ASAYİŞ
Çöp kamyonuyla çarpışan motosikletteki 2 genç hayatını kaybetti 23 Mayıs 2026 Cumartesi - 01:53:01 Antalya’nın Kumluca ilçesinde motosikletin, kontrolsüz kavşaktan dönmeye çalışan belediyeye ait çöp kamyonuyla çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında motosiklette bulunan 2 genç hayatını kaybetti. Kaza, saat 23.15 sıralarında Kumluca ilçesine bağlı Merkez Mahallesi Gödene Caddesi Mezbaha yol ayrımında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hasan Aşgın (18) idaresindeki 07 CKZ 938 plakalı motosiklet, Kumluca Belediyesine ait, sürücüsünün ismi açıklanmayan 07 VHK 29 plakalı çöp kamyonuyla çarpıştı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, motosiklette bulunan ve çarpışmanın etkisiyle yola savrulan Hasan Aşgın (18) ile motosiklette yolcu olarak bulunan Bekir Sarpdağ’ın (17) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kazayı haber alarak olay yerine gelen ölen gençlerin aileleri sinir krizi geçirirken, Kumluca Cumhuriyet Savcısının olay yerinde yaptığı incelemenin ardından cenazeler Kumluca Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Kamyon sürücüsü ise ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Görgü tanıkları, Temel Eğitim Mahallesi istikametinden gelen çöp kamyonunun Gödene Caddesi Mezbaha yol ayrımına girmek için kontrolsüz kavşaktan dönmeye çalıştığı sırada, ilçe merkezi yönünden gelen motosikletin çöp kamyonuna çarptığını söyledi.
Eşini ve akrabasını ağır yaralamıştı: Mağdur kadın kezzap tehdidini anlattı
07 Nisan 2026 Salı - 15:12 Eşini ve akrabasını ağır yaralamıştı: Mağdur kadın kezzap tehdidini anlattı Kocaeli’nin Körfez ilçesinde boşanma aşamasındaki eşi ile bir akrabasını silah ve bıçakla ağır yaralayan sanığın yargılanmasına devam edildi. Sanık savunmasında, "Eşim İstanbul’da çalışmak istemediğim için beni darp etti. Benim başıma ne geldiyse onun yüzünden geldi. Keşke böyle bir şey olmasaydı. Eşim ile aramızda hali hazırda boşanma davası var. Kendisinden boşanmak istediğimi söyledim ancak o boşanmak istemiyor" ifadelerini kullandı. Mağdur N.B.’nin ifadeleri de dosyaya girdi. Yıllarca şiddet gördüğünü ve kazandığı paranın eşi tarafından harcandığını belirten N.B., "Beni, ’Gitmeye kalkarsan suratına kezzap dökerek yakarım, insan içine çıkamazsın’ diyerek tehdit ediyordu" dedi. Hakkında 4 kez uzaklaştırma kararı bulunan M.S.B. (39), 17 Haziran 2024’te bayramda çocuklarını görmek için gittiği Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ndeki evde, boşanma aşamasındaki eşi N.B.’yi (35) bıçakladıktan sonra tabancayla 5 el ateş ederek ağır yaraladı. Olay yerinden kaçan zanlı, daha sonra Çamlıtepe Mahallesi’ne giderek uzaktan akrabası A.K.’yi (40) de silahla vurarak yaraladı. Saldırılarına devam eden M.S.B., sırasıyla akrabası V.B.’nin ve A.K.’nin evlerine silahla ateş açtıktan sonra izini kaybettirmeye çalıştı. Ağır yaralanan N.B. ve A.K. ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekiplerinin çalışması sonucu saklandığı camide yakalanarak gözaltına alınan M.S.B., emniyetteki işlemlerinin ardından "tasarlayarak ve töre saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. "N.B.’den boşanmak istiyorum ama o istemiyor" Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, "tasarlayarak ve töre saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklu bulunan sanık M.S.B. ile avukatı katıldı. Duruşmada söz verilen sanık M.S.B., "Daha önce işten geldiğimde N.B. bana, ’Neden İstanbul’a gidip çalışmıyorsun?’ dedi. Ben de gidemeyeceğimi ve burada iş bulacağımı söyledim. Bunun üzerine N.B. beni darp etti ve polisi arayarak ’Eşim beni dövüyor’ dedi. Akabinde polisler geldi, ’Sana ne oldu?’ diye sordular. N.B.’nin yaptığını söyledim. Şikayetçi olup olmadığımı sordular, olmadığımı söyledim. N.B. sürekli olarak çocuklarımı da dövüyordu, onlarla ilgilenmiyordu. Yine N.B., 5. çocuğumuzu doğurmak istemediğini söyledi. Ailemle görüştüm, onlar aldırmasına izin vermediler. Benim başıma ne geldiyse N.B. yüzünden gelmiştir. Keşke böyle bir şey olmasaydı. Eşim ile aramızda hali hazırda boşanma davası vardır. Kendisinden boşanmak istediğimi söyledim ancak o şu an boşanmak istemediğini beyan etmektedir. Kendisi ile Mersin 9. Aile Mahkemesi’nde boşanma davası vardır, gerekirse bu dosyamız getirilsin. Ben uzun süredir tutukluyum, tahliyemi istiyorum" dedi. Müştekilerin HTS kayıtları istendi Cumhuriyet savcısı mütalaasında, suçun vasıf ve mahiyetinin tam olarak belirlenebilmesi amacıyla müştekilerin olay tarihinden iki ay öncesine ait HTS kayıtlarının incelenmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, savcının taleplerini kabul ederek sanığın tutukluluğunun devamına hükmetti ve duruşmayı erteledi. Mağdurların ifadeleri dosyaya yansıdı Öte yandan, olayda ağır yaralanan mağdurların önceki celselerde alınan ifadeleri de dosyadaki yerini aldı. Sanığın eşiyle ilişkisi olduğunu iddia ettiği ve silahla yaraladığı akrabası A.K. ifadesinde, iddiaların tamamen iftira olduğunu belirtti. Olay günü sanığın yanına gelip çay içtiğini, ardından aracına yöneldiğinde sanığın silahla ateş ettiğini anlatan A.K., "Çayımı içtikten sonra masadan kalkarak, pastanenin karşısında bulunan kasaptan et alarak aracıma doğru gittim. Bu sırada sanık silahını çekerek ateşledi. Kendimi korumak için üzerine atıldım. Şahıstan kurtularak ana cadde istikametine doğru kaçtım peşimden ateş etmeye çalıştı ancak silahı patlamadı. Bu arbede sırasında öncesinde ve sonrasında M.S.B. ile aramızda yukarıda bahsettiklerim dışında hiçbir konuşma geçmedi. Benim bu şahsın eşiyle hiçbir ilişkim yoktur. Şahsın bu yöndeki suçlamaları asılsızdır, söyledikleri yalan ve iftiradan ibarettir. Bunları kendi kafasında uydurarak çevreden yalan yanlış duyarak uydurup benim üzerime bu şekilde saldırdığını düşünüyorum. Yaşanan olay ile ilgili ailelerimiz arısında konuşarak barıştık. Husumet yaşanmasını istemediğim için şu an için kendisi ile ilgili herhangi bir dava ve şikayetim yoktur" dedi. "Kazandığım parayı harcardı" Boşanma aşamasındaki eş N.B. ise sanığın hiçbir işte çalışmadığını ve evin geçimini kendisinin gündelik temizlik işleriyle sağladığını ifade etti. N.B., "M.S.B. 12 yıllık eşim olur. Eşim ile evliliğimizden 5 çocuğum vardır. Eşimin babası ve benim babam amca çocukları olurlar. Evlendikten kısa bir sonra eşim ile benim aramda yoğun tartışmalar ve kavgalar yaşanmaya başlamıştı. Bu tartışma ve kavgaların sebebi eşimin hiçbir işte çalışmaması, bana ve çocuklarıma bakmamasıdır. Eşimin hiçbir işte çalışmamasından dolayı ben gündelik olarak temizlik işlerinde çalışırım. Eşim ise bu duruma aldırış etmeden benim kazandığım parayı harcamaya devam eder ev ekonomisine hiçbir şekilde katkı sağlamazdı. 2023 yılı içerisinde bu ve benzer sebeplerle eşim beni şiddetli şekilde dövmüştü. Ben ise bu durum üzerine tek başıma Mersin’de ikamet eden ailemin yanına gittim ve yaklaşık olarak 1 ay kadar kaldım. Bu olay yaşandıktan sonra polis ekiplerine bilgi verdim" diye konuştu. "Senin suratını kezzap dökerek yakarım" Şiddet gördüğü için kadın sığınma evinde kaldığını ve uzaklaştırma kararı aldırdığını anlatan N.B., eşinin kendisini defalarca ölümle ve yüzüne kezzap dökmekle tehdit ettiğini kaydetti. N.B., "Eşim hakkında uzaklaştırma kararı almıştım. Bir gün beni aradığında, ’Geri dön yoksa birbirimize düşeriz, sonu güzel yerlere gitmiyor’ şeklinde konuşma yapmıştı. Benim bu konuşmadan anladığım, eşimin beni kendi canımla veya ailemin canıyla tehdit etmesidir. Eşim beni evliliğimiz boyunca darp ettiği zamanlarda ve normal zamanlarda olmak üzere, kıskançlığından kaynaklı olarak ’Ben seni dövüyorum ya, sen gitmeye kalkarsan bu suratla gidemezsin. Senin suratını kezzap dökerek yakarım, insan içine çıkamaz hale gelirsin’ diyerek tehdit etmişti. Beni dövdükten sonra polis çağırmamam için, ’Seni, V’yi veya M’yi öldürürüm’ diyerek tehdit ediyordu. Bu tehditler üzerine polis çağırmaktan korkuyordum" şeklinde konuştu. Sanık M.S.B.’nin iddianamede yer alan ifadesinde ise saldırıyı planlamadığını söyleyerek şu iddialarda bulunduğu öğrenildi: "Eşim bana boşanma davası açtıktan sonra A.K.’nin telefonunda eşimle müstehcen görüntüler olduğunu duydum. Akrabalar da biliyormuş. 2019’da aldığım silahı kömürlükte saklıyordum. Eşimi A.K.’den uzaklaştırmak istedim, korkutmak için gittim. A.K.’ye beni hastaneye bırakmasını söyledim. Arabaya bindikten sonra ’Eşimle ilişkin varmış’ dedim. Kabul etti. Öfkelenip bıçakla saldırdım, sonra silah ateş aldı. Eve dönünce eşimle tartıştık, ’Senin yüzünden A.K.’yi vurdum’ dedim. O da bana kızdı. O anda eşimi bıçaklayıp, ardından silahla ateş ettim. Amacım öldürmek değildi, pişmanım. Eşimin telefonunda A.K.’nin numarasını yakaladım, mesajlarını gördüm. Ben eşimle ayrılmak istemiyordum, yuvamı dağıtmak istemiyordum. Ben A.K’yi korkutursam eşimden uzaklaşır zannediyordum."
Samsun’un mart ayı trafik kaza bilançosu: 7 ölü
07 Nisan 2026 Salı - 15:01 Samsun’un mart ayı trafik kaza bilançosu: 7 ölü Samsun’da mart ayında meydana gelen trafik kazalarında 7 kişi hayatını kaybetti. Kurallara uyulmaması nedeniyle yaşanan kazalar, can kaybı ve yaralanmalara yol açtı. Samsun genelinde polis sorumluluk alanında mart ayında 413’ü ölümlü veya yaralanmalı, 550’si maddi hasarlı olmak üzere toplam 963 trafik kazası meydana geldi. İl genelinde kazalarda 7 kişi hayatını yitirdi. Meydana gelen kazalar 13 Mart’ta Atakum ilçesinde 45 yaşındaki bir vatandaş kamyonetin çarpması sonucu kaldırıldığı hastanede 10 gün sonra hayatını kaybetti. 16 Mart’ta İlkadım ilçesinde motosiklet kazasında 21 yaşındaki sürücü hayatını yitirdi. 17 Mart’ta Çarşamba ilçesinde vakaya giden ambulansın kamyona çarpması sonucu 34 yaşındaki sürücü hayatını kaybetti. Aynı gün Terme ilçesinde tıra çarpan bir motosiklet sürücüsü hayatını yitirdi. 20 Mart’ta Atakum’da meydana gelen motosiklet kazasında ağır yaralanan 30 yaşındaki sürücü hastanede kurtarılamadı. 20 Mart’ta Kavak, Kuzalan Mahallesi Samsun-Ankara kara yolunda, motosiklet sürücüsü otomobille çarpıştı. Ağır yaralanan motosiklet sürücüsü, Samsun Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı ve 9 gün süren hayat mücadelesini kaybetti. 28 Mart’ta Ladik ilçesinde virajı alamayan motosiklet, karşı yönden gelen kamyonla çarpıştı; motosiklet sürücüsü hayatını yitirdi. Mart ayındaki kazalar, özellikle motosiklet sürücülerinin ve yaya güvenliğinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Akaryakıt istasyonu faciasında acılı anne mahkemede konuştu: "Çocuklarımın kokusuna hasretim"
07 Nisan 2026 Salı - 14:38 Akaryakıt istasyonu faciasında acılı anne mahkemede konuştu: "Çocuklarımın kokusuna hasretim" Samsun’da geçen yıl akaryakıt istasyonunda meydana gelen ve baba ile iki kızının hayatını kaybettiği heyelan faciasına ilişkin davanın ikinci duruşması görüldü. Duruşmada acılı anne Çiğdem Kaya’nın sözleri yürekleri dağlarken, sanıkların savunmaları ise dikkat çekti. Samsun’un Canik ilçesinde, Lovelet AVM yanındaki akaryakıt istasyonunda 27 Nisan 2025 gecesi meydana gelen olayda, oto yıkama bölümünde aracını yıkayan Adem Kaya (35), kızları Açelya Mina (7) ve Ayla (5) toprak kayması sonucu göçük altında kalarak hayatlarını kaybetmiş, anne Çiğdem Kaya (32) ise yaralı olarak kurtulmuştu. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olayın "iş güvenliği ihmali" sonucu meydana geldiği vurgulanırken, istasyon sahibi Mehmet Zeki Gedikli ile işletmede fiilen müdür gibi hareket ettiği belirtilen Kemal Yıldırım hakkında 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli, tutuksuz sanık Kemal Yıldırım, mağdur Çiğdem Kaya, aile yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada tanık olarak dinlenen akaryakıt istasyonu çalışanları ve iş güvenliği sorumlusu, risk analiz raporlarının kazadan sonra imzalatıldığını ve olay öncesine ait eksiklikler bulunduğunu ifade etti. Tanık beyanlarında, risk analiz ve acil durum raporlarının olaydan birkaç gün sonra hazırlandığı ve çalışanlara sonradan imzalatıldığı yönünde ifadeler yer aldı. Tutuksuz sanık Kemal Yıldırım, "Risk analiz formunda adıma atılan imza bana aittir. Ancak bu imzayı kazadan 3 gün sonra attım. Olaydan sonra işyerinde acil evrakların hazırlanması gerektiği söylendi. Daha önce bu rapor bana gelmedi, gelseydi imzalatırdım. Mehmet Zeki Gedikli gözaltında olmasaydı o da imzalardı" ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli ise savunmasında, "Ben bu rapora imza atmadım. Biz bu adamlara niye maaş verdik, sorumlu yaptık. Benim ticari işyerimde yetkililerin onayladığı ruhsat vardır. Yıkamadaki boşlukta o zaman ruhsat yoktu. Kimse bize ruhsat alın diye uyarmadı. Yer benim yerim değildir, devlete ait yerden toprak kaydı. Ben 82 yaşındayım. Suçum varsa ben de cezalandırılmayı kabul ederim. Ancak suçsuzum, tahliyemi istiyorum " dedi. Duruşmada söz alan Çiğdem Kaya, yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi: "20 gün sonra bir yıl olacak. 2 bayram geçti, çok zor oldu. Herkes çocuklarına bayramlık alırken ben resimlerime baktım. Hala sakatlığım devam ediyor. Çocukları ile insanlar görünce gözyaşına boğuluyorum. Bu süreç beni mahvetti. Cezalarını almalarını istiyorum. Hayatımı mahvettiler. Gece uyuyamıyorum. 2 ilaç kullandığım halde uyuyamıyorum. Çocuklarımın kokusuna hasret kaldım. Cezalandırılmasını istiyorum" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, Çiğdem Kaya hakkında kati rapor alınmasına ve Mehmet Zeki Gedik’in tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 1 Ekim 2026 tarihine erteledi. Duruşma çıkışında açıklama yapan Çiğdem Kaya ise şunları söyledi: "20 gün sonra kazanın bir yılı olacak. Acım hâlâ devam ediyor. Eşimin ve çocuklarımın hakkını sonuna kadar arayacağım. Benim hayatımı mahvettiler. Bu süreç beni çok yıprattı. Hala ilaçlarımı kullanmaya devam ediyorum, sakatlığım devam ediyor. İnsanların acınarak bakması ve bu sakatlığım yüzünden bir toplum içine giremiyorum. İnşallah adalet yerini bulur, cezalarını alırlar. Keşke önlemini alıp takdiri Allah’a bıraksalardı" dedi. Kaya ailesinin avukatı Kartal Akcan da duruşma çıkışında yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Bir aile araçlarını yıkamak için gidiyorlar ve üzerlerine büyük bir kütle düşüyor. İki tane ufacık kız çocuğu beş ve yedi yaşında ve babaları vefat ediyor. İki aile yok oluyor. Bir ailede iki çocuk ve baba, baba da öbür ailenin tek çocuğu. Ben hukuki anlamda daha çok vicdani anlamda açıklama yapmak istiyorum. Bütün Türkiye’nin bilmesi anlamında. Hani hepimiz deriz Rabb’im düşmanıma bile evlat acısı vermesin. Biz bu olayda bunu yaşıyoruz. Benim söylemek istediğim şu hepimizin çoluğu çocuğu var. Bizler bir restorana gittiğimizde oyun parkı olan bir yer arıyoruz değil mi. Saçlarının teline zarar gelmesini istemiyoruz. Burada iki tane çocuk ve babaları vefat etti. Bu evlatlar Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkesin evlatları. Bütün kamu kurumlarının evlatları. Bizler anne baba olarak evlatlarımızın güvenliği için yaşıyoruz. Keşke bizi yönetenler en alttan en tepeye kadar herkes kendi evlatları gibi tedbir alsa. Trafik anlamında, iş güvenliği anlamında gerekli önlemler alınsa evlatlarımızı kaybetmeyiz. Ben bu davanın bundan sonra ağlayan anne babaların olmamasına vesile olacağına inanıyorum."