EKONOMİ - 07 Kasım 2023 Salı 10:17

Ahlat elması yurt içi ve yurt dışı pazarında

A
A
A
Ahlat elması yurt içi ve yurt dışı pazarında

Bitlis’in Ahlat ilçesinde yetiştirilen elmalar yurt içi ve yurt dışı pazarına satılıyor.


Ahlat Kaymakamlığı tarafından hazırlanan ve Ahlat İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) tarafından yüzde 50’si hibe destekle finanse edilen “Ahlat’ta Meyveciliğin Geliştirilmesi Güdümlü” projesi ile Ahlat’ta kapama elma bahçeleri kuruldu. Kurulumu yapılan elma bahçelerinde yetiştirilen elmalar, bölgede aranılan ürünler arasına girmeye başladı. Ahlat’ın Kınalıkoç köyündeki 60 dönümlük tarım arazisini devletten aldığı fidan desteğiyle 5 yıl önce kapama elma bahçesine dönüştüren Harun Örken, bu yıl bahçesinden 180 ton elma hasadı gerçekleştirdi.


Ahlat İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nihat Keskin, elma üreticisi Harun Örken’in kapama elma bahçesini ziyaret ederek hayırlı ve bol kazançlı bir yıl diledi. Ahlat’ta 2 bin 500 dekar alanda elma üretimi gerçekleştirildiğini belirten Keskin, Ahlat elmasının aranılan ürünler arasına girdiğini söyledi. Keskin, “Ahlat ilçemiz hem topraklarının verimliliği hem de ikliminin müsaitliği sebebiyle tarımsal faaliyetlerde ön plana çıkan bir ilçedir. Şu an bulunduğumuz elma bahçesi gibi ilçemizde onlarca elma bahçesi tesis edilmiştir. Özellikle son 3 yıldır Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) verdiği yüzde 50 ve yüzde 70’lik desteklerle biz son 2 yıl içerisinde 850 dekar alanda elma bahçesi kurduk. Önceden kurulu olan bahçelerle beraber bin 200 dekar alanda scarlet spur elma çeşidimizle üretime katkı sağlamaktayız. Bunun haricinde diğer yerel çeşitlerle de toplam 2 bin 500 dekar alanda elma üretimi gerçekleştirmekteyiz. Elma üretiminde hem hasadın geç olmasından dolayı hem de kalite, kalibre, renk ve tat bakımından piyasanın aranılan özelliklerindeki bir elma çeşidini de üretmiş bulunmaktayız. Son 2 yıl içerisinde kurulan bahçelerle beraber gelecek birkaç yıl içerisinde scarlet spur elma çeşidimizle yıllık ortalama 3-4 bin ton civarında ürün hasılatı beklemekteyiz” dedi.


Elma üreticisi Harun Örken de, yetiştirdikleri elmalara her yerden talep olduğunu söyledi. Örken, “60 dönüm arazi üzerinde 7 bin 500 ağaçtan oluşan bir elma bahçesi kurdum. Elma fidanlarımızın çeşitleri ana fidanımız scarlet, tozlayıcılarımız granny smith ve goldendir. Ağaçlarımız 5’inci yaşına girdi. Yaklaşık 4 yıldır verim almaya başladık. Her yıl aldığımız elma verimi arttı. Özellikle bu yıl çok güzel verim aldık. Elmalarımıza her yerden talep var. Son 3 yıldır Ağrı’da bir komisyoncuya satış yapıyoruz. Bu yıl 180 ton ürün satışımız oldu. Tabi bu her yıl geçtikçe artacaktır. Gayet memnunuz. Elmalarımızın kalitesi, kalibresi çok güzel. Bu yörede bu mevsimde bu kalitede elma kimse tahmin etmiyordu. Sağ olsun devletimizin verdiği destekten dolayı diktiğimiz fidanlarla bu sektöre girdik. Elma yetiştiriciliği diğer tarımsal ürünler arasında masrafı çok olmayan bir üründür. Çok fazla ilaç kullanmadığımız için rakımdan ve iklim şartlarımızdan dolayı elmalarımız organiktir. Bu bölgede yetişen elmaların ileriki yıllarda Türkiye’nin birinci sınıf elmaları arasına girebileceğini söyleyebiliriz” diye konuştu.



Ahlat elması yurt içi ve yurt dışı pazarında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Kuzey Ege’de 9 günlük bayram dopingi: 1 milyon ziyaretçi bekleniyor Hükümetin 9 günlük tatil kararı turizm sektöründe memnuniyetle karşılanırken, Edremit Körfezi’nde hazırlıklar hız kazandı. Edremit Ticaret Odası (ETO) Başkanı Ahmet Çetin ve TÜRSAB Bölge Başkanı Fatih Ergün, bölgedeki doluluk oranlarının yüzde 90’lara ulaşmasını ve 1 milyon turistin ağırlanmasını beklediklerini açıkladı. Dokuz günlük tatil kararı, Türkiye’nin en önemli turizm destinasyonlarından biri olan Kuzey Ege ve Edremit Körfezi’nde büyük heyecan oluşturdu. Bahar aylarıyla birlikte doğanın uyandığı Kazdağları ve Madra Dağları eteklerinde, gastronomi, termal ve butik otelcilik konseptleriyle misafirlerini bekleyen bölge, sezon öncesi en büyük hareketliliğine hazırlanıyor. Ahmet Çetin: "20 bin yatak kapasitesiyle hazırız" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, tatilin ekonomik faaliyetleri canlandırmak adına kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Kuzey Ege’nin en güzel döneminin bahar ayları olduğunu ifade eden Çetin, "Bölgemiz, doğanın uyandığı harika bir dönemden geçiyor. Gastronomi etkinliklerimiz, butik ve termal otellerimizle tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz. Yaklaşık 20 bine yakın yatak kapasitesiyle hazırlıklar tamamlandı. İstanbul’a 3 saatlik mesafede olmamız büyük bir avantaj. 9 günlük süreçte 1 milyon kişinin Körfez bölgesine gelmesini tahmin ediyoruz. Ayrıca Almanya’nın Duesseldorf, Stuttgart ve Köln kentlerinden yapılacak uluslararası uçuşlarla yabancı turistleri de ağırlayacağız" dedi. Fatih Ergün: "Bilet satışlarında ve ek seferlerde patlama var" TÜRSAB Balıkesir-Çanakkale Bölge Başkanı Fatih Ergün ise kararın ardından turizm acenteleri ve otellerde hareketliliğin zirve yaptığını belirtti. Ergün, "Satışlarda, otobüs ve uçak bileti taleplerinde çok ciddi bir artış gözlemliyoruz. Otobüs firmaları şimdiden ilave seferler koymaya başladı. Bölgedeki otellerimizin hemen hemen yüzde 80-90 oranında doluluğa ulaşacağını öngörüyoruz. Doğa, termal ve kültür turları için bölgemiz büyük avantaj sunuyor. Bu bayram, bizim için sezon öncesi hazırlıklarımızı tamamlayacağımız erken bir sezon açılışı olacak" ifadelerini kullandı. Edremit’ten başlayarak Burhaniye, Ayvalık, Gömeç ve Asos hattındaki tesislerin misafirlerini ağırlamak için gün saydığı belirtilirken, sektör temsilcileri bölgenin büyükşehirlere yakınlığı ve sunduğu konforlu ve makul fiyatlı tatil imkanlarıyla bu dönemi en iyi şekilde değerlendireceğini kaydetti.
Gaziantep Yılmaz’dan yerinde hasar tespiti Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Gaziantep’te önceki gün etkili olan ve hayatı olumsuz etkileyen şiddetli fırtınanın ardından sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Fırtınanın ilk anlarından itibaren ekipleriyle birlikte sahaya inen Yılmaz, mahalle mahalle dolaşarak hem hasar tespit çalışmalarını yerinde inceliyor hem de vatandaşlarla birebir görüşerek sorun ve talepleri dinliyor. Son olarak Bedirkent ve Suboğazı mahallelerini ziyaret eden Yılmaz, mahalle sakinleri ve muhtarlarla bir araya geldi. Yaşanan afetin izlerini yerinde inceleyen Yılmaz, özellikle devrilen ağaçlar, zarar gören altyapı ve risk oluşturan elektrik hatlarıyla ilgili ekiplerden detaylı bilgi aldı. Vatandaşlarla sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini ileten Yılmaz, belediye olarak tüm imkanların seferber edildiğini vurguladı. Şehitkamil’de seferberlik ilan edildi Yılmaz, Şehitkamil Belediyesi olarak adeta seferberlik ilan ettiklerini belirterek, "Acil durumlar dışında izinleri bir süreliğine askıya aldık. İlk andan itibaren sahada büyük bir özveriyle çalışan ekip arkadaşlarımızla birlikte hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ederek, ihtiyaç duyulan her noktada olacağız. Büyük bir fedakarlık örneği sergileyen tüm çalışma arkadaşlarıma emekleri için teşekkür ediyorum" dedi. Fırtına ciddi hasarlara yol açtı Yılmaz, fırtınanın şehir genelinde ciddi hasarlara yol açtığını ifade ederek, "Mahalle mahalle dolaşarak hasar durumlarını yerinde inceliyoruz. Ağaçlar devrilmiş, bazı bölgelerde ağaçların arasında elektrik kabloları bulunuyor. Bu durum ciddi riskler oluşturuyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın özellikle bu alanlardan uzak durmalarını rica ediyoruz" dedi. İlk andan itibaren sahadayız Kurumlar arası koordinasyonun kesintisiz sürdüğünü ifade eden Yılmaz, "Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğümüz ve AFAD ile sürekli iletişim halindeyiz. Tüm kurumlarımızla birlikte koordineli bir şekilde çalışıyoruz. Fen İşleri, Temizlik İşleri, Sosyal İşler ile Park ve Bahçeler Müdürlüklerimiz olayın ilk anından itibaren sahada aktif olarak görev yapıyor" diye konuştu. Kimse yalnız hissetmeyecek Gaziantep’in daha önce benzer ölçekte bir afetle karşılaşmadığını söyleyen Yılmaz, yaşananların ciddiyetine dikkat çekerek, "Gaziantep ilk defa bu denli etkili bir fırtına yaşadı. Ancak bizler tüm ekiplerimizle birlikte hızlı bir şekilde müdahale ediyor, yaraları sarmak için yoğun bir çaba ortaya koyuyoruz. Hemşehrilerimizden ricamız, devrilen ağaçların ve elektrik hatlarının bulunduğu alanlardan uzak durmalarıdır. Hemşehrilerimiz müsterih olsun. Tüm hasarları tek tek tespit ediyoruz. Gerekli çalışmaların ardından hiçbir vatandaşımız mağdur edilmeyecek. Her zaman olduğu gibi yine kimse kendini yalnız ve çaresiz hissetmeyecek" ifadelerini kullandı.
Kayseri Yedikleriniz kokunuzu değiştiriyor Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, özellikle yaz aylarında terleme problemi ile gelen hastaların en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyerek, "Kötü koku çoğu zaman ter ile değil hastaların ne yediği ile alakalı oluyor" dedi. Özellikle yaz aylarında ortaya çıkan terlemelerin ikiye ayrıldığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, "Yaz aylarının gelmesiyle birlikte hastalarımız, özellikle terleme problemleriyle bize sıkça başvuruyorlar. Tabii terlemeyi tıp literatüründe biz hiperhidroz tanısı olarak biliyoruz. Öncelikle bunu ikiye ayırmak lazım. Birincisinde sekonder yani altında bir sebep olan terleme sebeplerine bakmak lazım. Özellikle tiroid hastalıkları, diyabet, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar ve tüketilen yiyeceklerle ilgili bölgesel değil ancak genel bütün vücutta gördüğümüz terlemelerin altta yatan sebeplerini biz bu alt başlıklarda mutlaka araştırıyoruz. Dahiliye uzmanlarıyla, endokrin uzmanlarıyla birlikte ve hastanın anamneziyle, hikayesiyle birlikte altta yatan sebep varsa bunu kestiğimiz zaman yaygın terlemelerin tedavisinin olabileceğini hastamızla paylaşıyoruz. Diğeri ise primer hiperhidroz dediğimiz altta herhangi bir sebep bulamadığımız bölgesel terlemeler özellikle bu gruba girmektedir. Hastalarımız da en çok bu gruptan muzdarib olmaktadırlar. Bunlar özellikle günlük hayatta gördüğümüz koltuk altı yoğun terlemeleri, el ayak bölgesi terlemeleri, alın ve yüz bölgesindeki terlemeler de yine bu gruba girmekte. Öncelikle tabii bu grupta kullanabileceğimiz tedavilerimiz çeşitli. Tabii terlemenin sıklığına, şiddetine ve hastayı rahatsız etmesine göre tedavi seçeneklerimiz değişmekte. En hafif ve orta şiddetli bölgesel terlemelerde özellikle alüminyum klorür içeren krem ve losyonları kullanabilmekteyiz. Bunlar o bölgedeki ter bezlerinin ağızlarını kapatarak terin yüzeye çıkışını azaltmakta ve hafif ve orta şiddetli vakalarda bizim elimizi güçlendiren tedavi seçenekleri arasında mutlaka kullanmaktayız" dedi. Muhammed Burak Yücel, daha ileri safhalarda terleme önleyici tedavilere başladıklarını söyleyerek, "Bir ileri düzeyde iyontoforez dediğimiz yine terleme önleyici tedaviler de kullanmaktayız. Burada hastanın terleyen bölgesini su dolu bir küvet düşünebiliriz. Bunun içerisine alıyoruz ve düşük dozda elektrik akımı vererek o bölgeye giden, ter bezlerine giden sinirlerin aktivitesini geçici olarak blokluyoruz. Bu da yine hafif ve orta şiddetli hiperhidrozlarda tercih ettiğimiz ve hastaların fayda gördüğü yöntemlerden birisi. Orta şiddetli ve ağır şiddetli biraz daha terlemenin hastayı rahatsız ettiği durumlarda da biz botulinum toksin dediğimiz botoks uygulamalarını sıkça hem koltuk altında hem yüz ve alın bölgesi terlemelerinde hem de el ve ayak bölgesi terlemelerinde sıkça kullanmaktayız. Hem de hastalarımızdan tedavi sonuçları açısından gayet tatminkar sonuçlar almaktayız. Burada özellikle ter bezine giden sinirlerin aktivitesini baskıladığımız zaman hem en az 4 ay en fazla 6-7 ay olacak şekilde bu ter bezlerinin aktivitelerini biz bloklayabiliyoruz. Dolayısıyla bir yaz başlangıcının girişinde bir de kış mevsiminin başlangıcında senede iki kere bazı durumlarda hastanın semptomuna göre de senede üç kere botoks uygulamalarını etkili şekilde yaparak bölgesel hiperhidrozlarda bölgesel terlemelerin önüne geçiyoruz ve hasta açısından da gayet tatminkar sonuçlar alıyoruz. Bu söylediğimiz yöntemlere ek olarak yanıt alamadığımız, terlemeyi kontrol altına alamadığımız durumlarda da özellikle göğüs cerrahisi uzmanlarıyla konsülte edip hastamızı paylaşıp sempatektomi dediğimiz yani o ter bezlerine giden sinirin ameliyat yöntemiyle kesilip klipslemesi ve o bölgedeki ter aktivitesinin kalıcı olarak durdurulmasına yönelik cerrahi operasyonları, minör ameliyatları da yine göğüs cerrahisi uzmanlarıyla birlikte planlayarak hastamızı yönlendiriyoruz ve bu şekilde de eğer diğer yöntemlerden fayda alamadıysak özellikle ağır hastanın günlük hayatını bozan terleme şikayetlerinde de bu şekilde tedavi yöntemlerini kullanabilmekteyiz" ifadelerini kullandı. "Kötü koku yenilen gıdalarla ilgili olabilir" Hastaların terleme ile birlikte en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyen Yücel, "Terleme ile birlikte hastaların genelde bize başvuru sebeplerinden bir tanesi koku oluyor açıkçası. Bu terlemeye genelde eşlik ettiği için özellikle biz terlemenin üzerinde duruyoruz. Yani biz eğer ter salgısını kesersek ter salgısının içerisinde çözülmüş olan koku miktarı da azalacağından dolayı koku şikayeti de hastanın kendiliğinden azalmış oluyor. Bu noktada bilimsel açıdan anlamı olan şeyler aslında biraz da hastanın yedikleriyle ilgili. Ter kokusunun sekonder çok fazla bir sebebinin olduğunu düşünmüyoruz hastalık açısından. Ancak tabii dediğim gibi bu acı baharat yiyecekleri, biraz daha soğan, sarımsak gibi ter kokusunun içerisinde daha uzun süre çözünen koku moleküllerini yayan yiyeceklerden de hastalarımızın uzaklaşmasını söylüyoruz ve özellikle ter şikayetinin azalmasına odaklandığımızda da kokunun da sekonder olarak azaldığını hastalarımızda gözlemliyoruz" dedi.