EĞİTİM - 28 Ocak 2026 Çarşamba 22:02

BEÜ’de BEBAP Komisyonu 2026 yılı ilk toplantısını yaptı

A
A
A
BEÜ’de BEBAP Komisyonu 2026 yılı ilk toplantısını yaptı

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Bilimsel Araştırma Projeleri (BEBAP) Komisyonu, 2026 yılının ilk toplantısını BEBAP Komisyon Başkanı Prof. Dr. Ayhan Yılmaz başkanlığında gerçekleştirdi.


Toplantıya, BEBAP Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Ökten ile komisyon üyeleri katıldı. Toplantıda, üniversitede yürütülen ve planlanan bilimsel araştırma projelerine ilişkin güncel gelişmeler ele alınırken, 2026 yılına yönelik proje destek süreçleri, başvuru takvimi, bütçe planlamaları ve araştırma faaliyetlerinin etkinliğinin artırılmasına yönelik hususlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Ayrıca, BEBAP destek programları kapsamında yürütülen projelerin izleme ve değerlendirme süreçleri gözden geçirilerek, araştırmacıların ihtiyaçları, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri komisyon üyelerinin görüş ve katkılarıyla ele alındı.


Üniversitenin araştırma kapasitesini güçlendirmeye yönelik stratejik hedefler doğrultusunda, disiplinler arası projelerin teşvik edilmesi ve nitelikli bilimsel çıktının artırılması konuları da toplantının gündeminde yer aldı.


Toplantı sonunda değerlendirmede bulunan BEBAP Komisyon Başkanı Prof. Dr. Ayhan Yılmaz, BEBAP Komisyonunun üniversitenin bilimsel üretkenliğinde kritik bir rol üstlendiğini vurgulayarak, 2026 yılında da araştırma ekosistemini güçlendirecek çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.


Toplantı, gündem maddelerine ilişkin karşılıklı görüş alışverişinin ardından alınan kararların değerlendirilmesiyle sona erdi.



BEÜ’de BEBAP Komisyonu 2026 yılı ilk toplantısını yaptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da okul inşaatında işçiler parasını alamayınca çatıya çıktı Bolu’da yaklaşık 1.5 yıldır devam eden uygulama okulu inşaatında çalışan 8 işçi, 3 aydır maaşlarını alamadıklarını ileri sürerek inşaatın çatısında eylem yaptı. Olay, İzzet Baysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli inşaatında meydana geldi. İddiaya göre, inşaatta çalışan yaklaşık 50 işçi, yaklaşık 3 aydır maaş alamadı. Alacaklarının ödenmemesine tepki gösteren 8 işçi, inşaatın çatısına çıkarak eylem başlattı. Durumu gören vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekiplerinin yaptığı uzun ikna çalışmasında işçiler çatıdan indirilemedi. Bölgeye gelen emniyet mensuplarının Bolu Valisi Abdulaziz Aydın’ı araması sonucu, işçiler için yarına bir görüşme ayarladı. Bunun üzerine ikna olan işçiler çatıdan indi. İnşaatta çalışan 8 işçinin toplamda 12-13 milyon lira alacaklarının bulunduğu öne sürüldü. "Hakkımı istedim, bana saldırdı" İnşaatta çalışan işçilerden Nezir Özdemir, müteahhitten alacağını istediği zaman kendisine saldırdığını iddia ederek, "Geçen sene 8 Mart’tan beri ben burada çalışıyorum. Yaklaşık bir yıldır burada, onuncu aya kadar hakkımızı bir şekilde aldık. Kavga gürültü derken alıyorduk. 10. aydan sonra bir şekilde para alamadık. Adamı aradığımız zaman, ’Bizim paramızı niye vermiyorsunuz, bizim maaşlarımızı niye ödemiyorsunuz?’ diye sorduğumuzda, yarın, öbür gün deyip sürekli bizi böyle oyalıyor. Burada aslında 70-80 kişi çalışıyorduk. Bana ödeme yapacak diye geçen pazartesi günü Siirt’ten buraya gelmişim. Pazartesi günü kendisiyle burada görüştüm, hakkımı istedim, bana saldırdı. Arkadaşlar da şahittir, bana saldırdı. Ondan sonra bindi gitti, ’Yarın paranı vereceğim’ dedi yine. Gitti, gelmedi. Arıyoruz, cevap vermiyor" diye konuştu. "Tehdit ediyor bizi" İnşaatta çalışan işçilere ödeme yapmayan mütehatin kendilerini tehdit ettiğini savunan Nezir Özdemir, "Tehdit ediyor bizi. ’Çatıya çıkmakla para mı alabileceğinizi benden sanıyorsunuz?’ diyor. Biz aynı mağduriyetteyiz, mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz sadece. Mesela benim 2 milyon 274 bin lira alacağım var. Arkadaşlarımın 3 milyon 500 bin, 1 milyon alacağı olan var. Toplam 12-13 milyon gibi bir şey var, sadece işçilerin. Bunun dışında yazılan çekleri de var. Bunu da biliyoruz" ifadesini kullandı. "Bolu’nun neredeyse yarısı buranın mağduru" Daha önce aynı inşaatta birçok işçinin çalıştığını ve mağdur olduğunu söyleyen Özdemir, "Bolu’nun neredeyse yarısı buranın mağduru. Savcılığa şikayette bulunmadık, bugüne kadar bizi oyaladığı için, kendisine güvendiğimiz için. Mecbur böyle bir eyleme başvurmak zorunda kaldık sesimizi duyurabilmek için. Hakkımızı almazsak tabii ki şikayetçi olacağız. Bir tek vali babamıza güveniyoruz. Emniyet müdürümüz bize bir söz verdi. Kendisine durumumuzu ileteceğiz. İnşallah çözerler işimizi. Bizim çoluk çocuğumuz var. Himayemizde çalışan 50-60 tane insan var. Hepsi şu an bizden para bekliyor. Biz işimizi bitirmişiz, paramızı bekliyoruz" dedi.
Ankara İlham Tohti İnsiyatifi Hareketi Başkanı Can: "İlham Tohti insan hakları mücadelesinin simgelerinden biri kabul edilmektedir" İlham Tohti İnisiyatifi Hareketi Başkanı Enver Can, "Bugün İlham Tohti yalnızca Uygur halkının değil evrensel insan hakları mücadelesinin de vicdani simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir" dedi. Ankara’da bir otelde Yesevi Hareketi, İlham Tohti İnisiyatifi Hareketi, İsa Yusuf Alptekin Vakfı ve İzmir Düşünce Platformu paydaşlığında, Uygur Türkü Aktivist Doç. Dr. İlham Tohti’nin "Nobel Barış Ödülü’ne" aday gösterilmesi üzerine toplantı yapıldı. Çin’in başkenti Pekin’de öğretim üyesi olan ekonomist Doç. Dr. İlham Tohti’nin 2014 yılında tutuklanarak müebbet hapis cezasına çarptırması üzerine harekete geçtiklerini belirten, İlham Tohti İnisiyatifi Hareketi Başkanı Enver Can, Tohti’nin Uygur Türkleri ve evrensel insan hakları mücadelesi veren tüm insanlar için bir simge olduğunu ifade etti. Tohti’nin Nobel Barış Ödülü’nü almasının Uygur Türklerinin mücadelesi için önemli olduğunu vurgulayan Can, "İlham Tohti’nin Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesi şiddete başvurmadan hak aramanın hukuku esas alan direnişin ve diyalog çağrısının evrensel bir değer olarak teyit edilmesi anlamına gelecektir. Bu nedenle özellikle akademik çevrelerin ve düşünce insanlarının bu süreci daha güçlü biçimde desteklemesi hem Tohti’nin özgürlüğü hem de Uygur meselesinde barışçıl çözüm arayışlarının güçlendirilmesi açısından bir önem taşımaktadır. Bugün İlham Tohti yalnızca Uygur halkının değil evrensel insan hakları mücadelesinin de vicdani simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir" diye konuştu. Yesevi Hareketi Ankara Başkanı Miraç Gür ise, Çin’de Uygur Türklerine yapılan bazı uygulamalardan bahsetti. Uygur Türklerine iyi vatandaş, kötü vatandaş değerlendirilmesi yapıldığına değinen Gür, "Uygur Türklerinin telefonlarına zorunlu bir şekilde yüklenen bazı programlar var. Bunların yüklenmesinden kaçınamıyorlar ve bu telefonlarla yüklemeden dolayı bütün fotoğrafları, mesajlaşmaları, bütün girdikleri, bütün ayak izleri, internetteki bütün kişisel verileri otomatik bir şekilde ele geçirilebiliyor Çin tarafından. Yaptıkları her hareket gözetlenebiliyor, izlenebiliyor. Bu yüzden sosyal kredi sistemi denilen bir sistem vasıtasıyla bu insanlara puanlama veriliyor ve bu puanlamada iyi vatandaş, kötü vatandaş olarak nitelendiriliyor. Dolayısıyla Uygur Türkleri müslüman oldukları için, Türk oldukları için, kültürleri Çin’de nispeten farklı olduğu için Tabii ki kendilerine göre internet sitelerine girmeleri puanlarının düşük olmasına sebep oluyor" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Ömer Kul ise, "Nobel Barış Ödülü’nün ben siyasi bir ödül olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da eğer İlham Tohti’ye de verilecekse bunu hak etmiş bir şahıstır. Duruşu, yaptıkları çektiği eziyetler dolayısıyla sonuna kadar hak etmiştir. Velev ki siyasi olarak verilsin biz bu yolda bir kişinin hayatının kurtarılmasına, insanca yaşamasına vesile olmuş oluruz. Bunun kadrini yaradan verecek diye inanıyorum. Ama hiçbir şey olmazsa, bu ödül verilmezse biz İlham Tohti’yi anlattık, bunun üzerinden Doğu Türkistan davasını anlattık, orada bizim açımızdan boynumuzu büken, ırkdaşımızın, dindaşımızın tecavüze maruz bırakıldıklarını, çocuklarını Çinlilerin bile bugün giymedikleri o eski Çin giysileriyle asimile ettiklerini, şayet böyle giderse 15-20 yıl sonra Doğu Türkistan’da müslümanım, Türküm bırak Türküm, Uygur’um diyecek insan kalmayacağını bunları dilimiz döndüğünce, Çin tehlikesinin insanlık adına ve dünya adına nasıl tehlike olduğunu dilimiz döndükçe anlatmaya çalıştık" dedi.