ÇEVRE
Güvenli gıdanın dijital reçetesi Denizli’de yazıldı
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:15 Güvenli gıdanın dijital reçetesi Denizli’de yazıldı Denizli, tarımda dijitalleşme ve gıda güvenliği konusunda tarihi bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Sektör paydaşlarının yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantıda, tarladan sofraya izlenebilirliği sağlayacak olan B-Reçete sistemi tüm yönleriyle ele alındı. Denizli’de Nihat Zeybekçi Kongre ve Kültür Merkezi toplantı salonunda düzenlenen "Bitki Koruma Ürünleri Takip ve B-Reçete sistemi tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda; sürdürülebilir üretim, gıda güvenliği ve dijital takip sistemlerinin tarımdaki geleceği masaya yatırıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, İlin 2025 yılındaki başarılı tarımsal verilerini paylaşarak dijitalleşmenin önemine değindi. Denizli’de ÇKS kayıtlılık oranının %70’e ulaştığını ve 27 erken uyarı sistemiyle çiftçilere 1,3 milyondan fazla bilgilendirme SMS’i ulaştırıldığını belirten İl Müdürü, "Amacımız sadece üretimi artırmak değil; toprak, su ve insan sağlığını koruyarak güvenli bir tarımsal değer oluşturmaktır" dedi. Düzenlenen programa; Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yunus Bayram, AK Parti Denizli İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluş yöneticileri, Oda ve Birlik Başkanları, ziraî ilaç bayileri, reçete yazma yetkilileri, sektör paydaşları ve üreticilerin katılımı ile gerçekleştirildi. Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yunus Bayram, Türkiye’nin 137 milyon tonluk üretim kapasitesiyle Avrupa Birliği’nde birinci sırada olduğunu vurgulayarak Bitkisel üretimde zirai mücadelenin kaçınılmaz olduğunu ve bu sürecin doğru yönetilmemesi durumunda hem ciddi ürün kayıplarının yaşanacağını hem de insan, çevre ve hayvan sağlığına yönelik risklerin artacağını belirtti. B-Reçete sistemini bir "devrim" olarak nitelendiren Bayram, "Bu sistemle ilacın sadece kime satıldığını değil, son kullanıcının gerçekten üretim yapıp yapmadığını da takip edeceğiz. ’İhtiyaç kadar ilaç’ mottosuyla hareket ediyoruz" ifadelerini kullandı. Sistemin hali hazırda 4 pilot ilde 5 etken madde ile uygulanmaya başladığını belirten Bayram, takvimi şu şekilde detaylandırdı. "Sistem 1 Temmuz 2026 itibariyle tüm illerde devreye girecektir. Bu sayede zirai ilaçların hatalı ve gereğinden fazla kullanımının önüne geçilecek, pestisit kalıntısı sorunuyla mücadelede çok önemli bir adım atılmış olacaktır" dedi. Sistemin halen geliştirme aşamasında olduğunu, ÇKS ve TÜKAS gibi mevcut gibi mevcut veri tabanlarıyla tam entegre bir şekilde çalışacağını, kullanıcılardan gelen geri bildirim ve öneriler doğrultusunda sistem zamanla daha işlevsel ve güçlü bir yapıya kavuşacağını ifade etti. Bayram, temel amacın üreticiye zorluk çıkarmak değil, tarımsal üretimde doğru dozda ve doğru zamanda ilaç kullanımını sağlamak olduğunu vurguladı. Bu kontrollü kullanım sayesinde gıdalardaki pestisit kalıntılarının önlenmesine çok ciddi bir katkı sunulması hedefleniyor" dedi. "Gelecek nesillere zehirlenmemiş topraklar bırakmak zorundayız" Kapanış konuşmasını gerçekleştiren Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, sistemin toplum sağlığı üzerindeki kritik rolüne dikkat çekti. Vali Köşger, "B-reçete sistemiyle her bir gram ilacın nereye atıldığını bilmek, vatandaşımıza sunduğumuz gıdanın güvenliğini garanti altına almaktır. Gelecek nesillere zehirlenmemiş topraklar bırakmak zorundayız" diyerek projenin Denizli için taşıdığı önemi vurguladı. Protokol konuşmalarının ardından Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yunus Bayram, B-Reçete sisteminin teknik işleyişi, karekod entegrasyonu ve denetim mekanizmalarına dair kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumun ardından geçilen soru-cevap kısmında Bayram; üreticilerin, bayilerin ve ziraat mühendislerinin sisteme ilişkin merak ettiği soruları tek tek yanıtlayarak uygulama sürecindeki yol haritasını netleştirdi. Büyük ilgi gören etkinlik, protokol üyeleri ve katılımcıların günün anısına çektirdiği toplu fotoğraf ile sona erdi.
Adana’da belediyenin kapatmadığı çukurları vatandaş kapattı
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:06 Adana’da belediyenin kapatmadığı çukurları vatandaş kapattı Adana’da vatandaşın başvurusuna rağmen hem büyükşehir hem de ilçe belediyesi bozuk yolu yapmayınca, mahalle sakinleri araçlarının daha fazla zarar görmemesi için kürek ve el arabasıyla çukurları kendileri doldurdu. Merkez Sarıçam ilçesine bağlı Gültepe Mahallesi Gelincik Caddesi ve ara sokaklarda uzun süredir bozuk olan yollar mahalle sakinlerini isyan ettirdi. İlçe ve büyükşehir belediyesine yapılan başvurulara rağmen herhangi bir çalışma yapılmayınca vatandaşlar çareyi çukurları kendi imkânlarıyla kapatmakta buldu. Ellerine kürek ve el arabası alan mahalle sakinleri, yoldaki çukurları toprakla doldurarak geçici çözüm üretmeye çalıştı. Mahallede birçok araç çukur nedeniyle hasar gördü, sürücüler maddi zarara uğradı. . Özellikle yağışlı havalarda çukurlar daha da tehlikeli hale gelirken, vatandaş yetkililerden kalıcı asfalt çalışması yapılmasını istedi. Mahalle sakini Zihni Kaynarpınar, "Yolları demeye gerek yok, sizde bizim kadar görüyorsunuz. Buraya yağmur yağdıktan sonra yaya olarak girmemiz imkansız. Belediye buraya bir asfalt döktü, meyil veremediği için bütün su burada birikiyor" diye konuştu. "Dağ yolu daha iyi" Aracının alt takımının zarar gördüğünü ve 22 bin TL masraf yaptığını anlatan Eyüp Erdoğan ise, "Dağ yolu buradan daha iyi. Aracımın alt takımı zarar gördü ve 22 bin TL masraf yaptım. Sarıçam ve büyükşehir belediyesine başvurduk ama kimse gelmedi. Kendi imkanlarımızla çukurları dolduruyoruz ama onlarda çöküyor" dedi. Vatandaşlardan Aydın Akkaş’ta, "Yollarımızın durumu berbat. Her gelen araba zarar görüyor. 2 defa kartel patlattım, 3 bin 500 TL masraf yaptık. Kendi imkanlarımızla çukurları dolduruyoruz. Belediyeye kaç kere müracaat ettik ama gelen, giden yok" ifadelerini kullandı.
Tarihi taş köprü temizlendi, doğaseverler "yüzer bariyer" istedi
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:06 Tarihi taş köprü temizlendi, doğaseverler "yüzer bariyer" istedi Aydın’ın Söke ilçesi Sarıkemer bölgesinde bulunan tarihi taş köprüde biriken çöpler temizlendi. Temizlemenin yeterli olmadığına dikkat çeken EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü ise tarihi köprünün korunması için yüzer bariyer sisteminin devreye alınması gerektiğini ifade etti. Bir zamanlar deve kervanlarının geçtiği, 1988 yılında da Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı İnatçı filminin birçok sahnesinin çekildiği tarihi taş köprünün, geçtiğimiz günlerde meydana gelen yağmurlar ile birlikte gelen çöp ve atıklarla menfezleri tıkanmıştı. Tarihi köprünün yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ifade eden Ekosistemi Koruma ve Doğa Severler Derneği (EKODOSD) Bahattin Sürücü, menfezlere baskı yapan ve oradan Ege Denizi’ne giden atıkların toplanmasını istemişti. Son günlerde etkili olan yağmurların arından saha çalışması gerçekleştiren ekipler, tarihi köprüde de temizlik çalışması gerçekleştirdi. Tarihi köprünün temizlenmesinin ardından açıklama yapan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, ekiplere teşekkür ederek aynı sorunun tekrar yaşanmaması ve tarihi köprünün korunması adına yüzer bariyer sisteminin devreye alınarak kalıcı çözümün getirilmesi gerektiğini söyledi. Büyük Menderes’in kirletilmemesi ve çöp atılmaması konusunda duyarlı olunması gerektiğini de vurgulayan Sürücü; "Son günlerde meydana gelen aşırı yağışlarla birlikte, Büyük Menderes’e dökülen tüm dere ve çaylardan sadece su değil, doğaya kontrolsüz şekilde atılan çöpler de nehre taşınmaktadır. Ağaç dalları, kütükler, çalı çırpı gibi organik materyallerin yanı sıra, özellikle plastik atıkların yoğunlukta olduğu çöpler Büyük Menderes Nehri’ne ulaşmakta, bu atıklar başta Söke ve Kovanburnu regülatörleri ile Sarıkemer’de bulunan tarihi Taşköprü’nün arkasında birikmektedir. Bu kapsamda, aşırı yağışların ardından regülatörlerin zarar görmesini önlemek ve sulama kanallarına çöp geçişini engellemek amacıyla iş makineleriyle temizlik çalışması yapılmıştır. Aynı şekilde, tarihi Taşköprü’nün arkasında biriken çöplerin de kepçeyle alınması hedeflenmiş, ancak köprünün kemerlerinin büyük ölçüde tıkalı olması nedeniyle yalnızca büyük ağaç kütükleri ve çalı çırpılar kıyıya çıkarılabilmiştir. Küçük ve hafif atıklar ise suyla birlikte köprünün üzerinden geçerek denize ulaşmıştır. Oysa DSİ 21. Bölge Müdürlüğü’nün 2016 yılında geliştirdiği ve Türkiye’de yeni sayılabilecek çok önemli bir uygulama bulunmaktadır. Bu kapsamda, üç adet yüzer bariyer sistemi Büyük Menderes üzerindeki önemli regülatörlerin önüne yerleştirilmiştir. Sulama sezonunda kapakların kapalı olduğu dönemlerde yüzer atıkların regülatör önlerindeki bariyerlerde birikmesi sağlanarak hem tesislerin zarar görmesi engellenmiş hem de atıkların denize ulaşmasının önüne geçilmiştir. İlk yıllarda oldukça başarılı olan bu uygulama, ne yazık ki son 3-4 yıldır kullanılmamakta, yüzer bariyerler işlevsiz halde kıyıda beklemektedir. Bu yüzer bariyer sistemi yeniden devreye alınsa ve ayrıca Taşköprü’nün arkasına da bir bariyer yerleştirilse, Büyük Menderes Nehri’nin katı atık yükü büyük ölçüde azaltılabilecek, çöplerin nehir içindeki sazlıklara ve denize ulaşması engellenebilecek ve Taşköprü’nün yıkılma tehdidi ortadan kalkacaktır. Bu nedenle tüm ilgili kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz" dedi.
Bitlis’te ölü doğan kuzu, panda yavrusuna benzerliğiyle şaşırttı
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:19 Bitlis’te ölü doğan kuzu, panda yavrusuna benzerliğiyle şaşırttı Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde ölü doğan, renkleri ve yüz yapısıyla panda yavrusunu andıran kuzu şaşkınlık yaşattı. Olay, önceki gün Adilcevaz ilçesi Akçıra köyü Gölbaşı mezrasında yaşandı. Mezrada hayvancılıkla uğraşan Çavuş Aşa’ya ait gebe koyunlardan biri, ailenin de yardımıyla zorlu bir doğum yaptı. Ancak doğum, beklenen sevincin yerine üzüntüye neden oldu. Ölü doğan yavrunun panda yavrusuna benzediği, arka ayaklarının bulunmadığı ve vücudunun tam gelişmediği görüldü. Doğuma yardımcı olan koyun sahibi Çavuş Aşa’nın komşusu Necdet Kırık, böyle bir durumla ilk kez karşılaştıklarını belirtti. Uzun yıllardır küçükbaş hayvan doğumlarına yardımcı olduğunu aktaran Kırık, bu şekilde bir vakaya bugüne kadar hiç rastlamadığını söyledi. Kırık, doğumun oldukça zor gerçekleştiğini ifade ederek, "Yavru ölü doğdu. Arka ayakları yoktu, vücudu tam gelişmemişti. Renkleri ve yüz yapısı nedeniyle panda yavrusunu andırıyordu. Hayatım boyunca birçok doğuma girdim ama böylesini ilk defa gördüm" dedi. Görüntüleri inceleyerek konuyu değerlendiren Veteriner Hekim Rehber Altıntaş ise olayın çoklu doğumsal anomali vakası olduğunu belirtti. Altıntaş, bu tür anomalilerin genetik faktörler, gebelik döneminde geçirilen enfeksiyonlar, annenin yetersiz beslenmesi, toksik maddelere maruz kalma veya bazı viral hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabileceğini söyledi. Bu tarz vakaların bölgede nadir de olsa görüldüğünü vurgulayan Altıntaş, sürü sağlığının korunması için yetiştiricilerin düzenli veteriner kontrolü yaptırmasının, aşılama programlarına uymasının ve gebelik döneminde hayvanların bakım ve beslenmesine özellikle dikkat etmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti. Yaşanan doğum köy sakinleri arasında merak uyandırırken, uzmanlar benzer durumlarla karşılaşılması halinde vakit kaybetmeden veteriner hekime başvurulması gerektiğini hatırlattı.