ÇEVRE
Depreme merkezinde yakalanan uzmanı, depremi anlattı 13 Mart 2026 Cuma - 13:18:49 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Koçbulut, "80 yıldan önce 7 üstü deprem imkansız" dedi. Bölgede depremler üzerinde çalışmalarını sürdüren Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Koçbulut, deprem çalışmaları için gittiği Niksar’da depreme yakalandı. "1942 depremiyle bağlantısı yok" Koçbulut, geçtiğimiz gece yaşanan depremin 1942 depremi ile bağlantısı olmadığını belirterek, "AFAD tarafından açıklanan 5.5 büyüklüğündeki deprem Niksar havzasının kuzey kenarını sınırlayan ve 1942 kırığının hemen kuzeyinde yer alan hat. Oluşan deprem Pınarbeyli köyü civarında meydana geldi. Bu depremin 1942 ile bir alakası olmadığını düşünüyorum ve bunun kuzeyindeki bu parçalı hatlar üzerinde geliştiğini düşünebiliriz. Çünkü baktığımızda buradaki fayların normal bileşeni var ve havzaya doğru ilerliyorlar" dedi. "80 yıldan önce 7 üstü deprem imkansız" Koçbulut açıklamasında, "1942 kırığını düşündüğümüzde günümüze kadar geçen süre yaklaşık 80 yıl ve 80 yılda bu fay üzerinde 7 büyüklükte bir deprem olması imkânsız. Çünkü bu kadar bir stres bu kadar kısa bir sürede biriktiremez. Buradaki yaklaşık 7 büyüklüğüne yakın deprem üretme aralığı 200 yıldır. Çünkü 2006-2009 yılları arasında yapılmış olan bir DPT projesinde, Erbaa’dan Erzincan’a kadar olan bölgenin depremselliği, yüzey kırıklarının ve fayların incelenmesi gerçekleştirildi. Bu devletimizin kayıtlarında zaten var" diye konuştu. "7 büyüklüğün üstünde deprem beklemiyoruz" Prof. Dr. Fikret Koçbulut, Tokat’ta 7’nin üstünde deprem beklemediklerini ifade ederek, "Tokat’ta 7.2 büyüklüğünde bir deprem olacak diyen kim bilmiyorum ama bunu söyleyebilmek için elinde kesin verilerinin olması lazım. Niksar bölgesine baktığımızda, 1939 yılında Erzincan’da büyük Erzincan depremi var. 360 kilometrelik bir yüzey kırığı oluşturdu. Erzincan’dan Tokat’ın da hemen kuzeyinden geçen Amasya Ezine Pazarı’na doğru giden 360 kilometrelik hat, 1939’da kırıldı. Sonra yirmi Aralık 1942’de Niksar Erbaa arasındaki bu 40 kilometrelik alan kırıldı. Yani Niksar havzasının kuzey kenarındaki fay kırıldı. Daha sonra 1943’te ise Ladik-Tosya depremi, Kastamonu depremi meydana geldi. Yaklaşık 280 kilometre civarında da yüzey kırığı meydana geldi. Yani bu hat aslında komple kırıldı. Kırılmanın üzerinden de yaklaşık 80 yıl geçti. Bu 80 senelik bir süreç içerisinde, burada bu büyüklüklerde deprem üretecek bir segment kalmadı. Sadece Niksar havzasının güneyinde Esenyçay fayı var. Bu fay üzerinde bir gerilim olabilir. Ama bu da 7 üzerinde bir büyük deprem üretemez kanaatindeyim" şeklinde konuştu. "Depremi merkezinde yaşadı" Prof. Dr. Fikret Koçbulut, depremi Niksar’da yaşadığını hatırlatarak, vatandaşlardan sadece resmi kurumların yapacağı bilgilendirmelere itibar etmelerini istedi. Koçbulut, "Bu gece ben de Niksar’daydım ve depremi yaşayan bir kişiyim. Başka bir çalışma için buradaydık. Bir arazi çalışması için. Niksar’da bir otelde konaklarken 3.35’te ben de uyandım. Ama baktığımız zaman aslında haberlere düşen kadar bir telaş görmedim. Ben kaldığım kattan aşağıya bile inmedim. Çünkü bu deprem 5.5 büyüklükte olduysa bundan sonrakilerin en büyük artçısı 4.5 olur. Onda da fazla bir şey olacağını düşünmedim. O yüzden önemli olan resmi kurumların yapacağı açıklamalara itibar etmektir. Vatandaşlarımızın AFAD tarafından açıklanmış ve yetkili kurumlar tarafından açıklanmış haberlere itibar etmelerini istiyorum. Çünkü çok büyük bilgi kirliliği meydana geliyor. Bu büyük bilgi kirliliğiyle insanlarımızı endişeye ve telaşa yönlendiriyor" dedi.
13 Mart 2026 Cuma - 13:16 Bakan Kurum: "COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak değerlendiriyoruz" Azerbaycan’da Küresel Bakü Forumu’nda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Biz sadece müzakere salonlarında konuşulan, karar alınan bir COP süreci olsun istemiyoruz. Müzakereden artık uygulamaya geçilen, kararların alındığı, sahada bir fiil bunların takip edildiği bir COP süreci olsun istiyoruz. COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak değerlendiriyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Küresel Bakü Forumu kapsamında, düzenlenen "Azerbaycan’da Müzakerelerin Ötesinde: COP’u Hayatta Tutma Savaşı Paneli"nde katılımcılara hitap etti. Forumun kritik bir dönemde gerçekleştirildiğine dikkat çeken Bakan Kurum, ortaya konan bu iradenin iklim gündeminde sürekliliğin önemini ortaya koyduğunu belirtti. İklim diplomasisinin kalbi sayılan "COP sürecini, yalnızca müzakere salonlarında değil, gerçek hayatta nasıl güçlü ve etkili tutabiliriz?" sorusuna yanıt aramak için bir araya gelindiğini ifade eden Bakan Kurum, "Etrafımız adeta yangın yeri ve bu ortamda atılan her adım çok büyük önem taşıyor. Bu manada da ortak evimiz dünya yalnızca iklim krizini değil, aynı zamanda da aslında küresel iş birliği kapasitesini de burada hep birlikte sınandığı bir dönemi bize ifade ediyor. Tabii böyle çok önemli bir dönemde çok taraflı çözümler artık bir tercih değil, olmazsa olmaz. Yani bir tercih değil bir zorunluluk haline geldi. Bakü’de bu manada bir araya gelmemiz de bu istişareleri geçmiş COP başkanlarımızla birlikte yapıyor olmamız da önemli" dedi. "COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak değerlendiriyoruz" Türkiye’nin İklim Kanunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyduğu 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi’ne dikkat çeken Bakan Kurum, "Türkiye olarak Afrika ve Avrupa arasında, Asya arasında kesişim noktasında olmamız ve kültürler arasında uzun süredir de bir köprü vazifesi görüyor olmamız aslında bizim doğuyla batı, kuzeyle güney arasında bir köprü vazifesini gösterme noktasında irademizi de net bir şekilde ortaya koyuyor. Biz sadece müzakere salonlarında konuşulan, karar alınan bir COP süreci olsun istemiyoruz. COP31 müzakereden artık uygulamaya geçilen, uygulamada kararların alındığı, sahada bir fiil bunların takip edildiği bir COP süreci olsun istiyoruz. COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak değerlendiriyoruz" diye konuştu. "Bakü - Belem yolculuğundaki kararlar bizim için yol gösterici" Bakan Kurum, COP31’de Avustralya ile iş birliğine dikkat çekti, sürece ilişkin süreklilik ve kararlılık vurgusu yaptı: "COP31’de ev sahibi Türkiye. Tüm kararların bu noktada COP31 Başkanlığı olarak istişare edildiği, yürütüldüğü bir süreci yürütecek. Yine Avustralya’yla müzakere başkanlığını COP31 başkanıyla istişare içerisinde, uyum içerisinde yürütecek ve aslında iki farklı ülkenin de burada gücünü tüm dünyaya gösteriyor olacağız. Biz Avustralya’yla uyum içerisinde çalışıyoruz. Diğer taraftan Belem’de alınan kararlarımız var. Yine bir önceki COP başkanımız ve ev sahibi Azerbaycan’da da COP sürecine ilişkin belki de dünyanın beklemediği bir başarıyı Muhtar kardeşim, Azerbaycanlı dostlarımız ortaya koydular. Biz işte bu COP’larda alınan kararları daha da güçlendirecek bir eylem ajandası oluşturma sorumluluğumuzun da farkındayız. Bu eylem ajandasını ortaya koyacağız. Tabii süreklilik bu sözleşme esasında şart. Burada 1,5 santigrat derece hedefini Bakü-Belem yolculuğunda ortaya konulan kararlar bizim için de yol gösterici olacak. Troika dediğimiz aslında gelecek, geçmiş ve mevcut başkan kavramı. Aslında burada farklı bir Troika’yı da yaşıyoruz. İstikrarın ve buradaki öngörülebilirliğin güçlendirildiği, güvenin ve somut çıktıların da net bir şekilde COP sürecinde ortaya koyulduğu bir COP başkanlığını yürütüyor olacağız." "COP’u canlı tutmak için metinleri sahaya indirmekle yükümlüyüz" Türkiye’nin COP31 vizyonunun ‘diyalog, uzlaşı ve aksiyon’ temelinde olacağının altını çizen Bakan Kurum, COP süreçlerinin hayata geçirilecek eylemlerle canlı tutulabileceğine vurgu yaparak şu açıklamalarda bulundu: "Diyalogdan hiçbir zaman ayrılmayacağız. Müzakere salonlarında alınan kararların uygulamayla aksiyona geçirilmesini sağlayacağız ve aksiyon boyutunu da hızlandırmak için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz. Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olması sebebiyle COP31’de Antalya’da tüm dünyanın dikkatini denizlere, okyanuslara çekmek istiyoruz. Bu manada da denizlerin ve göllerin temizliği adına buraya verilecek finansmana kadar birçok projeyi, COP’u canlı tutmak için metinleri de sahaya indirmekle yükümlü olduğumuzu düşünüyoruz. COP31’i aslında bir konferans değil, bu manada çözümler üreten bir eylem süreci olarak tasarladığımızı da ifade etmek isterim." "Hiçbir ülkenin geride bırakılmadığı bir cop sürecini yürütmek istiyoruz" Bakan Kurum, Türkiye’nin ‘COP31 Eylem Ajandası’ için çalışacağını belirterek şu hedeflerin altını çizdi: "Başlıklarımız ne olacak eylem ajandamızdaki? Sıfır Atık uygulamamız ki; Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi himayelerinde yürüttüğümüz artık bugün bir dünya markası haline gelmiş Sıfır Atık Projemiz var. Birleşmiş Milletler nezdinde de Sıfır Atık Günü ilan ettiğimiz oradaki uygulamalarımızı, Antalya’da da işlediğimiz bir konferansı yaşatıyor olacağız. Gençlerimiz önemli. Gençlerimizin iklim eylemine daha güçlü katılımını sağlamak zorundayız. Yani bugün dünyada 1,5 derece hedefi nedir diye sorsanız aslında yüzde 10’u belki biliyor. Biz bu farkındalığı artırmak zorundayız. Yine finansman, teknoloji ve veri temelli uygulama araçlarını güçlendireceğiz ve bu çerçevede de aslında gelişmekte olan ülkelere destek sağladığımız, Pasifik ülkelerinin burada düşünüldüğü, dünyadaki hiçbir ülkenin de geride bırakılmadığı bir COP sürecini yürütmek istiyoruz. Türkiye’nin dış politikadaki duruşu budur. Sayın Cumhurbaşkanımızın tüm dünyaya verdiği mesaj budur. Biz de COP başkanlığı olarak aslında medeniyetimizden aldığımız ilhamla bu duruşumuzu gösteriyor olacağız."
Diyarbakır’da üstyapı çalışmaları
25 Şubat 2026 Çarşamba - 11:03 Diyarbakır’da üstyapı çalışmaları Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kayapınar’da bulunan Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bulvarı’nda yapacağı kuru peyzaj uygulamasıyla su tasarrufu sağlayacak, ağaçlandırma ve dekoratif aydınlatma çalışmalarıyla da modern ve estetik bir kent aksı oluşturacak. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, kentin yeni imar alanlarının daha yeşil ve estetik bir görünüme kavuşmasını sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Kentin önemli caddelerinden biri olan Kayapınar ilçesindeki Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bulvarı’nda peyzaj çalışmalarını altyapı işlemleriyle birlikte yürüten Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ekipleri, ağaç dikim sezonunda önceden belirlenen bölümleri ağaçlandırdı. Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bulvarı’nın Diclekent Bulvarı ile Şanlıurfa yolu arasındaki bölümünde çalışmalarını sürdüren ekipler, daha önce ağaçlandırılmış refüjlerin sulama hatlarını da elden geçirerek yeniledi. Altyapı çalışmaları kapsamında refüj ve kaldırımlara dikilecek bitkilerin korunması ve sağlıklı şekilde gelişimlerini sürdürmesi için sulama hattı döşeyen ekipler, bu alandaki işlemlerine devam ediyor. Ekipler ayrıca gerekli görülen refüjlere toprak takviyesi gerçekleştirdi. Bulvar dekoratif aydınlatmayla ışıklandırılacak Ekipler, caddenin daha estetik bir hale gelmesi ve yurttaşların alanı daha güvenli ve konforlu kullanabilmesi amacıyla Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bulvarı’nı dekoratif aydınlatma elemanlarıyla ışıklandıracak. Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bulvarı’nın Diclekent Bulvarı ile Şanlıurfa yolu arasındaki bölümünde kaldırım bulunmayan alanlara kaldırımlar da inşa edilecek. Kapsamlı peyzaj çalışması kapsamında refüjlere ağaçların yanı sıra farklı türlerde çalılar da dikilecek. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, suyun verimli kullanılması amacıyla Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bulvarı’nda kuru peyzaj öğelerine yer verecek. Kuru peyzaj çalışması sayesinde bitki türleri daha estetik bir görünüme kavuşacak, aynı zamanda önemli oranda su tasarrufu sağlanacak. Büyükşehir Belediyesi, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bulvarı’ndaki peyzaj çalışmalarını kısa sürede tamamlayarak vatandaşların kullanımına açmayı hedefliyor.
Başkan Büyükkılıç, Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi’nde incelemelerde bulundu
25 Şubat 2026 Çarşamba - 11:01 Başkan Büyükkılıç, Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi’nde incelemelerde bulundu Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, ulusal ödüllü Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi’ndeki son durumu yerinde inceledi. İncelemelerinin ardından Camikebir bölgesinde faaliyet gösteren esnafı da ziyaret eden Başkan Büyükkılıç, alışveriş yapan vatandaşlarla da sohbet etti. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi, kadim kentin asırlara dayanan hafızasının yer aldığı Camikebir bölgesinde tarihî dokuyla uyumlu mimarisi ve sürdürülebilir şehircilik anlayışıyla yükseliyor. Büyükşehir’in kente değer katan önemli projeleri tüm hızıyla sürerken Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç da tüm projeleri yakından takip ediyor. Bu çerçevede Başkan Büyükkılıç, Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi’ndeki son durumu yerinde inceleyerek bölgede faaliyet gösteren esnaf ve alışveriş yapan vatandaşlarla bir araya geldi. Büyükkılıç’a incelemeleri esnasında Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Daire Başkanı Gürcan Senem, Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Cihat Türkmen ile Zabıta Daire Başkanı Mustafa Kayacık eşlik etti. Büyükkılıç, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve Cumhurbaşkanı Kararı ile ’Riskli Alan’ ilan edilen bölgede uygulanan projede titizlikle sürdürülen çalışmaları inceleyerek, son durum hakkında Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Cihat Türkmen’den bilgi aldı. Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap iş yerlerine yerleşen ve Camikebir bölgesinde faaliyet gösteren esnafı ziyaret eden Başkan Büyükkılıç, esnaf ve alışveriş yapan vatandaşlarla samimi sohbetler gerçekleştirdi. Esnafa hayırlı ve bereketli işler temennisinde bulunan Büyükkılıç, vatandaşlara hayırlı Ramazanlar diledi.
Gercüş’te çiftçilerin bahar mesaisi başladı: Tarlalar gübreyle buluşuyor
25 Şubat 2026 Çarşamba - 10:54 Gercüş’te çiftçilerin bahar mesaisi başladı: Tarlalar gübreyle buluşuyor Batman’ın Gercüş ilçesinde bahar aylarının gelmesiyle birlikte tarımsal faaliyetler hız kazandı. Geçimini büyük ölçüde tarımla sağlayan ilçe halkı, buğday ve arpa ekili alanlarda verimi artırmak amacıyla "üst gübreleme" olarak bilinen bahar gübresini tarlalara atmaya başladı. Kış aylarının ardından toprağın canlanması ve bitkilerin kardeşlenme dönemine girmesiyle birlikte çiftçiler, sabahın erken saatlerinden itibaren tarlalarına giderek mesai harcıyor. Traktörlerin arkasına takılan gübreleme makineleriyle veya elle yapılan bu işlemde, bitkinin ihtiyaç duyduğu azotlu gübreler toprakla buluşturuluyor. Kuraklık nedeniyle yaklaşık 5 yıldır sessizliğe bürünen dere yatakları, bu yılki yoğun yağışlarla birlikte yeniden canlandı. Suyun sesi ilçe ve köylerinde bereket müjdeledi. Sadece dereler değil, tarımsal sulama için hayati önem taşıyan göletler de tam kapasiteye yaklaştı. Göletlerde doluluk yüzde 95’e ulaştı Bölgedeki göletlerde doluluk oranının yüzde 95 seviyesine ulaşması, yaz aylarındaki sulama endişesini de ortadan kaldırdı. Çiftçiler, "Yıllardır bu manzaraya hasrettik. Hem toprağımız suya doydu hem de göletlerimiz doldu. Şimdi gübremizi atıp hasat gününü bekleyeceğiz" diyerek mutluluklarını dile getirdi. Çiftçi Bilal Öner, ‘’Bu sene gördüğünüz gibi derelerimizden de su akmaya başladı. Yaklaşık 5 senedir derelerimiz kuruydu. Yağışlar sayesinde çiftçinin yüzü güldü diyebiliriz. İnşallah yağışlar devam eder ve çiftçilerde iyi bir verim alır’’ dedi.
7,7 milyon yıllık tarihin izleri gençleşiyor
25 Şubat 2026 Çarşamba - 10:36 7,7 milyon yıllık tarihin izleri gençleşiyor Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde bulunan Taşhan bölgesinde yapılan 7,7 milyon yıllık tarihe ışık tutan çalışmalarda, 2025 yılı kazı sezonu döneminde daha önceki buluntulardan daha genç olduğu düşünülen yeni fosil parçalar çıkarıldı. Kayseri’de 7,7 milyon yıllık tarihi aydınlatma çalışmalarında 2025 yılında da çok sayıda fosil eser gün yüzüne çıkarıldı. Son yapılan çalışmalarda lokaliteden toplamda 103 parça çıkarılırken, bulunan parçalar üzerinde yapılan veriler sonucunda ise daha önce bulunan türlerden daha genç bir türe ait olduğu düşünülüyor. Ayrıca bulunan fosil parçaların birbirine yakın olmasından dolayı da tek bir canlıya ait olduğu da düşünülüyor. Ayrıca bölgeden çıkarılan parçalar, Kayseri Büyükşehir Belediyesi himayesinde hizmet veren Bilim Merkezi’nde yapılan ayaklandırma çalışmalarının ardından vatandaşlara sergileniyor. Anadolu’nun birçok coğrafi noktanın kesişimi olduğunu ve bu sebepten de önemli bir kara köprüsü olduğunu söyleyen Uzman Antropolog Oğuzhan Köylüoğlu, "Kurtarma kazısı ile beraber 2018 yılında başladı kazalarımız. 2025 hatta 2026 yılına geldik. Son çalışmalarımız da 2025 yılında oldu. Çevril-Taşhan bölgesinde çıkan 5 hortumlu kafatası ve bir karnivor yani etçil alt çenesi ile beraber önemli buluntulara rastladık. Bunlar bizim fauna için önemli buluntular. Bunların diğer bir özelliği ise geçmiş yıllarda bulduğumuz türlerden daha genç olması. 2025 yılındaki buluntularda toplam 103 parça keşfettik bulduk. Yazları arazi çalışmaları bittikten sonra Bilim Merkezi’ne geliyoruz. Bilim Merkezi’nde genellikle çıkardığımız fosillerin temizlenmesi ve onarılmasını yapıyoruz. Bunun haricinde ayaklandırma da yapıyoruz. Ayaklandırmalar genellikle 3D çalışmalarıyla beraber sürmektedir. Bizde var olan fosilleri tarama cihazlarıyla 3D’lere aktararak basımlarını sağlıyoruz. Arkamda gördüğünüz örnekler de bulunan eseri. Var olmayan eserleri ise makalelerden bire bir aynı türün kopyasının çizerek onları da bu şekilde tamamlamış oluyoruz. Kazılarda bulduğumuz eserler aslında bize Anadolu’nun coğrafi, iklimsel ve habitat olarak ne kadar çeşitli olduğunu gösteriyor. Geçmişte yaşayan bu canlılar Anadolu’nun o tarihten günümüze nasıl değiştiğini gösteren bir süreç aslında. Anadolu aslında Avrupa, Asya ve Afrika bir kara köprüsü olduğu için çok değerli fosil bulgularına rastlıyoruz. Bunlardan biri tabii ki de Kayseri’de bulunan Yamula Barajı lokalitesi. Bu lokalitenin önemlerinden birisi de şu; çok farklı türlerin işe yaşamış olması. Bunun üstüne bir de primat bulgusuna eğer rastlarsak bilimsel camia açısından daha değerli kılınabilir de bir özellikte yaşanılan bölge olduğunu söyleyebileceğiz. Bizlere destek veren Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’a da çok teşekkür ediyoruz" dedi. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise amaçlarının gençlere yapacakları bilimsel çalışmalarda fırsat vermek olduğunu söyleyerek, "Malumunuz Kayserimizde sadece fiziki altyapı ile ilgili belediyecilik hizmetleri yönünde gayret göstermiyoruz. 30 büyükşehir içerisinde yatırımdan yatırma en çok pay ayıran şehir, vaatlerini en çok hayata geçiren belediye başkanı ya da belediye olma iradesinin yanında aynı şekilde doğal güzelliklerimizi, kültürel zenginliklerimizi, gastronomi alanındaki yine çeşitliliğimizi insanlarla buluşturma adına da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kızılırmak’ın hemen kenarında yanı başında özellikle o bölgede ama aynı zamanda Ağırnas bölgesinde de olmak üzere fosillerle ilgili de çalışmalar yapıyoruz. Bununla ilgili güzelleştirme çalışmalarımızda var ama son süreçte bulmuş olduğumuz veriler 103 tane 2025 yılında çeşitlilikte fosillerle ilgili veri elde edildi. Bunların arasında tabi çok ilginç olan ve gerçekten bilim adamlarının takip ettiği veriler olduğunu da hep beraber biliyoruz. Daha önce 7,5 milyon yıl olarak nitelendirilen fosillerle ilgili süre açısından da son yapılan analizler ve bilimsel çalışmalarla 7,7 milyon yıla eriştiğini de gözlemliyoruz. Kayserimiz yeraltı zenginlikleri ile tabii ki doğal güzellikleriyle Kapuzbaşı Şelalesi ile ya da benzeri Kapadokya ile bütünleşik yapısıyla ayrı bir güzellik arz ediyor. Ayrı bir çeşitlilik arz ediyor. Amacımız gençlerimize bilimsel olarak yapılacak çalışmalarda fırsat vermek, onları yüreklendirmek ve gayretlerimizi sürdürmek" ifadelerini kullandı.
Üniversite kampüsünde, yağmur suyu hasatıyla 45 gün yetecek 546 ton su depolandı
25 Şubat 2026 Çarşamba - 10:17 Üniversite kampüsünde, yağmur suyu hasatıyla 45 gün yetecek 546 ton su depolandı Yaşar Üniversitesi’nin sürdürülebilir kampüs vizyonuyla hayata geçirdiği yeni eğitim binasındaki yağmur suyu sarnıcı, İzmir’de son günlerde etkili olan yağışların etkisiyle tam doluluğa ulaştı. Sistem, su tasarrufu ve çevresel kaynak yönetimi açısından örnek bir başarı ortaya koydu. Sürdürülebilir ve çevreci kampüs hedefiyle hayata geçirilen Yaşar Üniversitesi’nin yeni eğitim binasında kurulan yağmur suyu hasat sistemi, önemli bir eşiği geride bıraktı. Eğitim döneminin başladığı 27 Eylül 2025 tarihinde tamamen boş (yüzde 0) durumda olan yağmur suyu toplama sarnıcı, yağışlarla birlikte amacına ulaşarak 4 Şubat 2026 tarihinde yüzde 100 doluluk oranına erişti. 420 ton su depolama kapasitesi Yaşar Üniversitesi’nin doğa dostu altyapı yatırımları kapsamında inşa edilen sistem, hem su tasarrufu sağlıyor hem de iklim kriziyle mücadelede somut bir çözüm modeli sunuyor. Toplam 81,75 metrekare taban alanına ve 5,15 metre yüksekliğe sahip sarnıç, 420 ton su depolama kapasitesiyle tasarlandı. Eğitim döneminin başlangıcından bu yana depolanan yağmur suları ve eş zamanlı olarak gri su kullanımına verilen 126 tonluk katkı birlikte değerlendirildiğinde, sistem 4 Şubat 2026 itibarıyla tam doluluğa ulaştı. Yoğun yağışların etkili olduğu 4 Şubat - 12 Şubat 2026 tarihleri arasında ise sarnıca 58,8 ton ilave su girişi gerçekleşti. Böylece 27 Eylül 2025’ten bu yana kampüste toplam 546 tonluk yağmur suyu hasadı yapıldı. Yaz aylarında 45 günlük sulama kapasitesi Tam kapasiteye ulaşan 420 tonluk depolama hacmi, yaz döneminde de önemli bir tasarruf sağlayacak. Yapılan hesaplamalara göre depolanan yağmur suyu ile kampüs içerisindeki 2 bin 300 metrekarelik yeşil alan, metrekare başına ortalama 4 litre/gün su tüketimi esas alındığında, 45 gün boyunca ek şebeke suyu kullanılmadan sulanabilecek. Bu tablo, sistemin yalnızca yağışlı dönemlerde değil, yılın kurak aylarında da sürdürülebilir su yönetimine katkı sunduğunu ortaya koyuyor. Akıllı sistemlerle her damla takip ediliyor Sürdürülebilir bir ekosistem olarak tasarlanan M Blok eğitim binasında, çatıya düşen her damla yağmur sifonik sistem aracılığıyla toplanarak sarnıca iletiliyor. Arıtma sürecinden geçirilen sular; peyzaj sulamasında, ortak kullanım alanlarında ve teknik su ihtiyaçlarında yeniden değerlendiriliyor. Üst SCADA (Merkezi Denetleme ve Veri Toplama) sistemi sayesinde su tüketimi anlık olarak izlenirken, akıllı sayaçlar olası sızıntıları uzaktan tespit ederek hızlı müdahale imkânı sağlıyor. Böylece hem su kaybı önleniyor hem de işletme verimliliği artırılıyor.