KÜLTÜR SANAT - 23 Şubat 2026 Pazartesi 11:01

74 yaşındaki Hakime teyzenin resim tutkusu

A
A
A
74 yaşındaki Hakime teyzenin resim tutkusu

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde yaşayan 74 yaşındaki Hakime Pala Gürel, 15 yıldır yaptığı binlerce resmi annesinden kalma evinde sergiliyor. Kartonlara, ağaç ile taş parçalarına ve kağıtlara çizdiği binlerce resimle evini kaplayan Gürel’in tek tutkusu, gördüklerini ve yaşadıklarını resimlere aktarmak.


Ayvacık ilçesine bağlı 20 haneli Söğütlü köyünde küçükbaş hayvancılıkla uğraşan 74 yaşındaki Hakime Pala Gürel, çocukluğundan bu yana büyüklerinden dinlediği hikaye ve masallar ile hayatında gördüklerini ve yaşadıklarını resmedip annesinden kalma evinin her köşesine yerleştiriyor.


Okuma ve yazması olmayan Hakime Pala Gürel’in resim tutkusu görenleri hem şaşırtıryor hem de duygulandırıyor. İlçeye 4 kilometre uzaklığındaki Söğütlü köyünde yaşamını küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile sağlayan Gürel’in dostları çizdiği resimler oldu. 15 yıl önce kalem ve boyaları ilk kez eline alan Gürel, yıllardır yaşadıklarını ve gördüklerini resimlere aktarıyor. Çocukluğunda dinlediği masalları da resimlere aktaran Gürel’in evindeki resimleri görenler de bu masalları Hakime Gürel’den dinleyebiliyor.


Resim tutkusunun ilk olarak umreden döndükten sonra başladığını ifade eden Gürel, "Umreye gidince Kabe’ye aşık oldum. Hiç kalemi eline almayan insan olarak oradan döndükten sonra Kabe’yi çizdim. İlk yaptığım resim de bu oldu" dedi.


Resim yaptıkça resim ve çizim yapmayı sevdiğini fark eden Gürel, "İstanbul’a gittim. Oradaki gördüklerimi de resmetmeye başladım. İstanbul’da gördüğüm camileri çizdim" diye konuştu.



Kartonlara, ağaç ile taş parçalarına ve kağıtlara resim çiziyor


İlk olarak kağıt parçalarına resim çizen Gürel, ardından çizime uygun birçok maddeye de resim çizmeye başladığını söyledi. Gürel, "Çizimlerimi kağıt üzerine, karton üzerine, taş parçalarının üzerine, ağaç kabuklarının üzerine, çomaklara resim çiziyorum. Tahtaymış, taşmış resme uygun herşeye çiziyorum. Yine evime ve kapılara da bu çizimi yapıyorum. Resim çizmeyi çok sevdiğim için böyle yapıyorum. Kaç tane resim yaptığımı bilmiyorum. Binlerce olmuştur. Çizdiğim resimleri üst üste koydum. Bir yerde biriktirmeye çalıştım, olmadı. Sonra evimi müze gibi yaptım. Her yerini çizdiğim resimlerle doldurdum. Evimin bu tarafında annem yaşıyordu, öte yanda ben yaşıyordum. Annem vefat edince bu tarafı müze gibi yaptım. İsteyen de gelsin görsün" dedi.



Üzüldüğünde ve sevindiğinde ilk yaptığı şey resim çizmek


Üzüldüğünde ve sevindiğinde bunu resimlerle paylaştığını ifade eden Gürel, "Çok sevindiğim veya çok üzüldüğümde bunu geçirmek için resim yapıyorum. Çok gezmeyi sevmem. İnsanlarla dedikodu da yapmam. Dağlara giderim. Doğayı incelerim. Meyveleri ve hayvanları incelerim. Kaç türlü ağaç var? Kaç çeşit yılan var, hayvan var? Buna bakarım. Bunu da resmederim. Yaptığım resimlerin hemen hemen hepsinin bir hikayesi var" dedi.


Gürel, çizdiği resimlere ilçeye ve köye gelenlerin ilgi gösterdiğini belirterek, resimlerini bazen de sattığını ifade etti.



74 yaşındaki Hakime teyzenin resim tutkusu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Savcı, Bölge Adliye Mahkemesi’nde kadın hakimi vurmuştu; olayın ardından yaşananlar kamerada Kartal Bölge Adliye Mahkemesi’nde savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan’ın hakim Aslı K.’yi vurmasının ardından adliyede yaşananlara ilişkin görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde yaralı hakimin sedyeyle hastaneye götürüldüğü, savcının da gözaltına alındığı görülüyor. Kartal Bölge Adliye Mahkemesi’nde 13 Ocak’ta meydana gelen olayda cumhuriyet savcısı Muhammed Çağatay Kılıçarslan, Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi Hakimi Aslı K.’yi silahla 1 el ateş ederek yaralamış, Kılıçarslan ikinci atışı yapmak istediği sırada odada bulunan Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü çaycı Yakup Karadağ tarafından engellenmişti. Mağdur hakim Aslı K.’nin kasık bölgesinde kurşun girişi olduğu belirlenirken, olayı gerçekleştiren cumhuriyet savcısı yakalanmıştı. Savcı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adam öldürmeye teşebbüs suçundan gözaltı kararı verilmiş, İstanbul Adalet Sarayı’na getirilen Kılıçarslan, ‘kasten insan öldürmeye teşebbüs’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmiş, hakim Aslı K.’nin ise tedavi gördüğü hastaneden taburcu edilmişti. Adliye koridorunda yaşanan hareketliliğin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı Savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan’ın hakim Aslı K.’yi vurmasının ardından adliyede yaşanan hareketliliğin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde adliye koridorunun bir anda kalabalıklaştığı, sağlık ekibinin yaralı hakimi sedyeyle taşıdığı ve göz atlına alınan savcının ise götürüldüğü görülüyor.
İstanbul A Milli Kadın Futbol Takımı’ndan kanser hastalarına moral ziyareti A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası ile futbolcular Melike Öztürk, Busem Şeker, Meryem Küçükbirinci ve İpek Kaya, Medicana Ataköy Hastanesi Onkoloji Servisi’ni ziyaret ederek hastalara, tüm takımın kendi el yazılarıyla yazıp imzaladıkları mektupları ve milli takım forması hediye etti. Medicana Ataköy Hastanesi, kanser farkındalığı oluşturmak ve kanser hastalarına destek olmak amaçlı ’Sağlığa Mektuplar: Bilim, Umut ve Mücadele Aynı Sahada’ başlıklı etkinlik gerçekleştirdi. Etkinliğin başında milli futbolcular, kanserle mücadeleyi temsilen kaleye şut çekti. Etkinlikte Kadın A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası ile futbolcular Melike Öztürk, Busem Şeker, Meryem Küçükbirinci ve İpek Kaya, onkoloji servisini ziyaret ederek tedavi gören hastalara tüm takımın yazıp imzaladıkları mektupları takdim edip; milli takım forması hediye etti. Servisteki hastalar, mill futbolcuların ziyareti karşısında büyük mutluluk yaşadı. Etkinlik hasta ziyareti sonrasında seminer salonunda devam etti. Seminerin açılışını yapan Medicana Ataköy Hastanesi Genel Müdürü Dr. Necip Kozalı, "Bu projede mektupları kaleme alanlar, sahada mücadele ruhunu temsil eden kıymetli milli sporcularımız oldu. A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası ve değerli oyuncularımızın yazdığı mektuplar; onkoloji hastalarımıza yalnız olmadıklarını, yanlarında güçlü bir destek olduğunu hissettirmek için hazırlandı. Kanserle mücadele; yalnızca tıbbi bir süreç değil, aynı zamanda büyük bir moral ve dayanıklılık yolculuğudur" dedi. Necla Kıragası: "Yolun sonunda çok güzel günler göreceklerine inanıyorum" Teknik Direktör Necla Güngör Kıragası da burada yaptığı konuşmada etkinlikte yer almaktan duydukları mutluluğu dile getirerek, "Bugün kansersiz bir yaşamı desteklemek için buradayız. Sağ olsunlar bize çok güzel bir şekilde kapılarını açtılar. Medicana Sağlık Grubu’yla beraber hastalarımızı ziyaret ettik. Ben aslında onlara hasta demek istemiyorum. Çünkü onları zor bir yolun yolcusu ve o yolun sonunda çok güzel günler görecek kişiler olarak addetmek istiyorum. Kadın Milli Futbol Takımı olarak insanlarımızı sağlıklı bir şekilde görmek için kansersiz bir yaşamı desteklemeye devam edeceğiz. Bize bu güzel fırsatı tanıdığınız için çok teşekkür ederiz, çok kıymetli işler yapıyorsunuz. Umarım bu destek ve çalışmalarınız devam eder; bizler de sizleri sahada gururlandırmaya devam ederiz" şeklinde konuştu. "Futbol, sesimizi duyurmak için bir araç" Futbolun spordan ibaret olmadığını vurgulayan Teknik Direktör Necla Güngör Kıragası, "Şu bir gerçek; futbol çok önemli bir oyun ve spor branşı ama aynı zamanda bizim için çok önemli bir araç. Sesimizi çok fazla insana duyurabiliyoruz, dikkat çekebiliyoruz. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyoruz ama buradaki farkındalığı oluşturabilmenin de bizim görevimiz olduğunu düşünüyoruz. Milli takım formasını giydiğimiz her an bu bilinçle hareket ediyoruz. O yüzden bizim için çok kıymetli, asla unutmayacağımız anlara şahit olmuş olduk" ifadelerini kullandı. Uzmanlar, kanserle ilgili önemli bilgiler verdi Ziyaretin ardından Medicana Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk’un moderatörlüğünde düzenlenen seminerde Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkan Doğan, Doç. Dr. Nilay Şengül, Klinik Psikolog Beldem Sekban ve A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası yer aldı. Erkan Doğan: "Kanser tedavilerinde son 20 yılda çığır açıcı gelişmeler yaşandı" Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkan Doğan, son 20 yılda kanser tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını belirterek şu cümlelere yer verdi: "Son 20 yıldaki gelişmeler, çığır açıcı gelişmeler. Biz kanserin ciddi genetik alt yapısına kadar bazı şeyleri öğrenebildik. Bazı şeyleri çözmeye başladık. Onlarca akıllı ilaç, hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ortaya çıktı. İmmünoterapilere 2018 yılında Tıp Ödülü verildi. Ama aynı immünoterapi, bir hastada çok faydalı olup hastalığı tamamen ortadan kaldırırken, başka hastada aynısını yapamadığını görüyoruz. Bu da şunu gösteriyor; kanser sandığımız gibi kolayca çözülebilen, DNA’sını bilseniz bile bir ilaç verip kurtarabileceğiniz bir hastalık değil. Çünkü tümör veya kanser hücreleri çok akıllı. Sizin belirlediğiniz bir tedaviye çok hızlı cevap verip kendini değiştirme ve geliştirebilme kabiliyetine sahip. Bundan dolayı kanser hücreleriyle ilgili bilmediğimiz çok şey var. Ancak bilim çok hızlı ilerliyor." Nilay Şengül: "Kanser bir halk sağlığı problemi" Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Nilay Şengül ise kanser tedavisinde erken tanının önemine dikkat çekerek, "Bu organizasyonun amacı 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle kansere farkındalığı oluşturmak. Çünkü kanser bir halk sağlığı problemi ve halkın da bilinçlenmesi ve farkında olması gerekiyor. Birçok erken tanıma programı var. Türkiye’de de halk sağlığı merkezlerinde, KETEM’lerde bu tarama programları ücretsiz. Kanserde erken tanı hayat kurtarıyor, nüksetmiyor. İleri evrede tanı konulduğunda ise hem hasta için hem de bizim için daha zor oluyor. O yüzden erken tanının önemini vurgulamak istiyoruz. Birçok yenilikçi tedavi süreçleri var artık. Hedefe yönelik tedaviler, kişiye özel tedaviler, immünoterapiler var. Bu sayede hastaları çok çok uzun süre yaşatabiliyoruz" diye konuştu. Beldem Sekban: "Kanser sadece fiziksel değil pek çok süreci içinde barındıran bir durum" Klinik Psikolog Beldem Sekban da, "Kanser sadece fiziksel değil pek çok süreci içinde barındıran bir durum. Kişinin hayatı yeniden anlamlandırdığı bir dönem olan tedavi sürecinde pek çok destek gerekiyor. Kişinin bununla baş etme yollarıyla ilgili, aileye nasıl davranılması gerektiğine dair psikolojik destek alınması önem taşımaktadır" açıklamasını yaptı.