GÜNDEM - 27 Şubat 2026 Cuma 09:43

Söğüt’te alt yapı çalışmaları aralıksız sürüyor

A
A
A
Söğüt’te alt yapı çalışmaları aralıksız sürüyor

Bilecik’in Söğüt ilçesinde başlatılan alt yapı çalışmaları, planlanan program doğrultusunda aralıksız şekilde devam ediyor.


Söğüt’te yürütülen alt yapı çalışmaları kapsamında çalışmalara aralıksız devam edildi. Program çerçevesinde, içme suyu deposunun yapılacağı alanda hafriyat çalışmalarına başlanırken, Kızılsaray Yolu TOKİ bölgesinde yeni yerleşim alanlarına yönelik içme suyu hattı imalatları da sürdürülüyor. İlçenin mevcut ve gelecekteki ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yürütülen çalışmalarla, alt yapı sisteminin daha sağlıklı ve güçlü hale getirilmesi hedefleniyor. Ekipler, belirlenen takvim doğrultusunda çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.


Söğüt Belediye Başkanı Ferhat Durgut, yürütülen çalışmalara ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Söğüt’ümüzün geleceğine değer katacak bu önemli yatırımlarla, ilçemizin alt yapısı daha sağlıklı, daha güçlü ve daha modern bir yapıya kavuşturuluyor" dedi.



Söğüt’te alt yapı çalışmaları aralıksız sürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Ferdi Zeyrek davası 20 Mayıs ertelendi Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in evinin havuzunda elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesine ilişkin davanın ikinci duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, beklenen ek bilirkişi raporunun henüz dosyaya sunulmaması nedeniyle davayı 20 Mayıs tarihine ertelerken, tutuksuz sanıkların adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasaklarını kaldırdı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in, 6 Haziran 2025 tarihinde evinin havuzundaki arızayı kontrol etmek isterken akıma kapılarak hayatını kaybetmesiyle ilgili davanın görülmesine Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. 10 tutuksuz sanığın yargılandığı davanın ikinci oturumunda tanık beyanları alınırken, yargılama sürecindeki yeni gelişmeler kayda geçti. "Makine dairesinde su vardı, sigorta inikti" Duruşmada dinlenen tanık Ali Altınordu, olay günü sabah namazına giderken Başkan Zeyrek’in evinden su aktığını fark ettiğini belirterek, "Namaz sonrası Ahmet Bey ile birlikte çevreyi kontrol ettik. Makine dairesinde yaklaşık bir karış su olduğunu gördük. Tahliye borusunun çalışmadığını ve sigortanın inik olduğunu görünce müdahale etmeden oradan çıktık. Akşam eve geldiğimde ise Ferdi Bey’in acı olayını öğrendim. Sitede her malik kendi havuzunun bakımını yaptırırdı" dedi. Sitede ikamet eden diğer tanıklar Muzaffer Esenkaya ve Ozan Özer ise sitenin yapım süreci ve havuz bakımları hakkında bildiklerini paylaştı. Tanık Esenkaya, inşaat aşamasında teknik konulara hakim olmadıklarını, kendi dairesinde de zaman zaman elektrik sorunları yaşandığını ifade etti. Tanık Ozan Özer de havuzun temizlik işleriyle Yalçın isimli görevlinin ilgilendiğini ancak teknik bir sorumluluğunun bulunmadığını dile getirdi. Adli kontrol tedbirleri kaldırıldı Duruşmada söz alan sanıklar ve müdafi avukatları, müvekkillerinin kusurlarının bulunmadığını savunarak beraat talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, 9 Eylül Üniversitesi’nden beklenen ve havuzun elektrik tesisatı, akım koruma sistemleri ile yapı denetim süreçlerini aydınlatacak olan ek bilirkişi raporunun ulaştırılması için süre verilmesine hükmetti. Ayrıca mahkeme, tutuksuz yargılanan sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirleri ile yurt dışı çıkış yasaklarının kaldırılmasına karar vererek duruşmayı 20 Mayıs 2026 tarihine erteledi. Olayın geçmişi Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, 6 Haziran 2025 gecesi evinin havuzundaki bir arızayı kontrol ettiği sırada elektrik akımına kapılmış, kaldırıldığı hastanede 3 günlük yaşam mücadelesini kaybederek 9 Haziran’da vefat etmişti. Olayla ilgili hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında ’taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla dava açılmıştı.
Kahramanmaraş Ateş sönmek üzere: Kalaycılık mesleği çıraksızlıktan yok oluyor KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş’ta 27 yaşındaki kalaycı, severek başladığı kalaycılık mesleğine gençlerin ilgi göstermediğini belirterek, "Biz bu ateşi yakmaya devam ediyoruz ama çırak yetişmezse yakında bu ocak tamamen sönecek" dedi. Bir dönem çarşıların vazgeçilmez meslekleri arasında yer alan kalaycılık, bugün çırak yetişmemesi ve ustaların mesleği bırakmasıyla birlikte yok olmanın eşiğine geldi. Kahramanmaraş’ta mesleğini sürdürmeye çalışan 27 yaşındaki kalay ustası Cumali Doğan, bu zanaatın son temsilcileri arasında yer alıyor. 11 yaşlarında çırak olarak mesleğe başladığını belirten Cumali Doğan, kalaycılığın aileden gelen bir meslek olmadığını, tamamen kendi emeği ve ilgisiyle öğrendiğini söyledi. Küçük yaşlarda atölyede ateşin başına geçtiğini ifade eden Doğan, yıllar süren çıraklık sürecinin ardından kendi iş yerini açarak mesleğini yaşatmaya çalıştığını dile getirdi. Kalaycılığın Osmanlı’dan da önceye uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Doğan, günümüzde mesleğin ciddi bir yok oluş süreci yaşadığını belirterek, "Eskiden her çarşıda kalaycı vardı. Şimdi ise sayımız bir elin parmaklarını geçmiyor. Gençler bu mesleğe ilgi göstermiyor. Çırak olmayınca meslek de bitiyor" dedi. Bakır mutfak eşyalarına olan ilginin artmasına rağmen kalay ustası sayısının her geçen yıl azaldığını kaydeden Doğan, Kahramanmaraş Kapalı Çarşı’da geçmişte onlarca ustanın çalıştığını, bugün ise yalnızca 6-7 kalaycının kaldığını söyledi. Tamamen el emeğine dayanan kalaylama işleminin büyük ustalık gerektirdiğini anlatan Doğan, bakır kapların ateşte ısıtıldığını, kalay madeninin özel akı maddesiyle eritilerek yüzeye işlendiğini ve geleneksel yöntemlerin hala sürdürüldüğünü ifade etti. Kalayın yüzeye eşit şekilde yayılması için tavuk tüyü kullanıldığını belirten Doğan, mesleğin sabır ve deneyim istediğini söyledi. Kalaycılığın yalnızca bir meslek değil, kültürel miras olduğuna dikkat çeken genç usta, gerekli destek ve ilginin sağlanmaması halinde yüzyıllardır süregelen bu zanaatın tamamen tarihe karışacağı uyarısında bulundu. Doğan, "Biz bu ateşi yakmaya devam ediyoruz ama çırak yetişmezse yakında bu ocak tamamen sönecek" ifadelerini kullandı.
Bursa İki kız kardeş kanseri aynı gün yendi Bursa’da başarılı operasyon geçiren Çanakkaleli Hatice ve Nurten kardeşler, aynı gün meme kanserinden kurtuldu. Çanakkale’de yaşayan Hatice Özkan (61) 4 yıl önce meme kanserine yakalandı. Bursa’da Doruk Nilüfer Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer tarafından yapılan başarılı bir operasyonla sol meme kanseri belirlenip ameliyat edildi. Yapılan tetkik ve değerlendirmeler sonucunda hastalığın genetik olduğu belirlenerek kız kardeşi Nurten Korkmaz’da da (54) meme kanseri tespit edildi. Bunun üzerine iki kız kardeş Hatice Özkan ve Nurten Korkmaz, kansersiz bir hayat için hastaneye başvurdu. Bursa’da Doruk Nilüfer Hastanesi’nde ileri düzeyde yapılan tetkik ve incelemeler sonucunda her iki kardeşin meme dokusunun tamamen alınması ve sonrasında fonksiyonel kayıp olmaması amaçlanarak, aynı gün içinde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Karaca tarafından ardı ardına gerçekleşen başarılı operasyonlarla iki kız kardeş meme kanserinden tamamen kurtuldu. Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, "Hatice teyzemize 2 yıl önce sol memenin tamamen alınması (sol mastektomi) yapılmış, şimdi ise sağ memenin tamamen alınması (sağ mastektomi), kız kardeşi Nurten hanıma ise iki memenin iç kısmındaki dokuların tamamen alınması ve boşalan alana silikon konulması ameliyatı uygulandı. Koridorlarda beraber yürüyerek kadınlar için en ciddi kanserlerden olan meme kanserini yendi. Şimdi hastalığı geçmişte bırakarak sevdiklerine vakit ayırabilmektedirler" dedi. Meme kanserinde önemli bir deneyime sahip Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, 20 yaşından sonra kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması, 40 yaşından sonra ise yıllık mamografi taramalarını yaptırmaları ve en ufak farklılıkta doktorlarına başvurması gerektiğini özellikle vurguladı.
Diyarbakır Diyarbakır’ın "Kemal Dayısı" düğünleri özlüyor Diyarbakırlıların "Kemal Dayı" olarak tanıdığı 77 yaşındaki Kemal Tosun, 67 yıldır üzerinden çıkarmadığı renkli geleneksel kıyafetleriyle kentin simge isimlerinden biri oldu. Son bir buçuk yıldır yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle yürümekte zorlanan Tosun, en kısa sürede yeniden düğünlere katılıp halay çekmeyi hayal ediyor. Diyarbakır’da hemen herkesin "Kemal Dayı" diye bildiği 77 yaşındaki Kemal Tosun, yarım asrı aşkın süredir giydiği renkli geleneksel kıyafetleriyle dikkat çekiyor. Henüz 10 yaşındayken babasının karış hesabıyla diktirdiği renkli kıyafetleri giymeye başlayan Tosun, o günden bu yana tarzından hiç vazgeçmedi. Tam 67 yıldır aynı kültürel çizgiyi sürdüren Kemal Dayı, yıllar içinde düğünlerin, halayların ve sokakların neşesi haline geldi. Renkli şalvarı ve yöresel kıyafetleriyle katıldığı düğünlerde halayın en önünde yer alan Tosun, kentin yaşayan sembollerinden biri olarak anılıyor. Son bir buçuk yıldır yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Tosun, yanlış ameliyat olduğunu iddia etti. Bu süreçten sonra yürümekte güçlük çekmeye başlayan Kemal Dayı, en çok da düğünlere gidememekten yakınıyor. Yıllarca düğün düğün gezip halay çeken, gençlerle birlikte oynayan Tosun’un en büyük hayali ise yeniden sağlığına kavuşarak düğünlere katılmak ve eski günlerdeki gibi halayın başında yer almak. Tosun, "10 yaşlarındaydım babam karış hesabı yaparak ölçümü aldı. Diyarbakır’a geldi. Bana bir şalvar bir yelek birde küçük bir kuşak yaptırıp getirdi. Bizim köyde de tesadüf düğün vardı. Giydim onları ve beni düğüne götürdü. Ben daha küçük olduğum için üzerimde kıyafetleri gören şaşırdı ve gülmeye başladı. Elime iki tane mendil verdiler bende oynamayı bilmiyordum. Rastgele oynamaya başladım. Herkes para üstüme atıyordu. Eskiden davul ve zurna tek vardı. İnsanlar para atınca bende dedim herhalde ben biliyorum o yüzden para atıyorlar. Ondan sonra ne kadar düğün olduysa beni çağırmaya başladılar. Ben de oynaya oynaya her oyunu öğrendim. Bütün ne kadar köy varsa ne kadar düğün oluyorsa herkes beni çağırıyordu. Eskiden otomobil falanda çok yoktu. Kamyonlarla gidip geliyorduk ulaşım çok zordu. Ondan sonra her yerde tanınmaya başladım. İl dışından da beni çağıranlar oluyordu. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Sivas, Antalya birçok yere gittim. Belim biraz ağarıyordu. Özel bir hastaneye gittim dediler 4 yerden bel fıtığın var bir yerde de patlamış. Bende korktum ameliyat olmayı kabul ettim. Meğer para için beni ameliyat etmiş. Para için beni bu hale soktular. Bir buçuk yıldır yürüyemiyorum, düğünlere gidemiyorum. Düğünleri çok özledim’’ diye konuştu.