ÇEVRE - 01 Nisan 2026 Çarşamba 14:30

Bartın’da kahverengi kokarca kış uykusunda yok edilecek

A
A
A
Bartın’da kahverengi kokarca kış uykusunda yok edilecek

Dünyada başta fındık olmak üzere elma, ceviz, mısır, fasulye, domates, biber ve patlıcan gibi yaklaşık 300 tarım ürününde milyarlarca dolar zarara neden olan kahverengi kokarca istilasına karşı Bartın’ın 95 köyde yaklaşık 16 bin metruk bina ilaçlanıyor. İlaçlama ile kış uykusunda imha edilecek olan kokarca zararlısının kalan popülasyonu için ise ’’samuray arı’’ ve ’’cezbet-yok et’’ yöntemleri kullanılacak.


2017 yılında Gürcistan üzerinden Türkiye’ye giren, Karadeniz, Marmara ve Ege bölgelerindeki illerin tamamına, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde ise bazı illerde hızla yayılan kahverengi kokarcaya karşı Bartın’da 2023 yılında başlatılan mücadele yoğun bir şekilde yürütülüyor. Fındık, elma, ceviz, mısır, fasulye, domates, biber ve patlıcan gibi onlarca tarım ürününde ekonomik zarara neden olan kokarcaya karşı il genelinde 2 yıldır yürütülen ’’samuray arı, cezbet-yok et’’ gibi mücadele yöntemlerine bir yenisi daha eklendi. Başlanılan yeni mücadele ile metruk bina, ahır, kümes gibi sıcak alanlar ilaçlanırken, buraları kışlak olarak kullanan kahverengi kokarcaların büyük bir bölümünün kış uykusundan uyandıktan hemen sonra yayılamadan ve çoğalamadan imhası planlanıyor.



Haziranda samuray arıları ile mücadele sürecek


Nisanın son haftasında başlayacak olan kışlaklardan ayrılma döneminin haziran ayında bitmesi beklenirken, kahverengi kokarcalar için yumurtlama dönemine gireceği haziran ayında diğer mücadele yöntemi başlayacak. Doğaya salınacak Samuray arıları ile kahverengi kokarcanın yumurtası parazitlenerek, çoğalması engellenecek.



Popülasyon makul düzeye çekilecek


Haziran sonu başlayan yumurtadan çıkma döneminde ve 5 farklı dönemden geçerek ulaştığı ergenlik döneminde ise diğer bir biyolojik yöntem olan cezbet-yok et mücadelesi start alacak. Haziran-eylül ayları arasında gerçekleşecek mücadeleyle kurulan fremon tuzaklarıyla kahverengi kokarca popülasyonun makul düzeye çekilmesi planlanıyor.


Bartın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri tarafından kahverengi kokarca istilasına karşı yürütülen çalışmalarda 95 köydeki yaklaşık 16 bin metruk yapıda 4 bin 100 litre biyosidal ilaç kullanılırken, çalışmaların sürdüğü Kabagöz köyünde Bartın Valisi Nurtaç Arslan ve İl Tarım ve Orman Müdürü Murat Türkmen incelemelerde bulundu. Yürütülen çalışmalarla ilgili detaylı bilgi alan Vali Arslan, köylülerle de görüşerek, sorunlarını dinledi. Vali Arslan, basın mensuplarına yürütülen mücadele yöntemleri hakkında bilgi vererek, vatandaşları da destek olmaya çağırdı. Arslan, ’’2023 yılından itibaren ilimizde kahverengi kokarca zararlısı ile mücadele ediyoruz. Ülkemize 2017 yılında giren kahverengi kokarca, istilacı bir tür olması nedeniyle maalesef başta fındık olmak üzere birçok ürüne zarar veriyor. Ürün kalitesi, verimliliği açısından olmak üzere ekonomik anlamda ciddi zararları oluyor. İlimizde 2023 yılından itibaren birçok yöntemle mücadelemizi sürdürüyoruz. Bunlardan birisi de kışlak alan mücadelesi. Özellikle kış aylarında kahverengi kokarca metruk binalar, depo, ahır gibi yerlerde kış uykusuna yatıyor tabiri caizse. Yaz aylarında da açığa çıkarak maalesef ürünlerimize zarar veriyor. Bu yıl için muhtarlarımıza 4 bin 100 litre biyosidal ilaç dağıttık. 95 köyümüzde 16 bin metruk bina, ahır, depo ilaçlaması gerçekleştirdik. Kışlak alan dışında yürüttüğümüz başka mücadeleler de var. Haziran ayında doğaya salınacak samuray arılarımız var. Bizim klasik yöntemimiz, cezbet-yok et dediğimiz yöntem var. Bunu daha çok yaz aylarında fremon tuzaklarıyla gerçekleştiriyoruz. Bu mücadele, sadece devletin yürütebileceği bir mücadele değil. Vatandaşlarımızın desteği çok kıymetli. Yan yana iki bahçeden biri ilaçlanır, diğeri ilaçlanmazsa hiçbir anlam ifade etmiyor. Tüm hemşehrilerimizden de destek olmalarını bekliyoruz. Çünkü bütüncül bir mücadele gerekiyor’’ diye konuştu.



Bartın’da kahverengi kokarca kış uykusunda yok edilecek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, Allah’a şükür Nevruz’u normalleştirdik" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Nevruz’u da normalleştirdik Allah’a şükür" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi tarafından ‘Türk Dünyası Öğrencileriyle Buluşma ve Nevruz Etkinlikleri’ gerçekleştirildi. Konfederasyonun ev sahipliğinde gerçekleşen programda Türk tarihi ve kültürünün önemine vurgu yapılırken, birlik beraberlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğine değinildi. Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Benim çocukluğumda ilk hatırladığım Nevruz’la ilgili baharın gelişinin müjdecisi olduğu ve çiçeğiyle beraber biz Nevruz’u hatırlıyoruz. Sultan Nevruz Bey bizde geçer. Biraz Avşar Türklerinde de böyle bir şey. Sultan Nevruz. Ve Nevruz çiçeğimiz açar. Zambağın küçüğüne benzer, mor ve sarı renklerin olduğu. Gerçekten Nevruz’dan hemen sonra Toroslar’da açan bir çiçektir. Biz Nevruz çiçeğini Çiğdemi, Nergiz’i baharla birlikte tanımıştık. Tabi bu geleneklerimizin bir ifadesiydi. Fakat gençlik yıllarımızda başka bir şeyle karşılaştık. Nevruz bir ideolojik mücadelenin ne yazık ki adı olarak topluma anlatılmaya çalışıldı. Bu da çatışmaların, kavgaların çeşitli Türkiye’yi ve bizi rahatsız eden bir kısım eylemlerin günü olarak karşımıza çıktı" açıklamasında bulundu. "Türkiye ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı" Arslan, günümüzde hem Nevruz Bayramı’nın hem de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün normalleşmesinin gururunu yaşadıklarını aktararak, "Ne yazık ki Türkiye hem Nevruz’da hem de 1 Mayıs’ta ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı. Her ikisi de çatışmaların olduğu, gerginliklerin olduğu, polisin, copun, su sıkan TOMA’ların, gazların tartışıldığı günler olarak hafızamızda kaldı. Bunlar gerçekten bizi hem üzdü hem de tarihsel gerçeklerin sattırılması konusundaki itirazlarımız da haklı gösterdi. 1 Mayıs’ı Taksim’e hapsettiler. 1 Mayıs’ın olabilmesi için Taksim’de 1 Mayıs kutlanır. 1 Mayıs bütün alanlarda kutlanabilir. Bu tartışmaları 1 Mayıs’ı Emek Dayanışma Gününe dönüştürdük. Sonra Taksim’in tasallutundan kurtardık" ifadelerine yer verdi. "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruz’u normalleştirdik" Aynı şekilde Nevruz Bayramı’nın da ideolojik baskı ve kavgaların odağından kurtulduğuna dikkati çeken Arslan, "Biz bugün Nevruz’un bu yönünü konuşuyoruz. Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Allah’a şükür Nevruz’u da normalleştirdik. Bugün Nevruz’u gerçek anlamıyla konuşabiliyorsak, bütün Türk dünyası ve özellikle Orta Asya toplumlarının hemen hemen pek çoğunun da sahiplendiği Nevruz’u bugün HAK-İŞ’te de konuşup kutlayabiliyorsak, Türkiye önemli iki sorunu önemli, iki kavga gününü barışa dönüştürerek hayırlı bir iş yapıldı. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız da hükümetimize bu konudaki gayret duaları herkese teşekkür ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının ardından Arslan, Ergenekon’da demir dağın delinerek aşılmasına ithafen temsili olarak demir dövdü. Programa HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; HAK-İŞ Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Yeşil, TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Abdullah Kutalmış Yalçın, Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Mümin Şen, üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri, Türk Dünyası öğrencileri ve akademisyenler katıldı.
Afyon Onlar artık vatansız değil Afyonkarahisar’da yaşayan ve kendilerini ‘vatansızlar’ olarak nitelendiren 8 kişilik ailenin vatan ve kimlik kazanma maratonu kamu kurumlarının iş birliği sayesinde mutlu sonla bitti. Afyonkarahisar’da Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları olmadığı için adeta hayalet gibi yaşayan, okula gidemeyen, işe girip çalışmayan ve erkeklerinin askere dahi gidemediği aile üyeleri, İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü ile yargının duruma el atmasıyla kimliklerine kavuştu. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) 2023 yılında gündeme getirdiği ailenin durumuyla ilgili Afyonkarahisar Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada aile üyelerinin kimliklerinin çıkarıldığı ve soy bağlarının oluşturulduğu belirtildi. Açıklamada, "Galip Cimbil’in ‘saklı nüfus’ çerçevesinde yaptığı başvuru, yürütülen detaylı inceleme, tahkikat ve yargı sürecinin ardından sonuçlandırıldı. Galip Cimbil ve ailesi Afyonkarahisar İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğünün titiz çalışmasıyla resmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. 12 Haziran 2023 tarihinde Afyonkarahisar Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğüne müracaat eden Cimbil’in durumu, ilgili kurumlar tarafından titizlikle ele alındı. Yapılan incelemelerde, Galip Cimbil’in geçmişte ‘Kalip Gül’ adıyla oluşturulan nüfus kaydının, usulsüz ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle 2006 yılında Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kararıyla silindiği tespit edildi. Başvuru sürecinde alınan yazılı beyanlar, ifade tutanakları ve MERNİS kayıtları doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilgilinin beyanlarının doğruluğu kanaatine varıldı. Kardeşleri üzerinden yürütülen tahkikat süreci de ilgili kurumlarca olumlu sonuçlandırıldı" denildi. Olayla ilgili aile üyelerinin DNA testleri de yapıldı Açıklamada olayla ilgili yargı sürecinin de titizlikle işlediğinin vurgulanırken şu ifadelere yer verildi: "Saklı nüfus kütüğüne kaydı yapılan Galip Cimbil’e geçici kimlik numarası verilirken ayrıca Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava çerçevesinde DNA incelemeleri yapıldı. Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda, Galip Cimbil’in Erdal Cimbil ve Sürmeli Aslan ile aynı soydan geldiği; Fatma Cimbil’in annesi, Ali Cimbil’in ise babası olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu tespit edildi. Mahkeme, 20 Şubat 2026 tarihinde verdiği ve kesinleşen kararla bu durumu hüküm altına aldı. Mahkeme kararının ardından hazırlanan dosya, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne iletildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, 12 Mart 2026 tarihli karar ile Galip Cimbil’in saklı nüfus çerçevesinde Türk vatandaşlığını kazandı."