ÇEVRE
Yalova’da "Orman Benim" etkinliği 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:05:24 Yalova’da "Orman Benim" etkinliğinde Vali Ahmet Hamdi Usta, öğrencilerle ormanlık alana atılan ve yangın tehlikesi oluşturan atıkları topladı. Türkiye’de 81 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen etkinlik çerçevesinde Yalova merkeze bağlı Paşakent Mahallesi’ndeki ormanlık alanda katı atık toplama etkinliği düzenlendi. Yalova Orman İşletme Müdürlüğü himayesindeki etkinliğe katılan Ahmet Hamdi Usta, burada yaptığı açıklamada, "Bu kampanya Gençlik Spor Bakanlığı ile Tarım Orman Bakanı Orman Genel Müdürü’nün birlikte yürüttüğü bir proje. Biliyorsunuz Türkiye’deki orman yangınlarının yüzde 92’si insan hatası kaynaklı orman yangınları. Dolayısıyla bu etkinlik en büyük amacımız orman yangına sebep olacak yanıcı maddeleri ortadan kaldırmak amacıyla bunu yapıyoruz. Özellikle küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle beraber ormanlar için yangın büyük bir tehdit oluşturmaya başladı ki bu anlamda en kırılgan şehirlerden birisi Yalova, yüzde 60’ı ormana kaplı olan bir yer. Dolayısıyla bugün burada gençlerimizle beraber, çocuklarımızla beraber yanıcı ortama sebep olabilecek yanıcı maddeleri ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışma yapacağız. Ve bunu tüm Yalova genelinde de çocuklarımızla beraber yaygınlaştırmaya çalışıyoruz" dedi. Ormanlara sonraki nesillerin bize emaneti olarak bakmamız gerektiğini söyleyen Usta, şöyle konuştu: "Dolayısıyla bu emaneti, aldığımız bir emaneti bizden sonraki çocuklarımıza, gençlerimize en güzel şekilde teslim etmemiz lazım. Bu anlamda bu etkinlikten dolayı Orman Genel Müdürlüğümüzden gelen Spor Bakanlarımıza teşekkür ediyorum. Katılan Milli Eğitim camiamıza, çocuklarımıza, Orman İşletme Müdürlüğü’nüze de çok çok teşekkür ediyorum. Çocuklarımdaki duyarlılığım en büyükleriyle yaygınlaşması istiyorum. İnşallah yeşil ve güzel bir Yalova’yı korumak konusunda bu yaz döneminde hep beraber çalışalım diyoruz. Geçen yıllarda çok başarılı geçmişti. Orman yangınları çok azdı. Aynı duyarlılığı bu sene de bekliyoruz. Özellikle yaz mevsimiyle beraber piknik yapılması, yangın, ateşli piknik yapılması konusunda da bütün vatandaşlarımı uyarıyorum."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:02 Öğrenciler ve protokol el ele çöp topladı Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde düzenlenen "Orman Benim" etkinliğinde öğrenciler, protokol üyeleriyle birlikte ormanlık alan ve mesire yerlerinde çöp topladı. Etkinlikte orman yangınlarına karşı farkındalık oluşturularak doğayı koruma bilinci vurgulandı. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde, orman yangınlarına karşı farkındalık oluşturmak ve doğa sevgisini artırmak amacıyla "Orman Benim" etkinliği düzenlendi. Sarıgöl Orman İşletme Şefliği öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler ve protokol üyeleri çevre temizliği yaptı. Eski Buldan karayolu üzerindeki yol boyunca ve mesire alanında yapılan etkinliğe Sarıgöl Kaymakamı Halil Dalak, Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Cezmi Yıldırak, Sarıgöl Orman İşletme Şefi Emin Şıvka, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Akar, daire amirleri, öğretmenler ve Şehit Esin Akay Ortaokulu öğrencileri katıldı. Katılımcılar çevrede bulunan çöpleri toplayarak poşetlere koydu ve çevre temizliği konusunda farkındalık oluşturdu. Etkinlikte özellikle yaz aylarında artan orman yangınlarına karşı duyarlılığın önemine dikkat çekildi. Sarıgöl Kaymakamı Halil Dalak, etkinlikte yaptığı açıklamada, "Geleceğe daha yeşil ve huzurlu bir dünya bırakmak için hep birlikte doğaya ve ormanlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz." dedi. Sarıgöl Orman İşletme Şefi Emin Şıvka ise, "Orman Benim projesi Türkiye genelinde eş zamanlı olarak gerçekleştiriliyor. Katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Ormanlar bizim, birlikte koruyalım ve gelecek nesillere temiz, yeşil bir dünya bırakalım." ifadelerini kullandı.
Mersin’in yüksek kesimlerinde kar sevinci
25 Ocak 2026 Pazar - 13:27 Mersin’in yüksek kesimlerinde kar sevinci Mersin’in yüksek kesimlerinde etkili olan kar yağışı hem köylüleri hem de tatilcileri sevindirdi. Tarımla uğraşan köylüler, uzun süredir yaşanan kuraklığın bu yıl yağan karla sona ereceğini umut ediyor. Erdemli ilçesinde bin 400 rakımın üzerindeki bazı noktalarda yer yer 30 santimetreye ulaşan kar kalınlığı, eşsiz manzaralar oluşturdu. Sorgun, Toros, Güneyli ve çevresindeki kırsal mahallelerde tarım yapan köylüler, kar yağışını büyük bir sevinçle karşıladı. Tatil için gelenler ise karın keyfini doyasıya yaşıyor. Kimileri karda kaymayı tercih ederken, kimileri el ele verip kardan adam yaptı. Yaz kış köyde yaşadığını belirten Cahit Uslu, kar yağışının önemine dikkat çekerek, "İnşallah bu sene güzel olacak. Dört yıldır kar yağmadı. Sular azaldı, yazın içme suyu bile sıkıntı oldu. Tarımla uğraşıyoruz, derelerdeki kaynak sular bile kurudu. Yukarıda üç tane kaynak bitmek üzereydi. Kar yağışından çok memnunuz. İnşallah devam eder. Görsel güzelliği de özlemişiz, çok güzel" dedi. "Kar bereket anlamına geliyor" Köylülerden Bircan Serin ise karın bereket anlamına geldiğini vurgulayarak, "Köyümüze güzel kar yağdı. Kar demek bereket demek. İnşallah köyümüz bu sene kuraklıktan kurtulacak. Yazın çok büyük kuraklık yaşandı, içme suyu bile yoktu. Bu sene Allah izin verirse olacak" şeklinde konuştu. Sorgun Mahallesi Muhtarı Mehmet Gür de son yıllarda yaşanan kuraklığa dikkat çekerek, "5-6 yıldır ülke genelinde kuraklık yaşanıyor, kar yağışı olmuyordu. Bu yıl güzel yağışlar alıyoruz. İnşallah devamı da gelir. Kışın kar yağışıyla köyümüz ayrı bir güzelliğe bürünüyor. Kış aylarında yaklaşık bin 100 nüfusumuz var. Doğa harikası bir köy, herkesin gelip görmesini tavsiye ederim" ifadelerini kullandı.
Meriç ve Tunca’daki yükseliş çiftçiye umut oldu
25 Ocak 2026 Pazar - 13:25 Meriç ve Tunca’daki yükseliş çiftçiye umut oldu Komşu ülke Bulgaristan ve bölgede yaklaşık bir hafta boyunca etkili olan yağışlarla birlikte, kentin en önemli su kaynakları olan Meriç ve Tunca nehirlerinin debilerinde yeniden yükseliş başladı. Edirne’de, 2024 ve 2025 yaz aylarında mevsim normallerinin altında kalan yağışlar nedeniyle ciddi bir kuraklık süreci yaşamış, özellikle Meriç Havzası’nda tarımsal üretimi tehdit eden su sıkıntısı yaşanmıştı. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, Tunca Nehri Suakacağı Ölçüm İstasyonu’nda 22 Ocak 2025 tarihinde saniyede 5 metreküp olarak ölçülen debi, kısa sürede 8 metreküp/saniyeye yükseldi. Yaklaşık bir ay önce yapılan ölçümlerde debinin 3 metreküp/saniye seviyesinde olduğu belirtilirken, bu artış özellikle sulama ihtiyacının yoğun olduğu tarım arazileri açısından kritik bir gelişme olarak değerlendirildi. Edirne’nin tarımsal üretiminde hayati öneme sahip Meriç Nehri’ndeki yükseliş, çiftçiyi sevindiren asıl gelişme oldu. Devlet Su İşleri Kirişhane Ölçüm İstasyonu verilerine göre, geçen yıl aynı dönemde 133 metreküp/saniye olan Meriç Nehri debisi, son ölçümlerde 260 metreküp/saniyeye çıktı. Bir ay önce ölçülen 147 metreküp/saniyelik değerle kıyaslandığında yaşanan artış, yazlık sulama sezonu öncesi barajlar ve sulama kanalları için önemli bir kazanım olarak görülüyor. Çiftçi yağışlardan umutlu Bölgede tarımla uğraşan vatandaşlardan Savaş Armutkıran, yağışların üretici açısından hayati önem taşıdığını belirterek, "Barajlarımız susuz kalmıştı, bu gelen sular çok verimli oldu. Barajların dolması için iyi geldi. Toprağa bereket oldu. Su berekettir. Çiftçiye, toprağa, ağaçlara ve doğaya faydalı olur. Daha çok yağış bekliyoruz" dedi. Yaşanan su artışının, özellikle çeltik, ayçiçeği ve buğday üretimiyle öne çıkan Edirne Ovası’nda ekim planlaması ve verim beklentilerini olumlu yönde etkilemesi bekleniyor.
Doğu Karadeniz’de çığ gerçeği
25 Ocak 2026 Pazar - 13:09 Doğu Karadeniz’de çığ gerçeği Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 2004-2026 yılları arasında Trabzon, Artvin, Giresun ve Gümüşhane’de yaylalarda, yerleşim alanlarında, turizm faaliyetleri sırasında ve çalışma sahalarında yaşanan çığ facialarında toplam 30 kişi hayatını kaybetti. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 2004-2026 yılları arasında meydana gelen çığ felaketleri, çok sayıda can kaybına yol açtı. Artvin’de farklı yıllarda meydana gelen dört ayrı çığ olayında 12 kişi yaşamını yitirdi. Şavşat ilçesine bağlı Köprüyaka Köyü’nde 2004 yılında evlerin üzerine düşen çığda 1’i çocuk 6 kişi hayatını kaybetti. Yusufeli ilçesi Olgunlar Mahallesi mevkisinde 2023 yılında tur kayağı yapan gruptan 2 kişi, Şavşat Karaköy’de 2024 yılında yol açma çalışması yapan İl Özel İdaresi personeli 1 operatör ile son olarak Ardanuç ilçesi Zekeriya köyü Aksu Yaylası’nda 31 Aralık 2025 günü hayvancılıkla uğraşan 3 çoban çığ altında kalarak yaşamını yitirdi. Çobanlardan ikisinin cansız bedenine ulaşılırken, 1 çoban ise hala karlar altında bulunuyor. Trabzon’da meydana gelen üç çığ olayında ise 7 kişi hayatını kaybetti. Sürmene ilçesinde 2005 yılında Birlik Köyü Muhtarı Muzaffer Küçük, Araklı Pınarbaşı Mahallesi’nde arıza giderirken çığ altında kaldı. Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl’de 2009 yılında heliski faaliyeti sırasında Fransız uyruklu kayakçı Oliver Richard Romano yaşamını yitirdi. Çaykara Karaçam Mahallesi’ndeki Balkodu-2 HES inşaatında 2015 yılında meydana gelen çığda ise 5 işçi hayatını kaybetti. Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağı’nda ise bölgenin en büyük çığ felaketi yaşandı. 2009 yılında meydana gelen çığda, doğa yürüyüşüne çıkan 17 kişilik gruptan 10 kişi yaşamını yitirdi. Olay, Türkiye’nin en büyük çığ faciaları arasında yer aldı. Giresun’un Güce ilçesinde 19 Ocak 2026 yılında küçükbaş hayvancılıkla uğraşan Hacı Yiğit, arazide ilerlediği sırada meydana gelen çığda hayatını kaybetti. Karadeniz Bölgesi’nde 2004 ve 2026 yılları arasında yaşanan çığ felaketlerinde Artvin’de 12, Gümüşhane’de 10, Trabzon’da 7, Giresun’da 1 olmak üzere toplam 30 kişi yaşamını yitirdi. Prof. Dr. Coşkun Erüz: "Çığ doğal bir süreçtir" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, 35-40 derece arasındaki eğimli alanlarda çığ riskinin her zaman olduğunu belirterek "Dağlık alanlar çığın oluştuğu coğrafik alanlardır. Doğu Karadeniz çığın en yoğun gerçekleştiği bölge oluyor. Doğu Karadeniz 3 bin metreyi bulan yüksek dağlarla birlikte yüksek eğimli yamaçlara sahip bir coğrafya. Bir önceki yağan kar çöktüğünde yüzeyde oluşan sert ve kristal tabakanın üzerine ikinci kar yağdığında üsteki karın oluşturduğu baskıyla kar birbirine iyi tutunamazsa kayam eğilimi vardır. Genelde 35-40 derece arasındaki eğimli alanlarda çığ riski her zaman vardır. Orman olmayan, üzerinde farklı çıkıntıların olmadığı düz yamaçlar ya da kayalık ve benzeri yüzeyin fazla tutunma özelliği olmayan yamaçlarda çığ sık sık görülür. Son dönemlerde açıklık olan vadi içlerinde çığlar gerçekleşiyor. Orman üstü alanlarda bu risk daha yüksektir. 2009 yılında Allah rahmet eylesin 10 tane dağcı arkadaşımızı kaybettiğimiz Zigana’da yamaç üzerindeki rüzgar birikintisi koparak dağcıların üzerine aktı. Vadi boyunca gelişerek alt kotta iyice büyük bir yığıntı halinde maalesef dağcı arkadaşlarımızın vefat etmesine sebep olmuştu. Her yağan karın üst üste 50-60 cm üst üste biriktiğinde havaların ısınması ya da ani rüzgar şiddetinin değişmesi gibi durumlarda ortamlardaki basınç değişimiyle çığ oluşma riski var. Yamaçtan geçerken insan faktörü ve aracın oluşturduğu titreşimde yine bir şekilde o yamaçta birikmiş kütleleri harekete geçirebilir. Çok dikkatli olmak gerekiyor. Çığ doğal bir süreçtir. Ama oluşturduğu etkinin insani boyutunu önlemek için tedbir almamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Kangallarını beslemek için yola çıktı, çiftliğe vardığında gözlerine inanamadı
25 Ocak 2026 Pazar - 12:34 Kangallarını beslemek için yola çıktı, çiftliğe vardığında gözlerine inanamadı Yoğun kar yağışı ve tipinin etkili olduğu Sivas’ın Altınyayla ilçesinde bir Kangal yetiştiricisi, hayvanlarını kontrol etmek için gittiği çiftlik yolunda kara saplandı. Güçlükle çiftliğe ulaştığında gördüğü manzara karşısında adeta gözlerine inanamadı. Sivas’ın Altınyayla ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. İlçede yaşayan Kangal yetiştiricisi Umut Taşdelen, olumsuz hava şartlarına rağmen hayvanlarını kontrol etmek ve beslemek için kangal çiftliğine gitmek üzere yola çıktı. Ancak karla kaplanan yolda ilerlemekte güçlük çeken Taşdelen’in aracı bir süre sonra kara saplanarak mahsur kaldı. Zorlu şartlara rağmen yoluna devam eden Taşdelen, güçlükle Kangal Çiftliği’ne ulaşmayı başardı. Çiftliğe vardığında ise 2 metreyi bulan kar kalınlığı karşısında gözlerine inanamadı. Yoğun kar yağışı nedeniyle bazı yollar tamamen kaybolurken, kar kalınlığının yer yer ev boyuna ulaştığı görüldü. Bazı ağaçların ise kar altında tamamen kaybolması dikkat çekti. Umut Taşdelen daha önce böyle bir kış geçirmediğini söyleyerek, "Rusya’nın soğuğu bizim ilçenin yanında hiçbir şey denebilir. Çok sert bir soğuk ve güçlü bir rüzgâr var" dedi. "Allah herkesin yardımcısı olsun" Aracının yolda kaldığını söyleyen Umut Taşdelen, "Hayatımda ilk defa böyle bir kış görüyorum. Eminim ki benden öncekiler de böyle bir kış görmemiştir. Rusya’nın soğuğu bizim ilçenin yanında hiçbir şey denebilir. Çok sert bir soğuk ve güçlü bir rüzgâr var. Yer yer kar boyutu 4 metreyi aşıyor. Kulübelerimiz ve araçlarımız kar altında kaldı. Köpekleri kurtardık. Allah herkesin yardımcısı olsun" dedi.
Karya Farma HBX Ar-Ge; ’İncir ve Zeytin Bilimsel Araştırmalar Akademisi’ kuracak
25 Ocak 2026 Pazar - 12:25 Karya Farma HBX Ar-Ge; ’İncir ve Zeytin Bilimsel Araştırmalar Akademisi’ kuracak ADÜ Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren ve bugüne kadar başta insan sağlığı olmak üzere çevre, tarım ve hayvancılık alanlarında çok sayıda patentli, spesifik ve stratejik buluşa imza atan Karya Farma HBX Ar-Ge, şimdi de İncir ve Zeytin Bilimsel Araştırmalar Akademisi kuracağını açıkladı. Bu akademik çalışmalarla Aydın’ın milli meyvesi incir ve zeytinin sadece bir gıda değil geniş spektrumlu kullanım alanlarına sahip stratejik biyolojik varlıklar olarak ele alınacağı belirtildi. Yaklaşık 19 yıllık Ar-Ge birikimi ile 18 ayrı patente sahip olan, Karya Farma HBX Ar-Ge bu kez kadim bilgiyi modern bilimle buluşturan özgün bir vizyonla yola çıktığını açıkladı. Bu çerçevede, kutsal kitaplarda da adından söz edilen Aydın’ın milli meyvesi incir ve zeytin adına araştırma akademisi kuracaklarını kaydeden HBX Ar-Ge kurucusu Hakan Başlık, "Bu amaçla kurulan ‘HBX Ar-Ge İncir ve Zeytin Bilimsel Araştırmalar Akademisi’, söz konusu iki kutsal meyvenin hücresel düzeyden ekosisteme kadar tüm etkilerinin bilimsel yöntemlerle araştırılacağı bir merkez olarak planlanıyor. İncir ve zeytin, yalnızca Anadolu’nun değil, insanlık tarihinin de ortak mirası olarak kabul ediliyor. Kutsal kitaplarda yer alan bu iki özel meyve, tarih boyunca bereketin, sağlığın, dirilişin ve bilgeliğin sembolü olmuştur. Yürüttüğümüz çalışmalar, bu kadim referansların günümüz bilimsel verileriyle örtüştüğünü ortaya koymayı amaçlıyor. Yapılan araştırmalar, incir ve zeytinin içerdiği polifenoller, flavonoidler, antioksidanlar, esansiyel yağ asitleri ve biyolojik aktif bileşenlerin insan sağlığı üzerindeki çok yönlü etkilerine dikkat çekiyor. Karya Farma HBX Ar-Ge olarak, bu tarihsel mirası günümüz bilimsel çalışmalarıyla yeniden yorumlayarak bölgenin katma değerini artırmayı hedefliyoruz" dedi.