ÇEVRE - 09 Nisan 2026 Perşembe 09:52

Bitlis’te kar sürprizi: Nisan ayında kent beyaza büründü

A
A
A
Bitlis’te kar sürprizi: Nisan ayında kent beyaza büründü

BİTLİS (İHA) – ‘Karın başkenti’ olarak bilinen Bitlis’te nisan ayında etkili olan kar yağışı il merkezi ve ilçelerini beyaza bürüdü.


Yaz mevsiminin beklendiği günlerde aniden bastıran kar yağışı Bitlis ve ilçelerinde hayatı olumsuz etkiledi. Özellikle Tatvan ilçesinde sabah saatlerinde tipi ve fırtına şeklinde etkili olan yağış nedeniyle çatılar ve park halindeki araçlar karla kaplandı. Görüş mesafesinin yer yer düştüğü kentte vatandaşlar güne kar sürpriziyle uyandı. Sabahın erken saatlerinde uyanan vatandaşlar, karla kaplanan araçları temizledi. Nisan ayında yağan kar kent genelinde ayrıca güzel görüntüler de oluşturdu.


Vatandaşlardan Mustafa Okay, nisan ayında yağan karın sürpriz olduğunu belirterek, "Artık bahar geldi derken sabah kalktığımızda her yerin beyaz olduğunu gördük. Araçların üzeri tamamen karla kaplanmış. Kış geri gelmiş gibi" dedi.


Fatih Irmak ise sabah saatlerinde tipinin etkili olduğunu ifade ederek, "Sabah dışarı çıktığımızda rüzgarla birlikte yoğun kar yağışı vardı. Nisan ayında böyle bir hava beklemiyorduk. Çatılar, yollar ve araçlar kısa sürede kar tuttu" diye konuştu.


Kar yağışının aralıklarla etkisini sürdürmesi beklenirken, vatandaşların özellikle sabah saatlerinde dikkatli olunması konusunda uyarıldı.



Bitlis’te kar sürprizi: Nisan ayında kent beyaza büründü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında İzmir’in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırıya ilişkin davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ’kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme’ ve ’öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "Talimat almadım, DEAŞ’ı seviyorum" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi’nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa’nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi’nin ’Türkiye’ye saldırın’ şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "Ailemi de kafir olarak görüyorum" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "Oğlum radikal eğilimliydi" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk’ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "Evde kar maskesiyle geziyordu" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "Vururken tekbir getirdi" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "Silahını kasada saklardı" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.
Samsun Canik Belediyesi’ne 9 ayrı ödül SAMSUN (İHA) – Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, hayata geçirdikleri projeler ve sürdürdükleri çalışmalarla 9 ayrı ödülün sahibi olduklarını söyledi. Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, azim ve gayretle çalışmaya devam ettiklerini ifade ederek yerel yönetimlerde örnek olan projeleri ilçeye kazandırmayı sürdürdüklerini belirtti. Belediyecilikten eğitime, bilim ve teknolojiden sıfır atığa kadar birçok alanda ülkede ilk olan projelere imza attıklarını dile getiren Başkan İbrahim Sandıkçı, bu projelerle 7 yılda 9 ayrı ödülün sahibi olduklarını söyledi. Canik’in geleceğine değer katan eserleri hizmete sunmaya devam ettiklerinin altını çizen Başkan İbrahim Sandıkçı, gençliğe yönelik projelerle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ödül aldıklarını belirtti. Canik için çalışmaya ve üretmeye devam ettiklerini vurgulayan Başkan İbrahim Sandıkçı, "Eser ve hizmette çıtayı daima yukarıya taşıyor, projelerimizi ödüllerle taçlandırmaya devam ediyoruz" dedi. Canik Sıfır Atık Köyü projesiyle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’dan ödül aldıklarını aktaran Başkan İbrahim Sandıkçı, "Her alanda daha güçlü bir Canik için yorulmak bilmeden çalışıyor, eser ve hizmet seferberliğimizi sürdürüyoruz. 7 yılda farklı alanlarda imza attığımız örnek projelerimizle 9 ayrı ödülün sahibi olduk. Gençliğe yönelik projelerimizle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden ödül aldık. Sıfır atık ve sürdürülebilir çevre hedefiyle hayata geçirdiğimiz projelerimiz, ülkemizdeki sıfır atık projelerini himaye etmeyi sürdüren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından ödüllendirildi. İlk ve örnek olan, yerel yönetimlerde farkındalık oluşturan projelerimize ve başarılarımıza yenilerini eklemeye devam ediyoruz. Canik’imiz için var gücümüzle çalışmayı sürdürüyoruz" diye konuştu. Yeni projelerin yolda olduğunun mesajını veren Başkan Sandıkçı, eğitim, bilim ve teknolojiye yönelik çalışmaları hız kesmeden sürdürdüklerini ifade ederek, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’nün Türkiye’deki en başarılı keşif kampüsü seçildiğini de sözlerine ekledi.
Tekirdağ Tekirdağ Büyükşehir’de performans oranı yüzde 87,25’e ulaştı Tekirdağ Büyükşehir Belediye Meclisi Nisan ayı olağan toplantısında, belediyenin faaliyet raporu ve denetim raporları görüşüldü. Toplantıda konuşan Başkan Yüceer, belediyenin mali disiplinine ve performansına ilişkin dikkat çeken veriler paylaştı. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer başkanlığında saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan toplantıda gündem maddeleri ele alınırken, Başkan Yüceer konuşmasına Nisan ayındaki önemli gün ve haftalara değinerek başladı. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında erken tanı ve özel eğitimin önemine vurgu yapan Yüceer, özel bireylerin yaşam şartlarını iyileştirmeye yönelik çalışmaların süreceğini belirtti. Başkan Yüceer, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde Roman vatandaşların toplumsal hayata eşit katılımının önemine dikkat çekti. 10 Nisan Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Yüceer, 14-20 Nisan Şehitler Haftası kapsamında şehitleri rahmetle andı. Faaliyet raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüceer, belediyenin mali yapısına dair somut veriler paylaştı. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin mali disiplin açısından Türkiye’nin önde gelen kurumları arasında yer aldığını belirten Başkan Yüceer, şu bilgileri verdi: "Doğrudan temin oranı yüzde 5,54’ten yüzde 3,36’ya düşürüldü, Öz gelir oranı yüzde 7’den yüzde 14’e yükseldi, Personel gider oranı yüzde 22,83’ten yüzde 21,06’ya geriledi. Gelir gerçekleşme oranı yüzde 94 oldu, Performans gerçekleşme oranı yüzde 87,25 olarak kaydedildi. Rakamlar yalan söylemez. Mali disiplin konusunda güçlü bir yapıya sahibiz." Göreve geldikleri günden bu yana belediye envanterine 433 araç kazandırıldığını açıklayan Yüceer, kiralama giderlerinin azaltıldığını, taşınmazların ise satılmak yerine kamu hizmetinde değerlendirildiğini söyledi. Belediyecilik anlayışlarının merkezinde insan olduğunu vurgulayan Yüceer, "Benim bir mega projem var; o da insan odaklı bir kent yönetimi kurmak. Bir çocuğun hayatına dokunmak, bir ailenin yükünü hafifletmek en büyük eserimizdir" dedi. Sosyal belediyecilik eleştirilerine de yanıt veren Yüceer, altyapı yatırımlarının da eş zamanlı sürdüğünü belirtti. Süleymanpaşa’da yıllardır yenilenmeyen altyapının değiştirildiğini, Marmaraereğlisi’nde ise önemli bir altyapı yatırımının başlatıldığını hatırlattı. Zorlu ekonomik şartlara rağmen mazeret üretmeden çalıştıklarını ifade eden Yüceer, Tekirdağ için daha iyisini yapma hedefiyle çalışmaların süreceğini belirtti. Toplantı, meclis başkan vekilliği ile ihtisas komisyonlarına üye seçimleri ile son buldu.