ÇEVRE
Kuşadası’nda 2 yeşil deniz kaplumbağası ve 1 caretta caretta ölü bulundu 15 Mart 2026 Pazar - 18:02:14 Aydın’ın Kuşadası ilçesi kıyılarında aynı gün içerisinde 2 yeşil deniz kaplumbağası ile 1 caretta caretta ölü olarak kumsala vurdu. Olayla ilgili inceleme başlatılırken, kaplumbağaların trol ağlarına takılmış olabileceği değerlendirildi. Edinilen bilgiye göre, yuvalama alanları genellikle Hatay, Adana ve Mersin kıyıları olan Chelonia mydas türü 2 juvenil (genç) yeşil deniz kaplumbağası ile 1 yetişkin Caretta caretta Kuşadası kıyılarında ölü halde bulundu. Kaplumbağalar üzerinde yapılan ilk incelemelerde herhangi bir yara veya dış etken kaynaklı olumsuz bir bulguya rastlanmadı. Konuyla ilgili açıklama yapan Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, kaplumbağaların Kuşadası Körfezi’nde avlanan trol teknelerinin ağlarına hedef dışı av olarak yakalanmış olabileceğini düşündüklerini belirtti. Sürücü, trol ağlarına takılan kaplumbağaların uzun süre su altında kaldıkları için nefes almak amacıyla yüzeye çıkamadıklarını ve bu nedenle boğularak hayatlarını kaybettiklerini ifade etti. Ölü bulunan caretta caretta bireyinin dişi olmasının ve diğer iki yeşil deniz kaplumbağasının henüz juvenil evrede bulunmasının deniz kaplumbağalarının geleceği açısından üzücü olduğunu kaydetti. Ölü kaplumbağalardan gerekli ölçümlerin alındığını, doku ve kabuk örneklerinin ise bilimsel inceleme için Adnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Türkozan’a gönderildiğini belirten Sürücü, bölgede deniz kaplumbağalarının yanı sıra yunuslar ve birçok deniz canlısının yaşadığı zengin bir biyoçeşitlilik bulunduğuna dikkat çekti. Trol avcılığının yalnızca deniz canlılarını değil deniz tabanındaki ekosistemi ve sualtı kültürel mirasını da olumsuz etkilediğini vurgulayan Sürücü, deniz tabanında sürüklenen ağların sualtındaki taşları yerinden oynattığını, balıkların yaşam alanlarını tahrip ettiğini ve sualtı arkeolojisi açısından önemli olan amphoraların zarar görmesine neden olduğunu ifade etti. Sürücü, denizel biyoçeşitliliğin korunması ve hedef dışı avcılığın önlenmesi için ilgili kurumların daha etkin denetim ve yaptırım uygulaması gerektiğini belirterek, özellikle Kuşadası kıyılarında trol avcılığının kesin olarak yasaklanması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yılın ilk leylekleri gelmeye başladı, ilk gören 1 çuval unu kaptı
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:51 Yılın ilk leylekleri gelmeye başladı, ilk gören 1 çuval unu kaptı Sulak alanları ile birlikte önemli göç alanlarından olan Aydın, her yıl çok sayıda leyleğe ev sahipliği yaparken, bu yılın ilk leylekleri tek tek gelmeye başladı. Doğal güzellikleri ile birçok hayvan türüne ve yaban hayatına ev sahipliği yapan Aydın’ın simgelerinden biri haline gelen leyleklerin Aydın’a göçü başladı. Bu kapsamda 2026 yılının ilk leyleği, Pamukçular Mahallesi’ne gelirken, diğer köylere de leylekler gelmeye başladı. Bölge sakinleri ise leyleklerin gelişine çok sevinirken, mahallelerde leyleği ilk gören kişilere ise Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından her yıl olduğu gibi bu yıl da uygulanan "Leyleği ilk görene 1 çuval un" kampanyası kapsamında Avşar ve Gölbent mahallelerinde unları dağıtıldı. Farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen kampanya çerçevesinde katkıda bulunan herkese teşekkür eden Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü; "Baharın habercisi leylekler, Aydın’ın bereketli topraklarına birer birer dönmeye başladı. EKODOSD’un her yıl geleneksel olarak düzenlediği ’Leyleği İlk Görene 1 Çuval Un’ kampanyası da yeniden heyecan oluşturdu. Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Pamukçular Köyü’ne gelen ilk leyleğin ardından, bugün iki köyden daha müjdeli haber ulaştı. Kampanyayı bilen köy sakinleri, leylekleri ilk gören kişi olmanın heyecanını yaşıyor. Azmak olarak bilinen, yoğun yağışlarla birlikte suyla dolan eski menderes yataklarıyla çevrili Gölbent Köyü’ne de bir leyleğin geldiği bildirildi. Leyleği ilk gören isim, evi Gölbent’te bulunan Söke Belediye Başkan Yardımcısı Serkan Abacı oldu. Kampanya kapsamında un çuvalı kendisine teslim edildi. Serkan Abacı, leylekleri çok sevdiğini, azmak kıyısındaki evinin bahçesine konarak gezinen leylekleri ve sulak alan kıyısında beslenmelerini hayranlıkla izlediğini ifade etti. Kuşlara zarar verilmediğinde onların da insanlara alıştığını ve korkmadan yaşamlarını sürdürdüklerini belirten Abacı, aldığı un çuvalını köyde ihtiyaç sahibi bir aileye ulaştırılmak üzere Gölbent Muhtarı Ahmet Yemiş’e teslim edeceğini söyledi. Bir diğer sevindirici haber ise ’Leylek Dostu Köy’ olarak bilinen Avşar Köyü’nden geldi. Köye gelen leyleği, farklı evlerde yalnız yaşayan Hatice Bakan ve Meryem baba isimli iki kadın aynı anda fark etti. Her iki vatandaş da Avşar Muhtarı Bedri Avcı’yı arayıp haber verdi. Biri telefonla ulaşırken, diğeri telefonu olmadığı ve yürümekte zorlandığı için ancak muhtarı gördüğünde durumu iletebildi. Muhtarın zor durumda kalmaması ve köylüler arasında kırgınlık oluşmaması adına, her iki kadına da üyelerimizin bağışladığı birer çuval un teslim edildi. Köylü kadınların teşekkür olarak ikram ettikleri bazlamalar ise kampanyanın dayanışma ruhunu bir kez daha gösterdi" dedi. Sulak alanların leyleklerin neslini sürdürebilmesi açısından hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Sürücü; "Uzun ve yorucu göç yolculuğunun ardından gelen leylekler, sulak alanlar olduğu için bu bölgelerde yeterli besin bulabilmektedir. Şu anda Söke Ovası’nın güneyi yoğun yağışlar nedeniyle sular altında kalmış durumda. Sular çekildikten sonra çiftçiler tarlalarını sürecek. Leylekler de traktörleri takip ederek pulluğun havalandırdığı topraktan çıkan solucanları, dana burnu gibi zararlıları tüketerek doğal bir denge oluşturacak. Bu sayede zirai ilaç kullanımının azalmasına da katkı sağlayacaklar. Üyelerimizin destek olduğu kampanya, sulak alanların önemine dikkat çekmek, zirai ilaç kullanımının azaltılması konusunda farkındalık oluşturmak, ekosistem içindeki tüm canlıların birbirine bağlı ve vazgeçilmez olduğunu vurgulamak amacıyla düzenlenmektedir. Leyleklerin yalnızca baharın müjdecisi değil, doğanın dengesinin, kırsal yaşamın ve dayanışmanın da simgesi olduğunu vurgulamaktır" şeklinde konuştu.
Battalgazi Belediyesi’nden su ürünlerine modern depolama yatırımı
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:34 Battalgazi Belediyesi’nden su ürünlerine modern depolama yatırımı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır’ın Malatya ziyareti kapsamında Battalgazi’de su ürünleri üreticilerine yönelik soğuk hava deposu projesinin sözleşmesi imzalandı. Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın imza attığı proje ile üreticilerin ürünlerini sağlıklı şartlarda muhafaza edebileceği modern bir depolama altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır’ın Malatya programı kapsamında Battalgazi Belediyesi tarafından ilçede hayata geçirilecek Su Ürünleri Soğuk Hava Deposu Merkezleri Projesi için imza töreni düzenlendi. Toplam 52 milyon TL bütçeye sahip olan projenin sözleşmesi, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın ile Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak tarafından imza altına alındı. Hatunsuyu Mahallesi’nde uygulanacak proje ile ilçede faaliyet gösteren su ürünleri üreticilerinin depolama ve pazarlama imkânlarının geliştirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında kurulacak soğuk hava deposu merkezleri sayesinde su ürünlerinin uygun sıcaklık ve hijyen şartlarında muhafaza edilmesi sağlanacak. Bu sayede ürün kayıplarının azaltılması, üreticilerin ürünlerini daha uzun süre koruyabilmesi ve pazarlama süreçlerinde daha güçlü bir konuma ulaşması hedefleniyor. Proje ile birlikte Battalgazi’de su ürünleri sektörünün altyapısının güçlendirilmesi ve yerel üretimin desteklenmesi de amaçlanıyor. Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, üretimi destekleyen ve yerel kalkınmaya katkı sağlayan yatırımları önemsediklerini belirterek, hayata geçirilecek projenin ilçedeki üreticilere ve bölge ekonomisine önemli katkılar sunacağını ifade etti. Hatunsuyu Mahallesi’nde hayata geçirilecek Su Ürünleri Soğuk Hava Deposu Merkezleri Projesi’nin tamamlanmasıyla birlikte, su ürünlerinin daha sağlıklı şartlarda muhafaza edilmesi sağlanırken, üreticilerin rekabet gücünün artırılması ve bölgede istihdama katkı sunulması hedefleniyor. Projenin, Battalgazi’de üretim altyapısını güçlendiren önemli yatırımlardan biri olması bekleniyor.
İçerisinde şelale akan Karadeniz’in en derin mağarası görenleri mest ediyor
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:09 İçerisinde şelale akan Karadeniz’in en derin mağarası görenleri mest ediyor Kastamonu’nun Şenpazar ve Cide ilçesi sınırındaki tescilli Dağlı Kuylucu Mağarası, içerisinde akan şelalesi ve derinliğiyle görenleri kendisine hayran bırakıyor. Karadeniz’in en derin mağarası olan Dağlı Kuylucu, her mevsim güzelliğiyle büyülüyor. Kastamonu’nun Cide ve Şenpazar ilçesinde Dağlı köyü sınırlarında yer alan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2020 yılında "Tabiat Varlığı-B Grubu Mağara" olarak tescillenerek koruma altına alınan Dağlı Kuylucu Mağarası, görenleri hayran bırakıyor. Halk arasında "Kuyluç" veya "Dağlı Kuylucu" adıyla da bilinen mağara, Türkiye’nin ağzı en geniş dikey mağarası olarak kayıtlarda yer alıyor. Mağaranın ağız genişliği yaklaşık 100 metreyi bulurken, derinliği ise tam olarak bilinmiyor. Karadeniz Bölgesi’nin en derin mağarası olan Dağlı Kuylucu, Türkiye genelinde derinlik sıralamasında da 17. sırada yer alıyor. Mağaranın içerisinde yer alan ve yaklaşık 40 metre yükseklikten akan şelale ise görenleri büyülüyor. Şelalenin çıkardığı sesler, mağaranın derinliklerinde yankılanarak, ziyaretçilere mest eden bir atmosfer sunuyor. Mağaranın çevresi ise doğanın gücüyle şekillenmiş çukurlar, irili ufaklı suyolları ve "cadı kazanı" olarak adlandırılan derin oyuklar bulunuyor. Yapılan çalışmalarla kireçtaşından oluşan tavan bölümlerinin suyun etkisiyle çökmesiyle oluşmuş bir çökme dolini olduğu belirlenen mağara içinde yatay olarak bulunan mağaralar da bu teoriyi desteklediği belirtildi. "Dikey olarak yukarı çıkılan ve ağzı çanak olarak Türkiye’nin en geniş mağarasıdır" Mağarayla ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Araç Rafet Vergili Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, "Türkiye’de derinlik açısından 17. sırada olan bir mağara, ancak Karadeniz Bölgesi’nde, Kastamonu bölgesinde bir numara olan mağaradır. Yukarıya doğru dikey olarak çıkılan mağaranın ağzı Türkiye’nin en geniş ağızlı mağarasıdır. Dağların arasından çıkan sular, altından geliyor ve mağara oluşuyor. Ama 250 metre mağarayı oyduktan sonra bu suyun çıkışı nerede olduğu bilinememektedir. Kuzeybatı’ya doğru Loç Vadisi bulunmaktadır ve hemen altında Malyas Kanyonu bulunmaktadır. Aşağı tarafında Hamitli köyleri var ve buradan Cide’de Gideros koyuna kadar bu su devam etmektedir. Suyun aşağısında Kılıçlı Mağarası da bulunmaktadır. Kılıçlı Mağarasına akan suların da buradan olduğunu düşünmekteyim ve bu daha önce kayıt altına alınamamış, herhangi bir kaydı olmamıştır. Bu suyun nereden çıktığı henüz kayıtlarda resmi bir bilgiyle verilmediğinden dolayı bunu biz araştırmalarımızda suyun başlangıç noktası ve çıkış noktasından tecrübelerimizle gözlemlemeye çalışıyoruz" dedi. "Tıbbı ve aromatik bitkiler açısından zengin bölge" Dağlı Kuylucu Mağarası’nın bitki çeşitliliği açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Haberal, "Burada ’kırkkilit otu’ denilen, tıp biliminde kullanılan bir bitki var. Aynı zamanda tıbbi ve aromatik bitkiler açısından zengin bir bölge. Biyoçeşitlilik açısından önemli bir bölge. Özellikle Küre Dağlarının en önemli ayağını oluşturan alanlardan biri burası olduğu için biyoçeşitliliği ön planda" diye konuştu. "Mağara, macera turizmi, mağara turizmi, adrenalin sevenler için harika bir rota" Mağaranın macera turizmi, mağara turizmi ve adrenalin sevenler için harika bir rota olduğunu belirten Haberal, "Baharda ayrı, sonbaharda ayrı, kışın ayrı bir güzelliğe sahip Yaz aylarında mağaranın etrafını pek göremiyoruz ama sonbaharda yapraklar döküldüğü için daha da net görme imkanımız oluyor. Burası kaygan bir zemine sahip. Her zaman öyle oluyor. Küre Dağları Milli Parkı’ndan, ilgili Şube Müdürlüğü arkadaşlarımızdan bilgi alıp bu bölgeyi öyle ziyaret etmelerini öneririz" şeklinde konuştu. "Mağarada bizleri üç tane şelale bekliyor" Mağarada üç tane şelalenin bulunduğunu belirten Haberal, "Dağlı Kuylucu Mağarasının içerisine inmeye başladığımız zaman bizleri 3 tane şelale beklemektedir. Bu şelaleler görsel güzelliğiyle de adeta mağaraya ayrı bir güzellik katmaktadır. Şelaleler hemen altında da büyük bir havuzlar mevcuttur. Bu havuzların varlığı da mağaraya farklı bir özellik, farklı bir güzellik sunmaktadır" ifadelerini kullandı.