GÜNDEM - 06 Şubat 2026 Cuma 09:23

Bursa’da yoğun trafikte, fermuar sistemi takdir topladı

A
A
A
Bursa’da yoğun trafikte, fermuar sistemi takdir topladı

Bursa’da örnek bir trafik duyarlılığı görüntüsü yaşandı. Seyir halinde olan ambulansa yol vermek isteyen sürücüler, fermuar sistemini kurallara uygun şekilde uygulayarak geçiş koridoru oluşturdu.


Bursa’nın Nilüfer ilçesi Görükle mevkiinde, İzmir Yolu üzerinde ilerlemekte olan bir ambulansa sürücüler örnek bir davranışla yol verdi. Trafikte yoğunluk yaşanmasına rağmen araç sürücüleri fermuar sistemini nizami şekilde uygulayarak şeritleri açtı ve ambulansın hızlıca ilerlemesini sağladı.


Oluşturulan acil geçiş koridoru sayesinde ambulans vakit kaybetmeden yoluna devam ederken, duyarlı sürücülerin hareketi çevrede bulunan vatandaşlar tarafından takdir topladı. Görüntüler, trafikte doğru fermuar sisteminin hayat kurtaran önemini bir kez daha ortaya koydu.



Bursa’da yoğun trafikte, fermuar sistemi takdir topladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta 52 bin kalıcı konut teslim edildi Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinin ardından başlatılan konut seferberliği kapsamında kent genelinde yaklaşık 52 bin kalıcı konut, iş yeri ve köy evi tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi. İl genelinde toplam 74 bin 500 hak sahibi bulunurken, çalışmalar tamamlandığında 53 bin 976 konut, 6 bin 397 iş yeri ve 13 bin 814 köy evi olmak üzere toplam 74 bin 187 bağımsız birimin teslim edilmesi hedefleniyor. Kentte farklı bölgelerde yürütülen projelerde Azerbaycan Mahallesi’nde 5 bin 912 kalıcı konut ve iş yeri tamamlandı. Ebrar Sitesi bölgesinde 785 bağımsız birim teslim edilirken, Akyar Mahallesi’nde 2 bin 72 konutun yapımı sona erdi. Ferhuş-Karacasu Mahallesi’nde 2 bin 93 konut büyük ölçüde tamamlandı. Doğukent bölgesinde ise 10 bin 860 konutun inşaatı devam ediyor. Öte yandan Kahramanmaraş’ta orta hasarlı binaların güçlendirilmesine yönelik çalışmalar da sürüyor. İl genelinde güçlendirme ihtiyacı bulunan 2 bin bağımsız birimden bin 250’sinde çalışmalar tamamlandı. AFAD tarafından sağlanan 500 bin TL’lik kredi desteğiyle yürütülen güçlendirme sürecinde, ruhsatını alan ve taşıyıcı sistemlerinde yapısal sorun bulunmayan binalarda onarım ve dayanıklılık artırıcı uygulamalar gerçekleştiriliyor. Hasarlı bölümlerin onarılmasının ardından yapı genelinde deprem dayanımını artırmaya yönelik çalışmalar yapılıyor. Süreç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü’ne bağlı yapı denetim ekipleri tarafından kontrol ediliyor. Güçlendirme çalışmaları tamamlanan bin 250 bağımsız birimin büyük bölümüne afetzedeler yerleştirilirken, vatandaşlar 2 yıl geri ödemesiz ve 10 yıl faizsiz olarak sağlanan AFAD kredisiyle konutlarını depreme dayanıklı hale getiriyor. Depremzede Remzi Sözeyatarlar, "Asrın felaketinde binalar yükseliyor, çalışmalar çok güzel, emeği geçenlere teşekkürler. Yollarımız da yapılırsa çok güzel olur" dedi. Depremzede Hüseyin Salman ise "Dünyada böyle bir şey yok. Bir, iki yılın içinde binalar tamamlandı. İçimizde hainler var yalan söylüyorlar. Bakanımıza, cumhurbaşkanımıza teşekkürler. Dünyada görülmemiş yuva kuruluyor" diye konuştu.
Ankara Uzmanından uyarı: "Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değildir. Korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır" Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, "Uyku rutininin bozulması; sık uyanmaya, hormonal ve metabolik strese, hatta inflamasyona neden olabilir. Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değildir. Korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır" dedi. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, kaliteli ve zamanında olan uykunun birey sağlığına yararı olduğunu belirtti. Özellikle gençler arasında biyolojik saat ile sosyal saat arasındaki uyumsuzluğun bir davranış biçimine dönüştüğüne dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, bu durumun ‘sosyal jet lag’e yol açarak beyin bağlantısallığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini vurguladı. Uykunun beynin bakım, onarım ve yeniden kalibrasyon dönemi olduğunu belirten Önal, özellikle gençlerde beyin ağları ve bilişim ile ilişkisine vurgu yaparak, biyolojik saat ile sosyal saat uyumsuzluğu olarak tanımlanan ‘sosyal jet lag’in oluşturacağı sorunları masaya yatırdı. "Uykunun beyni yapısal olarak koruduğu birçok çalışmada gösterilmiştir" Kalitesiz ve zamansız uykunun birçok zarara neden olduğunu belirten Önal, "Uykunun telafisi ve depolanması söz konusu değildir. Uyku sırasında beyin sıvı dinamikleri değişerek beyin lenfatik sistemi üzerinden metabolik atıkların uzaklaştırılmasına destek olur. Uyku bölünmesi veya azalması durumunda, hafıza merkezi olan amigdala bölgesi ile beyinin ön kısmı arasındaki bağlantının kontrolü bozulur. Bu da kaygı ve huzursuzluğa neden olur. Uzun vadede ise ‘sağlıklı uyku örüntüsü’ olduğu takdirde, uykunun beyni yapısal olarak koruduğu ve daha düşük demans riskiyle ilişkilendirildiği birçok çalışmada gösterilmiştir. Bunların başında REM uyku davranış bozukluğu gelir. Bu kişiler rüyayı yaşarlar; yatakta şiddetli hareket eder, bağırabilirler. Hatta yanlarında yatan kişilere fiziksel olarak zarar dahi verebilirler" ifadelerine yer verdi. "Hipertansiyonla birlikte uykululuk varsa uyku apnesi söz konusu olabilir" Bir diğer dikkat edilmesi gereken durumun da gündüz vakitlerinde çok uyumak olduğunu ifade eden Önal, "Dikkat edilmesi gereken başka bir durum ise aşırı gündüz uykululuğu ile birlikte görülebilen, bilinç kaybı olmaksızın anlık felç hali, canlı rüyalar denilen uyanıkken rüya görme durumu, hipnagojik halüsinasyon ve uyku paralizisidir. Uyanıkken hiç hareket edememek narkolepsi spektrumu olarak kabul edilir. Uyku sırasında yeni başlayan istemsiz ‘stereotipik’ hareketler, dil ısırma ve derin uyku hali nokturnal epilepsi ihtimalini düşündürmelidir. Şiddetli huzursuz bacak sendromu/PLMS ile birlikte demir eksikliği bulguları bir arada olabilir. Sabah baş ağrısı, tanıklı apne ve horlama, gece sık sık tuvalet ihtiyacı için uyanma ve bu hastalar, bazen yalnızca unutkanlık yakınması ile doktora başvurabilirler" cümlelerine yer verdi. "İyi uyku yalnızca süre ile ilgili değildir" Uyku rutininin bozulması durumunda vücudun zamanla ters tepki vermesinin muhtemel olduğunu açıklayan Önal, sözlerini şöyle sürdürdü: "İyi uyku yalnızca süre ile ilgili değildir. Süre, süreklilik, zamanlama ve gündüz işlevselliğinin bileşimidir. Kısa süreli uyku, gün içinde uykululuk, dikkat ve muhakeme işlemleme hızında yavaşlama, duygu durum bozuklukları ve metabolik etkilerle kendini gösterir. Uyku bölünmesi, sık uyanma, toplam süresi yeterli olsa bile bilgi işlemleme hızı, dikkat ve yürütücü işlevler üzerinde ertesi gün olumsuz etkilere yol açabilir. Sık uyanmaya neden olan sorunların birçoğu tedavi edilebilir. Uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu, uykuda uygunsuz hareket bozuklukları, kaygı bozuklukları hatta alkol kullanımı mutlaka ele alınmalıdır. Uyku rutininin bozulması; sık uyanmaya, hormonal ve metabolik strese, hatta inflamasyona neden olabilir. Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değil, korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır."