EĞİTİM - 26 Aralık 2025 Cuma 14:02

BUÜ, YÖK 2025 Genel Raporunda farkını ortaya koydu

A
A
A
BUÜ, YÖK 2025 Genel Raporunda farkını ortaya koydu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından açıklanan "Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2025" sonuçlarına göre Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), toplam 13 kategoride Türkiye’nin en iyi 20 üniversitesi arasında yer aldı. Üniversite-sanayi iş birliği konularında son 10 yıldır ciddi çalışmalara imza atan BUÜ, doktoralı araştırmacı istihdam sıralamasında ise ülkenin en iyi üniversitesi olarak gösterildi.


YÖK Başkanlığı tarafından yıllık olarak yayımlanan raporda tüm üniversiteler 5 ana kategoride değerlendirmeye tabi tutuldu. Eğitim ve Öğretim, Araştırma-Geliştirme, Proje ve Yayın, Uluslararasılaşma, Sürdürülebilirlik ile Topluma Hizmet ve Sosyal Sorumluluk başlıkları üzerinden üniversitelerin genel durumunun tespit edildiği raporda BUÜ farklı kategorilerde adından söz ettirmeyi başardı.



Araştırma, öğrenci faaliyetleri ve uluslararası konularda önde


Özellikle araştırma-geliştirme kategorisinde uzun yıllardır en iyiler listesinde yer almayı sürdüren BUÜ, TÜBİTAK projeleri üretilmesi ve bütçe kullanımı noktasında birden fazla alanda diğer üniversitelerin önünde yer aldı. Türkiye’nin en yoğun öğrenci nüfusuna sahip yükseköğretim kurumlarından biri olan BUÜ, en fazla öğrenci topluluğu ve en fazla topluluğa üye öğrenci sayısı ile de yine listelerde kendisine yer buldu. Teknokent ve Teknoloji Transfer Ofisi projelerinde yer alan öğrenci sayısı ile en iyi ilk 20 üniversite arasında gösterilen BUÜ, kütüphanesindeki engelli dostu kaynak sayısının yanı sıra uluslararası ödül sayısının da en yüksek olduğu üniversitelerin arasında gösterildi. BUÜ, en iyi sıralama başarısını ise istihdam edilen doktoralı öğrenci kategorisinde gösterdi. Bursa’nın en büyük üniversitesi, toplam 27 doktora öğrencisi ile Türkiye’nin ilk sırasında yer almayı başardı.



"Gelişim aralıksız devam edecek"


Açıklanan raporu değerlendiren BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, BUÜ’nün hedeflerine ulaşması için yorulmadan çalışmaya devam edeceklerinin altını çizdi. Türkiye’deki 23 araştırma üniversitesi arasında yer alan üniversitenin, çok daha nitelikli bir yapıya sahip olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, "Burası 50 yaşını doldurmuş, son derece deneyimli akademisyenlere sahip bir yükseköğretim kurumudur. Bursa’nın ve Türkiye’nin bilimsel gelişiminde özel rol oynamış bir üniversiteyi, gelecek hedeflerine bir an önce ulaştırma ve dünyadaki rakipleri ile yarışır hale getirmeyi arzu ediyoruz. Bugünden yarına hemen olmayacak belki ama yakın gelecekte üniversitemizi sınırları aşmış bir yükseköğretim kurumu yapacağız. Vizyonumuzu bu yönde belirledik. Hedeflerimizi ve koyduk ve bu hedeflere hiç durmadan yürütüyoruz. Deneyimli kadromuzun yanı sıra bilimsel anlamda yetenekli genç bir ekibi de aramıza kattık. Hep birlikte çok daha iyi bir Bursa Uludağ Üniversitesi oluşturacağımıza gönülden inanıyoruz" dedi.



BUÜ, YÖK 2025 Genel Raporunda farkını ortaya koydu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.