EĞİTİM - 04 Şubat 2026 Çarşamba 11:58

BTÜ konut ve zeminin deprem riskini önceden gösteren sistem geliştirdi

A
A
A
BTÜ konut ve zeminin deprem riskini önceden gösteren sistem geliştirdi

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bilim insanlarının geliştirdiği yazılım sayesinde, zemin sıvılaşması bulunan bölgeler ile binaların risk durumu, yapım yılı ve depreme karşı dayanıklılığına dair bilgilere ulaşılabilecek. Yaklaşık 3 yıllık bilimsel çalışmalar sonucunda geliştirilen sistem sayesinde vatandaşlar, tek tuşla bulunduğu ev veya iş yerinin durumunu öğrenebilecek.


BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyübhan Avcı ve 15 kişilik ekibi Bursa’nın depremselliği konusunda yıkıma neden olabilecek zemin sıvılaşmasıyla ilgili yeni bir proje geliştirdi. Araştırma ekibi, saha çalışmaları sırasında, Bursa’nın depremselliğini, zemin sıvılaşması olan bölgeleri, üstyapı (bina) risk analizi, yumuşak zemin etkisi, yerleşim bölgesindeki yer altı su seviyesi, mevcut binanın yapım yılı, binanın fay hattına uzaklığı ve depreme dayanıklılığı gibi verileri tek bir portalda topladı. Yaklaşık 3 yıllık bilimsel çalışmalar sonucunda geliştirilen sistem sayesinde vatandaşlar, tek tuşla bulunduğu ev veya iş yerinin durumunu öğrenebilecek, bina yapılacak parsellerdeki zemin bilgilerini sorgulayabilecek.



Sistem ücretsiz hizmet veriyor


Şu an için Bursa’nın Yıldırım ilçesindeki bazı mahallelerde aktif olan, "www.depremzeminsorgulama.com" adresinden ulaşılabilen sistem, ücretsiz hizmet veriyor. BTÜ akademisyenlerinin geliştirdiği bu sistemin, Bursa’nın tamamı ve diğer illerde de yapılacak çalışmaların ardından sisteme yüklenecek raporlamayla Türkiye geneline yayılması hedefleniyor.



"Kamu kurumlarına bir yol haritası olacak"


Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Eyübhan Avcı, sistemin Yıldırım ilçesinin bazı mahallelerinde pilot uygulamasının tamamlandığını belirterek, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hasar gören ve yıkılan 3 binden fazla binayı incelediklerini söyledi. Buradan farklı zemin türlerinden elde edilen verilerle Bursa’nın risk haritasını oluşturmaya başladıklarını ifade eden Prof. Dr. Avcı, geliştirilen yazılımın kamu kurumları ve vatandaşların erişimine açık şekilde tasarlandığını vurguladı. Prof. Dr. Avcı, yazılım sayesinde zemin sıvılaşması, heyelan riski ve binaların depremde alabileceği hasar durumuna ilişkin net veriler sunulduğunu, bu sayede özellikle belediyelerin ruhsat ve planlama süreçlerinde sağlıklı kararlar alabileceğini kaydetti.



Konut satın almak isteyenler binanın risk analizini görebilecek


Mahalle, ada ve parsel bazında sorgulama yapılabilen sistemle konut satın almak veya kiralamak isteyenlerin bina ve zemin bilgilerine kolayca ulaşabileceğini belirten Prof. Dr. Eyübhan Avcı, yazılımda zemin özellikleri, sıvılaşma durumu, yer altı su seviyesi, fay hatlarına yakınlık ile binanın yapım yılı, kat sayısı ve taşıyıcı sistemine ilişkin bilgilerin görüntülenebildiğini söyledi. Avcı, riskli alanlar için zemin etüdü ve deprem performans analizi gibi önerilerin de sunulacağını, tüm verilerin raporlanarak vatandaşların depreme dayanıklı binaları tercih etmelerine imkân sağlanacağını ifade etti.



Türkiye’de yapılmış tek çalışma


Bugüne kadar 3 binin üzerinde zemin etüdü bilgisi topladıklarını bildiren Avcı, sözlerini şöyle tamamladı:


"Bursa’nın tamamının haritalandırılmasının ardından talep gelen illerin de risk haritasını çıkaracağız. Bu, Türkiye’de yapılmış tek çalışma. Bu yüzden oldukça önem arz ediyor. Bir an önce depreme uyumlu hale gelmemiz lazım. Vatandaşlarımızla, devletle bir arada olup önce mevcut durumu görmemiz gerekiyor. Ondan sonra da bir an önce yol haritası çizmemiz lazım. Bunun için de devlet ve vatandaşlarımız el birliği içinde hızlı bir şekilde dönüşüme gitmemiz lazım."



Rektör Çağlar: "Bilimsel birikimimizi toplumsal faydaya dönüştürüyoruz"


BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, "şehirle ve toplumla bütünleşen üniversite" vizyonu doğrultusunda geliştirilen bu tür projelerin, bilginin doğrudan toplumsal faydaya dönüşmesinin en somut örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Geliştirilen yazılımın, vatandaşların yaşadıkları binaların ve zeminlerin deprem riskini kolayca öğrenmesine imkân tanıyarak bilinçli kararlar almalarına katkı sağladığını belirten Rektör Prof. Dr. Çağlar, "BTÜ olarak yalnızca akademik üretimle değil, şehirlerimizin ve insanımızın güvenliğine dokunan çalışmalarla da sorumluluk alıyoruz. Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından depreme dayanıklı yapılar, zemin güvenliği ve afet risklerinin azaltılmasına yönelik birçok proje geliştirdik ve geliştirmeye devam ediyoruz. Bilimsel bilgiyle şehirlerimizi daha güvenli hale getirmek, üniversitemizin temel öncelikleri arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.



BTÜ konut ve zeminin deprem riskini önceden gösteren sistem geliştirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Canik’te Geleneksel Mangala Turnuvası başlıyor Samsun’un Canik ilçesinde geleneksel hale gelen Mangala Turnuvası, bu yıl da çocukları, gençleri ve aileleri aynı masa etrafında buluşturarak hem rekabeti hem de kültürel mirası yaşatmaya hazırlanıyor. Canik Belediyesi tarafından düzenlenen ve ilçede artık bir gelenek haline gelen Canik Mangala Turnuvası, 10 Mayıs Pazar günü saat 10.00’da başlayacak birinci tur karşılaşmalarıyla start alacak. Canik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilecek organizasyonda, katılımcılar strateji ve zekâ gerektiren bu kadim oyunda kıyasıya mücadele edecek. Turnuvaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, mangalanın sadece bir oyun olmadığını, aynı zamanda kültürel bir miras taşıdığını vurgulayarak, "Canik Mangala Turnuvası’yla sevince ortak oluyor, aile içi iletişimin güçlendirilmesine katkı sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. 4 bin yıllık geçmişiyle dikkat çeken ve UNESCO tarafından "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" olarak tescillenen mangalanın, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde bilişsel gelişime katkı sunduğuna dikkat çekilirken, turnuva kapsamında çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklerin de düzenleneceği belirtildi. Canik’te her yıl yoğun ilgi gören turnuva, bu yıl da ailelerin katılımıyla hem rekabet hem de dayanışma atmosferi oluşturacak şekilde gerçekleştirilecek.
İstanbul Bakır yerine kaldırım taşı dolandırıcılığı davası devam ediyor Çin’e gönderilmesi gereken bakır külçeler yerine kaldırım taşı gönderilerek, 36 milyon dolarlık vurgun yapıldığı iddiasıyla açılan dolandırıcılık davası devam ediyor. Davada müşteki avukatı olarak görev yapan ve davaya ilişkin açıklamalarda bulunan şikayetçi firma avukatı Kazım Yiğit Akalın, "Tek bir mağdura karşı Cumhuriyet tarihinde işlenen en büyük dolandırıcılık suçu. Tam 36,5 milyon dolar. Başka büyük suçlar var ama onlarda birçok mağdur var. Bu konuda tek bir mağdur var. Bu suçu işleyen kişi hakkında adli kontrol yurt dışı yasakları bile kalktı" dedi. Çin’e bakır yerine kaldırım taşı göndererek 36 milyon dolarlık vurgun yaptığı iddia edilen ve Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edilirken, mahkeme, yabancı şirketlerin Çin ile bağlantı noktasının açıklanmadığı, evrakta şirketin Çince adı, kayıtlı adresi, irtibat kişisi ve iletişim bilgileri gibi detaylı bilgilere yer verilmediği, belgelerin ve olay özetinin ayrıntılı olarak açıklanmadığı gerekçesiyle resmi makamlardan gelecek yazının beklenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşmasının 22 Ekim’de görüleceği davaya ilişkin ise dolandırılan firmanın avukatı Kazım Yiğit Akalın açıklamalarda bulundu. "Çin’e 7 gemi ile bakır gidecekti, açıldığı zaman kaldırım taşı olduğu tespit edildi" Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan avukat Kazım Yiğit Akalın, "Birleşen bir dava vardı. 10 sanık dinlendi. Bakır yerine kaldırım taşı çıktığını gören tanıklar dinleniyor. Önümüzdeki celsede tanıkların dinlenmesine devam edilecek. Kaldırım taşlarını ilgili fabrikaya taşıyan şoförler dinlenecek. Aslında dosya sonuçlandı ama mahkeme bu konuda ısrarcı oldu. Çin’e 7 gemi ile bakır gidecekti. Çin’de konteynerler açıldığı zaman kaldırım taşı olduğu tespit edildi. Buna ilişkin olarak, müvekkil olan firma da konuya dair girişimlerde bulundu. Çin’de noterlik kurumu gibi bir kurum var. Bu kurum gemi ile gelenlerin kaldırım taşı olduğunun tespitini gerçekleştirdi. Mahkeme de Çin adli makamlarına yazı yazarak, orada yapılan tespitlerin tercümesini istedi. Noterlik kurumunun gerekli yetkilendirmesinin olup olmadığına dair, gerçekten bir noter mi değil mi buna ilişkin bir resmi belge istendi. Aslında biz bunların hepsini tercümeli bir şekilde sunmuştuk" dedi. "Her şey fotoğraflandı, tutanak altına alındı ve açıkça kaldırım taşı yazıldı" Konteynerler daha gitmeden iki farklı konteynerde aynı ikiz mührün vurulduğunun tespit edildiğini belirten Akalın, "Gümrük bunda bir yanlışlık olduğunu görünce durdurdu. İkiz mühürlü iki konteyner de orada bulunan görevliler tarafından açıldı. Açıldığı zaman zaten kaldırım taşları ortaya çıktı. Bunların hepsi fotoğraflandı, tutanak altına alındı ve açıkça kaldırım taşı yazıldı. Daha sonra firma o konteynerleri dışarı çıkardı. Daha sonra bunun da tespiti yapıldı. Buna dair de tanıklar dinlendi. Konteynerler yakın bir park alanına çekildi. O ikiz mühürler sökülerek, yerine iki farklı mühür takılarak, birkaç sonra gümrük sahasına tekrar sokuldu. Bu şekilde tekrar Çin’e gönderildi. Aslında Türkiye’de hepsi tespit edildi. Kaldırım taşlarını üreten firmanın sahibi, kaldırım taşı olarak satıldığını ve bu firmaya naklettiğini anlattı. Tanıklık yaparak, şu kadar milyonluk ürün sattım dedi. Bu ürünü sattıkları firmanın kaldırım taşlarını kullanmasının mümkünatı yok. Ortada bu kadar delil varken hala Çin’de ısrar ediliyor. Kabul etmek mümkün değil ama maalesef şu anda mahkemenin böyle bir tutumu var. Tek bir mağdura karşı Cumhuriyet tarihinde işlenen en büyük dolandırıcılık suçu. Tam 36,5 milyon dolar. Başka büyük suçlar var ama onlarda birçok mağdur var. Bu konuda tek bir mağdur var. Bu suçu işleyen kişi hakkında adli kontrol yurt dışı yasakları bile kalktı" ifadelerini kullandı. İddianameden Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, merkezi İsviçre’de bulunan şirket ile Tekirdağ’da bulunan şirket arasında saf bakır alımına ilişkin sözleşme yapıldığı belirtildi. Sözleşme gereği saf bakırların Tekirdağ’dan Çin’in Lianyungang kentine 36 milyon dolar ödeme karşılığında gönderileceği anlatıldı. İddianamede, sevkiyatın ulaştığı sırada konteynerlerde saf bakır yerine maddi değeri olmayan kaldırım taşları gönderildiğinin tespit edilmesi üzerine soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Savcılık, örgüt yöneticisi oldukları öne sürülen sanıklar Hasan Kayacıköse ile Soner Çokyiğit’in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik" suçlarından 33 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Diğer sanıklar Saime Çokyiğit, Dursun Çokyiğit, Muammer Karaman, Orhan Mollaoğlu, Ferhat Ulusoy, Başak Yeşilbaş, Sinan Çokyiğit, Ufuk Çatalbaş, Tayfun Gıcır, Ramazan Öner ve Vedat Ulusoy’un ise "örgüte üye olma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik" suçlarından ayrı ayrı 29 yıl 3 aya kadar hapisleri istendi. Sanıklar Sedat Uzun, Çağrı Koçoğlu ve Bora İbiş hakkında ise "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme", "nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik" suçlarından aynı oranda hapis cezası talep edildi.
İstanbul Küçükçekmece’de silahlı saldırıda ölen Muhammet Mutluay davasında olay yerinde keşif yapıldı İstanbul Küçükçekmece’de halı sahaya giderken maskeli şahısların açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Muhammet Mutluay davasında bugün olay yerinde keşif yapıldı. Mutluay ailesi ve avukatları, sanıkların "olası kast" ile değil "kasten öldürme" suçundan yargılanmasını talep etti. İstanbul Küçükçekmece’de 30 Ekim 2024’te yaşanan olayda çalıntı araçtaki maskeli şahıslar çevreye rastgele ateş açmış, o sırada arkadaşlarıyla halı sahaya gitmek için başka bir otomobille yoldan geçen Muhammet Mutluay başına isabet eden kurşunla yaşamını yitirmişti. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların eylemi "olası kast" ile gerçekleştirdiği belirtilmişti. 19 yaşındaki Muhammet Mutluay’ın ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırıyla ilgili davada kritik bir gelişme yaşandı. Mahkeme heyeti, ailenin talebi üzerine olay yerinde bilirkişi eşliğinde keşif gerçekleştirdi. "Doğrudan aracı hedef aldılar" Keşif sonrası açıklamalarda bulunan Mutluay ailesinin avukatı Şeyda Karayazgan, iddianamedeki suç vasfına itiraz ettiklerini belirtti. Karayazgan, "Dosyayı incelediğimizde şüphelilerin doğrudan aracı hedef alarak ateş ettiklerini net bir şekilde görüyoruz. İddianame her ne kadar olası kast üzerinden düzenlenmiş olsa da bu incelemelerden sonra suçun ’doğrudan kast’a döneceğine inanıyoruz. Evladımızı göz göre göre öldürdüler" dedi. "Tasarlayarak ve kastla hareket ettiler" Ailenin diğer avukatı Ertuğrul Aydoğan ise sanıkların olay yerine hazırlıklı ve maskeli geldiklerine dikkat çekerek, "Sanıklar buraya belli bir hazırlık yaparak geldiler. Dolayısıyla eylemi tasarlayarak gerçekleştirdiler. Öldürme kasıtlarının olduğu ve tüm eylemlerini doğrudan bu amaçla yaptıkları sabittir" ifadelerini kullandı. "Bu kasten işlenen bir cinayettir" Oğlunu kaybeden baba Tanju Mutluay, adaletin yerini bulmasını beklediklerini vurguladı. Keşif sonucunda suçun kasten işlendiğinin tescilleneceğini umduğunu belirten acılı baba, "Bu zaten kasten işlenen bir cinayettir. Temennimiz sanıkların en ağır cezayı almalarıdır. Sadece failler değil; uyuşturucu temini sağlayanlar ve suç aleti satanlara yönelik cezalar ağırlaştırılmadıkça maalesef her akşam yeni bir ölüm haberi dinlemeye devam edeceğiz" dedi.