POLİTİKA - 30 Ekim 2025 Perşembe 21:17

Bakan Göktaş: "Aile dinamik nüfus yapısını korumak, savunma sanayi kadar stratejik öneme sahiptir"

A
A
A
Bakan Göktaş: "Aile dinamik nüfus yapısını korumak, savunma sanayi kadar stratejik öneme sahiptir"

Türkiye’de 86 milyonluk nüfusunda genç ve dinamik yapının her zaman güç teşkil ettiğini belirten Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Ancak 2000’li yılların başında vatandaş yaş ortalamasında 25 yaş altı nüfusumuz çoktu. Ancak şimdiler ülke ortalamamız 34 yaşındadır. Hızlıca yaşlanıyoruz. Aile dinamik nüfus yapımızı korumak hakikaten stratejik bir adımdır. Ben savunma sanayi kadar stratejik olduğunu düşünüyorum. Şayet bu şekilde devam edersek, çalışabilecek durumda olan gencimiz olamayacak. Bundan da en çok sanayiciler etkilenecektir" dedi.


Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Ekim Ayı Meclis Toplantısı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımlarıyla Oda Hizmet Binası’nda gerçekleşti. Toplantıya, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, meclis üyeleri ve sanayici iş adamları katıldı. Dinamik aile nüfusunun önemine değinen Bakan Özdemir Göktaş, "Türkiye’nin 86 milyonluk ülke olduğunu, genç ve dinamik yapımız her zaman bizim gücümüz olmuştur. Ancak 2000’li yılların başında vatandaş yaş ortalamasında 25 yaş altı nüfus sayışımız çoktu. Ancak şimdiler ülke ortalamamız 34 yaşındadır. Hızlıca yaşlanıyoruz. Nüfusumuz da yaşlanıyor. Tüm dünyada olduğu gibi, bununla beraber, yaşlanan bir nüfusla birlikte önümüzde farklı sınamalardan geçme ihtimalimiz çok yüksektir. Benim dedem Afyon’dan Belçika’ya işçi olarak göç etmiştir. Göç etmesinin sebebi, Avrupa’nın yaşlanıyor olmasından kaynaklı iş gücüne cevap veremeyecek olmasıydı. Aile dinamik nüfus yapımızı korumak hakikaten hepimiz için stratejik bir adımdır. Ben savunma sanayi kadar stratejik olduğunu düşünüyorum. Şayet bu şekilde devam edersek, çalışabilecek durumda olan gencimiz olamayacak. Bundan da en çok sanayiciler etkilenecektir. Bu çerçevede aile demek, nüfus demek, genç ve dinamik nüfus yapımızı korumak aslında hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi.



"Gençlere ’evlen evlen’ demekle olmuyor. Destek olmalıyız"


Genç ve dinamik nüfus yapısı, sağlam ailelerden oluştuğunu belirten Bakan Göktaş, "Çalışma ortamlarında da sağlam aileler için imkanlar sağlamak zorundayız. Kreş desteği buna bir örnektir. Çalışanlar böylelikle daha mutlu aileler oluşturabilir. Gençlerimize evlenin evlenin diyoruz. Ancak gençlere ‘evlen evlen’ demekle olmuyor. Onlara gereken desteği ve imkanları sağlamak zorundayız. Bu çerçevede genç ve dinamik nüfus yapımızı korumak her zamankinden daha önem arz etmektedir. Çünkü önümüzdeki dönemlerde yaşlanmaya devam edeceğiz. Genç ve dinamik nüfusumuzu korumak için halen avantajlı durumdayız. Ancak alarm seviyesindeyiz. Bu çerçevede hepimizin üzerine görevler düşmektedir. Sanayiciler olarak yapmak istediğiniz bütün çalışmalara yardımcı olabiliriz. Genç evlenmek isteyen çiftlere yönelik yapacağınız destekler gerçekten bu çerçevede önemli adımlardan biri olacaktır. Biz devlet olarak aile ve gençlik fonunu hayata geçirdik. Özel sektörle ve tüm toplumla birlikte bu konuya el atarak seferberlik ilan etmek zorundayız. Aile dostu ekosistemi birlikte inşa edebiliriz" dedi.


Bursa’nın sadece Türkiye’nin değil, bölgenin de kalkınma vizyonunu taşıyan bir şehir olduğunu belirten Bakan Özdemir Göktaş, "Otomotivden tekstile, makineden gıdaya uzanan üretim zinciriyle Türkiye’nin ekonomisine güç kazandırıyor. Aynı zamanda sosyal kalkınmanın, dayanışmanın ve girişimci ruhun da örnek şehirlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ekonomik büyüme, ancak sosyal gelişmeyle birlikte anlam kazanır. Refahı sürdürülebilir kılmanın yolu, güçlü işletmeler kadar güçlü ailelerden, üretken bireylerden ve adil bir toplumsal düzenden geçer. Bu anlayışla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, Türkiye’nin ekonomik dinamizmini besleyen


sosyal zemini güçlendirmek için çalışıyoruz. İstihdamda, üretimde, ihracatta başarı hikâyeleri yazan Bursa’mızın sosyal kalkınmada da öncü olmasını istiyoruz. Kadınların, gençlerin ve dezavantajlı grupların istihdamda yer almasını ve sosyal refahın kalıcı hâle gelmesinin önemsiyoruz. Bu çerçevede, kadın kooperatiflerimizi güçlendiriyor, kadın girişimciliğini destekliyoruz. ADEM ve SODAM’larla kadınların yeteneklerini kazanca dönüştürmesini sağlıyoruz. Engelli bireylerimizin istihdama katılımını artırmak için korumalı iş yerlerine teşvikler veriyoruz. İstihdamı ve üretimi destekleyen sosyal politikalarımızı her geçen gün daha da güçlendiriyoruz" dedi.



"Aileyi sadece bir sosyal birim değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel dayanıklılığın da temeli olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleriyle ilan ettiğimiz ’2025 Aile Yılında’, tüm politikalarımızı kalkınmanın öznesi olan aileyi güçlendirecek biçimde şekillendiriyoruz" ifadelerini kullanan Bakan Göktaş, "Bu doğrultuda, bakım hizmetlerinden esnek çalışma modellerine kadar, kadınların iş hayatına katılımını kolaylaştıracak yeni modeller geliştiriyoruz. İş dünyasıyla el ele vererek çalışma yaşamında dengeyi ve nesiller arası dayanışmayı sağlayan adımlar atıyoruz. Bunun yanı sıra, aile dostu işyeri modellerini yaygınlaştırıyoruz. Hedefimiz aileyi koruyan, çalışanların iş-yaşam dengesini gözeten bir iş kültürünü yaygınlaştırmak. Bu çerçevede bin 205 firma, evlenecek çalışanlarına üç net asgari ücret, çocuk sahibi olacaklara iki net asgari ücret destekte bulunacak. Diğer yandan, iş dünyası ile sosyal sorumluluğu uzun vadeli bir değere dönüştürmek istiyoruz. Bu çerçevede kurumsal hayırseverliği bir sosyal dayanışma kültürü olarak yaygınlaştırmak için çalışmalar yürütüyoruz. Çalışanların çocuklarına yönelik kurumsal kreşlerin yaygınlaştırılmasını değerlendirebiliriz. Yaşlı ve engelliler için bakım evi ve gündüzlü destek merkezlerinin artırılması yönünde iş birlikleri kurabiliriz. Birlikte atacağımız her adım, hem aileyi güçlendiren hem de toplumun geleceğine yapılan bir yatırım olacak. Sosyal refahın kalıcı olabilmesi için üretimle dayanışmanın el ele yürümesi gerekir. Bugün dünyada rekabet sadece üretimle değil. İnsan kaynağının niteliğiyle, aile yapısının direnciyle ve toplumun sosyal bütünlüğüyle kazanılıyor. Bu sebeple biz, üretimi desteklerken aynı zamanda sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal kapsayıcılığı da güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Kadın istihdamını teşvik eden, gençlerin mesleki becerilerini artıran, sosyal sorumluluk bilincini güçlendiren her girişimin yanındayız" dedi.



"Geride bıraktığımız 102 yıl, her türlü zorluğa rağmen, milletimizin emeğiyle, sabrıyla, üretim azmiyle ve adanmışlığıyla yazdığı büyük bir başarı hikayesidir" diyen Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay, "Cumhuriyet’in ilk yıllarında birkaç küçük atölyeyle başlayan üretim yolculuğumuz, bugün kişi başına düşen gelirin 15 bin doları aştığı, ihracatın 270 milyar dolara ulaştığı ve emeğimizin 200’den fazla ülkeye taşındığı güçlü bir kalkınma öyküsüne dönüştü. Bu yükselişte Bursa her zaman öncü bir rol üstlendi. Merinos, İpek-İş ve Gemlik Suni İpek fabrikalarıyla başlayan sanayi hamlemiz, ülkemizin ilk organize sanayi bölgesinin kurulmasıyla yeni bir vizyona dönüştü. Ekonomi tarihimizin birçok dönüm noktası, Bursa’nın ufku, girişimci ruhu ve çalışkan insanlarının gayretiyle şekillendi. Bizler de bu büyük mirası çok daha güçlü bir geleceğe taşımak için çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı olarak tanımladığımız bu dönem, devletlerden çok şehirlerin enerjisiyle yükselecek bir çağdır. Bu çağın üretim gücü, teknoloji üssü ve yenilik merkezi ise işte burada, Bursa gibi şehirlerden yükselecektir. Bu çatı altında aldığımız kararlarla Bursa’da üretim gücümüzün, ticaret kültürümüzün ve sanayimizin köklü birikimini yeni ufuklara taşıyoruz. TEKNOSAB ile yüksek teknolojinin, dijital dönüşümün ve yeşil üretimin kalbini inşa ediyoruz. GUHEM ile gençlerimize gökyüzünü hedef gösteriyor, Bursa’mızı uzay ve havacılık alanında ülkemizin öncü şehirlerinden biri yapıyoruz. BUTEKOM ile sanayimize çağ atlatan Ar-Ge ve mükemmeliyet merkezleri kuruyor, yaşam boyu eğitim merkezimiz Bursa Business School aracılığıyla iş dünyamıza küresel rekabetin gerektirdiği bilgi, vizyon ve liderlik becerilerini kazandırıyoruz. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak biz, geleceği bugünden inşa eden bir anlayışla çalışıyoruz. Bütün bu çabalarımızın tek bir amacı var, geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimize güçlü bir Türkiye bırakmak. Araştıran, sorgulayan, milli ve manevi değerlerine bağlı, aynı zamanda yeniliğe açık bir nesil yetiştirmek en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.


Ailenin bir kavramdan çok daha fazlası olduğunu belirten Başkan Burkay, "Aile, milletimizin en sağlam kalesi, kültürümüzün en derin köküdür. Aile güçlü olursa toplum da güçlü olur; aile zayıflarsa toplum da zayıflar. Bakanlığımızın bu alanda attığı adımlar, çocuklarımızdan yaşlılarımıza kadar uzanan güçlü bir dayanışma yapısı oluşturmuştur. İş dünyası olarak bizler de bu kapsamda üzerimize düşen her sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu da özellikle ifade etmek istiyorum" dedi.



Bakan Göktaş: "Aile dinamik nüfus yapısını korumak, savunma sanayi kadar stratejik öneme sahiptir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."
Isparta Tipi vurdu heyelan yolu kapattı, 2 çoban ve yaklaşık 650 küçükbaş hayvan yaylada mahsur kaldı Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Yarıkkaya köyünde, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanı ile yaylaya çıkan 2 çoban yoğun kar ve tipi ile birlikte meydana gelen toprak kayması nedeniyle geri dönemedi. Bulundukları yerde mahsur kalan çobanların sağlık durumlarının iyi olduğu, ekipler tarafından gerekli yaşam şartlarının sağlandığı ve sürüyü yalnız bırakmamak için yol yapım çalışmalarının tamamlanmasının ardından sürüleriyle birlikte bölgeden ayrılacakları bildirildi. Olay, sabah saatlerinde Yarıkkaya köyü sınırlarında bulunan Sultan Dağları yaylasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sürülerini otlatmak için yaylaya çıkan çobanlar Bilal Akpınar ve Ömer Şahin, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanla birlikte yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle bulundukları yerde mahsur kaldı. Isparta Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hüseyin Sarıdaş’ın ihbarı üzerine bölgeye AFAD ve İl Özel İdaresi ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, çobanların ve koyunların geçtiği güzergâhta zemin yapısının zayıfladığı, yağışların da etkisiyle yaklaşık 300 metrelik alanda meydana gelen toprak kayması sonucu yolun çöktüğü ve bu nedenle yaylaya ulaşımın sağlanamadığı ve bu yüzden geri dönemedikleri belirlendi. Bunun üzerine Yarıkkaya köyünden 3 traktörle yola çıkan 15 kişilik köy halkı ve bölgede bulunan ekipler, zorlu arazi şartlarına rağmen mahsur kalan çobanlara ve hayvanlara ulaşarak saman ve yiyecek ulaştırdı. Ancak yolun kapalı olması nedeniyle küçükbaş hayvanların yayladan indirilemediği öğrenildi. Sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilen çobanların, yol yapılana kadar sürülerini bırakmamak için bölgede kalmaya devam ettiği bildirildi. "İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz" Çobanlara yardım için bölgeye giden ve ilk ulaşan vatandaşlardan Mikail Şahin, "Orada sürümüz vardı ve bu olay nedeniyle 8-9 hayvanımız telef oldu. Sabah saat 06.30’dan itibaren onları kurtarmak için mücadele ettik, akşam saat 19.30 civarında çalışmaları sonlandırmak zorunda kaldık. Koyunlarımızı ve çoban arkadaşlarımızı gerekli imkanlar sağlanarak bulundukları yerde bıraktık. İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz. Biz haberi alır almaz bölgeye gittik ve tehlikeli yollardan geçerek çoban arkadaşlarımıza ulaştık. Allah’a şükür, sağlık durumları iyi. Yanımızda saman ve bazı malzemeler götürdük. Olay yerine vardığımızda sürüde kayıplar olduğunu gördük. Koyunları ve çoban arkadaşlarımızı geri getirmek istedik ancak önümüzde bir akarsu vardı ve yol olmadan bunu aşmamız mümkün değildi. Yoğun tipi vardı ve kar kalınlığı yaklaşık 50 santimetreye ulaşıyordu. Traktörlerimiz bile ilerlemekte zorlandı. Yolu açmak için çok çaba sarf ettik ancak başarılı olamadık. Herkese geçmiş olsun diliyorum" dedi. Yol yapım çalışmalarının sabah saatlerinde devam edeceği bildirildi.