ASAYİŞ
05 Mayıs 2026 Salı - 00:23 Tipi vurdu heyelan yolu kapattı, 2 çoban ve yaklaşık 650 küçükbaş hayvan yaylada mahsur kaldı Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Yarıkkaya köyünde, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanı ile yaylaya çıkan 2 çoban yoğun kar ve tipi ile birlikte meydana gelen toprak kayması nedeniyle geri dönemedi. Bulundukları yerde mahsur kalan çobanların sağlık durumlarının iyi olduğu, ekipler tarafından gerekli yaşam şartlarının sağlandığı ve sürüyü yalnız bırakmamak için yol yapım çalışmalarının tamamlanmasının ardından sürüleriyle birlikte bölgeden ayrılacakları bildirildi. Olay, sabah saatlerinde Yarıkkaya köyü sınırlarında bulunan Sultan Dağları yaylasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sürülerini otlatmak için yaylaya çıkan çobanlar Bilal Akpınar ve Ömer Şahin, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanla birlikte yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle bulundukları yerde mahsur kaldı. Isparta Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hüseyin Sarıdaş’ın ihbarı üzerine bölgeye AFAD ve İl Özel İdaresi ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, çobanların ve koyunların geçtiği güzergâhta zemin yapısının zayıfladığı, yağışların da etkisiyle yaklaşık 300 metrelik alanda meydana gelen toprak kayması sonucu yolun çöktüğü ve bu nedenle yaylaya ulaşımın sağlanamadığı ve bu yüzden geri dönemedikleri belirlendi. Bunun üzerine Yarıkkaya köyünden 3 traktörle yola çıkan 15 kişilik köy halkı ve bölgede bulunan ekipler, zorlu arazi şartlarına rağmen mahsur kalan çobanlara ve hayvanlara ulaşarak saman ve yiyecek ulaştırdı. Ancak yolun kapalı olması nedeniyle küçükbaş hayvanların yayladan indirilemediği öğrenildi. Sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilen çobanların, yol yapılana kadar sürülerini bırakmamak için bölgede kalmaya devam ettiği bildirildi. "İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz" Çobanlara yardım için bölgeye giden ve ilk ulaşan vatandaşlardan Mikail Şahin, "Orada sürümüz vardı ve bu olay nedeniyle 8-9 hayvanımız telef oldu. Sabah saat 06.30’dan itibaren onları kurtarmak için mücadele ettik, akşam saat 19.30 civarında çalışmaları sonlandırmak zorunda kaldık. Koyunlarımızı ve çoban arkadaşlarımızı gerekli imkanlar sağlanarak bulundukları yerde bıraktık. İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz. Biz haberi alır almaz bölgeye gittik ve tehlikeli yollardan geçerek çoban arkadaşlarımıza ulaştık. Allah’a şükür, sağlık durumları iyi. Yanımızda saman ve bazı malzemeler götürdük. Olay yerine vardığımızda sürüde kayıplar olduğunu gördük. Koyunları ve çoban arkadaşlarımızı geri getirmek istedik ancak önümüzde bir akarsu vardı ve yol olmadan bunu aşmamız mümkün değildi. Yoğun tipi vardı ve kar kalınlığı yaklaşık 50 santimetreye ulaşıyordu. Traktörlerimiz bile ilerlemekte zorlandı. Yolu açmak için çok çaba sarf ettik ancak başarılı olamadık. Herkese geçmiş olsun diliyorum" dedi. Yol yapım çalışmalarının sabah saatlerinde devam edeceği bildirildi.
Cinayet davasında otopsi raporu detayı
03 Nisan 2026 Cuma - 12:32 Cinayet davasında otopsi raporu detayı Antalya’da 45 yaşındaki Nida Nazlıer’in evinde öldürülmesine ilişkin davada, hakkında "canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen tutuklu sanık Aref Elhussein, ikinci kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada gündeme gelen otopsi raporunda şüphelinin ifadesinin aksine cinsel birleşmeye ilişkin bulguya rastlanmadığı belirtilirken, sanık savunmasında, "Çok pişmanım, olay nasıl oldu bilmiyorum. Beni çağırdı yanına gittim, beni bırakması için para teklif ettim ancak beni bırakmadı" dedi. Olay, 31 Temmuz günü saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi üzerindeki 5 katlı binanın 1’inci katında meydana geldi. İşten çıkan Halil İ. (23), birlikte yaşadığı arkadaşı Nida Nazlıer’in evine geldi. Eve giren Halil İ., Nazlıer’i banyoda kanlar içerisinde buldu. İhbar üzerine adrese gelen sağlık ve polis ekipleri, Nazlıer’in hayatını kaybettiğini belirledi. Nazlıer’i bulan Halil İ. ile maktulle en son telefonda görüştüğü ve anahtar almak için eve geldiği belirlenen H.H. (39) gözaltına alındı. Antalya Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri ise olayın ardından 80’in üzerinde güvenlik kamerası görüntüsünü inceleyerek şüphelinin kimliğini tespit etti. Kepez ilçesi Güneş Mahallesi’nde oturduğu belirlenen Suriye uyruklu Aref Elhussein (28), düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüphelinin kimliği parmak izi çalışmasıyla netlik kazandı. Elhussein ile birlikte Halil İ. ve H.H., ifadelerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. Hastanedeki işlemler sırasında Elhussein’den kan örneği alındığı, sağ elinin bandajlı olduğu görüldü. İfadesinde suçunu kabul eden Elhussein, Nazlıer ile ilişki konusunda anlaştıklarını, aralarında çıkan tartışma sırasında aynanın kırıldığını, cam parçalarıyla kendisine saldırıldığını ve Nazlıer’i kanlar içinde görünce kaçtığını öne sürdü. Adliyeye sevk edilen Elhussein, "kasten öldürme" suçundan tutuklanırken, Halil İ. ile H.H. serbest bırakıldı. İddianamede ağırlaştırılmış müebbet talebi Hazırlanan iddianamede, sanık Aref Elhussein hakkında "canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianamede savunmasına da yer verilen sanık, maktulün kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia etti. Bu iddia üzerine Antalya 2’nci Sulh Ceza Hakimliği kararıyla sanık hakkında iç beden muayenesi yapıldı. Yapılan muayenede, sanığın cinsel saldırı iddiasını doğrulayacak herhangi bir bulguya rastlanmadığı, bu yöndeki beyanlarının ise suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirildi. Duruşmada otopsi raporu gündeme geldi İddianamenin Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesiyle açılan davanın ikinci duruşmasına taraf yakınları ve taraf avukatı katıldı. Duruşmada söz alan maktulün avukatı, HTS kayıtlarında maktulle sanık arasında herhangi bir iletişim bulunmadığını belirterek, sanığın öne sürdüğü şekilde cinsel bir ilişkinin yaşanmadığını savundu. Maktul Nazlıer ailesinin avukatı Erdem Elmas otopsi raporuna dikkat çekerek, "Maktulün otopsi raporunda cinsel birleşmeye dair bir bulgu yer almıyor. Bu nedenle bu olay yağma amacıyla adam öldürmedir" ifadelerini kullandı. "Sadece pişmanım" Savunma yapan tutuklu sanık Aref Elhussein ise, "Çok pişmanım, olay nasıl oldu bilmiyorum. Beni çağırdı yanına gittim, beni bırakması için para teklif ettim ancak beni bırakmadı, ücreti ödemek istedim ama kabul etmedi, kendimi kurtarmak için böyle yaptım, diyeceğim bir şey yok, sadece pişmanım" dedi. "Üzerindeki altınları aldım. Telefonunu da aldım, parçalayıp çöpe attım" Sanık Aref Elhussein, ilk duruşmada ise maktulle ilişkiye girdiklerini, ardından tartışma çıktığını öne sürerek, "Bana engel olmaya çalıştı. Masanın üzerindeki bardağı alıp başına vurdum. Aramızda arbede yaşandı. Sinirden kendimi kaybettim, saçından tutup aynalı dolaba vurdum. Ayna kırıldı. Cam parçasını sol ayağıma sapladı. O beni öldürmek istedi. Üzerindeki altınları aldım. Telefonunu da aldım, parçalayıp çöpe attım. Üzerimde kan olduğu için evden kıyafet bulup giydim. Yüzüm tırnak izleriyle çizilmişti, içeriden bir gömlek alıp yüzüme sardım. Taksi çağırıp iş yerine geldim. Kanlı elbiselerimi poşete koydum" diye konuşmuştu. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Yaya geçidinde minibüs çarpan Ayteş’in ailesi adalet istiyor
03 Nisan 2026 Cuma - 12:15 Yaya geçidinde minibüs çarpan Ayteş’in ailesi adalet istiyor Niğde’nin Bor ilçesinde 23 Mart 2026 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan 46 yaşındaki Süleyman Ayteş’in yaşam mücadelesi sürerken, ailesi kazaya karışan servis sürücüsünün adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına tepki gösterdi. Yoğun bakımda tedavi altında bulunan Ayteş’in hayati tehlikesi devam ederken, yakınları ’adalet’ çağrısında bulundu. Kaza, geçtiğimiz hafta Bor ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre, yaya olarak karşıdan karşıya geçmek isteyen Süleyman Ayteş’e, yaya geçidinde seyir halinde olan bir okul servisi çarptı. Çarpmanın etkisiyle ağır yaralanan Ayteş, olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılarak yoğun bakımda tedavi altına alındı. Kazaya ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinde servis sürücüsünün kusurlu olduğunun açıkça görüldüğü öne sürülürken, sürücünün serbest bırakılması Ayteş ailesinin tepkisine neden oldu. Aile üyeleri; aradan geçen zamana rağmen herhangi bir tutuklama kararı verilmemesine tepki göstererek sürücünün cezalandırılmasını istedi. Ayteş’in oğlu Arda Ayteş, babasının yaşam mücadelesi verdiğini belirterek, "Babam karşıdan karşıya geçerken okul servisi çarptı. Kamera kayıtlarında sürücünün kusurlu olduğu görülüyor. Ama o kişi dışarıda elini kolunu sallayarak geziyor. Ben 10 gündür hastanedeyim. Babam ölümle cebelleşiyor. Tek istediğimiz adaletin yerini bulması" dedi. Ailenin yaşadığı acıyı dile getiren Arda Ayteş, "Biz burada her gün umutla bekliyoruz. Babamın hayati riski devam ediyor. Ama onu bu hale getiren kişi kahvede oturup okey oynuyor. Bu bizim vicdanımızı yaralıyor. O kişi tutuklanmadığı sürece içimiz rahat etmeyecek" ifadelerini kullandı. "Umudumuzu kaybetmedik" Eşi Emel Ayteş ise yaşadıkları sürecin çok ağır olduğunu belirterek, "10 gündür hastanedeyiz. Doktorlar ‘hazırlıklı olun’ diyor ama biz umudumuzu kaybetmedik. Eşimin yaşam mücadelesini izlerken, kazaya sebep olan kişinin dışarıda olması kabul edilemez. Adalet istiyorum, sürücünün bir an önce tutuklanmasını istiyorum" diye konuştu. Kardeşi Hayri Ayteş de, "Biz burada acı içindeyken o kişinin dışarıda gezmesi bizi derinden yaralıyor. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Kamera kayıtlarında kardeşimin ne kadar dikkatli olduğu görülüyor. Tüm araçlar geçtikten sonra, yayaya yeşil yandıktan sonra geçiyor. Buna rağmen yüksek hızla kırmızı ışık ihlali yapan bir araç çarpıyor. Kardeşimin en ufak bir kusuru yok. Biz sadece adalet istiyoruz" şeklinde konuştu. Ayteş ailesi; yetkililere çağrıda bulunarak benzer acıların yaşanmaması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını ve sürücünün tutuklanmasını talep etti.
Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik: "Suç türleri dijitalleşmeyle karmaşıklaşıyor"
03 Nisan 2026 Cuma - 12:14 Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik: "Suç türleri dijitalleşmeyle karmaşıklaşıyor" Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik ise teknolojinin gelişmesiyle birlikte suç türlerinin de değiştiğini vurgulayarak "Günümüzde teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi ve dijitalleşme, hayatımızı pek çok alanda kolaylaştırırken suç türlerinin de boyut değiştirmesine ve karmaşıklaşmasına neden olmaktadır" dedi. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Trabzon’da ’Karadeniz Bölgesi Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcıları Toplantısı’ gerçekleştirildi. Karadeniz Bölgesi il merkezleri ile mülhakat Cumhuriyet Başsavcılıklarında görev yapan ve Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından görevlendirilen 72 Cumhuriyet savcısı ile bakanlık birim yetkilileri ve Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) temsilcilerinin katıldığı toplantıda, bilişim suçlarıyla mücadeleye yönelik iş birliği ve çözüm önerileri ele alındı. Toplantının açılış konuşmalarını TÖDEB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fevzi Güngör, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Şenol Taş ve Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik yaptı. "Kalıcı iletişim kanalları kritik ihtiyaç" TÖDEB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fevzi Güngör, ödeme ve elektronik para sektörünün her geçen gün büyüdüğünü belirterek "Artan işlem hacimleri ve genişleyen kullanıcı tabanı, sektörümüzü hukuki açıdan daha görünür hale getiriyor. Bu durum kamu otoriteleriyle daha yakın ve sistematik bir iletişimi zorunlu kılıyor. Bu nedenle sektörümüz ile adli makamlar arasında doğru, şeffaf ve zamanında bilgi paylaşımını sağlayacak kalıcı iletişim kanallarının kurulması kritik bir ihtiyaçtır" diye konuştu. Güngör, 11. Yargı Paketi ile bu alanda önemli bir adım atıldığını ifade ederek, dolandırıcılık ve yasa dışı faaliyetlerle mücadelede hızlı ve kesintisiz iletişimin önemine dikkat çekti. UYAP ile entegre edilmesi planlanan dijital iletişim altyapısı için TÖDEB olarak ilgili kurumlarla çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik ise teknolojinin gelişmesiyle birlikte suç türlerinin de değiştiğini vurgulayarak "Günümüzde teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi ve dijitalleşme, hayatımızı pek çok alanda kolaylaştırırken suç türlerinin de boyut değiştirmesine ve karmaşıklaşmasına neden olmaktadır. Özellikle bilişim sistemleri, elektronik para ve mobil ödeme araçları kullanılarak işlenen suçlar; sınırları aşan yapısı, anonimleşme imkânları ve sürekli kabuk değiştiren yöntemleriyle, biz yargı mensuplarının sürekli olarak güncel kalmasını, yeni soruşturma pratikleri geliştirmesini ve sektörel dinamikleri çok daha yakından takip etmesini zorunlu kılmaktadır. Bu toplantı vesilesiyle Karadeniz Bölgesi illerimizde ve ilçelerimizde görev yapan siz kıymetli Cumhuriyet savcılarımızla ve sektörün uzman isimleriyle bir araya gelerek; POS, elektronik para ve mobil ödeme sektörlerinde adli süreçlerde karşılaştığımız somut örnekleri istişare etmek, dolandırıcılık, kumar ve yasa dışı bahis gibi kritik suç tiplerine karşı vaka paylaşımlarıyla ortak çözüm önerileri geliştirmek ve uygulamada yaşanan tereddütleri gidererek soruşturmaların çok daha etkin, hızlı ve yeknesak bir şekilde yürütülmesini sağlamak hedeflenmektedir" şeklinde konuştu. Toplantının temel hedefinin sahadaki sorunları değerlendirmek ve çözüm yolları geliştirmek olduğunu ifade eden Çelik, dolandırıcılık, kumar ve yasa dışı bahis gibi suçlara karşı daha etkin mücadele için kurumlar arası dijital entegrasyonun önemine işaret etti. "Bilişim suçları bürolarıyla uzmanlaşma arttı" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Şenol Taş da bilişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte suçların önemli bir kısmının internet ortamına taşındığını belirtti. Taş, bu kapsamda 2022 yılında ağır ceza Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde bilişim suçları soruşturma bürolarının kurulduğunu hatırlatarak "İlk kurulduğunda 395 olan görevli sayısı, 26 Eylül 2025 itibarıyla 807’ye ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. Toplantılar sonucunda önemli kazanımlar elde edildiğini dile getiren Taş, adli süreçlerin hızlandırılması amacıyla ödeme ve elektronik para kuruluşları için standart müzekkere cevap şablonunun oluşturulduğunu ve uygulamaya alındığını kaydetti. Toplantıda, bilişim ve finansal suçlarla mücadelede kurumlar arası iş birliğinin artırılması ve dijital altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.
Kardeşini pusu kurarak öldürdü, babasının katili çıktı: "Hedefinde annesi de vardı" iddiası
03 Nisan 2026 Cuma - 12:10 Kardeşini pusu kurarak öldürdü, babasının katili çıktı: "Hedefinde annesi de vardı" iddiası Kocaeli’nin Darıca ilçesinde işe gitmek üzere tırına binen kardeşini, kurduğu pusuyla öldüren 47 yaşındaki zanlının, 31 yıl önce de babasını sırtından bıçaklayarak öldürdüğü ortaya çıktı. Cinayetin ardından hastanedeki annesini de öldürmeyi planladığı iddia edilen zanlı, polis ekiplerinin takibi sonucu yakalandı. Nenehatun Mahallesi Ertuğrulgazi Caddesi’nde 1 Nisan Çarşamba günü saat 08.00 sıralarında meydana gelen olayda, işe gitmek üzere tırının yanına gelen evli ve iki çocuk babası Çetin Kaya (35), aracını çalıştırdığı esnada silahlı saldırıya uğradı. Başında kask bulunan ve tırın altına saklanarak pusu kurduğu belirlenen şüpheli, saklandığı yerden çıkarak Kaya’ya tabancayla ateş etti. Ağır yaralanan Çetin Kaya, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından geniş çaplı çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti işleyen kişinin Çetin Kaya’nın 47 yaşındaki ağabeyi S. Kaya olduğunu tespit etti. Ekiplerin takibi sonucu, cinayetin ardından hastanede tedavi gören annesini de öldürmek amacıyla hastaneye gittiği iddia edilen zanlı, hastanede yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan S. Kaya, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Babasını öldürdüğü ortaya çıktı İlk etapta miras ve para meselesi olduğu düşünülen cinayetin altından ise yıllara dayanan başka bir aile trajedisi çıktı. İddiaya göre S. Kaya, henüz 16 yaşındayken 1995 yılında Gebze ilçesi Akse Sapağı’nda 42 yaşındaki babası Cemal Kaya’yı da bıçaklayarak öldürdü. O dönem, babasının kendisinin hırsızlık yapan arkadaşlarıyla görüşmesini istemediği ve bu sebeple kendisine tokat attığı, buna öfkelenen S. Kaya’nın gece eve gitmediği öğrenildi. S. Kaya’yı bulmak için evden çıkan baba Cemal Kaya’nın sapakta oğluyla karşılaştığı, "Eve gel" demesine rağmen ret cevabı aldığı ve arkasını dönüp giderken oğlu tarafından karpuz satıcısından alınan bıçakla sırtından bıçaklanarak öldürüldüğü belirtildi. Bu cinayetin ardından S. Kaya’nın cezaevine girdiği kaydedildi. Baba cinayetinin ardından Kaya ailesinin diğer üyelerinin S. Kaya ile tüm iletişimini kestiği, zanlının ise bu dışlanmayı hazmedemediği ve aile üyeleriyle zaman zaman sürtüşmeler yaşadığı öne sürüldü. Zanlının, olaydan önceki yaklaşık bir hafta boyunca kardeşi Çetin Kaya’nın evinin önünden geçtiği, aile üyelerini zaman zaman tehdit ederek kışkırtmaya çalıştığı; ayrıca tüm bu husumetin ve aileden dışlanmasının sorumlusu olarak annesini gördüğü, bu nedenle kardeşinin ardından annesini de öldürmeyi planladığı ileri sürüldü. Öte yandan, zanlı S. Kaya’nın kendi ailesinden bazı kişilerin, sosyal medya üzerinden maktulün ailesindeki bazı kişilere yönelik kışkırtıcı yorumlar yaptığı da iddialar arasında yer aldı.