ÇEVRE
Karabük’te trafik denetimleri yoğunlaştırıldı 15 Mart 2026 Pazar - 10:25:16 Karabük Belediyesi şehir içi trafikte düzeni sağlamak amacıyla park ihlallerine yönelik denetimlerin sıkılaştırılacağını açıkladı. Belediye, özellikle ikinci sıra park, yaya geçitlerinin kapatılması ve kaldırım işgallerinin trafik akışını olumsuz etkilediğini vurguladı. Karabük Belediyesinden yapılan açıklamada şehir merkezinde yapılan yanlış park uygulamalarının trafik akışını aksattığı ve güvenliği tehlikeye attığı belirtildi. Özellikle ikinci sıra park, yaya geçitlerinin araçlarla kapatılması, tretuvar (kaldırım) üzerine park edilmesi ve yanlış yerde duraklama gibi ihlallerin kent içi ulaşımda ciddi sorunlara yol açtığı ifade edildi. Açıklamada kaldırımların araçlar tarafından işgal edilmesinin engelli bireyler, yaşlı vatandaşlar ve çocuklu aileler için yaya ulaşımını zorlaştırdığına dikkat çekildi. Tretuvar üzerine park edilmesinin yaya güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ve kamusal alan kullanımını kısıtladığı kaydedildi. Şehir genelinde yapılacak denetimlerde trafik düzenini bozan uygulamaların tespit edilmesi hâlinde ilgili mevzuat kapsamında idari cezaların uygulanacağı ve kurallara aykırı davranışlara taviz verilmeyeceği bildirildi. Öte yandan sürücülere şehir merkezinde park için belediyeye ait Eski Balık Pazarı ve Eski Valilik binası yerinde bulunan açık otoparkların kullanılabileceği hatırlatıldı. Belediye yetkilileri, şehir içi trafik düzeninin sağlanabilmesi için sürücülerin trafik kurallarına hassasiyetle uymalarının büyük önem taşıdığını ifade etti.
15 Mart 2026 Pazar - 10:17 Balıkçıların kabusu oldular : Attıkları ağlara yüzlerce dev denizanası takıldı Antalya’da son günlerde poyraz ve ters akıntının etkisiyle Antalya Körfezi kıyı şeridinden geçiş yapan denizanaları balıkçıların kabusu oldu. Türünün en büyüğü olan ve ağırlığı 10 kiloya kadar oluşan denizanalarının yüzlercesi balıkçıkların ağına takıldı. Antalya Körfezi’nde 5 metrekareye bir denizanası düşerken, attıkları ağları çektiklerinde yüzlerce denizanasının dolandığını gören balıkçılar şaşkına döndü. Konuya ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Özellikle kıyıya vuran denizanalarına karşı çocuklar için dikkatli olunması ve temas edilmemesi gerekiyor. Ellerine vücutlarına dokunursa yakma, su toplama, kabarcıklar oluşturabilir" dedi. Gökoğlu, her yıl tekrarlanan periyodik bir durum olan geçişin, Nisan ayının sonuna doğru tamamlanacağını belirtti. Akdenizin en büyükleri, bir tanesi 10 kilogram Antalya’da son günlerde su yüzeyinde birçok noktada görülen denizanaları, hem balıkçıların ağlarına takılıyor hem de vatandaşların dikkatini çekiyor. Poyraz ve ters akıntı nedeniyle kıyıya kadar inen bazı denizanaları da Alanya sahillerinde kıyıya vurdu. Bilimsel adı Rhopilema nomadica olan ve ağırlığı 10 kilograma kadar ulaşan türün Antalya Körfezi’nde her yıl görülen periyodik bir yoğunluk oluşturduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, söz konusu türün Kızıldeniz kökenli olduğunu ve Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz’e ulaştığını söyledi. Gökoğlu, "Antalya Körfezi’nde yoğun görülen denizanası, Kızıldeniz kökenli, Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz’e girmiş olan, bilimsel adı Rhopilema nomadica olarak bilinen denizanası. Bu denizanası, Akdeniz’deki en büyük denizanalarından biri, hatta en büyüğü" ifadelerini kullandı. "Sezon içi olmadığı için vatandaşların korkması gereken bir durum yok" Plaj sezonunun henüz başlamamış olması nedeniyle şu anda denize girenler açısından doğrudan bir risk bulunmadığını kaydeden Gökoğlu, özellikle kıyıya vuran denizanalarına karşı çocuklar için dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Gökoğlu, "Plaj sezonu olmadığı için şu an denize sadece yabancı turistler giriyor, yerli halk girmiyor. Korkulması gereken bir durum yok. Çocuklar için dikkat edilebilir, denizanası kıyıya vurduğu zaman çocuklar onu bilmeyebilir, dokunabilir, temas edebilir. İşte bu temas sırasında çocukların ellerine vücutlarına dokunursa yahut da denize giren vatandaşlar temas ederse vücutlarında yakma, su toplama, kabarcıklar şeklinde hasarlar oluşturacaktır" dedi. Avcılığı zorlaştırıyor Denizanalarının yalnızca kıyıda değil, balıkçılık faaliyetlerinde de ciddi sorunlara yol açtığına dikkat çeken Gökoğlu, ağlara dolanan denizanalarının hem avcılığı zorlaştırdığını hem de ekonomik kayba neden olduğunu ifade etti. "Balıkçılar ağlarını bıraktığı zaman denizanası doluyor" Balıkçıların denize bıraktıkları ağların denizanalarıyla dolduğunu söyleyen Gökoğlu, "Balıkçılık açısından sıkıntılı bir durum var. Balıkçılar ağlarını bıraktığı zaman denizanası doluyor. Balıkçı alırken bu ağları torbaladığı için ağların yırtılmasına sebep oluyor. Ayrıca balık tutulmamasına neden oluyor. Çünkü torbalıyor, ağı büzdüğü için ağ normal açılmış vaziyette olmuyor. Ayrıca trol gibi sürüklenen av araçlarında av gözlerini tıkadığı için avın seçiciliğini de azaltıyor. Kütlesel bir trolün arkasında denizanası dolu kütlesel bir ağı çekiyor, bu nedenle yakıt giderini artırıyor. Özellikle ufak kıyı balıkçıları ağı alırken uzun zaman kaybediyor" şeklinde konuştu. "Temas halinde yüzde ve gözde travma oluşturabiliyor" Denizanası parçalarının teknedeki balıkçıların yüzüne ve gözlerine sıçramasının da risk taşıdığına dikkat çeken Gökoğlu, bunun balıkçılar üzerinde fiziksel tahribata yol açabildiğini belirtti. Gökoğlu, "Balıkçılar ağı aldıkları zaman teknenin üzerinde çok miktarda denizanası parçası ve denizanası kalıyor. Zaman zaman suratlarına, gözüne sıçramalar olduğu için gözlerinde, yüzlerinde tahribat ve travma oluşturuyor. Dolayısıyla balıkçılık açısından şu anda sıkıntılı bir durum söz konusu. Zaten balıkçıların çoğu da Antalya Körfezi’nde denizanası olduğu için uzatma ağlarını atmıyorlar" dedi. Yoğunluğun nedeni poyraz ve ters akıntı Bu yılki yoğunluğun nedenine de değinen Gökoğlu, poyraz rüzgarının yüzey suyunu sürüklemesi ve alttan gelen ters akıntının denizanalarını körfeze taşıdığını söyledi. Her yıl benzer bir geçiş yaşandığını ifade eden Gökoğlu, bu yıl da geçmiş yıllarla benzer yoğunluk gözlemlediklerini anlattı. Gökoğlu, şöyle devam etti: "Her sene bu geçiş oluyor. Ocak sonunda geçişleri başladı, şu anda körfezde yoğun miktarda var. Periyodik olarak tekrarlıyor bu. Bunun nedeni de bu sene poyrazın etkili olması. Poyraz yüzey suyunu aşağı doğru sürüklediği zaman, yerine alttan deniz suyunun gelmesi gerekiyor. Yani açıktaki ana akıntıdaki suyu alttan çekip üstten de itelediği için körfeze girdi. Bu ters akıntı nedeniyle şu anda denizanası Antalya Körfezi’nde. Geçmişe göre aynı yoğunlukta. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz dalışta, beş metrekarelik alanda neredeyse bir adet var şeklinde durum tespiti yaptık." Balık yumurtaları ve larvalar üzerinde olumsuz etkisi var Deniz ekosistemi üzerindeki etkilerine de değinen Gökoğlu, türün balık yumurtaları ve larvalarına zarar verdiğini, ancak bazı balık yavrularının da denizanasının dallı yapısı içinde saklanabildiğini söyledi. Buna rağmen olumsuz etkinin daha ağır bastığını belirten Gökoğlu, geçişin turizm ve plaj sezonu başlamadan sona ereceğini vurguladı. Gökoğlu, "Balık yumurta ve larvalarına zarar veriyor. Bazen de faydası oluyor. Denizanasının çan şeklindeki kafasının iç kısmındaki dallı yapıya bazı balık yavruları girip saklanıyor ve orada serpilip büyüdükten sonra ekosisteme katılıyorlar. Ama tabii tükettiği, öldürdüğü larva ve yumurta daha fazla. Bu geçiş Nisan’ın sonuna doğru Mayıs’ın başlarında tamamlanacak. Yani plaj sezonu, turizm sezonunun başladığı dönemde bu geçiş tamamlanacak. Her sene o tarihlerde tamamlanıyor. Şu anda risk yok, biz biraz önce sudan çıktık, dalıştaydık. Yine büyük, çok büyük kütleler halinde suyun altında gördük ve görüntüledik" ifadelerini kullandı.
Büyükşehir Belediyesi’nden ’sahipsiz hayvan’ açıklaması
21 Şubat 2026 Cumartesi - 15:35 Büyükşehir Belediyesi’nden ’sahipsiz hayvan’ açıklaması Trabzon Büyükşehir Belediyesi, kentte yaşanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran olayın ardından sahipsiz hayvanlara ilişkin görev ve sorumluluklara dair açıklama yaptı. Açıklamada, sürecin ilgili tüm kurumlarla koordinasyon içinde, hukuki çerçeve doğrultusunda yürütüldüğü bildirildi. Açıklamada, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca sahipsiz hayvanların toplanmasının ilçe belediyelerinin sorumluluğunda olduğu, Büyükşehir Belediyesi’nin ise koordinasyon, teknik destek ve rehabilitasyon hizmetlerini yerine getirdiği ifade edildi. Talep edilmesi halinde veteriner hekim ve anestezik destek sağlandığı kaydedildi. Büyükşehir Belediyesi Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin kapasitesinin 450’den 750’ye çıkarıldığı, hâlihazırda 450 köpeğin barındırıldığı ve yaklaşık 300 köpek daha kabul edilebileceği belirtildi. Yomra İkisu mevkiinde 119 dekar büyüklüğünde doğal yaşam alanı kurulmasına yönelik yer tahsisinin tamamlandığı, projelerin hazırlandığı ve inşa sürecinin kısa sürede başlayacağı aktarıldı. Valilik öncülüğünde belediyelerin katılımıyla birlik kurulmasına yönelik sürecin devam ettiği ifade edilen açıklamada, kamuoyunun resmî açıklamalar dışındaki paylaşımlara itibar etmemesi istendi. Açıklamada ayrıca, insan güvenliği ile hayvan refahı arasında denge gözeten, kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretme kararlılığının sürdüğü vurgulandı.
Yılın ilk leylekleri gelmeye başladı, ilk gören 1 çuval unu kaptı
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:51 Yılın ilk leylekleri gelmeye başladı, ilk gören 1 çuval unu kaptı Sulak alanları ile birlikte önemli göç alanlarından olan Aydın, her yıl çok sayıda leyleğe ev sahipliği yaparken, bu yılın ilk leylekleri tek tek gelmeye başladı. Doğal güzellikleri ile birçok hayvan türüne ve yaban hayatına ev sahipliği yapan Aydın’ın simgelerinden biri haline gelen leyleklerin Aydın’a göçü başladı. Bu kapsamda 2026 yılının ilk leyleği, Pamukçular Mahallesi’ne gelirken, diğer köylere de leylekler gelmeye başladı. Bölge sakinleri ise leyleklerin gelişine çok sevinirken, mahallelerde leyleği ilk gören kişilere ise Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından her yıl olduğu gibi bu yıl da uygulanan "Leyleği ilk görene 1 çuval un" kampanyası kapsamında Avşar ve Gölbent mahallelerinde unları dağıtıldı. Farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen kampanya çerçevesinde katkıda bulunan herkese teşekkür eden Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü; "Baharın habercisi leylekler, Aydın’ın bereketli topraklarına birer birer dönmeye başladı. EKODOSD’un her yıl geleneksel olarak düzenlediği ’Leyleği İlk Görene 1 Çuval Un’ kampanyası da yeniden heyecan oluşturdu. Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Pamukçular Köyü’ne gelen ilk leyleğin ardından, bugün iki köyden daha müjdeli haber ulaştı. Kampanyayı bilen köy sakinleri, leylekleri ilk gören kişi olmanın heyecanını yaşıyor. Azmak olarak bilinen, yoğun yağışlarla birlikte suyla dolan eski menderes yataklarıyla çevrili Gölbent Köyü’ne de bir leyleğin geldiği bildirildi. Leyleği ilk gören isim, evi Gölbent’te bulunan Söke Belediye Başkan Yardımcısı Serkan Abacı oldu. Kampanya kapsamında un çuvalı kendisine teslim edildi. Serkan Abacı, leylekleri çok sevdiğini, azmak kıyısındaki evinin bahçesine konarak gezinen leylekleri ve sulak alan kıyısında beslenmelerini hayranlıkla izlediğini ifade etti. Kuşlara zarar verilmediğinde onların da insanlara alıştığını ve korkmadan yaşamlarını sürdürdüklerini belirten Abacı, aldığı un çuvalını köyde ihtiyaç sahibi bir aileye ulaştırılmak üzere Gölbent Muhtarı Ahmet Yemiş’e teslim edeceğini söyledi. Bir diğer sevindirici haber ise ’Leylek Dostu Köy’ olarak bilinen Avşar Köyü’nden geldi. Köye gelen leyleği, farklı evlerde yalnız yaşayan Hatice Bakan ve Meryem baba isimli iki kadın aynı anda fark etti. Her iki vatandaş da Avşar Muhtarı Bedri Avcı’yı arayıp haber verdi. Biri telefonla ulaşırken, diğeri telefonu olmadığı ve yürümekte zorlandığı için ancak muhtarı gördüğünde durumu iletebildi. Muhtarın zor durumda kalmaması ve köylüler arasında kırgınlık oluşmaması adına, her iki kadına da üyelerimizin bağışladığı birer çuval un teslim edildi. Köylü kadınların teşekkür olarak ikram ettikleri bazlamalar ise kampanyanın dayanışma ruhunu bir kez daha gösterdi" dedi. Sulak alanların leyleklerin neslini sürdürebilmesi açısından hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Sürücü; "Uzun ve yorucu göç yolculuğunun ardından gelen leylekler, sulak alanlar olduğu için bu bölgelerde yeterli besin bulabilmektedir. Şu anda Söke Ovası’nın güneyi yoğun yağışlar nedeniyle sular altında kalmış durumda. Sular çekildikten sonra çiftçiler tarlalarını sürecek. Leylekler de traktörleri takip ederek pulluğun havalandırdığı topraktan çıkan solucanları, dana burnu gibi zararlıları tüketerek doğal bir denge oluşturacak. Bu sayede zirai ilaç kullanımının azalmasına da katkı sağlayacaklar. Üyelerimizin destek olduğu kampanya, sulak alanların önemine dikkat çekmek, zirai ilaç kullanımının azaltılması konusunda farkındalık oluşturmak, ekosistem içindeki tüm canlıların birbirine bağlı ve vazgeçilmez olduğunu vurgulamak amacıyla düzenlenmektedir. Leyleklerin yalnızca baharın müjdecisi değil, doğanın dengesinin, kırsal yaşamın ve dayanışmanın da simgesi olduğunu vurgulamaktır" şeklinde konuştu.
Battalgazi Belediyesi’nden su ürünlerine modern depolama yatırımı
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:34 Battalgazi Belediyesi’nden su ürünlerine modern depolama yatırımı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır’ın Malatya ziyareti kapsamında Battalgazi’de su ürünleri üreticilerine yönelik soğuk hava deposu projesinin sözleşmesi imzalandı. Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın imza attığı proje ile üreticilerin ürünlerini sağlıklı şartlarda muhafaza edebileceği modern bir depolama altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır’ın Malatya programı kapsamında Battalgazi Belediyesi tarafından ilçede hayata geçirilecek Su Ürünleri Soğuk Hava Deposu Merkezleri Projesi için imza töreni düzenlendi. Toplam 52 milyon TL bütçeye sahip olan projenin sözleşmesi, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın ile Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak tarafından imza altına alındı. Hatunsuyu Mahallesi’nde uygulanacak proje ile ilçede faaliyet gösteren su ürünleri üreticilerinin depolama ve pazarlama imkânlarının geliştirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında kurulacak soğuk hava deposu merkezleri sayesinde su ürünlerinin uygun sıcaklık ve hijyen şartlarında muhafaza edilmesi sağlanacak. Bu sayede ürün kayıplarının azaltılması, üreticilerin ürünlerini daha uzun süre koruyabilmesi ve pazarlama süreçlerinde daha güçlü bir konuma ulaşması hedefleniyor. Proje ile birlikte Battalgazi’de su ürünleri sektörünün altyapısının güçlendirilmesi ve yerel üretimin desteklenmesi de amaçlanıyor. Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, üretimi destekleyen ve yerel kalkınmaya katkı sağlayan yatırımları önemsediklerini belirterek, hayata geçirilecek projenin ilçedeki üreticilere ve bölge ekonomisine önemli katkılar sunacağını ifade etti. Hatunsuyu Mahallesi’nde hayata geçirilecek Su Ürünleri Soğuk Hava Deposu Merkezleri Projesi’nin tamamlanmasıyla birlikte, su ürünlerinin daha sağlıklı şartlarda muhafaza edilmesi sağlanırken, üreticilerin rekabet gücünün artırılması ve bölgede istihdama katkı sunulması hedefleniyor. Projenin, Battalgazi’de üretim altyapısını güçlendiren önemli yatırımlardan biri olması bekleniyor.
İçerisinde şelale akan Karadeniz’in en derin mağarası görenleri mest ediyor
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:09 İçerisinde şelale akan Karadeniz’in en derin mağarası görenleri mest ediyor Kastamonu’nun Şenpazar ve Cide ilçesi sınırındaki tescilli Dağlı Kuylucu Mağarası, içerisinde akan şelalesi ve derinliğiyle görenleri kendisine hayran bırakıyor. Karadeniz’in en derin mağarası olan Dağlı Kuylucu, her mevsim güzelliğiyle büyülüyor. Kastamonu’nun Cide ve Şenpazar ilçesinde Dağlı köyü sınırlarında yer alan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2020 yılında "Tabiat Varlığı-B Grubu Mağara" olarak tescillenerek koruma altına alınan Dağlı Kuylucu Mağarası, görenleri hayran bırakıyor. Halk arasında "Kuyluç" veya "Dağlı Kuylucu" adıyla da bilinen mağara, Türkiye’nin ağzı en geniş dikey mağarası olarak kayıtlarda yer alıyor. Mağaranın ağız genişliği yaklaşık 100 metreyi bulurken, derinliği ise tam olarak bilinmiyor. Karadeniz Bölgesi’nin en derin mağarası olan Dağlı Kuylucu, Türkiye genelinde derinlik sıralamasında da 17. sırada yer alıyor. Mağaranın içerisinde yer alan ve yaklaşık 40 metre yükseklikten akan şelale ise görenleri büyülüyor. Şelalenin çıkardığı sesler, mağaranın derinliklerinde yankılanarak, ziyaretçilere mest eden bir atmosfer sunuyor. Mağaranın çevresi ise doğanın gücüyle şekillenmiş çukurlar, irili ufaklı suyolları ve "cadı kazanı" olarak adlandırılan derin oyuklar bulunuyor. Yapılan çalışmalarla kireçtaşından oluşan tavan bölümlerinin suyun etkisiyle çökmesiyle oluşmuş bir çökme dolini olduğu belirlenen mağara içinde yatay olarak bulunan mağaralar da bu teoriyi desteklediği belirtildi. "Dikey olarak yukarı çıkılan ve ağzı çanak olarak Türkiye’nin en geniş mağarasıdır" Mağarayla ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Araç Rafet Vergili Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, "Türkiye’de derinlik açısından 17. sırada olan bir mağara, ancak Karadeniz Bölgesi’nde, Kastamonu bölgesinde bir numara olan mağaradır. Yukarıya doğru dikey olarak çıkılan mağaranın ağzı Türkiye’nin en geniş ağızlı mağarasıdır. Dağların arasından çıkan sular, altından geliyor ve mağara oluşuyor. Ama 250 metre mağarayı oyduktan sonra bu suyun çıkışı nerede olduğu bilinememektedir. Kuzeybatı’ya doğru Loç Vadisi bulunmaktadır ve hemen altında Malyas Kanyonu bulunmaktadır. Aşağı tarafında Hamitli köyleri var ve buradan Cide’de Gideros koyuna kadar bu su devam etmektedir. Suyun aşağısında Kılıçlı Mağarası da bulunmaktadır. Kılıçlı Mağarasına akan suların da buradan olduğunu düşünmekteyim ve bu daha önce kayıt altına alınamamış, herhangi bir kaydı olmamıştır. Bu suyun nereden çıktığı henüz kayıtlarda resmi bir bilgiyle verilmediğinden dolayı bunu biz araştırmalarımızda suyun başlangıç noktası ve çıkış noktasından tecrübelerimizle gözlemlemeye çalışıyoruz" dedi. "Tıbbı ve aromatik bitkiler açısından zengin bölge" Dağlı Kuylucu Mağarası’nın bitki çeşitliliği açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Haberal, "Burada ’kırkkilit otu’ denilen, tıp biliminde kullanılan bir bitki var. Aynı zamanda tıbbi ve aromatik bitkiler açısından zengin bir bölge. Biyoçeşitlilik açısından önemli bir bölge. Özellikle Küre Dağlarının en önemli ayağını oluşturan alanlardan biri burası olduğu için biyoçeşitliliği ön planda" diye konuştu. "Mağara, macera turizmi, mağara turizmi, adrenalin sevenler için harika bir rota" Mağaranın macera turizmi, mağara turizmi ve adrenalin sevenler için harika bir rota olduğunu belirten Haberal, "Baharda ayrı, sonbaharda ayrı, kışın ayrı bir güzelliğe sahip Yaz aylarında mağaranın etrafını pek göremiyoruz ama sonbaharda yapraklar döküldüğü için daha da net görme imkanımız oluyor. Burası kaygan bir zemine sahip. Her zaman öyle oluyor. Küre Dağları Milli Parkı’ndan, ilgili Şube Müdürlüğü arkadaşlarımızdan bilgi alıp bu bölgeyi öyle ziyaret etmelerini öneririz" şeklinde konuştu. "Mağarada bizleri üç tane şelale bekliyor" Mağarada üç tane şelalenin bulunduğunu belirten Haberal, "Dağlı Kuylucu Mağarasının içerisine inmeye başladığımız zaman bizleri 3 tane şelale beklemektedir. Bu şelaleler görsel güzelliğiyle de adeta mağaraya ayrı bir güzellik katmaktadır. Şelaleler hemen altında da büyük bir havuzlar mevcuttur. Bu havuzların varlığı da mağaraya farklı bir özellik, farklı bir güzellik sunmaktadır" ifadelerini kullandı.