ÇEVRE
Kırşehir’de flamingolar fotoğraf tutkunlarının objektifine yansıdı 14 Mart 2026 Cumartesi - 16:26:04 Kırşehir’de fotoğraf tutkunları Seyfe Gölü’nde bir araya gelerek flamingoları görüntüledi. Kırşehir Kent Konseyi Tarih ve Kültür Grubu organizasyonunda gerçekleşen buluşmada, yağışların ardından su tutan gölde flamingolar görüntülendi. Rüzgarlı havaya rağmen göle gelen fotoğraf tutkunları, flamingoları görüntüleyerek heyecan dolu anlar yaşadı. Fotoğraf sever Hakan Bayrak, fırsatı değerlendirerek flamingoları görmek için göle geldiğini ifade etti. İrem Yakar ise hayatında ilk kez flamingo gördüğünü söyleyerek, mutlu olduğunu belirtti. Etkinlikte, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Kırşehir Şube Müdürü Hasan Tezer de bölge hakkında katılımcılara bilgi verdi. Öte yandan Kırşehir’de bulunan Seyfe Gölü, Orta Anadolu’nun önemli sulak alanları arasında yer alıyor. Tuzlu ve sığ yapıya sahip olan göl, özellikle göçmen kuşlar için önemli bir konaklama ve üreme alanı olarak biliniyor. Kırşehir il merkezinin yaklaşık 16 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Seyfe Gölü’nün yüzey alanı, yıl içinde yağış miktarına bağlı olarak değişiklik gösterebiliyor. Kurak dönemlerde su seviyesi düşerken, yağışlı dönemlerde göl yeniden su tutabiliyor. Doğal yaşam açısından önemli bir ekosisteme sahip olan göl ve çevresi, çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapıyor.
Antalya zeytinyağını markalaştıracak 30 öneri
23 Şubat 2026 Pazartesi - 13:18 Antalya zeytinyağını markalaştıracak 30 öneri Antalya zeytinyağının markalaşma sürecine yön verecek çalıştayın sonuç raporu açıklandı. Kurumlar ve sektör paydaşlarının katılımıyla hazırlanan raporda; kalite standardizasyonu, izlenebilirlik, QR kodlu etiketleme, yerel çeşitlerin öne çıkarılması ve turizm entegrasyonu başlıklarında 2026-2035 dönemini kapsayan 30 stratejik öneri sıralandı. Antalya Ticaret Borsası(ATB), Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Kültür ve Turizm Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı. 1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması kapsamında düzenlenen çalıştaya katılan akademisyenler, üreticiler, sektör temsilcileri, turizm paydaşları ve kamu kurumlarının temsilcileri, Antalya’nın zeytinyağı potansiyelini değerlendirdi, önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken yol haritasını belirledi. Çalıştayda, Pamfilya döneminden bu yana zeytinyağı üreten Antalya’nın zeytinyağında halen önemli bir potansiyele sahip olduğu ancak kalite, izlenebilirlik, markalaşma ve turizm alanlarında atılacak adımların sektörü güçlendireceği vurgulandı. Hazırlanan çalıştay raporunda, Zeytinyağı Koordinasyon Kurulu kurulması önerilirken, 2026-2035 dönemini kapsayan dönemde Antalya zeytinyağının üretimi, ticareti, markalaşması ve ihracatını artıracak 30 öneri yer aldı. Zeytinyağında 2035 hedefleri Antalya’da zeytin ve zeytinyağı üretim kapasitesinin güçlü olduğu belirtilen raporda, katma değerin artırılması için markalaşmanın geliştirilmesi gerektiği, üretim artışının tek başına yeterli olmayacağı, kalite standardizasyonunun belirleyici unsur olduğu kaydedildi. Hasat zamanlamasının kalite üzerinde doğrudan etkili olduğu ve bu konuda rehberlik çalışmalarının artırılması gerektiği belirtilen raporda, analize dayalı gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırılması halinde hem verim hem kalitede artışı sağlanabileceği kaydedildi. Rapora göre, zeytinde budama tekniklerinde standart eğitim programları oluşturulmalı, erken hasat uygulamaları ise Antalya zeytinyağının premium segmentte konumlanması açısından önemli bir fırsat sunuyor. Antalya’da duyusal analiz paneli düzenlemesi ve kalite merkezinin kurulması önerilen raporda, "Parti bazlı izlenebilirlik sisteminin geliştirilmesi halinde tüketici güveni artabilecektir" önerisine yer verildi. Raporda QR kodlu etiketleme sistemi önerilirken, bunun şeffaflık ve izlenebilirlik açısından tüketici güvenini artıracağı ifade edildi. Yerel çeşit vurgusu, çatı marka önerisi Antalya’nın yerel çeşitlerine dikkat çekilen raporda, Tavşan Yüreği başta olmak üzere yerel çeşitlerin stratejik ürün olarak konumlandırılabileceği vurgulandı. Coğrafi kimliğin güçlendirilmesinin ihracat birim değerine olumlu katkı sağlayacağı ifade edilen raporda, dökme satış oranının azaltılması, ambalaj ve tasarım kalitesinin artırılması ve Antalya için bir çatı marka yaklaşımı geliştirilmesi önerildi. Sağlık ve tağşişle mücadele Yüksek polifenollü üretimin sağlık temelli pazarlamada avantaj sağlayabileceği, fenolik analiz altyapısının güçlendirilmesinin önemli olduğu vurgulanan çalıştay raporunda, bu yaklaşımın Antalya zeytinyağının ulusal ve uluslararası pazarlarda farklılaşmasına katkı sunacağı belirtildi. Raporda tağşişle mücadelenin önemine de dikkat çekildi. Küçük üreticilerin markalı satışa yönlendirilmesinin kırsal kalkınmaya katkı sağlayabileceği dile getirilen raporda, budama, hasat ve kalite yönetimi alanlarında sertifikalı eğitim programlarının başlatılabileceği ifade edildi. Raporda, genç üreticilerin sektöre kazandırılmasının ise uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından hayati önemde olduğu vurgulandı. Zeytinyağı rotası önerisi Antalya’nın güçlü turizm altyapısının zeytinyağı için önemli fırsatlar sunduğu belirtilen çalıştay raporunda, zeytin ve zeytinyağı rotalarının oluşturulması, hasat festivalleri, tadım etkinlikleri ve deneyim merkezlerinin kırsal turizmi canlandırabileceği ifade edildi. Otel ve restoranlarda yerel zeytinyağı kullanımının artırılmasının marka değerine katkı sunacağı görüşü paylaşıldı. Uluslararası yarışmalara katılımın Antalya markasının görünürlüğünü artırabileceği belirtilen raporda, dijital pazarlama ve e-ihracat kanallarının geliştirilmesinin yeni pazarlara erişimi sağlayabileceği değerlendirildi. "Zeytinyağı koordinasyon kurulu kurulmalı" Raporda, zeytinyağının geliştirilmesinde üniversite-kamu-sektör iş birliğinin daha kurumsal bir zemine taşınması gerektiği vurgulanırken, çalışmaların takibini sağlayacak Antalya Zeytinyağı Koordinasyon Kurulu oluşturulmasının faydalı olacağı ifade edildi. Raporda, "2026-2035 dönemini kapsayan kalite odaklı bir dönüşüm çerçevesi geliştirilmesi halinde Antalya’nın zeytinyağında daha güçlü bir konuma ulaşabileceği yönünde genel bir görüş birliği oluştu" ifadelerine yer verildi. Güçlü marka kimliği Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, çalıştayın sonuç raporunun ilgili kurumlarca dikkatlice değerlendirileceğini ve Antalya’nın kadim zeytin ve zeytinyağı üretiminin geliştirilmesi için önemli çalışmalar yürütüleceğini kaydetti. Çandır, "Bu çalıştayda Antalya’nın zeytinyağında sahip olduğu potansiyeli, kalite, kimlik ve katma değer çerçevesinde ele aldık. Raporun sonucu, üretimden pazarlamaya, turizmden ihracata uzanan kapsamlı bir dönüşüm ihtiyacını net biçimde ortaya koyuyor. Hedefimiz, 2026-2035 döneminde Antalya zeytinyağını sürdürülebilir, izlenebilir ve güçlü bir marka kimliğiyle daha üst bir konuma taşımaktır" dedi. İşbirliği vurgusu Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal, Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, kalite odaklı üretim, izlenebilirlik ve teknik uygulamaların yaygınlaştırılmasının Antalya zeytinyağının geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Erkal, kamu kurumları, üniversiteler ve sektör paydaşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesiyle bu potansiyelin sahaya daha hızlı ve etkili şekilde yansıyacağını ifade etti.
Haşerelerle mücadelenin tam zamanı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:19 Haşerelerle mücadelenin tam zamanı Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Akgün Ergül, sivrisinek ve haşerelerle mücadele etmek için soğuk havaların tercih edilmesinin avantajlı olacağını söyleyerek, "Yaz gelmeden önlem alınırsa, haşere açısından yaz mevsimi daha rahat geçebilir" dedi. Konuya ilişkin açıklamasında Başkan Ergül, yaz gelmeden haşerelere karşı ilaçlama yapmanın tam zamanı olduğuna dikkat çekti. Özellikle bina bodrumları ve su birikintilerinde yapılacak ilaçlamaların yazın artacak olan popülasyonu engelleyeceğini söyleyen Ergül, "Tabii yazın havaların ısınması ile birlikte sivrisinekler ve diğer haşereler biraz daha aktif oluyorlar. Yani üreme kabiliyetleri ve potansiyelleri daha aktif hale geliyor. Fakat kışın soğuk havalarda da bu canlılar özellikle binalarda, apartmanların bodrum katlarında veya evlerimizde kuytu yerlerde aslında buralarda uykuya yatmış oluyorlar. Buralarda larvalarını da bırakıyorlar. İlaçların bir kısmı ergin olanlarda bir kısmı da larvalarda etkilidir ama bu dönemlerde ilaçlama yapılırsa özellikle binalardaki bodrumlarda su birikintileri veya binanın direkt alt kısımlarında larvalar da öleceği için yazın artacak olan sinek popülasyonunu bayağı bir azaltmış oluruz" dedi. Ergül, döneminde yapılan mücadelenin ardından yazın haşere açısından daha rahat geçebileceğini söyleyerek, "Tabi yaz mevsiminde de önemli bunlarla mücadele etmek ama bu dönemlerde larvayla mücadele edildiği zaman yaz dönemini biraz daha rahat atlatmış oluruz haşere açısından" ifadelerini kullandı.
Ödemiş’te baraj tahliye suyu sel oldu, geçtiği tarlaları küçülttü
23 Şubat 2026 Pazartesi - 12:15 Ödemiş’te baraj tahliye suyu sel oldu, geçtiği tarlaları küçülttü İzmir’in Ödemiş ilçesinde bulunan Bademli Barajı, su seviyesinin yükselmesi üzerine kontrollü olarak tahliye edilirken, devam eden yağışla birlikte salınan sular sele dönüşerek geçtiği tarım arazilerine zarar verdi. İzmir genelinde son günlerde etkili olan sağanak yağış, ovalarda tarım arazilerinin sular altına kalmasına neden olurken diğer yandan barajlardaki su seviyesini de yükseltti. Bereketli yağışlar memnuniyetle karşılanırken, bazı bölgelerde ise mağduriyetlere neden oldu. Ödemiş Bademli Barajı’ndan tahliye edilen suyun Küçük Menderes Nehri’ne ulaşması için tarım arazileri içinde açılan dere yatağı, taşkınla birlikte arazilere zarar verdi. Sel suları ile genişleyen dere yatağı, geçtiği yerlerde tarlaların küçülmesine neden oldu. Mağdur çiftçilerden Mehmet Aygün’e ait yem bitkisi ekili 23 dekarlık ekili tarlanın yaklaşık 5 dekarlık bölümü dere yatağına dönüşerek yok oldu. Başına gelen talihsiz olayı anlatan Kaymakçı Mahallesi’nden Mehmet Aygün, "Barajın tahliyesi için tarlamın da olduğu bölgede DSİ bir kanal açtı. Kanal açılırken görevliler bize ’kanalın sağına ve soluna duvar yapılacak’ dediler. Fakat hiçbir çalışma yapılmadı. Yağışlar çok olunca Bademli Barajı’ndan gelen su da arazilere çok zarar verdi. Tarlamın 5 veya 6 dekarlık bölümünü götürdü. Yetkililerin bize yardımcı olmasını istiyoruz" diye konuştu. Aygün, zararın daha fazla büyümemesi için dere yatağına önlem alınması için DSİ’ye dilekçe ile başvurduğunu sözlerine ekledi.