POLİTİKA - 26 Aralık 2025 Cuma 14:01

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey: "Soma’da yaşanan son olayı kimse tasvip etmiyor, doğru değil"

A
A
A
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey: "Soma’da yaşanan son olayı kimse tasvip etmiyor, doğru değil"

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursaspor taraftarının küfürlü tezahüratlarıyla ilgili konuşarak, "Soma’da yaşanan olayları kimse tasvip etmiyor. Doğru değil. Bizler her birimize bakarken rengimize, kimliğimize göre bakmamamız gerekiyor. Bir birimize bakarken insan olarak bakmamız gerekiyor" dedi.


Başkan Bozbey, CHP’li Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile arasındaki krizle ilgili de, "Parti içindeki gelişmeleri genel merkezimiz takip ediyor. Dün Genel Başkanımız ve yardımcılarıyla konuştuk. Genel merkezimiz gereğini yapacaktır. Ben söz söyleyecek durumda değilim. Genel merkezimiz Türkiye’nin dört bir yanını takip ettikleri gibi 408 belediyemizin takibini yapıyorlar. Yaşanan durum sonrası Osmangazi Belediye Başkanı ile bir görüşmemiz olmadı" diye konuştu.


"Erkan Aydın beni aramadı, genel merkezimiz takip ediyor"


Başkan Mustafa Bozbey, 2025 yılının değerlendirme toplantısının sonunda basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Başkan Bozbey,


bir basın mensubunun Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımları hatırlatması üzerine şu cevabı verdi: "Ben dün Vakıflar’ın gönderdiği belgeyle ilgili genel başkanımız ve genel başkan yardımcılarımızla konuyu konuştum. Genel başkanımız özellikle Hatay Ulucami ile ilgili süreci takip ediyordu. Bilgisini verdim ve belgeyi paylaştım. Bu konuları konuştuk. Diğer konu partinin konusu. Genel merkezimiz gereğini yapacaktır. Ben söz söyleyecek durumda değilim. Genel merkezimiz de takip ediyor. Türkiye’nin dört bir yanını takip ettikleri gibi 408 belediyemizin takibini yapıyorlar. Genel merkezimiz bu süreci en iyi şekilde takip edecektir. Erkan Aydın beni aramadı. Bilgim de yok" diye konuştu.


"Mahfelin pilavcı olması Bursalılara hakaret"


Başkan Mustafa Bozbey, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılan ya da restore ettirilen 16 eser hakkındaki kararıyla ilgili de konuşarak, "Son olarak Mahfel ile ilgili çağrı gelmedi bize. Biz halen daha Mahfel’in Bursa Büyükşehir Beledyiesi’ne ait olmasını istiyoruz. Bu konudaki hassasiyetimizi dile getiriyoruz. Davalık yerler, tarihi belediye binası, belediye bahçesi, Setbaşı Şehir Kütüphanesi, Mahfel kafe, Mahkeme hamamı, Bursa tahsilat ve eski lojman, Akınpaşa konağı, Hüsnü Züber evi, Mudanya Tahir Ağa Hamamı, İncirli Hamamı, Hünkar Köşkü yanındaki arsa, Beyatıpaşa Medresesi, Darphane kültür merkezi. Davasını açtık. Aslında Mahfel’in esas kimliği bahçeli Türk Ocağı Gazinosu ve salonu olarak geçiyor. Yıllarca orası çay salonu olarak kullanıldı. Bursalılar için kıymetli değerli bir yer. Vakıflarca nasıl ihaleye verildi bilemiyorum. Ancak orada pilavcı olması hepimizi yaralıyor. Bursalıları da yaralıyor. Hikayelerimizin olduğu Bursalıların bir çoğunun hikayesinin olduğu bir alanın kaldırılarak pilavcı dükkanına dönüştürülmesi Bursalılara hakaret. Çabamız tekrar kazandırıp eski kimliğine kavuşturmak. Hedefimiz bu. Bu konuda çalışmalarımızı yürütüyoruz. Vakıfların anormal bir tavrı var. Davaların tamamını kazanacağımızı düşünüyorum. Arkadaşlar arşivi taradılar. Tarama sonucunda çıkan b elgelere göre dava sürecini başlattık" şeklinde konuştu.



"Sadece Kozahan değil tüm hanlara düzen getirilmeli"


Başkan Mustafa Bozbey, tarihi Kozahan’daki çay bahçelerinin masa ve sandalyelerinin kaldırılmasıyla ilgili bir soruya da şu cevabı verdi: "Kozahan değil sadece diğer hanlar da aynı şekilde düzenlenmeli. Bizlerin tarihi mekanları koruma sorumluluğu var. Göze hoş görünmeyen yerlere müdahale etmek zorundayız. Oradaki esnafın da duyarlı davranması lazım. Oradan sürekli bir gelir elde etmek istiyorsa. Öncelikli o alanın korunması konusunda duyarlı olması lazım. Yurtdışında iki masalık yerde duruyor ama siz dışarıda ayakta bekliyor bir çayı kahveyi içiyorsunuz. O tarihine sahip çıkıyor. Alanına sahip çıkıyor. Biz niye sahip çıkmıyoruz. Bizim esnafımızın da o düzeye gelmesi lazım. Koruyacak kollayacak. Tarihi bir yapının yanında satış yapıyorsa. tarihi yapıyı sattığı ürünlerle kapatmayacak açacak çünkü oraya geldiği zaman tarihi yapıya bakarken ürününü de görecek. Ancak biz o zaman belli bir seviyeye geliriz. Bursa da hanlar bölgesi de sahipsiz değil. Oralarda düzenlemeler olduğunu göreceksiniz" diye konuştu.


Başkan Bozbey, barajlara giden su havzalarındaki maden ocakları ve açılan davaların ve kararların uygulanmadığı iddialarıyla ilgili ise şöyle konuştu: "Suyumuzu korurken havzamızı kaybediyoruz. Suyun oluştuğu su havzasında halen daha mermer yatakları, ya da başka maden yatakları adı altında işletmelere verildiğini görüyoruz. Bunların doğru olmadığını Bursalıların huzurunda söylemek istiyorum. Her verilen maden ruhsatının bizim su havzalarımıza etkisinin negatif olacağını, su havzamıza başka minarelleri getireceğinin bilinmesini istiyorum, bunlar tehlikeli mineral veya kimyasallar da olabilir. Biz de bu konuda gerekli müdahaleleri yapıyoruz"


Başkan Mustafa Bozbey, Altıparmak Çarşamba dönüşümü ile ilgili ise şu bilgileri verdi: "Çarşamba Altıparmak kentsel dönüşümü odalarla ortaklaşa devam ediyor. Yarışma projesiyle süreç gündemimizde. Yarışma projesi süreci devam ediyor. Bunun sonucunda değer ortaya çıkacak. Burada çıkacak sonuç nedir bilemiyorum. Yoğunluğu azaltmalıyız. Altıparmak bölgesinde 11 mahallede yoğun yapılaşma var. Bu yoğun yapılaşmanın yoğunluklarının azaltılması gerekecek. Bunun bilincindeyiz. Bu semtlerde kentsel ihtiyaçlar çok kısıtlanmış. Yok denecek kadar az. Bu projenin içerisinde bir çok kentsel ihtiyacın karşılanacağı alanlar ayrılacak. Çataltepe kooperatifi konusunda da halen 2800 kişisi dışarıda. 600 üye var. Çataltepe’yi iyi bildiğim için söylüyorum. Başlangıçta doğru değildi. Valimizin de konu içerisinde yer aldığını biliyorum. Herkesi kooperatife üye etmek zorundadır. Onları yatırdığı parayla satın alınan yerde hakları vardır. Onların bir an önce kooperatife üyeliklerinin şart olması lazım. Bugüne kadar para ödemiş mi ödememiş mi hesapları yapılır. Şu anda bir lira ödeyenin de bn lira ödeyenin de hakkı var. Bunun teslim edilmesi şart. Sonrasında bir yol haritası belirlenir"



"Küfürlü tezahürat yanlış, Bursaspor şampiyon olacak"


Bursaspor’un bu sene de üst lige çıkacağını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Ben yönetim kurulu başkanımız Enes Çelik ve yönetimini tebrik ediyorum. Gayet güzel çalışıyorlar. Zaman zaman bizi bilgilendiriyorlar. Bursaspor taraftarı ve Bursalıların istekleri doğrultusunda adım adım ilerliyorlar. Bursaspor bizim marka değerimiz. Eğer Bursa yükselirse Bursaspor yükselir. Bursaspor yükselirse Bursa yükselir. Buna sahip çıkmak her Bursalının sorumluluğu ve görevidir. Bursaspor markasına sahip çıkmak her Bursalının sorumluluğundadır. Bu konuyu önemsiyoruz. Yaşanan Soma’daki son olayı kimse tasvip etmiyor. Doğru değil. bizler her birimize bakarken rengimiz kimliğimize göre bakmamamız gerekiyor birbirimize bakarken insan olarak bakmamız gerekiyor. Onun için oradaki özellikle hiç bir insana bir canlıya da bir kediye dahi küfür edilmesini doğru bulmuyoruz. İçimize ajanlar mevzusunu ben bilemem. Bizler bu ülkede birlikte farklı renklerimizle güzeliz. Eğer hepimiz aynı renkte olsak, düşüncemiz aynı olsa, 86 milyonu 86 milyon olarak sayabilir misiniz. Farklıklarımız bizi zengin hale getirir. Yapılanları doğru bulmuyorum. Bursaspor taraftarı Türkiye’nin en iyi taraftarıdır. Bursaspor’un 12.oyuncusudur. Ortalamada 40 bin taraftar Bursaspor’u izliyor. Türkiye’nin örnek taraftarına böyle bir düşüncenin yansıması doğru değil. Ben Bursaspor’un yakın zaman içerisinde süper ligde Bursa’yı en iyi şekilde temsil edeceğine inancım tam. Yönetime güvencimiz de tam. Sporcularımıza da teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.



Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey: "Soma’da yaşanan son olayı kimse tasvip etmiyor, doğru değil"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.