EKONOMİ - 26 Aralık 2025 Cuma 12:46

Bursa Büyükşehir 2025’te çiftçiyi yalnız bırakmadı

A
A
A
Bursa Büyükşehir 2025’te çiftçiyi yalnız bırakmadı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, bu yıl içinde 15 milyon metre damla sulama borusu, 142 bin kilogram sıvı gübre ve 24 milyon liralık da mazot desteğinde bulunduklarını söyledi.


Bozbey, Merinos Atatürk Kültür Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2025 Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı’nda, tarıma çok önem verdiklerini belirterek, "Sadece sanayi kenti değil aynı zamanda tarım kentidir Bursa" dedi.


Hedeflerinin değişimi ve dönüşümü sağlayarak daha az suya ihtiyaç duyan ürünleri yaygınlaştırmak ya da daha az suyla sulayarak vahşi sulamadan vazgeçip iyi verim almayı sağlamak olduğunu dile getiren Bozbey, kırsalda yaşamı sürdürülebilir kılmayı hedeflediklerini aktardı.



15 milyon metre damla sulama borusu yüzde 100 hibeyle verildi


Desteklerinin olanca gücüyle sürdüğünü vurgulayan Bozbey, şöyle konuştu:


"2025’te hem Kırsal Hizmet Daire Başkanlığı hem de Tarım A.Ş, birçok projeyle çiftçimizin üreticimizin yanında oldu. En önemlisi geri dönüşümden ürettiğimiz yaklaşık 15 milyon metre damla sulama borusunu 17 ilçede yaklaşık 5800 çiftçimize ulaştırmaktı. Yüzde 100 hibeyle sulama borusu verdik. Yine 5800 üreticimize yaklaşık 24 milyon liralık mazot desteği sağladık."



Sıvı gübre ve tohumluk buğday desteği


Bozbey, hayvancılığa da desteklerinin olduğunu belirterek,"bin 600 üreticimize sekizer bin lira yem ve aşı desteği sağlayarak hayvancılığa destek olduk. Bir taraftan da sıvı gübre üretiyoruz. 142 bin kilogram sıvı gübreyi 6 bin 500 üreticimize ulaştırdık. 400 üreticimize 44 ton tohumluk buğdayı yüzde 100 hibeyle verdik" dedi.


Dağ bölgesinde satın alma garantili ata buğday ekimini sağladıklarını aktaran Bozbey, "Bunu genişleterek sürdürüyoruz. Bin dönüm arazide ekim sağlandı. Şimdiden o bölgenin talebi 2 bin dönüme çıktı. Biz gençlerimizi her yaştan vatandaşımızı kırsalda yaşamlarını sürdürebilir kılma adına projeleri geliştirdiğimizde özellikle gençlerimiz orada kalacaktır" ifadesini kullandı.



Hem tohum dağıtıldı hem elde edilen yağ ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı


Bozbey, 33 ton yağlık tohum desteğinde bulunduklarını belirterek, şöyle devam etti:


"Bu üretimden elde ettiğimiz yaklaşık 1075 adet 5 litrelik ayçiçeğini ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. Fide ve fidan desteklerimiz sürüyor. Gemlik’ten 100 ton zeytin aldık ve almaya devam ediyoruz. Dağ yöresindeki üreticilerden 5 milyon 336 bin bin litre süt alımı gerçekleştirdik. Bu sütü piyasanın üzerinde alarak üreticimizi destekledik. Çiftçilerimizden 50 ton ata tohumu aldık. Besicilerimizden 84 ton kıyma 46 ton kuşbaşı aldık. Tarladan sofraya uzanan zincirin her halkasına üreticinin ve tüketicinin yanındayız."



Bursa Büyükşehir 2025’te çiftçiyi yalnız bırakmadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.