ÇEVRE
Kars’ta kar ve tipi geçit vermiyor: 52 köy yolu ulaşıma kapandı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:16 Kars’ta kar ve tipi geçit vermiyor: 52 köy yolu ulaşıma kapandı Kars genelinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, ulaşımda aksamalara neden oldu. Olumsuz hava şartları nedeniyle kent genelinde 52 köy yolu ulaşıma kapandı. Kars’ta dün akşam saatlerinde başlayan ve gece boyunca şiddetini artıran kar yağışı, özellikle yüksek kesimlerde yerini tipiye bıraktı. Görüş mesafesinin yer yer sıfıra düştüğü bölgede, sürücüler zor anlar yaşarken, birçok yerleşim yeriyle irtibat kesildi. Kars merkez ve ilçelerde etkili olan tipi nedeniyle toplam 52 köy yolu ulaşıma kapalı bulunuyor. Kapalı köy yollarının yeniden ulaşıma açılması için İl Özel İdaresi ekipleri yoğun bir mesai harcıyor. Ekiplerin öncelikli olarak hasta ve acil durumu olan köylere yönlendirildiği, ancak devam eden şiddetli rüzgarın açılan yolları tekrar kapattığı öğrenildi. Kars genelinde merkezde 1, Akyaka’da 2, Digor’da 16, Kağızman’da 27, Sarıkamış’ta 2 ve Susuz’da 4 olmak üzere toplam 52 köy yolu ulaşıma kapalı bulunuyor. Kars’ta bu yıl çok kar yağdığını ifade eden Metin Özeroğlu, "Şehrimiz bu sene tam kara kışı yaşamakta, bereket yılıdır bu sene inşallah, biraz daha kışımız var" dedi. Kars’a son yıllardan bu kadar fazla kar yağmadığını belirten Turan Sürmeli, "Bu sene biz kara doyduk. çocukluğumdaki kış günlerini yaşıyoruz. Kars’ta da kar ayrıca güzel, kar ’k’ ile yazılır. Kars’ta ’g’ ile okunur. Gar çok güzel bir mevsim yaşadık. inşallah devam eder" diye konuştu. Yaklaşık 20 dakika süren yoğun kar yağışı sonrasında Özel İdare, belediye ve karayolları ekipleri seferber oldu. Kent merkezinde ekipleri yolların karını, vatandaşlar ise işyerlerinin önün karını temizledi. Özel İdare ekipleri de köy yollarında karla mücadele çalışması yapıyor. Meteoroloji verilerine göre kar yağışının bölgede aralıklarla devam etmesi beklenirken, buzlanma ve don olayına karşı dikkatli olunması istendi.
Kahverengi kokarca tehdidinde kritik dönem
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:51 Kahverengi kokarca tehdidinde kritik dönem Türkiye’de son yıllarda tarımsal üretimi tehdit eden kahverengi kokarca kışlak döneminde sessizliğini korurken, asıl riskin bahar aylarıyla birlikte ortaya çıkması bekleniyor. Uzmanlara göre kış boyunca ev, kömürlük, çatı arası ve depo gibi alanlarda gizlenen her bir kokarca, uygun koşullarda yaz aylarına kadar binlerce bireye ulaşabilen bir popülasyonun kaynağı olabiliyor. Türkiye’de ilk kez 2017 yılında Doğu Karadeniz’de tespit edilen kahverengi kokarca, Artvin’den kısa bir süre sonra Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu başta olmak üzere Karadeniz Bölgesi’ne yayıldı. Son yıllarda Marmara ve İç Anadolu’da da görülmeye başlayan tür, özellikle fındık, mısır, sebze ve meyve üretiminde ciddi kayıplara yol açtı. Kış aylarında "kışlak" olarak adlandırılan kapalı alanlarda hareketsiz halde bulunan kahverengi kokarca, havaların ısınmasıyla birlikte mart ayından itibaren tekrar doğaya çıkıyor. İlk yumurtlamada yaklaşık 80-90 yumurta bırakabilen kahverengi kokarca, uygun çevresel koşullarda birkaç nesil içinde 10 bine varan bireylere ulaşabiliyor. Özellikle fındık bahçelerinde bitkinin öz suyunu emerek ürün kaybına neden olan zararlı, 300’den fazla bitki türüyle besleniyor. Tarım ürünleri için ciddi tehdit oluşturan böceğin üremesini önlemek amacıyla biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri birlikte uygulanıyor. "Şu an kokarca bitti gibi gözüküyor, sesini çıkarmıyor, çünkü uyuyor" Kahverengi kokarcaya yönelik yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler veren Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan, bahçe ve orman kenarındaki köy evleri, yazlıklar, kömürlükler, depolar ile çatı aralarının kışlak döneminde kontrol edilmesi gerektiğini belirterek, "Şu an kokarca bitti gibi gözüküyor, sesini çıkarmıyor. Çünkü uyuyor. Kışlaklardan çıkacak her bir kokarca bahar ve yaz aylarında 10 bin kokarcaya kadar çoğalabilir. Birinci yavrulamada 90 tane yumurta, o yavrular da birer yumurtlarsa yine 10 bin kokarca oluyor. Bu büyük bir sorun. Vatandaşlarımız bahçe ve orman kenarındaki kömürlük, yazlık ve köy evlerini kışın mutlaka ziyaret edip çatı, kapı araları, hatta gardıroptaki kıyafetlerinin ceplerini bile kontrol edip kokarcayı imha etmesi gerekiyor. Her bir kokarca başımıza bela olacak. Önümüzdeki sezon için şimdiden feromon tuzaklarımızı, kimyasal ve biyosidal ürünlerimizi satın aldık. Sezon için hazırız. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Metin Genç ile beraber kışlakları ilaçladık, önümüzdeki sezon da buna başlayacağız. Şu anda mücadele sırası vatandaşımızda. Lütfen evlerimizi temizleyelim. Havaların ısınmasına bağlı mart ayından sonra kokarcalar dışarıya çıkabilir. Geçen sene bu nisan-mayıs gibi oldu. Havaların soğuk gitmesi nedeniyle fındığımıza çok zararı yoktu ama havalar erken ısınırsa mart ayında piyasaya çıkacaklar" dedi. "Bu mücadeleyi kesintisiz yapmamız gerekiyor" "Geçtiğimiz yıl fındıktaki zararımız don ve kuraklıktan dolayıydı" diyen Kaplan, "2024 yılında 38 bin ton rekoltemiz varken, 2025 yılında 33 bin tona düştü. Burada don ve kuraklıktan dolayı zarar gördük. Cumhurbaşkanlığımız bölgemize 96 milyon TL göndererek don zararını karşıladılar. Geçen sene kışın uzun sürmesi, kokarcanın geç çoğalması gibi sebeplerden dolayı beslenme dönemleri fındığın sertleştiği döneme denk geldiği için çok büyük zarar vermedi. 2024 yılında yüzde 10’a yakın bir zarar vermişti. 2026 yılında zarar vermeyecek anlamına gelmiyor. Daha büyük zararlar verebilir. Kokarcanın tüm dünyada sebze ve meyveye vermiş olduğu zarar 70 milyar dolar. Bu bize de zarar vermeyecek anlamına gelmez. Bu mücadeleyi kesintisiz yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. Trabzon’da halk arasında "Drakula" olarak bilinen uzun antenli turunçgil böceği ile 5 yıldır mücadelenin sürdüğünü vurgulayan Kaplan, "Bakanlık olarak turunçgil uzun antenli böceği ile ilgili Maçka bölgesini 5 yıldır ilaçlıyoruz. Bu yıl da ödenek gelince ilaçlayacağız. Mücadelede yol aldık ama zirai zararlılarının geneli uzun süreçli baskılama ile yok edilebiliyor. Bu çok zararlı bir böcekti. Maçka bölgesindeki Esiroğlu’nda tüm fındıkları söktük" ifadelerini kullandı.
Sadak Baraj Gölü buz tuttu
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:44 Sadak Baraj Gölü buz tuttu Gümüşhane’nin Kelkit ilçesindeki Sadak Baraj Gölü, dondurucu soğuklarla birlikte buzla kaplandı. Kelkit ilçesi Sadak köyü sınırlarındaki Sadak Baraj Gölü, hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle tamamen buz tuttu. Kalınlığı yer yer 20 santimetreyi bulan buz tabakasıyla baraj gölü kış manzarasına büründü. Kar ve buzla kaplanan Sadak Barajı sakin atmosferiyle doğa tutkunlarının ilgisini çekerken, bölgeye gelen iki balıkçı da buz tutan gölde motorlu testereyle açtıkları deliklerden oltalarını suya bıraktı. "Korkutucu ama bizim için vazgeçilmez bir tutku" Baraj gölüne balık tutmanın yanında doğanın ve manzaranın keyfini çıkarmak için geldiklerini ifade eden Soner Bayram, "Boş zamanlarımızda arkadaşımla birlikte buraya gelip balık tutmaya çalışıyoruz. Balık tutmak bizim için bir keyif, bir tutku. Aynı zamanda huzur veriyor. Adrenalin sevenleri de buraya davet edebilirim. Biraz korkutucu olabilir ama bizim için vazgeçilmez bir tutku, bundan kopamıyoruz. Hava soğuk, buz kalınlığı yaklaşık 20 santimetre. Nasibimizi bekliyoruz. Balıkçılık gerçekten bir tutku işi. Burası yaklaşık bir ay önce buz tuttu ve bir ay kadar daha böyle devam eder. Sonrasında buzlar çözülmeye başlar. Biz yaz kış buraya geliyoruz. Kışın burada oturup çayımızı demliyor, keyif yapıyoruz. Yazın da ayrı bir güzelliği oluyor. Nasibimiz olursa balığımızı tutup gidiyoruz. Bu bizi mutlu ediyor. Aslında buraya sadece balık için değil, huzur ve keyif için geliyoruz. Biraz da heyecan arıyoruz. Düşme korkusu, balık tutup tutamama ihtimali. Ama hepsinden önemlisi buranın doğası ve manzarası bizi cezbediyor" dedi. "Buzların kırılmasından korkmuyoruz" Balık tutmanın kendisi için büyük bir zevk olduğunu ve bu nedenle buzların kırılmasından korkmadığını dile getiren Alperen Sevinç, "Sadak bizim için bir yaşam tarzı. Doğası ve muhteşem manzarasıyla gelip burada doğayla iç içe balık tutuyoruz. Balık bizim için vazgeçilmez bir zevk. Buzlar bile bizi durduramıyor. Buz ne kadar ince olursa olsun aksiyonu seviyoruz. Kırılma korkumuz yok. Gelip burada balığımızı tutuyor, stresimizi atıyoruz. Şehrin boğucu havasından uzaklaşıp doğayla buluşmak bize mutluluk veriyor. Tuttuğumuz balıkları da evde ya da köyümüzde pişirip afiyetle yiyoruz. Korkmuyoruz, çünkü doğaya alışığız. Doğaya alışık olmayan insanlar korkabilir. Kısacası aksiyonu seviyoruz, buzun kırılmasından da korkmuyoruz. Hiçbir şey bizi yıldıramaz" diye konuştu.