GÜNDEM - 23 Mart 2026 Pazartesi 11:29

Almanya’da iki genç müslümanlığı araştırıp İslamiyeti seçtiler

A
A
A

Kendileri araştırarak müslüman olan iki Alman genci, Ramazan bayramında Türk arkadaşları ile buluşmak için Bursa’ya geldiler. Çoşkulu bir Ramazan geçiren Alman gençlerinden yazılımcı Kilian Haerter (25) ve tasarımcı Danilo Spasojeviç (28) iki yıl önce ilgi duydukları İslamiyet’i araştırarak kendileri Kelime-i şehadeti öğrenip, söyleyerek müslümanlığı seçtiler. Kısa sürede duaları ezberleyerek günde 5 vakit namaz kılmaya başlayan gençler, Ramazan ayında Türk arkadaşları ile görüşmek ve bayramı çoşkulu kutlamak için Bursa’ya geldiler.

Bursa’da teknik alt yapısı oluşturulan Hisar Kapısı isimli bir sosyal medya kanalından, Sait Şaşmaz’ın yapay zeka ile Almanca’ya çevirilen müslümanlığı anlatan konuşmaları dinlediklerini belirten iki Alman genci, bu platformdan tanıştıkları Türk arkadaşları ile görüşmek. Ramazanı ve bayramı çoşkulu yaşamak için Bursa’ya geldiler.

Almanya’da iki genç müslümanlığı araştırıp İslamiyeti seçtiler

İhlas Haber Ajansı muhabirinin, müslümanlığı nasıl tanıdınız sorusuna, "Bir ay boyunca Kuran’ı kerimi Almanca tercümesinden okuma inceleme sürecim oldu. Bir ayda Kelime-i şehadeti Arapça talim ettikten sonra şehadet getirip müslüman olmaya karar verdim. Ancak nasıl getirileceğini bilmiyordum. İnternetten Arapça olarak öğrendim. Ancak ailemin tepki göstereceğini düşünerek, Kelime-i şehadeti gizlice kendim getirdim. O anda duygularım coştu ve ağlamaya başladım. Çünki gerçeği bulduğuma inandım. Kelime-i şehadet getirdiğimde gece geç vakitti, yanımda kimse yoktu. Şahit olarak Allah’ü Teala bana yeter diye düşündüm. İslamiyeti seçenler, genellikle camide, imam huzurunda şehadet getiriyorlardı. Ancak ben evde tek başıma iken şehadet getirerek, müslüman oldum. Bunu ilk başta kimseye de söylemedim. Kendimi banyoya kilitleyerek gizlice ibadetlerimi yaptım. 3 ay sonra anneme söyledim. Ancak inanmadı, şaka yaptığımı düşündü. Ancak 3 defa tekrar ettim. Şaka söylüyorsun diyerek inanmak istemedi. Ben de gerçek olduğunu belirtince sen bütün aileyi arkadan bıçakladın, sattın diyerek ağır hakaretler etti. Şaka söylüyorsun, eğer gerçek ise sen bir delisin diyerek hakaret etti" diye cevapladı.

Almanya’da iki genç müslümanlığı araştırıp İslamiyeti seçtiler

Müslüman olduğunda kimseye söylemediği için, kimseden yardım alamadığını anlatan İbrahim Danilo Spasojeviç, "Dolayısı ile internetten inceledim. İslamiyet hakkındaki sorularımı yazarak, not alarak 3 ay ibadetleri araştırdım. İlk namaz kılmaya başladığımda günde 1 defa namaz kılıyordum. Bir hafta sonra günde 2 defa kılmaya başladım ve düzenli olarak artış sağlayarak şimdi günde 5 vakit namazımı tam kılıyorum. Müslüman olduktan sonra yurt dışına ilk defa Ramazan ayında müsluman ülkesi Fas’a gittim. Aileme tatile gidiyorum demiştim ama şüphelendiler. Ondan sonra Sri Lanka’ya gezmeye gidiyorum dedim. Orada yüzde 5 müslüman var. Esas gayem ailemden uzaklaşmak, İslamiyeti yaşamak içindi" diye konuştu.

Eşinin de sonradan İslamiyeti seçen bir hanım olduğunu belirten İbrahim Danilo Spasojeviç, "Eşim, Almanya’da bulunan Türk aileler ile tanışmış. Eşimin babası Alman, annesi Romanyalı ama Hristiyan gibi görünmesine rağmen ateist olarak kalmış. Sonra Almanya’daki Türkler’in anlatması ile müslümanlığı kabul etmiş. Mübarek beldelere gitmek, müslüman olduktan sonra hayalimdi. Bunun uzun bir zaman sonra mümkün olabileceğini düşünmüştüm. Ancak 2 yıl sonra Kabe’i Muazzamaya gitmek nasip oldu. Umre ve ihram konusunda hiçbir fikrim yoktu. Ancak bütün yollar açıldı ve hepsini layıkı ile öğrenip gerçekleştirdik. Müslümanlığımın ikinci yılında Peygamber Efendimizin Kabrini, Kabe’i Muazzamayı gördük" diye konuştu.

Bundan sonraki hayatınızda nerede yaşamayı düşünüyorsunuz sorusuna ise İbrahim Danilo Spasojeviç, "Bu sorunun cevabını net olarak bilmiyorum. Bu sorunun cevabında iki önemli detay var. İslamiyet yaşanan bir ülkede çalışırsam çocuklarımı ona uygun yetiştirebiliriz. Ancak Almanca ana dilim olduğu içinde orada yaşamayı sürdürürsem, İslamiyeti merak eden onlarca hristiyana arkadaşıma dinimizi anlatabilirim. Bu konuda henüz bir karar veremedik. Ancak Almanya’da bana İslamiyeti soranlara da yardımcı olmayı ve tam manası ile anlatmayı istiyorum" diye konuştu.

Almanya’da iki genç müslümanlığı araştırıp İslamiyeti seçtiler

İslamiyeti tanıyıp müslüman olan ve İbrahim ismini alan diğer Alman genci yazılımcı Kilian Haerter ise Bursa’da müslüman olan arkadaşlarının bir araya geldiği Hisar Kapısı platformunda hem çalışıyor hem de arkadaşları ile İngilizce, Türkçe sohbetler ediyor. Kendisi gibi İbrahim ismini alan teknik tasarımcı Danilo Spasojevic ile bir araya gelerek bayramlaşan iki arkadaş, cemaatle Bursa Hafza Ana Camii’nde namazlarını kıldı.

Almanya’da iki genç müslümanlığı araştırıp İslamiyeti seçtiler

Camide Avrupa’daki gençlerin gerçek din olan İslamiyet ile tanışmaları için dualar eden iki Alman genci çıkışta da birer duayı tam olarak okuyarak, müslümanlığı tam olarak yaşadıklarını neşeli tavırları ile tescillediler.

İrfan Altıkardeş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun AB’den Canik Belediyesi’ne destek: Yapay zeka eğitimi başvuruları başladı Samsun’un Canik Belediyesi’nin Avrupa Birliği(AB) tarafından desteklenen, gençleri yapay zekâ araçları ve girişimcilik alanında uygulamalı eğitimlerle buluşturacağı ’Employment 5.0’ eğitim programına başvurular başladı. Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, teknoloji okuryazarı nesiller yetiştirmeye devam ettiklerini söyledi. Canik Belediyesi, gençlere yönelik yapay zekâ, girişimcilik ve yapay zekâ araçlarının etkin kullanımına yönelik dikkat çeken projelerine bir yenisini daha ekledi. Canik Belediyesi, gençlerin yenilikçi teknolojileri günlük yaşamda etkin kullanması ve yapay zekâ araçlarıyla kendi iş modellerini oluşturmasını hedeflediği ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Employment 5.0 Gençleri Dijital Çağa Entegre Etmek eğitim projesine başvuru sürecinin başladığını duyurdu. Proje kapsamında gençler, yapay zekâ araçları, yapay zekâ araçlarıyla iş modeli oluşturma, dijital girişimcilik ve siber güvenlik alanlarında uygulamalı eğitimlerle buluşacak. Gençlere ve kadınlara yönelik yapay zekâ ve girişimcilik alanında ücretsiz eğitim programları gerçekleştirmeye devam ettiklerini kaydeden Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, girişimci kimliklerini yenilikçi teknolojilerle şekillendiren, teknoloji okuryazarı nesiller için çalışmaya ve yeni projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirtti. Canik’te gençlere yönelik yapay zekâ, yazılım, siber güvenlik ve robotik kodlama alanlarında ücretsiz eğitim programlarını sürdürdüklerini aktaran Başkan İbrahim Sandıkçı, Avrupa Birliği tarafından desteklenen ’Employment 5.0’ Gençleri Dijital Çağa Entegre Etmek eğitim projesiyle yenilikçi teknolojiler konusunda farkındalık oluşturan yeni bir çalışmayı daha uygulamaya aldıklarını ifade etti. "Gençlerimizi ve çocuklarımızı yapay zeka araçları ile tanıştırıyoruz" Gençleri ve çocukları yapay zekâ araçları ve yeni nesil teknolojilerle tanıştırıp, teknoloji okuryazarı nesiller yetiştirmeye devam ettiklerini söyleyen Başkan Sandıkçı, "Avrupa Birliği tarafından desteklenen Employment 5.0 Gençleri Dijital Çağa Entegre Etmek eğitim projemizle gençlerimizi, yapay zekâ araçları ve yapay zekâ araçlarıyla iş modeli oluşturma başta olmak üzere yapay zekâ araçlarının, iş dünyasında etkin kullanımı ve beraberinde getirdiği girişimcilik fırsatları konularında ücretsiz uygulamalı eğitimlerle bir araya getireceğiz. Projemiz süresince gençlerimizi alanında uzman isimlerin katılımıyla söyleşi programlarıyla buluşturacağız" şeklinde konuştu. Başvurularda son gün 6 Nisan Canik Belediyesi’nin Avrupa Birliği tarafından desteklenen projesine başvurular, 6 Nisan 2026 tarihine kadar kabul edilmeye devam edilecek. Projeye, ülke genelindeki 18-30 yaş aralığındaki kişiler başvuru işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebiliyor. Başvuru işlemleri, Canik Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarında yer alan başvuru formunun doldurulmasıyla tamamlanıyor. Proje hakkında detaylı bilgiye belediyenin çözüm merkezi ve başvuru formu içerisinde yer alan bilgilendirme bölümünden ulaşılabiliyor.
İstanbul Vali Davut Gül:’’Kitap okuma projesi ile okullarımızdaki kitap sayısını 6 buçuk milyondan 13 milyona çıkardık’’ Şişli kitap fuarının açılış törenine katılan İstanbul Valisi Davut Gül burada yaptığı konuşmada, ’’ ‘Ben okuyorum, İstanbul okuyor’ kitap okuma projesi ile okullarımızdaki kitap sayısını 6 buçuk milyondan 13 milyona çıkardık. Yüzde yüz artırdık ama bu yetmiyor’’ dedi. İstanbul Valiliği’nin 39 ilçede yürüttüğü ‘Ben okuyorum İstanbul okuyor’ kitap fuarı projesinin Şişli’de bulunan Yıldız Teknik Üniversitesi Maçka Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde açılışı yapıldı. Açılışa İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra Şişli Belediyesi Başkan Vekili Cevdet Ertürkmen, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, STK temsilcileri ile birlikte öğrenciler ve bazı aileler katıldı. Protokol üyelerinin yanı sıra kitap fuarının açılışına ‘Onur Konuğu’ olarak ise Akademisyen ve yazar Nurullah Genç katıldı. Bugün açılışı yapılan fuar 29 Mart’a kadar devam edecek. Bu sürede 120’den fazla yayınevi ve 20’den fazla yazar, okurlarla buluşacak. ‘’Okullarımızdaki kitap sayısını 6 buçuk milyondan 13 milyona çıkardık. Yüzde yüz artırdık ama bu yetmiyor’’ Fuarın açılışında konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, fuardan içeri ilk girildiği andan itibaren öğrencilerin coşkusunun yüzünden okunduğunu kaydetti. Vali Gül konuşmasının devamında, ’’İstanbul’umuzda 3 milyona yakın öğrencimiz var. Cumhurbaşkanımızın bize talimatı şu, ‘Kendi çocuklarınız için istediğiniz her şeyi 3 milyon çocuk için isteyin ve yapın’ bununla ilgili akademik çalışmaların dışında 4-5 konuda özel çalışma yapıyoruz. ‘Ben okuyorum İstanbul okuyor’ kitap okuma projesi ile de okullarımızdaki kitap sayısını 6 buçuk milyondan 13 milyona çıkardık. Yüzde yüz artırdık ama bu yetmiyor. Her akşam 21.00’den sonra ailecek; annenin, babanın ve çocuğun yarım saat televizyonu ve tableti kapatıp telefonu bırakıp birlikte kitap okuyacakları bir kampanya başlattık. Bugün de çocuklarımızın her ilçede yaptığımız mini kitap fuarlarında yazarlarla buluştuğu, söyleyişlerle dinlediği yayınevlerinin kitaplarını seçerek aldığı bir ortam oluşsun istedik’’ dedi. ‘’Sevgili çocuklar, sevgili öğrenciler yalnız kaldığınızda en büyük arkadaşınız kitap’’ Vali Davut Gül’ün ardından söz alan İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise ‘’ Bugün burada gerçek bir bayram coşkusu var. Ramazan Bayramı’ndan çıktık ama her birinizin ramazan bayramını tekrardan tebrik ediyorum. Burada bir okuma bayramı var, bir düşünme bayramı var, burada bir tefekkür ve hikmeti arama bayramı var. O yüzden bizler milli eğitim camiası olarak gerçekten şanslıyız. Valimizin öncülüğünde çok güzel çalışmalara hep birlikte imza atıyoruz. İlçe ilçe kitap fuarlarının, kültür şölenlerinin, fikir bayramlarının hem öğretmenlerimizin hem de öğrencilerimizin istifadesine sunuyoruz. Türkiye yüzyılı maarif modeli ile okumak aslında en büyük ders çünkü okumak düşünmenin en önemli başlangıcı ve anahtarı. Analiz yapabilen sentez yapabilen hayal kurabilen neslin inşası bu çağın gerektirdiği en önemli olay. O yüzden sevgili çocuklar sevgili öğrenciler yalnız kaldığınızda en büyük arkadaşınız kitap’’ diye konuştu. Protokol üyelerinin konuşmalarının ardından programa katılan Nurullah Genç katılımcılara kısa bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşinin ardından Vali Gül, Nurullah Genç’e hediye takdim etti. Konuşmaların tamamlanmasının ardından öğrencilerin de katılımıyla fuarın açılışı gerçekleşti. Açılıştan hemen sonra ise bazı protokol üyeleri standları gezdikten sonra alandan ayrıldı.
Kayseri Uzmanı uyardı: "Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir, kontrol altına alınması gerekir" Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; "Miyop dediğimiz tablo, sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz" dedi. Miyobun basite indirgenebilecek bir hastalık olmadığının altını çizen Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; "Miyop, gözün ön-arka çapının normalden daha büyük olması ve kırma gücünün fazla olması nedeniyle çocukların görüntüleri net bir şekilde görememesi anlamına gelir. Bu, kontakt lens ve gözlüklerle netleştirebildiğimiz bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bir miyop pandemisinden bahsediyor. Öyle ki, 2050 yılına geldiğimizde her iki kişiden birinin miyop olacağını söyleniyor. DSÖ, toplumsal olarak miyoba karşı önlem alınması gerektiği konusunda göz hekimlerini uyarıyor. Dolayısıyla, miyoba basit bir gözlük numarası olarak bakmamamız gerekiyor. Önemli bir hastalıktır" dedi. "Çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artıyor" Miyobun; basit miyop ve dejeneratif miyop olarak ikiye ayrıldığı bilgisini veren Dr. Koç, dejeneratif miyop hakkında şu bilgileri verdi; "Dejeneratif miyop dediğimiz tablo; 6 numaranın üzerinde olduğu, göz arkasında ciddi değişikliklerin bulunduğu ve hastanın görmesinin yüzde 100’e çıkmadığı durumları ifade eder. Toplumda miyop çocukların sayısı arttıkça dejeneratif miyop sayısı da giderek artabilmektedir. Çocuğun göz numarasının 5 olması ile 10 olması arasında çok büyük farklar vardır. Eğer çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artarken, 3-5 derece miyop olan çocuklarda bu risk 9 kat artmaktadır. 5-7 derece miyop olan çocuklarda bu durum 22 katına çıkarken, 7 numaranın üzerine geldiğimizde risk 44 katına kadar çıkabilmektedir. Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz. Çocuklar bize geldiğinde bu çocukların dejeneratif miyopa gidip gitmeyeceğini anlamamız için gözün ön-arka çapının kaç olduğu bizim için çok önemlidir. Çocuğun normal büyüme döneminde bu ön-arka çap ortalama yılda 0.1 ile 0.2 milimetre arasında büyüme gösterir. Ancak bu durum 0.3 milimetreden fazla büyüme gösterirse bunu bir an önce tespit edip o çocuk üzerinde miyop kontrolünü başlatmamız gerekir" "Çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir" Çocuklarda göz derecesinin büyümeden ilerlemesinin durdurulmasının önemine dikkat çeken Dr. Koç; "18 yaşından sonra hastanın korneası uygunsa gözü lazerle çizerek 10 numaraya kadar göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Çizdirmeye uygun değilse, 15-20 numara olsa bile göz içi mercekler ile göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Ancak göz numarasını sıfırladığımız bir çocuk ile normalde sıfır numara olan bir çocuk göz sağlığı açısından birebir aynı değildir. Aileler ameliyatla numara sıfırlanınca miyoptan tamamen kurtulduklarını sanıyorlar. Biz ameliyatla göz numarasını sıfırlasak bile göz arkası hâlâ büyük olduğu için yırtılma ve patlama riski devam etmektedir. Bu nedenle çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir. Aileler genellikle çocukları 6-7 derece miyop olduktan sonra araştırma yapıyor ve ‘Nereye kadar ilerleyecek?’ sorusunu soruyorlar. Oysa çocuk 7 yaşındayken 1 numara miyopsa miyop kontrol programını başlatıp 6-7 numara olmadan kontrol altına almak çok daha önemlidir. Çocuklar saatlerce yakına bakmamalı, uzun süre kesintisiz okumamalıdır. Eğer 1 saat yakına bakıyorsanız mutlaka ara verip 10 dakika uzağa bakın. Sürekli yakına bakıp göz uyumunu artırmak miyop ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle 1 saat yakına bakıldığında gözleri 5-10 dakika dinlendirmek gerekir. Çocukların oda aydınlatmaları çok iyi olmalıdır. Oda ortamı loşsa miyop artışı görülebilir. Çocukların günde 1-2 saat açık havada vakit geçirmesi göz numarasının ilerlemesini yaklaşık yüzde 30 oranında durdurmaktadır. Dışarıda çocuk sürekli uzağa baktığı için yakına bakarken çalışan mekanizmalar devre dışı kalır ve miyop ilerlemesi yavaşlar. Çocukların karanlık ortamda tablet veya telefonla film izlemesi ya da oyun oynaması göz numarasını en çok artıran durumlardan biridir" ifadelerini kullandı. "Miyop gözlüklerini çocukların 12 saat takması gerekiyor" Miyop tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Koç; "Ülkemizde yaklaşık 2 buçuk yıldır miyop kontrol camları bulunmaktadır. Göz numarasının ilerlemesini durdurmada faydasını gördük. Bu miyop gözlük camlarını mutlaka öneriyorum. Çocukların bu gözlükleri günde yaklaşık 12 saat takması gerekiyor. Ayrıca atropin sülfat damla ile gözün ön-arka çapındaki büyümeyi durdurabiliyoruz. Eskiden yüzde 1’lik dozda kullanıyorduk ve yan etki olarak çocuklar yakını göremiyor, gözlerde kızarıklık oluşuyordu; ancak göz numarasını durduruyordu. Şu anda yapılan çalışmalarla çok daha düşük dozlarda bu yan etkilerin neredeyse hiç olmadığı ve miyop ilerlemesini durdurabildiği gösterildi. Benim miyopa karşı elimdeki en büyük silahlardan biri atropin damladır. Gözlük camlarına rağmen göz numarası ilerleyen çocuklara atropin damla veriyoruz. Ortokeratoloji lensleri ise ‘gece lensi’ olarak bilinmektedir ve hastalardan oldukça iyi geri dönüşler almaktayız. Çocuk gece yatarken lenslerini takıyor, sabah kalktığında lensleri çıkarıyor ve göz numarası sıfır oluyor. Gün içinde başka lens kullanmadan ortokeratoloji lensleri sayesinde göz derecesi sıfır olabiliyor. Ayrıca bu lensler göz numarasının büyümesini yavaşlatıyor. Miyopun basit bir gözlük numarası olmadığını, bir toplum ve halk sağlığı sorunu olduğunu bilmemiz ve bu konuda bilinçli olmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.