasitesine sahiptir. Sadece bu kapasiteyi kendi başlarına harekete geçirme yeteneğine henüz sahip değillerdir"



Uzm. Dr. Yavuz Selim Güler, "Erken doğanlar, yenidoğan hekiminin ellerindeyse kazanır" prensibini vurgulayarak, prematüre bebeklerin doğru bakım ve takiple sağlıklı bir yaşam sürdüklerini sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Çaldıran’da hafız adaylarına anlamlı proje: Her ay bir kitap tahlili Van’ın Çaldıran Müftülüğü, ilçede hafızlık eğitimi alan öğrencilerin çok yönlü gelişimini desteklemek amacıyla örnek bir projeye imza atarak, her ay düzenli olarak "Kitap Tahlili Programı" gerçekleştiriyor. Geleceğin hafızlarının manevi eğitimlerinin yanı sıra kültürel ve entelektüel anlamda da donanımlı bireyler olarak yetişmesini hedefleyen proje kapsamında, ilçe müftülüğü her ay belirlenen bir kitabı öğrencilere ücretsiz olarak hediye ediyor. Bir ay boyunca kitabı dikkatle okuyan öğrenciler, ay sonunda düzenlenen tahlil programlarında bir araya geliyor. Uzman öğreticilerin rehberliğinde yapılan bu etkinliklerde öğrenciler, okudukları eser üzerine fikir alışverişinde bulunarak hem okuma alışkanlığı kazanıyor hem de analitik düşünme ve kendilerini ifade etme becerilerini geliştiriyor. "Okuyan, düşünen ve fikir üreten hafızlar yetiştirmeyi hedefliyoruz" Düzenlenen okuma ve tahlil etkinlikleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Çaldıran İlçe Müftüsü M. Faruk Geylani, bu projenin gençlerin ufkunu genişlettiğini belirterek, "Hafızlık, zihnin ve kalbin yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ile nakşedildiği çok kıymetli bir süreçtir. Ancak bizler istiyoruz ki yavrularımız sadece ezber yapan değil; aynı zamanda okuyan, anlayan, çağı okuyabilen, düşünen ve fikir üreten bireyler olarak yetişsinler. Bu gaye ile başlattığımız kitap tahlili programlarımızda, her ay özenle seçtiğimiz bir eseri yavrularımıza hediye ediyor, ay sonunda da hep birlikte o kitabın derinliklerine inerek tahlilini yapıyoruz. Kitapların sayfaları arasında ufuklarını genişleten hafızlarımız, bu sayede hem manevi hem de kültürel anlamda güçlü bir donanımla geleceğe hazırlanıyorlar. Bu güzel tabloya vesile olan hocalarımıza ve büyük bir gayretle okuyan tüm öğrencilerimize teşekkür ediyorum" dedi. Öğrenciler ve aileleri tarafından da büyük takdir toplayan uygulamanın, yıl boyunca farklı edebi, tarihi ve dini eserlerle kesintisiz olarak devam edeceği bildirildi.