ÇEVRE - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 11:44

Bolu’da 14 köyün yaylasında mendereslerin görüntüsü mest etti

A
A
A
Bolu’da 14 köyün yaylasında mendereslerin görüntüsü mest etti

Bolu’da Sarıalan Yaylası’ndaki menderesler, mayıs karıyla kartpostallık görüntüler oluşturdu. Beyaza bürünen doğa harikası yayla, görenleri kendine hayran bıraktı.


Doğasıyla ünlü Bolu’da, mayıs ayında kış güzelliği yaşanıyor. 14 farklı yaylanın bir araya gelmesiyle oluşan Sarıalan Yaylası’nda dün etkili olan kar yağışı, bölgeyi beyaz örtüyle kapladı. Yaylanın içinden kıvrılarak akan ve görsel bir şölen sunan mendereslerin karlı manzarası fotoğraf tutkunları ve doğaseverler için bulunmaz bir fırsat sundu.



"Asker psikolojisiyle bu güzelliğin farkında değildim"


Bölgeyi gezmek için Kocaeli’den gelen doğasever Emrah Temel, "Daha önce 2000’li yıllarda Bolu Komando Tugayı’nda askerlik yapmıştım. O dönemlerde buraya çıkmak çok nasip oldu ancak o zamanki asker psikolojisiyle bu güzelliğin farkında değildim. Zaman zaman Bolu’ya ziyarete geldiğimde Sarıalan Yaylası’na da mutlaka geliyorum" dedi.



"Bolu’ya beyaz örtü yakışıyor"


Sarıalan’daki mendereslerin etkileyici bir doğa harikası olduğunu vurgulayan Temel, "Mayıs ayında kar görmek enteresan ama her zamanki gibi Bolu ’Boluluğunu’ yaptı. Bolu’ya da yakışan budur, Bolu’ya beyaz örtü yakışıyor" şeklinde konuştu.



Bolu’da 14 köyün yaylasında mendereslerin görüntüsü mest etti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Sahili temizlemeye indiler, gördükleri manzara acı tabloyu özetledi Kocaeli’nin Darıca ilçesinde müsilaj tehlikesi ve deniz kirliliğine dikkati çekmek amacıyla "Marmara’ya Nefes" etkinliği düzenlendi. Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık ve öğrenciler sahil şeridinde temizlik yaparken, dalgıçlar da deniz dibindeki atıkları topladı. Özellikle sahil çevresinde yapılan temizlikte toplanan balıkçı ağları ve çok sayıda plastik ambalaj atığı dikkati çekti. Darıca Belediyesi ve bir üniversitenin su altı sporları topluluğu işbirliğiyle düzenlenen programa, Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, üniversite ve ilkokul öğrencileri ile dalgıçlar katıldı. Etkinlik kapsamında öğrenciler sahil şeridinde temizlik yaparken, dalgıçlar da Marmara Denizi’ne dalarak su altında biriken atıkları topladı. Sahil bandında yapılan temizlikte en çok dikkati çeken atıklar ise balıkçı ağları, cam ve pet şişeler ile plastik ambalajlar oldu. "Doğa alarm veriyor, denizlerimiz SOS veriyor" Programda yaptığı konuşmada, müsilaj tehlikesini hatırlatan Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, "Müsilaj tehlikesiyle karşı karşıya kaldık. Doğa alarm veriyor, denizlerimiz SOS veriyor. Bizim de tedbir almamız gerekiyor. Öncelikle herkes denizi ve doğayı kendi evi, kendi odası gibi görmeli. Bunu yapmadan bu işin içinden çıkamayız, başarılı olma şansımız da yok. Bu tarz etkinliklerin ana amacı farkındalık oluşturmak. Buradaki topluluk, birilerinin attığı çöpleri toplamakla mükellef insanlar değil. Biz aslında yere çöp atmamanın doğru olduğunu anlatmak için buradayız. Bizim amacımız bu. Çocukluğumuz buralarda geçti. Marmara Körfezi’nde denize girmeyi bırakın, sabahları lağım kokusundan yanından geçilmezdi. Buralar bu haldeydi" dedi. "Milyonlarca ton pislik denizin altından alınıp başka bir yere deşarj ediliyor" Bıyık, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ortaklığıyla yürütülen dip çamuru temizleme çalışmalarına dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Allah’a çok şükür Kocaeli Büyükşehir Belediyemizle birlikte yapılan arıtma tesisleriyle İzmit Körfezi’nde canlı türü sayısı da arttı. Yunus balıklarının dolaştığı, temiz bir iç deniz haline geldi. İleri derecede biyolojik arıtma tesislerinin yanı sıra Karamürsel’den Darıca’ya kadar her noktada denize arıtılmadan bir deşarj yapılmayan bir sistemi kurduk. Şu anda burada denizsever kardeşlerimiz, su sporlarını seven gençlerimiz ve su altında farkındalık oluşturmak için program yapan arkadaşlarımız var. Belki onların bile haberi yoktur. Şu anda İzmit Körfezi’nde Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla birlikte dip çamuru temizleme çalışması yapılıyor. Milyonlarca ton pislik denizin altından alınıp başka bir yere deşarj ediliyor. Denizin altındaki oksijen oranını ve canlı sayısını artırmak gibi bir hedefimiz var." "150 milyon dolar çevre için harcanıyor" Dip çamuru temizliği projesinin büyüklüğüne değinen Bıyık, "Buraya harcanan para çok kıymetli. Avrupa Birliği projesi olan bu çalışma 150 milyon dolar değerinde dev bir proje. Herhalde bir siyasetçi ve belediye için 150 milyon dolarla çok daha farklı işler yapılabilir. Ama çevreci, doğaya saygılı, İzmit Körfezi’ne ve Marmara Denizi’ne kıymet veren bir anlayışla bakarsak bu proje doğru bir proje. Çünkü gençlerimize yapabileceğimiz en kıymetli iş, temiz çevre ve deniz bırakmak, aynı zamanda temiz çevre bilincini oluşturmak. Sıfır Atık Müdürlüğümüzle birlikte aynı anlayışla çalışıyoruz. İnsanların kafasına şunu kazımamız lazım; deniz çöplük değil, sokaklar çöphane değil. Doğa bize ait değil, biz doğaya aitiz. Biz doğanın bir parçasıyız. Bunu iyi algılamak, iyi anlatmak ve her yerde konuşmak lazım. Maalesef bu konuda çok gerideyiz, daha çok yol almamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Herkesin bu işin içinde olması ve bize omuz vermesi" Çevre mücadelesinin kurumların tek başına başarabileceği bir iş olmadığını belirten Bıyık, sözlerini şöyle noktaladı: "Herkesin bu işin içinde olması, bize omuz vermesi gerekiyor çünkü bu doğa hepimizin. Bu deniz benim ya da rektörümüzün tapulu malı değil; bu milletin malı, herkesin ortak malı. Herkesin kullanacağı bir alana hep birlikte sahip çıkmamız lazım. Bu konuları her gün daha çok konuşmamız lazım. Gençlerin kendi aralarındaki sohbetlerde sadece futbol değil, çevreyle alakalı neler yapılabileceğini de konuşması lazım. Bana göre her sohbetimizin arasında mutlaka çevre temizliği, geri dönüşüm ve sıfır atık olmalı çünkü bu gezegenden başka, oksijeni olan başka bir yaşam alanı yok. Dünyadan başka yaşam alanımız yok. Evlatlarımıza verebileceğimiz en kıymetli miras da bu dünyayı temiz bir şekilde bırakmaktır. Bunun için hep birlikte daha çok çalışmamız, daha çok gayret etmemiz ve daha çok emek sarf etmemiz lazım."
Konya Bakan Tekin: "Gençlerimizin ruh dünyası, algoritmaların merhametine bırakılmamalı" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çocukların ekranların insafına terk edilmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Gençlerimizin ruh dünyası algoritmaların merhametine bırakılmamalı" dedi. İmam Hatip Okulları arasında düzenlenen Mesleki Yarışmaların Türkiye Finallerinin 42’ncisi "İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni" adıyla bu yıl ilk kez Konya’da düzenlendi. Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleştiren programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "2014 yılındaki meşhur dershane kanunundaki proje okul kavramıyla beraber çok farklı programların uygulandığı bir okul modeli haline dönüştü. Hafızlık programlarından, yabancı dil hazırlık sınıflarına, fen ve sosyal bilimler tecrübesinden, sanat, spor, teknoloji ve kültür alanlarına uzanan program çeşitliliği ile İmam Hatip Okullarımız bugün çok yönlü ve çok güçlü bir eğitim imkanı sunmaktadır. Bu yılki yarışmalar da bu büyük birikimin sergilendiği önemli bir alan. İl finallerinde 633 komisyonda 10 bin 749 okul birincisi öğrencimiz yarıştı. Bölge finallerinde 43 ilde 48 komisyonda 1001 öğrencimiz emek verdi. Türkiye finallerinde ise 6 komisyonda 88 öğrencimiz emeklerini sergiledi. Hepinizin malumu olduğu üzere bugün ulaştığımız bu iklim maalesef kolay erişilen bir iklim olmadı. Bu camia bugünkü rahatlığa zahmetsiz bir biçimde kavuşmadı. Biz bunu mümkün olan her vesileyle ifade ediyoruz. Bundan sonra da ifade etmekten geri durmayacağız. Bu ekosistemin mayasında milletimizin evlatlarını yetiştirme hassasiyeti, ailelerimizin duası, öğretmenlerimizin emeği, mezunlarımızın vefası, yıllar boyunca bu davaya omuz veren geniş bir gönül seferberliği, alın teri, gözyaşı, sabır, mücadele ve ağır bedeller var" dedi. "Dün okul kapılarında evlatlarımızın yolunu kesen anlayış bugün başka kılıklara girerek çocuklarımızın kalbine, zihnine, aile bağlarına, arkadaşlık ilişkilerine sızmaya çalışıyor" Çocukların dünyasının alışılagelen dünyanın çok ötesinde bir yerde durduğunu ve çok hızlı değiştiğini belirten Bakan Yusuf Tekin, "Dün okul kapılarında evlatlarımızın yolunu kesen anlayış bugün başka kılıklara girerek çocuklarımızın kalbine, zihnine, aile bağlarına, arkadaşlık ilişkilerine sızmaya çalışıyor. İmanımıza, ailemize, ahlakımıza, gençliğimize yönelik saldırılar artık kimi zaman masum bir eğlence görüntüsüyle, kimi zaman kısa bir video filmiyle, kimi zaman elektronik bir oyunla, kimi zaman sosyal medyada viral olan bir akımla karşımıza çıkıyor. Dijital mecralar, algoritmalar, akran baskısı, siber zorbalık, yalnızlığı derinleştiren sanal ilişkiler, şiddeti sıradanlaştıran içerikler ve aile bağlarındaki zayıflama artık eğitim meselemizin tam odağında yer alıyor. Bizler mücadele geleneğinden gelen kişiler olarak bunlar karşısında sessiz ve seyirci kalamayız, kalmamalıyız" ifadelerini kullandı. "Gençlerimizin ruh dünyası, algoritmaların merhametine bırakılmamalı" Çocukları ekranların insafına terk edilmemesi gerektiğini vurgulayan Bakan Tekin, "Gençlerimizin ruh dünyası algoritmaların merhametine bırakılmamalı. Aile kurumu örselenirken, arkadaşlık hukuku bozulurken, dijital icralar çocuklarımızın zihnini ve kalbini kuşatırken biz eski alışkanlıklarımızla yol yürüyemeyiz. Son dönemde yaşadığımız acı hadiseler hepimizin yüreğini dağladı. Bu hadiseler bize bir kez daha gösterdi ki ders başarısını takip etmek elbette mühimdir. Fakat öğrencinin öfkesini, içine kapanmasını, arkadaş çevresini, dijital dünyadaki izlerini, ailesiyle kurduğu bağı, okulda kendisini nasıl hissettiğini de aynı hassasiyetle gözetmek, takip etmek zorundayız. Bir evladımız sessizce uzaklaşıyorsa mutlaka fark edeceğiz. Bir gencimizin kalbinde öfke büyüyorsa mutlaka takip edip ilgileneceğiz. Bir öğrencimiz kendini yalnız hissediyorsa ona mutlaka ulaşacağız. Bu yükü tek başına okula bırakmadan, bu yükü tek başına aileye bırakmadan, bu yükü tek başına öğretmene, rehberlik servisine ya da fiziki güvenlik tedbirlerine bırakmadan hep beraber ilgileneceğiz. Bakanlık olarak biz bu tabloyu bütün boyutlarıyla görüyor ve ele alıyoruz. Rehberlik hizmetlerimizi daha da güçlendirmeye çaba sarf ediyoruz. Okul, aile bağını tahkim etmek için 2,5 yıldır çok yoğun bir çaba içerisindeyiz. Öğretmenlerimizin yanında daha güçlü bir biçimde durmayı topluma da, ailelere de, sivil toplum örgütlerine de, kamu otoritelerine de ısrarlı bir biçimde tavsiye ediyoruz ve bunu gerçekleştireceğiz. Sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetleri evlatlarımızın hayatında daha etkili ve daha görünür hale getireceğiz. Fakat bu mücadelede sahada, okulda, evde, mahallede, sivil toplumda, dayanışmada aynı ruhla sahiplenecek paydaşlara açık davetimiz var. Okul yöneticimizin feraseti, öğretmenimizin dikkati, ailemizin ilgisi, mezunumuzun vefası, sivil toplumumuzun emeği ve camiamızın ortak sahiplenmesi ile bu sorunları aşabileceğiz" şeklinde konuştu. Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Dr. Ahmet İşleyen de, "İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni bir birikimin ve bir idealin dile gelmesidir. İmam Hatip okulları Türkiye’nin eğitim tarihinde çok özel ve özgün bir yere sahiptir. Bu okullar adanmış öğretmenleri, zengin öğrenme ortamları, değer temelli eğitim felsefesi ve öğrenciyi merkeze alan eğitim anlayışı ile öncü okullar olagelmiştir" dedi. Konya Valisi İbrahim Akın ise, "İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni de gençlerimizin kendi değerlerini fark ettikleri, inançlarıyla güç buldukları bir idrake vesile olmuştur. Bizler bu mühim organizasyona ev sahipliği yapmanın bahtiyarlığını yaşarken bu birkaç günlük süre zarfında Konya’mız ülkemizin dört bir yanından gelen gönüllerin ortak değer, kültür ve gönül mirasında buluştuğu müstesna bir iklime dönüşmüştür" diye konuştu. Daha sonra Bakan Tekin dereceye giren öğrencilere ödüllerini takdim etti.
Ordu Ordu’da jandarma 31 şüpheliyi yakaladı: 19 tutuklama Ordu’da jandarma ekiplerince son bir haftada yürütülen asayiş faaliyetleri kapsamında yakalanan 31 şüpheliden 19’u tutuklandı. Jandarma Asayiş Timleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerde 22 bin 100 şahıs sorgulandı. Yapılan sorgulamalar neticesinde çeşitli suçlardan hakkında arama kararı bulunan 31 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 19’u tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edildi. Trafik faaliyetleri kapsamında Trafik Jandarması Timleri tarafından 17 bin 841 araç kontrol edildi. Narkotik suçlarla mücadele faaliyetleri kapsamında icra edilen 30 operasyonda 30 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden biri hakkında ’uyuşturucu madde imal ve ticareti’, 28’i hakkında ’uyuşturucu madde kullanmak için satın almak, kabul etmek ve bulundurmak’, 1’i hakkında ise ’uyuşturucu madde kullanımını özendirme’ suçundan işlem yapıldı. Yapılan aramalarda 99 gram esrar, 6 gram skunk, 15 gram sentetik kannabinoid, 2 gram kokain, 11 adet ecstasy hap, 6 kök skunk bitkisi ve 5 adet uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi. Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele faaliyetleri kapsamında icra edilen operasyonlarda 14 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Yapılan aramalarda 2 adet gümrük kaçağı otomobil, 2 adet plaka, 1 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet tabanca şarjörü, 420 adet tabanca mühimmatı, 136 bin 600 adet boş makaron, 12 adet elektronik sigara, 7 bin 480 adet dolu makaron, 3 kilogram nargile tütünü ve 75 kilogram tütün ele geçirildi.
Gaziantep Gaziantep’te ‘süper hücre’ tarım alanlarını vurdu Gaziantep’te hafta sonu etkili olan ‘süper hücre’ fırtınası ve şiddetli sağanağın ardından tarım alanlarında ciddi zarar meydana geldi. Pazar günü öğleden sonra başlayan ‘süper hücre’ fırtınasıyla adeta felaketi yaşayan Gaziantep’te aniden bastıran şiddetli sağanak, ceviz büyüklüğündeki dolu ve yer yer oluşan hortumlar, cadde ve sokakları kısa sürede göle çevirirken, binaların çatılarını uçurup ağaçları söktü. Gaziantep’te sadece 20 dakika içerisinde metrekareye yaklaşık 60 kilogram yağış düşerken, fırtınanın şiddetiyle çok sayıda araç kullanılamaz hale geldi ve özellikle Antep fıstığı bahçeleri başta olmak üzere tarım arazilerinde büyük çaplı hasar meydana geldi. Felaketin ardından Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından Şehitkamil, Şahinbey, Oğuzeli, Nizip, Karkamış, Araban ve Yavuzeli ilçelerinde tarım alanlarında hasar tespit çalışmaları başlatıldı. Meteorolojik olaylar sonucu tarım alanlarında yapılan ön tespit çalışmaları ile ilgili bilgi veren Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, "3 Mayıs 2026 tarihinde Gaziantep’te meydana gelen şiddetli meteorolojik olaylar, çok kısa sürede aşırı yağış, sel, dolu, kuvvetli fırtına ve hortum şeklinde gerçekleşmiştir. Yaşanan süper hücre fırtınası tarımsal üretimi doğrudan etkilemiştir. Bu olaylar kendisini Karkamış, Nizip, Oğuzeli, Araban ve Şehitkamil ilçelerimizde daha çok hissettirmiştir. Meteorolojik olayların yaşanmasının hemen akabinde tarım alanlarındaki tahribatı görmek ve genel bir fizibilite çıkarmak için 9 ilçemizde, 21 ekip, 21 araç ve 60 teknik personel ile sahada ön tespit çalışmalarına başlanmıştır. Meteorolojik olaylardan etkilenen 5 ilçemizde bulunan 433 köy ve 114 mahallede tarım alanları etkilenmiştir" dedi. Antep fıstığı alanları başta olmak üzere zeytin, arpa ve buğday bahçelerinin de dolu, sel ve fırtınadan etkilendiğini belirten Sağlam, "Özellikle Antep fıstığı bahçelerinde dal kırılmaları, taze meyve sürgünlerinin kopması, ağaç devrilmeleri öne çıkan zarar şekilleri olmuştur. Hasar tespit çalışmaları devam etmektedir" diye konuştu.