EKONOMİ - 01 Nisan 2026 Çarşamba 13:09

Bilecik’in ihracatı ve ithalatı azaldı

A
A
A
Bilecik’in ihracatı ve ithalatı azaldı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2026 Şubat ayı dış ticaret istatistikleri verilerine göre Şubat ayında genel ticaret sistemine göre Bilecik’in ihracatı ve ithalatı azaldı.


TÜİK verilerine göre; Bilecik’te 2026 Şubat ayında, 2025 yılının aynı ayına göre ihracat yüzde 26,7 azalarak 7 milyon 668 bin dolar, ithalat yüzde 4,5 azalarak 2026 Şubat ayında 8 milyon 151 bin dolar olarak gerçekleşti.


Türkiye’de ise, Şubat ayında genel ticaret sistemine göre ihracat yüzde 1,5 arttı, ithalat yüzde 5,5 arttı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Site için riskli yapı kararı: Dönüşüm süreci başladı Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesi Hürriyet Mahallesi’nde bulunan bir sitedeki tüm yapıların riskli olduğu tespit edilerek kentsel dönüşüm sürecinin başlatılması yönünde süreç hızlandırıldı. Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesi Hürriyet Mahallesi’nde gelen ihbar üzerine Tekirdağ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ekipleri tarafından yerinde yapılan incelemede hasar aldığı belirlenen site sakinleriyle görüşmeler gerçekleştirildi. Yapılan değerlendirmelerde, sitedeki yapıların tamamının riskli olabileceği yönünde kanaat oluştu. Bu kapsamda vatandaşlara, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 6306 sayılı Kanun çerçevesinde tüm yapılar için Riskli Yapı Tespiti yaptırmalarının daha doğru olacağı aktarıldı. Site maliklerinin başvuruları doğrultusunda, bakanlıkça lisanslandırılmış kuruluşlar tarafından hazırlanan Riskli Yapı Tespit Raporları Tekirdağ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından ivedilikle incelendi. İncelemeler sonucunda Tek Yapı Sitesi’ndeki tüm yapıların riskli olduğu kesinlik kazandı. Bakanlık koordinesinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında il genelinde bugüne kadar bin 303 bina ve toplam 5 bin 162 bağımsız birimde sürecin tamamlandığı belirtildi. Yetkililer, Tek Yapı Sitesi için kentsel dönüşüm sürecinin en kısa sürede tamamlanmasını hedeflediklerini, vatandaşların ise daha güvenli ve afetlere dirençli konutlara kavuşmasının amaçlandığını ifade etti.
Tekirdağ İlkokul öğrencilerine ’Beslenme Destek Paketi’ Tekirdağ’da ilkokul çağındaki çocukların sağlıklı beslenmesini desteklemek ve ailelerin ekonomik yükünü azaltmak amacıyla ’Beslenme Destek Paketi’ uygulaması hayata geçiriliyor. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde çocukların gelişimine katkı sunacak yeni bir projeyi uygulamaya başladı. Beslenme Destek Paketi adıyla hayata geçirilen çalışma, pilot uygulama olarak Çerkezköy ve Kapaklı ilçelerinde başlatılıyor. Proje kapsamında, daha önce belediyenin sosyal yardım hizmet modellerinden faydalanmış ve söz konusu ilçelerde ikamet eden ilkokul çağındaki birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerine ulaşılacak. Mart, nisan, mayıs ve haziran aylarında toplam bin 250 çocuğa destek paketlerinin ulaştırılacağı bildirildi. Belediye ekipleri tarafından titizlikle hazırlanan paketlerin doğrudan çocukların adreslerine teslim edileceği belirtilirken, içerikte çocukların günlük enerji ve besin ihtiyaçlarına uygun ürünlerin yer aldığı ifade edildi. Paketlerde meyve suyu, yumurta, kaşar peyniri, siyah zeytin, tahin-pekmez, bal ve reçel gibi temel gıdaların yanı sıra elma, muz ve armut gibi taze mevsim meyvelerinin de bulunduğu aktarıldı. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, çocukların sağlıklı beslenmesinin eğitim başarısı ve gelişim süreci açısından kritik önem taşıdığını vurgulayarak, ekonomik şartların zorlaştığı bir dönemde ailelere destek olmayı hedeflediklerini ifade etti. Yüceer, uygulamanın ilerleyen süreçte kentin geneline yayılmasının planlandığını belirtti. Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal destek çalışmalarını sürdüreceği ve eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeye yönelik projelere devam edeceği kaydedildi.
Bursa Osmangazi’de gelecek için sıfır atık eğitimi Osmangazi Belediyesi, çevreye duyarlı nesiller yetiştirme hedefi doğrultusunda anlamlı bir farkındalık çalışmasına daha imza attı. Osmangazi Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında Şehit Erol Olçok Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerine yönelik bilgilendirici bir seminer düzenledi. Şehit Erol Olçok Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde düzenlenen seminere; Osmangazi Belediyesi Gazi Tarım Genel Müdürü Arca Atay, Osmangazi Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütcüoğlu, belediye meclis üyeleri ile çok sayıda öğrenci katılım gösterdi. Programda konuşan Rüveyşa Burça Sütcüoğlu, doğal kaynakların sınırlı olduğuna dikkat çekerek artan nüfusla birlikte atık miktarının da hızla yükseldiğini belirtti. Bunun yanı sıra seminer kapsamında Sütcüoğlu; atıkların kaynağında ayrıştırılmasının çevreye katkıları, gıda israfının önlenmesinin ekonomik ve ekolojik önemi ile sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının günlük yaşama nasıl entegre edilebileceği konularında öğrencilere detaylı bilgiler verdi. "Evlerimizde kaynağında ayrıştırma yapmalıyız" Doğayı korumanın yalnızca kurumların değil, her bireyin sorumluluğu olduğunu vurgulayan Rüveyşa Burça Sütcüoğlu, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Günümüzde artan nüfus ve tüketim alışkanlıkları nedeniyle atık miktarları da hızla artıyor. Bu sebeple evlerimizde kaynağında ayrıştırma yapmalı ve çöplerimizi uygun kutulara atmalıyız. Böyle davranırsak hem gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakmış oluruz hem de kendimize olan saygımızı kazanırız. Uluslararası Sıfır Atık Günü’nün bu yılki teması gıda israfı. Bizler de bu temaya uygun olarak eğitimlerimizi verdik ve öğrencilerimizi bilinçlendirdik." Programın uygulamalı bölümünde ise Osmangazi Belediyesi Gazi Tarım Genel Müdürü Arca Atay tarafından Bokashi kompostunun yapımı uygulamalı olarak gösterildi. Organik atıkların doğal gübreye dönüştürülme sürecinin yerinde gösterildiği uygulamada, öğrenciler atıkların yeniden değerlendirilebilir bir kaynağa dönüşümünü yakından deneyimledi. Özellikle evsel atıkların organik maddelerinin çöpe atılmak yerine komposta dönüştürülebileceğini vurgulayan Osmangazi Belediyesi Gazi Tarım Genel Müdürü Arca Atay, "Kompost, toprağın organik madde miktarını artıran, gübre niteliğinde bir materyaldir. Yaklaşık 10 gün içinde kutular doluyor ve onu iki hafta kadar 20-30 santigrat derece arasında bekletirsek kompostumuz hazır hale geliyor" dedi.
Samsun OMÜ 51 yaşında Samsun’un bilim, eğitim ve toplumsal gelişimine yön veren köklü kurumlarından Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), 51. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. OMÜ, 1 Nisan 1975’te başlayan eğitim, bilim ve kültür yolculuğunun 51. yılında, ismine ilham kaynağı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak üzere Atatürk Anıtı’nda çelenk sunma töreni düzenledi. Törende, başta Atatürk ile silah arkadaşları olmak üzere vatan uğruna hayatını kaybeden şehitler, ebediyete intikal eden OMÜ mensupları ve öğrencileri anıldı. Katılımcılar, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak üniversitenin köklü geçmişine ve değerlerine dikkat çekti. Törene; OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın’ın yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Alper Kesten, Prof. Dr. Çetin Kurnaz, Prof. Dr. Ayşe Pınar Sumer, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı. "OMÜ geçmişten aldığı güçle geleceğe emin adımlarla ilerliyor" Program kapsamında gerçekleştirilen törende, saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı okundu ve Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın tarafından üniversite çelengi Atatürk Anıtı’na sunuldu. Törende Rektör Aydın tarafından yapılan konuşmada, OMÜ’nün 51 yıllık bilimsel birikimi ve topluma katkı misyonuna vurgu yapılarak, üniversitenin geçmişten aldığı güçle geleceğe emin adımlarla ilerlediği ifade edildi. Tören, çelenk sunumunun ardından sona erdi.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi. 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi. "Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz" Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum" dedi. Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi. "Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi. "Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu. "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemizee kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi. "Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir" Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı. "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP’yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu. "Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" "Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" diyen Erdoğan, "CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz." "Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu. "Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir" CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP’nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu. "Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz" Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur" İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu anımsatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur." "Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir" Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır. dedi. "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir" Diğer bir önemli hususun ise İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyaloktur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu. (MMG-